‘Cebrail aleyhis selam’ olarak etiketlenmiş yazılar
Hamza bin Abdülmuttalib (Radiyallah-u anhu)- 4
09 Mayıs 2009Uhud dağı (Şehidlik) Medine-i Münevvere
Hamza bin Abdülmuttalib (Radiyallah-u anhu)- 4
Peygamber efendimiz, Hz. Hamza ve diğer bir kısım müslümanlar Hz. Erkam bin Erkam’ın evinde bulunuyorlardı. Bir ara kapı vuruldu. Gelen kimsenin silâhlarını kuşanmış şekilde Hz. Ömer olduğu görülünce, bazıları endişeye kapıldı. Hz. Hamza: “Gelen tek bir kişidir. Bu kadar endişeye lüzum yok. Eğer, hayır için geldi, ise hoş geldi. Yok eğer şer için geldi, ise kendi kılıcı ile başını keserim” dedi. Dışarı çıktı ve “Yâ Ömer! Sen ne zannedersin. Biz Abdülmuttalib evlâdıyız. Her birimiz Allahü teâlâ’nın izni ile demiri çiğneyip havaya püskürtürüz. Allah ve Resûlü için can ve baş fedâ ederiz. Sen Muhammed’e (a.s.) zarar vereceğini zan ediyorsan aldanıyorsun” dedi: Sevgili Peygamberimiz, bu konuşmaları işitti. Kendileri gelerek, iltifat ile Hz. Ömer’i karşıladı. Hz. Ömer de müslüman oldu. Bu iki kahraman sayesinde müslümanlar kuvvet buldular, ibâdetlerini açıktan yapmağa başladılar.
Hz. Hamza bir gün, Cebrâil’i (a.s.) kendi aslî şeklinde görmeyi arzu ettiğini, Peygamber efendimize bildirdi. Hz. Peygamberimiz “Onu görmeğe dayanabilir misin?” diye sordular. Hz. Hamza: “Evet dayanırım” dedi. Sevgili Peygamberimiz: “Öyle ise yere otur. Kaldır gözünü bak!” buyurdu. Hz. Hamza Cebrâil’i (a.s.) görünce, bayıldı. arkası üstüne düştü.
Hz. Hamza, Hz. Zeyd bin Hârise, Hz. Ebû Mersed Kennaz, Hz. Enes ve Hz. Ebû Kerse ile beraber Medine’ye hicret etti. Peygamber efendimiz Medine’ye geldiklerinde, Mekke’li müslümanları hem kendi aralarında hem de Medineli Müslümanlarla kardeş yaptı. Kendi aralarında da, Hz. Hamza’yı, Zeyd bin Hârise ile kardeş yapmıştı. Hz. Hamza bu kardeşini çok sever ve muharebeye çıktığı zaman her şeyini ona emânet ve vasiyyet ederdi.
Peygamber efendimiz, Medine’ye hicret ettikten sonra, Kureyşli müşrikler boş durmadılar. Hz. Peygamberimizi Medine’de rahat bırakmamakta, Medinelilerin O’nu terk etmeleri için etrafındaki müslümanları tehdit etmekte idiler. Hattâ, Peygamber efendimizi Medine’nin dışına çıkarmaları için, Abdullah bin Übeyy bin Selül ile Evs ve Hazrec kabilelerinin müşriklerine ehditler gönderdiler ve müslümanlara hac yollarını kapadılar.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hamza Bin Abdülmuttalib (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 6
21 Temmuz 2009Bab-üs-Selam kapısı (Revda-i Mutahara) Sallallahu aleyhi ve Sellem
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 6
Ümmü Seleme (r.anha) der ki: “Resûlullah’a (s.a.v.) baktım. Îmâm-ı Ali (r.a.) böyle deyince tebessüm etti ve buyurdu ki: “Hiç evlenmeğe lâzım olan nesnen var mıdır?”
İnâm-ı Ali (r.â): “Yâ Resûllah! Benim halimi senden gayri kimse bilmez. Bir kılıcım, bir de devem vardır. Gayri nesnem yoktur. Resûllah (s.a.v.) buyurdu ki: “Kılıcım gazaya lâzımdır. Deven bineğindir. Seninle cübbeye anlaşalım ve sana müjdeler olsun. Hak teâlâ semâvâtta, senin ile Fâtıma arasında akd-i nikâh etti. Senden önce melek gelip, bana bu hâli haber verdi.” Peygamberimizin mübârek kalblerine “Eğer “Fâtıma’nın annesi hayatta olsa idi, şimdi çeyizini hazırlamış idi. Kızı Fâtıma hazretlerine muhabbeti fazla idi. Çünkü zahide idi. (Ya’ni dünyâya düşkün değildi.) Ayrıca, annesi Hadîce-tül-Kübrâ’ya çok benzerdi. hazniamış düşüncesi geldi. Derhal Cebrâil aleyhisselâm gelerek Hak teâlânın: “Habîbime selâmımı söyle, hiç merak etmesin. Kerîmesi Fâtıma’nın bütün ihtiyaçlarını, elbiselerini Cennetten temin edip, yakında mü’min ve sâdık bir kuluma vereceğim” buyurduğunu haber verdi. Resûlullah (s.a.v.) bu sözleri duyunca şükür secden etti. Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna varıp, tekrar geri döndü. Elinde bohça ile örtülmüş bir altın sini ve yanında bin Kerûbiyûn meleği vardı. Arkasında Mikâil aleyhisselâm elinde üzeri bohça ile örtülü bir altın tepsi ve ta’zîm için bin Kerûbiyûn meleği ile geldi. Hemen akabinde ta’zîm için bin Kerûbiyûn meleği ile bohça ile örtülü altın tepsi ile İsrâfil aleyhisselâm geldi. Onun da arkasından aynı şekilde Azrâil aleyhisselâm geldi. Sinileri Server-i âlemin (s.a.v.) huzuruna koydular. Resûl-i ekrem (s.a.v.) bunları gördü. “Ey kardeşim Cebrâil! Hak teâlânın emri nedir, bu siniler nedir?” diye sordu. Cebrâil aleyhisselâm: “Yâ Resûlallah (s.a.v.) Hak teâlâ sana selâm etti. “Ben Habîbimin kızı Fâtımayı, Ali’ye verdim. Arş-ı A’zamda nikâh ettim. Habîbim de Eshâbı arasında nikâh etsin. Sinilerin birinde, Cennet elbiseleri vardır. Fâtımaya giydirsin. Diğer sinilerde, Cennet yemekleri vardır. Onlar ile de Eshâbına ziyafet versin.” buyurduğunu haber verdi”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 8
22 Temmuz 2009Ba’büs-Selam kapısı Batı ciheti (Medine-i Münevvere)
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 8
“Kızım benim hatırımı kırmaz. Bu Cennet elbiselerini dünyâda giymeğe değmez. Bunları tekrar Cennete geri götür.” buyurdu. Eshâb-ı kirâm toplanmış kimlerin vekil olacağını merak ediyorlardı. Bir duraklama olmuştu. Derhal Cebrâil aleyhisselâm geldi “Yâ Resûlallah (s.a.v.) Hak teâlâ sana selâm ediyor. Hazret-i Ali’nin (r.a.) yerine hiç kimsenin vekil olmamasını, nikâhda bizzat kendisinin bulunmasını emir buyurdu.” dedi. Dört yüz akça mehr ile nikâh yapıldı. Müjdeciler, Hazret-i Fâtıma’ya (r.anha) müjde götürdüler. Fâtıma-tüz-Zehra (r.anhâ) râzı olmadı. Hemen Cebrâil aleyhisselâm geldi. “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ buyuruyor ki, Fâtıma dörtyüz akçeye râzı olmuyorsa, dörtbin akçe olsun.” Hazret-i Fâtıma bunu kabul etmedi. Yine râzı olmadı. Cebrâil aleyhisselâm tekrar geldi. “Dörtbin altun” emir olunduğunu haber verdi.
Fâtıma-tüz-Zehra (r.anhâ) dörtbin altına da râzı olmadı. Cebrâil aleyhisselâm bir daha nâzil oldu. Yâ Resûlallah! Hak teâlâ bu sefer senin bizzat gidip Fâtıma’nın maksadının ne olduğunu öğrenmeni emir buyurdu.” dedi. Resûl-i ekrem (s.a.v.) temiz kerîmesinin yanına vardı, maksadını sordu. Hazret-i Fâtıma “Babacığım, kıyâmet günü sen, mû’minlerin günahkârlarından ne kadar kimseye şefaat edersen, ben de onların hanımlarına şefaat etmek istiyorum. Muradım budur.” dedi. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) kızının isteğini Cebrâil aleyhisselâma söyledi. Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânın huzuruna çıkıp geldi. Hak teâlânın, Hz. Fâtıma’nın arzusunu kabul ettiğini, onun da hesap günü şefaat edeceğini bildirdiğini söyledi. Resûl-i ekrem, (s.a.v.) Hz. Fâtıma’ya arzusunun kabul edilliğini, ahırette şefaat edeceğini müjdeledi. Fâtıma-tüz-Zehra (r.anhâ): “Yâ Resûlallah! Senin âhirette şefaat edeceğine Kur’ân-ı kerîmin âyet-i kerîmeleri delildir. Benim şefaat edeceğimin delili nerede?” diye sordu. Resûlullah (s.a.v.) “Ey Ciğerparem! Cenâb-ı Hakka murâdını arz edeyim. Ne ferman buyurursa, sana söylerim” buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 36
18 Kasım 2009Hira dağı’nın uzaktan görünüşü (Cebel-ün-Nur)
Cebel-ün-Nur’daki Hira mağarası
Muhammed (Aleyhis selam)- 36
Muhammed Aleyhis selam otuzdokuz yaşında iken SADIK RUYALAR görmeye başladı. Ruyasında ne görürse aynen çıkardı.
Bu hal altı ay devam etti
Vahiy gelmesi yaklaşınca;
-“Ya Muhammed” diye sesler işitirdi.
Bundan sonra yalnızlığı sevip insanlardan uzaklaşarak Hira Dağ’ında bir mağarada TEFEKKÜR’E DALARDI.
Bazen Mekke’ye gelir, Kâ’be’yi tavaf ettikten sonra evine gelirdi. Evinde bir müddet kalıp yanına biraz yiyecek alarak yine Hira Dağı’nda mağaraya gidip TEFEKKÜR ve ibadetle meşgül olurdu.
Bu halini gören Mekke’liler
-“(Muhammed Aleyhis selam, Rabbine aşık oldu)” demişlerdi.
Muhammed Aleyhis selam, KIRK YAŞINDA iken yine bir Ramazan ayında Hira dağı’ndaki mağaraya çekilmiş ve TEFEKKÜR’E dalmıştı.
Ramazan’ın 17. Pazartesi gecesi, gece yarısından sonra kendisini adıyla çağıran bir SES işitti. Başını kaldırıp etrafa baktığı sırada ikinci defa bir SES işitti ve etrafı birden bire bir NUR kapladığını gördü.
Sonra Cebrail Aleyhis selam karşısına geldi;
-“Oku!” dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Ben okumuş değilim.” Cevabını verdi.
O zaman Melek Muhammed Aleyhis selam’ı tutup takatı kesilinceye kadar sıktı
Ve;
-“Oku!” dedi.
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Ben okumuş değilim.” Cevabını verdi.
Cebrail Aleyhis selam üçüncü defa sıktı ve sonra bıraktı;
Ve;
-“Oku! Herşeyi yaratan Rabbinin ismiyle ki. O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı! Oku! ki senin Rabbin kalemle yazı yazmayı öğreten, insana bilmediğini öğreten bol kerem ve ihsan sahibidir.” Mealindeki Alak süresinin İLK BEŞ AYETİNİ getirdi.
Muhammed Aleyhis selam da O’nunla beraber okudu. İLK VAHİY bu suretle başladı ve bütün cihanı aydınlatan İslam güneşi doğdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 37
19 Kasım 2009Hira mağarası (Mekke)
Muhammed (Aleyhis selam)- 37
Muhammed Aleyhis selam Peygamberlik vazifesinin Mes’uliyetini düşünerek, büyük bir ürperti ve heyecanla Hira dağındaki mağaradan çıkıp aşağıya inmeye başladı.
Dağ’ın ortasına geldiği sırada bir ses duydu.
Cebrail Aleyhis selam;
-“Ya Muhammed sen Allah’ın Resulüsün; ben de Cibrilim.” Diyordu.
Cebrail Alayhis selam’in hem sesini duydu hem de kendisini gördü.
Evine dönünceye kadar, yanından geçtiği her taşın, her ağacın;
-“Essalamü Aleyke Ya Resulullah.” Dediğini işitiyordu.
Bundan sonra evine gidip;
-“Beni örtünüz” buyurarak ürpermesi geçinceye kadar bir miktar yattı. Biraz istirahat ettikten sonra gördüklerini Hazret-i Hadice (r.anha) ya anlattı.
Hazret-i Hadice (r.anha);
-“Biliyorum ki sen doğru sözlüsün… Emanete riayet edersin… Güzel huylu ve iyi ahlaklısın… Senin bu Ümmetin Peygamberi olacağını umarım… “ dedi.
Sonra bu durumu sormak üzere Hazret-i Hadice (r.anha) nin amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e gittiler.
İbraniceyi bilen, çok kitap okumuş ve dinler hakkında bilgi sahibi olan Varaka bin Nevfel’e durumu anlattılar.
Varaka bin Nevfel Muhammed Aleyhis selam’ın anlattıklarını dinledikten sonra;
-“Müjde Ya Muhammed! Allah’a yemin ederim ki sen İsa Aleyhis selam’ın haber verdiği SON PEYGAMBERSİN! Sana görünen melek, senden evvel Musa Aleyhis selam’a gelen Cebrail Aleyhis selam’dir. Ah! Ne olurdu! Genç olsaydım. Seni Mekke’den çıkardıkları zamana yetişseydim de sana yardım etseydim.” Dedi.
Muhammed Aleyhis selam’a İLK VAHİY geldikten sonra üç sene vahiy gelmedi. Bu arada Mikail Aleyhis selam adındaki melek gelip bazı şeyler öğretti.
Fakat VAHİY GETİRMEDİ.
Bu sırada Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) üzüldükçe Cebrail Aleyhis selam gözüküp;
-“Ey Muhammed! Sen Allah’ın Peygamberisin!” der, üzüntüsünü yatıştırırdı.
İLK VAHYİN gelmesiyle Peygamberliğe başlayan Muhammed Aleyhis selam’ın tebiğinin 13 sene Mekke’de 10 senesi de Medine’de geçti.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 38
19 Kasım 2009Kâ’be-i Şerif
Muhammed (Aleyhis selam)- 38
İLK VAHYİN gelmesiyle Peygamberliğe başlayan Muhammed Aleyhis selam’ın tebliğinin 13 sene Mekke’de 10 senesi de Medine’de geçti.
Mekke devri;
Muhammed Aleyhis selam Vahyin bir müddet kesilmesinden sonra yine Hira dağı’na çıkmıştı. Dağdan aşağı inerken bir ses duydu. Başını kaldırıp baktığında Cebrail Aleyhis selam’ı gördü.
Mübarek kalbı çarparak ve ürpererek evine dönüp;
-“Beni örtünüz” dedi ve örtündü.
Bu sırada Cebrail Aleyhis selam Müddessir suresinin;
-“Ey, (elbisesine) bürünen Peygamber! Kalk da (kavmini Allah’ın azabı ile) korkut. (İman etmezlerse azaba uğrayacaklarını kendilerine haber ver). Rabbini tenzih et. Elbiseni de (daima) temiz tur. Azaba sebep olan şeyleri terk etmekte sebat et.” Mealindeki ilk ayetlerini getirdi.
Bundan sonra artık vahiy aralıksız devam etti. Kur’an-i Kerim ayetleri 22 sene 2 ay 22 gün süren bir müddet içerisinde vahyedilip tamamladı.
Muhammed Aleyhis selam “Ümmi” idi. Yani kitap okumamış, yazı yazmamış, kimseden bir ders görmemişti. Mekke’de doğup büyüyüp, belli kimseler arasında yetişip, seyahat etmemiş iken, Tevrat’ta ve İncil’de, Yunan ve Roma devirlerinde yazılmış kitaplarda bulunan bilgilerden, hadiselerden haber verdi.
İslamiyet’i bildirmek için, hicretin altıncı senesinde Rum, İran ve Habeş hükümdarlarına ve diğer Arap padişahlarına mektuplar gönderdi. Hizmetine altmıştan ziyade yabancı elçi gelmiştir.
Bu hususu Allah-u Teâlâ Kur’an-i Kerim’de şöyle bildiriyor;
-“Sen bu kitap gelmeden önce, bir kitap okumazdın, yazı yazmadın. Okur yazar olsaydın, başkalarından öğrendin diyebilirlerdi.” Buyurlmaktadır (Ankebut suresi ayet 48).
Hadis-i şerifte de;
-“Ben Ümmi Peygamber Muhammed’im… Benden sonra Peygamber yoktur. Buyurludu.
Yine Kur’an-i Kerim’de şöyle buyurlmaktadır;
-“O hevadan (kendi nefsinden) söylemiyor. Kur’an sade bir vahiydir. Ancak vahiy olunur.” (Necm suresi ayet 3-4)
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 55
28 Kasım 2009Kudus şehri (Eski resim)
Muhammed (Aleyhis selam)- 55
Ümm-i Hani (r.anha) düşündü.
-“Bunun Mekke’de düşmanları çok. Hatta öldürmek isteyenler var. Şerefimi korumak için, sabaha kadar O’nu gözeteyim.” Dedi.
Ümm-i Hani (r.a.), babasının kılıcını alıp, evin etrafında dolaşmağa başladı.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), o gün çok incinmişti. Abdest alıp, Rabbine yalvarmağa, af dilemeğe, kulların iman’a gelmesi, saadete kavuşmaları için du’a’ya başladı. Çok yorgun, aç, üzüntülü idi. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.
O anda, Allah-u Teâlâ, Cebrail Aleyhis selam’a;
-“Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübarek bedenini, nazik kalbini çok incittim. Bu halde, yine bana yalvarıyor. Benden başka, hiçbirşey düşünmüyor. Git! Habibi’mi getir! Cennetimi, Cehenemimi göster. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım ni’metleri görsün. O’na inanmayanlara, sözleri, yazıları ve hareketleri ile O’nu incitenlere hazırladığım azapları görsün. O’nu ben teselli edeceğim. O’nun nazik kalbinin yaralarını ben gidereceğim.” Buyurdu.
Cebrail Aleyhis selam, bir anda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in yanına geldi. Mışıl mışıl uyuyor gördü. Uyandırmağa kıyamadı, insan şeklinde idi. Mübarek ayağının altını öptü. Kalbi, kanı olmadığı için, soğuk dudakları, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) i uyandırdı.
Cebrail Aleyhis selam’ı hemen tanıdı ve;
-“Ey Cebrail kardeşim. Böyle vakitsiz niçin geldin. Yoksa bir hata mı ettim, Rabbim’i gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin?” buyurdu. Ve Rabbinin darılacağından çok korktu.
Cebrail Aleyhis selam;
-“Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın sevgilisi; Ey Peygamberlerin efendisi, iyilikler menbaı, üstünlüklerin kaynağı olan Şerefli Peygamber! Rabbin sana selam ediyor. Seni kendine da’vet ediyor. Lütfen kalk. Buyur gidelim.” Dedi.
Kâ’be yanına geldiler. Orada, bir kimse geldi. Göğsünü yardı. Kalbini çıkardı. Zemzem suyu ile yıkadı. Yine yerine koydu. Sonra cennet’ten gelen Burak adındaki beyaz hayvan’a binip, bir anda Küdüs’de, Mescid-i Aksa’ya geldiler.
Cebrail Aleyhis selam kayayı parmağı ile deldi. Burak’ı oraya bağladı. Geçmiş Peygamberlerden bazısının ruhları insan şeklinde orada idi. Cemaatle namaz için Adem aleyhis selam, Nuh Aleyhis selam, İbrahim Aleyhis selam Peygamberlere, İmâm olmalarını sıra ile söyledi. Hiç biri kabul etmedi. Özür dilediler.
Cebrail Aleyhis selam, Habibullah (s.a.v.) ı ileri sürdü.;
-“Sen varken, başkası İmâm olamaz,” dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu







