‘Mir Osman’ olarak etiketlenmiş yazılar

Nusaybin’nın Kamışlıdan (Dikenli tel ile mayın olmadan önceki halı) görünüşü

Nusaybin Hudud kapısının Kamışlıdan görünüşü (Hudud karakolun inşası)

Nusaybin’in içinden geçen Tarihi Bağdat köprüsü

Evet….

Sevgili Yeğenlerim…

Sevgili kardeşlerim…

Bu gün kendi Memleketim olan Nusaybin’den Bahsedeceğim.

Umarım memleketimi beğenirsiniz…

Evet…

Nusaybin…

Tarih boyunca Nisibis…Nisibin…Ahvaz…Nasibeyn en son olarak Nusaybin olarak çeşitli isimler altında değişikliğe uğramıştır…

AÇIKLAMA;

İran’liler kesin yenilgiden sonra yurtlarına dönüşlerinde AHVAZ adını verdikleri Nusaybin’i unutmadılar…ve AHVAZ ADINDA İRAN’DA BİR ŞEHİR KURDULAR…

Türkiye’nin Suriye sınırına bitişik; Güneydoğu Anadolu bölgesinin şirin ve tarihi bir kasabası…
Nusaybin Tarihi çok eskilere dayanır. İşte insanın aklına başka bir soru gelir…

Acebe Nusaybin bir Başkent miydi?

Tarihi kalıntılardan anlaşılmıştır ki;

Nusaybin yakınlarında Girnavas (Cin tepesi) höyüğünde yapılan kazılarda bulunan bir kültür vazosunun (Hurili) san’atçılarca yapıldığı saptanmıştır. Araştırmalarda elde edilen diğer bulgularda, buradaki yerleşimin önemli bir Huri – Mitannı Merkezi olduğu anlaşılmış. Buranın Mitannilerin Başkenti Waşukani veya Waşukkani olabileceği düşüncesi ağırlık kazanmıştır…

Girnavas’ın (Cin tepesi) Mitanni’lerin Başkenti olabileceği Prof.Dr. Hayati Erkanal başkanlığında 1982-1991 yılları arasında yapılan kazı çalışmaları ışığında arkeolojık ve topografik değerlendirmelerde de desteklenmiştir.

Nusaybin Dünyanın En büyük Ünüversitesi olan tek şehirdir. (Şu anda Ünüversitenin kalıntıları Maalesef mayın tarlaları içerisinde. Hala kapısı ayakta duruyor…)

Nusaybin tarihi ve eski bir kentir dedik. Eski tarihi eserleriyle çok çok ünlüdür. (ama laf aramızda Sahibsizdir.) İşte bunlardan bazıları…

Dünyanın İlk ve en büyük ünüversitesi olan Meryakub adı altında hizmet eden tarihi bina. Hz Ali (r.a.) 12. Torunu Zeynelabidin (r.a.) türbesi. Kur’anı kerimde Bahs edilen Ve Peygamber efendimiz (a.s.v.) Biat eden Cinler. ve cinler’in lideriyle tanımlanan Mir Osman (Gire nevvas.) Cinler Tepesi…

Nusaybin’ın kuzeyinde 25 km. uzaklıkta bulunan; biri SİYAH SU olmak üzere diğeri BEYAZ SU olan iki dağdan iki kaynak doğar. Siyah su Doğduğu kaynaktan (tahminen) 10 km. yol aldıktan, Beyaz su da (tahminen) güneye doğru 3 km yol aldıktan sonra; birbirlerini seven iki AŞIK gibi birleşirler…

Topraklarımızda (tahminen) 20 km. yol aldıktan sonra Nusaybin ilçesi içerisinden geçerek Suriye Topraklarına akar…akar…akar

Devam edecek….

Fuad Yusufoğlu

Meryahup kilisesinin mayın tarlasında kalan kapısı (Yeni resim)


Meryahub Kilisesinin Mayın tarlasında kalan kapısı

Nusaybin hudud kapısı (Eski Belediye Başkanı)

Nusaybin;

Yazları sıcak ve kurak, kışları genellikle yağışlı geçer. Bağ ve bahçeleriyle çok meşhurdir. Hele bir (ŞAPERZEN diye ) Üzüm çeşidi var ki; Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bu üzüm çeşidini başka memleketlere kısmet etmemiş, çok çok lezzetli bir üzüm cinsi.

Ayrıca İlk bahar’dan başlamak üzere Mayıs-Haziran ayları: Mavi incir, Temmuz Ağustos Ayları : Sari İncir, Eylül Ekim Kasım Ayları hata ertesı yıla kalan Siyah incir…

Beyaz su dediğimiz kaynak daha önce de belirtildiği üzere Nusaybin’ın kuzeyinde 25 km uzaklıktaki bir dağdan doğar. Şehrin su içme şebekesi buradan sağlanır…

Ben bir Dini kitab ta okudum.

Bu beyaz su Eski zamanda çok bol akıyormuş. Nehrin taşmasıyle Nusaybin’i iki sefer yerle bir olmuş. O zamanın Kralı Hürmüz: Kaynak suyunu azaltmak için girişimlerde bulunmuş. Hala eski kalıntılariyle Meşhur olan HÜRMÜZ KALESİ bulunmaktadır. Bu suya zamanla çeşitli adlar verilmiştir. Hürmüz nehri, Hınıs nehri diye en son olarak da Baraj yapıldığı ve Çağçağ Baraj adıyla adlandırıldı. ÇAĞÇAĞ Suyu adını almıştır.

Beyaz su dedik…Beyaz su öyle durudur ki…biz küçüklüğümüzde 2 metre derinliğine 2,5 lira atardık o 2,5 lira suyun dibinde görülüyordu…işin garıb tarafı 1 metre derinliğinde paranın yazı mı tura mı olduğu görülüyordu. İşte öyle berrak, duru bir kaynak…

Doğduğu dağdan 3 km yol aldıktan sonra hemen yakınındaki dağdan doğan SİYAH SU ile birleşir.
Adete yılan kavisler çizerek dağlar arasındaki vadiden kıvrıla kıvrıla akar…akar…akar…

İçinde tatlı su balıkları yaşar. Çok lezzetli balık çeşidleri vardır… Bu suda eskiden çok fazla çeşitli balıklar yaşardı…Hele bir cins balık vardi ki (BİLLURRİ) İşte bu balık cinsi 50 cm. Bazen 60 -70 cm. Sudan havaya sıçrar insanların başları üzerinde uçarak atlarlardı…Ama ya şimdi…Evet şimdi o balık cinsine ya rastlanamıyor veya çok çok nadır bulunur…BİLİNÇSİZCE AVLANILDIĞI İÇİN nesli tükendi veya tükenmek üzere.

Beyaz su başına tatil günlerinde bağ ve bahçelerine başta Gaziantep, Şanlı urfa, Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak illeri ile ilçelerinden buraya piknik yapmaya gelirler. Hafta sonları buraya en az 100 bin yabancı insan ziyaret eder…Bizler; yerliler olarak hafta sonları kalabalık olduğu için, misafirlerimiz çok olduğu zaman; piknik alanına gitmeyiz…

1184 yılında Nusaybin’e uğrayan Meşhur SEYYAH İBN CÜBEYR Yazdığı seyahetnamesinde Nusaybin’i
-“Zahiri GENÇ ,PARLAK.. BATINI İHTİYAR, Manzarası hoş, önü arkası ZÜMRÜT döşemesi denemeye layık yeşillikleriyle, çiçekleriyle süslü ; bağı, bahçesi çok meyvesi bol, geniş sofa yerleri olarak öğmüştür. Bir Cami-i ve yanında ki su havuzu, iki musluğu, iki medresesi, bir hastanesi ve ortasında geçen Nehrin üzerindeki sağlam köprüsü (Bağdat Köprüsü) “ Olduğunu yazmıştır.

1320 yılında Nusaybin’e gelen ARAP Coğrafyacısı İbn-i Batatuta Seyahetnamesinde;

Devam edecek….

Fuad Yusufoğlu

dsc09795-zeyneabidin-cami-i.JPG

Zeynelâbidin (r.a.) camisi avlusu

dsc09789-zeyneabidin-cam-i.JPG

Zeynelâbidin (r.a.) Cami-i

dsc09786-meryakup-harabesi.JPG

Meryakup Kilisesi Dünyada kurulan İlk Ünüversite

dsc09780-meryakup-harabaleri.JPG

Meryakup kilisesi (hemen yanında Zeynelâbidin Camisi)

Ayriyetten islamiyetten önce dünyanın İlk Ünüversitesi olan şimdiki adı Meryakub kilisesi hakkında biraz bilgi sunmak istiyorum…

3.Yüzyılın ortalarında dünyaya gelen Meryakup 309 yılında Diyarbakır’deki Meryem ana kilisesinde toplanan Episkapa kongrenın kararı ile Ekiskaposluğa terfi edildi…

Meryakub (Veya Moryakop) da 4.yüzyılda bu bölgede yaşanmış din bilginleri yaşam öykülerinde Nusaybin çevresindeki köyleri ve kuzeyinde uzanan dağlık bölgeyi Hiristiyanlaştırıp vaftiz etmede çok zorlandıkları anlatılır…
Meryakub tarafından yapıldığı düşünülen 713-758 tarihleri arasında kiliseye çevrilmiş Katedralden kalan, Piskopos Vologaesses ve papaz Akepsumasın 359 yılına ait kitabesinin bulunduğu Nusaybin Vaptizhanesi bölgedeki en eski hiristiyan anıtı olarak kabul edilmektedir.

Roma İmparatoru Büyük kostantin’ın emri ile İZNİK’E 19 hazıran 523 te HİRİSTİYANLIĞIN İLK VE EN BÜYÜK KONGRESİ TOPLANDI…

Bu toplantıya katılan episkopos Meryakub ve öğrencisi Merefram Nusaybin’e döndüklerinde putpereslikten kalma okulun enkazı üzerine Ünlü Nusaybin okulunu inşa ettiler.. ve 326 yılında hizmete açtılar…

Okulunu ilk profosörü Nusaybin’li Mar efram’di. Süryanı yazarların en büyüğü olarak kabul edilen ve süryanı zühd (sagılık) haraketini güçlük biçimde etkilemiş olan Mar efram 38.yıl boyuınca okulun rektörlüğünü yapmıştır…

Nusaybin sadece dini bir merkez olmakla kalmayıp, aynı zamanda önemli bir ticaret merkeziydi. Özellikle Bizans dönemin başlarında KENT doğu-batı ticaretinde. ANADOLUYA giriş üssü olması bakımından önemini korumuştur…

Asya’dan İpek yolunu izleyerek gelen İmparatorluğun zenginleri ve yönetici sınıfları için lüks mallarla birlikte baharat getiren Tüccarlar İRAN’I aştıktan sonra İmparatorluğun doğu sınırında ki İlk büyük istasyon olan NUSAYBİN’e geliyorlardı.

İpek yolu üzerinde URFA ile Adi-abane’yi birbirlerine bağlanmış olan Nusaybin şehriydi.

Devam edecek…
Fuad Yusufoğlu

dsc00881-dara-harabeleri-6.JPG

Dara Kalesi (Su sarnıcı)

dsc00873-dara-harabeleri-5.JPG

Dara kalesi (Meşhür zindanı)

dsc00841-dara-harabeleri-4.JPG

Dara Kalesi (Eski evleri)

dsc00826-dara-harabeleri-3.JPG

Dara harabeleri

dsc00770-dara-harabeleri-2.JPG

Dara harabeleri

dsc00766-dara-harabeleri-1.JPG

Dara harabeleri

İpek yolu üzerinde URFA ile Adıabane’yi birbirlerine bağlanmış olan Nusaybin şehriydi.

Edessa’deki (Urfa) Nasturi’lere karşı girişilen zülum haraketleri yüzünden 489 tarihinde Ssasanlı hükümdarı Kutbeddin izniyle Nusaybin Metepoliti Barsavma ve Urfa (Edesse) okulunun eski rektörü Narsayın çabalariyle Edesse (urfa) den Nusaybin’e nakledildi. Bundan sonra Nusaybin asırlar boyunca Nasturi’lerin manevi merkezi oldu.

Üçüncü kez açılan Nusaybin okulu yeni konularla ve düzenlenerek eğitimini sürdürdü. İlahiyat niteliğinde olan Nusaybin okulunda, din: eğitimi yanında Felsefe, Mantık, edebiyat, tıb, hukuk, geometri, astronomi ve müzik dersleri de veriliyordu.

Nusaybin önemi giderek artarken 524-526 da Bizans İmparator Anastasios kent yakınlarında meşhür Dara kalesi civarında sasanilerle yine savaşlara girdi.

Sasani kralı Hisrev Anuşirvan’ın 533 te Bizanslarla yaptığı barış uyarınca Dara kalesi bizans’lılara kalıyor. Ama burada askeri birlik bulundurulamiyordu.

540-562 yılları arasında savaşlarla Anişirvan Antalya’yı de ele geçirdi. Bizansla edesse (urfa) anlaşmasını yaptı. Ayrıca yolu üzerinde Urfa, Mardin, Nusaybin’ de kentler halkını kendisini desteklemedikleri için kılıçtan geçirdi. 572 yılında Nusaybin çevresini yeniden yağmaladı. Dara kalesini alarak Suriye’ye kadar ilerledi. Böylece 624 yılına kadar bu bölge Bizanslarla Sasaniler arasında el değiştirmeğe devam etti..

İran’liler kesin yenilgiden sonra yurtlarına dönüşlerinde Ahvaz adını verdikleri Nusaybin’i unutmadılar…ve Ahvaz adında İran’da bir şehir kurdular…

Devam edecek…

Fuad Yusufoğlu

dsc09651-setrcikan-000.JPG

Serçikan kalesi ( SARGATHON)

dsc00721mardin000.JPG

Mardin’in uzaktan görünüşü

İslam tarihçisi Ebu Yusuf Yakub’un belrtiği gibi:

Mezopotamyanın bir kısmı Romalillere bir kısmı da İran’a aitti. İki halkın ortasındeki sınır olarak kabul edilen bu günkü adiyle Serçikan Kalesı olarak anılan (Sarja) kalesi adı altında Sargathon Kalesi idi…
Hala bu serçıkan kalesının bir kısmı ayakta duruyor…Tem yolu üzerinde Nusaybin’a tahminen 10 km uzaklıktadır…

Halife Ömer(r.a.) zamanında 634 – 644 araplar İyaz bin Gânem  (r.a.) Komutanlığımda bir ordu ile 639 yılında Nusaybin (Nasibeyn) üzerine yürüdü. Şehir kısa bir muhasaraden sonra şartlarla teslim oldu..

İslam fethinden sonra Nusaybin (Nasibeyn) Doğu cezire bölgesinin büyük idare merkezi olma özelliğini sürdürdü…Şu an da halen Ticari özelliğini kayıbetmemiş…Civar illerden ve kasabalardan Nusaybin’e gelip kaçak mal aliş verişini yaparlar…

Araplar Nusaybin’e Nasibeyn adını vermişler Yanı (iki nasib- iki kısmet) Her ne hikmetse hakıkatten burada kat kat iyilikler ve hizmetler olur. Ah keşke bir İnsan çıksa hem millet adına hem de Devlet  adına Her ne ad altında olursa olsun; Buraya bir el atsa ve bazı hizmetler sunsa…Ne güzel olurdu

…Ama neredeeeeeeee…

Devam edecek…
Fuad Yusufoğlu