‘mearicün nübüvve’ olarak etiketlenmiş yazılar
Azazil- 3 (Şeytan aleyhil’anet)
11 Haziran 2008Dara harabeleri (Nusaybin)
Rivayet olunur ki
İblis, cennet’e varıp kapısında şu yazıyı yazılmış gördü (Benim bir kulum vardır. Onu çeşitli ni’metlerle mükerrem kıldım.Yerden göğe, gökten cennete ilettim. Sonra ona bir şey emretsem yapmaz.)
İblis bu yazıyı okuduktan sonra bin yıl devamlı,bütün ibadet ve itaatını bırakıp hakkında yazı
yazılan o kimseye LA’NET etti.
Bir rivayette iblis ,Levh-i mahfuza baktı.(Euzu billahi mineşşeytanır ‘racim) yazılmış gördü.
“-Ya Rabbi, şeytan kimdir ? dedi.
Hak Teâla buyurdu ki:
“-Kullarımdan bir kuldur ki; ona nice ni’metler veririm, o ise benim emrimi dinlemez.Ben de onu ZELİL VE HAKİR eder, onu tard ederim.
İblis:
“-İllahi onu bana göster, Onu helak edeyim,” dedi.
Hak Teala buyurdu ki;
“-Yakında görürsün.”
Rivayet olunur ki:,
Yerde ve gökte bin yıl secde ettiği yerden başının kaldırdığı zaman (İBLİS’E lanet ) yazısını gördü.
Azazil, cin taifesinin bakıyesı olan tebaası ile birlikte yeryüzünde yerleştiler. Bu vafasız toprağa gönül bağladılar. Ayeti kerimede (Ben yeryüzünde halife halk ediciyim) bunlara buyuruldu. Bunun üzerine Melek’ler (Ya Rabbi, yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökenlerimi yaratacaksın.) dediler.
Melekler halife kelimesinden ötürü böyle düşünüp söylediler. Zira fesad etmiyenlere Halife lazım olmaz.
Halife yaratmaktan murad günah ve isyan edilmesi ise,Hak Teala cinleri niçin helak etti.Eğer murad itaat ise, (Biz seni tesbih, tahmid ve takdis ederiz ) dediler.
Hak teala bunlara cevaben: (sizin bilmediğinizi ben bilirim..) buyurdu.
Melekler bu cavabı alınca söylediklerinden pişman oldular günahlarını bildiler. Bizi alakadar etmiyen şeyi niçin söyledik deyip günahlarıunı afv ettirmek için bin sene Kürsiyi tavaf eylediler. (LEBEYK ALLAHAUMME LEBBEYK .SENDEN AFV VE MAĞFİRET DİLERİZ ) Dediler.
Revdatül ülemada der ki :
Melekler gadab-i iİlahiden korkularından her gün arşı tavaf edip ağlayıp sızlayarak Allah-u Tealanın Gadabından yine O’na sığınırlardı.Hak Teala onlarda hoşnut olup hallerine acıdı. Ve
“-Ey meleklerim. Sizler mağfiretmı istermisiniz ? buyurdu.
Melekler;
“-İsteriz Ya Rabbı. Biz bilmediğimiz işe karıştık Afv edip gadabınden bizi emin eyle dediler.
Hak Teala buyurdu ki:
“-Arşın altında bir nehir vardır. Ondan abdest alın.
Melekler abdest aldılar.
Hak Teala buyurdu ki: şu duayı okuyun.:
(Sübhanake Allahumme ve bihamdike .Eşhedu enla ilahe ille ente esteğfiruke ve etubu ileyke.)
Melekler dediler ki
“-Ya Rabbi bu amelin sevabı nedir?”
Hak teâlâ;
“-Ellerin, ayakaların, yüzlerin işlediği ve bil cümle bütün günahları afv edip temizlerim.” Buyurdu.
Melekler;
“-Ey Rabbımız bu ihsan bize mi mahsustur. Yoksa her kim bu ameli işlerse mağfiretin ile müşerref olur mu?” dediler.
Hak Teala :
-Bu Amel Ümmeti Muhammed (a.s.) ‘e mahsustur.Bu Ümmetten bir kimse çok günahkar olsa, Abdest aldığı gibi onu bütün günahlarından temizlerim ve cennetime koyarım buyurdu.
Nakl olunur ki:
Hazreti Cebrail (a.s.) yaratıldığı zaman kendine baktı. Hüsnü cemalının ve nur’aniliğinin şükranesi olarak iki rekat namaz kıldı .
Otuz bin yılda eda edip, dedi ki:
“-Ya Rabbi, benim gibi amel eden kulun varmı dır?
Hak Teala’den hitab geldi ki:
“-Ya Cebrail, ahir zamanda bir taife gelir .Az zamanda iki rekat namaz kılarlar. Kalb meşgületiyle ve çok eksiklerle kıldıkları o iki rekat namazı, senin şu kıldığınla değiş dedi.
Cebrail (a.s.)
“-Böyle ise nasıl değişeyim? dedi.
Hak Teala buyurdu:
“-Sen hiç bir ihtiyacın ve hiç bir manin yok iken ibadet ediyorsun. Bu kolaydır. Lakin onlar zayif bünyeleriyle bir çok maniler ile ibadet ederler Bir taraftan çoluk çocuk, bir taraftan mal toplama fikri diğer taraftan düşman, şeytan ile cihad ediyorlar. Bütün bunları dinlemeyip namazlarını eda ederler. Bunların sevabı fazla olması ihsanıma ve hikmetime uygundur.
Devam edecek….
Mearicün Nübüvve Altıparmak (Peygamberler tarihi)
Allah-u Teâla bizleri ve sizleri Şeytan Aleyhilla’net in şerrinden korusun..AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Adem Aleyhis selam’ın yaratılışı (Azazil- 4)
12 Haziran 2008Çağçağ-Barajı Nusaybin
Tefsir alimleri ve tarıh yazarları buyurmuşlardır ki:
Allah-u Teala Adem (a.s.) ı yaratmak istediği zaman toprağa şöyle emr etti:
“-Senden bir bölük halk yaratsam gerekir .Bunlardan bir kısmı bana itaat eder . Diğeri ise ASİ olur. Mut’ileri CENNET’e, Asileri CEHENNEM’e koyarım
Zavallı TOPRAK, yalvararak dedi ki;
“-Ya Rabbi itaat edenlere diyeceğim yok.Lakin İSYAN edenlerin cehenneme gireceklerinden çok korkuyorum…Yer bunu söyledi ve çok ağladı Halen yer yüzündeki KAYNAK ve NEHİRLER o ağlamanın eseridir..
Hak Teala Cebrail (a.s.):
“-Gidip yerden bir miktar toprak getir diye emretti..
Cebrail (a.s.) yere geldi Toprak alacağı sırada, yer feryat edip;
Cebrail aleyhisselam yere geldi. Toprak alacağı sırada yer feryat edip ;
“-Allah-u Tealının büyüklüğüne sığınırım.Bu gün benden bir şey alma. Zira yarın cehenneme girerler. Dedi ve çok yemin verdirdi.
Cebrail Aleyhisselam yerin bu halına acıyıp toprak almadı. Boş el ile Hak Teala’ya rucü etti.
Allah-u Teâlâ (c.a.);
“-Niçin boş geldin.” Buyurdu.
Cebrail Aleyhisselam:
“-Ya Rabbi sana malumdur ki emrini yapmamak niyet etmedim. Keremine güvenerek yerin ağlayıp sizlamasına acıdım. Onun için toprak almadım.” Dedi.
Sonra Mikail Aleyhisselam’a emrolundu. O da yere indi. Lakin o da yer’e şefkatınden boş döndü. Özür diledi .
Sonra İsrafil Aleyhissealm‘a emrolundu. O da toprak almadan döndü.
En son AZRAİL Aleyhisselam’a emrolundu. Azrail Aleyhisselam yere indi. Her kıt’adan bir miktar toprak alıp TAİF ile MEKKE-İ MÜKERREME arasına koydu.
Kırk arşın yüksekliğinde bir yığın oldu. Bir rivayete Azrail Aleyhisselam toprağı alacağı zaman yer feryad etti.
Hak Teâlâ‘den nida geldi ki;
“-Ey Zemin üzülme senden aldığımı güzel bir şekilde sana iade edeceğim. Cansız toprak alıp, Arif-i billah gönderirim. Siyah toprak aldım. Ay yüzlü beyaz azalı olarak iade ederim.”
Velhasıl bu toprak dünyanın her yerinden alındı. Çeşitli renkleri vardı. Onun için İnsanoğlu da çeşitli renk ve şekillerde ve çeşitli tabiat ve huylarda halk olundu.
Sonra bu toprak yığınının üzerine bir parça bulut gönderdi. Kırk gün yağmur yağdırdı. Bir rivayete kırk yıl yağdırdı. Otuz dokuzu GAM denizinden, biri FERAHLIK denizinden yağdı.
Onun için İnsanoğlunun üzüntüsü çok, sevinci azdır. Sonra kırk sabah Adem aleyhisselam’ın çamurunu kudretiyle yoğurdu.
Cebrail (a.s.) a lütfü izzetten hava getirmesini,
Mikail (a.s.) a ateş getirmesini emir buyurdu.
Getirip koydular.
Bir rivayete hak Teâla yetmiş bin meleğe emretti. Cennetten su getirdiler o toprağa döktüler. Sonra bir parça buluta emr olundu.Kırk yıl yağmur yağdırdı. Siyah renkli bir çamur oldu. Sonra kudret güneşi ile o çamuru kuruttu. Bir rivayette o çamur kurumadan.Vucut azaları yapıldı. Sonra kurudu.
O kadar kuru oldu ki vurulduğu zaman saksi gibi ses verirdi. Sonra azası şekillendi. Burada kudret-i ilahiye’nin eseri fazla oldu.
Bir rivayete Adem (a.s.) başını KABE toprağından Gerdanını BEYTÜL MAKDES toprağınden, mübarek arkasını ve karnını HİNT toprağınden elerini MEŞRİK’TEN ayaklarını MAĞRİP’TEN, diş, sinir damar ve kemiklerini başka yerlerin toprağınden halk etti.
Adem (a.s.) kalıbı tamamlandıktan sonra kırk yıl yerde durdu. Bu müddet zarfında Hak Teala meleklere, giderek Adem (a.s.) ın kalıbını ziyaret etmelerini emretti. Melekler onun suretının güzelliğine ve ilgi çekilen duruşuna hayran oldular. Zira o şekilde bir mahluk hiç görmemişlerdi.
Bir gün İblis daha kovulmadan evvel tebasıyle gezerken Adem (a.s.) ın kalıbını görmek için uğradılar.
Görünce hayret edip nasıl bir şey olduğunu merak ettiler. İblis parmağıyle hafifçe dokundu. Muazzem bir ses çıktı. Bu ses yabancı birinin eli dokunduğu için idi.
İblis;
“-Üzülmeyin, içi boştur. dedi. sonra Sabredin ben karnını deleyim içinde ne vardır size haber vereyim. deyip karnını deldi.
İçine girdi. Gökler alemınde gördüğü her şeyi orada gördü. Bir de acayıp mahzen gördü. Kapısı kilitli idi. İçine girmek için ne kadar uğraşdı ise de giremedi. Adem (a.s.) in kalıbı onu red etti. Koğuldu.
Devam edecek…
Peygamberler tarihi Mearicün Nübüvve (Altı parmak)
Allah-u Teâla bizleri ve sizleri Şeytan Aleyhilla’net in şerrinden korusun..AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Duâ’nın önemi
11 Temmuz 2008Navale Reş (Nusaybin)
Tirmizi (r.a.) de ve İbni Mace (r.a.) de Ebu Hüreyre (r.a.) den rivayet edilir;
Resulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Hak Teala(c.c.) nın indinde Duâ’dan kiymetli bir şey yoktur.”
O Halde Hak Teala (c.c.) bir kuluna Duâ etmeyi ve kendisine karşı alçalarak yalvarmağı ihsan ederse, o kulundan razı olduğunun alametidir.
MUNACAAT:
Ey hiç bir şeye benzemeyen Padişah! Ey hareket ve durmaktan Münezzeh İlah!
Zatın, cihetten ve taraftan beridir. Sıfatın, noksanlıktan ari’dir. Ebrarın (İyilerin) nefislerini günah eserlerinden temizleyen sensin. Zikredenlerin kalbleri ancak Zikrin ile sükünet bulur. Ariflerin sineleri senin ma’rifetin ile genişler.
İlahi!
Senin aşkının ateşi ile yanmış kalbler hürmetine:
Muhabbet kadehinden içerek, müşahede-i cemalin nuru ile aydınlanan kalbler hürmetine:
Geceleri gaflet uykusunda olmayıp, seher vaktinde zikreden iştiyaklı kalbler hürmetine;
Bu dalalet vadisinde, ahır zaman fitnesinden bizi koru! Cehalet zulmetinden nefsin ve şaytan (aleyhill’anet) saptırmasından bizi muhafeze eyle!
İnayetini bize arkadaş eyle! Sana kavuşturan ameli bize bildir!
Bizim isyanımızdan sana asla ziyan gelmez. İbadetimizden de fayda gelmez. Sen bunlara muhtaç değilsin. Günahlarımızı afv edip; noksan ibadetlerimizi kabul eyle! Son nefesimizde İMANDAN AYIRMA! AMİN…
Nakllolunur ki;
Şuayıb peygamber (salavatullahı ala nebiyyine ve aleyhi) Musa (aleyhis selam) ı, koyunlarını gütmek için yardımcı aldı.
Asa lazım oldu. Hazreti Şuayıb (aleyhis selam) evinde çok Asa vardı. Bunların içinde, Adem (aleyhis selam) ın Cennetten getirdiği Asa da vardı. Bu asa Adem (aleyhis selam) dan sonra Peygamberlerden geçip Şuayıb (Aleyhis selam) gelmişti. Onu, bereketlenmek için yanında bulundurur ve hürmet ederdi. Kimseye vermezdi.
Musa (Aleyhis selam) ı asa alması için eve gönderdiği zaman, Adem (Aleyhis selam) ın (RAYİDE) İsmindeki bu asa’sı dile gelip:
-“Ya Musa, beni al. Ben senin içinim.” Dedi.
Musa (aleyhis selam) bu asa’yı aldı. Şuayıb (aleyhis selam) a getirdi.
Şuayıb (aleyhis selam):
-“Ya Musa! Bu asa çok uludur. Hazret-i Kelimullah için gelmiştir. Bunu yerine koy. Başka asa al.” Dedi.
Musa (aleyhis selam) geri döndü. Onu bırakıp başka asa almak isteyince;
O asa tekrar dile gelip:
-“Ya Musa! Beni al,” dedi.
Hazret-i Şuayıb (aleyhis selam) yine geri gönderdi. Bu şekilde dört def’a gitti geldi.
En sonunda Musa (aleyhis selam) dedi ki;
-“Bu asa der ki: ‘Ya Musa, ben senin içinim. Beni al.”
Şuayıb (aleyhis selam) hayret etti. Bilmiyordu ki, Kelimullah koyunlarını gütmeğe me’mur ettiği bu kimsedir.
Hak Teala (c.c.) bir melek gönderdi. O Melek asa’yı yere sapladı. Dört parmak içeri girdi.
Melek:
-“Hanginiz bunu yerden çıkarırsa, asa onundur. O alsın.” Dedi.
Şuayıb (Aleyhisselam);
Bütün kuvvetiyle çıkarmak istediyse de çıkaramadı. Musa (Aleyhis selam) kolayca çıkardı.
O zaman Musa (aleyhis selam) ın Kelimullah olduğunu anladı.
Bu kıssada iki hisse vardır.
Birincisi:
Asa, Musa (aleyhisselam) a
-“Ben senin içinim” dedi. Şuayıb (aleyhisselam) bu halı bilmediği için bu asa’yı ona vermek istemedi.
Hazret-i Hak celle ve ala hazretleri, kur’anı kerimde:
-“Siz benim kullarım ve evliyamsınız. Ben sizin rabbınızım” buyurdu.
Şeytan (aleyhill’anet) bunu istemedi. Kulları şaşırtmak istedi.
İkincisi:
Melek Asa’yı yere sapladı. Şuayıb (aleyhis selam) gibi bir büyük peygamber onu çıkaramadı.
İman ağacını Allah-u Teala hazretleri (c.c.) kalbimizin zeminini dikmiş ve inayet suyu ile sulayıp hidayet güneşi ile yetiştirmiş. Kökü yerde, budakları semaya varmış. Böyle bir ağacı yerinden çikarmaya Şeytan (aleyhill’anet) ın gücü yetmez.
İlahi; Ona (Şeytan) a bu kuvveti verme ki, İman Fidanımızı kalbimizden çıkarmasın. Amin….
Mearicün Nübüvve (Altiparmak)
Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Şeytan (aleyhill’anet) ın şerrinden muhafeze eylesin. AMİN….
Fuad Yusufoğlu
Duâ’nın önemi- 3
12 Temmuz 2008Navale reş’ın bittiği yer Beyaz suyun başı (Nusaybin)
Sahihi Buharı ve Müslim’de Ebu Hüreyre (radiyallah-u anhu) rivayet edilir:
Hazret-i Seyyid-il Mürselin (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;
-“Şiddetli Beladan, bedbaht olmaktan kötü iş işlemekten ve düşmanımı sevindirmekten sana sığınırım.”
O halde DUÂ Belaleri def eder. Bedbahtlığı giderir, kaza-i muallakı tebdil eder. Mu’minler daima Allah-u teala(c.c.) ya yalvararak ve hatta ağlayıp sızlıyarak DUÂ etmelidir.
Munacaat:
Ey vasıtasız yaratan Ey Ezelden var olan Ey Kalblerdeki zulmeti gideren Ey cesedlere RÜYET veren Gül bahçesinin bülbülleri sana hamd ve sena nameleri eder. Gülistanın gülleri, senin ni’met ve ihsanlarını söyler.
İlahi:
Olgun ve saf kalbler hürmetine; Cennetteki kusursuz huriler hürmetine; kuvvetli iman ve yakın sahıbleri hürmetine; kalbini dünya çer- çöplerine bağlamıyan Allah (c.c.) adamlarının hürmetine; beni şehvete esir olmaktan, nefsimin peşinde koşmaktan muhafeze eyle. DÜNYANIN TATLI GÖRÜNÜŞÜNE ALDANMAKTAN KORU.
Naklolunur ki;
Hasan-el Basri (r.a.) bir cenazenin arkasından kabristane gitti. Meyyit’i defn ettikten sonra bir köşeye oturup murakabeye daldı. Ferezdak adlı bir şair vardı ki, fısk ve fucuruyla meşhür idi. Uzaktan bakıyor ve çok ağliyordu.
Hasan-i Basri (r.a.) Ferezdak’a:
-“Niçin ağliyorsun?”
Ferezdak:
-“Ey İmam. Kendi perişan halıma ağliyorum. Halk bana bakıp, ne kötü kimsedir derler. Sana bakıp, ne iyi kimsedir derler. Eğer Hak teala (c.c.) nın muamelesi, halkın dedikleri gibi olursa, halim çok fena.”
Hasan-el Basri (r.a.):
-“Ey Ferezdak Güvendiğin hiçbir amelin varmı ki ona bağlansan bari.” dedi.
Ferezdak:
-“Üç şeyim var. Onlarla ümid varım.”
-“Birincisi: yetmiş yıl İslamda sakal ağartım.”
-“İkincisi: Allah-u Teala (c.c.)yı bir bilirim.”
-“Üçüncüsü: Günahkar olduğumu biliyorum.”
Bir zaman sonra Ferezdak vefat etti. Hasan-i Basri (r.a.) rü’yasında, Ferezdak’ı cennet de geziyor gördü:
-“Ey Ferezdak Hak Teâla (c.c.) sana neyledi.”
Ferezdak:
-“Ya İmam Hak Teala (c.c.) beni, yetmiş yıllık tevhidime bağışlayıp afv etti.”
İlahi;
Adem (Aleyhisselam) ı, topraktan yaratıp, hilafet makamına geçirdin. Bizlere, karşılıksız keramet tacını giydirdin. Lutfunu bizden eksik etme. Biz düşkünlerin elinden tutup kaldır.
İlahi;
Kullarının dünyada dört şeyi var. İkisi kötü, ikisi iyidir. Kötü olanların biri ahirette de kötüdür. Bunlardan biri küfr, diğeri günahlardır. Küfr, günahtan daha kötüdür.
İyi olanların biri ahirette de iyidir. Bunlardan biri İman, diğeri taattır. İman taattan üstündür.
Ya Rabbi
O İki kötünün daha kötüsü olan küfrü terk ettik. Ve iki iyinin en iyisi olan iman hürmetine günahlarımızı afvedip, kusurlu ibadetlerimizi kabul eyle.. AMİN…
Mearicün Nübüvve (Altiparmak)
Allah-u Teala haretleri (c.c.) bizleri ve sizleri günahlarımızı kendi rahmetiyle afv-u mağfiret eylesin….AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Salavat-i şerif’in fazileti
12 Temmuz 2008Beyaz su başı (Nusaybin)
Taccul Müzekkirin de;
Ubey Bin Kaab (r.a.) dan rivayet edilir:
Bir kimse Resulullah (aleyhis selam) a sordu:
-“Ya Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Ben her gün çok dualar okurum, zikr ederim. Şimdi Salavat okumanın faziletini de işittim. Bundan sonra okuduklarımın üçte birinde hazretinize salavat okuyup geri kalan zamanda diğer dualarımı yapacağım.”
Resulullah (a.s.v.):
-“Salavatı fazla yaparsan daha iyidir.” Buyurdu.
O kimse:
-“Yarısını sana salavat okuyayım.”dedi.
Resulullah (a.s.v.) buyurdu:
-“Fazla yaparsan daha da faidelidir.”
O kimse:
-“Ya Resulullah (a.s.v.) üçte ikisinde sana salavat okuyup, üçte birinde başka dualar yapayım.” Dedi.
Hazreti Resulullah (a.s.v.) buyurdu:
-“Caizdir. Fakat fazla yapmak sana daha güzeldir.”
O kimse:
-“Hepsini sana salavat okuyayım.”dedi.
Hazreti Resulullah (a.s.v.) buyurdu:
-“Böyle yaparsan, ne dilersen dile o olur. Günahların afv olunur ve kötülüklerin iyiliğe çevrilir.”
İbni Abbas (r.a.) buyurmuştur ki;
-“İnnallaha ve melaiketehü yusallıne…ayeti kerime nazıl olunca Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sevindi. Ve mübarek yüzü gül gibi parladı
Ve (a.s.v.) buyurduki:
-“Beni tebrik edin. Çünkü benim hakkımda bir ayeti kerime geldi ki dünyadan ve içindekilerden kıymetlidir.” Sonra bu ayeti kerimeyi okudu:
İbni Abbas (r.a.):
-“Ya Resulullah (a.s.v.) bu ayeti kerimenin sırrını bize anlatın.” Dedik.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Bu ilim gizlidir. Eğer sormasaydınız söylemezdim. Hak teâla (c.c.) bana, iki melek müvekkil etti. Her kim bana salavat okusa, o melekler işitip o kimseye (Allahü Teala seni afv etsin) diye dua ederler. Bu dua’yı bütün melekler duyup (amin) derler. Her kim bana salavat vermezse (Allah-u Teala seni afv etmesin) diye beddua ederler. Bütün melekler işittip (amin) derler.”
Ey Aziz:
HakTeâla (c.c.) seni o büyük peygambere ümmet yaptığı için bu ni’metin şükrü olarak ona salavat okumanı emr etti. Habibine (a.s.v.) de senin duan sebebiyle, sana şefaat etmesini emretti. O HALDE SEN DÜNYADA ONA SALAVAT SÖYLE Kİ, kıyamet günü O da (a.s.v.) sana Şefaat etsin.
Mearicün Nübüvve (Altıparmak)
Allah-u Teâla hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri O Resül-i zişan (Sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizin Şefaatına nail eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu