‘On iki İmâm’ olarak etiketlenmiş yazılar
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 11
23 Haziran 2008Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 11
Bir şahıs, İmâm-ı Ca’fer hazretlerinden, Allahü teâlânın kendisine çok mal verip, çok hac yapması için duâ buyurmasını istedi. “Yâ Rabbi’ Buna elli hac yapacak kadar mal ver! diye duâ etti. O şahıs elli hac yaptı. Ellibirinci hac için Cühfe denilen yerde gusül edecekti. Sel geldi ve orada vefât etti.
Hakem bin Abbâs-ı Kelbî buyuruyor ki; “Benim Zeyd isminde bir amcam var idi. O Ca’fer-i Sâdık hazretlerine çok itirazda bulunurdu. Bir gün bir hurma mevzusu açıldı. O anda çok itirazda bulundu ve dedi ki; Ca’fer-i Sâdık nerede, böyle işler nerede?.
Ca’fer-i Sâdık’ın bu işden haberi oldu ve şöyle buyurdu: “Yâ Zeyd-i Kelbî, eğer böyle bir şey varsa, Allahü teâlâ sana, kelb büyüklüğünde bir hayvan musallat etsin ki o hayvan seni helâk etsin.”
Birgün Zeyd bir yere giderken, yolda köpek büyüklüğünde bir arslan saldırdı ve onu öldürüp ciğerlerini söktü. Bu olaydan sonra kimse Ca’fer-i Sâdık’a itirazda bulunmadı.
İmâm-ı Ca’fer-i Sâdık hazretleri, Ehl-i beyt’in en büyüklerindendir. Nurlu kalbine akıp gelen ilmin ve feyzin çokluğu akıl ve dil ile anlatılamaz. İnce ma’rifetleri bildiren sözleri, nükte ve latifeleri çok meşhûrdur. Sayılamayacak kadar hikmetli sözleri vardır.
Buyurdular ki: “Beş kimsenin sohbetinden, ya’nî beş kimse ile beraber bulunmaktan sakın: Birincisi, yalan söyleyenden sakın. Çünkü ona dâima aldanırsın. Çünkü sana iyilik yapayım derken, kötülük yapar. İkincisi, cimriden sakın. Üçüncüsü, ahmaktan ya’nî aklı az olandan sakın. Çünkü en çok işine yarıyacağı zaman, seni bırakır. Dördüncüsü, kötü kalbli kimseden sakın. Çünkü işi bozulunca (düşünce) seni harcar. Beşincisi fâsıktan ya’nî günâh işlemekten utanmayan kimseden sakın! Çünkü, seni bir lokma ekmeğe satar.”
“Bir mü’min kardeşine ait hoş olmayan bir iş duyarsan, birden yetmişe kadar özür kapısını araştır. Bulamazsan belki benim anlamadığım bir özür kapısı vardır de ve kapa.”
“Müslüman kardeşinizden ma’nâsını anlamadığınız bir söz duyarsanız, iyiye yorunuz. Daha iyisi kabil olmayacak kadar iyiye yorumlayınız. Anlayamamaktan dolayı kendinizi ayıplayın.”
“Bir hatâ işlediğiniz zaman istiğfâr edin, hatâda ısrar helâk olmaya sebeptir. Bir kimse geçim darlığı çekiyorsa istiğfâra devam etsin.”
Allahü teâlâ, dünyâya emretti ki: “Ey dünyâ, bana hizmet edene, sen de hizmetçi ol! Senin peşinden koşana da zahmet, sıkıntı ver!”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 12
23 Haziran 2008Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 12
“Bu dört şeyi, her şerefli kimsenin yapması gerekir. Yapmaması ona yakışmaz:
1. Bulunduğu meclise babası gelirse ayağa kalkmak,
2. Misafire hizmet etmek.
3. Yüz tane hizmetçisi olsa, muhtaç olmadığı zaman bineğine yardım istemeden binmek.
4. İlim öğrendiği hocasına hizmet etmek.
“Bir kimse, sevdiği bir malının elinde devamlı kalmasını isterse, ona baktıkça, “Mâşâallah, la havle velâkuvvete illâ billah (ya’nî, Allah’ın dilediği olur, kuvvet O’nundur) desin!”
“Malı ve evlâdı çok olmasını isteyen, nebatı (sebze) yemek çok yesin!”
“Din âlimleri (Fakîhler), sultanların, devlet adamlarının kapısına gidip, onlara yaltaklanmadıkça Peygamberlerin vekilleridir.”
“Namaz, her takva sahibi için yakınlıktır. Hac, her güçsüzün cihâdıdır. Bedenin zekâtı oruçtur. Amel (ibâdet, hayırlı iş) yapmadan karşılık bekleyen, yaysız ok atana benzer.”
“Sadaka vererek rızkınızı çoğaltınız. Zekât vererek mallarınızı koruyunuz, iktisat eden, tasarrufa riâyet eden aldanmaz. Tedbirli, düzenli yaşamak, geçimin yarısıdır, insanlarla iyi geçinmek, aklın yarısıdır.”
“Ana-babasını üzen, onlara isyan etmiş olur. Musibet zamanında dizini döven, sevabından mahrum olur. Allahü teâlâ sabrı, musîbet miktarınca indirir.”
“Takvadan (Allahü teâlâdan korkup harâmlardan sakınmaktan) daha üstün azık yoktur. Susmaktan güzel şey yoktur. Bilgisizlikten zararlı düşman yoktur. Yalandan büyük hastalık yoktur.”
“İyilik üç şeyle tamam olur.
1. O iyiliği yapmakta acele etmek.
2. Yaptığı iyiliği gözünde büyütmemek, dâima küçük görmek.
3. İyiliği yaparken, gizlice yapmak.
Günâhlara tövbe etmeyi geciktirmek, Allahü teâlâya karşı mağrur olmak, kibirli olmaktır.” “Uzun emel sahibi olmak ve her şeyi sonraya bırakmak perişanlık ve düşüncesizliktir.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 13
23 Haziran 2008Çağ-çağ Barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 13
“Allahü teâlânın yarattığı işlere karışmak, felâketine sebep olur. Meselâ, Allah bana mal verseydi, hacca giderdim. Sıhhat verseydi ibâdet ederdim… gibi sözler söylemek, kişinin helakidir.”
“Dört şey vardır ki, onların azı da çoktur 1- Ateş, 2- Düşmanlık, 3- Fakîrlik, 4-Hastalık.”
“Kız evlâtlar, ana-babası için hayır ve hasenattırlar. Oğlanlar ise, ni’mettirler. Hasenat sahibi olanlar sevab kazanır. Ni’metlerden ise hesaba çekilir, suâl sorulur.”
“Bir kimse, kusur, günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmezse ve tehna bir yerde olduğu zaman Allahü teâlâdan korkmazsa, onda hayır yoktur.”
“Üç şey vardır ki, müslümanları çok azîz, şerefli eder:
1. Kendisine zulüm edeni affetmek.
2. Kendisine bir şey vermeyene iyilikte bulunmak.
3. Kendisini aramayanları, arayıp hâllerini sormak.”
Ca’fer-i Sâdık hazretlerinin, oğlu Mûsâ Kâzım için olan nasîhati pek meşhûrdur. Oğluna buyurdu ki:
“Ey oğlum, kendi rızkına râzı ol! Kendi rızkına râzı olan, kimseye muhtaç olmaz. Gözü başkasının malında olan, fakîr olarak ölür. Allahü teâlânın taksim ettiği rızka râzı olmayan, O’nu kaza ve kaderinde, dilediğini yaratmakta töhmet altında tutmuştur. Kendi kusurlarını küçük gören, başkasınınkilerini büyütmüş olur. Her zaman kendi kusurlarını büyük gör. Başkasının gizli bir şeyini açığa vuranın, evindeki gizli şeyler herkesçe bilinir. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya kendisi düşer. Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunan hürmet görür.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 14
23 Haziran 2008Çağ-çağ barajı (sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 14
- Ey oğlum, insanlara kızmaktan çok sakın, yoksa sâna da kızarlar. Boş iş ve söze karışmaktansakın, sonra aşağılanırsın.
- Ey oğlum, lehinde veya aleyhinde de olsa, hakkı, doğruyu söyle! Böyle yaparsan herkes seninleistişare eder (danışır, fikrini alır).
- Ey oğlum, arkadaşlık yaptığın, ziyâretine gittiğin kimse, iyi ahlâk sahibi olsun, kötü ahlâkı olanlarla arkadaşlık etme, onlarla görüşme! Çünkü onlar, suyu olmayan çöl, dalları yeşermiyen ağaç, ot bitmeyen topraktırlar.
Ey oğlum, Allahü teâlânın kitabını okuyucu, iyilikleri emredici, kötülüğü nehy edici, sana gelmeyene sen gidici, seninle konuşmayanla konuşucu ol! İsteyene ver. Gıybetten, koğuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, insanların kalbinde düşmanlığı arttırır. İnsanların ayıplarını görme, insanların ayıplarını gören, onların hedefi olur.”
İmâm-ı Ca’fer-i Sâdık hazretlerinin, rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ba’zıları şunlardır: Peygamber efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
“Allahü teâlânın ni’metlerine kavuşan, bu ni’mete hamd ve şükür etsin! Rızkı azalan kimse, çok tövbe istiğfâr yapsın. Sıkıntıya düşen, bir musîbete yakalanan kimse de, “Lâ havle velâ kuvvete illa billâh” desin.”
“Allahü teâlânın hidâyete kavuşturduğunu kimse saptıramaz. Allahü teâlânın hidâyet vermediğini, kimse hidâyete erdiremez. Sözlerin en iyisi, Allahü teâlânın kitabıdır. Yolların en iyisi, Muhammed aleyhisselâmın gösterdiği yoldur. İşlerin en kötüsü, bu yolda yapılan değişikliklerdir. Bid’atlerin hepsi, dalâlettir, sapıklıktır.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 15
23 Haziran 2008çağ-çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 15
“İlim hazînedir. Anahtarı, sorup öğrenmektir. İlmi isteyiniz ki, Allahü teâlâ size merhamet etsin. İlim öğrenmekte dört kişiye sevab vardır. Talebeye, hocaya, dinleyenlere ve onlara icâbet edenlere.”
Rivâyet ettiği hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azabımdan kurtulur” buyuruldu.
İmâm-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri (Müsned’inde) buyuruyor ki: Cebrâil’in (a.s.) Allahü teâlâdan naklen, Peygamber efendimize “Lâ ilâhe illallah hısnî, men kâlehâ, dehale hısnî ve men dehale hısnî, emine min azâbî” şeklindeki duâyı her kim rivâyet edenlerin isimleriyle, inanarak ihlâsla bir deliye veya hastaya okursa şifâ bulur.
KAYNAKLAR
1) Hilyet-ül-evliyâ, cild-3, sh-192
2) Tezkiret-ül-huffâz, cild-1, sh-166
3) Kâmûs-ul-a’lâm, cild-3, sh-820
4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d, cild-5, sh-187
5) Vefeyât-ül-a’yân, cild-1, sh-327
6) Şezerât-üz-Zeheb, cild-1, sh-220
7) Mu’cem-ül-müellifîn, cild-3, sh-145
8) Sıfat-üs-safve, cild-2, sh-94
9) Miftâh-us-se’âde, cild-1, sh-15, 343, cild-2, sh 39, 202, 538, 549, cild-3, sh-94, 138, 140, 154, 300
10) El-A’lâm, cild-2, sh-126
11) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye, sh-994
12) Fâideli Bilgiler, sh-42, 72, 156
13) Eshâb-ı Kirâm, sh-111, 114,319
14) Şevâhid-un-nübüvve, cüz 7, sh-11
2 cild sh;145-153
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh);
27 Temmuz 2009Ravda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bab-üs Selam kapısı
Hasan bin Ali (Radiayallah-u anh);
Resûlullahın torunu, İslâm halifelerinin beşincisi. Oniki imamın da ikincisi, Ehl-i beytin dördüncüsü. Hz. Ali’nin oğlu olup, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kızı Fâtıma-tüz-Zehra annesidir. Künyesi Ebû Muhammed olup, lâkabı Müctebâ’dır. Medine’de 3 (m. 625) senesinin Ramazan ayı ortasında doğdu. Muhammed (s.a.v.) kulağına ezan ve ikâmet okuyup, ismini “Hasan” koydu. Yedinci günü akika olarak, iki koç kesti. Sünnet ettirip, saçını da kestirip, ağırlığınca gümüş sadaka verildi. Medine’de 49 (m. 669) senesinde vefât etti.
Hz. Hasan âlemlere rahmet olarak yaratılan, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) terbiyesiyle yetiştirilip, büyüdü. Bu çok az kimseye nasip olan, fakat çok büyük şeref ve se’âdetti. Mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Resûlullah (s.a.v.) tarafından pek çok hadîs-i şerîf ile iltifata mazhar oldu. Peygamberimiz Hz. Hasan’ı çok sever, ona şefkatle muamele ederdi Hz. Hasan ve kardeşi Hz. Hüseyin, Resûlullahın huzurunda güreşiyorlardı. Resûlullah (s.a.v.), Hz. Hasan’ı teşvik buyurdu. Hz. Fâtıma-tüz-Zehra babasına: Yâ Resûlallah! Hz. Hasan büyüktür, hep onun tarafını tutuyorsunuz. Halbuki, küçüğe yardımcı olmak daha uygun değil midir? deyince, “Yâ Fâtıma! Cebrâil (a.s.) Hüseyin’e yardım ediyor” buyurdular. Ebû Eyyûb-i Ensârî (r.a.) anlatır: “Birgün Resûlullahın (s.a.v.) huzuruna girmiştim. Hasan ile Hüseyin önünde oynuyorlardı. “Yâ Resûlallah! Sen bunları çok mu seviyorsun dedim.” “Nasıl sevmem. Bunlar benim dünyâda öpüp, hakladığım iki reyhanımdır!” buyurdu. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden, en fazla hadîs-i şerîf nakleden Ebû Hureyre (r.a.) anlatır: “Hasan’ı gördüğümde hep gözlerim yaşlarla dolar. Zirâ bugünkü gibi hatırlıyorum. Allahü teâlâ’nın Resûlü (s.a.v.) Onu kucağına oturturdu. O da mübârek sakalları ile oynardı. Resûlullah (s.a.v.) üç kerre şöyle buyurdular. “Ben bunu çok seviyorum. Sen de sev, Onu sevenleri de sev!” Yine Hz. Hasan ile Hüseyin’i kast ederek buyurdular ki: “Allahım ben bu ikisini seviyorum. Sen de bunları sev. Onlardan nefret edenleri sen de sevme!”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hasan bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
On iki İmâm (Radiyallah-u anhüm);
09 Ocak 2010
Ca’fer-i Sadık türbesi (Baki’ mezarlığı)
On iki İmâm altın silsilesi;
1-Hazret-i Aliy-ül Mürteza (r.a.)
2-Hazret-i Hasan (r.a.)
3-Hazret-i Hüseyn (r.a.)
4-Zeynelâbidin (r.a.)
5-Muhammed-ül-Bakır (r.a.)
6-Ca’fer-i Sadık (r.a.)
7-Musa Kazım (r.a.)
8-Ali Rıza (r.a.)
9-Muhammed Cevad Takı (r.a.)
10-Ali Nâki (r.a.)
11-Hasan Askeri (r.a.)
12-Muhammed Mehdi (r.a.)
Zeynel Âbidin (Radiyallah-u anhu);
09 Ocak 2010Baki’ kabristanı (Zeynal Âbidin radiyallah-u nun medfun olduğu mekan)
Zeynel Âbidin (Radiyallah-u anhu);
Tâbiinin büyüklerinden ve oniki İmâm’ın dördüncüsü, İsmi, Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebi Talib (r.a.) dır.
Künyesi, Ebû Muhammed ve Eb’ûl-Hasen’dir. Lakabı, Şeccad ve Zeynel Âbidin (r.a.) dir. Hazret-i Hüseyin (r.a.) in oğludur.
Annesi Acem padişahının kızı Şehr-i Bânû Ğazâle’dir. 46 (M. 666) senesinde Medine-i Münevvere’de doğdu. 94 (M. 713) senesi Muharrem ayının onsekizinde yine doğum yerinde şehid edildi. Baki’ kabristanında amcası Hasan (r.a.) ın yanında defn edildi.
İmâmlığı, yani tasavvuf’ta insanlara feyz vermesi, doğru yola kavuşturması otuzdört sene sürmüştür. Hadis, fıkıh ve tasavvuf ilminde âlimdir. Eshab-i Kiram’dan çoğunu görmüştür.
Hazret-i Abdullah ibn-i Abbas, Hazret-i Ebû Hüreyre, Hazret-i Âişe (r.anha), babası Hazret-i Hüseyin, amcası hazret-i Hasan, Hazret-i Ümmi Seleme (r.anhüm) ve diğerlerinden hadis-i şerifler işitip rivayet etmiştir. Rivayet ettiği bazı hadis-i şerifler, Küttüb-i Sitte adı verilen altı hadis kitabında yazılıdır.
Zeynel Âbidin (r.a.) den kendi oğulları, Muhammed Bâkır, Zeyd bin Ali, Abdullah bin Ali, Ömer bin Âmr, Ebû Seleme bin Abdurrahman, Tavus bin Keysan, Yahya bin Said, Eb’uz-Zinad (r.anhüm) ve diğerleri hadis-i şerif rivayet etmişlerdir.
İmâm-i Zühri (r.a.);
-“Ondan daha üstün fıkıh âlimi görmedim.” Demiştir.
Tasavvuf ilmindeki yüksek derecesi ve halleri medhedilmiştir. Hergün ve gecede bin Rek’at namaz kıldığı ve buna ölünceye kadar devam ettiği nakledilmiştir.
Hazret-i Ömer (r.a.) in hilafeti zamanında Eshab-i kiram’ın ordusu İran’a gidip, Yezdicürd’ün memleketini feth ettiler. Oradan çok gamimet ile köle getirdiler. Kölelerin arasında padişahın üç kızı da vardı. Medine-i münevvere’ye geldikelrinde hepsini Halife Ömer (r.a.) e teslim ettiler.
Hazret-i Ali (r.a.) bu kızları satın aldı. Bunlardan Şehr-i Banû Ğazale’yi oğlu Hazret-i Hüseyin (r.a.) e nikah etti. (Zeynel Âbidin radiyallah-u anhu bundan oldu). Birisini Hazret-i Abdullah bin Ömer (r.a.) e, diğerini de Hazret-i Muhammed bin Ebû Bekir (r.a.) e nikah ederek verdi.
Hazret-i Zeynel Abİdin (r.a.), her abdest aldığında yüzü sararır, vücudu titrerdi.
Sebebini sorduklarında;
-“Kimin huzuruna çıkacağımı biliyor musunuz?” buyururdu.
Bir gece teheccüd namazı kılıyordu. Şeytan ejderha şekline girip, kendisini meşgül etmek istedi. Fakat o hiç aldırış etmeyince, ayak parmağını ısırdı. Namaz’dan sonra Ejderhanın şeytan olduğunu anlayınca ona vurup;
-“Defol ey mel’un.” Dedi.
İbadetlerini tamamlamak için kalktığında gaybdan bir ses üç kere;
-“Sen Zeynel Âbidin’sin (Yani ibadet edenleri süsüsün.)” dedi.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Zeynel Ağabeydin hazretleri (Radiyallah-u anhu) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed-ül-Bakır (Radiyallah-u anhu);
09 Ocak 2010Muhammed Bâkır Baki’ kabristanı (Radiyallah-u anhunun medfun olduğu yer)
Muhammed-ül-Bakır (Radiyallah-u anhu);
Ehl-i beyt’ten olan on iki İmâm’ın “beşincisi.” Hazret-i Hüseyin (r.a.) in torunu ve İmâm-i Zeynel Âbidin (r.a.) ın oğludur. 57 (m. 676) Senesinde Medine’de doğdu. 113 (M. 731) de orada vefât etti.
Medine’deki Bâki’ kabristanında babasının yanına defnedildi. Ca’fer-i Sâdık (r.a.) ın babasıdır. Künyesi Ebû Ca’fer’dir.
Muhamed Bâkır (r.a.) Medine’nin büyük fıkıh âlimlerindendir. Eshab-i Kiram’dan Hazret-i Cabir ve Hazret-i Enes (r.anhüm) ve ayrıca Tabiinden olan büyük zatlardan hadis-i şerifler rivayet etti.
Ebû İskah es-Sebil, Atâ bin Ebi Rebah, Âmir bin Dinar, İbn-i Şihabez-Zühri, Reb’i bin Heysem, Haccac bin Ertad, Mekhul eş-Şami, İmâm-i Evzâi, İmâm-i A’meş, Kâsım bin el-Fadl ve İbn-i Cüreyc, İmâm-i Buhari ile İmâm-i Müslim (r.anhüm) ve başka âlimler de kendisinden hadis-i şerif rivayet ettiler.
Zamanında, bütün dünyadaki evliyanın feyz kaynağı olup, evliyalık yolunda olanlara feyz, bunun vasıtası ile verildi.
İmâmlığı ondokuz sene sürdü. Bütün ilimlere vâkıf olduğu için kendisine, ilimden ve fazilette üstün ma’nasına “Bâkır” denilmiştir.
Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer (r.anhüm) ü çok severdi. Zamanında ba’zı kimselerin bunlara düşmanlıkta bulunduklarını ve bunu da Ehl-i beyte olan sevgilerinden yaptıklarını iddia ettiklerini duyunca çok üzüldü.
Buyurdu ki;
-“Ben Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) le, Hazret-i Ömer (r.a.) e düşmanlık eden kimselerden uzağım. Onlar da benden uzaktırlar.”
Muhammed Bâkır (r.a.) ın ilim ve hikmet dolu sözleri çoktur;
-“Bir gün, sohbet esnasında, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) den rivayetle bir hadis-i şerif okudular.”
Orada bulunanlardan birisi dedi ki;
-“Hayır, bu hadis-i şerifin râvisi, Hazret-i Ebû Bekir değil, başka bir zattır.”
Bunun üzerine Hazret-i İmâm;
-“Bu hadis’in ravisi Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) dir.” Buyurdu.
O kimse ikna olmayıp, i’tiraza devam edince, İmâm-i Muhammed Bâkır (r.a.) toparlandı, ellerini dizlerine koydu ve;
-“Ey Hazret-i Ebû Bekir! Bu hadis-i şerifin râvisi siz değil misiniz?” dedi.
Bunun üzerine;
-“Evet, ya Muhammed bin Ali, doğru söyliyorsun. O hadis-i şerifin benim.” Sesi duyuldu ki, herkes bu sesi işitti.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Muhammed-ül-Bakır hazretleri (Radiyallah-u anhu) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Mûsâ Kâzım (Radiyallah-u anhu);
10 Ocak 2010Ravda-i Mutahhara şerif (Medine)
Mûsâ Kâzım (Radiyallah-u anhu);
Eshab-i Kiram’ın sohbetinde bulunmakla şereflenen Tabiin devrinin yüksek âlimlerinden ve evliyanın büyüklerinden. On iki İmâm’ın yedincisidir. Ca’fer-i Sadık (r.a.) ın oğlu, İmâm-i Ali Rıza (r.a.) nın babasıdır.
Resulullah efendimiz (s.a.v.) ın torunu olup, Hazret-i Ali (r.a.) ile Hazret-i Fâtima (r.anha) ın evlatlarındandır. Hazret-i Hüseyin (r.a.) in çocuklarından olduğu için “Seyyid” dir.
Asıl adı, Musa bin Ca’fer-i Sadık bin Muhammed Bâkır bin Ali Zeynel Abidin bin Hüseyin bin Ali bin ebi Tâlib’dir.
Künyesi, “Ebül-Hasan” ve “Ebû İbrahim’dir. Kâzım, Sabır, Sâlih, Emin… gibi birçok lakabları vardır. En meşhuru “Kâzım”dır. Hilminin (yumuşaklığının) çocukluğundan, kendisine kötülük yapanlara dahi kızmayıp bağışladığından, gazabına hâkim olduğundan “Kâzım” lakabı verilmiştir.
İmâmlığı yirmibeş sene üç ay sürmüştür. Erkek çocukları, Ali Rıza, Zeyd, İbrahim, Ukeyl, Hârun, Hasan, Hüseyin, Abdullah Ekber, Abdullah Asgar, Muhammed, Ahmed, Ca’fer, Yahya, İshak, Abbas, Ebül Kâsım, Hamza, Abdurrahman Kâsım, Ca’fer-i Ekber, Ca’fer-i asgar (r.anhüm) dır.
Kızları ise onsekizdir. Her biri zamanın en çok ibadet edenleri ve kerimeleri idiler.
Annesi cariye idi. Adı; “Humeyde-i Berberiyye” dir. Mekke ve Medine arasında bulunan “ Ebvâ” denilen yerde 128 (M. 745) senesinde Safer ayının yirmiüçüncü Pazar günü doğmuştur. 186 (M. 802) senesinde, Bağdad’da hapishânede iken vefat etti. Bağdad’ın on kilometre kuzeybatısında “Kazimiyye” mahallesinde defin olunmuştur.
Bu mahalle Dicle nehrinden beş kilometre içerdedir. Büyük ve çok süslü bir türbesi ve hemen yanında büyük bir cami vardır. Müslümanların en çok ziyaret ettiği türbelerden biridir. İmâm-i A’zam hazretleri (r.a.) nin türbesi de Dicle kenarındadır.
Mûsa Kâzım hazretleri yüksek bir âlim ve büyük bir evliyadır. Din bilgilerinde ictihad derecesine yükselmişti. Her ilimde imâm, üstâd, büyük bir rehberdi. Çok ibadet ederdi. Geceyi hep namazla geçirirdi. Bu hallerinden dolayı, kendisine “Salih kul” adını verilmişlerdi.
Tasavvuf ilminde, ehl-i sünnet’in gözbebeğidir. Bu ilme ait ma’rifetleri, isyteyen müslümanların kalblerine akıtan bir kaynaktır.
Resulullah efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in üç vazifelerinden biri de, Tasavvuf ma’rifetlerini bilgilerini öğretmek ve kalblere yerleştirmekti.
Bu vazifeyi;
Kendisinden sonra dört halifesi tam olarak yerine getirdiler. Dört halifeden sonra İslamiyet her yere yayılmış ve Müslümanların sayısı çoğalmıştı. İslâm âlimleri, Resulullah (s.a.v.) ın vazifelerini yerine getirmekte aralarında vazife taksimi yaptılar.
Kelâm (akaid, imân) bilgilerini “mütekellimin” adı verilen âlimler yaydılar, öğrettiler. Fıkıf ya’ni amel, ibadetleri ve işleri öğreten âlimlere “Fukaha” denildi. Tasavvuf bilgilerini de on iki imâm ve diğer tasavvuf âlimleri öğretip kalblere akıttılar.
On iki İmâm’ın her biri, ehl-i sünnet i’tikadındaki Müslümanların gözbebeği olmuştur. Onları ve bu aileye mensub olanların hepsini sevmeyi, dünya ve ahret saâdetlerinin sermayesi bilmişlerdir.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Mûsâ Kâzım hazretleri (Radiyallah-u anhu) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu





