‘Hudeybiye’ olarak etiketlenmiş yazılar
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 7
21 Haziran 2009Hudeybiye (Bia’t-ür-Rıdvan)
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 7
Tercuman çağırdı ve;
-“İçinize Peygamber (s.a.v.) olduğunu söyleyen zât’a, soyca en yakın olanınız hanginiz?” diye sordu.
Ebû Süfyan;
-“O’NA SOYCA EN YAKIN OLAN BENİM.” Dedi.
Herakliüs;
-“Akrabalık dereceniz nedir?” diye sordu.
Ebû Süfyan;
-“O benim amcamın oğludur.” Dedi.
Herakliüs, Ebû Süfyan’ı kendisine yakın getirilmesini istedi ve diğerlerinin de Ebû Süfyan’ın arkasında durmasını söyledi.
Ebû Süfyan ilk önceleri yalan söyledi ise de hükümdarın tehdidi ile korktu ve sonradan yalan söyleyemedi.
Herakliüs;
-“Peygamber olduğunu söyleyen Zât’ın, aranızdaki soyu nasıldır?” diye sordu.
Ebû Süfyan;
-“O ZAMANIN EN SOYLUSUDUR. Soy bakımından en seçkinimizdir.” Dedi.
Kayser tekrar;
-“İçinizde ondan önce Peygamberlik iddiasında bulunan kimse oldu mu?”
Ebû Süfyan;
-“Yoktu.” Dedi.
Kayser;
-“O’nun ataları içinde hiçbir hükümdar gelmiş midir?”
Ebû Süfyan;
-“Hayır.” Dedi.
Kayser;
-“O’na halkın eşrafı mı yoksa fakir ve zaifler mi tabi oluyorlar?”
Ebû Süfyan;
Devam Edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 8
21 Haziran 2009Hudeybiye kuyusu (Bia’t-ür-Rıdvan)
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 8
Ebû Süfyan;
-“Hayır, O’na tabi olanlar fakirler ve zaiflerdir. Gençler ve kadınlardır. Kavminin yaşlılarından ve eşrafından tabi olan pek yoktur.” Dedi.
Kayser;
-“O’na tabi olanlar artıyor mu yoksa azalıyor mu?”
Ebû Süfyan;
-“Evet artıyorlar.”
Kayser;
-“O’nun dinine girdikten sonra beğenmiyerek veya kızarak dininden dönen kimse var mı?”
Ebû Süfyan;
-“Yoktur.”
Kayser;
-“Peygamber olduğunu söylemeden, O’NU HİÇ YALANLA SUÇLADIĞINIZ OLDU MU?”
Ebû Süfyan;
-“Hayır.” Dedi.
Kayser;
-“O PEYGAMBERİN HİÇ AHDİNİ BOZDUĞU SÖZÜNDE DURMADIĞI OLDU MU?”
Ebû Süfyan;
-“Hayır olmadı. Ancak biz şimdi onunla bir müddet için çarpışmayı bırakarak anlaşma yapmış bulunuyoruz. Bu müddet içinde kendisinin ne yapacağını bilemiyoruz.” Dedi.
Kayser;
-“Sizin O’nunla, O’nun sizinle yaptığınız harbler nasıl neticelendi?”
Ebû Süfyan;
-“Yenme aramızda sıra ile oldu. Bir kere O bizi, bir kere de biz O’nu yendik.” Dedi.
Kayser;
-“O SİZE NEYİ EMREDİYOR?” Diye sorunca
Ebû Süfyan;
Devam Edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 9
22 Haziran 2009Hudeybiye Kuyusu Bia’t-ür-Rıdvan
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 9
Ebû Süfyan;
-“Yalnız bir Allah’a ibadet etmeyi, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamayı emr ediyor, atalarımızın taptığı şeylere (putlara) tapmaktan bizi men ediyor. Namaz kılmayı, doğru olamyı, fakirlere yardım etmeyi, haramlardan sakınmayı, ahde vefayı, emanete hiyanet etmemeyi, akrabaya ziyaret etmeyi emr ediyor.” Dedi.
Kilise de bu konuşmalar olmuş.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın mübarek mektubu okunmuştu.
Rumlar arasında gürültüler çoğaldı.
Kayser Ebû Süfyan ve yanındaki Kureyş’lileri dışarı çıkarılmasını emretti.
Daha Müslüman olmayan Ebû Süfyan burada yeminle Peygamberimiz (s.a.v.) in davasının başarıyla sonuçlanacağına inandığını söylemiştir.
Dihye (r.a.) o mübarek güzel yüzü ile HERAKLİÜS’ÜN KARŞISINA GEÇİP TATLI SESİ İLE;
-“Ey Kayser beni sana Humus’dan bir kimse (Haris) gönderdi ki; O SENDEN HAYIRLIDIR. Allah-u Teâlâ’ya yemin ederim ki, beni O’na gönderen zât (Resulullah) ise hem ondan hem de senden dha hayırlıdır. Sen benim sözlerimi alçak gönülülükle dinleyip verilen nasihatları kabul et. Çünkü sen alçak gönülülük edersen nasihatları anlarsın. Nasihatları kabul etmezsen insaflı olamazsın.” Dedi.
Herakliüs;
-“Devam et.” Dedi.
Dihye (r.a.);
-“Öyle ise ben seni, Mesih (a.s.) in kendisine namaz kılmış olduğu Allah’a da’vet ediyorum. Ben seni Mesih (a.s.) in annesinin karnında iken gökleri ve yeri yaratan ve onlara hakim olan Allah’a da’vet ediyorum.”
(Dihye (r.a.); bu sözüyle Hiristiyanlara göre üç Allah’dan (haşa) ikincisi diye söyledikleri ve inandıkları Hazret-i İsa (a.s.) nın bir ilah olmadığını ve O dünyaya gelmeden âlemleri yaratan, biri olan Allah-u Teâlâ’ya iman’a davet ediyordu.)
-“Ben seni ÖNCEDEN MUSA (a.s.) NIN ONDAN SONRA DA İSA (a.s.) NIN GELECEĞİNİ MÜJDELEYİP HABER VERDİĞİ ŞU ÜMMİ PEYGAMBER (s.a.v.) e İMAN’A DA’VET EDİYORUM. Eğer bu hususta sen bir şey biliyorsan ve eğer kendin için dünya ve ahiret seadetini kazanmak istiyorsan onları gözlerinin önüne getir. Yoksa ahiret seadetin elinden gider. Dünyada küfür ve şirk içinde kalırsın. Şunu da bil ki, senin RABBİN OLAN Allah Cebbarları helak edici ve ni’metleri değiştiricidir.” Dedi.
Herakliüs, Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in mektubunu okuyunca öpüp gözlerine sürdü va başına koydu.
Devam Edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 5 Biat-i Rıdvan
13 Ağustos 2009Biat-i Rıdvan’ın yapıldığı Yer (Hudeybiye)
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 5
Muhammed bin mesleme (r.a.), Hudeybiye’de yapılan ve Biat-i Rıdvan olarak adlandırılan ve Eshab-i Kiram (r.anhüm) in, müşriklerle savaşmaktan asla yüz çevirmeyeceklerine Allah ve O’nun Resulü (s.a.v.) yolunda CANLARINI FEDA EDİNCEYE KADAR CİHAD EDECEKLERİNE DAİR SÖZ VEREREK AĞAÇ ALTINDA YAPTIKLARI BİATT’E DE BULUNDU.
Biât-i Rıdvan olarak adlandırılan bu biâtte bulunanlar hakkında Kur’an-i Kerim’de Fetih suresi, 19 ncu ayette.
-“Hakikatten Allah (Hudeybiye’de) ağaç altında sana biât etmekte oldukları vakit , O müminlerden razı oldu. Böylece kalblerinde olan sadakatı bildide, üzerlerine sekine (Manevi huzur) indirdi. Kendilerine de yakın bir zafer (Hayber’ın fethini) verdi. Buyurularak methedilenlerdendir.
Bu sebeple Biât-a “Rıdvan biâtı” adı verildi.
Biat-i Rıdvan; Elçiler vasıtasıyla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Mekke müşrikleri arasında Umre ziyareti için görüşmeler devam ediyordu.
Resul-ü Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise, bir an evvel kat’i neticeyi elde etmek istiyordu. Geliş maksadını tekrar Kureyşlilere güzelce anlatmak için de bu sefer Hazret-i Ömer (r.a.) i göndermek istedi.
Hazret-i Ömer (r.a.) mazeretini bildirdi. Şöyle dedi;
-“Ya Resulallah! (s.a.v.) Kureyş reisleri, benim onlara ne derece şiddetli düşman olduğumu bilirler. Korkarım, bana suikastte bulunurlar. Mekke’de kabilemden hiç kimsem yoktur ki, beni himayesine alsın. Buna rağmen, muhakkak benim gitmemi istiyorsanız, giderim.”
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hiçbir şey söylemeden susutu. Bunun üzerine Hazret-i Ömer (r.a.);
-“Bu iş için, Osman bin Affan (r.a.) gitse daha münasip olur. Zira onun Mekke’de aşiret ve akrabası çoktur.” Teklifinde bulundu.
Gerçekten de Mekke’nin eşrafından olan Beni Ümeyye hep Hazret-i Osman (r.a.) ın amcazadeleri idiler.
Resul-ü Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hazret-i Ömer (r.a.) in bu teklifini kabul etti. Hazret-i Osman (r.a.) ı yanına çağırdı.
Osman (r.a) a şu talimatı verdi;
-“Kureyşlilere git! BİZ BURAYA HİÇ KİMSE İLE ÇARPIŞMAK İÇİN GELMEDİK. Sadece şu Beytullah’ı ziyeret için gelmiş bulunuyoruz. Yanımızdaki KURBANLIK DEVELERİ KESİP DÖNECEĞİZ. Diye söyle. Sonra da onları İslamiyet’e dâvet et.”
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ayrıca Mekke’de Müslümanlıklarını gizleyen Müslümanlarla da görüşüp onlara teselli vermesini ve Mekke’nin yakında FETH OLUNUP imanlarını gizlemeye ihtiyaç kalmayacağını da onlara haber vermesini Hazret-i Osman (r.a.) a emreti.
Devam edecek….
Kainatın Efendisi (Peygamberimizin hayatı)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Biat-i Rıdvan Sahabeleri (Radiyallah-u anhüm) nın şefaatına nail eylesin. Onların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 7 Biat-i Rıdvan
13 Ağustos 2009
Biat-i Rıdvan’ın yapıldığı yer (Hudeybiye kuyusu)
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 7 Biat-i Rıdvan
-“Hazret-i Osman, ve beraberindeki muhacir Müslümanlar (r.anhüm) ın müşrikler tarafından öldürdükleri tarzında ulaştı.”
İşte burada Biat-i Rıdvan dediğimiz olay vuku buldu;
Peki Biat-i Rıdvan ne demektir:
Resul-i Kibriye Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hazret-i Osman (r.a.) ın Müşrikler tarafından şehid edildiği haberini duyunca son derece müteessir oldu. Kureyşin bu haraketi karşısında üzerlerine yürümekten başka bir çare kalmıyordu.
-“Madem böyle, bu kavimle çarpışmadıkça, buradan kesinlikle ayrılmayacağız.” Buyurdu. (Taberi 3; 77)
Zaten yapabilecek başka bir şey de kalmamıştı. Sulh tekliflerine yanaşmadıkları gibi, elçi şehid etme cür’etini bile gösterebiliyorlardı.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem);
-“Allah-u Teâlâ (Celle şa’nuhu) bana biat yapılmasını emretti!” diye seslendi.
Hatemü’l-Enbiya efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), daha sonra RIDVAN AĞACI olarak adlandırılacak olan ‘Semure ğacı’ altında durdu.
Müslümanlar da teker teker, çarpışmaktan yüz çevirmeyeceklerine, Allah ve Resul-ü (s.a.v.) yolunda canlarını fedâ edinceye kadar savaşacaklarına dair Biât ettiler. (Sire 3; 330)
Biât’ten bir tek kişi kaçındı; Munafıklardan Cedd bin Kays. (a.g.e. 3; 330)
Bu biât, sahabilere yeni bir cesaret, taze bir heyecan verdi. Yerlerinde âdeta duramaz bir hale gelmişlerdi. Bir an evvel ya Kâ’be’yi tavaf etmek veya müşriklerle çarpışmak istiyorlardı.
Cenab-ı Hak, bu biât’ta bulunan Müslümanlardan razı ve memnun olduğunu Kur’an-i Kerim’de şöyle beyan eder.
Biât-i Rıdvan olarak adlandırılan bu biâtte bulunanlar hakkında Kur’an-i Kerim’de Fetih suresi, 19 ncu ayette.
-“Hakikatten Allah (Hudeybiye’de) ağaç altında sana biât etmekte oldukları vakit , O müminlerden razı oldu. Böylece kalblerinde olan sadakatı bildi de, üzerlerine sekine (Manevi huzur) indirdi. Kendilerine de yakın bir zafer (Hayber’ın fethini) verdi. Buyurularak methedilmektedir.
Bu sebeple Bu Biât-a “Rıdvan biâtı” adı verildi.
Resul-ü Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de bir hadis-i şeriflerinde;
-“Ağaç altında gerçekten biât edenlerden hiç biri Cehennme girmiyecektir. (Müsned 3; 350)
Buyurarak bu biâtta bulunan Müslümanların faziletini açıkça beyan etmişlerdir.
Devam edecek….
Kainatın Efendisi (Peygamberimizin Hayatı)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Biat-i Rıdvan Sahabeleri (Radiyallah-u anhüm) nın şefaatına nail eylesin. Onların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 16
17 Ağustos 2009Mescid-i Şemis (Hudeybiye)
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 16
Hazret-i Ömer (r.a.) sözlerine şöyle devam etti.;
-“Nihayet, Allah-u Teâlâ, işin sonunu hayır ve rahmet kıldı. Resulullah (s.a.v.) ise, işin böyle olacağını çok iyi biliyormuş.”
-“O gün, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) a karşı sarfetmiş olduğum sözlerimden duyduğum korkudan dolayı neticenin hayır olmasını ümit ederek oruçlar tutmaktan, sadakalar vermekten, namazlar kılmaktan ve köleler azâd etmekten geri durmadım. (Radü’l-Ünf, 6;490;Uyunü’l-Eser, 2;119)
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem), muahede ve musalaha işini bitirdikten sonra,
Sahabilere;
-“Artık kalkınız, kurbanlıklarınızı kesip sonra başlarınızı traş ediniz.” Diye seslendi. (Müsned,4;326; Buhari, 3;182)
Ne var ki, Hazreti Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) a sonsuz hürmet ve muhabbetlerine rağmen Sahabelerin hiçbirinde bu emir karşısında bir haraket görülmedi.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), emrini ikinci bir kez tekraralamak zorunda kaldı.
-“Kalkınız, kurbanlıklarınız kesip, sonra başlarınızı traş ediniz.”
Fakat Sahabiler aynı şekilde sanki bu emri duymamış gibi davranıyor, kurban kesme ve traş olma işine başlamıyorlardı.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emrini üçüncü kere tekrarladı;
-“Kalkınız, kurbanlıklarınız kesip, sonra başlarınızı traş ediniz.” Buyurdu (Müsned, 4;326; Buhari, 3;182)
Yine Sahabilerden bu konuda bir haraket görülmedi. Emrini üç kere tekrarlamasına rağmen, Eshab (r.anhüm) dan kimsenin kalkmadığını gören Hazret-i Fahr-i Âlem (s.a.v.), dönüp hanımı Hazret-i Ümmü Seleme (r.anha) nın yanına gitti.
-“Ümmü Seleme! Nedir şu halkın tutumu? Onlara; ‘Kurbanlıklarınızı kesiniz, başlarınızı traş ediniz diye tekrar tekrar söyliyorum. Fakat hiç biri emrime icabet etmiyor” diyerek Sahabilerin bu durumundan şikayet etti. (Megazi, 2;613)
Müstesna zekâ ve fazilet sahibi olan Hazret-i Ümmü Seleme (r.anha) şöyle dedi;
-“Ya Nebiyallah! Bu işi yapmak istiyor musunuz? O halde şimdi dışarı çıkınız, sonra kurbanlık develeri kesinceye ve berberini çağırtıp o seni traş edinceye kadar Eshab (r.anhüm) den hiç birisine bir kelime bile söylemeyin. Çünkü, sen kurbanını kesecek ve traş olacak olursan halk da öyle yapar.” (Müsned, 4;326, Buhari, 3;182)
Devam edecek….
Kainatın Efendisi (Peygamberimizin hayatı)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Biat-i Rıdvan Sahabeleri (Radiyallah-u anhüm) nın şefaatına nail eylesin. Onların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 17
18 Ağustos 2009Biat-i Rıdvan’nın yapıldığı yer (Hudeybiye)
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 17
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), dışarı çıktı. Hiç kimseyle görüşmeden ve hiç kimseye bir şey söylemeden, ihramını sağ koltuğu altından çıkarıp sol omzuna attı. Kurbanlık develerini kesti Ve berberi Husaâli Hiraş bin Ümeyye (r.a.) yi çağırıp traş oldu. (Sire, 3;3339)
Bunu gören Sahabiler (r.anhüm) de derhal kurbanlık develerini kesmeye ve başlarını traş ettirmeye başladılar.
Hazret-i Ümmüe Selemle (r.anha) der ki;
Kurbanlıklara öylesine koştular, öylesine yığıldılar ki, neredeyse birbirlerini ezeceklerdi.” (Vakidi, 2;613)
Sahabiler (r.anhüm) in, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) a muhalefet etmek için tekrarlanan emrini yerine getirmeyip bekledikleri elbette söylenemez.
Belki onlar, çok ağır buldukları muâhede ve musalaha hükümlerinin vahiy il ortadan kaldırılacağını düşünüyor ve bu vahiy ile Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in, verdiği emirden vazgeçeceğini umuyorlardı. En azından, umre amellerini tamalayabilmek için Mekke’ye girmelerinin temin edilebileceğini ümit ediyorlardı. Bunun gerçekleşmesi için de bekliyorlardı.
Nitekim, bu hususta herhangi bir vahyin inmediğini ve Hazret-i Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın da kurbanlık develerini kesip, mübarek başlarını tiraş etirdiği görünce, onların da Resul-ü Kibriya (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ya, muhalefet etmiş duruma düşmemek için süratle kurbanlık develrini kesmeye ve başlarını traş etmeye başladıkları görülüyordu.
Bu hadiseden, ayrıca Hazret-i Ümmü Seleme (r.a.) nin de müstesna bir zekâ ve fazilete sahib olduğunu anlıyoruz.
Hatta,
‘Ümmü Seleme (r.anha) nin Hudeybiye’de gösterdiği dirayet ve fetâneti İslam tarihinde hiçbir kadın göstermemiştir.’ denilmiştir. (Tecrid-i sarih, Terc; Kamil Miras, 8;171)
Sahabilerden bir kısmı başını kazıttırıyor, kimisi de kısalttırıyordu. Bunu gören Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem);
-“Allah başlarını kazıttıranlara rahmet eylesin.” Diye duâ etti. (Sire, 3;334)
Saçlarını kısalttıran Sahabiler (r.anhüm) bu duâ karşısında bir an tereddüt geçirdiler. Aynı duâ’yı kendilerine de yapmalarını Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) den rica ettiler.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine;
-“Allah başlarını kazıttıranlara rahmet etsin.” Diye duâ etti.
Sahabiler (r.anhüm), üç kere;
-“Ya Resulullah (s.a.v.) kırptıran, kısaltranlara da duâ et.” Deyince
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem);
-“Allah saçlarını kırptıran, kısaltıranlara da rahmet etsin.” Diyerek onları da duâ’sının içine dahil etti. (A.g.e., 3;334)
Sahabiler traş olduktan sonra, Allah tarafından estirilen bir rüzgar, saçlarını Harem-i Şerife doğru uçurup götürdü. Onlar bunu Umre’lerinin kabulüne bir işaret sayarak birbirlerini müjdelediler.
Server-i Kâinat Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Eshabiyle birlikte yirmi gün kadar kaldıktan sonra Medine’ye dönmek üzere Hudeybiye’den ayrıldı.
Devam edecek….
Kainatın Efendisi (Peygamberimizin hayatı)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Biat-i Rıdvan Sahabeleri (Radiyallah-u anhüm) nın şefaatına nail eylesin. Onların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin





