‘Süfyan-ı Sevri (r.a.)’ olarak etiketlenmiş yazılar
Su-i Hatime (Kötü akibet)
25 Haziran 2008Dara harabeleri (Su sarnıçı)
Korkanların çoğu akibetinin kötü olmasından korkmuşlardır. Çünkü insanın kalıbı değişebilir. Ölüm zamanı müdhiş bir zamandır. O vakitte kalbin neye kara kılacağı bilinemez.
Hatta ariflerden biri şöyle der:
-“Bir kimsenin elli sene tevhid üzere olduğunu bilsem, yanımdan bir duvarın arkasına gitmek kadar uzaklaşsa, tevhid üzere olduğuna şahidlik edemem. Çümkü; KALB Halı değişebilir ve neye döndüğünü bilemem.”
Bir başkası der ki;
-“Evin kapısında şehid olmayı mı, yoksa odanın kapısında Müslüman olarak ölmeyi mi seversin? deseler, odanın kapısında ölmeyi isterim. Çünkü; evin kapısına çıkıncaya kadar İSLAM üzere kalacağımı bilemem.”
Ebu derda (r.a.) yemin etti ki:
-“Hiç kimse imanın ölüm zamanında geri alınmayacağına emin olamaz.”
Sehl-i Tüsteri (k.s.) buyuryor ki:
-“Sıdıklar her nefes te su-i hatimeden (kötü akibet) korkarlar.
Süfyan-i Servi (k.s.) ölüm zamanın da İNLEDİ VE AĞLADI ;
Yanındakiler:
-“Allah-u Teala (c.c.) nın afvının senin günahından büyük olduğunu bilmez mısın? Dediler.
Süfyan-i Servi (r.a.) Tevhid üzere (İmanla) gideceğimi bilsem dağlar kadar günahım olsa yine korkmam.“Buyurdu.
Büyüklerden biri vasiyet eyledi. Ve elinde olan bir şeyi bir kimseye verdi. Ve
-“Tevhid üzere (imanla) ölmenin nişanı şöyle şöyledir. O nişanları görünce, bu para ile, Şeker ve badem içi satın al ve şehirdeki çocuklara dağıt ve bugün Filanın sevinç günü, saadete erdiği gündür de. Eğer bunu göremezsen, insanlara söyle namazımı kılmasınlar, benimle meşgül olmasınlar. Hiç olmazsa öldükten sonra mürai olmayayım.” Dedi.
Sehl-i Tüsteri buyurur ki;
-“Murid, günaha düşmekten korkar. Arif ise küfre düşmekten korkar.”
İsa (a.s.) havarilerine:
-“Siz günahtan korkarsınız; biz peygamberler küfürden korkarız.”
Hasan- el Basri (r.a.) buyurur;
-“ Bende NİFAK olmadığını bilseydim bunu yeryüzünde olan her şey’den daha çok severdim. İçin dışa, Kalbin dile uymaması NİFAKTANDIR.”
Kimya-yı Saadet (İmam-ı Ğazali)
Allah-u Teala (c.c.) Bizleri ve sizleri Kötü Akibet’ten korusun. AMİN.
Fuad Yusufoğlu
Allah’a itaat etmek ve O’nun Resulu’nu sevmek
28 Haziran 2008Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
Yüca Allah (c.c.) buyuruyor:
-“(Habibim) de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız hemen bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın” Ali İmran-3/31
Ey okuyucu: (Allah’ın rahmeti üzerine olsun)
Bil ki;
Kulun Allah (c.c.) ı ve Allah’ın Resülunu; (a.s.v.) sevmesi onlara itaat etmesi ve emirlerine uyması demektir. Allah (c.c.) ın kullarını sevmesi ise, kullarına in’am ve ihsan etmesi demektir.
Çünkü kul, hakiki kemalin ancak Allah (c.c.) a ait olduğunu ve kendinde veya başkasında gördüğü her kemalin Allah (c.c.) tan olduğunu bildiği zaman sevgisi ancak Allah (c.c.) a ve Allah (c.c.) yolunda olur. Bu da Allah (c.c.) a itaat etmesini iktiza ettirir.
Bunun içindir ki,
Muhabbet Allah (c.c.) a itaat etmeği, Allah (c.c.) a ibadet de resülullah (a.s.v.) a ittiba etmeği gerektir. Ve bu da o’na itaat etmeye düşkün olmakla tefsir edilmiştir.
Hasan el basri (r.a.) den rivayet edilmiştir. Der ki:
-“Resülullah ( a.s.v.) zamanında,Ya Muhammed, biz Rabbımızı seviyoroz dediler. Bunu üzerine bu ayati kerime nazil oldu.
Bişr el-Hafi (r.a.) den rivayet edilmiştir: der ki;
“-Ben Resülullah (aleyhisselatu-vesselam)i ru’yada gördüm. Bana:
-“Ey bişr. Allah (c.c.) seni akranın arasında ne ile yükselti biliyormusun?”
Ben:
-“Hayır Ya resulullah (a.s.v.) deyince,
Resülullah (a.s.v.) şöyle buyurdular:
-“Salih kişilere hizmet etmen, kardeşlerine nasihat etmen, dostlarını ve benim sünnetimi yerine getirenleri SEVMEN ve benim sünnetime tabi olmanla.”
Nitekim Peygamberimiz (a.s.v.) buyuruyorlar:
-“Kim ki benim sünnetimi işler, ihya ederse, o beni SEVMİŞ olur. Kim ki, beni SEVERSE o kiyamet günü cennete benimle beraber olur..”
Gene Resülullah (a.s.v.) buyuruyor:
-“Ümmetimin hepsi cennete girer, ancak kaçanlar müstesna.”
Eshab (r.a.) sorar:
-“Kaçanlar kimdir?”
Buyurdular ki;
-“Kim bana itaat ederse, cennete girer, kim bana ASİ olursa o kaçmış olur. Benim sünnetime uygun olmayan her amel Ma’siyettir.”
Bilginlerden bir kısmı der ki;
-“Birisinin havada uçtuğunu, veya denizde yürüdüğünü, veyahut ateşi yediğini veyahut da bunlara benzer başka bir şey yaptığını görürsen, fakat o adam Allah’u Teala (c.c.) nın farzlarından birini veya kasden Resülullah (a.s.v.)ın sünnetlerinden birini terk ederse, bil ki o adam da’vasında YALANCIDIR. Onun yaptığı keramet değil, balki sihirbazlıktır.”
Böyle kimseden Allah (c.c.) a sığınırız.
Cüneyd-i Bağdadi (r.a.) der ki;
-“Allah (c.c.) in inayeti olmadan, kimse Allah’a ulaşamaz. Allah (c.c.) a erişmenin yolu ise Muhammed Mustafa Sallallahu aleyhi vessellame tabi olmaktır.”
Ahmed el-Havari (r.a.) der ki;
-“Resülullah (a.s.v.) sünnetine uymaksizin yapılan her amel BATILDIR.”
Nitekim Resülullah (a.s.v.) buyurmuştur:
-“Kim benim sünnetimi terk ederse ona şefaatım HARAMDIR.”
Rivayet edilir ki,
Adamın biri Mecnunlardan birinde Bilmediği bir şey görür. Bunu Ma’ruf el-Kerhi (k.s.) ye sorar.
Ma’ruf El kerhi (k.s.) tebessüm ettikten sonra adama şöyle der:
-“Ey kardeşim, Allah(c.c.) ın küçük büyük, akıllı ve deli olan sevdikleri vardır. Bu gördüğün ise delilerdendir.”
Fudayl bin iyyad (k.s.) der ki;
-“Sana Allah (c.c.) ı seviyor musunuz diye sorulursa süküt et. Zira, sevmiyorum dersen, küfredersin. Eğer seviyorum dersen, belki Allah’ı sevenler gibi gereğiyle sevemezsin. Seviyorum dersen Allah’ın öfkesini üzerine çekersin. Allah’ın öfkesinden kaçın.”
Süfyan-i Servi (k.s.) şöyle der:
-“Allah’u tealayı seveni seven, Allah’ı sevmiş olur. Kim ki ona ikramda bulunursa, Allah yalunda ikram etmiş olur.”
Sehl (r.a.) ise şöyle der:
-“Allah’ı sevmenin alameti, Kur-anı Kerim’i sevmektir.”
-”Allah’ı ve Kur-anı Kerim-i sevmenin alameti de Resulullah (sallallahu aleyhi ve selemi) sevmektir.”
-”Resulullahı sevmenin alameti ise onun sünnetini sevmektir.”
-”Onun sünnetini sevmenin alameti de ahreti sevmek,”
-”Ahreti sevmenin alameti, dünyayı sevmemektir.”
-”Dünyayı sevmemenin alameti, ondan yeteri kadar istifade etmektir, ahiret hazırlığında bulunmaktır.”
Mükaşefa-tül kulub (İmam-i Ğazali)
Allah (c.c.) bizleri ve sizleri kendisine itaat eden ve onun Resulünü (a.s.v.) seven kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Sıddık’ların murakabeleri
14 Temmuz 2008Girnavas Şelalesi (Nusaybin)
Şibli (r.a.), Süfyan-i Servi (r.a.) nın yanına geldi. Kendisini murakabeye oturmuş, sesiz, haraketsiz bir halde gördü. Vucudunun bir kılı bile kımıldamıyordu.
Şibli (r.a.):
-“Bu güzel murakabeyi kimden öğrendin?” dedi.
Süfyan-i Servi (r.a.):
-“Kediden öğrendim. Onu bir fare deliğinin ağzında, benim bu halimden daha haraketsız avını kollarken gördüm.”dedi.
Amellerden sonra yapılacak muhasebedir. Her gün yatarken, o gün yaptığı işler için nefsi hesaba çekmeli, Sermayeyi kardan ve zarardan ayırmalıdır.
Sermaye farzlardır. Kar da sünnettir ve nafilelerdir. Ziyan ise günahlardır. İnsan ortağına aldanmamak için onunla hesaplaştığı gibi, nefse karşı daha uyanık davranmak lazımdır.
Fakat insanlar, kendilerini hesaba çekmiyorlar. Eğer her gün günah işlediğinde odasına bir taş koysa, kısa zamanda dolardı.
Eğer omuzlarımızdaki katib melekler, her günahı yazmak için ücret isteselerdi, malımızın hepsini vermemiz lazım gelirdi.
Fakat Gaflet ile, çeşitli düşünceler ile bir kaç subhanallah desek, tesbihi alır, sayarız ve yüz kere söyledik deriz de her gün boşuna nice şeyler söyleriz bunları saymayız.
Kimya-yi Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâla hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri hesaba çekilmeden önce kendilerini hesaba çeken kullarından eylesin. AMİN…..
Fuad Yusufoğlu
Ruya yolu ile anlaşılan ölülerin halleri- 2
16 Temmuz 2008Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
Yusuf ibn Hüseyin (r.a.) rüyada gördüler;
-“Allâh-u Teâlâ (c.c.) sana ne yaptı?” dediler.
Yusuf ibn Hüseyin (r.a.);
-“Rahmet etti.” Dedi.
-“Ne ile?”dediler.
Yusuf ibn Hüseyin (r.a.);
-“Hiç bir zaman ciddi söze şaka karıştırmadığımdan.”dedi.
Ebu Cafer Saydelani (r.a.) diyor ki;
-“Resulüllah (sallallahu aleyhi ve selem) i rüyada gördüm. Sofileren bir gurubla oturuyorduk. Gökten iki melek indi. Birinin elinde leğen, diğerinin elinde ibrik vardı. Resulüllah (sallallahu aleyhi ve selem ) elini yıkadı, sofiler de yıkadılar. Ellerimi yıkamam için benim önüme getirdiler. Biri ona;” Su dökme, o onlardan değildir.” Dedi.
Dedim ki;
-“Ya Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) siz buyurmadınız mı İnsan sevdikleri ile beraber bulunurlar. Ben bunları (mutassavvufları) seviyorum.
Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve selem); buyurdu ki;
-“Onun eline de su dökün, o da onlardandır.
Zürâre ibn ebi Evfâ (r.a.) yı rüyada görüp;
-“Amellerin hangisi üstündür? Dediler.
Zürâre ibn ebi Evfâ (r.a.):
-“Allah-u Teâlâ (c.c.) nın kazâsına rıza ve kısa emelli olmaktır.” Dedi.
Yezid ibn Mezur (r.a.) diyor ki;
-“Evzâîyi rüyada görüp, bana en iyi amelin ne olduğunu söyle de, onunla amel edeyim.” Dedim.
Evzâî (r.a.);
-“Alimlerin derecesinden iyi derece görmedim, onun üstünde üzüntülerin derecesi vardır.” Dedi.
Yezid ibn Mez’ur ihtiyar bir insandı. Rüyasında Evzâî (r.a.) nin bu sözünü işitikten sonra ölünceye kadar hep ağladı. Öyle ki, gözleri görmez oldu.
Süfyan-e servi (r.a.) yı rüyada görüp,
-“Allah-u Teala (c.c.) sana ne yaptı?” dediler.
Süfyan-e Servi (r.a.);
-“Bir adımımı sırat’a, diğerini cennete koydum.” Dedi.
Devam edecek….
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Sevgili kulları olan Evliyalar hürmetine Günahlarımızı Afv eylesin. AMİN
Fuad Yusufoğlu
Ruya yolu ile anlaşılan ölülerin halleri- 3
16 Temmuz 2008Çağ-çağ Barajı (Nusaybin)
Süfyân-i Sevrî(r.a.) yı rüyada görüp;
-“Allahü Teâlâ (cc.) sana ne yaptı?” dediler
Süfyân-i Sevrî (r.a.):
-“Rahmet eyledi.”
-“Abdullah ibn Mubarek (r.a.) hali nasıldır?” dediler.
Süfyânî Servî (r.a.):
-“Allah-u Teâlâ (c.c.) yı görmesi için ona günde iki defa yol açarlar,” dedi.
Mâlik İbn Enes (r.a.) i rüyada görüp,
-“Allah-ü Teâlâ (c.c.) sana ne yaptı?” dediler.
Mâlik İbn Enes (r.a.);
-“Osman ibn Affan (r.a.) dan öğrendiğim bir sözle bana rahmet eyledi. Cenaza gördüğü zaman; “Sübhâne’l- hayyillezî lâ yemût.” Derdi.” Dedi.
Hasan-i Basri (r.a.) vefat ettiği gece, rüyada, göklerin kapılarının açıldığını ve
-“Hasan, Allah-û Teâlâ (c.c.) yı gördü, ondan razı oldu.” diye bir ses duyulduğunu gördüler.
Cüneyd-i Bağdadi (r.a.) iblis (Aleyhilla’net) i rüyada çıplak gördü.
Cünayd-i Bağdadi (r.a.):
-“Adamlardan utanmıyormusun? “dedi.
Şeytan (Alayhila’net):
-“Bunlar adam değil. Adam Şevniziyye mescidinde olanlardır. Beni inletiyorlar, perişan ediyorlar.”Dedi.
Cünayd-i Bağdadi (r.a.) diyor ki;
-“Sabahlayın şevniziyye mescidine gittim. Kapıdan içeri girince, içerdekileri gördüm. Başlarını dizlerine koymuş tefekkür ediyorlardı. Hepsi birden:
-“O Mel’unun sözüne bakma.” Dediler.
Ebu Eyyub Sicistani (r.a.) fesad çi bir kimsenin cenazısını gördü. Namaz kılmamak için bir tepeye çıktı. O ölüyü rüyada gördüler:
-“Allah-û Teâlâ sana ne yaptı? Dediler.
-“Rahmet eyledi. Ve “Ebü Eyyub sicistane söyle, eğer Allâh-u Teâlânın rahmet hazineleri senin elinde olsa, bahillik eder, kimseye bir şey vermezdin.” Buyurdu. Dedi.
Rebi İbn Süleyman (r.a.) der ki;
İmam-i Şafi-i (r.a.) yı rüyada görüp;
-“Allah-u Teâlâ (c.c.) sana ne yaptı? Dedi
İmam-i Şafi-i (r.a.):
-“Beni bir kürsüye oturtup, üzerime altın ve inci serptiler.” Dedi.
Utbetil Ğulam (r.a.) ı rüyada görüp,
-“Allah-u Teâlâ(c.c.) sana ne yaptı? Dedim.
Utbetil Ğulam(r.a.):
-“Senin evinin duvarında yazılı olan duâ sebebiyle beni afv etti.” Dedi.
Uyanınca evimin duvarında Utbetil Ğulam(r.a.) ın yazısı ile yazılmış şu duâyı gördüm:
“Ey delâlette kalmışlara hidayet veren,
“Ey günâhkârlara merhamet eden,
“Ey günâhkârların günâhlarını bağışlayan!
“Büyük tehlikede olan kuluna ve bütün Müslümanlara rahmet eyle!
“Bizi rızkına kavuşan yaşayanlardan eyle.
“Peygamberlerden,
“Sıddîklardan,
“Şehidlerden
“Ve temiz Müslümanlardan,
“Nimet verdiklerinden eyle.
“Âmin! Yâ Rabbe’l- âlemin!
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâla hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Utbetil Ğulam (r.a.) ın yazdığı bu dua hürmetine Günahlarımızı afv eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Muhabbet ve nefs muhasebesi
16 Temmuz 2008
Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)
Süfyan-i Servi (r.a.) der ki;
-“Muhabbet, Resûlüllah (sallallahu aleyhi ve selam) e uymaktır.
Rivavet edilir ki;
Resûlüllah (Sallallahu aleyhi ve selem) a bir adam gelip:
-“Ey Allah (c.c.) ın Resûlü bana nasihat et.” Dedi.
Resûlüllah (Sallallahu aleyhi ve selem):
-“Sen nasihat mı istiyorsun?.” Buyurdular.
Adam:
-“Evet Ya Resûlüllah (Sallallahu aleyhi ve selem).”
Bunun üzerine Resûlüllah (Sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurdu:
-“Bir işi yapmak istedin mi, akibetini düşün. Eğer sonu iyi ise işle. Eğer sonu karanlık ise onu terk et.”
Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâla hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Her zaman nefsini hesaba çeken kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 8
05 Ocak 2009Girnavas (Cin tepesi) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 8
Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) ın nurlu yolunu, hiç değiştirmeden, apaçık ve tam doğru olarak bugüne kadar ulaştırmada, Ehl-i sünnet âlimlerinin hizmeti çok büyüktür.
Bu büyük hizmet için, aralarında vazife taksimi yapan bu âlimlerden İman, inanç bilgilerini anlatıp öğretenlere ;”MÜTEKELLİMİN” dedildi.
İbadetlerin ve işlerin nasıl olacağı, haram ve helalı, farzı, vacibi öğreten âlimlere de;”FUKAH” denildi.
Kalb ile yapılacak ve sakınılacak şeyleri öğreten ilme;”TASAVVUF” ve bu ilmin âlimlerine de;”MUTASAVVİFİN” denildi.
İşte İmâm-i Cafer-i sadık (r.a.), bu üçüncü ilmi anlattı, öğretti. Kelâm ve fıkıh âlimlerinin uğraştığı sahada ayrıca kitab yazmadı. Yoksa bu bilgilerde de, bütün âlimlerin ve evliyanın Üstadı idi.
Bu büyük İmâmın hayatı, hali ibret dolu menkıbeleri o kadar çoktur ki, anlatmakla ve yazmakla bitirilemez. Okuyanların, işitienlerin gönüllerinde bu büyük ‘veli’ ye karşı, çok az da olsa sevgiye, muhabbete vesile olması için menkıbelerinden ve hikmetli sözlerinden seçerek ba’zılarını yazıyoruz.
Birgün devrin meşhur âlim ve zahidlerinden Davud-i Ta-i (r.a.) Ca’fer-i sadık (r.a.) ın yanına gelmişti.
O’na dedi ki;
-“Ey Peygamber (Alayhis selam) torunu! Bana bir nasıhat ver. Çünkü kalbim karardı.”
Cafer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;
-“Ey Davud! Sen, zamanımızın en zahidi, Allah’tan en çok korkanısın. Benim nasıhatıma ne ihtiyacın var?”
Davud-i Ta-i (r.a.);
-“Ey Resulullah (Aleyhis selam) torunu. Sizin bütün yaratılmışlara üstünlüğünüz var. O büyük peygamber (a.s.v.) ın kanı damarlarınızda dolaşmaktadır. Onun için herkese nasıhat vermeniz, üzerinize vacibtır. Borçtur.”
Ca’fer-i Sadık (r.a.);
-“Ey Davud! Ben kıyamet günü gelince Ceddim olan Muhammed (Aleyhis selam) ın elimden yakalayıp; -”Niçin bana hakkıyle uymadın?, Demesinden korkuyorum. Bu işler, neseb (soy) işi değil, ibadet ve amel işidir.”
Davud-i Ta-i (r.a.) bu sözleri duyunca ağlamaya başladı. Ve dedi ki;
-“Ya Rabbi! Onun varlığı Peygamberlik soyundan gelmiştir, Sözleri yaşayışı herkese senettir, delildir. Dedesi Resulullah (Aleyhis selam), Annesi Betûl (Hazreti Fatima evladından) olduğu halde, böyle düşünürse, Davud da kim oluyor ki, yaptıklarının bir kıymeti olsun!”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 11
05 Ocak 2009Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 11
Süfyan-i Servi (r.a.);
-“Bana bir hadis-i şerif nakletmedikçe buradan ayrılmıyacağım, Ey İmâm! Senden nasihat alacak bir hadis-i şerif işitip gideyim.” Dedi.
İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.);
-“ÇÜNKÜ SÖZÜN SANA FAYDASI YOKTUR. Ben babamdan, o da babasından, dedem de babasından rivayet ederek CEDDİM Resulullah (a.s.v.) dan bildirilen üç şey’i anlattı.”
-“Allah-u Teâlâ’nın ni’metine kavuşan ve bu ni’metin devamlı olmasını isteyen kimse, Allah’a HAMD VE ŞÜKRÜNÜ ÇOĞALTSIN! Zira Allah-u Teâlâ Kur’an-i Kerim’de İbrahim Suresi onuncu ayetinde;”Nimetlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onarlı artırırım. Kıymetini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli azap ederim.” Buyurdu
-“Bir kimse, rızkı azaldığı zaman çok tevbe ve istiğfar etsin! Zira Allah-u Teâlâ Nuh suresinde tevbe ve istiğfar edenlerin, günahlarını bağışlayacağını ve rızıklarını artıracağını va’dediyor.”
-“Bir kimse Sultandan veya herhangi şeyden bir sıkıntı görürse ve bir belaya düçar olursa;-“La havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil-azim” desin!”
Bunun üzerine Süfyan-i Servi (r.a.) İmâm-i ca’fer-i Sadık (r.a.) in elini tuttu
Ve O’na dedi ki;
-“Hepsi bu üçü müdür?”
İmâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.);
-“Ey Süfyan! Bunları iyi anla! Allah-u Teâlâ’ya yemin ederek söyliyorum ki, bunları yaparsan çok ihsanlara, iyiliklere kavuşursun.” Buyurdu.
Birgün Ca’fer-i Sadık (r.a.) a sordular;
-”Allah-u Teâlâ faizi niçin haram kılmıştır?”
Ca’fer-i Sadık (r.a.) Buyurdu ki;
-“İnsanların birbirlerine iyilik yapmaları, ihsanda bulunmaları için, Allah-u Teâlâ onu haram etti. Faiz haram olmasaydı, birbirine karşılıksız iyilik yapan kalmazdı. Yapılan her iyiliğin karşılığı olarak dünyada menfaat bekleyen çok olurdu.”
İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) hazretleri duâsı makbul olanlardandı. Allah-u Teâlâ’dan bir şey istediğinde daha sözü bitmeden isteği verilirdi.
Bir gün yalnız başına yolda gidiyordu.Kendisini sevenlerden biri de arkasından yürüyordu.
Bir ara Ca’fer-i Sadık (r.a.) hazretleri;
-“Ya Rabbi! Elbisem yoktur, bana elbise gönder.” Buyurdu.
Aniden bir paket içinde iblise geldi. Arkadan takib eden zat evlerine kadar geldi.
Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) a;
-“Ya efendim siz dua ederken ben de amin dedim. Eski elbiselerinizi bana verin” dedi.
Bu söz Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) ın hoşuna gitti ve elbiselerini ona verdi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 12
05 Ocak 2009Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 12
Bir şahıs, imâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.) den Allah-u Teâlâ’nın kendisine çok mal verip, çok hac yapması için dua buyurmasını istedi;
Ca’fer-i sadık (r.a.);
-“Ya Rabbi! Buna elli hac yapacak kadar mal ver!” diye dua etti.
O şahıs elli hac yaptı. Ellibirinci hac için Cüfe denilen yerde gusül edecekti. Sel geldi ve orada vefat etti.
Hakem bin Abbas-i kelbi (r.a.) Buyururyor ki;
-“Benim Zeyd isminde bir amcam var idi. O Ca’fer-i Sadık hazretleri (r.a.) ne çok itirazda bulunurdu.
Bir gün bir hurma mevzusu açıldı. O anda çok itirazda bulundu
Ve dedi ki;
-“Ca’fer-i sadık nerde, böyle işler nerde?”
Ca’fer-i sadık (r.a.) ın bu işden haberi oldu ve şöyle buyurdu;
-“Ya Zeyd-i Kelbi, eğer böyle bir şey varsa, Allah-u teâlâ sana, KELB BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR HAYVAN MUSALLET ETSİN Kİ O HAYVAN SENİ HELAK ETSİN.”
Birgün Zeyd-i Kelbi bir yere giderken, yolda köpek büyüklüğünde bir arslan saldırdı ve onu öldürüp çiğerlerini söktü. Bu olaydan sonra kimse Ca’feri Sadık (r.a.) a itirazda bulunmadı.
İmâm-i Ca’fer-i Sadık hazretleri (r.a.), Ehl-i Beyt’in en büyüklerindendir. Nurlu kalbine akıp gelen ilmin ve feyzin çokluğu akıl ve dil ile anlatılamaz. İnce ma’rifetleri bildiren sözler, nükte ve latifeleri çok meşhurdur. Sayılmayacak kadar hikmetli sözleri vardır.
Ca’fer-i sadık (r.a.) Buyurdu lar ki;
-”Beş kimsenin sohbetinden, yani beş kimse ile beraber bulunmaktan sakın;”
-“1-Yalan söylayanden sakın. Çünkü ona daima aldanırsın. Çünkü sana iyilik yapayım derken, kötülük yapar.”
-“2-Cimriden sakın.”
-“3-Ahmaktan ya’ni aklı az olandan sakın. Çünkü en çok işine yarıyacağı zaman, seni bırakır.”
-“4-Kötü kalbli kimseden sakın. Çünkü işin bozulunca (düşünce) seni harcar.”
-“5-Fasıktan Ya’ni günah işlemekten utanmayan kimseden sakın! Çünkü, seni bir lokma ekmeye satar.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Süfyan-i Sevri (Radiyallah-u anh);
19 Ocak 2009Bor-e veysike Nusaybin
Süfyan-i Sevri (Radiyallah-u anh);
İslam âlimlerin büyüklerinden. Süfyan bin said bin Mesrûk el Kûfi. Künyesi, Ebû Muhammed veya Ebû Abdullah’tır.
95 (M. 715) senesinde Küfe’de doğdu 161 (M. 778) de Basra’da vefat etti. Tebe-i tabiinin büyüklerindendir. İlmini zamanınki büyük âlimlerden öğrendi.
Hadis ve fıkıh ilminde yüksek derecede olup müctehid idi. Mezhebi zamanla unutuldu. Cüneyd-i Bağdad’i (r.a.), Hamdun Kasar (r.a.), bunun mezhebinde idiler.
Hadis, fıkıh, tefsir ve tasavvuf gibi ilimlerde zamanın eşsizlerindendi. Haramlardan kaçıp, şüpheli şeyleri yapmamakta nihayete erenlerdendi. Edeb ve tevazuda (alçak gönüllülükte) benzeri azdı. Cami-ul-kebir, Cami-us-sağir ve feraiz isimli kitabları meşhurur.
Mekke-i Mükerreme’ye gittiği zaman halk başında toplanır, bilmedikleri anlayamadıkları hususları sorarlardı. Hepsine teker teker cevab verir, müşküllerini halederdi. Hafizesi çok kuvvetli ve fevkâlde idi.
-“Hafızam, kendisine tevdi ettiğim, hiçbir şeyde bana ihanet etmedi.” Buyurdu. Ya’ni öğrendiğim hiçbir şeyi unutmadım, demek istedi.
Yirmi yıl geceleri uyumadı ve abdestsiz gezmedi. Ölümü hatırladığında kendinden geçerdi.
Kime rastlasa;
-“Ölüm gelmeden önce ona hazırlan.” Derdi.
Hazreti Süfyan-i Sevri (r.a.) nin annesi O’na hamile iken bir gün dama çıkıp komşuya ait bir turşuyu ağzına koymuştu. Bunun üzerine henüz ana rahminde bulunan Hazreti süfyan, kafasını şiddetle annesinin karnına vurdu. O anda annesi, yediği turşuyu komşudan izinsiz aldığını hatırlayıp komşuya koştu. Onunla helalaştı.
Süfyan-i Sevri (r.a.) ana karnında bile haram lokmayı kabul etmeyip, hep helal lokma ile büyüdü.
Hazreti Süfyan-i Sevri (r.a.) nin gençliğinde sırtı kamburlaşmıştı. Sebebini sordular;
Onlara;
-“Üç ustada talebelik yaptım. Hepsi de zamanın en iyileriydi. Ölüm zamanında üçü de DÜNYADAN İMANSIZ OLARAK GİTTİLER. Ben onların halini görünce, korkudan OMURGA KEMİĞİM EĞRİLDİ. Hele üstadımın birine uzun seneler hizmet ettim. Talebelik yaptım. Hiçbir edebi terk ettiğini görmedim. Dünyada ahrete göçeceği zaman başucunda idim.”
Gözünü açıp;
-“Ey Süfyan! Bana ne olduğunu görüyor musun?” Dedi.
Ben de;
-“Ey Üstadım, kendinizi nasıl buluyorsunuz?” dedim.
O;
-“Beni dergahından kovuyorlar, kabul etmiyorlar. Sen buradan git, bize layık değilsin diyorlar.” Dedi.
Sonra Hazreti Süfyan, yanındakilerden Kur’an-i Kerim istedi, ve elini kitabın üzerine koyarak;
-“Şahid olunuz ki o, bu müshaftan ve içinde bulunanlardan nasipsiz öldü. Yahudi dinini seçti ve can verdi. Allah-u Teâlâ dilediğini yapar.” Dedi.
Devam edecek…
<<<Süfyan-i Sevri (r.a.) nın bir başka yazısı>>>
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Süfyan-i Sevri hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu



