‘Allahın veli kulları’ olarak etiketlenmiş yazılar
İbn-i Mâceh (Radiyallah-u anh)- 2
06 Aralık 2008Cöke Kanika (Gündük) Nusaybin
İbn-i Mâceh (Radiyallah-u anh)- 2
İbn-i Maceh (r.a.) tefsir ilminde de derin âlim idi. (tefsir-i Kur’an) isimli eseri ile, doğduğu ve büyüdüğü yer olan “Kazvin’in tarihi ile ilgili kitabları pek kıymetlidir.
İbn-i Maceh (r.a.) bildirdiği hadis-i şeriflerden bazıları;
-“Allah-u Teâla, annelerinize iyilik etmenizi emrediyor. Sonra annelerinize iyilik etmenizi emrediyor, Sonra annelerinize iyilik etmenizi emrediyor. Sonra babalarınıza iyilik etmenizi emrediyor. Sonra en yakın akrabaya, ondan sonra en yakınlık derecesine göre iyilik etmeyi size emrediyor.”
İbn-i Maceh (r.a.) bildirdiği bir başka hadis-i şerif;
-“Allah-u Teâlâ, merhameti yüz parça etti. Doksandokuzunu kendi katında alıkoydu. Yeryüzüne bir tek parça indirdi. Bu bir tek parça yüzünden mahlûkat (yaratıklar) birbirine merhamet ederler. Hatta at, isabet etmesi korkusundan, ayağını yavrusundan kaldırır, onu muhafaza eder.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Sürâka ibni Cu’şûm’e şöyle buyurdu;
-“Sana sadakaların en büyüğünü göstereyim mi?”
Sürâka (r.a.);
-“Evet Ya Resûlallah.” Dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Sana dönmüş olan, senden başka da kendisine bakacak kimsesi olmayan kızındır.”
-“Müslümanlar hakkında en hayırlı ev, içinde yetime ihsan olunan evdir. Müslümanlar hakkında en kötü ev, yetime kötülük yapılan evdir. Ben ve yetimin bakıcısı, cennette şu iki gibiyiz.” Resulullah (s.a.v.) iki parmağını gösteriyordu.
-“Kimin, henüz bülûğa ermemiş üç çocuğu vefat ederse, Allah-u Teâlâ onu ve çocuklarını rahmeti ve ihsani ile cennete koyar.”
Ebu Berze el- Eslemi (r.a.), şöyle bildirmişir;
-“Ey Allah’ın Resûlü! Cennete koyacak bir ameli bana gösterir misiniz?” dedim.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz;
-“İnsanların yolundan, zarar veren şeyleri gider.” Buyurdu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a;
-“İnsanı en çok cennete hangi şey koyar?” diye sorulduğunda
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“’Takva’ (Allah korkusu) ve ‘güzel ahlak’” buyurdu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu;
-“Üç kimsenin duâsı kabul olur. Mazlumun duâsı, Misafirin (yolcunun) duâsi, Babasının çocuğuna duâsi.”
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu;
-“Sizin hayırlılarınız Kur’an-i kerim’i öğrenen ve öğreten kimselerdir.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan bu veli kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu);
06 Aralık 2008Girnavas mevki-i (Nusaybin)
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu);
Büyük hadis ve fıkıh âlimi. Künyesi, Ebû Abdurrahman’dır. İsmi ise, Ahmed bin Şuayb bin Ali bin Sinan bin Bahr bin Dinar’dır. İmâm-i Nesâi diye meşhurdur.
Aslen Horasan’ın Nesâ şehrindendir. 214 (M. 830) yılında orada doğdu. 303 (M. 915) yılında Filistin’de “Remle” şehrinde vefat etti. Mekke’de vefât ettiği veya hariciler tarafından şehid edildiği de bildirilmektedir.
Hadis ilminde imâmdı. Yani; üçyüzbinden fazla hadis-i şerifi râvileriyle birlikte ezbere bilirdi. Yazdığı “Sünen-i sağir’i Küttüb-i sitte” adı verilen altı büyük hadis kitabından biridir. Hadis ilminde rumuzu “sin (s)’dir”
İlim tahsilini Horasan’da başlayan İmâm-i Nesâi, Irak, Şam, Mısır, Hicaz (Mmekke ve Medine) ve Cezire’deki (Mezopotamya, Fırat ve Dicle havzasının kuzeyi) âlimlerden ders aldı.
Mısır’da yerleşti. Onbeş yaşında iken Kuteybe bin Sa’id’e talabe olup, bir sene iki ay yanında kaldı. İshak bin Rahaveyh, Hişam bin Ammâr, İsa bin Hammâd, Hüseyn bin Mensur Sülemi, Amr bin Zürâre, Muhammed bin Nasr-i Mervezi, Süveyd bin Nasr, Ebû Kureyb, Muhammed bin Rafii, Ali bin Hucr, Ebû Yezid Cermi, Ebû Davud Süleyman Eş’as, Yunus bin Abdila’lâ, Muhammed bin Beşar, Muhammed bin Geylân (r.anhüm) ve daha birçok âlimden ders aldı. Onların bir çoğundan hadis-i şerif dinledi ve rivayet etti.
Hadis ilminde zamanın bir tanesi olan İmâm-i Nesâi (r.a.), Mısır âlimlerinin en fakihi idi. Haramlardan sakınmada ve ibadetlere düşkünlükte eşi yoktu. Her yaptığı iş, her söylediği söz, Allah-u Teâlâ’nın rızası içindi.
İmâm-i Nesâi (r.a.) nin hadis-i şerif rivayetinde ravilere koyduğu şartlar, Buhari ve Müslim (r.anhüm) den daha sıkıydı. Cerh ve ta’diline (hadis ravilerinin güvenilir olup olmamasındaki tesbitlerine) bütün âlimler i’tibar ederlerdi.
İmâm-i Nesâi hazretleri (r.a.) nden Ebû Bişr Dûlabi, Ebû Ali Nişaburi, Hamza bin Muhammed Kesâsi, Ebû Bekr SAhmed bin İshak, Muhammed bin Abdullah bin Hayyûye, Ebü’l-Kasım Taberâni, Fakıh Ebû Ca’fer Tahâvi (r.anhüm) ve daha birçok âlim tahsiledip, Hadis-i şerif rivayet etti.
İmâm-i Nesâi hazretleri (r.a.) nin üstünlüğü hakkında birçok âlim’in sözleri vardır. Bunlardan, zamanında hafız-ı Horasan diye meşhur olan Ebû Ali Nişaburi;
-“Ebû Abdurrahman Nesâi’nin hadiste İmâmlığına kimse itiraz edemez.” Derken,
Fakıh Mensur ve Ebû Ca’fer Tahavi (r.a.) de;
-“Nesâi (r.a.), Müslümanların imâmlarındandır.” Dediler.
Ebû Bekr ibni Haddâd (r.a.) ın İmâm-i Nesâi (r.a.) den başkasından hadis-i şerif rivayet etmeyip;
-“Allah’la benim aramda delil olarak ondan razıyım.” Dediğini
Ebü’l-Hasen Dâre Kutni nakletmekte ve;
-“Nesâi asrının en âlimi idi.” Demektedir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan bu veli kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 2
06 Aralık 2008Girnavas mevki-i (Nusaybin)
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 2
Hafiz Muhammed bin Muzaffer de hocalarından şöyle nakleder;
-“Zamanında Mısır’da, gece ve gündüz Nesâi (r.a.) nin ibadetteki gayretlerinden bahsedilirdi. Emirle birlikte cihade gider, savaşlarda kahramanlıklar gösterirdi. Müslümanların canlarını Allah için nasıl fedâ ettiklerine dair hadisleri de kitablarında yazardı.”
İmâm-i Nesâi hazretleri (r.a.), ilk önce yazmış olduğu “Sünen-i Kebir’inde”, hadis-i şeriflerin kaynakları ve toplanması hakkında bilgiler verip, şartlarına uyan hadis-i şerifleri yazdı.
Zamanın velilerinden birinin;
-“Kitabındaki hadis-i şeriflerin hepsinin sıhhat derecesi aynımıdır?” sorusu üzerine, yeniden seçmeler yaparak “Sünen-i Kebir’i” kısaltı. İsnad edilen ravilerine, âlimlerin itiraz ettikleri hiçbir hadis-i şerif’i almadı. Bu eserine kendisi “Müctenâ” adını vermesine rağmen “Sünen-i Sağir” adıyla meşhur oldu.
Şimdi, daha çok “Sünen-i Nesâi” adıyla bilinmektedir. Bu kıymetli eser, altı meşhur hadis kitabından biri olarak Müslümanlara baş tacı oldu. Daha sonraları baskısı yapılarak istifadesi kolaylaştırıldı.
İmâm-i Nesâi hazretleri, ömrünün sonuna doğru Şam’a gitti. Orada Hazret-i Ali (r.a.) yi kötüleyen haricilerden bazi kimseler gördü.
Bunun üzerine Hazret-i Ali ve Ehl-i-beyt-i Nebevi’yi övdüğü kitabını yazdı.
“Kitab-ül-hasâis fi Fadl-i Ali bin Ebi Tâlib ve ehl-i beyt” adını verdiği bu eserinde hadis-i şeriflerin çoğunu Ahmed bin Hanbel hazretleri (r.a.) nin rivayetlerinden aldı.
Bu kitabını niçin yazdığını bilmeyen bazı kimseler;
-“Şeyhayn”ın (Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer) üstünlüklerini niçin yazmadın?” dediler.
O mübarek zat bunun üzerine; “Fedâil-üs-Sahâbe” adlı Eshab-i Kirâm (r.anhüm) üstünlük ve faziletlerini anlatan kitabını yazdı.
“Müsned-i Ali”, “Müsned-i Mâlik” ve “Duafa ve’l-metrukin” O’nun pek kıymetli eserleri arasındadır. Sonuncusu basılmıştır.
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şeriflerden ba’zıları;
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Besmele ile başlanmayan mühim işler de hayır ve bereket bulunmaz.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan bu veli kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 3
06 Aralık 2008Girnavas mevki-i (Nusaybin)
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 3
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Size bir hediye verildiğinde ona misliyle mukabele de bulun. Eğer buna gücünüz yetmiyorsa, onu karşılayacak derecede kendisine duâ ediniz.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ bu dini, ahretten nasibi olmayan kimselerle de kuvvetlendirir.”
Resulullah Aleyhis selatu ve sellem’e;
-“İmân yönünden mü’minlerin en faziletlisi kimdir?” diye soruldu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Ahlakı güzel olandır.” Buyurdu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Aman! Aman! Fahiş (müstehcen ve çirkin) sözlerden kaçınınız, zira Allah-u Teâlâ çirkin ve fahiş konuşmaları sevmez.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Eshabıma ihsan edin, sonra onları takib edenler (Tabiin’e) hürmet edin. Sonra yalancılık yayılır. Hatta yemin teklif edilmeden adam yemin eder, şehâdeti istenmeden şehâdette bulunur.”
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Yırtıcı, aç iki kurdun salıverdikleri bir koyun ağılına (sürüsüne) verdikleri zarar; şeref, mal ve mevki sevgisinin, Müslüman kişinin dinine verdiği zarardan daha fazla değildir.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ üç kişiye buğzeder. Bunlar yaşlandığı halde zinâ edenler, verdiğini başa kakan cimriler ve kibirlenen fakirlerdir.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Cimrilikle imân bir kalbde toplanmaz.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Üç şeyden uzak olduğu halde ölen Cennette girer. Bunlar; kibir, borç ve azgınlıktır.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan bu veli kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 4
06 Aralık 2008Girnavas mevki-i (Nusaybin)
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 4
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Mü’minlerin, iman yönünden en kâmili, ahlâkı en güzel ve ailesine karşı en çok lütufkâr davrananıdır.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Arş-u A’zamın etrafında nûr’dan kürsüler vardır. Bu kürsülere öyle kimseler oturacak ki, elbiseleri ve yüzleri nûr gibi parlayacaktır. Bunlar Peygamber de değil, şehidler de değillerdir. Fakat, Peygamber ve şehidler onlara gıbta edecektir.”
Resulullah (s.a.v.) a;
-“Bunlar kimlerdir?” diye sorulunca
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Onlar Allah için birbirlerini sevenler, Allah için buluşup oturanlar ve Allah için birbirlerini ziyaret edenlerdir.” Buyurdu.
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Gördüğü iyilikleri gizleyip, gördüğü kötülükleri teşhir eden kötü komşudan Allah’a sığının.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Sizden biriniz aksırdığı zaman “Elhamdülillah” desin. Yanında bulunan “Yerhamükellah” desin. Aksıran da “Yağfirullahü li ve leküm” desin.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Yoksullara verilen bir sadaka, mahremlere verilen ise, iki sadakadır.”
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Annene, babana, kızkardeşlerine ve sırasıyla diğer yakınlarına “iyilik” et.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Bir kavim arasında isyan edenleri düzeltebilecek kimseler var iken, buna susarlarsa, Allah-u Teâlâ’nın azabı hepsine birden göndermesi pek yakındır.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Nice oruç tutanlar var ki, tuttukları oruçtan, açlık ve susuzluktan başka kârları yoktur.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan bu veli kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 5
06 Aralık 2008Girnavas mevki-i (Nusaybin)
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 5
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Arş-ı A’zamın altında ve Cennet hazinelerinden olan bir ameli sana öğreteyim mi? O “Lahavle velâ kuvvete illâ billâh” sözüdür. Bir kul bunu söyleyince, Allah-u Teâlâ; “Kulum islâm oldu ve teslim oldu” buyurur.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Ezân ile ikâmet arasında yapılan duâ red olunmaz.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Cum’a günleri benim üzerime çok selâvat getirin.”
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Tövbe ve istiğfara devam eden kimseye, Allah-u Teâlâ her sıkıntıdan bir kurtuluş ve her darlıktan bir genişlik verir ve ummadığı yerden kendisni rızıklandırır.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Gece kalkan ve ailesini de kaldırarak beraberce namaz kılanlar, karı koca sükredenlerden sayılırlar.”
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“İpek ve altın, Ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına helâldır.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Nice namaz kılanlar var ki, onların namazdan nasibi; yorgunluk ve zahmetten başka bir şey değildir.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Şübhesiz namaz kılan sağa sola iltifat etmediği müddetçe, Allah-u Teâlâ da ona iltifat eder.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Kıyamet günü küçük çocuğa “Cennete gir” denir. Çocuk Cennet kapısı önünde durur ve; ”-Ancak anne ve babamla Cennete girerim.” Der ve ısrar eder. O zaman, “Anne ve babasını da beraber Cennete koyun” denir.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Kişiye, bakmakla mükellef olduğu kimseye bakmaması, günah olarak yetişir.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Üç kişiye acıyın; Cahiller arasında âlime, zengin iken fakir düşene ve kabile arasında hatırlı iken i’tibarını kayıbedene.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan bu veli kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 6
06 Aralık 2008Girnavas mevki-i (Nusaybin)
İmâm-i Nesâi (Radiyallah-u anhu)- 6
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ’nın bu ümmete yardımı, ancak zayıfların duâ, ihlas ve ibadetleri sayesindedir.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Ölülerinizi ancak iyilikle yad ediniz. Şayet onlar Cennetlik ise, onlar hakkında kötü söylemekle günahkar olursunuz. Cehennemlik iseler, zaten bulundukları hal kendilerine yeter.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ amellerden yalnız halis niyetle ve rızası istenerek yapılanı kabul buyurur.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Ben sizin için, çocuğuna karşı bir baba gibiyim.”
Anne-baba çocuğunu dünya ateşinden koruduğu gibi, Peygamberimiz (s.a.v.) de ümmetini ahret ateşinden korur.
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Mü’minin öldürülmesi, Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyük bir iştir.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Allah-u Teâlâ yanında amellerinen sevimlisi, vaktinde kılınan namazlardır. Sonra ana-babaya (ana-baba hakkına) riayettir. Sonra Hak yolunda cihad etmektir.”
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Dul kadının, yoksul kimsenin işine koşan bir Müslüman; Allah yolunda cihad eden veya geceleri namaz kılıp, gündüzleri oruç tutan kimse gibidir.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Biliniz ki; sizden bir kimse yoktur ki, ona vârisinin malı, kendisinin malından daha sevimli olmasın. Senin malın, takdim ettiğin, yani hayatta iken meşrû sûrette sarfettiğindir. Vârisinin malı da, sonraya bıraktığındır.”
İmâm-i Nesâ-i hazretleri (r.a.) “Sünen-i Sağir”inde rivayet ettiği hadis-i şerif’te Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Beş vakit namazı Allah-u Teâlâ kullarına farz etmiştir. Eksiksiz olarak erkân ve âdâbına riayetle o namazları kılan kimseyi, Allah-u Teâlâ’nın Cennete koyacağına va’di vardır.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan bu veli kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Fâtima binti Müsennâ (Rahmetullahı alayha);
24 Aralık 2008Hop köyü (mağarası)
Fâtima binti Müsennâ (Rahmetullahı alayha);
Endülüs’ün İşbiliyye şehrinde yetişen hanım evliyadan. İsmi, Fâtima binti Müsennâ (r.anha) dır. 7. Asırda yaşamıştır.
Muhyedin i Arabi hazretleri (r.a.) Ruh-ül kuds isimli eserinde şöyle anlatıyor;
-“Ben, Fâtima binti Müsennâ (rahmetullahi aleyha) ya yetiştim. On sene sohbetlerine devam ettim. Dikkat ettim, hiçbir şey yemiyordu. İnsanlar yemek olarak kapısının önüne bir şeyler koyarlarsa, onlardan ölmeyecek kadar yerdi. Ben yanında oturduğumda, yüzüne bakmağa utanır, haya ederdim. 90 yaşının üzerinde olduğu halde, kendisini gören çok genç zanederdi. Kendi halınde yaşardı. Dünya ile alakası yoktu. Kimseden bir şey istemezdi. Bir ihtiyacı olsa, görülmesi icab eden bir işi meydana çıksa, Fatiha-i şerif’eyi okur, Allah-u Teâlâ’nın izni ile o şey hemen halolurdu. Onun kalması için, kendi elimle hurma dallarından bir ev yaptım. Orada kalırdı. Huzuruna benden başka kimsenin girmesine müsâade etmezdi.”
-“Niçin sadece ona izin veriyorsunuz?” diye sual edildiğinde,
Cevaben buyurdu ki;
-“Başkaları yanıma geldikleri zaman yarım olarak gelirler. Ya’ni kendileri gelirler, fakat kalbleri; işlerinin, dünyalıklarının, evlerinin, ailerinin yanında kalıyor. Ancak Muhyeddin İbn-i Arabi benim evladımdır. Gözümün nûrudur. Yanıma geldiği zaman, tam gelir. Oturduğu zaman tam oturur. Diğerleri gibi, geride bir şey bırakmaz. Düşünceleri, kalbi geride olmaz.”
Fatimâ binti Müsennâ hazretleri (Rahmetullahı alayha), her an Allah-u Teâlâ’yı düşünürdü. Hep onu hatırlardı.
-“Ente, ente.” (Sensin, sensin) senden başka her şey boştur.” Derdi.
Onun halini ve durumunu anlamayanlar, kendisine (haşa) ahmak derlerdi.
Hakkında böyle uygunsuz şeyler söylendiğini haber alınca;
-“Asıl ahmak, Rabbini tanımayanlardır.” Buyururdu.
Fâtima binti Müsennâ (Rahmetullahı aleyha), o zamanda bulunanlar için âleme, Allah-u Teâlâ’nın bir rahmeti idi.
Bir Ramazani şerif bayramı akşamı, Fâtima binti Müsennâ (Rahmetullahı alayha), bulunduğu beldenin camisinin önünden geçiyordu. O caminin müezzini Ebû Âmir isminde bir kimse idi ve elindeki sopa ile Fâtima binti Müssenâ (Rahmetullahı aleyha) ya vurdu. O da müezzin’e baktı ve bir şey söylemeden ayrılıp gitti. Gönlü incinmişti.
İslam âlimleri ansiklopedisi,
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri duları müstecap olan Fâtime binti Müsennâ (Rahmetullah-i aleyha) nin dularının yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Fâtima binti Müsennâ (Rahmetullahı alayha)- 2
24 Aralık 2008Girnavas mevki-i (Nusaybin)
Fâtima binti Müsennâ (Rahmetullahı alayha)- 2
Kırık gönülle evine ibadet ve tâatine devam etti. Kendisini sopa ile vuran müezzin sabah namazını okumaya başlayınca,
Fâtima binti Müsennâ (r.aleyha) o müezzin için Allah-u Teâlâ’ya duâ etmeye başladı. Biliyordu ki, Allah-u Teâlâ bir veli kulunu inciten kimseyi mutlaka cezalandırır.
Müezzin’in başına bir belâ gelmesinin yakın olduğunu bildiği ve belâya düçar olmaması için şöyle duâ etti.
-“Ya Rabbi! Şu gecenin son vaktinde, herkes uyurken kalkıp senin ismini, Kelime-i şehadeti, Kelime-i tevhidi söyleyen, senin ve Habibi (s.a.v.) nin ismini zikreden, senin da’vetini, emrini, senin kullarına bildiren şu kimseyi, bana yaptığı sebebiyle cezalandırma! Onu affet. Beni kırmış olduğu için ona ceza verme! Amin!”
O gün (Ramazan bayramı günü), fıkıh âlimleri toplanarak Vâli ile bayramlaşmaya gittiler.
Ebû Âmir ismindeki o müezzin de, dünyalık bazı menfaatler te’min etmek niyetiyle âlimler ile beraber vâli’nin yanına gitti.
Vâli onun kim olduğunu sordu;
-“Caminin müezzinidir.” Dediler.
Vâli;
-“Sizinle beraber buraya gelmesi için ona kim izin verdi?” dedi.
Bunun maksadını anlamıştı, hemen kendisini dışarı attırdı. Daha sonra âlimler bunu içeri alınması için şefaat ettiler, nihayet içeri alındı. Bu hal, Fâtima binti Müsennâ (r.aleyha) ya anlatıldığında, o da akşamki hâdiseyi ve sabah ezanı okunurken yaptığı duâyı anlattı.
Ve;
-“Ben onda olan hakkımdan vazgeçtim. Yani hakkımı ona helal ettim. Allah-u teâlâ’ya duâ ettiğim için o, bu kadarlık bir kovulma ile işi atlatmış oldu. Ben hakkımdan vazgeçmemiş olsaydım, o müezzin mutlaka öldürülürdü.” Buyurdu.
Muhyedin-i Arabi (r.a.), Fütuhat-ı Mekkiyye kitabında şöyle anlatıyor;
-“Birgün Fâtima hazretleri (r.aleyha) nin yanında oturuyorduk.”
Bir kadın gelerek;
-“Ey kardeşim! Benim kocam, Endülüste Şeriş (yahut Şerş) beldesinde bulunuyor. Haber aldım ki, orada birisi ile evlenmiş. Siz bu hale ne dersiniz?” dedi.
Ben de o kadına;
-“Siz ona kavuşmak (ulaşmak) istiyorsunuz değil mi?” dedim.
Kadın;
-“Evet.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi,
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri duları müstecap olan Fâtime binti Müsennâ (Rahmetullah-i aleyha) nin dularının yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Fâtima binti Müsennâ (Rahmetullahı alayha)- 3
24 Aralık 2008girnavas mevki-i (Nusaybin)
Fâtima binti Müsennâ (Rahmetullahı alayha)- 3
Bunun üzerine Fâtima hazretleri (r.aleyha) ne dönerek;
-“Ey anaciğım! Bu kadıncağızın söylediklerini duydunuz ne dersiniz?”
Fâtima binti Müsennâ (r.aleyha);
-“Ey evladım! Bu kadının arzusu, ihtiyacı nedir?” dedi.
Ben de;
-“Kocasının gelmesi” dedim.
Fatiha-i şerif’e ve başka şeyler okudu. Ben de onunla beraber okudum.
Fâtima binti Müsennâ (rahmetullahi aleyha);
-“Fatiha-i şerife’den, bu kadının kocasını getirmesini istedim.” Buyurdu.
Okuduğu Fatiha, Allah-u Teâlâ’nin izni ile insan suretine (şekline) geldi.
Ona;
-“Ey Fatiha-ul-Kitab! (Fatiha suresi) Şeriş şehrine git! Bu kadının kocasını getir! Gelmek istemezse bile sen bırakma! Mutlaka getir!” dedi.
Aradaki mesafa çok uzun olmasına rağmen,
-“Allah-u Teâlâ’nın izni ile o kadının kocası bir anda evine geldi. Çoluk çocuğu çok sevindiler. Böylece, Faâtima binti Müsenna hazretleri (r.aleyha) nin bir kerametine daha şahid olduk.”
Fâtima binti Müsennâ hazretleri (r.aleyha), Muhyedin-i Arabi’yi çok severdi.
Kendisine;
-“Ben senin ma’nevi annenim. Nûr ise senin normal annendir.” Buyurdu.
Muhyeddin-i Arabi hazretleri (r.a.) nin annesinin ismi Nûr idi ve sık sık Fâtima (r.aleyha) yi ziyaret ederdi.
Fâtima hazretleri (r.aleyha) Nûr hatuna;
-“Ey Nûr! Bu Muhyeddin benim evladımdır. Senin de baban gibidir. ona dikkat et ve kendisini üzme!” derdi.
İslam âlimleri ansiklopedisi,
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri duları müstecap olan Fâtime binti Müsennâ (Rahmetullah-i aleyha) nin dularının yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
