‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar

Mescidül-Kıbleteyn Minaresi (Medine-i Münevvere)

Erkam bin Ebi’l Erkam (Radiyallahu anhu)- 2

Bu vakfiye’de şöyle yazılır;

-“Bu Erkam’ın Safâ’dan az ileride bulunan evi hakkında verdiği sözü ve vasiyetidir. Arsası Harem-i şerif’ten sayıldığından bu ev de vakfedilmiştir. Satılmaz ve mirasçı olunmaz. Buna Hişâm bin As ve azaldı kölesi filan şahiddir.” Böylece İslamiyet’te İLK VAKFI yapmış oldu.

Bu tarihi ev Hazret-i Erkam (r.a.) ın evlad ve torunları tarafından kullanılarak 140 senesinde Halife Mansur zamanına kadar geldi.

Halife Mansur bunlardan hisselerini satın aldı. Ev tamamen Devlet’e kaldı. Daha sonra tamir edilirken asıl şekli de değişti. Birçok el değiştirdikten sonra Üçüncü Sultan Murad Hân 999 (M. 1591) mescid olarak yeniden yaptırdı.

Hazret-i Erkam (r.a.) asil bir aileden ve çok zengin idi. Cahiliyet zamanında bile itibarı yüksekti. ANCAK Müşriklerin işkence ve zulümleri dayanılmaz hale gelince Medine-i Münevvere’ye HİCRET etti.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine’de kendisni Hazret-i Ebû Talha (Zeyd bin Selh) ile KARDEŞ yaptı. Rahat ve huzurlu yaşaması için Beni Züreyk mahallesinden bir miktar arazı aldı. Hazret-i Erkam (r.a.) vefatına kadar burada yaşadı.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte Bedir, Uhud, Hendek ve diğer bütün savaşlara katıldı. Kahramanca döğüşüp büyük fedakârlıklar gösterdi.

BEDİR SAVAŞINDAN SONRA Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine bir kılıç hediye etti. Daha sonra zekat mallarını toplama hizmetini verdi. Dört Halife devrinde ‘meşveret meclisinde’ vazife yaptı.

Zühd ve Takvası çok idi. Bütün vaktini Allah-u Teâlâ’ya ibadet etmekle geçirirdi. Birgün Kudüs’teki Mescid-i Aksa’da namaz kılma arzusunu Resulullah (s.a.v.) a arz etti.

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem);

-“Mescid-i Haramda bir defa namaz kılmak, diğer mescidlerde Yüzbin defa daha çok sevabtır.” Buyurunca. Mekke’ye gidip, Mescid-i Haram’da ibadetini yaptı.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) den bazı hadis-i şerifler rivayet etti. Rivayet eden oğlu Osman olarak gösteriliyor ise de kaç tane hadis rivayet ettiği bilinmemektedir.

Hazret-i Erkam (r.a.) geçimini kendi arazilerinden elde ettikleri mahsulden kazandıklarıyla ve ticaret ile temin ederdi.

Ubeydullah, Osman (r.anhüm) adlı oğulları Meryem, safiye ve Ümeyye (r.anha) adlı kızları olmak üzere beş evladı bilinmektedir.

Hazret-i Erkam (r.a.) 53 (M. 673) de 83 yaşlarında iken Medine-i Münevvere’de vefat etti. Bu sırada Medine valisi Mervan bin Hakem idi. Namazını kıldırma vazifesini kendisi yapmak istedi ise de Hazret-i Erkam (r.a.) ın oğlu Ubeydullah (r.a.) babasının vasiyeti olduğunu söyledi.

Hazret-i Erkam (r.a.) ın vasiyeti üzerine cenaze namazını Âşere-i mübeşşere’den olan Hazret-i Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) kıldırdı. Baki’ kabristanına defnedildi.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Erkam bin Ebi’l Erkam (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) nın mezarı Uhud şehidliği

Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u Anh);

Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın büyüklerinden. İslam’ın ilk yıllarında Müslüman oldu. Habeşistan’a sonra da medine’ye ilk hicret edenlerdendir.

Birinci Akabe biatında Müslüman olan ONİKİ KİŞİ, Resulullah (Sallallahualeyhi ve Sellem) dan dini hükümleri ve Kur’an-i Kerim öğretmesi için bir Muallim (Öğretmen) istediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tarafından Medine’ye Muallim olarak gönderildi.

Bedir ve Uhud savaşında Muhacirlerin sancağını taşıdı. 3 (M. 625) senesinde Uhud savaşında kırk yaşlarında iken şehid oldu.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) künyesi Ebû Muhammed olup, annesi ve babası tarafından Kureyş’in asil ve zengin bir ailesine mensub idi. Zengin oldukları için gayet rahat bir hayat yaşıyordu.

Orta boylu güzel huylu, nazik ve yumuşak huylu idi. Son derece zeki, fasih ve beliğ (güzel) konuşurdu. Akli selim sahibi olduğundan putlardan nefret ederdi.

Annesi tarafından en iyi şartlar altında refah ve bolluk içinde yetiştirilmişti. Güzel yüzlü ve zengin olduğundan Mekke’de ona gıpta ile bakarlardı.

Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurmuşlardır ki;

-“Mekke’de Mus’ab’dan daha zarif, daha narin, daha güzel kimse yok idi. Saçları kıvrım kıvrım idi.”

Bütün bunlara rağmen kalbinde büyük bir boşluk hiseden Mus’ab bin Umeyr (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.) in bir MERKEZ OLARAK seçtiği, İslam’ı anlattığı ve o zaman Mekke’de Müslümanların toplandığı Erkam bin Erkam (r.a.) ın evine giderek Müslüman oldu.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in ailesi durumu öğrenince, O’nu dininden döndürmek için evlerindeki bir mahzene hapsederek günlerce aç ve sususz bıraktılar.

Arabistan’ın yakıcı güneşi altında uzun müddet bırakarak ağır ve tahammülü zor işkenceler yaptılar. Fakat Mus’ab bin umeyr (r.a.), bu ağır ve acımasız işkenceler karşısında sabır ve sebat göstererek ASLA İSLAMİYET’TEN dönmedi.

İslamiyet’i kabul ettikten sonra, Mekke’deki hayatı değişen ve işkencelere maruz kalan Mus’ab bin Umeyr (r.a.), müşriklerin ağır işkenceleri ve zulümleri sebebiyle Habeşistan’a hicret etmelerine izin verilen Müslümanlarla birlikte Habeşistan!a HİCRET etti.

Bir müddet orada kalıp, her türlü sıkıntıya katlandı. Daha sonra dönüp Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in yanına geldi.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) nın bu gelişini Hazret-i Ali (r.a.) şöyle anlatıyor;

Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile oturuyordum. Bu sırada mus’ab bin Umeyr (r.a.) geldi. Üzerinde YAMALI bir elbiseden başka bir şey yoktu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O’nun bu halini görünce mübarek gözleri yaşla doldu. Çünkü o Müslüman olmadan önce servet içinde idi. Dini uğruna bunları terk etti.”

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mus’ab Bin Umeyr (r.a.) nın mezarının yakından görünüşü(Uhud şehidliği)

Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u Anh)- 2

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) Müslüman olduktan sonra kendisine yapılan her türlü işkenceye ve çektiği fakirliğa rağmen dininden dönmemesi üzerine;

Peygamberimiz Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O’nun hakkında;

-“Kalbini Allah-u Teâlâ’nın nurlandırdığı şu kişiye bakın. O’nun anne ve babasının yanında onların buna ne iyi yiyecek ve içecekleri verdiklerini gördüm Allah ve Resulunun sevgisi, O’nu gördüğümüz hale getirmiştir. Buyurmuştur.

Birinci Akabe biat’ında Müslüman olan Medine’liler, kendilerine dini öğretecek bir öğretmen istediler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu iş için Mus’ab bin Umeyr (r.a.) i görevlendirdi.

Bunun üzerine Medine’ye gidip onların reisleri olan Es’ad bin Zürâre (r.a.) nin evine yerleşti. Burada hem Kur’an-i Kerim öğretiyor, hem de İslamiyyet’i anlatıyordu.

O’nun bu hizmetiyle Medine’de çok kimse Müslüman oldu. Medine’de bulunan kabile reislerinden Sa’d bin Muaz, Esid (veya Useyd) bin Hudayr henüz Müslüman olmamışlardı. Bunların bu durumu çevreyi etkiliyordu. İslamiyet’in hızlı yayılmasını engelliyordu.

Bir gün Mus’ab bin Umeyr (r.a.), bir bahçede, etrafında bulunan Müslümanlara din’i anlatıyor, sohbet ediyordu.

Bu sırada Evs kabilesinin Reislerinden olan Üseyd elinde mızrağı olduğu halde gelip, Hiddetle konuşmaya başladı;

-“Siz bize niçin geldiniz, İnsanları aldatıyorsunuz! Hayatınızdan olmak istemiyorsanız buradan derhal ayrılın!” dedi.

Onun bu taşkın halini gören Mus’ab bin Umeyr (r.a.);

-“Hele biraz otur! Sözümüzü dinle. Maksadımızı anla, beğenirsen kabul edersin. Yoksa engel olursun.” Diyerek gayet YUMUŞAK VE NAZİK bir konuşmayla karşılık verdi.

Üseyd sakinleşip;

-“Doğru söyledin.” Dedi.

Ve Mızrağını yere saplayarak oturdu.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) O’na İslamiyet’i anlattı. Ve Kur’an-i Kerim’i okudu.

Kur’an-i Kerim’in eşsiz belâğatı ve tatlı üslubunu işiten, Üseyd kendini tutamayıp;

-“Bu ne kadar güzel, ne kadar iyi bir sözdür. Bu dine girmek için ne yapmalı.” Diye sordu.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.);

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mus’ab bin Umeyr Radiyallah-u anhu’nun mübarek kabirleri

Mus’ab bin Umeyr (r.a.)- 3

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) , O’nun bu sözü üzerine O’na kelime-i Şehadet’i öğretti, ve O da hemen Müslüman oldu.

Sevincinden yerinde duramayan Üseyd (r.a.);

-“Ben gidip size birini göndereyim. Eğer O’da iman’a gelirse bu beldede iman etmedik kimse kalmaz.” Diyerek oradan ayrıldı.

Evs kabilesinin Reisi Sa’d bin Muaz’ın ve kabilesinin yanına varınca Müslüman olduğunu söyledi. Bunu gören Sa’d şaşırarak hiddetlendi ve Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in yanına koştu.

Yanına varınca sert ve kızgın bir tavırla konuşmaya başladı.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) O’na da gayet yumuşak konuştu ve

-“Oturup biraz dinlemesini.” söyledi.

Sa’d bu nazik konuşma karşısında yumuşayıp oturdu ve konuşulanları dinlemeye başladı.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) O’na İslamiyet’i anlattı ve Kur’an-i Kerim’den bir miktar okudu. Kur’an-i Kerim okunurken Sa’d’ın yüzü birden bire değişiberdi. O da orada MÜSLÜMAN oldu.

Sa’d kendinde duyduğu üstün bir halin ve rahatlığın şevkiyle derhal kavminin yanına gidip onlara şöyle dedi;

-“Ey Kavmim beni nasıl biliyorsunuz?”

Kavmi de;

-“Sen bizim büyüğümüz ve üstünümüzsün.” Cevabını alınca.

Sa’d (r.a.);

-“Öyle ise Allah’a ve Resulü (s.a.v.) ne iman etmelisiniz… İman etmedikçe sizin erkek ve kadınlarınızla konuşmak bana haram olsun.” Dedi.

O’nun bu sözleri üzerine Kavminin hapsi İslamiyet’i kabul etti. O gün kavminden iman etmedik kimse kalmadı.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in büyük gayretleri ve hizmetleri neticesinde İslamiyet, Medine’de süratle yayıldı.

Öyle ki;

İslamiyet her eve girmiş İman etmeyen kalmamıştı.”

Eshab-i Kiram (r.anhüm), Resulullah’dan izin alarak Sa’d bin Hayseme (r.a.) nin evinde ilk defa Cuma namazı edâ etiler.

Medine-i Münevverede’de İLK KILINAN CUMA NAMAZI budur.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Uhud dağı ile okçular (Ayneyn) tepesinin görünüşü

Mus’ab bin Umeyr (r.a.)- 4

Medine-i Münevverede’deİLK KILINAN CUMA NAMAZI budur. Bu Cuma’dan sonra Mus’ab bin Umeyr (r.a.), Evs ve Hazreç kabileinden hacılarla İKİNCİ AKABE BİAT’INI yapmak üzere yola çıktı.

Bu kafilede Es’ad bin Zürâre (r.a.) de vardı. Mus’ab bin Umeyr (r.a.), Mekke’ye varır varmaz, kendi evine uğramadan önce hemen

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e Medine’lilerin grup grup İSLAMİYET’E GİRDİKLERİNİ ANLATTI. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu haberden çok memnun oldu.

Bu sırada Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in mekke’ye geldiğini işiten annesi,

O’na;

-“Ey annesine isyan eden vefasız oğul! Bulunduğum şehre gelip nasıl olur da önce yanıma uğrayıp beni ziyaret etmezsin.” Diye haber gönderdi.

Mua’ab bin Umeyr (r.a.);

-“Ben, Resulullah (s.a.v.) tan önce kimseyi ziyaret etmem.” Dedi.

Ve sonra annesinin yanına gitti.

Annesi;

-“Galiba, halâ girdiğin o yeni dinden dönmedin.”Dedi.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.);

-“Ben, Allah Resulü (s.a.v.) nün tebliğ ettiği ve Allah’ın razı olduğu hak din üzereyim. Bu din, Allah’ın kendisi ve Resulü (s.a.v.) için seçtiği bir dindir.” Dedi.

Annesi tekrar;

-“İlk olarak Habeşistan’da ve ikinci defa da Yesrib’de (Medine) olduğun zamanlarda senin için çektiğim acılara karşılık bana teşekkür bile etmedin.” Dedi.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.);

-“B e n i    d i n i m d e n    a y ı r a c a ğ ı n ı z d a n     korkuyordum.”dedi.

Bu sözleri üzerine annesi O’nu hapsetmek isteyince,

Mus’ab bin Umeyr (r.a.);

-“Yemin ediyorm ki, eğer beni haps edecek olursanız, ölünceye kadar mücadele ederim..” dedi.

Bunun üzerine annesi;

-“Haydi git işine.” Diyerek ağladı.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Uhud savaşında Peygamberimiz (s.a.v.) ın  dişleri şehid olunca Kaldığı mağara

Mus’ab bin Umeyr (r.a.)- 5

Mus’ab (r.a.) O’na şöyle söyledi,

-“Anneciğim, ben sana doğru yolu gösteriyorum. Ve sana acıyorum. Ne olur gel Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Hazret-i Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet et!”

Annesi;

-“Ben senin girdiğin dini kabul etmiyeceğim. Aksi takdirde alay konusu olur, zayıf akıllı diye vasfedilirim. Fakat seni dininle baş başa bırakıyorum. Ben kendi dinimde kalacağım.” Dedi.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) Zilhacce ayının geri kalan kısmını, Muharrem ve Sefer aylarını Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ile geçirdikten sonra, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in hicretinden 12 gece evvel, Rebiul-evvel ayının başında ikinci defa Medine’ye hicret etti.

Her şeylerini Mekke’de bırakıp, Medine’ye hicret eden Eshab-i Kiram (r.anhüm) ile, Medine’li Eshab (r.anhüm) mal ve mülklerini paylaştı. Bu kardeşlikte Mus’ab bin Umeyr (r.a.) de Ebû Eyyüb-i-el-Ensari ile kardeş yapıldı.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.), Bedir Savaşı’na katılıp sancağı taşıdı, büyük gayret ve kahramanlık gösterdi.

Abd-i dâr oğullarından Bedir savaşına katılan iki kişiden biri idi. Diğer de Süveyd bin Harmele (r.a.) idi.

Mus’ab bin Umeyr (r.a.) Uhud savaşı’na da katıldı. Sancağı taşıdı. Bu savaşta Peygamberimiz (s.a.v.) in yanından ayrılmayarak saldıranlara karşı koruyordu.. İKİ ZIRH GİYİNMİŞTİ. Bu haliyle Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e benziyordu.

Müşrik ordusundan İbn-i Kamile adında bir müşrik Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e saldırırken, Mus’ab bin Umeyr (r.a.) O’nun karşisina çıktı.

Bu müşrik bir kılıç darbesiyle Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in sağ kolunu kesti. Bunun üzerine Mus’ab bin Umeyr (r.a.) derhal sancağı sol eline aldı.

Mus’ab (r.a.) o esnada Âl-i İmran suresi 144.;

-“Muhammed ancak Resuldür. Ondan evvel daha nice Peygamberler gelip geçmiştir.” Mealindeki ayet-i Kerimeyi okuyordu.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mescidi Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)

Abdullah bin Atik (Radiyallah-u anhu);

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi veSellem) in Medine’ye hicretinden önce İslamiyet’i kabul edip, Medine’nin İlk Müslümanlardan olmakla şereflenen sahabi.

Adı Abdullah bin Atik bin Kays bin Esved bin Berâ bin Kâb bin Ganem bin Seleme bin Hazrec-i Ensari’dir.

Soyu ve kardeşi Cebr bin Atik hakkında başka rivayetler de bilinmektedir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hicretin 12 .ci (M. 633) yılında Yemâme harbinde şehid olmuştur.

Abdullah bin Atik (r.a.) in Müslüman oluşu hakkında kaynaklardan geniş bilgi yer almaktadır.

Medine’de ilk Müslüman Hazret-i Es’ad bin Zürâre (r.a.) nin ve Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tarafından oraya Kur’an-i Keim’i ve İslamiyet’i öğretmek için gönderilen Hazret-i Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in tebliğ hizmetleri sebebiyle bir çok kimse İman etmişti.

Daha peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in hicreti gerçekleşmeden Müslüman olmakla şereflenenlerden biri de Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.) idi.

Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.), bedir ve Uhud savaşlarında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in yanında birçok hizmetlerde bulunmuştur.

Hicretin 5’inci (M. 627) yılında Medine’nin müdafaası için yapılan Hendek harbine de katılmıştır.

Hicretin altıncı (M. 628) yılında, kendisinin komutanlığında, Ensar (r.anhüm) den beş kişi ile birlikte bir seriyyede bulundu. Bu vazife, Yahudi reislerinden olup, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) a düşmanlıkta çok ileri giden Ebû Râfi’nin öldürülmesi hizmetiydi.

Mekke’de müşriklerin zulmünden kurtulmak için Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Müslümanlar Medine’ye HİCRET etmişlerdi. Burada yaşayan evs ve Hazreç kabilelerinin tamamı İslmaiyet’i kabul etmişler, resulullah (s.a.v.) a her hususta yardımcı olmuşlardı.

Öteden beri bunlara düşman olan Yahudilerin kini, İslam düşmanlığı ile birleşmişti. Resulullah efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e düşmanlıkta çok ileri gidenlerden biri de, Heyber Yahudilerinin reisi olan Ebû Rafi’ Selam bin Ebû Hukayk idi.

Bu Yahudi reisi, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ı sık sık rahatsız ettiği gibi Müslumanlara da daima tehdid eder, kendisine tabi olanları Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın aleyhine kışkıtırdı. O’NU ÖLDÜRME TEŞEBBÜSÜNDE BULUNURDU.

Ebû rafi’ yahudisi, zengin bir tüccar olup, malları ile Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) a düşmanlık yapanlara yardım ederdi.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Atik (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Revda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem)

Abdullah bin Atik (Radiyallah-u anhu)- 2

Ebû Rafi’ yahudisinin Hicaz toprağından kendisinin müstahkem bir kalesi vardı. Ailesi ile birlikte orada otururdu. Arap kabilelerinin bir çoğunu KIŞKIRTIP Hendek muharebesinin yapılmasına bu Yahaudi reisi sebep olmuştu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ı canlarından ve mallarından daha çok seven ve bu uğurda hiçbir fedakarlıktan geri durmayan Eshab-i Kiram (r.anhüm), bu duruma ÇARE ARAMAYA BAŞLADI.

Azılı bir İslam düşmanı olan Ebû Rafi’yi öldürmek için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dan izin istediler. Hazreç kabilesine mensup beş kişiye Ebû Rafi’yi öldürmek görevi verildi.

Bunlar;

Abdullah bin Atik, Abdullah bin Enis, Abû Katâde, Esved bin huzî ve Mes’ûd bin Sinan hazretleri (r.anhüm) ydiler.

Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), hicretin altıncı yılı Ramazan ayında, bu beş kişinin başına Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.) i KOMUTAN tayın ederek, Yahudilerin reisi Ebû Rafi’nin öldürülmesini, yalnız kadınlara ve çocuklara dokunulmamasını emretti.

Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.) ve arkadaşları, Ebû Rafi’nin kalesine yaklaştıklarında güneş yeni batmıştı. Köy halkı da deve, koyun ve sığır gibi hayvanların mer’ada otlatıp yeni dönüyorlardı.

Bu durum karşısında Abdullah bin Atik (r.a.) arkadaşlarına şu emri verdi;

-“Siz yerinizde oturunuz! Ben, Ebû Rafi’nin kalesine gideyim ve kale kapıcısına nezaketle yaklaşayım. Bu suretle kaleye girebileceğimi sanıyorum.”

-“Kale kapısına yürüdü. Nihayet kapıya yaklaştı. Sonra paltusuna büründü. Sanki bir ihtiyacını gideriyordu. “

Bu sırada Kale kapıcısı;

-“Ey Allah’ın kulu Kaleye girmek istiyorsan hemen gir! Çünkü ben, kapıyı kapamak istiyorum!” dedi.

Bundan sonra Abdullah bin Atik (r.a.) kendisi şöyle anlatıyor;

-“Ben de hemen kaleye girdim ve merkeb ahırına saklandım. Halkın kaleye girmesi üzerine kapıcı , kapıyı kilitledi ve anahtarları bir direğe astı.”

Hemen kalktım Anahtarları aldım.

-“Ebû Rafi’nin yanında, akşamdan sonra adamları toplanıp sohbet yaparlardı. Bu sohbet, kalenin en üst katında bulunan bir yerde olurdu. Gece sohbeti sona erip, dostları Ebû Rafi’nin yanından dağılıp yatınca, Hemen onun yanına çıktım. Bir çok kapıdan geçtim. Her kapıyı açtıkça iç tarafından sürgülüyordum.”

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Atik (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Revda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem)

Abdullah bin Atik (Radiyallah-u anhu)- 3

-“Bunu şunun için düşünmüştüm ki, Eğer Ebû Rafi’nin adamları beni fark ederlerse herifi öldürünceye kadar, bana bu fırsatı bırakmazlardı. Bu suretle Ebû Rafi’nin yattığı odaya kadar vardım. “

-“Kendisi karanlık bir oda içinde aile fertleri arasında yatmıştı. O’danın neresinde olduğunu kestiremedim.”

Anlamak için;

-“Ey Ebû Rafi’”

Diye seslendim.

-“Kim O? Ne istiyorsun?” diyerek cevap verdi.

-“Hemen ben de, sesin geldiği tarafa fırlayıp yaklaştım ve kılıcımla ilk vuruşu başardım. Fakat dehşet içinde kalmıştım. Çünkü öldürememiştim.”

Ebû Rafi’ yüksek sesle haykırdı.

-“Ben de, hemen odadan dışarı çıktım. Kısa bir müddet bekleyip tekrar odaya girdim.”

Ve sesimi değiştirerek;

-“Bu feryat nedir, ya Ebû Rafi’?” dedim

Cevabında;

-“Canı cehenneme! Sen seslenmeden önce, birisi gelip beni oda içinde kılıçla yaraladı!” dedi.

-“Bu sefer O’na bir kılıç darbesi daha yapıştırdım, iyice yaraladım. Fakat yine öldüremedim. Sonra kılıcın keskin ucunu karnına bastım. Nihayet Ebû Rafi’ arkasına devrildi.”

-“Bu defa adamı öldürdüğümü anladım ve hemen kapıları birer birer açmaya başladım. Bu suretle, oradan savuşup kale merdiveninin son basamağına varmıştım. Burada yere erdiğimi sanarak ayağımı attım. Meğer daha sona gelmemiş olduğundan, merdivenden düştüm. Baldır kemiğim kırıldı. Hemen bir sargı ile bu kırığı sardım. Sonra yürüdüm. Kapıya kadar varıp orada oturdum.”

Ve kendi kendime,

-“Şunu öldürüp öldürmediğimi iyice anlayıncaya kadar bu gece kaleden çıkmam.” Dedim.

-“Horozlar ötmeye başlayınca, birinin kalenin surlarına çıkıp;

-“Hicaz halkının taciri Ebû Rafi’nin öldürdüğünü bildiriyorum!..” diye ilan ettiğini duydum.

-“Bunun üzerine ben artık arkadaşlarımın yanına döndüm.”

Ve onlara;

-“Artık kurtulduk. Allah-u Teâlâ, Ebû Rafi’yi öldürdü. Haydi yürüyünüz, Mekke’ye gidelim!” dedim.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Atik (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Revda-i Şerif (Sallallahu aleyhi ve Sellem)

Abdullah bin Atik (Radiyallah-u anhu)- 4

Nihayet Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın huzuruna vardık. Durumu arzetim. Ayağımın kırıldığını duyunca, bana;

-“Ayağını uzat!” buyurdu.

Ben de ayağımı uzattım.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayağımı sıvazladı. Sanki hiç ağrı duymamış kimseye döndüm. Kırık tamamen iyileşti.

Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.), bu seriyye’sinden sonra, Hayber’in fethine katılarak, burada da büyük kahramanlıklar gösterdi. Sonra hicretin sekizinci ve Huneyn harbine katıldı ve çok hizmeti görüldü.

Hicretin dokuzuncu senesinde (M. 631) Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ensar (r.anhüm) dan meydana gelen 150 kişilik bir birliği Hazret-i Ali (r.a.) nin kumandasında Beni Tayy kabilesinin putlarını kırıp parçalayarak, bu kavmi bu sapık adet ve inançtan kurtarmak için vazifelendirdi. Bu birliğin silah ve techizat temini için de, Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.) memur edildi.

Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.), büyük gayret ve fadakarlık göstererek kısa zamanda birliğin ihtiyaçlarını temin etti. Tek Allah inancının yerleşmesinde ve putperestliğin ortadan kalkması hususunda da büyük hizmet eti.

Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.) in Yemame harbindeki kahramanlığı da dillere destandır.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın vefatı haberi yayılır yayılmaz meydana gelen bu harp, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) zamanında cereyan etti.

Bu sırada yalancı Peygamber Müseyleme-tül-Kezzab, Müslümanları rahatsız ediyordu. Hazret-i Halid bin Velid (r.a.) başkanlığında bir ordu, onların üzerine gitti.

Çünkü O, insanları İslamiyet’ten ayrılma haraketini teşvik ve idare ediyordu. Böylece Müslümanları rahatsız ediyordu. Artık Müslümanları onlardan kurtulmak bir zaruret bir zaruret haline gelmişti.

Hazret-i Halid bin Velid (r.a.) ile Müseyleme-tül-Kezzab kuvvetleri arasında şiddetli çarpışmalar oldu.

Bu savaşta Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.) de büyük kahramanlıklar gösteriyordu. Eshab-i Kiram (r.anhüm) den dörtyüz elli kişi şehid düştü. Bunlar arasında Abdullah bin Atik (r.a.) de vardı.

Yaralı iken, vucudundan kanlar fışkırırken kılıcını yere atmıyor, savaşıyordu. Bütün gücü kuvveti kesilip dermanı kalmayıncaya kadar savaşmaya devam etti.

Hazret-i Abdullah bin Atik (r.a.), Müslüman olduktan sonra ömrünün tamamını İslamiyet’e hizmet için geçirmiştir.

Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in uğrunda nice tehlikelere katlanmış ve en güzel kahramanlık örnekleri, göstermiştir.

Nihayet bu büyük Sahabi, hicretin 12 (M. 634) senesinde, en çok arzu ettiği şehidlik mertebesine kavuşmuş ve böylece ebedi saadete nail olmuştur.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Atik (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu