‘Allahın veli kulları’ olarak etiketlenmiş yazılar
Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)
25 Aralık 2008Girnavas mevki-i Yakın köylerin görüntüsü
Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)
Zühd ve takvası, kerem ve cömertliği ile meşhur hanım evliyadan. İsmi, Nefise binti Hasen olup, Hazreti Ali (r.a.) nin dördüncü göbekte torunudur. ‘Tâhire ve Kerimet-üt-dareyn’ lakabları vardır.
145 (M. 762) senesinde Mekke-i Mükerrem’de doğdu. Annesi, Lübâne binti Abdullah bin Abbas bin Abdülmuttalib’dir. 208 (M. 823) de Mısır’da Kahire şehrinde vefat etti.
Medine-i münevvere’de yerleşti. Seyyidet Nefise (r.a.), İmâm-i Cafer-i Sadık (r.a.) ın oğlu İshak-i Mu’temen (r.a.) ile evlendi. Bu evlilikten Kasım ve Ümmü Gülsüm isminde iki çocukları oldu.
Tefsir, Hadis ve başka ilimlerde âlim idi. Halk bunun büyüklüğünü kabul ederdi.
Seyyidet Nefise (r.a.) ümmi olmasına rağmen çok hadis-i şerif öğrenmişti. Kur’an-i Kerim’i ezbere bilirdi. Çok kerametleri görüldü. Kabr-i şerif-i zamanımıza kadar ziyaret edilmekte ve istifade edilmektedir.
Seyyidet Nefise (r.a.), otuz def’a Hacca gitti. Gündüzleri oruç tutar, geceleri ibadetle geçirirdi ve üç günde bir yemek yerdi. Efendisinden ayrı hiçbir şey yemezdi.
Seyyidet Nefise (r.a.) nin zamanında günümüze kadar Mısır’da bulunanlar ve bütün mü’minler için BEREKET OLDUĞU İSLÂM ÂLİMLERİ BUYURMUŞLARDIR.
Kendini, günahı çok ve dua etmeğe yüzü yok bilerek;
-“Hastam iyi olursa veya şu işim hasıl olursa, sevabı Seyyidet Nefise (r.a.) hazretlerine olmak üzere, Allah rızası için üç yasın okumak veya bir koyun kesmek nezrim (adağım) olsun.” Deyince, bu dileğin kabul olduğu çok tecrube edilmiştir.
Burada Allah-u Teâlâ’nın rızası için Kur’an-i kerim okunup veya fakirlere dağıtılmak üzere koyun kesip sevabı Hazreti Seyyidet Nefise (r.a.) ye bağışlanmakta, onun şefaatı ile, Allah-u Teâlâ hastaya şifa vermekte, kazayı belayı gidermekte, dua’yı kabul etmektedir.
Zevci ve evladı ile beraber Mısır’a yerleşmek için Medine-i Münevvere’den ayrıldılar. Gelmekte olduğunu haber alan halk yollara dökülüp, kendilerine çok hürmet gösterdiler.
Herkes onların kendi evlerinde misafır etmek istiyorlardı. Abdullah-ı Cessas (r.a.) adında veli bir zatın kullanılmayan boş bir evi vardı.
Oraya yerleştiler.
Herkes bereketlenmek ve kıymetli sözlerinden istifade etmek için, Mısır’ın her tarafından ziyarete gelirlerdi. Ziyaretine gelenlerin sayısı haddı aşınca, onlarla mşgül olmanın, her an Allah-u Teâlâ’ya ibadet etmesine ma’ni olabileceğini düşündü. Tekrar memleketi olan Hicaz’a dönmeye karar verdi.
Herkes çok üzülüp yalvardılar ise de kabul etmedi. Nihayet bu durumu Mısır emiri Sırrı bin Hakem’e azrettiler. Mısır emiri bu durumu haber alınca doğruca Hazreti Seyyidet Nfise (r.a.) nin yanına gelip, Mısır’dan ayrılmak istemesinin hikmetini sordu.
Hazreti Seyyidet Nefise (r.a.) cevabında;
-“Mısır’da ikamet etmek istiyorum. Lakin ziyaretçilerim çok fazladır. Ben zaif bir kimseyim. Evimiz de dardır. Ayrıca gelen ziyaretçilerle meşgül olmak mecburiyetinde kalmam, her an Allah-u Teâlâ’ya ibadet yapmama mâni oluyor.” diye cevap verdi.
Bunu dinleyen Mısır emiri;
-“Falan yerde şahsıma ait geniş bir evim vardır. Onu size hediye ettim. Lütfen kabul ediniz.” Dedi.
Seyyidet Nefise (r.a.) bunu kabul edince, Mısır emiri çok sevindi.
Seyyidet Nefise (r.a.);
-“Haftada sadece Çarşamba ve Cumartesi günleri ziyaretime gelsinler. O iki gün onlarla meşgül olurum. Diğer günlerde hep ibadet yapmakla meşgül olamak istiyorum.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Seyyidet nefise radiyallah-u anha veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)- 2
25 Aralık 2008Çağ-çağ Barajı (Sonbahar’a geçiş manzarası)
Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)- 2
Rivayet edilir ki;
Hazreti Seyyidet Nefise (r.a.) zamanında Mısır’da, dört tane kız çocuğundan başka kimsesi bulunmayan ihtiyar bir kadın vardı. Bunlar iplik eğirirler, her Cum’a ihtiyar kadın ipliği pazara götürüp, yirmi dirheme satardı.
On dirheme, iplik yapmak için pamuk, kalan on dirhem ile de yiyecek bir şeyler satın alır, gelecek Cum’a’ya kadar bunlarla idare ederlerdi.
Yine bir Cum’a günü, ihtiyar kadıncağız bir hafta müddetince eğirdikleri ipliği, kırmızı bir beze sarıp, çarşıda satmak için yola çıktı.
Bohçeyı başında taşıyordu. Yolda giderken büyükbir kartal gelip, ipliklerin bulunduğu bohçayı kaparak kaçtı. Kadıncağız da düşüp bayıldı. Kadın kendine geldiğinde olanları hatırlayıp ağlamağa başladı.
Başına toplananlara halini anlatıp;
-“Bir hafta boyunca çocuklarım nafakasız ne yaparlar.” Diye sızlandı.
Oradakiler kendisine;
-“Falan yerde Seyyidet Nefise isminde bir hanım evliya vardır. Sen halini ona arzet, bakalım ne diyecek.” Dediler.
Kadın gelip Hazreti Seyyidet Nefise (r.a.) ye durumu anlattı.
Hazreti Seyyidet Nefise (r.a.) , ellerini açıp dua etti.
Kadına da;
-“Sen şimdi evine git. Allah-u Teâlâ her şeye kâdirdir.” Buyurdu.
Kadıncağız da evine gitti.
Kısa bir müddet sonra Seyyidet Nefise (r.a.) ye bazı kimseler gelerek;
-“Biz deniz yolculuğunda idik. Gemimiz bir ara su almaya başladı. Ne yaptıysak su giren yeri kapatamadık. Sizi vesile ederek, Allah-u Teâlâ’ya dua edip bizleri o sıkıntıdan kurtarmasını istedik. O sırada büyük bir kartal göründü. Pençesinde büyük kırmızı bir bohça vardı. Gemimizin üzerine gelince, bohçayı bırakıp gitti. Bohçayı açtık. İçinde çok miktarda iplik vardı. Bunlarla gemimize su sızan yeri iyice kapattık. Bundan sonra selametle memleketimize geldik. Bu hâlimize şükür için, size hadiye olarak şu beşyüz dirhemi getirdik.”
Seyyidet Nefise (r.a.) , Allah-u Teâlâ’ya şükredip ağladı. Sonra o ihtiyar kadını yanına istedi.
Kadın gelince Ona;
-“Kartalın kaptığı iplikleri kaça satacaktın?” dedi.
Kadın;
-“Yirmi dirheme.” Deyince,
Seyyidet Nefise (r.a.) ona beşyüz dirhemi verip hadiseyi anlattı. Ve;
-“Allah-u teâlâ senin her dirhemine 25 kat ihsan etti.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Seyyidet nefise radiyallah-u anha veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)- 3
25 Aralık 2008Çağ-çağ barajı (Sonbahar manzarası)
Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)- 3
Hazreti Seyyidet Nefise (r.a.) nin, Yahudi olan bir kadın komşusunun, haraket edemiyen kötürüm bir kızı vardı.
Annesi hamama gitmek istedi. Kızı da onunla gitmek arzusu edince
annesi;
-“Olmaz, sen evde yalnız kal, otur.” Dedi.
Çocuk;
-“Bari sen gelinceye kadar komşumuzun yanında kalayım.” Dedi.
Kadın Hazreti Seyyidet Nefise (r.a.) ye gelip çocuğunun arzusunu bildirince o da izin verdi.
Kadın çocuğunu getirip gösterilen bir odaya bıraktı ve kendisi de hamama gitti. Kötürüm kız otururken Hazreti Seyyidet nefise (r.a.) diğer tarafta abdest alıyordu ve abdest suyu kötürüm kızın yanından akıyordu.
Allah-u teâlâ’nın hikmeti, o kızın aklına yanından akıp giden abdest suyundan biraz alıp ayaklarına sürmek geldi.
Ve düşündüğünü yaptı.
Hemen sıhhate kavuştu. Sanki hiç hasta değilmiş gibi ayağa kalkıp yürümeye başladı. Seyyidet Nefise (r.a.) bu olanlardan habersiz, öbür tarafta namaz kılıyordu.
KIZ GELEN SESLERDEN, ANNESİNİN HAMAMDAN GELMİŞ OLDUĞUNU ANLAYINCA, HEMEN EVLERİNİN KAPISINA GİDİP, KAPIYI ÇALDI.
Annesi kapıya gelip, kim olduğunu sorunca;
-“Senin kızınım.” Dedi.
Hemen kapıyı açıp, kızını sapa sağlam olarak karşısında görünce;
-“Nasıl oldu da iyileştin? Anlat!” dedi.
Kız olanları anlatınca, kadın hüngür hüngür ağlayıp;
-“Vallahı bizim dinimiz batıl’dır. Onun dini haktır.” Dedi.
Hemen gidip Hazreti Seyyidet Nefise (r.a.) in elini öptü, ayaklarına kapandı kelime-i Şehadet getirip Müslüman oldu.
Hazreti Seyyidet Nefise (r.a.) de bu hâle sevinip, bu ihsanından dolayı Allah-u Teâlâ’ya hamd sena etti.
Sonra kadın evine gitti. Kızının babasının ismi Eyyub olup, kavminin ileri gelenlerden idi. Akşama eve gelip kızının sağlam hâlini görünce, sevincinden aklı gidecek gibi oldu.
Hanımı Hadiseyi ve Müslüman olduğunu anlatınca kendisinden geçer gibi oldu
Ve;
-“Ya Rabbi! Sen dilediğine hidayet verirsin. Vallahi, İslam dini haktır. Bizim şimdiye kadar bulunduğumuz din batıldır.” Dedi.
Sonra Hazreti Seyyidet nefise (r.a.) nin hânesine gelip, yüzünü gözünü kapının eşiğine sürdü ve kelime-i Şehadet getirip Müslüman oldu.
Kızının iyileşmesi ve annesinin, babasının Müslüman olmaları hadisesi, kısa zamanda her tarafa yayıldı ve komşu yahidilerden bir çoğu da iman etti.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Seyyidet nefise radiyallah-u anha veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)- 4
25 Aralık 2008Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)- 4
Hiristiyan bir kadının genç bir oğlu vardı. Bu genç, bir sefere çıktı ve yolda esir düştü. Annesi kiliselere gidip çok araştırdı ise de, oğlundan bir haber alamadı.
Bir gün kocasına;
-“Bu şehirde Seyyidet Nefise (r.a.) isminde, dua’sı makbul olan bir hanım varmış, ona git. Belki çocuğumuzun bulunması için dua eder. Eğer onun duası hürmetine oğlumuz bulunursa, ben de o hanımın dinini (İslâmiyeti) kâbul edeceğim.“ dedi.
Kocası gelip, Hz. Seyyidet (r.a.) i buldu ve durumlarını anlattı.
O da, dua etti.
Adam eve gelip hanımına;
-“Oğlumuzun bulunması için dua etti.” Dedi.
Gece olunca evlerinin kapısı çalındı. Kadın kalkıp kapıyı açınca, oğluyla yüz yüze geldi. Kadın hem hayret etti, hem de çok sevinip, nasıl geldiğini sordu.
Genç:
-“Nasıl geldiğimi ben de bilmiyorum. Ancak, beni bağladıkları zincirin üzerinde bir el gördüm ve, “BUNU SALIN. BUNA SEYYİDET NEFİSE ŞEFAAT ETMİŞTİR” diye bir ses duydum. Zincirlerim çözüldü ve birden kendimi burada gördüm.” Diye anlattı.
Gencin anlattıklarını dinleyen annesi hemen Müslüman oldu.
Bir zaman Nil nehrinin suyu iyice çekildi (azaldı). Öyle oldu ki, Mısırlılar ihtiyaçlarını karşılayamaz oldular, susuz kaldılar.
Kendisine müracaat edip,
-“Ne yapalım?” diye sordular.
Onlara bir parça bez verdi. Bezi nehre sokup çıkardıklarında, su çoğalmaya başladı ve normal seviyesine yükseldi.
Zalim bir kimse, eziyet etmek için bir adamı çağırttı. O adam Seyyidet Nefise (radiyallahu anha) nin gidip yardım istedi. Kurtulması için dua ettikten sonra:
-“Gidiniz. Allahu Teala, seni zalimlerin gözünden saklar.” Buyurdu.
Adamcağız, zalim kimsenin adamları ile beraber, onun huzuruna vardılar.
Zalim:
-“O kimse nerdedir?” diye sordu.
Muhafızları;
-“Huzurunuzda duruyor.” Dediler.
Zalim;
-“Benimle alay mı ediyorsunuz? Ben onu göremiyorum.” Dedi.
Adamları:
-“Bu adam buraya gelmeden önce Hz. Seyyidet Nefise (radiyallahu anha) nin yanına gidip dua istedi. O da, buna dua etti ve “GİDİNİZ ALLAHU TEALA SENİ ZALİMLERİN GÖZLERİNDEN SAKLAR” Buyurdu” dediler.
Zalim kimse bunları duyunca:
-“Demek ben zalimim.” Dedi.
Yaptığı işlere çok pişman oldu. Başını eğip tevbe ve istiğfar etti. Biraz sonra başını kaldırdığında, o kimseyi karşısında duruyor gördü. Yanına çağırıp ona sarıldı. Kendisine kıymetli elbiseler ve başka hediyeler verip yolcu etti. Sonra da Seyyidet Nefise (radiyallahu anha) hazretlerine yüz bin dirhem gönderip:
-“Bu, Allahu Teala’ya tevbe etmesine vesile olduğunuz kulun şükran borcudur.” Dedi. O da bu paranın hepsini fakirlere dağıttı.
İslâm âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Seyyidet nefise radiyallah-u anha veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)- 5
25 Aralık 2008Çağ-Çağ deresi (Bar-e Gündük) Nusaybin
Seyyidet Nefise (Radiyallah-u anha)- 5
İmam-ı Şafiî (r.a.) ve başka âlimler, kendisini perde arkasından ziyaret eder ve sohbetlerinden istifade ederlerdi.
Bir zaman İmam-ı Şafiî hazretleri (r.a.) hastalandı. Talebelerinden birisini Seyyidet Nefise’ye (radiyallahu aleyha) gönderip, hasta olduğunu, şifa bulması için, Allahu Teala’ya dua etmesini istedi.
O talebe gelip Seyyidet Nefise’ye (radiyallahu anha) durumu arzetti. O da, dua etti. Talebe henüz hocasının yanına dönmeden İmam-ı Şafiî iyileşti.
Başka bir zaman İmam-ı Şafiî yine hastalandı. Yine bir talebesini, dua için Seyyidet Nefise (radiyallahu anha) ye gönderdi.
Hz. Seyyidet Nefise (radiyallahu anha):
-“Allahu Teala ona çok rahmet etsin.” Buyurdu.
Talebe gelip bunu hocasına arzedince İmam-ı Şafiî (r.a.), bu hastalığının vefat hastalığı olduğunu anladı vasiyetini yaptı.
Cenazesinde Hz. Seyyidet Nefise’nin (radiyallahu aleyha) bulunmasını da vasiyet etti. Hz. İmâm-ı Şafiî (r.a.) vefat ettiğinde, Seyyidet Nefise (radiyallahu aleyha) çok zayıf olduğu için gelemedi. Cenazeyi Seyyidet Nefise (radiyallahu anha) nin bulunduğu yere getirdiler. Cemaatin en gerisinde durup, cenaze namazında imama uydu.
Namazdan sonra bir ses duyuldu ki:
-“Allahu Teala, İmam-ı Şafiî (r.a.) nin ve onun namazında bulunan Seyyidet Nefise (r.a.) nin hatırı için, cenaze namazında bulunan bütün kimseleri affetti.” Diyordu.
Seyyidet Nefise’nin (radiyallahu anha) kardeşi Yahya’nın, Zeyneb isminde bir kızı vardı. Bu Zeyneb dâima, halası Seyyidet Nefise (radiyallahu anha) nin hizmetinde bulunurdu.
Şöyle anlatıyor:
-“Kırk sene hizmetinde bulundum. Lakin bir defa uyuduğunu ve bir defa yemek yediğini görmedim.”
Bir gün kendisine:
-“Halacığım, nefsine çok zorluk veriyorsun.” Dedim.
O da bana:
-“Ben nefsime çok zorluk vermiyorum. Nefs çok zorluk çeker, beden çok ibadet ederse, kurtulmak ümidi çoğalır.” Buyurdu.
Evinin önünde, kendisi için bir kabir kazmıştı. Kabre iner, orada namaz kılardı. Orada altı bin (6000) hatim okumuştu. Vefatı yaklaştığı sırada oruçlu idi. Hastalığı ağırlaşınca kendisine, orucunu bozabileceklerini söylediklerinde
Onlara:
-“Siz ne diyorsunuz? Ben otuz senedir oruçlu olarak vefat etmem için dua ediyorum.” Buyurdu.
En’am Sûresini okumaya başladı:
-“Düşünen ve hakkı kabul edenlere, Rableri katında Cennet vardır. (En’am-127) ayet-i kerimesine gelince vefat etti.
Cenazesi çok kalabalık oldu. Şehirli- köylü, büyük-küçük toplanıp ağladılar ve kendi eliyle kazdığı kabrine defnettiler. Derb-üs-Siba’ denilen yerde medfundur. Kabri üzerinde bir nûr ve heybet vardır. Her taraftan ziyaretine gelinir.
İmam-ı Şafi hazretleri (r.a.):
-“ Ehl-i beyt içinde tasarrufu en fazla olanı, Hz. Seyyidet Nefise (r.a.) dir.” Buyurdu.
Zevci, cenazesini Medine’ye götürmek istedi ise de, halk çok ısrar edip vazgeçmesini istediler. Nitekim rü’yada Peygamber Efendimizi (sallallahu aleyhi ve selem) görüp, kendisine:
-“Mısır’lıları kırma. Seyyidet Nefise’nin (radiyallahu anha) bereketi ile ora halkına rahmet iner.” Buyurunca, cenazeyi Medine’ye nakletmekten vazgeçti.
İslâm âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Seyyidet nefise radiyallah-u anha veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)
28 Aralık 2008Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)
Evliyanın büyüklerinden. Künyesi Ebu Muhammed’dır. 200 (M. 815) de doğdu. Dayısı Muhammed bin Süvâr’ın sohbetlerinde yetişti. Hacca gidince orada Zünnun-i Mısrı (r.a.) yi gördü ve ona tabi oldu.
Tasvvuf ehlinin büyüklerinden ve müctehidlerinden olup, zamanın sultanı, hakikatın delili idi. Az yemek, az uyumak, çok ibadet yapmak, riyazet ve keramet’te eşi yoktu. 283 (M. 896) de Basra’da vefat etti.
Kendisi şöyle anlatır;
Üç yaşında iken gece kalkardım. Dayım Muhammed bin Süvar (r.a.) gece ibadet eder, ağlar ve bana;
-“Sehl yat uyu, kalbimi meşgül ediyorsun.” Derdi.
Ben ise onu yatağın altında yine gözetlerdim. Öyle bir hal aldım ki, dayıma;
-“Bana garip bir hal oluyor, başımı arşın önünde secde’de buluyorum.” Dedim.
Dayım Muhammed bin Süvar (r.a.);
-“Oğlum bu halini kimseye söyleme, bundan sonra yatağında dil ile değil kalb ile üçer def’a ‘(Allah-u teâlâ benimledir, Allah-u Teâlâ beni görüyor, Allah-u Teâlâ her sözümü duyuyor.)’ de!” buyurdu.
Bir süre sonra, bana;
-“Dediklerimi yapıyor musun?.” Buyurdu.
Ben de;
-“Evet buna devam ediyorum.” Dedim.
Bir gece Dayım Muhammed bin Süvar (r.a.) bana;
-“Bu söylediklerimi her gece yedi def’a söyle.” buyurdu.
Dayım her bana sorduğumda, ‘Yine devam ediyorum’ dedim.
Tekrar bana;
-“Sana söylediğim sözleri onbir def’a söyle.” Dedi.
BUNLARA DEVAM ETTİM Ve kalbimde bir tatlılık buldum.
Aradan bir sene geçince, dayım bana;
-“Sana öğrettiğimi iyi muhafaza et ve hep o halde ol! Ölünceye kadar bırakma. Dünya ve ahrette mükafatını alırsın.” Buyurdu. Yıllarca devam ettim,
Sonra dayım Muhammed bin Süvar (r.a.) bana;
-“Sehl, Allah-u Teâlâ’nın kendisiyle olduğunu bilen, hiç günah işler mi? Hep böyle bil, günah işlemezsin.” Buyurdu.
İslâm âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu) veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)- 2
28 Aralık 2008Çağ-çağ barajı Sonbahar mevsimi (Nusaybin)
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)- 2
Sonra beni mektebe gönderdiler. Kur’an-i Kerim öğrendim. Yedi yaşında iken oruç tuttum. Yiyeceğim sadece arpa ekmeği idi. ONİKİ YAŞINDA İKEN, BİR MES’ELEYE TAKILDIM. Kimse çözemedi. Basra’ya gitmek istedim. Gönderdiler. Basra âlimlerinden sordum. Hiç kimse cevab veremedi.
Sonra Abadan’a gittim. Habib ibni Hamza (r.a.) ya sordum. O cevablandırdı. Yanında fazla kalmadım ama, ondan çok istifade ettim. Sonra Tüster’e geldim. İbadet, riyazet ve mücahede’ye koyuldum.
Ömrünün sonunda, el ve ayakları haraket etmez olmuştu. Namaz vakti gelince, el ve ayakları açılır, namaz bitince eskisi gibi haraketsiz olurdu.
Birgün zikirden bahsederken;
-“Allah-u Teâlâ’yı hakkiyle zikreden, ölüyü diriltmeyi kasd ederse, dirilir.” Dedi ve elini, önünde duran bir sakata sürdü. Sakat iyileşip, ayağa kalktı.
İmâm-i Yafi-i (r.a.), Sehl bin Abdullah Tüsteri (r.a.) nın bir talebesinden şöyle nakleder.
-“Sehl bin Abdullah Tüsteri (r.a.) ye otuz sene hizmet ettim. Gece veya gündüz yatıp uyuduğunu görmedim. Sabah namazını yatsı namaznın abdesti ile kılardı.”
İnsanlardan ayrılıp, Basra ile Abadan arasındaki bir adaya gitti. Bunun sebebi de şu idi. Bir sene hac’dan dönen birisi, bir kardeşine;
-“Ben Sehl bin Adullah Tüsteri (r.a.) yi Arafat’ta vakfe’de gördüm.” Dedi.
Kardeşi o kimseye;
-“Arafe’den önceki gün, ben onun yanında idim.” Dedi.
Diğeri ise;
-“Ben Sehl (r.a.) Arafat’ta vakfe’de gördüm, yalan söyliyorsam karım boş olsun.” Dedi.
Kardeşi;
-“KALK, GİDİP KENDİSİNE SORALIM.” Dedi.
Kalkıp yanına gitiler hadiseyi anlattılar ve
-“Bu yeminin hükmü nedir?” dediler.
Sehl bin Abdullah Tüsteri (r.a.);
-“Niçin böyle şeyler konuşuyorsunuz? Allah-u teâlâ ile meşgül olun.” Deyip haccıya döndü
Ve;
-“Hanımından boş değilsin ama gördüğünü kimseye anlatma.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu) veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)- 3
28 Aralık 2008Ceviz çeşmesi (Babıs-sor çeşmesi) Mardin
Ceviz çeşmesi (Babıs-sor çeşmesi) Mardin
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)- 3
Sehl-i Tüsteri Hazretleri (r.a.) Basrada bir gün parmağını sarmıştı. Bu durumu gören birisi;
-“Niçin parmağını sardın?” diye sorunca
Sehl-i Tüsteri (r.a.);
-“Ağrıyor da onun için.” Diye cevab verdi.
Bunu soran kimse bir müddet sonra Mısır’a gitmişti. Burada Zünnün-i Mısrı (r.a.) gördüğünde, onun da parmağı sarılı idi.
Aynı soruyu onada sordu;
-“Niçin parmağını sardın?”
Zünnün-i Mısrı (r.a.);
-“Falan zamandan beri ağrıyır, o sebepten sardım.” Diye cevab verdi.
Soran zat diyor ki;
-“Ben o zaman anladım ki, Zünnün-i Mısrı (r.a.) nın parmağı ağrıyordu. Sehl-i Tüsteri (r.a.) de hocasına uymak için parmağını sarmıştı.”
Sehl-i Tüsteri hazretleri (r.a.) bir yolculuğunda abdest almak istedi. Suyu yoktu. Üzüldü. O anda birisi, içi su dolu yeşil bir ibrik getirdi. Önüne koydu ve gitti.
Bir Cum’a namazından önce evine bir kimse geldi. İçeride büyük bir yılan gördü. Durkladı.
Sehl-i Tüsteri hazretleri (r.a.);
-“İçeri gir! Kişi, yeryüzündeki yılandan bu kadar korkarsa, ahretteki yılanlardan daha çok korkması lazım gelir değil mi?” buyurdu.
Sonra yılanı tuttu. Beni başka bir odaya aldı.
-“Kişi dünyada yılanlarla arkadaşlık edebilirse, mezarda diğer yılanlarla, çiyanlar ona dokunmaz.”
Buyurdu.
Ve;
-“Cum’a namazı kılar mısın?” buyurdu.
O zat;
-“Cami ile aramız bir günlük mesafedir.”dedi.
Sel-i Tüsteri (r.a.) onun elini tutup, hemen camiye getirdi.
O kimse dedi ki, namaz kıldık. Sonra çıktı. Camiden çıkanlara bakıp;
-“Lâilâhe illallah diyen çoktur, ama ‘ihlas’ sahibleri azdır.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu) veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)- 4
28 Aralık 2008Dara harabelerin’in kuzey kısmı (Mardin)
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)- 4
Birgün Müslüman olmayan biri yoldan geçiyordu. Sehl-i Tüsteri (r.a.) talebelerine onu gösterip buyurdu ki;
-“Bu adamda Müslüman âlemeti var!”
Aradan birkaç sene geçtikten sonra Sehl-i Tüsteri (r.a.) vefat ettiler.
Talebelerinden biri hocasının mezarını ziyaret ederken, o adam da yakından geçiyordu.
Hocasının sözleri hatırına gelerek hemen yanına vardı. Ona hocasının kendisi hakkındaki sözlerini anlattı.
Bunun üzerine o adam dedi ki;
-“Gel bakalım! Mezarına varalım. Bana Müslüman ol desin, ben de Müslüman olayım.”
Beraberca kabre vardılar. O anda kabirden şöyle bir ses işittiler;
-“Ey falan! Cehennem ehlinden, Cennet ehli daha üstündür.”
Adam bu sözü işitince, şehadet getirip Müslüman oldu.
Talebesi Abdurrahman bin Ahmed (r.a.);
-“Efendim, abdest alınca ekseriye uzuvlarımdan akan su, altın ve gümüşten bıçak oluyor.” Deyince
Sehl-i Tüsteri hazretleri (r.a.);
-“Bilmez misin ki, çocuklar ağlayınca, meşgül etmek için ellerine sılah verirler.” Buyurdu.
Sehl-i Tüsteri (r.a.) nın yanına köse bir adam geldi. Sakalının çıkması için ‘dua’ istedi.
Sehl-i Tüsteri hazretleri (r.a.) buyurdu ki;
-“EY GENÇ! ELİNİ YÜZÜNE SÜR!”
Bu sözü birkaç def’a tekrarladılar. Adam söyleneni aynen yaptı. Hemen o anda eline bir tutam sakal geldi.
Kendisi (r.a.) anlatıyor;
Anamdan bana çok para kalmıştı. Hemen fukarayı çağırıp hepsini onlara dağıttım. Kimde alacağım varsa, onları da bağışladım.
Ondan sonra da Kabe’ye girmek için yola çıktım. Yolda kendi kendime;
-“Ey nefis! Artık iflas ettin. Benden isteğeceğin hiçbir şey kalmadı. Zaten isteyecek olsan da, bir şey bulamıyeceksin.” Dedim.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu) veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)- 5
28 Aralık 2008Dara harabeleri’nin kuzey tarafı (Mardin)
Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu)- 5
Kûfe şehrine uğradığında, nefsi balık ile ekmek istedi. Her ne kadar bu isteği yapmamaya çalıştı ise de, nefsinin arzusu çok şiddetli idi.
‘Nefsimi Mekke’ye kadar incitmiyeceğim’, diye düşündü. Şehirde bir un değirmenine rastladı.
Değirmenciye yaklaşarak;
-“Bu iş için at’a günde ne kadar kira veriyorsunuz?” dedi.
Değirmenci;
-“Günde iki akçe ödiyoruz.” Deyince,
Sehl-i Tüsteri (r.a.);
-“Bu işi bu gün de ben yapayım, bana da bir akçe verirmisiniz?” dedi.
Değirmenci buna razı oldu. Akşama kadar nefsine eziyet için dolabı döndürdü. İşi bırakınca ona bir akçe verdiler. Gidip onunla balık ile ekmek aldı.
Ve nefsine;
-“Her ne zaman benden bir şey istiyecek olursan sana layık olan böyle bir hizmeti gördürür, ondan sonra da makul isteklerini yerine getiririm.” Dedi.
Ölüm döşeğinde yatarken Sehl bin Abdullah Tüsteri (r.a.) bir zat;
-“Efendim! Senden sonra minbere kim çıksın?” diye sorunca,
Sehl-i Tüsteri (r.a.) gözlerini açıp;
-“Şadidil adındaki bir kafirin adını söyledi.”
Etrafindakiler;
-“Şeyh’ın aklı gitmiş, bu kadar Müslüman âlim varken yerine bir Kafir’i geçirdi.” Diye söylerlerken
Sehl-i Tüsteri (r.a.);
-“Başımda kavga gürültü etmeyiniz. Vaktim azdır. Gidin bana şadidil’i çağırın, gelsin.” Dedi.
Şadidil gelince;
-“Ya Şadidil, iyi dinle, üç gün sonra minbere çık ve Müslümanlar’a va’z et. Bu sana vasiyetimdir.” Dedi.
Sehl-i Tüsteri hazretleri (r.a.) nin vefatından üç gün sonra, ikindi namazından akibinde, başında kafir nişanesi, belinde zünnar olmak üzere, Şadidil minbere çıktı.
-“Ey Müslümanlar, Ey Sehl-i tüsteri (r.a.) nin talebeleri, bana bir vakit şeyhınız; ‘Ey Şadedil, zünnarı çıkarıp atma zamanı gelmedi mi?’ demişti. İşte bu gün bu emrini yerine getiriyorum.” Dedi.
Daha sonra sorgucu ve zünnarı çıkarıp attı. Dili ile Kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. Cemaat bunu görünce ve o sözleri duyunca ağladılar.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Sehl bin Abdullah Tüsteri (Radiyallah-u anhu) veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu










