‘Abdullah bin Mes’ud’ olarak etiketlenmiş yazılar
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 2
01 Mayıs 2009Navala reş yolu GİDİŞ (Nusaybin)
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 2
Mekke’de ilk defa ve açıkça herkesin önünde Kur’ân-ı kerîm okuyan Sahâbî Abdullah İbni Mes’ûd’dur. Eshâb-ı kirâm bir gün tenha bir yerde toplanmışdı. “Vallahi Resûlullah (s.a.v.)’den başka şu Kureyş’e Kur’ân-ı kerîmi açıktan dinletebilen bir kimse olmadı. Sizden kim gider de onlara açıktan Kur’ân-ı kerîm okuyup dinletebilir” dediler. Abdullah bin Mes’ûd, “Ben dinletirim!” buyurdu. Eshâb-ı kirâm, “Biz onların sana bir zarar vermelerinden korkarız. Biz öyle bir kimse istiyoruz ki icâb ettiği (gerektiği) zaman kendini müşriklerden koruyabilecek bir kavmi ve kabilesi bulunsun” dediler. İbni Mes’ûd (r.a.),” Bırakın gideyim; Allahü teâlâ beni onlardan muhafaza eder” buyurdu. Erten gün kuşluk vakti Makâm-ı İbrâhim’e geldi. Müşrikler de orada toplanmış bulunuyorlardı, İbni Mes’ûd (r.a.) ayakta Besmele-i şerîfe çekti ve “Errahmânü allemel Kur’âne…” diyerek Rahman sûresini okumaya başladı. Müşrikler birbirlerine “Ümmü Abd’in oğlu ne söylüyor. Herhalde Muhammed (s.a.v.)’in getirdiği şeyleri okuyor” diyerek üzerine yürüdüler. Yumruk, tekme ve tokatlarla yüzünü, gözünü her taraflarını morartarak belirsiz hale getirdiler. Fakat o tokat ve yumruklar altında okumaya devam etti. Yüzü, gözü, yara bere içerisinde eshabın yanına döndü. Eshâb-ı kirâm buna çok üzüldüler “Zaten biz senin bu akıbete uğrayacağından korkmuştuk. Nihayet korktuğumuz başına geldi.” dediler. Fakat Abdullah İbni Mes’ûd (r.a.) hiç üzgün değildi. “Allah düşmanlarını ben bugünkü kadar zayıf görmedim, isterseniz yarın sabah, onlara bir o kadar daha dinletebilirim” buyurdu. Eshâb-ı kirâm, “Hayır, sana bu kadarı yeter, O azılı kâfirlere hoşlanmadıkları şeyi dinlettin” dediler, İbni Mes’ûd (r.a.) bundan sonra da defalarca Kur’ân-ı kerîm okumuş, müşriklere dinletmiştir. Kalem sûresini ilk defa sesli olarak okuyan yine İbni Mes’ûd’dur. Müşrikler O’nu kızgın kumlara yatırmışlar, işkenceler yapmışlardır. Fakat o bundan vazgeçmedi, Peygamberimiz (s.a.v.) in izni ile iki defa Habeşistan’a hicret etti. Peygamberimizin Medine-i, münevvere’ye hicret etmesiyle O da Habeşistan’dan Medine-i münevvere’ye hicret etmiştir.. Medine’de önce Muâz bin Cebel’e (r.a.) misafir olmuş, daha sonra Mescid-i Nebevî’nin yanında kendisi için küçük bir ev yapılmış, orada ikâmet etmiştir. Kendisini Resûlullah’a (s.a.v.) adayan Hz. Abdullah bin Mes’ûd evinin Mescid-i Nebî’ye çok yakın olması sebebiyle sık sık Resûlullah’ın (s.a.v.) hizmetine ve sohbetine koşardı, İbni Mes’ûd’u (r.a.) tanımayan O’nu Resûlullahın (s.a.v.) ailesinin bir ferdi zannederdi. Abdullah İbni Mes’ûd (r.a.) kendi cüssesinden umulmayacak kahramanlık göstermiş ve Resûlullah’ın (s.a.v.) katıldığı bütün gazalara katılmıştır. Bedir gazasında küfrü ve imânsızlığı Firavun’dan daha şiddetli olan Ebû Cehil’i öldürmüştür.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 3
01 Mayıs 2009Navala reş yolu DÖNÜŞ (Nusaybin)
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 3
Muâz bin Afra ile Muâz bin Arar bin Cemûh yaralanmış olan Ebû Cehil’i kımıldamayacak bir hale gelinceye kadar kılıç vurdular. Peygamberimize (s.a.v.) gelip Ebû Cehil’i öldürdüklerini söylediler. Biraz sonra Peygamberimiz (s.a.v.) “Acaba Ebû Cehil ne yaptı, ne oldu? Kim gidip bir bakar” buyurarak ölüler arasında onun araştırılmasını emretti. Aradılar bulamadılar. Peygamberimiz (s.a.v.), “Arayınız, O’nun hakkında sözüm var. Eğer onu tanıyamazsanız dizindeki yara izine bakınız. Bir gün ben ve o Abdullah bin Cüdanın ziyafetinde idik. İkimiz de gençtik. Ben ondan biraz büyükçe idim. Sıkışınca onu ittim. Dizleri üzerine düştü. Dizlerinden birisi yaralandı ve bu yaranın izi dizinden kaybolmadı” buyurdu. Bunun üzerine Abdullah İbni Mes’ûd Ebû Cehil’i aramağa gitti. O’nu yaralı olarak buldu ve tanıdı. “Ebû Cehil sen misin?” dedi. Boynuna ayağını bastı. Sakalından tutup çekti ve “Ey Allahın düşmanı Allahü teâlâ nihayet seni hor ve hakir etti mi?” dedi. Ebû Cehil, “Ne diye beni hor ve hakir edecek. Ey koyun çobanı. Allah seni hor ve hakir etsin. Sen çıkılması pek sarp bir yere çıkmışsın. Sen bana bugün zafer ve galebenin hangi tarafta olduğunu haber ver” dedi. İbni Mes’ûd (r.a.), “Zafer Allah ve Resûlünün tarafındadır,” dedi. Ebû Cehil’in miğferini kafasından çıkarırken, “Ey Ebû Cehil seni öldüreceğim” dedi. Ebû Cehil, “Sen kavminin ulusunu öldürenlerin ilki değilsin. Fakat doğrusu senin beni öldürmen bana çok ağır geldi. Hiç olmazsa boynumu göğsüme yakın kes de başım heybetli görünsün” diyerek küfrünün, gurur ve kibirinin ne dereceye çıkmış olduğunu gösterdi. İbni Mes’ûd (r.a.) Ebû Cehil’in başını kendi kılıcıyla kesemeyince, Ebû Cehil’in kılıcıyla, kesti ve silahını, zırhını, miğferini, başını getirip Peygamberimiz (s.a.v.) önüne koydu. “Yâ Resûlallah! Bu Allahü teâlânın düşmanı Ebû Cehil’in başıdır.” dedi. Peygamberimiz (a.a.v.), “O Allah ki O’ndan başka ilâh yoktur” buyurdu. Sonra kalkıp İbni Mes’ûd (r.a.) ile birlikte Ebû Cehil’in ölüsünün yanına kadar gitti. Onun üzerine dikildi ve “Allahü teâlâya hamd olsun ki seni zelil ve hakir kıldı, ey Allah düşmanı. Bu, bu ümmetin firavun’u idi.” buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 5
01 Mayıs 2009Navala Reş yolu DÖNÜŞ (Nusaybin)
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 5
Ebû Zer (r.a.) zahid (dünyâdan uzak) bir hayat yaşadığından Medine’de refah artınca, Medine’yi terketmiş, Rebeze’de ikâmet etmişti. Ağır hastalanmış vefâtı yaklaşmıştı. Mübârek hanımı diğer bir rivâyetle de kızı yanında ağlıyordu. Ebû Zer (r.a.) niçin ağladığını sorduğunda, “Ağlıyorum, çünkü bir fâidem dokunmadıktan başka, ölürsen seni kefenleyecek bir şeyim de yok” dedi. Bu cevap karşısında Ebû Zer (r.a.) üzülmemesini, Resûlullah (s.a.v.)’in kendisinin yalnız öleceğini ve bir kısım mü’minlerin gelip cenazesini kaldıracaklarını haber verdiğini söyleyip, hanımına: “Sen kalk, yola bak dediğimin doğru olduğunu göreceksin” dedi. Ebû Zer (r.a.)’ın hanımı buna pek inanmadı. Çünkü bulundukları yer pek ıssız idi. Hac mevsimi ise zaten değildi. Fakat kalkıp yola baktığında bir cemâatin geldiğini gördü. Ebû Zer hazretlerinin hanımının yanına gelip, “Burada yalnız yaşayan bir zât tanıyor musun?” diye sordular. Kimi aradıkları sorulunca da “Ebû Zer” dediler. Ebû Zer (r.a.)’ın hanımı da gelenleri Ebû Zer’e (r.a.) götürdü. O gün vefât etti. Techiz ve tekfin işleri yapıldı. Bunları yapan Abdullah İbni Mes’ûd (r.a.) idi.
Abdullah bin Mes’ûd altmış yaşları civarında hastalandı. Rüyasında Peygamberimizi (s.a.v.) görmüş, Resûlullah onu kendi tarafına davet etmiş, o da bu daveti büyük bir şevkle kabul etmişti. Bundan çok az bir zaman sonra 32 (m. 652) de vefât etti. Abdullah bin Zübeyr (r.a.) ve oğlu Abdullah techiz ve tekfin etmişler ve bütün vasiyyetlerini yerine getirmişlerdir. Cenaze namazını Hz. Osman kıldırmış, Cennet-ül-Baki kabristanında Osman bin Mazun (r.a.) da kabre koymuştur.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 7
01 Mayıs 2009Navala Reş yolu (DÖNÜŞ) Nusaybin
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 7
Haftada bir defa Kur’ân-ı kerîmi hatmederdi. Hadîs-i şerîfde, “Kur’ân-ı kerîmi üç günden önce hatm eden, ma’nâsını anlıyamaz” buyuruldu. Hadîs-i şerîf, bir namazı hatm ile kılmağı yasaklamamaktadır. Resûlullah (s.a.v.) sual edenlerin, hâline ve işine uygun bir zamanda hatm etmesini emr buyururdu.
İbni Mes’ûd Kur’ân-ı kerîmi, Resûlullah (s.a.v.) zamanında ezberliyen bahtiyarlardandı. Ebül-Ahves demiştir ki: “Bir gün Ebû Mûsel Eş’âri’nin evinde bulunuyorduk. Mecliste İbni Mes’ûd’un (r.a.) arkadaşlarından bazıları da bulunuyordu. Bunlar bir Mushafa bakıyorlardı. Abdullah (r.a.) “Resûlullah’ın (s.a.v.) İbni Mes’ûd’dan fazla vahyi bilen bir kimse bırakmadığına inanıyor musun?” dedi. Bunun üzerine Ebû Mûsel Eş’âri: “Biz bulunmadığımız zaman o Resûlullah’ın yanında bulunur, biz kabul olunmadığımız zaman o huzuruna kabul olunurdu” buyurmuştur.
Abdullah, bin Mes’ûd hadîs ilminde en büyük âlimlerdendi. Hadîs rivâyetinde çok büyük hassasiyet gösterirdi. Bildirdiği hadîslerin tamamı Ahmed bin Hanbel’in Müsned adlı kitabında 82 sahifede toplanmıştır. Abdullah bin Mes’ûd, fıkıh ve tefsîr ilimlerinde de Eshâb-ı kirâm’ın ileri gelenlerindendi. Bizzat kendisi diyor ki “Kendisinden başka hak ma’bûd olmayan Zât’a yemin ederim ki, Kitâbullah’dan bir âyet yoktur ki, ben onun, kim hakkında ve nerede nazil olduğunu bilmiyeyim. Eğer Kitâbullah’ı benden daha iyi bilen bir kimsenin bulunduğu yeri haber alsam ve beni oraya rahibeler götürecek olsa, mutlaka oraya çıkar giderim.”
Kûfe’de yaptığı vazifelerden biri de herkese dinini öğretmekti. Hanefî mezhebinin temeli İbni Mes’ûd’a dayanır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 8
01 Mayıs 2009Navala Reş yolu (Dönüş) Nusaybin
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 8
Abdullah bin Mes’ûd, Resûlullahın sünnetine tamamen uyardı. Son derece misafirperverdi. Çok namaz kılardı. “Ben nafile oruç tutunca namaza zayıf kalıyorum. Halbuki namaz benim için nafile oruçtan daha kıymetlidir.” derdi. Adalete çok dikkat ederdi. Buyururdu ki: “Zâlimi seven kimse, Kâ’be’de 70 yıl ibâdet etse, yine de kıyâmet günü Allahü teâlâ onu o zâlim ile beraber bulunduracaktır.”
Peygamber efendimizden bizzat işiterek bildirdiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır:
“İktisâda riâyet eden fakir olmaz.”
“Said olan kimse başkalarından nasihat alandır.”
“Allahü teâlâ doğruyu Hazret-i Ömer’in dili ve kalbi üzerine indirdi. Ümmetimden Hazret-ı Ömer’in râzı olduğundan ben de razıyım.”
“Günâhlardan tevbe eden hiç günâh işlememiş gibidir.”
“Dünyayı âhirete tercih eden kimseye Allahü teâlâ üç tane belâ verir Kalbinden hiç çıkmayan sıkıntı, hiç kurtulamayacağı fakirlik ve doymak bilmeyen hırs.”
“Her derdin bir dermanı vardır. Yalnız ölümün çaresi yoktur.”
“Kişi sevdiği ile beraberdir.”
“Allahü teâlâ güzeldir, güzeli sever.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 9
01 Mayıs 2009Navala Reş sonu (DÖNÜŞ) Nusaybin
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 9
“Allahü teâlâ dünyâyı, sevdiğine de sevmediğine de verir. Âhireti ise ancak sevdiğine verir.”
“Siz üç kişi olunca içinizden ikisi, öbür arkadaşları yanında gizlice konuşmamalıdır. Çünkü bu konuşma onu mahzun eder.”
“Sen Cennet’te kuşlara bakarsın. Birini canın arzu edince hemen pişmiş ve kızarmış olarak önüne gelir.”
“İki şeyden birine kavuşan insana gıbta etmek, buna imrenmek yerinde olur. Allahü teâlâ bir kimseye İslâm ilimlerini ihsan eder ve bu da her hareketini, bilgisine uygun yapar, ikincisi, Allahü teâlâ, birine çok mal verir. Bu kimse de malını Allahü teâlânın râzı olduğu, beğendiği yerlerde harcar.”
Şeyh Muhyid-în en-Nevevî hazretlerinin rivâyetlerine göre Abdullah İbn-i Mes’ûd 848 hadîs-i şerîf rivâyet eylemiştir. Başka bir rivâyette: Resûl-i Ekrem’den 840 hadîs rivâyet etmiştir. 120’sini Buhârî ile Müslim müştereken naklederler. Bundan başka bunların 21’i yalnız Buhârî, 35’i de Sahîh-i Müslim’dedir.
Eshâb-ı kirâmın (r.a.) en fakihi olup, yüksek ictihad makamını elde etmiştir. Bir-gün İbni Mes’ûd’a “Sizce hangi ilim makbuldür?” diye sual ettiler. “Kur’ân ilmi ile Sünnet ilmini çok severim.” diye cevap verdi. Kendisi fevkalâde hâfiza kuvvetine ve aklî melekelere sahib idi. Buyurdular ki:
“Hâmil-i Kur’ân-ı kerîm olanlar (hâfizlar) halim ve cesur olmalı ve daima mahzun bir halde bulunmalıdırlar.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 12
01 Mayıs 2009Nvala Reş sonu (Nusaybin)
Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 12
Cüssece küçük, ilim ve faziletçe büyük olmak münasebetiyle Hazret-i Ömer (r.a.) İbn-i Mes’ûd (r.a.) hakkında: “İbn-i Mes’ûd, ilim doldurulmuş bir dağarcıktır” buyurmuştur.
Eshâb-ı kirâm’dan Ebû Musel-Eş’arî’nin (r.a.): “İbni Mes’ûd, içinizde iken bana sormayın” dediğini Buhârî zikretmektedir.
Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde: “İbn-i Mes’ûd’un sözüne, bilgisine sarılınız!” buyurmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîflerinde ise, “Eğer ben bir kimseyi meşveret etmeksizin âmir tayin edecek olsa idim, elbette İbn-i Mes’ûd’u tayin ederdim” buyurmuşlardır.
Arafat’ta dururken, Hazret-i Ömer’in yanına gelen bir kimse ona şöyle dedi.
“Ey mü’minlerin emiri! Ben Kûfe’den geldim. Orada mushafları ezbere yazdıran birisi var.
Hz. Ömer, benzeri az görülen bir şekilde öfkelendi ve sordu:
“Yazıklar olsun sana! Kim o?” O kimse:
“Abdullah İbn-i Mes’ûd” diye cevap verdi. Hz. Ömer’in kızgınlığı geçip eski haline dönünce:
“Vallahi, böyle birşeye ondan daha lâyık birinin kaldığını zannetmiyorum. Şimdi sana ondan bahsedeceğim” deyip konuşmaya başladı.
“Resûlullah (s.a.v.) bir gece Hz. Ebû Bekir’le müslümanların durumunu konuşuyordu. Ben de onların yanındaydım. Sonra hep birlikte dışarı çıkdık. Bir de baktık ki tanımadığımız birisi mescidde Kur’ân-ı kerîm okuyordu. Resûlullah (s.a.v.) onu dinlemeye başladı. Daha sonra bize dönüp şöyle dedi:
“Kim Kur’ân indiği andaki tazeliğiyle okumaktan hoşlanıyorsa, İbn-i Ümmü Abd (İbn-i Mes’ûd) gibi okusun.”
Abdullah İbn-i Mes’ûd duâ etmek için oturunca, Resûlullah da şöyle demeye başladı:
“İste, istediğin sana verilecektir!”
Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretlerine Resûlullah sorulduğu zaman tir tir titrer ve ter içinde kalırdı. Çünkü O’nun hakkında yanlış bir şey söylemekten korkardı. Konuşurken gayet yavaş, ihtiyatlı, ağır ağır ve sözlerini düşünüp tartarak konuşurdu.
Vücudları çok zayıf, bacakları ince idi. Resûl-i Ekrem, birgün eshaba hitaben: “Siz İbn-i Mes’ûd’un vücutça zayıf olduğuna bakmayın, mizanda hepinizden ağırdır” buyurdular.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu






