‘Kahraman okçu’ olarak etiketlenmiş yazılar
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 2
03 Mayıs 2009Mescid-i Nebevvi
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 2
Hz. Ebû Talha, İslâm güneşinin Mekke-i Mükerremede doğup cihanı aydınlatmaya başladığı sırada 20 yaşına erişmiş tam gençlik çağını yaşıyordu. Bu sırada Mâlik bin Nadr’dan dul kalan ve Hz. Enes bin Mâlik’in annesi olan Ümmü Süleym ile evlenmek istedi. Bu Ümmü Süleym, cahiliye devrinde Mâlik bin Nadr ile evliydi. İslâmiyeti kabul edince, kocası dininden ayrılması için çok uğraştı. Hz. Ümmü Süleym’in müslümanlığı terk etmemesi sebebiyle Kocası Mâlik buna darılıp Şam’a doğru yola çıkmış, yolda da eşkıyalar tarafından öldürülmüştü. Eşinden dul kalan Ümmü Süleym, kendisi ile evlenmek isteyen Ebû Talha’ya (r.a.): “Benim de seninle evlenmek arzum yok değil! Senin bu arzunu red etmek istemezdim. Fakat ben, İslâmiyeti kabul edip müslüman oldum. Sen ise, henüz müşriksin. Dînime göre, müslüman bir kadının, kâfir olan bir erkek ile evlenmesi caiz olmayıp, yasaktır. Eğer müslüman olursan, seninle evlenirim ve müslümanlığından başka bir şey de istemem.” dedi. Ebû Talha da, Onun bu talebini kabul edip, müslüman oldu ve onunla evlendi. (Bkz. Ümmü Süleym). Hz. Ümmü Süleym’den Abdullah ve Ebû Ümeyr adında iki oğlu olmuştur. Başka bir rivâyette de, Hz. Ebû Talha’nın, İslâmiyeti kabul edişi şöyle bildirilmektedir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) efendimiz, İslâmiyeti Medinelilere öğretip yaymak için Mus’ab bin Umeyr’i (r.a.) vazifelendirmişti. Hz. Mus’ab, Medine halkına İslâmiyeti anlatırken, bir gün Ebû Talha (r.a.) ile görüşüp, Onu da bu dîne girmeye davet etmişti. Hz. Ebû Talha İslâmiyeti kabul ettikten sonra, Mekke-i Mükerreme’ye giderek Resûlullah efendimiz ile görüşüp, Onunla konuşmak, sohbetinde bulunmak şerefine de kavuşmuştu. Mekke’de, Resûl-i Ekrem’e bîat ettikten sonra tekrar Peygamberimiz tarafından, Medineye gönderilmiş ve oradaki Ensâra İslâmiyeti tebliğ etmek, açıklayıp öğretmek için ta’yin olunan nakiblerden (temsilcilerden) biri olmuştu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha el-Ensari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 3
03 Mayıs 2009Uhud şehidliği
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 3
Hicretten sonra Peygamberimiz, Onun ile Muhacirlerden ve Cennet ile müjdelenenlerden Hz. Ebû Ubeyde bin Cerrah arasında kardeşlik akdi yaptı. Resûlullah’a teslimiyeti ve bağlılığı, tarifi zor olan bir aşk derecesinde idi. Hz. Ebû Talha, malı mülkü, çoluk ve çocuklarıyla birlikte hayatını Resûlullah’a hizmetle geçirmiştir. Resûlullah efendimiz kendisini çok severdi. Bedir’de ve diğer bütün muharebelerde Resûlullah’tan hiç ayrılmamıştı. Müşriklerle yapılan Uhud harbinde çok büyük fedâkârlıkları görülmüştür. Uhud’da, bir ara müslümanlar dağılmışlardı. Düşman askerleri tâ Resûlullah’ın yanına kadar yaklaşmışlardı. Bu durum, büyük bir tehlike arz ediyordu. Buna rağmen bir avuç fedâkâr müslüman, Resûlullah’ın etrafında halkalanıp, canlı bir duvar meydana getirdiler. Onu korumak için canlarını fedâ ettiler. Hz. Ebû Talha da, Resûlullah’ın yanından hiç ayrılmayanlardandı. Resûlullah’a saldıran ve O’na büyük sıkıntı veren müşriklere karşı eline geçirdiği bir kalkanı kullanıp vücudunu siper ederek, onlardan hiçbirisini Resûlullaha yaklaştırmamış ve bir yandan da son derece maharetle düşmana ok yağdırmaya devam etmiştir. O kadar ki, arkasında bulunan Resûlullah efendimiz arada bir mübârek başını kaldırır ve Ebû Talha’nın (r.a.) attığı okların isabet ettiği yerleri gözetirdi. Resûlullah’a bir okun isabet edeceğinden korkup: “Yâ Resûlallah! Anam babam, canım sana kurban olsun! Mübârek başınızı kaldırmayınız ki, size bir düşman oku isabet edip zarar vermesin! Beni boğazlamadıkça, bunlar sana ulaşamazlar. Ben ölmedikçe size bir şey olmaz” diyerek Resûlullah’ı kendi nefsine tercih ederdi. Yüksek sesi ile düşmana korku salardı. Bundan dolayı Peygamber efendimiz, “Asker içinde Ebû Talha’nın sesi, yüz kişiden hayırlıdır” buyurdu. Uhud harbinin bu dehşet veren safhası, Allaha ve O’nun Resûlü Muhammed aleyhisselâma îmân edip, canlarını fedâ etmekte bir an dahi olsun tereddüt etmeyen müslümanlara Allahü teâlânın yardımı ulaşarak son buldu. Dağılan müslümanların, Resûlullah’ın etrafında tekrar toplanması ile zafer kazanıldı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha el-Ensari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 4
03 Mayıs 2009Uhud şehidliği Okçular (Ayneyn) tepesi
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 4
Hendek harbinde de, kendisine ayrılan bölgeyi, kabilesi ile birlikte en iyi şekilde savunup korumuştur. Hz. Ebû Talha, Hayber savaşında da, Resûlullahın maiyetinde muharebeye katılmış, hatta bu esnada Resûlullah’ın bir emrini müslümanlara tebliğ etmekle memur edilmişti. Şöyle ki, daha önce Arapların yediği ehli merkep eti, bu harp esnasında harâm edilmişti. Bir ara müslümanlardan bazıları merkep eti yemek için ateş yakmışlar, bu etleri pişirmeye başlamışlardı. Müslümanların bu halinden haberdâr olan Resûlullah efendimiz, Hz. Ebû Talha’yı gönderip, ehli eşek etini yemenin harâm edildiğini bildirmesini istedi. Askerlerin karargâhına varan Ebû Talha (r.a.), hepsine bu emri tebliğ etmiş, ocakların üstünde pişen tenceredeki etler hemen dökülmüştü.
Hz. Ebû Talha, Mekke’nin fethinde de, kendi kabilesi ile birlikte savaşa iştirak etmiştir. Huneyn harbinde ise çok büyük fedâkârlıklar göstermiştir. Bu harpte yalnız kendisi yirmi müşrik (puta tapan) askerini öldürmüş ve Resûlullah efendimizin “Her kim, kaç düşman askeri öldürürse, öldürdüğü kimselerin atı, silâhı ve diğer techizatı öldürene aittir. Ganimete dahil değildir.” emirleri gereğince, 20 askerin bütün techizatı kendisine kalmıştır.
Hz. Ebû Talha, Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte Veda Haccında bulunduktan sonra, Medine’ye geri döndü. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) vefât ettiği zaman, kabr-i şerîflerini, Medine halkının âdetine uygun olarak kazmak şerefine de nail olmuştur.
Hz. Ebû Talha, Resûlullah’ın vefâtından sonra Hz. Ebû Bekr-i Sıddîk ve Hz. Ömer’ül-Farûk’un halifelik zamanlarında yapılan harplerin de çoğuna katılmıştır. Bu muharebelerde de büyük kahramanlıkları görülmüş ve nice kâfirleri, dinden ayrılanları maharetle kullandığı oku ile yere sermiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha el-Ensari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 5
03 Mayıs 2009Uhud şehidliği Okçular (Aynen) tepesinin yakından görünüşü
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 5
Resûlullah’ın âhirete irtihalinden sonra, Eshâb-ı kirâmın her biri, onun ayrılık acısına dayanamayarak başka şehirlere hicret etmişlerdi. Hz. Ebû Talha da, ayrılık üzüntüsü sebebiyle Şam’a gitti. Burada uzun müddet kaldı. Medine’ye dönüp, Resûlullah’ın kabr-i şerîfini ziyâret etmek arzusu her geçen gün fazlalaşmasına rağmen, ancak Hz. Ömer’in şehîd edilmesine yakın bir zamanda gelebilmişti. Hz. Ömer de, Ebû Talha’yı (r.a.) çok sever, ona çok güvenirdi. Sarsılmayan bir itimadı vardı. Nitekim Hz. Ömer, kendisinin vefâtından sonra halife olacak kimsenin seçimini 6 kişilik bir şûrâ’ya (heyete) havale etmişti. Bu altı kişi, dünyâda iken Cennetle müjdelenmişlerdi. Bunlar, içlerinden birisini halife seçeceklerdi. Hz. Ömer, bunların her birine ayrı ayrı nasihatte ve tavsiyelerde bulundu. Ayrıca, Medineli Sahâbîlerin en zengin olanlarından ve üstün cesareti ile meşhûr olan, Ebû Talha’ya (r.a.) hitaben: “Ey Ebû Talha! Çok kerre Allahü teâlâ seninle, İslâmı aziz kılmıştır. Bu defa da hizmet eyle! Halifeyi seçecek şûra üyeleri bir evde toplanacaklar. Sen de, Ensârdan 50 kişi ile kapıda bekle, dışarıdan kimseyi içeri sokma. Üç gün içlerinden birini halife seçmek üzere onları teşvik et!” dedi. Halife seçimi, belirtilen sürede tamamlanıp, Hz. Osman halife oldu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha el-Ensari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 6
03 Mayıs 2009Hayber kalesi
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 6
Hz. Ebû Talha, Hz. Osman ve Hz. Ali zamanlarında meydana çıkan karışıklıklara, fitnelere karışmamış, Medine’de bir köşeye çekilerek ibâdetle meşgul olmuştur. Emevîler devrinde yaşı bir hayli ilerlemişti. 70 yaşında bulunduğu sırada kendisi bir gün Berâe (Tevbe; sûresini okurken 41.nci: “Ey mü’minler gerek hafif (süvari) gerek ağırlıklı (piyade) olarak seferber olun ve mallarınızla canlarınızla Allah yolunda muharebe edin! Eğer bilirseniz, bu sizin için pek hayırlıdır” âyet-i kerîmesi gelince, şecaat ve kahramanlık damarı kabarıp: “Rabbim beni gerek gençliğimizde, gerekse ihtiyarlığımda kâfirler ile harbe ve cihada davet ediyor. Çabuk beni harp için techiz ediniz ve yolculuk için lâzım olacak şeyleri hazırlayınız. Harbe gideyim!” dedi. Oğulları da: “Ey Babacığım! Resûlullah ile birlikte, O âhirete göç edinceye kadar cihadda bulundun. Sonra da Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer zamanlarında harblere katıldın. Şimdi harb etmek sırası bizimdir. Sen otur, biz gidelim” dediler ise de, Hz. Ebû Talha: “Hayır, hayır! Ben gideceğim!” diyerek evvelki sözünden vazgeçmemiştir. Hicretin 34 (m. 654) senesinde, bir deniz harbi için hazırlanan orduya katılmış, fakat gemiye bindikten ve denize açıldıktan bir müddet lonra vefât etmiştir. Vefatından sonra yedi gün kara parçası bulunamadığı için defn edilememiş, bu kadar uzun süre dışarıda kalmasına rağmen sanki hayatta imiş gibi mübârek cesedinin bozulmadığı görülmüştür. Gemi sahile yanaşınca karada bir yere dlefnedilmiştir. Vefat tarihi ve yeri hakkındaki rivâyetler değişiktir. Medine’de iken vefât ettiği, cenaze namazını Hz. Osman’ın aldırdığı da bildirilmektedir. 51 (m. 671) yılında vefât ettiği de rivâyet edilmektedir. Hz. Ebû Talha’nın, Resûlullah’ın vefâtından sonra tam 40 yıl oruç tuttuğunu Hz. Enes bin Mâlik rivâyet etmektedir. Bu rivâyete göre, hicretin 50 veya 51.nci senesinde vefât ettiği anlaşılmaktadır. Çünkü Ebû Talha (r.a.), Peygamberimizin zamanında ömrünün çoğunu harplerde geçirmiş olup, oruçlarını tutamamış olması sebebiyle kaçırdıklarını telafi için devamlı olarak bayram günler haricinde 40 yıl oruç tutmuştur. Bu rivâyet, hadîs âlimlerinin itirazlarına uğramamış ve sahih bulunmuştur.
Hz. Ebû Talha’nın fazileti, üstünlüğü ve kemâli çoktu. Resûl-i Ekrem’in yanında hususi bir yeri vardı. Ona bağlılığı ve muhabbeti ile tanınmıştı. Resûlullah’ın uğrunda katlanmayacağı hiçbir fedâkârlık yoktu. Bütün harblerde, gözü ile Resûlullah’ı takibederdi. O’na bir zarar gelmemesi için, en sıkışık anlarında Onun yanına koşar ve vücudu ile Ona siper olmaya çalışırdı. Hayber seferinde, Resûlullah efendimiz harb ganimeti olarak kendisine verilen Hz. Safiyye’yi devesinin arkasına alarak, geri dönerken yolda devenin ayağının kayması ile her ikisi birden deveden düştüler. Bundan haberi olan Ebû Talha (r.a.), önündeki bütün engelleri en süratli bir şekilde aşarak, hemen yanlarına koştu ve Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) baygınlık hâlini görünce aklı başından gitti. Hemen onları ayıltmanın çarelerini aradı ve buldu. Sonra Peygamberimizi devesine bindirdi. Kendisi ve Hz. Enes bin Mâlik, develerine binmiş oldukları halde, Resûlullah’ın iki yanına geçip dengeli bir vaziyette Medine’ye getirdiler.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha el-Ensari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu




