‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Abdullah bin Cahş (Radiyallah-u anhu);
07 Ağustos 2009Revda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Abdullah bin Cahş (Radiyallah-u anhu);
Peygamber efendimizin (s.a.v.) halası Ümeyme ile Cahş’ın oğlu, Eshâb-ı kirâmdan. Kızkardeşi Hz. Zeyneb; Peygamberimizin hanımıdır. Hz. Ebû Bekir’in vasıtasıyla, Erkam’ın (r.a.) evine gelmeden önce kelime-i şehâdet getirerek ilk müslümanlardan olmak şerefine kavuştu. Hz. Abdullah orta boylu, çok yakışıklı bir zât idi. Peygamber efendimizi pek ziyade severdi. Bu muhabbet uğrunda canını fedâdan çekinmemiş, Uhud harbinde en büyük kahramanlığı göstererek, Allahü teâlânın rızası uğrunda şehâdet şerbetini içmiştir. Eshâb-ı kirâm arasında lâkabı, “El-Mücdü’fillah” yani “Allah yolunun fedâisi” idi. Şehid olduğunda 40 yaşlarında idi. Medine’ye hicret edince Âsım bin Sâbit (r.a.) ile kardeş oldu.
Abdullah bin Cahş (r.a.) İslâmiyeti heyecanla yaşayan zatlardandı. İlk müslüman olduğu yıllarda, kâfirler kendisine her türlü eza ve cefâyı yapmışlardı. Hepsine de imânının verdiği güç ile mukabele etmiş, eza ve cefâ’lara katlanmıştır. Peygamber efendimiz, kendisi için “.. açlığa ve susuzluğa en çok dayanan ve katlananınızdır” buyurmuştur.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Cahş (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Cahş (Radiyallah-u anhu)- 2
07 Ağustos 2009Revda-i Mutahhara (Sallallahualeyhi ve Sellem)
Abdullah bin Cahş (Radiyallah-u anhu)- 2
Resûlullah efendimizin şehîdler için verdiği müjdeleri duyarak hep şehîd olmaya can atmıştır. Harplerde en önde kahramanca çarpışmıştır. Peygamber efendimiz hicretin ikinci senesinde, Nahle’de Kureyş müşriklerini, gözetlemek üzere ilk önce Ebû Ubeyde bin Cerrah’ı (r.a.) göndermek istemişti. Hz. Ebû Ubeyde, Peygamberimizin ayrılığına dayanamıyarak ağlamaya başladı. Bunun üzerine O’nu göndermekten vazgeçti. Hz. Abdullah bin Cahş der ki: O gün Resûlullah aleyhisselâm yatsı namazını kılınca beni yanına çağırdı: “Sabah vakti olur olmaz yanıma gel. Silahın da yanında bulunsun. Seni bir tarafa göndereceğim.” buyurdu. Sabah olunca mescide gittim. Kılıcım, yayım, ok ve çantam üzerimde, kalkanım da yanımda idi. Resûlullah efendimiz sabah namazını kıldırdıktan sonra evine döndü. Ben daha önce kapının önüne gelmiş, bekliyordum. Muhacirlerden benimle birlikte gidecek bir kaç kişi buldu. “Seni bu kişilerin üzerine kumandan tayin ettim.” buyurarak bir mektûb verdi. “Git, iki gece yol aldıktan sonra mektubu aç. Onda buyurulana göre hareket et.” Yâ Resûlallah! Hangi tarafa gideyim?” diye sordum. “Necdiye yolunu tut. Rekiyeye, kuyuya yönel!” buyurdu. Nahle seferine memur edildiği zaman, ilk defa “Emir-el-mü’minîn” sıfatı verildi, İslâmda ilk tayin olunan “emir”, O oldu. Sekiz veya oniki kişilik bir birlik ile iki gün sonra Melel mevkiine vardıklarında mektubu açtı. Mektubta şunlar yazılıydı:
“Bismillahirrahmanirrahîm,
Bu mektubu gözden geçirdiğin zaman Mekke ile Taif arasındaki Nahle vâdisine ininceye kadar, Allahü teâlânın ismi ve bereketiyle yürüyüp gidersin. Arkadaşlarından hiçbirini, seninle birlikte gitmeye zorlamayasın! Nahle vadisindeki Kureyşîleri, Kureyşîlerin kervanını gözetleyip ve denetleyesin. Onların haberlerini bize bildiresin.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Cahş (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Cahş (Radiyallah-u anhu)- 3
08 Ağustos 2009(Şehidlik) Abdullah bin Cahş ile DAYISI Hazret-i Hamza (r.anhüm) Kabri şerifleri
Abdullah bin Cahş (Radiyallah-u anhu)- 3
Emir-el-mü’minîn Hz. Abdullah bin Cahş mektubu okuduktan sonra “Bizler Allahü teâlânın kullarıyız ve hep O’na döneceğiz, işittim ve itaat ettim. Allahü teâlânın ve sevgili Resûlünün emrini yerine getireceğim” diyerek mektubu öpüp, başına koydu. Sonra arkadaşlarına dönerek “Hanginiz şehîd olmayı istiyor ve özlüyorsa, benimle gelsin. Gelmek istemeyen dönüp gidebilir, hiç birinizi zorlayıcı değilim. Gelmezseniz ben tek başıma gidip, Resûl aleyhisselâmın emrini yerine getireceğim.” dedi. Arkadaşları hep birden, “Biz, işittik. Allahü teâlâya, Peygamber efendimize ve sana itaat edicileriz. Nereye istersen, Allahü teâlânın bereketi üzere yürü.” diye cevap verdiler. Sa’d bin Ebî Vakkas hazleretlerinin de bulunduğu küçük ordu ile Hicaza doğru yol aldılar ve Nahle’ye geldiler. Bir yere gizlendiler. Oradan gelip geçen Kureyşîleri gözetlemeye başladılar. Bu sırada bir Kureyş kafilesi geçti. Develer yüklü idi. Mücâhidler, Kureyş kafilesine yaklaşarak onları İslâma davet ettiler. Kabul etmeyince çarpışma başladı. Çarpışma sonunda birisini öldürdüler, ikisini esir aldılar, birisi atlı olduğu için ona yetişemediler. Kâfirlerin bütün malı mücahitlere kaldı. Hz. Abdullah bin Cahş, bu ganimet mallarının beşte birini Resûlullah efendimize ayırdı. Bu ganimet, müslümanların aldıkları ilk ganimetti Bu beşte bir hisse de ilk ayrılan beşte birdi. İlk öldürülen müşrik ve alınan esirler de bu Nahle seferindeydi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Cahş (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Ebi Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anhu);
08 Ağustos 2009Sevr Mağarası Yolu (Mekke-i Mükerreme)
Abdullah bin Ebi Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anhu);
Eshâb-ı kirâmdan, ilk müslümanlardan. Babası Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a.), annesi Katile binti Abdiluzza’dır. Esma (r.anha) ile anne bir kardeştir. Mekke’de doğduğu tahmin edilmesine rağmen, tarihi bilinmemektedir.
Abdullah, babası Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a.) davetiyle, küçük yaşta müslüman oldu. Hz. Muhammed (s.a.v.) ile babasının Mekke’den Medine’ye hicretlerinde, Sevr Mağarası’na geldiğinde habercilik vazifesini yaptı. Zekî ve kabiliyetli bir genç olduğundan, babasının emir ve direktiflerini harfiyyen yerine getirirdi. Gündüzleri Mekke’de Kureyşliler arasında bulunup, onların Peygamberimiz (s.a.v.) ve Hz. Ebû Bekir hakkında söylediklerini, konuşmalarını akşam vakti Sevr Mağarası’na gelerek, haber verirdi. Geceyi orada geçirip, tan yeri ağarmadan Mekke’ye dönerdi. Bu hizmeti, onun adını İslâm tarihine geçirdi. Hz. Resûlullah O’nu Âli bin Ebû Tâlib (r.a.) ile âhıret kardeşi yaptı. Atike binti Zeyd bin Amr (r.anha) ile evliydi.
Abdullah bin Ebû Bekr, hicret-i Nebevî’den sonra Mekke’den Medine’ye geldi. Resûlullah (s.a.v.) ile hicretin 8. senesinde Mekke’nin fethinde bulundu.
Mûte Harbi’nde, İslâm Ordusu kumandanı Zeyd İbni Hârise’nin şehîd olmasını, sonra kumandan olan Ca’fer İbni Ebî Talib’in sancağı almasını bunun da şehîd olmasıyla Abdullah İbni Revâha’nın kumandayı alıp onun da şehîd olmasıyla, Hâlid İbni Velid’in kumandayı almasını ve Resûlullah’ın (s.a.v.) bütün bunları Medine-i Münevvere’de Minber-i se’âdetinde başından sonuna kadar haber verdiğini rivâyet etti. Resûlullahın bu mucizesini haber vermesiyle rivâyeti kitaplara geçti.
Mekke’nin fethinden sonra Huneyn Gazvesi’ne katıldı. Huneyn’den kaçan Sakif ve Hevâzinliler’in toplanmalarına mani olmak için onların sığınıp, saklandıkları Taif Kalesi’ni muhasara etti. Muhasarada ok isabet edip, yaralandı. Medine’ye yaralı olarak döndü.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Ebi Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Ebi Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anhu)- 2
09 Ağustos 2009Sevr dağı ve mağarası (Mekke-i Mükerreme)
Abdullah bin Ebi Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anhu)- 2
Abdullah bin Ebî Bekr-i Sıddîk (r.a.) Peygamber efendimiz (s.a.v.) için hazırlanan hulleyi (elbise) yedi altına satın almıştı. Sonra Resûlullahın tekfinine uygun görülmeyince, teberrüken. kendine kefen için saklamıştı. Ruhunu teslim edeceği sırada “bunda, hayır ve bereket olsa idi, Resûlullah efendimiz tekfin olunurdu” deyip, kendisine bunu kefen yaptırmadı.
Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) hilâfetinin başlarında hicretin onbirinci senesinin Şevval ayında Taifte aldığı yaranın iyileşmemesi sebebiyle vefât etti. Cenaze namazını Hazret-i Ebû Bekir kıldırdı. Kabrine ise Hazret-i Ömer, Talha ve kardeşi Abdurrahman bin Ebû Bekir (r.a.) indirmişlerdir. Tâif şehîdlerinden sayılır.
Onun vefâtından bir müddet sonra Hazret-i Ebû Bekir’e, Sakif heyeti geldi. O sırada Hz. Abdullah’ın ölümüne sebep olan ok, Hz. Ebû Bekir’in yanındaydı. Oku, heyettekilere göstererek: “İçinizde bu oku tanıyanınız var mı?” diye sordu. Aclânoğullarının kardeşi Hazret-i Sa’d bin Ubeyd: “Bu oku ben yonttum; ucunu ben sivrilttim; tüyünü ben taktım; bunu atan da benim” dedi. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir “Bu ok, Abdullah bin Ebî Bekir’i şehîd eden oktur. Senin elinle ona şehîdlik şerbetini içiren, onun eliyle seni öldürtmeyen Allah’a hamd olsun. Allah’ın himayesi geniştir” buyurdu.
KAYNAKLAR
1) El-İsâbe cild-2, sh-283
2) Sahîh-i`Buhârî Kitab-ul Cihâd 133
3) Sahîh-i Müslim Fedail-us-Sahâbe Hadîs No: 1
4) Kâmûs-ül-A’lâm cild-4, sh-3037, 3100
Cild; 1
Sh; 192
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Ebi Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hanzala bin Ebi Amir (Radiyallah-u anhu);
09 Ağustos 2009Şehidlik (Uhud savaşının yapıldığı alan)
Hanzala bin Ebi Amir (Radiyallah-u anhu);
Medineli Eshâbın meşhûrlarından şehîd ve meleklerin yıkadıkları bir zât ismi Hanzala bin Ebî Âmir bin Safi bin Mâlik olup lakabı Takî ve Gasîl-ül-melâike’dir. Medine’de Evs kabilesinden olup, kavminin eşrafından idi. Babası Ebû Âmir Peygamberimizin (s.a.v.) Medine’ye teşrif etmesi üzerine O’na (s.a.v.) düşman olmuş ve Medine’den ayrılarak, Mekke’ye gitmiş müşriklerle bir olmuştu. Bundan dolayı ona fâsık lâkabı verilmişti. Annesinin ismi tesbit edilememiştir. Hanzala (r.a.), bi’setten evvel de îmân sahibi olup, Allah’ın birliğine inanır putlara tapmazdı. Hanîf dininde idi. Müslüman olmadan evvel inzivaya çekilmiş bir halde insanlardan uzak devamlı kendi halinde ibâdetle meşgul olurdu. Peygamberimizin daveti üzerine hemen îmân etti. Babası ile tam bir Cedel (kavga) hali ortaya çıktı. Babası îmân etmesini istemiyordu. Hanzala’nın (r.a.) doğum tarihi bilinmemekte olup Hicretin üçüncü (m. 624) yılında Uhud’da şehîd oldu.
Hanzala (r.a.) Bedir gazasında bulundu. O zaman henüz bekârdı. Bedir gazâsından bir müddet sonra Abdullah bin Übey’in, kızı Cemile ile nikâhlandı. Nikâhdan bir hafta sonra düğün olacaktı. Ertesi gün de Uhud’da Kureyş müşrikleriyle çarpışılacakti. Hanzala (r.a.) geceyi Medine’de hanımının yanında geçirmek için Resûlullah’dan (s.a.v.) izin istedi. Peygamberimiz de müsaade buyurdu. Medine’ye geldi. Hanımı Cemile, (r.anhâ) ile o gece beraber kaldı. Cumartesi günü sabahleyin Uhud’a yetişmek için çok acele yola cıkdı. Yola çıkacağı sırada, Hanımı Cemile, orada l bulunan kavminden dört kişi çağırdı ve Hanzala (r.a.) ile evlendiklerini söyleyip eğer çocuk olursa Hanzala’nın (r.a.) olacağını bildirip, onları şâhid tuttu. Oradaki dört şâhid “Buna ne lüzum vardı?” diye sordular. Cemile (r.anhâ): “Rüyamda sema’nın açıldığını ve Hanzala içeri girdikten sonra kapandığını gördüm” dedi. Rüyası hakikat olup Uhud Savaşında Hz. Hanzala şehîd oldu. Abdullah isminde bir oğulları oldu. Abdullah bin Hanzala olarak tanınan bu oğlu, Yezid zamanında şehîd edildi.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hanzala bin Ebi Amir (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hanzala bin Ebi Amir (Radiyallah-u anhu)- 2
10 Ağustos 2009Okçular tepesinden Uhud savaşının yapıldığı meydan’ın görüntüsü
Hanzala bin Ebi Amir (Radiyallah-u anhu)- 2
Peygamberimiz (s.a.v.) Uhud’da harp için safları düzeltirken Hanzala (r.a.) yetişti ve Eshâb-ı kirâm arasına karıştı. Hz. Hanzala bin Ebî Âmir, diğer saha biler gibi can siperâne müşriklerin üzerine atıldı. Şehidlik mertebesine kavuşmak için durmadan savaştı. Daha sonra müşrikler bozuldular, dağılıp kaçmaya başladılar. Hanzala (r.a.) Ebû Süfyân’ın önünü kesti. Atının bacaklarını kılıcıyla uçurdu. At kuyruğunu iki bacağı arasına sokup, arka ayakları üzerine çökünce Ebû Süfyân yere düştü. Korkudan ne yapacağını şaşıran Ebû Süfyân, “Ey Kureyş ben Ebû Süfyân’ım Hanzala beni öldürecek yetişin” diye sesi çıktığı kadar bağırmağa başladı. Müşriklerden birçokları Ebû Süfyânın sesini işittikleri halde canlarının derdine düştüklerinden hiç aldırış eden olmadı. Fakat Şeddâd bin Esved Hanzala’ya (r.a.) arkadan yaklaşıp haince, sırtından mızrakladı. Hanzala mukabele etmek istedi. Fakat imândan nasibi olmıyan bu müşrik ikinci bir darbe daha vurup Hanzala’yı (r.a.) şehîd etti. 3 (m. 624) Ebû Süfyân kalkarak kaçtı. Hanzala’yi (r.a.) Bedir’de öldürülen oğlu yerine öldürülmüş kabul etti.
Hanzala (r.a.) şehîd olunca Peygamberimiz “Ben Hanzala’yı meleklerin gökle yer arasında gümüş bir tepsi içinde yağmur suyu ile yıkadıklarını gürdüm.” buyurdu. Ebû Useyd Said (r.a.) diyor ki: “Gidip Hanzala’ya baktm. Başından yağmur suyu akıyordu. Döndüm bunu Resûlullah’a (s.a.v.) haber verdim. Peygamberimiz (s.a.v.) hanımına haber gönderip bunun sebebini sordu. O da Uhud’a çıktığı zaman Hanzala’nın cünüb olduğunu bildirdi.” Hanzala (r.a.) Uhud’a yetişmek için çok acele edip yetişememek korkusu kendini kapladığından acele ile gusl etmeyi unutmuştu.
Babası Ebû Âmir müşrikler içinde bulunduğundan Hanzala’ya (r.a.) işkence yapılmasına mâni oldu. Çünkü müşriklerin şehîd olan sahâbîlerin burunlarını, kulaklarını ve uzuvlarını kesiyorlardı. Bundan sonra Hanzala’nın adı Gasîl-ül-Melâike (Melekler tarafından yıkanmış kimse) diye anıldı. Medine’de Eshâb-ı kiranın Evs kabilesinden olanlar, Hazrec kabilesinden olanlara karşı “Melekler tarafından yıkanan Hanzala (r.a.) bizdendir” diye iftihar ederlerdi.
KAYNAKLAR
1) Hilyet-ül-evliyâ cild-1, sh-357
2) El-İsâbe cild-1, sh-360
3) El-İstiâb cild-1, sh-280
4) Üsûd-ül-gâbe cild-2, sh-68
5) Siyer-i a’lâm-in-Nübelâ cild-1, sh-132
6) Ensâb-ül-Eşrâf cild-1, sh-329
7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-975
Cild; 1
Sh;330-331
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hanzala bin Ebi Amir (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Hanzala (Radiyallah-u anhu);
10 Ağustos 2009Kabe-i Mükerreme (İbrahim aleyhis selam makamı)
Abdullah bin Hanzala (Radiyallah-u anhu);
Eshâb-ı kirâmın faziletlilerinden, meşhûrlarından. Babası da, Eshâbdan olup, Gasil-ül-melâike (öldüğünde melekler yıkamıştır) lakabıyla tanınmıştır. Annesi Cemile binti Abdullah’tır. Hanzala (r.a.) Uhud vak’ası gecesi evlenmiş, ertesi gün Uhud’da şehîd olmuştur. Abdullah, Peygamber efendimizin (s.a.v.) vefâtında yedi yaşında bulunup, rüyet (görme) ve sohbete nail olmuştur. Bir kaç hadîs-i şerîf bildirmiştir. 63 (m. 682) senesinde Yezîd bin Muâviye’nin askeriyle, Abdullah bin Zübeyr’e bîat eden ehl-i Medine arasında meydana gelen Hara muharebesinde Zilhiccenin bitmesine üç gün kala Perşembe günü’şehîd olmuştur. Önce sekiz oğlunu birer birer muharebeye çıkarıp, hepsi şehîd olduktan sonra, kılıcının kınını kırarak Yezid’in askerlerinin içine dalmış, şehîd oluncaya kadar mücâdele etmiştir!
Abdullah bin Hanzala Peygamberimiz (s.a.v.)’den, Hz. Ömer, Abdullah bin Selâm ve Ka’b-ül-Ahbâr’dan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Kays bin Sa’d İbni Ibâde Esma binti Zeyd bin El-Hattâb, İbn-i Ebî Müleyke, Abbâs bin Sehl ve bir çok âlim de Abdullah bin Hanzala (r.a.) dan hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir.
Abdullah bin Ebî Süfyân dedi ki: Ben babamı şöyle derken işittim: Abdullah bin Hanzala’yı şehîd edildikten sonra rüyada çok güzel bir şekilde gördüm. Hanzala’ya sordum: “Ey Ebû Abdurrahman sen öldürülmedin mi?” “Evet, fakat öldürülünce Rabbim beni karşıladı ve Cennetine koydu. Ben burada serbest serbest dolaşıyor ve Cennet ni’metlerinden istediğimi yiyorum.” diye cevap verdi. Ben tekrar “Ya senin eshabın arkadaşların? Onlara ne oldu?” diye sordum. Abdullah bin Hanzala, “Onlar benim sancağım etrafındadırlar. Ki sen bunu görüyorsun.” dedi. Ebû Süfyân” “Uykumdan uyandım. Gördüğüm rüyanın Hz. Abdullah bin Hanzala için hayırlı olduğunu anladım” dedi.
İkrime bin Ammâr, Damdan bin Cevs, Abdullah bin Hanzala’dan rivâyetle diyor ki Hz. Ömer bize akşam namazı kıldırdı. Birinci rekâtte hiç bir şey okumadı, ikinci ve üçüncü rekâtte bir fatiha ve bir sûre okudu. Namazı tamamladı. Sonra peşpeşe iki (secde-i sehv) yaptı ve selâm verdi. (Böylece secde-i sehv farzın tehir edilmesinde de yapıldığı açıkça anlaşılmış oldu.)
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Hanzala (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Hanzala (Radiyallah-u anhu)- 2
11 Ağustos 2009Kabe-i Mükerreme
Abdullah bin Hanzala (Radiyallah-u anhu)- 2
Süfyân bin Selim’in rivâyetine göre iblis Abdullah bin Hanzala’ya göründü ve “Dinle sana birşey öğreteyim” dedi. İbni Hanzala, “Senden birşey öğrenmeye ihtiyacım yoktur.” diye cevap verdi. Şeytan, “Dinle de istersen alırsın istersen almazsın” dedi ve “Ey Hanzala’nın oğlu Allah’tan başkasından birşey isteme, her istediğini Allahü teâlâdan iste, Kızdığında nasıl bir hâl aldığına bir bak. Sen kızdığın zaman ben sana hakim olurum.” dedi.
Ahmed İbni Hanbel (r.a.) Müsnedinde Abdullah bin Hanzala’dan şu hadîs-i şerîfleri rivâyet etmiştir.
Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Bile bile bir dirhem gümüş kıymetinde faiz yemek, otuz zinadan daha çok günahtır.”
Diğer hadîs-i şerîf kitaplarında zikredilenlerinden:
Abdullah bin Hanzala (r.a.), Sa’d bin Ubâde hazretlerinin oğlunun evine arkadaşlarıyla ziyârete gitmişti. Namaz vakti gelince ev sahibine, imâm olmasını teklif ettiler O da misafirlerden birinin imâm olmasını istedi. Hazret-i Abdullah:
Resûlullah (s.a.v.): “Bir kimsenin kendi yatağında yatması, hayvanına binmesi ve evinde imamlık etmesi evladır” buyurdu diye rivâyette bulundu.
KAYNAKLAR
1) Müsned-i Ahmed İbni Hanbel cild-4, sh-285
2) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-5, sh-65
3) Târîh-üt-Taberî cild-2, sh-402
4) İbn-ül-Esir cild-4, sh- 87
5) El-İsâbe cild-2, sh-299
6) El-A’lâm cild-4, sh-99
7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-710-975
Cild ; 1
Sh; 192-193
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Hanzala (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu);
11 Ağustos 2009Kabe-i Mükerreme (İbrahim Aleyhis Selam makamı)
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu);
Eshab-i Kiram (r.anhüm) meşhurlarinden. Yaklaşık olarak 588 yıllarında Medine’de doğdui 43 (M. 664) senesinde Medine’de vefat etti.
İslam’ın ilk yıllarında Mus’ab bin Umeyr (r.a.) vasıtasıyla MÜSLÜMAN OLDU. İslamiyet’i çok iyi öğrenen ve bilen Muhammed bin Mesleme (r.a.), şecaatiyle de meşhur olup, Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın ileri gelenlerindendir.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) savaşlara gittiğinde bazen O’nu Medine’deki günlük işleri yürütmek üzee EMİR OLARAK VAZİFELENDİRMİŞ, bazı savaşlarda da öncü kuvvetlerin kumandanı tayin buyurmuştur. Muhammed bin Mesleme (r.a.), Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına katıldı.
Bedir ve Uhud savaşından sonra Mekkeli müşriklerin ölüleri hakkında ağıtlar, şiirler söyleyerek müşrikleri kışkırtan, peygamberimiz Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e ve Müslümanlara dil uzatarak FİTNE ÇIKARAN, Hatta Peygamberimiz (s.a.v.) e SUİKAST TERTİPLEMEYE KALKIŞAN Ka’b bin Eşref adlı Yahudi zengin vardı.
Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Eshab-i Kiram (r.anhüma) a;
-“Ka’b bin Eşref’i kim öldürür? Çünkü, o Allah ve Resulüne eza etmiştir.” Buyurdu
Muhammed bin Mesleme (r.a.);
-“Ya Resulallah, İster misin, ben O’nu öldüreyim?” dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem);
-“Evet, isterim.” Buyurdu.
Muhammed bin Mesleme (r.a.), Resulullah (s.a.v.) a bu sözü verince birkaç gün bu iş üzerinde durdu.
Ebû Naile, Abbas bin Bişr, Haris bin Evs, Ebû Abs İbn-i Cerir (r.anhüm) in yanına gidip, meseleyi onlara açtı.
Hepsi uygun gördüler.
-“Beraber öldürürüz.” Dediler.
Birlikte Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi veSellem) e geldiler;
-“Ya Resulallah! İzin buyurursanız, biz onunla konuşurken, sizinle ilgili, Ka’b’ın hoşuna gidecek bazı sözler söylemeliyiz.” Dediler.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), onlara istediklerini söylemekte musaade buyurdular.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









