‘Ehl-i Beyt’ olarak etiketlenmiş yazılar
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 23
26 Temmuz 2009Mescidi Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Avlusu (Mdine-i Münevvere)
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 23
FÂTIMA-TÜZ ZEHRA’NIN VEFATI
Hazret-i Fâtıma, Resûlullah (s.a.v.) vefât ettikten sonra hiç gülmemiştir. Ayrılık ateşi ile daima yanmış ve Resûlullah (s.a.v.) efendimizin verdiği müjde zamanını bekler olmuştur. Gündüzleri oruç tutarak geceleri ibâdetle geçirmiştir. Vefat edeceğine yakın: “Ölünce beni erkekler arasına perdesiz çıkaracaklarını düşünerek çok utanıyorum” buyurmuştu. O zaman kadınları tabuttan kefene sarılı olarak perdesiz çıkarmak âdet idi. Esma binti Ümeyr, (r.anha) buyuruyor ki: “Habeşistan’da iken hurma dallarını çadır gibi ördüklerini görmüştüm” dedim. Hz. Fâtıma “Bunu yanımda yap da göreyim” dedi. Esma yaparak gösterdi, çok hoşuna gitti ve duâ etti. Resûlullah (s.a.v.) vefât ettikten sonra güldüğü hiç görülmemişti, öldükten sonra beni sen, yıka, Ali de bulunsun. Başka kimse içeri girmesin diye vasiyet etti. İşte bunun için Hz. Ali cenazesine kimseyi çağırmadı. Bir habere göre, Hz. Abbas (r.a.) Ehl-i beytden birkaç kişi ile cenaze namazını kılıp, gece defn ettiler. Başka haberlere göre, ertesi gün Ebû Bekr-i Sıddîk, Ömer Fârûk ve bir çok sahâbî hasta ziyâreti için, Hz. Ali’nin evine geldiler. Anlayınca bize niçin haber vermedin? Namazını kılardık. Hizmetini görürdük, diyerek üzüldüklerini bildirdiler. Hz. Ali kendisini erkeklerin görmemesi için, gece defn olunmasını vasiyet ettiğini, vasiyeti yerine getirmek için böyle yapıldığını söyliyerek, özür diledi
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 24
26 Temmuz 2009Bab-üs Selam kapısı Mescid-i Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 24
Hz. Fâtıma, Resûlullahın (s.a.v.) vefâtından altı ay sonra, Ramazan-ı şerîfin 3. Salı gecesi akşam ile yatsı arasında vefât etmiştir. Vefatında yirmidört yaşında idi.
Rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler: Râvîler, Hazret-i Fâtıma’nın çok hadîs-i şerîf rivâyet ettiğini bildirmişlerdir. Bunlardan bazıları:
“Kızım Fâtıma, dikkat et, bütün mü’min kadınların veya bu Muhammed ümmeti kadınlarının büyüğü olmana râzı değil misin?”
“Ey benim kızcağızım, kalk Rabbinin rızkına hazırlan, gâfil olma. Zira âlemleri rızıklandıran Cenâb-ı Hak insanların rızıklarını safağın sökmesiyle güneşin doğması arasında dağıtır.” buyurdu.
“Hadîd, Vâkıa ve Rahman surelerini okumağa devam eden kimse yerde ve göklerde “Firdevs Cenneti yerlisi” diye anılır.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 25
27 Temmuz 2009Ravda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 25
“Kızım Fâtıma Allahü teâlâ şüphesiz sana azâp etmiyeceği gibi, senin çocuklarına da azâb etmiyecektir.”
“Dikkat ediniz, bir kimsenin eli bulaşık olduğu halde yatıp sabah kalktığında o yüzden kendine bir bela ve rahatsızlık gelirse, kendisinden başkasına kabahat bulup kötülemesin.”
“Cuma gününde öyle bir saat vardır ki: Mü’min ve müslüman olan bir kimse tam o saatte Cenâb-ı Haktan bir şey dilerse, âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâ Onun duasını kabul buyurarak dileğini verir.” buyurdular.
İlâhi! Fâtıma evlâdı hatırına,
Son sözüm kelime-i tevhid ile ola!
Eğer bu duamı edersen red ya kabul!
Sarıldım, Ehl-i beyt-i Nebî eteğine.
KAYNAKLAR
1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8, sh-19
2) El-İsâbe cild-4, sh-377
3) El-İstiâb cild-4, sh-373
4).Hilyet-ül-evliyâ cild-2, sh-39
5) Belezûri, Ensâb-ül-eşrâf cild-1, sh-269
6) Mektûbat-ı İmâm-ı Rabbâni cild-2, mek. 59
7) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6, sh-282
8) Şevâhid-ün-Nübüvve cild-7, sh-19
9) Medâric-ün-Nübüvve cild-2, sh-594
10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1005, 58, 306, 469, 839, 924, 974, 975
11) Sahîh-i Buhârî Fedâil-i Ehl-i Beyt
12) Sahîh-i Müslim Fedâil-i Ehl-i Beyt
13) Sevâik-ul-Muhrika sh-226
Cild; 1
Sh;139-146
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh);
27 Temmuz 2009Ravda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bab-üs Selam kapısı
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh);
Resûlullahın torunu, İslâm halifelerinin beşincisi. Oniki imamın da ikincisi, Ehl-i beytin dördüncüsü. Hz. Ali’nin oğlu olup, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kızı Fâtıma-tüz-Zehra annesidir. Künyesi Ebû Muhammed olup, lâkabı Müctebâ’dır. Medine’de 3 (m. 625) senesinin Ramazan ayı ortasında doğdu. Muhammed (s.a.v.) kulağına ezan ve ikâmet okuyup, ismini “Hasan” koydu. Yedinci günü akika olarak, iki koç kesti. Sünnet ettirip, saçını da kestirip, ağırlığınca gümüş sadaka verildi. Medine’de 49 (m. 669) senesinde vefât etti.
Hz. Hasan âlemlere rahmet olarak yaratılan, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) terbiyesiyle yetiştirilip, büyüdü. Bu çok az kimseye nasip olan, fakat çok büyük şeref ve se’âdetti. Mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Resûlullah (s.a.v.) tarafından pek çok hadîs-i şerîf ile iltifata mazhar oldu. Peygamberimiz Hz. Hasan’ı çok sever, ona şefkatle muamele ederdi Hz. Hasan ve kardeşi Hz. Hüseyin, Resûlullahın huzurunda güreşiyorlardı. Resûlullah (s.a.v.), Hz. Hasan’ı teşvik buyurdu. Hz. Fâtıma-tüz-Zehra babasına: Yâ Resûlallah! Hz. Hasan büyüktür, hep onun tarafını tutuyorsunuz. Halbuki, küçüğe yardımcı olmak daha uygun değil midir? deyince, “Yâ Fâtıma! Cebrâil (a.s.) Hüseyin’e yardım ediyor” buyurdular. Ebû Eyyûb-i Ensârî (r.a.) anlatır: “Birgün Resûlullahın (s.a.v.) huzuruna girmiştim. Hasan ile Hüseyin önünde oynuyorlardı. “Yâ Resûlallah! Sen bunları çok mu seviyorsun dedim.” “Nasıl sevmem. Bunlar benim dünyâda öpüp, hakladığım iki reyhanımdır!” buyurdu. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden, en fazla hadîs-i şerîf nakleden Ebû Hureyre (r.a.) anlatır: “Hasan’ı gördüğümde hep gözlerim yaşlarla dolar. Zirâ bugünkü gibi hatırlıyorum. Allahü teâlâ’nın Resûlü (s.a.v.) Onu kucağına oturturdu. O da mübârek sakalları ile oynardı. Resûlullah (s.a.v.) üç kerre şöyle buyurdular. “Ben bunu çok seviyorum. Sen de sev, Onu sevenleri de sev!” Yine Hz. Hasan ile Hüseyin’i kast ederek buyurdular ki: “Allahım ben bu ikisini seviyorum. Sen de bunları sev. Onlardan nefret edenleri sen de sevme!”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hasan bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh)- 2
27 Temmuz 2009Mescid-i Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ravda-i Mutahhara
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh)- 2
Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Hasan, Hüseyin, Fâtıma ve Ali’yi (r.anhüm) örtü içine alıp, Ahzâb sûresi otuzüçüncü âyet-i kerîmesini okuyup, “Ey Ehl-i Beytim! Allahü teâlâ sizlerden ricsi ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor.” Sonra, “Allahım! Benim Ehl-i beytim bunlardır.” buyurdu. Hz. Hasan, henüz akıl baliğ olmayan ve Resûlullaha bîat eden çocuklardandı. Sekiz yaşında 11 (m. 632) senesinde, önce dedesi Hz. Muhammed (s.a.v.), sonra da annesi Hz. Fâtıma-tüz-Zehra vefât edince yetim kaldı. Bundan sonra babası Hz. Ali’nin (r.a.) terbiyesinde büyüdü. Hz. Hasan beyaz ve güzel yüzlü olup, yüzü Resûlullah (s.a.v.)’ın yüzüne çok benzeyen yedi kişiden biridir. Resûlullaha bundan daha çok benzeyen kimse yoktu. Bir gün Hz. Ebû Bekir, ikindi namazını kıldıktan sonra yolda oynayan Hz. Hasan’ın yanına gitti. Onu omuzlarına aldı. Hz. Ali’ye dönerek; “Ali’ye değil de tıpkı Peygamber efendimiz’e benziyor” buyurunca, Hz. Ali tebessüm etti. Hz. Hasan hilm (yumuşaklık) rızâ, sabır ve kerem (cömertlik) sahibiydi Fitne çıkıp, halife Hz. Osman’ın evi sarıldığında imdadına gitti. İki defa herşeyini Allah rızası için dağıttı. Bir kişinin münâcâtında; “Yâ Rabbi! Bana onbin altın ihsan eyle” dediğini işitince, aceleyle evine gitti. Adamın münâcâtında istediğini gönderdi. Sadaka vermeden edemezdi. Hz. Hüseyin ile her aldıklarında pazarlık eder, ucuz almaya çalışırlardı. Kendilerine, “Bir günde, binlerce dirhem sadaka veriyorsunuz da, bir şey satın alırken niçin uzun pazarlık ederek yoruluyorsunuz?” dediklerinde “Verdiklerimizi Allah rızası için veriyoruz. Ne kadar çok versek yine azdır. Fakat, alış-verişte, aldanmak aklın ve malın noksan olmasıdır.” buyururlardı. Aldığı bir hediyeye değerinden fazla karşılık verirdi. Birgün Abdullah bin Zübeyr ile yola çıkmıştı. Bir hurmalıkta dinlendiler. Ağaçlar kurumuştu. Abdullah bin Zübeyr “Ağaçta hurma olsaydı, iyi olurdu” dedi. Hz. Hasan sessizce duâ etti. Bir ağaç hemen yeşerip, hurma ile doldu. Orada bulunanlar bu sihirdir, dediler. Hz. Hasan, “Hayır, sihir değil. Resûlullahın torununun kabul olan duası ile Cenâb-ı Hak yaratmıştır.” buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hasan bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh)- 3
28 Temmuz 2009Ravda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bab-üs-Selam kapısı
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh)- 3
Hz. Hasan babası Hz. Ali’nin şehîd edilmesiyle, 40 (m. 661) senesi Ramazan ayı sonunda halife oldu! Kendisine kırkbin kişi bîat etti. Basra, Hicaz, Horasan, Irak, İran, Kûfe, Medine, Mekke ve Yemen ahalisi de bîat etti. Fakat, Mısır ve Şam ahalisi Hz. Muaviye’ye bîat etti. Hilâfetin yedinci ayında Bağdad yanında iki tarafın ordusu harbe hazır iken, müslüman kanı dökülmemesi için, hilâfeti Hz. Muâviyeye baraktı. Hz. Hasan küçük iken Resûlullah (s.a.v.) O’na işaret ederek, “Bu oğlum Seyyiddir. Ümid ederim ki, Allahü teâlâ O’nun vasıtasıyla iki tarafın arasını bulur” buyurması, Resûlullah’ın (s.a.v.) bir mucizesiydi. Hz. Hasan’ın hilâfetten çekilmesiyle müslüman kanı dökülmedi Hz. Muâviye ile anlaştıkdan sonra Medine-i Münevvere’ye geldi. Hz. Muâviye kendisinden sonra Hz. Hasan’ın halife olmasına karar verdi. Hz. Hasan, çok evlenir, boşanırdı. Babam Hz. Ali, Kûfe’deyken “Hasan’a kız vermeyiniz. Zira boşar” deyince Kûfeliler kızlarının Resûlullah’ın torununun nikâhıyla şereflenmeleri için; “Biz, O’na istediği kızı veririz. İster alıkoysun ister boşasın.” cevabını verdiler. Aldığı her kadın ise Hz. Hasan’ı çok sevip, âşık olurdu. Fakat Ca’de binti Eş’as boşanmaktan çok korkup, kin tuttu. Hz. Muâviye’nin oğlu Yezid, babasının Hz. Hasan’ı halef göstermesi üzerine Ca’de’ye, Şam’dan zehir ile, “Seni ben alacağım, tepeden tırnağa kadar mal, süs eşyası içine koyacağım.” haberini gönderdi. Ca’de aldandı. Hz. Hasan zehirlendi, ölüm hastalığındayken, Resûlullah’ın (s.a.v.) yanına defn edilmesi için Hz. Âişe’den izin istedi. Hz. Aişe izin verdiyse de fitne korkusundan Mervan bin Hakem izin vermedi. Hz. Hüseyin O’nu Baki Kabristanı’na götürdü. Namazını Saîd bin Âs kıldırdı. Medine-i Münevvere’de Baki Kabristanlığı’na defn edildi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hasan bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh)- 4
28 Temmuz 2009Ravda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh)- 4
Hz. Hasan yirmibeş kerre yaya olarak Hacca gitti. Onbeş erkek ve sekiz kız evladı vardı. Hz. Hasan soyundan gelenlere “şerif” denir. Kızına ve yeğenlerine şöyle nasihat ederdi; İlme çalışınız. Ezber zorunuza gidiyorsa, yazınız ve evlerinize götürünüz.” Hz. Muhammed (s.a.v.) torunu Hz. Hasan için buyurdu ki: “İçinizden en hayırlısı Ali, gençlerin arasında en hayırlıları Hasan ile Hüseyin. Kadınların da en hayırlısı Fâtıma’dır.”
“Hasan ile Hüseyin Cennet gençlerinin büyüğüdürler. Babaları onlardan efdaldir.”
“Kim güneşi kaybederse aya başvursun. Onu da kaybederse yıldıza başvursun.” Eshâb-ı kirâm bu hadîs-i şerîfin izahını isteyince Resûlullah (s.a.v.) bunu şöyle açıkladı, “Güneş benim. Ay Ali’dir. Fâtıma da, yıldadır. Kuzey kutbuna yakın olan o iki yıldız ise Hasan ile Hüseyin’dir.”
KAYNAKLAR
1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2, sh-9; cild-3, sh-19: cild-8, sh-279
2) Üsûd-ül-gâbe cild-2, sh-8
3) El-İstiâb cild-3, sh-164, 168
4) A’lâm-ün-nübelâ cild-3, sh- 194, 168
5) Târîhi’l-İslâm cild-3, sh-66
6) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-1, sh-108
7) Târîh-ul hâmis cild-1, sh-470
8) Süyûtî, Târîh-ul-hulefa sh-188-193
9) Sahîh-i Buhârî cild-2, sh-136; cild-4, sh-104
10) El-İsâbe cild-1, sh-338, 331
11) İbni Hacer-i Mekkî, Savâ’ık-ul-Muhrike sh-135
12) Muhtasar-ı tuhfe sh-193, 174
13) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1011
Cild; 1
Sh; 147-148
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hasan bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh);
28 Temmuz 2009Ba-üs Selam kapısı Ravda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh);
Resûlullahın (s.a.v.) torunu, Hz. Ali’nin ikinci oğlu. Oniki imâmın üçüncüsü ve Ehl-i Beytin beşincisidir. Hicretin altıncı yılında (m. 626) doğdu. Hz. Hüseyin’in nesebi; Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib bin Abd’ül-Muttalib bin Haşim, el-Kureyşi, el-Hâşimî’dir. Hüseyin adı, ona Resûlullah efendimiz (.a.v.) tarafından verildi. Künyesi, Ebâ Abdullah’dır. Lakabı Seyyid ve Şehîddir.
Ümmü Hâris (r.anha) anlatır: “Bir gün Resûlullahın (s.a.v.) huzuruna vardım. “Bir rüya gördüm, çok korkdum” diye arz ettiğimde “Ne gördün?” buyurdular. “Sizin vücûdunuzdan bir parça kesdiler, benim yanıma eklediler” dedim, “İyi görmüşsün, Fâtıma’nın bir oğlu olacak ve senin yanında kalacakdır” buyurdular. Bir müddet sonra Hz. Hüseyin dünyâya geldi, İbni Abbas’dan (r.a.) gelen rivâyete göre: Resûlullah (s.a.v.) her sabah namazını kıldıktan sonra mübârek yüzünü Eshâb-ı kirâma çevirirlerdi Üzüntülü kimseler yüzünü görseler mesrûr (sevinçli) olurlardı. Bir gün sabah namazından sonra yüzlerini döndürmeden Hz. Ali’yi çağırdılar. Beraber mescidden çıktılar. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan) nereye niçin gittiklerini anlıyamadılar. Tekrar dönerler diye oturdular, ikisi Hz. Fâtıma’nın evine gittiler. Peygamberimiz Hz. Ali’ye kapıda durup, kimseyi içeri sokmamasını emr etmişlerdi. Hz. Hüseyin doğmuş, melekler tebrik etmek için gelmişlerdi. Hz. Ebû Bekir duramayıp, Hz. Ali’nin evine gitti. Sonra Ömer (r.a.) sonra Osman (r.a.) ve bütün Eshâb-ı kirâm, Hz. Ali’nin evine gittiler. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ali’den Resûlullahın (s.a.v.) nerede olduğunu sordu. Hz. Ali “İçerde” dedi. “İzin verirsen ben de göreyim” dedi. Hz. Ali, “Allah’ın Resûlü meşguldür” dedi. Benim içeri girmememi sana emir etti mi? deyince “Hayır, yalnız dörtyüzyirmidört bin melek geldi” dedi. Ebû Bekir (r.a.) sözünden taaccüb (hayret) edip durdu. Ali (r.a.), Hz. Ömer, Hz. Osman ve bütün Eshâb-ı kirâma aynı şeyleri söyledi. Bir ara Resûlullah (s.a.v.) dışarı çıkıp, herkesin içeri girmesini emr ettiler. Önce Ebû Bekir (r.a.) sonra bütün Eshâb-ı kirâm içeri girdiler. Resûlullah’a (s.a.v.) selâm verdiler. Hz. Ali’nin meleklerin sayısındaki sözü söylendi. Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali’ye meleklerin sayısını nasıl bildin? diye sordular. Hz. Ali. “Melekler grup grup geliyorlardı. Herbiri bir dil ile konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.): “Allah aklını ziyade etsin yâ Ali” buyurdular.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 2
28 Temmuz 2009Ba’bül-Baki’ kapısı Revda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 2
Resûlullah efendimiz (s.a.v.), Hüseyin doğduğu zaman, kulağına: “O Cennet çocuklarının efendisi (seyyidi) dir.” diye seslenmişti. Üsâme bin Zeyd, bir gece Peygamber aleyhisselâmı gördüğünü ve onun: “Bunlar benim oğullarımdır, kızımın oğullarıdır; Allahım, ben onları seviyorum, sen de onları sev ve onları sevenleri de sev” dediğini rivâyet etmektedir. Bir defasında da “Hüseyin benden, ben Hüseyindenim. Allahü teâlâ Hüseyin’i seveni sever” buyurmuştu. Hz. Hüseyin, daha bir çok hadîs-i şerîflerle medh edildi.
Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîm’de, Ehl-i beyte, buyuruyor ki: “Allahü teâlâ, sizlerden ricsi, ya’ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor.” Eshâb-ı kirâm sordular. Yâ Resûlallah! Ehl-i beyt kimlerdir? O esnada, İmâm-ı Ail geldi. Mübârek hırkâsının altına aldılar, Fâtıma-tüz-Zehra da geldi Onu da yanına aldılar. İmâm-ı Hasan geldi Onu da bir yanına, İmâm-ı Hüseyin geldi Onu da öbür tarafına alarak, “İşte bunlar, benim Ehl-i beytim” buyurdular. Bu âyet-i kerîme ve ilgili hadîs-i şerîfler, Resûlullahın iki mübârek torununu sevmenin şart olduğunu belirtmekteedir.
Hz. Hüseyin buyurdu ki: Birgün yüksek dedemin huzuruna varmıştım. Ubeyy bin Kâ’b da huzurunda idi. Bana: “Merhaba, ey Ebû Abdullah, ey göklerin ve yerin süsü!” diye hitâb etti. Ubeyy bin Kâ’b hazretleri, yâ Resûlallah! Göklere ve yere senden başka süs var mıdır? dedi; Resûlullah: “Beni insanlara Peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın hakkı için Hüseyin bin Ali, yeryüzünün merkezinin süsüdür. Ondan ziyâde süs, göklerin tabakalarıdır” buyurdu.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 3
29 Temmuz 2009Arafat (Mekke-i Mükerreme)
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 3
Birgün Hz. Hüseyin, Resûlullah efendimizin yanında idi. Annesine gitmek istiyordu. Hava yağmurlu idi. Resûlullah duâ buyurdu. Hüseyin (r.a.) eve gidinceye kadar, yağmur ara verdi. Birgün Resûlullah efendimiz, Hz. Hüseyin’i sağ dizine, oğlu İbrâhim’i sol dizine aldı. Cebrâil aleyhisselâm gelip, Hak teâlâ, bu ikisinden birini alacaktır. Sen birini seç dedi. Eğer Hüseyin vefât ederse, benim canım yandığı gibi, Ali’nin ve Fâtıma’nın da canları yanar. Eğer İbrâhim giderse, en çok ben üzülürüm. Benim üzüntümü, onların üzüntüsüne tercih ediyorum buyurdular. Üç gün sonra oğulları İbrâhim vefât etti.
Hüseyin (r.a.), Resûlullahın yanına her gelişinde onu öper ve “Selâmet ve se’âdet o kimseye ki, oğlum İbrâhim’i ona fedâ ettim” buyururdu. Hz. Hüseyin’in ilk çocukluğu Resûlullah efendimizin derin sevgi ve şefkati içinde geçti. Ancak bu hâl, çok sürmedi. Hüseyin (r.a.), bundan sonra ilmini ve edebini babasının yanında tamamladı. Beş çocuğu oldu. Sırası ile, Ali Ekber, Ali Asgar, Ca’fer, Fâtıma ve Sekîne.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









