‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 4
17 Temmuz 2009Revda-i Mutahhara (Ba’b-ül Baki’ kapısı) Medine-i Münevvere
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 4
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Hayır, Abdullah bin Selâm.” Buyurdu.
Ben de;
-“Evet, Abdullah bin Selâm, seni hak ile gönderen Zat’a yemin ederim ki, bugünden sonra başka bir ismimin olmasını istemem.” Dedim.
Bundan sonra Abdullah bin Selâm (r.a.) devam ederek;
-“Ya Resulullah! Yahudiler, insanı hayrete düşürecek kadar yalan söyleyen, asılsız isnad ve iftiralar eden, zalim bir millettir. Eğer sen benim seciye ve her halimi onlardan sorup öğrenmeden önce, onlar benim Müslüman olduğumu duyup öğrenirlerse, muhakkak sizin yanınızda bana, akla gelmeyen iftiralarda bulunur! Siz önce beni onlardan sorunuz.” Dedim.
Ve evin bir tarafına saklandım.
“O’nun peşinden bir gurup Yahudi ileri gelenleri içeri girdi.”
Bu esnâda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Yahudilere;
-“Aranızdaki Husayn bin Selâm nasıl bir adamdır?” diye sordu.
Yahudiler de;
-“O bizim en yüksek âlimimiz ve en büyük âlimimizin de oğludur! İbn-i Selâm BİZİM EN HAYIRLIMIZ VE EN HAYIRLIMIZIN DA OĞLUDUR.” Dediler.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Yahudilere;
-“Eğer O Müslüman olduysa siz buna ne dersiniz?” diye sordu.
Yahudiler;
-“Allah O’nu böyle bir şeyden korusun!” Diye karşılık verdiler.
O sırada Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) saklandığı yerden çıkıp;
-“Ey Yahudi topluluğu Allah’tan korkunuz! Size geleni kabul ediniz. Allah’a yemin ederim siz de bilirsiniz ki; O, elinizdeki Tevrat’ta isminin ve vasıflarının yazılı olduğunu gördüğünüz Allah’ın Resulü budur. Ben Şehadet ederim ki, Allah’tan başka İlah yoktur. Yine Şehadet ederim ki Muhammed (s.a.v.) O’nun kulu ve Resulü’dür.” Diyerek Onu tasdik etti.
Bunun üzerine Yahudiler;
-“O BİZİM EN KÖTÜMÜZDÜR VE EN KÖTÜMÜZÜN OĞLUDUR! Diyerek çeşitli kusurlar ve iftiralarda bulunarak, Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) ı kötülediler.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 5
17 Temmuz 2009Mescid-i Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem) Medine-i Münevvere
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 5
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.);
-“Zaten korktuğum bu idi Ya Resulüllah! Ben onların zalim, yalancı, kötülük yapan, iftiracı bir millet olduğunu size haber vermemiş miydim? İşte dediğim ortaya çıktı.” Dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Yahudilere;
-“Birinci şehadetiniz bize kâfidir, ikincisi ise lüzumsuzdur.” Buyurdu.
Hazret-i Abdullah (r.a.) hemen evine döndü. Ailesini ve akrabalarını İslamiyet’e da’vet etti. Halası da dahil hepsi Müslüman oldular.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) ın İman etmesi Yahudileri çok kızdırdı. Bunun için kendisini sıkıştırmaya başladılar.
Hatta Yahudi Âlimlerden bazıları;
-“Araplardan Peygamberler çıkmaz, senin adamın hükümdardır.” Diyerek, Abdullah bin Selâm (r.a.) ı İslamiyet’ten vezgeçirmeye kalkıştılarsa da muvaffak olamadılar.
Kendisi ile birlikte Sa’lebe bin Sa’ye, Üseyd bin Sa’ye, Esed bin Ubeyd (r.anhüm) ve bazı Yahudiler SAMİMİ olarak Müslüman oldular.
Fakat bazı Yahudi âlimleri;
-“Muhammed (s.a.v.) e yalnız bizim şerlilerimiz inandı. Eğer, onlar hayırlılarımızdan olsalardı, atalarının dinini bırakmazlardı.” Dediler.
Bunun üzerine inen Ayet-i kerimelerde şöyle buyuruldu;
-“Onların (Ehl-i Kitabın) hepsi bir değildir. Ehl-i Kitabın içinde bir cemaat vardır ki, onlar gece vakilerinde secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar.” Âl-i İmrân; ayet 113.
-“Allah’a ve âhiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vezgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarış yaparlar. İşte onlar Salihlerdendirler.” Âl-i İmrân; ayet 114.
Abdullah bin Selâm (r.a.) ın iman ettiğine ve faziletine Kur’an-i Kerim’in iki ayet-i kerimesinin şehadet ettiğini müfessirler ifade etmektedirler. Her iki ayet-i kerime’de de Allah-u Teâlâ O’nu müşriklere karşı şahit göstermektedir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 6
17 Temmuz 2009Bab-üs-selam kapisi (Medine-i-munevvere)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 6
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) hakkında indiği bildirilen âyet-i kerim’e şudur;
-“Resulullah’ı inkâr edenlere de ki; (“Siz halinizi) düşündünüz mü? Eğer Kur’an Allah tarafından gönderilmiş olup da siz küfrettiyseniz (inanmayıp inkar ettiyseniz) ve İsrail oğullarından bir şahid Kur’an-i Kerim’i benzerine (Tevrat’a) göre (bu da Allah kelamıdır diye) Şehadet edip inandı da siz kibirlenerek istediyseniz (bu bir zulüm değil midir?) Allah ise zalimler topluluğuna asla hidayet etmez.”
Tefsir âlimlerine göre;
-“İsrail oğullarından bir şahit âyetinde Abdullah bin Selâm (r.a.) ın kastedildiği rivayet edilmektedir. Çünkü O kendi milletine; (-“Hazret-i Musa (a.s.) ya inen Tevrat’ı Allah Kelâmı olarak kabul edip de Hazret-i Muhammed (s.a.v.) i ve ona inen Kur’an-i Kerim’i İNKAR ETMEK zulümdür.) diyerek Müslüman olmuştur.
Abdullah bin Selâm (r.a.) Müslüman olunca, Kur’an-i Kerim’e dört elle sarıldı ve Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) i gölgesi gibi takip etmeye başladı.
Öyle oldu ki,
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun hakkında;
-“Cennetlik bir adama bakmak kimin hoşuna giderse, Abdullah bin Selâm’a baksın.” Buyurdu.
Hadis-i Şerif kitablarından Buhari (r.a.) ve Müslim (r.a.) de bildirildiğine göre de Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) ın Cennet’e gireceğini müjdelemiştir. Ancak Aşere-i mübeşşere (Cennetle müjdelenen ON KİŞİ) arasında sayılmamıştır.
Bu durumu bize Aşere-i mübeşşere’den olan Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) haber vermiştir.
Abdullah bin Selâm (r.a.) anlattı;
-“Hazret-i Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bir ruya görmüştüm ve Resulullah (s.a.v.) a arz etmiştim.”
Dedim ki;
-“Ey Allah’ın Resulü rüyam’da kendimi sanki bir bahçede gördüm. O bahçenin bir tarafında demirden bir direk vardı. Bu direğin bir ucu yerde, bir ucu gökte idi. Yukarısında da tutacak bir kulp, bir çember vardı.”
Bana;
-“Haydi bu direğe çık!” denildi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 7
17 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Kabe-i Şerif)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 7
Ben de;
-“Gücüm yetmez.” Dedim.
Bunun üzerine;
-“Yanıma bir hizmetçi gelerek sırtımdaki elbisemi çıkardı. Bunun üzerine direğin ta tepesine kadar çıktım. Kulpu tuttum”
Bana;
-“Halkayı iyi tut, bırakma.” Diye tenbih edildi.
Böylece ben;
-“Direğin kulpu elimde olarak uyandım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a rüyayı anlattım.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) beni dinledikten sonra buyurdular ki;
-“Gördüğün bahçe İslâm dinidir. Direk de İslâm direği (tevhid) dir. O kulp da çok sağlam olan (iman) dır. Sen ölünceye kadar İslâm dini üzerine olacaksın (Cennetlik olacaksın)”
Yine başka bir rivayette Muhammed bin Ka’b (r.a.) diyor ki;
Resul-ü Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir defa;
-“Şu kapıdan ilk girecek olan, Cennet ehlinden (cennetliklerden) biridir.” Buyurdu.
Biraz sonra;
-“Abdullah bin Selâm (r.a.) içeri girdi. Eshab-i Kiram (r.anhüm) Resulullah (s.a.v.) in bu müjdeli haberini kendisine bildirdiler ve hangi ameli ile bu dereceye kovuştuğunu sordular.”
Hazret-i Abdullah (r.a.);
-“Ben zayıf bir kimseyim. Benim en kuvvetli ümidim, kalb selâmeti, yani kimseye karşı içimde kötülük beslememem ve boş sözleri terk etmemdir. Bundan başka (beni kurtacağından ümitli olduğum) bir amelim (işim) yoktur.” Dedi.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den 25 adet Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Bunlardan arş ve akıl hakkındaki uzun hadis-i şerifin son kısmı şöyledir;
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 8
18 Temmuz 2009Arafat meydanı (Cebel’ür-Rahme) Mekke-i Mükerreme
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 8
-“……Melekler dediler ki;
-“Ya Rabbi, Arşten büyük bir şey yarattın mı?”
Allah-u Teâlâ (c.c.);
-“Evet Aklı yarattım.” Buyurdu.
Melekler;
-“Ya Rabbi! O NE KADAR BÜYÜKTÜR?” Diye sordular.
Allah-u Teâlâ (c.c.);
-“Kumların sayısını bilir misiniz?”
Melekler;
-“Hayır Ya Rabbi bilemeyiz.” Dediler.
Allah-u Teâlâ (c.c.);
-“İşte aklın büyüklüğünü bilemezsiniz. Ben aklı kum taneleri gibi sınıflara ayırdım. Kimine bir tane, kimine üç-dört tane, bazısına bir ferak, bazısına bir vesk (bunlar eskiden kullanılan ölçülerdir) bazılarına da daha fazla verilmiştir.”Buyurdu.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) hakikatten, ahlak ve ilim ile kendini süsleyen Cennetlik insanlardan idi. 18 (M. 639) da Suriye taraflarında ortaya çıkan veba hastalığına yakalanan Eshab-i Kiram (r.anhüm) den Muaz bin Cebel (r.a.) vefat edeceği sıralarda, başucunda ağlayan bir talebesine;
-“Niye ağlıyorsun?” diye sormuştu.
Karşılığında;
-“Ben dünya için ağlamiyorum. İlmi senden öğrenmekteydim, bunu kaybedeceğime üzülüyorum!” cevabını verince,
Muaz bin Cebel (r.a.);
-“İlim benim vefatımla kayıbolmaz. Benden sonra ilimi şu kişilerden öğren; İlmi Hazret-i Ömer (r.a.) den, Hazreti Osman (r.a.) den ve Hzret-i Ali (r.a.) den alınız! Eğer onları da kayıbederseniz, Ebü’d-Derdâ (r.a.) dan, Abdullah bin Mes’ûd (r.a.), Selman-i Farisi (r.a.) den ve Abdullah bin Selâm (r.a.) den alınız!” buyurdu.
Hazret-i Muâz bin Cebel (r.a.) in böyle söylemesinin sebebi; Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) ın Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayattayken, kendisinin yanından ayrılmayıp sık sık sorular sorarak ilmini derinleşmesidir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 9
18 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Mekke-i Mükerreme)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 9
Bir defasında Yahuıdiler Tevrat’taki recm âyetini Resulullah (s.a.v.) tan saklamaya çalıştılar. Fakat Abdullah bin Selâm (r.a.) bu ayeti bizzat Resulullah (s.a.v.) a bildirerek onların yalanlarını ortaya çıkardı.
Abdullah bin Selâm (r.a.) buyuruyor ki;
-“Medine’de bir takım Yahudi topluluğu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a gelerek, içlerinden bir erkek ile bir kadının zınâ ettiğini anlattılar.”
Ve;
-“Bunlara hangi hükmü ve cezayı verirsiniz?” dediler.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) de;
-“Siz recm cezası hakkında Tevrat’ta ne yazılmış olduğunu görüyorsunuz.” Diye sordu.
Onlar;
-“Biz zinâ edenleri herkese teşhir ederiz ve bunlar bir değnek ile de dövülürler.” Dediler.
Abdullah bin Selâm (r.a.) Yahudilere;
-“Siz yalan söyliyorsunuz! Tevrat’ta recm ayet-i vardır.” Dedi.
Bunun üzerine Tevratı getirip açtılar. Yahudilerden birisi elini recm ayetinin üzerine koyarak bundan önceki ve sonraki ayetleri okumağa başladı.
Abdullah bin Selâm (r.a.) ona;
-“Elini kaldır.” Dedi.
O da elini kaldırınca recm ayet-i göründü.
O zaman Yahudiler;
-“Ey Muhammed! (s.a.v.) Abdullah bin Selâm doğru söyledi, Tevrat’ta hakikatten recm ayet-i vardır.” Dediler.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) da bunların (zina yapanların) recmedilmeleri (taşlanarak öldürülmeleri) hükmünü verdi.
Birgün Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.), Ka’b (r.a.) a şöyle bir soru sordu;
-“Âlimler ilmi öğrenip zihinlerine yerleştirdikten sonra onu oradan söküp atan nedir?”
Hazret-i Ka’b (r.a.);
-“Tama’ hırs ve ihtiyaç peşinden koşmaktır.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 10
18 Temmuz 2009Kabe’nin Gül suyuyla yıkanması
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 10
Birgün Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.), Ka’b (r.a.) a şöyle bir soru sordu;
-“Âlimler ilmi öğrenip zihinlerine yerleştirdikten sonra onu oradan söküp atan nedir?”
Hazret-i Ka’b (r.a.);
-“Tama’ hırs ve ihtiyaç peşinden koşmaktır.” Dedi.
Bir kimse de Fudayl (r.a.) e;
-“Ka’b (r.a.) bu sözünü bana izah eder misin?” deyince
Fuadyl (r.a.);
-“Tama’ insanın bir şeyi araması ve MUKADDES DEĞERLERİNİ BU UĞRUDA FEDA ETMESİ DEMEKTİR.”
-“Hırs ise nefsinin her şeyi istemesi, SENİN DE BU İSTEKLERİNİ YERİNE GETİRMENDİR.”
-“Bunun için de ona buna (kötü insanlara v.s….) ihtiyacın olur. İhtiyacını yerine getirenler de seni burnundan yakalamış olurlar. (Yani seni emirleri altına alırlar.) İstedikleri yerlere sürüklerler, sen de onlara boyun eğersin. Onlar hasta oldukları zaman, dünya sevgisinden dolayı onların ziyaretine gider, tesadüf ettiğin zaman kandilerine selam verirsin. Bu verdiğin selâmı, yaptığın ziyareti Allah rızası için yapmazsın. Eğer bu kimselere ihtiyaç göstermezsen senin için çok daha hayırlı olurdu.”
Sonra Fudayl (r.a.) sözlerine devam ederek;
-“Bu benim sana anlattığım, filan ve falandan yüz hadis-i şerif rivayet etmekten senin için daha hayırlıdır.” Dedi.
Abdullah bin Selâm (r.a.), nefsini kötü huylardan ve isteklerden tamamen temizleyip terbiye etmek için çalışırdı.
Kendisi zengin olduğu halde bazen Medine çarşısında sırtında bir yük odunla dolaştığı görülürdü.
Yine bir gün, O’nu bu halde görenler kendisine;
-“Çocukların ve hizmetçilerin var, onlar senin bu kadar işini göremiyorlar mı?” diye sorduklarında
Hazret-i Abdullah (r.a.);
-“Evet var ve bu işimi yaparlar, fakat ben kendimi tecrübe etmek istedim. Acaba bu işi yapmak negsime ağır gelecek mi? diye düşündüm. Eğer ben de KİBİR VARSA ONDAN KURTULMAK İSTİYORUM.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın şöyle buyurduğunu işittim;
-“Kalbinde HARDAL TANESİ KADAR KİBİR (büyüklenme) bulunan kimse CENNETE GİREMİYECEKTİR.” Cevabını verdi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 11
18 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Ka’be-i Şerif)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 11
Nitekim başka bir hadis-i şerifte de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Meyve veya herhangi bir şeyi kendi eliyle evine götüren, kibirden uzaklaşmıştır.” Buyurmuştur.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in Vedâ Haccında bulunmuş, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) devrinde mürtedlerle yapılan savaşlara katılmıştır. Hazret-i Ömer (r.a.), devrinde ise O’nun yanından ayrılmamıştır.
Hazret-i Osman (r.a.) zamanında Medine’de kalmış, O’nun müşavere heyeti (danışma kurulu) arasına girmişti. Hazret-i Osman (r.a.), kemndisine isyan edenler evini kuşattıkları zaman,Hazret-i Abdullah (r.a.) a haber göndererek durumu bildirdi.
-“Bu halde benim ne yapmamaı tavsiye edersin, senin fikrin nedir?” diye sordu.
Abdullah bin Selâm (r.a.) da Hazreti Osman (r.a.) ın yanına gidip selâm verdi Hazret-i Osman (r.a.), o gece gördüğü ruyayı anlattı;
-“Kardeşim bu gece ruyamda şu pencereden Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) i gördüm.”
Sallallahu aleyhi ve sellem bana;
-“Yâ Osman seni sardılar, öyle mi? Diye sordu.”
Ben de;
-“Evet, öyle Ya Resulallah.” Dedim.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Seni susuz bıraktılar öyle mi?” diye sordu.
Ben de;
-“Evet öyle Ya Resulallah.” Dedim.
Bunun üzerine bana bir bardak su verdi ve içtim.
-”Hatta soğukluğunu göğsümde duyarcasına suya kandım.”
Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bana;
-“İstersen seni onlara galip getirelim, istersen iftarı bizim yanımızda yap (Yani istersen şehid olarak yanıma gel) buyurdu.”
Ben de;
-“İftarı Resulullah (s.a.v.) ın yanında yapmayı tercih ettim.” Dedi.
Hazret-i Abdullah (r.a.) Hazret-i Osman (r.a.) a;
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 12
19 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Ka’be-i Şerif)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 12
Hazret-i Abdullah (r.a.) Hazret-i Osman (r.a.) a;
-“Sakin ol, sakin ol! Bu, senin haklı olduğunu gösterir, isbat eder!” cevabını verdi.
Sonra Hazret-i Osman (r.a.);
-“Niçin geldi, ey Abdullah bin Selâm?” diye sordu.
Abdullah bin Selâm (r.a.);
-“Burada şehid oluncaya kadar veya Allah-u Teâlâ seni kurtarıncaya kadar durmak için geldim. Bana kalırsa bunlar seni mutlaka şehid edecekler. Eğer şehid ederlerse bu senin için hayırlı, onlar için fenâ olur.” Dedi.
Hazret-i Osman (r.a.) O’na;
-“Benim senden istediğim, dışarı, onların karşısına çıktığın zaman Allah-u Teâlâ’nın senin sebebinle onları iyiliğe sevkedip, kötülüklerine mani olmasıdır.” Buyurdu.
Bundan sonra Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) Mısır’lı asilere karşı ikna edici bir konuşma yaptı.
Konuşmanın sonunda şunları söyledi;
-“Tarihte, öldürülen her peygamber için yetmişbin asker, savaşçı öldürülmüştür. Öldürülen her halife için de otuzbeşbin savaşçı öldürülmüştür. Onun için bu ihtiyarı (Hazret-i Osman –r.a.-) öldürmekte acele etmeyiniz. Allah’a yemin ederim ki, O’nu kim öldürürse, Kıyamet günü Allah-u Teâlâ, kendisini eli kesik ve felçli olarak huzuruna çıkarır. Şunu iyi bilin ki, çocukların babalarında hakları olduğu gibi, bu ihtiyarın da size hakkı vardır.” Dedi.
Bu söz üzerine âsiler ayağa kalkarak;
-“Yalan söyliyorsun, Yahudi” diye iki defa bağırdılar,
Kendisni dinlemediler.
Hazret-i Osman (r.a.) ruyasında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ı gördüğü gün şehid oldu.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.), O’nun şehadeti esnasında yanında bulunanlara;
-“Hazret-i Osman (r.a.) son olarak o esnada ne söyledi?” diye sordu.
Onlar da;
-“Hazret-i Osman (r.a.), (-“Allahım, Ümmet-i Muhammed (s.a.v.) in fitnesini kaldır ve kendilerini birleştir.” Diye üç kere duâ etti.)” dediler.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) da;
-“Eğer Hazret-i Osman (r.a.) böyle duâ etmeseydi, Müslümanlar kıyamete kadar bir araya gelemezlerdi.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hadice-tül Kübrâ (Radiyallah-u anha);
19 Temmuz 2009Cennet-ül-Mualle Hadice-tül-Kübra r. anha’nın mezarları -çok eski resim-(Mekke müzesinden alınmıştır)
Hadice-tül Kübrâ (Radiyallah-u anha);
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in ilk hanımı, İLK İMAN EDEN HÜR KADIN, Mü’minlerin annelerinden. Kureyş kabilesinin kibar ve asil bir ailesine mensuptur. Babasının adı Hüveylid, annesinin ki Fatima’dır
Nesebi;
Hadice binti Hüveylid bin Esad bin Abdül’l-uzza bin Kasay bin kilab bin Mürre bin Ka’b bin Lüey bin Galib idi.
Nesebi Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile baba tarafından Kusay, anne tarafından Lüey sülalesiyle birleşmektedir.
Cahiliye devrinde lâkâbı ‘Tahire’ idi. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
Hazret-i Hadice (r.anha) nesebi, ilmi, malı, şerefi, iffeti ve EDEBİ PEK FAZLA İDİ. Ticaret ile uğraşıp, devrin büyük tüccarlarındandı.
Memurleri, katipleri ve köleleri vardı. Ticareti adamları veya ortaklık suretiyle yapardı.
Hazret-i Hadice (r.amha), Hazret-i Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) in ÜSTÜN AHLAK vasıflarını ve “EMİN” lakabına itimad ederek, herkesten fazla ücret vermek vâ’dıyla O’nu Şam ticareti kafilesine kattı.
Hazret-i Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) in, yanına kölesi meysere’yi de verdi. Şam ticaret seferi üç ay sürdü. Bu sefer esnasında Hazret-i Muhammed (s.a.v.) in şahsında harikulade haller görüldü.
Seferde O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki Meleğin devamlı üzerinde bulunması,
Yolda yürüyemiyecek derecede yorulup, kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını Mübarek eliyle sığamasından sonra, develerin birden süratlenmesi,
Basra’daki Manastır yanındaki kuru ağacın altında oturmasıyla yeşermesi ve rahip Nastura’nın yeminle Hazret-i Muahammed (s.a.v.) in son peygamber olduğunu müjdelemesi,
Basra pazarında Yahudi ile pazarlık esnasında Müseri’in Peygamberlik vasıflarını teşhis etmesi halleri meydana geldi.
Seferden dönüşte Hazret-i Hadice (r.anha) ye Hazret-i Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) in bu hallerini akrabası Zübeyr ve kölesi Meysere bir bir anlattılar.
Hazret-i Hadice (r.anha), anlatılanlar, mallarını satmak üzere teslim ettiği Hazret-i Muhammed (s.a.v.) in bereketiyle iyi, kâr etmesi ve bunlardan ziyade kervanı karşıladığı sırada Hazret-i Muhammed (s.a.v.) i gölgeleyen iki meleğin bizat görmesinden çok etkilendi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hadice-tül kübrâ (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu








