‘Tabiin’ olarak etiketlenmiş yazılar
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 10
23 Haziran 2008Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarsı) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 10
Zamanın hükümdarı bir gece vezirine dedi ki;
-“Hemen git, İmâm-i Ca’fer (r.a.) i buraya getir. Onu hemen öldürmek istiyorum.”
Vezir;
-“Evinde oturmuş, gece gündüz ibadetle meşgül olan, devlet işlerine karışmayan bu kimseyi öldürmekten vazgeç!”
Vezir, hükümdarı bundan vazgeçirmek için epey dil döktü. Fakat hükümdari ikna edemedi. Mecburen gidip çağırdı.
Vezir Ca’fer-i sadık (r.a.) i çağırmaya gidince hükümdar celatlara emir verdi.;
-“İmâm-i Cafer (r.a.) içeri girince, ben başımdan külahımı çıkardığım zamana hemen başını vuracaksınız.”
Bir müddet sonra, İmâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.) hazretleri içeri girdi. Hükümdar bunu görünce, derhal ayağa kalktı. Büyük bir tevazu ile O’nu karşıladı. Koltuğuna oturttu. Kendisi edeble karşısına diz çöküp oturdu. Celatlar ve hizmetçiler şaşırıp kaldılar.
Hükümdar Hazreti İmâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.) a;
-“Efendim, benden bir emriniz, isteğiniz olursa hemen emredin, yapayım.” Dedi.
Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;
-“Senden bir ricam yok. Beni bir daha yanın açağırma! Rabbime ibadetten beni alıkoyma, başka bir şey istemem.”
Gitmek üzere ayğa kalktı. Hükümdar izzet ve ikramla onu uğurladı. Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) gittikten sonra vucudunda bir titreme oldu. Baylıp düştü.
Kendine gelince, Veziri sordu;
-“Bu ne haldır. Hani o zat’ı öldürtecektiniz?”
Hükümdar cevab verdi;
-“Hazreti imâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.) içeri girince, yanında büyük bir arslan gördüm. Lisan-i hal ile bana; ‘-Onu incitirsen seni parça parça ederim.’ Diyordu. Bunu görünce ne yapacağımı şaşırdım.”
Süfyan-i Servi (r.a.) hazretleri, bir gün Ca’fer-i sadık (r.a.) ın evine gitmişti. Huzuruna girip görüşmek için izin istedi.
Kendisine izin verdi. Yanına geldiği zaman O’na dedi ki;
-“Ey Süfyan! Sen, zaman zaman sultan ile görüşüyorsun. O seni arıyor, sen de ona gidiyorsun. Ben ise, mümkün mertebe sultandan uzak duruyorum. Zamanın hali bunu icabettiriyor. Yanımdan hemen çık, git!”
Süfyan-i Servi (r.a.);
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 11
23 Haziran 2008Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 11
Süfyan-i Servi (r.a.);
-“Bana bir hadis-i şerif nakletmedikçe buradan ayrılmıyacağım, Ey İmâm! Senden nasihat alacak bir hadis-i şerif işitip gideyim.” Dedi.
İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.);
-“ÇÜNKÜ SÖZÜN SANA FAYDASI YOKTUR. Ben babamdan, o da babasından, dedem de babasından rivayet ederek CEDDİM Resulullah (a.s.v.) dan bildirilen üç şey’i anlattı.”
-“Allah-u Teâlâ’nın ni’metine kavuşan ve bu ni’metin devamlı olmasını isteyen kimse, Allah’a HAMD VE ŞÜKRÜNÜ ÇOĞALTSIN! Zira Allah-u Teâlâ Kur’an-i Kerim’de İbrahim Suresi onuncu ayetinde;”Nimetlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onarlı artırırım. Kıymetini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli azap ederim.” Buyurdu
-“Bir kimse, rızkı azaldığı zaman çok tevbe ve istiğfar etsin! Zira Allah-u Teâlâ Nuh suresinde tevbe ve istiğfar edenlerin, günahlarını bağışlayacağını ve rızıklarını artıracağını va’dediyor.”
-“Bir kimse Sultandan veya herhangi şeyden bir sıkıntı görürse ve bir belaya düçar olursa;-“La havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil-azim” desin!”
Bunun üzerine Süfyan-i Servi (r.a.) İmâm-i ca’fer-i Sadık (r.a.) in elini tuttu
Ve O’na dedi ki;
-“Hepsi bu üçü müdür?”
İmâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.);
-“Ey Süfyan! Bunları iyi anla! Allah-u Teâlâ’ya yemin ederek söyliyorum ki, bunları yaparsan çok ihsanlara, iyiliklere kavuşursun.” Buyurdu.
Birgün Ca’fer-i Sadık (r.a.) a sordular;
-”Allah-u Teâlâ faizi niçin haram kılmıştır?”
Ca’fer-i Sadık (r.a.) Buyurdu ki;
-“İnsanların birbirlerine iyilik yapmaları, ihsanda bulunmaları için, Allah-u Teâlâ onu haram etti. Faiz haram olmasaydı, birbirine karşılıksız iyilik yapan kalmazdı. Yapılan her iyiliğin karşılığı olarak dünyada menfaat bekleyen çok olurdu.”
İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) hazretleri duâsı makbul olanlardandı. Allah-u Teâlâ’dan bir şey istediğinde daha sözü bitmeden isteği verilirdi.
Bir gün yalnız başına yolda gidiyordu.Kendisini sevenlerden biri de arkasından yürüyordu.
Bir ara Ca’fer-i Sadık (r.a.) hazretleri;
-“Ya Rabbi! Elbisem yoktur, bana elbise gönder.” Buyurdu.
Aniden bir paket içinde iblise geldi. Arkadan takib eden zat evlerine kadar geldi.
Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) a;
-“Ya efendim siz dua ederken ben de amin dedim. Eski elbiselerinizi bana verin” dedi.
Bu söz Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) ın hoşuna gitti ve elbiselerini ona verdi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 12
23 Haziran 2008Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 12
Bir şahıs, imâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.) den Allah-u Teâlâ’nın kendisine çok mal verip, çok hac yapması için dua buyurmasını istedi;
Ca’fer-i sadık (r.a.);
-“Ya Rabbi! Buna elli hac yapacak kadar mal ver!” diye dua etti.
O şahıs elli hac yaptı. Ellibirinci hac için Cüfe denilen yerde gusül edecekti. Sel geldi ve orada vefat etti.
Hakem bin Abbas-i kelbi (r.a.) Buyururyor ki;
-“Benim Zeyd isminde bir amcam var idi. O Ca’fer-i Sadık hazretleri (r.a.) ne çok itirazda bulunurdu.
Bir gün bir hurma mevzusu açıldı. O anda çok itirazda bulundu
Ve dedi ki;
-“Ca’fer-i sadık nerde, böyle işler nerde?”
Ca’fer-i sadık (r.a.) ın bu işden haberi oldu ve şöyle buyurdu;
-“Ya Zeyd-i Kelbi, eğer böyle bir şey varsa, Allah-u teâlâ sana, KELB BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR HAYVAN MUSALLET ETSİN Kİ O HAYVAN SENİ HELAK ETSİN.”
Birgün Zeyd-i Kelbi bir yere giderken, yolda köpek büyüklüğünde bir arslan saldırdı ve onu öldürüp çiğerlerini söktü. Bu olaydan sonra kimse Ca’feri Sadık (r.a.) a itirazda bulunmadı.
İmâm-i Ca’fer-i Sadık hazretleri (r.a.), Ehl-i Beyt’in en büyüklerindendir. Nurlu kalbine akıp gelen ilmin ve feyzin çokluğu akıl ve dil ile anlatılamaz. İnce ma’rifetleri bildiren sözler, nükte ve latifeleri çok meşhurdur. Sayılmayacak kadar hikmetli sözleri vardır.
Ca’fer-i sadık (r.a.) Buyurdu lar ki;
-”Beş kimsenin sohbetinden, yani beş kimse ile beraber bulunmaktan sakın;”
-“1-Yalan söylayanden sakın. Çünkü ona daima aldanırsın. Çünkü sana iyilik yapayım derken, kötülük yapar.”
-“2-Cimriden sakın.”
-“3-Ahmaktan ya’ni aklı az olandan sakın. Çünkü en çok işine yarıyacağı zaman, seni bırakır.”
-“4-Kötü kalbli kimseden sakın. Çünkü işin bozulunca (düşünce) seni harcar.”
-“5-Fasıktan Ya’ni günah işlemekten utanmayan kimseden sakın! Çünkü, seni bir lokma ekmeye satar.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 13
23 Haziran 2008Çağ-çağ Barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 13
Ca’fer-i sadık Hazretleri (r.a.) buyurdular ki;
-“Bir mü’min kardeşine ait hoş olmayan bir iş duyarsan, birden yetmişe kadar özür kapısını araştır. Bulamazsan belki benim anlamadığım bir özür kapısı vardır de ve kapa.”
Yine Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;
-“Müslüman kardeşinizden ma’nasını anlamadığınız bir söz duyarsanız, iyiye yorunuz. Daha iyisi kâbil olmayacak kadar iyiye yorumlayınız. Anlayamamaktan dolayı kendinizi ayıplayın.”
Yine Buyurdu ki;
-“Bir hata işlediğiniz zaman istiğfar edin, hatada ısrar helak olmaya sebeptir. Bir kimse geçim darlığı çekiyorsa istiğfare devam etsin.”
Ca’fer-i Sadık (r.a.) anlatıyor;
-“Allah-u Teâlâ, dünyaya emretti ki; Ey dünya, bana hizmet edene, sen hizmetçi ol! Senin peşinde koşana da zahmet, sıkıntı ver!”
Ca’fer-i sadık (r.a.) yine buyurdu;
-“Bu dört şey’i, her şerefli kimsenin yapması gerekir. Yapmaması ona yakışmaz;
-“1-Bulunduğu meclise babası gelirse ayağa kalkmak,”
-“2-Misafire hizmet etmek.”
-“3-Yüz tane hizmetçi olsa, muhtaç olmadığı zaman bineğine yardım istemeden binmek.”
-“4-İlim eğrendiği hocasına hizmet etmek.”
Ca’fer-i sadık (r.a.) buyuruyor ki;
-“Bir kimse, sevdiği bir malının elinde devamlı kalmasını isterse, ona baktıkça, “Maşallah, la havle vela kuvvete illa billah (Ya’ni, Allah’ın dilediği olur, kuvvet O’nundur.) desin.
Yine Buyurdu;
-“Malı ve evladı çok olmasını isteyen nebati (sebze) yemek çok yesin.”
Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;
-“Din âlimleri (fakıhler) sultanların devlet adamlarının kapısına gidip, onlara yaltaklanmadıkça Peygamberlerin vekilleridi.”
Ca’fer-i Sadık (r.a.) buyurdu ki;
-“Namaz, her takva sahibi için yakınlıktır. Hac, her güçsüzün cihadıdır. Bedenin zekati oruçtur. Amel (İbadet, hayırlı iş) yapmadan karşılık bekleyen, yaysız ok atana benzer.”
Ca’feri sadık (r.a.) buyurdu ki;
-“Sadaka vererek rızkınızı çoğaltınız. Zekat vererek mallarınızı koruyunuz. İktisat eden, tasarrufa riayet eden aldanmaz. Tedbirli, düzenli yaşamak, geçimin yarısıdır. İnsanlarla iyi geçinmek, aklın yarısıdır.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 14
23 Haziran 2008Çağ-çağ barajı (sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 14
Ca’fer-i Sadık (r.a.) in hikmetli sözleri;
Buyurdu ki;
-“Ana-babasını üzen, onlara isyan etmiş olur. Musibet zamanında dizini döven, sevabından mahrum olur. Allah-u Teâlâ sabrı, musibet miktarınca indirir.”
-“Takvadan (Allah-u Teâlâ’dan korkup, haramlardan, sakınmaktan) daha üstün azık yoktur. Susmaktan güzel şey yoktur. Bilgisizlikten zararlı düşman yoktur. Yalandan büyük hastalık yoktur.”
Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;
-“İyilik üç şeyle tamam olur.”
-“1-O iyiliği yapmakta acele etmek.”
-“2-Yaptığı iyiliği gözünde büyütmemek, daima küçük görmek.”
-“3-İyiliği yaparken, gizlice yapmak.”
Yine Buyurdu ki;
-“Günahlara tevbe etmeyi geciktirmek. Allah-u teâlâ’ya karşı mağrur olmak, kibirli olmaktır.”
-“Kız evletlar, ana-babası için hayır ve hasanettirlar. Oğlanlar ise, Ni’mettirler. Hasenat sahibi olanlar sevap kazanır. Ni’metlerden ise hesaba çekilir, sual sorulur.”
-“Bir kimse, kusur, günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmezse ve tenha bir yerde olduğu zaman Allah-u teâlâ’dan korkmazsa, onda hayır yoktur.”
Yine Buyurdu ki;
-“Üç şey vardır ki, Müslümanları çok aziz eder;”
-“1-Kendisine zulüm edeni afv etmek,”
-“2-Kendisine bir şey vermeyene, iyilikte bulunmak.”
-“3-Kendisni aramayanları, arayıp hallerini sormak.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 15
23 Haziran 2008çağ-çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 15
Hazret-i Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh) ın oğlu Musa Kazım için olan nasihati pek meşhurdur;
Oğluna buyurdu ki;
-“EY OĞLUM!”
-“Kendi rızkına razı ol! Kendi rızkına razı olan, kimseye muhtaç olmaz. Gözü başkasının malında olan, fakir olarak ölür. Allah-u Teâlâ’nın taksim ettiği rızka razı olmayan, O’nu kazâ ve kaderinde, dilediğini yaratmakta töhmet altında tutmuştur. Kendi kusurlarını küçük gören, başkasınınkilerini büyütmüş olur. Her zaman kendi kusurlarını büyük gör.”
-”EY OĞLUM!”
-“Başkasının gizli bir şeyini açığa vuranın, evindeki gizli şeyler herkesçe bilinir. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya kendisi düşer. Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunan hürmet görür.”
-“EY OĞLUM!”
-“İnsanlara kızmaktan sakın. Yoksa sana da kızarlar. Boş iş ve söze karışmaktan sakın, sonra aşağılanırsın.”
-“EY OĞLUM!”
-“Lehinde veya aleyhinde de olsa, hakkı, doğruyu söyle! Böyle yaparsan herkes seninle istişare eder (danışır, fikrini alır).”
-“EY OĞLUM!”
-“Arkadaşlık yaptığın, ziyaretine gittiğin kimse, iyi ahlak sahibi olsun. Kötü ahlaklı olanlarla arkadaşlık etme, onlarla görüşme! Çünkü onlar, suyu olmayan çöl, dalları yeşermiyen ağaç, ot bitmeyen topraktırlar.”
-“EY OĞLUM!”
-“Allah-u Teâlâ’nın kitabını okuyucu, iyilikleri emredici, kötülüğü nehyedici, sana gelmeyene sen gidici, seninle konuşmayanla konuşucu ol! İsteyene ver, Gıybet’ten, koğuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, insanların kalbinde düşmanlığı artırır. İnsanların ayıplarını gören, onların hedefi olur.”
Ca’fer-i sadık Hazretleri (r.a.) nin rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır.
Peygamber Efendimiz (Sallallah-u Aleyhi ve selem) buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ’nın ni’metlerine kavuşan, bu ni’mete hamd ve şükür etsin! Rızkı azalan kimse, çok tevbe ve istiğfar yapsın. Sıkıntıya düşen, bir musibete yakalanan kimse de ”La havle vela kuvvet illâ billah” desin.
-“Allah-u Teâlâ’nın hidayete kavuşturduğu kimse saptıramaz. Allah-u Teâlâ’nın hidayet vermediğini, kimse hidayete erdiremez. Sözlerin en iyisi, Allah-u teâlâ’nın kitabıdır. YOLARIN EN İYİSİ, Muhammed Aleyhis selam’ın gösterdiği yoldur. İşlerin en kötüsü, bu yolda yapılan değişikliklerdir. Bid’atların hepsi, delalettir, sapıklıktır.”
-“İlim hazinedir. Anahtarı, sorup üğrenmektir. İlmi isteyiniz ki, Allah-u Teâlâ size merhamet etsin. İlim öğrenmekte dört kişiye sevab vardır. Talebeye, Hocaya, Dinlayenlere ve onlara icabet edenlere.”
-“Rivayet ettiği hadis-i kudsi’de;-“La ilâhe İllallah Kal’amdır. Bunu okuyan Kal’aya girmiş olur. KAL’AMA GİREN DE, AZABIMDAN KURTULUR.” Buyurdu.
İmâm-i Ahmed bin Hanbel hazretleri (r.a.) Müsned’inde buyuryor ki; CEBRAİL (a.s.) Allah-u Teâlâ’dan naklen, Peygamber efendimiz (s.a.v.) e; -“La ilahe illallah hısnı, men dehale hısnı, emine min azabi.” Şeklindeki dua’yı her kim rivayet edenlerin isimleriyle, inanarak ihlasla bir deliye veya hastaya okursa şifa bulur.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Tâvûs Bin Keysan (Radiyallah-u anh)
27 Ekim 2008Girnavas’tan Nusaybin’in bir başka görünüşü
Tabiinin meşhur hadis âlimlerindendir. Aslen İranlıdır. Kendisine Tâvûs-i Himyeri de denir. Kendisi Eshabi kiramdan yetmiş kişiyi gördüğünü söylerdi.
Hazreti Tâvûs bin Keysan, büyük bir hadis alimi olup, aynı zamanda da fıkıh ve tefsir ilminden pek ileri dereceye sahipti. Sika (güvenilir, sağlam) olduğunda, hadis-i şerif âlimleri söz birliği etmişlerdir.
Hadis-i şerif ilmini; Hazreti Aişe anamız (radiyallahu anha), Hazreti Abdullah ibn-i Ömer, hazreti Ebu Hüreyre, Hazreti Abdullah bin Amr, Hazreti Zeyd bin Erkam gibi güzide Sahabe-i kiram “Aleyhimürrıdvan” den öğrendi.
Kıraat ilmini Hazreti İbni Abbas (r.a.) den tâlim etti. Bu hususta eşine çok az rastlanan bir bilgiye sahibti.
Hazreti Tâvûs (r.a.) dan oğlu Hazreti Abdullah, Hazreti Zühri, Hazreti İbrahim bin Meysere, Hazreti Amr, Hazreti Mücahid (r.a.) gibi büyük zatlar hadis-i şerif rivayet ettiler.
Hazreti Tâvûs (r.a.), Allah-u Teâlâ’ya yalvarmaktan zevk alan bir zat idi. İbadet, bedenleri için gıda, kalbleri için hayat idi. Uzun zaman ayakta ibadet etmekten yorulmazlardı. Çok namaz kıldığı için, alnında secde yeri izi olmuştu.
Bir kimse bir şey sorarsa bütün tefarruatiyla anlatır, başka kimseye sormaya lüzum bırakmazdı.
Hazreti Tâvûs bin Kesyan (r.a.), yatağına yattığı zaman, sağa sola döner rahat edemez, bunun üzerine kalkar sabaha kadar namaz kılar ve:
-“Âbidlerin uykusu, cehennemi hatırlamaktır..” derdi. Böyle kırk sene yatsı namazın abdesiyle sabah namazını kılmıştır. Kırk defa hacca gitti.
Duası kabul olan zâtlardandı. O derece cesur ve kuvvetli kalbe sahibti ki, öldürüleceğini bilse bile gayri meşru bir işi asla yapmaz ve dalkavukluğa kaçacak bir sözü hiç kullanmazdı.
Hazreti Tâvûs (r.a.) ateşten çok korkar, gördüğü yerde aklını kayıbedecek gibi olurdu. Çünkü ateşi görünce cehennemi hatırlardı. Bir defa, ocaktan çıkan alevi görünce bayıldı.
Hazreti Tâvûs bin Keysan (r.a.), hacca gitmelerinden birini şöyle anlatır:
-“Hacca gitmiştim. Yanımda bir de çocuk vardı. Binecek bir hayvanı ve yiyecek bir şeyi yoktu.”
-“Ey çocuk, senin yiyeceğin var mı?” dedim.
Çocuk:
-“En iyi yiyecek takvadır. Kerimlerin evine giderken yiyecek götürmek uygun değildir.” Dedi.
İhram kuşandığımızda hepimiz “LEBBEYK” dediğimiz halde, çocuk söylemiyordu.”
-“Niçin söylemiyorsun?” dedim.
Çocuk:
Devam edecek…
Allah-u teâlâ Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri bu veli kullar hürmetine amellerimizi kendi rızası istikametinde kabul buyursun. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Tâvûs Bin Keysan (Radiyallah-u anh)- 2
27 Ekim 2008çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
İhram kuşandığımızda hepimiz “LEBBEYK” dediğimiz halde, çocuk söylemiyordu.”
-“Niçin söylemiyorsun?” dedim.
Çocuk:
-“Red cevabını duymamak için.” Dedi.
Çocuğun bu sözleri üzerine çok ağladım.
Ve dedim ki;
-“Bu çocuk red olunmaktan korkarsa, biz red olunur, kabul edilmezsek halimiz nice olur?”
Mina’ya kurban kesmek için geldik. Kurbanlarımızı kestik, fakat çocuk kesmedi.
O:
-“ Ey benim Allahım! Herkes kurbanlarını kesiyor. Benim kurban kesecek hiçbir malım yok. Ancak, bu küçük vucudumu senin rızan için kurban etmek istiyorum, lütfen kabul buyurur musun Allahım?” diyerek ağlıyordu.
Şiir:
-“Canım kurban ederek, sana kavuşmak isterim.
Bir can için söz etmeğe senden haya ederim.
Bir değil yüz canımı sana feda ederim
Allah’ım rızan için, canımı terk ederim.”
Çocuk kelim-i şehadet getirerek canını cânâna teslim etti. Annesi hadiseyi öğrenince, çok üzülüp ağladı.
Bir ses duydu:
-“Ey Hatun! Senin çocuğun, benim rızama kavuşmak için canınını feda etmek istedi. Kabul ettim. Eğer istersen seninkini de kabul ederim.” Diyordu.
Hazreti Tavus Bin Keysan (r.a.), Doğruyu söylemekten hiç çekinmezdi. Zamanın devlet adamlarına gider, onlara nasihat verirdi. Sultanın açtırdığı kuyudan hayvanını sulamazdı. Yaptığı doğru olan işler için ayıplamaktan korkmaz, ayıplama ile, hak bildiği yoldan ayrılmazdı.
Hazreti Tâvûs Bin Keysan (r.a.) Halife Hazreti Ömer bin Abdulaziz (r.a.) e bir nasihat mektubunda:
-“Kendi amelinin hayırlı olmasını istiyorsan, halkın işlerini de hayırlı insanlara yaptır.” Buyurdu.
Halife Ömer bin Abdulaziz (r.a.) bunu okuyunca:
-“Bu nasihat bana kâfidir.” Demiştir.
Hazreti Tâvûs Bin Keysan (r.a.), bütün işlerini ve hatta konuşmasını iyi niyet ederek yapardı. Kendisine konuş dediklerine konuşmadığı gibi, kendiliğnden konuşmaya başladığı da olurdu.
-“Niçin böyle yapıyorsun?” diye soranlara:
Hazreti Tâvûs Bin Kesyan (r.a.),
-“Niyetimi yapmışsam konuşurum.” Derdi.
Hazreti Tâvûs Bin Kesyan (r.a.), Mekhûl (r.a.) e gönderdiği bir nasihat mektubunda:
Devam edecek…
Allah-u teâlâ Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri bu veli kullar hürmetine amellerimizi kendi rızası istikametinde kabul buyursun. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Tâvûs Bin Keysan (Radiyallah-u anh)- 3
27 Ekim 2008Dara harabeleri (Mardin)
Hazreti Tâvûs Bin Kesyan (r.a.), Mekhûl (r.a.) e gönderdiği bir nasihat mektubunda:
-“Selamun alyeküm, kardeşim Mekhûl, sakın yaptığın ibadetlerin çokluğu sebebiyle kendini Allah-u Teâlâ’nın yanında büyük bir makam sahibi sanmayasın. Çünkü, kendisini böyle bir zanna kaptıranlar ahrette hep eli boş gitmişlerdir.”
-“Eğer, yaptığım ibadetlerin çokluğunu insanlar görsün, beni öğsünler düşünüyorsan, insanlar seni öğerler ve maksadın hasıl olur. Fakat ahrete sen de eli boş dönersin.” Diye yazdı.
Bir gün Şuayb bin Harb, Hazreti Tâvûs bin Kesyan (r.a.) nın yanında ağlamağa başladı. Orada bulunanlar da ağladılar. Kendisinin büyük bir şey yaptığı zannedilince
Hazreti Tavus (r.a.) ona dönerek:
-“Ey Kardeşim! Yaptığın bir günah için yerdekiler ve göktekilerin hepsi de seninle ağlasalar yina de azdır.” Dedi.
Hazreti Tâvûs (r.a.) a:
-“Evinizden hiç çıkmıyorsunuz, hikmeti nedir?” diye sorduklarında
Hazreti Tâvûs (r.a.):
-“İdareciler adaletten ayrıldı, halk fesada uğradı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ın yolu unutuldu. Bunun için dışarı çıkamıyorum. Bir kimse, kölesiyle evladına aynı muamaleyi yapmıyorsa, adaletten ayrılmıştır.” Dedi.
Hasan-i Basri (r.a.), bir gün Kâ’be’de büyük bir topluluğa hadis-i şerif yazdırmakta olan Hazreti Tâvûs (r.a.) un yanına gelip kulağına eğilerek;
-“Eğer kendini beğenme duygusu geliyorsa, burayı terk et.” Dedi.
Hazreti Tavus (r.a.) da dersi bıraktı, oradan derhal ayrıldı.
Hazreti Tâvûs (r.a.):
-“Hastanın, hastalığı halindeki inlemesi defterine yazılır.”
Diyerek hastanın inlemesini hoş görmezdi.
-“Burada bir nev’i şikayeti açıklamak vardır.” Derdi.
Hazreti Tâvûs Bin Kesyan (r.a.) ; 106 (Miladi 724) yılında 90 yaşında hac yaparken, Tevriye gününden bir gün önce vefat etti. Halife Hişam bin Abdülmelik cenaza namazını kıldırdı.
Hazreti Tâvûs Bin Kesyan (r.a.) ın rivayet ettiği bir hadis-i Şerifte Resûlullah (a.s.v.) buyurdu ki;
-“Ben kimin sevgilisi isem Ali (r.a.) de O’nun sevgilisidir.”
Hazreti Tâvûs (r.a.) anlattı:
İsa aleyhis-selam’a sordular;
-“Ey Allah’ın peygamberi bize neyi tavsiye edersiniz?”
İsa Aleyhis-Selam da:
-“Sözünüz zikir, sükûtunuz fikir, bakışınız ibret olsun.” Buyurdu.
Hazreti Tâvûs (r.a.) buyurudular ki;
-“Dilim bir yırtıcı hayvandır ki, onu bırakırsam beni hemen helak eder.”
Çok defa kendi kendine;
-“Keşke ilmi yalnız kendim için öğrenseydim. Çünkü insanlardaki emanet duygusu kalktı.Bilgile amel yok oldu.” Derdi.
Hazreti Tâvûs (r.a.) Buyurdular ki;
-“İbadetlerin en değerlisi, gizliliğine en çok riayet edilendir.”
Hazreti Tâvûs (r.a.) Buyurdular ki;
-“Müslümanda ümid ve korku aynı olmalıdır. Eğer tartılırsa eşit gelmelidir.”
Hazreti Tâvûs (r.a.) Buyurdular ki;
-“Ya Rabbi! Bana çok mal ve evlad yerine, çok ilim ve amel ihsan et.” Diye dua ederdi.
Evine bir hırsız girmişti. Hazreti Tâvûs Bin Kesyan (r.a.) hırsızı yakaladı. Nasihat etti, biraz para verdikten sonra serbest bıraktı.
-“İnsanların başına gelen musibetler, ya malinden ya şöhretindendır. Bunların haricinde insana zarar gelmez.” Buyurdu.
İslam alimleri Ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri bu veli kullar hürmetine amellerimizi kendi rızası istikametinde kabul buyursun. Amin.
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i A’zam (Ebu Hanife)- Radiyallah-u anh;
07 Ocak 2009İmâm-i Â’zam (Radiayallah-u anh) türbesi BAĞDAD
İmâm-i A’zam (Ebu Hanife)- Radiyallah-u anh;
İslâm âleminde eshabi kiramdan sonra yetişen büyük âlimlerin en başta gelenlerden. Ehl-i sünnetin Reisidir. Ehl-i sünnetin amelde dört hak mezheb imâmlarından birincisi ve Hanefi mezhebinin imâmıdır.
İsmi Nu’mân bin Sabit bin zuta el-Küfi’dir. 80 (M.699) senesinde Küfe’de doğdu. 150 (M.767) de yetmiş yaşında iken Bağdad’da şehid edildi.
Lakabi İmâm-i Â’zam, künyesi Ebû Hanife’dir. “EBU” Baba demek. “HANİF” doğru inanan islamiyete sarılan kimse demektir.
Ebû Hanife hakiki Müslümanların babası, yani İmâmi demektir. İmâm-i Â’zamın ‘Hanife’ isminde bir kızı yoktu. Babasının adı Sabit’tir.
Acemistan’ın (İran’in) ileri gelenlerden bir zatın soyundan olup, Faris oğullarındandır. Dedesi Zuta, İslam dinini kabul etmiş ve Hazreti Ali (r.a.) ye ikramda bulunmuştur.
İlim sahibi, Salih ve kıymetli bir zat olan babası Sabit, Hazreti Ali (r.a.) ile görüşmüş, kendisi ve zürriyeti için dua’sını almıştır.
İmâm-i Â’zam, Küfe’de doğup büyüdü ve orada yetişti. AİLESİNDEN ÇOK ÜSTÜN BİR TERBİYE VE DİN BİLGİSİ ALDI. Küçük yaşta Kur’an-i Kerim’i ezberledi. Ve Arapçanın o zaman tasnif edilmekte olan ‘sarf, nahiv’ ‘şiir ve edebiyatını’ öğrendi.
Gençliğin ilk yıllarında, eshab-i Kiram’dan 93 (M.711) senesinde vefat eden Abdullah bin Ebi Evfa (r.a.) yı 85 (M. 703) de vefat eden Vâsile bin Eska’ (r.a.) yı, 88 (M.706) de vefat eden Sehl bin Saide (r.a.) yi ve 100 (M. 718) de en son Mekke’de vefat eden Ebu’t-Tufeyl Amir bin Vâsile (r.a.) yi görmüştür.
Bunlardan hadis dinlemiştir. O zaman Küfe, Irak’ın büyük şehirlerinden ve bir çok sahabe’nin yaşamış olduğu önemli ilim merkezlerinden idi.
ESKİ MEDENİYETLERİN YATTAĞI olan Irak’da DEĞİŞİK DİNLERE VE SAPIK İ’tikadlara mensup çeşitli kavimler yaşıyordu. Ayrıca i’tikâdi bozuk olan Şia ve mu’tezile burada ortaya çıkmış, çölde hariciler türemişti.
Diğer taraftan Eshab-i Kiramla görüşüp onlardan ehl-i sünnet i’tikâdını ve din bilgilerini öğrenip, nakleden Tabi-i’nin büyükleri de orada bulunuyordu. Diğer taraftan hükümet güçlerini ele geçirmek isteyen fırkalar arasında da çetin bir mücadele sürüp gidiyordu.
İmâm-i Â’zam hazretleri (r.a.) böyle bir muhitte, ilk gençlik yıllarında babası gibi önce Ticaretle meşgül olmaya başladı. BİR TARAFTAN DA SIK SIK ÂLİMLERİN MECLİSİNE GİDİP ONLARI DİNLİYORDU.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İmâm-i A’zam Ebû Hanife hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









