‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 5
14 Şubat 2009Girnavas şelalesi (Nusaybin)
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 5
Hilafet otağına gitmeyip;
-“Hilafet otağında Sülayman’nın ailesi var. Ben onların rahatsız olmamalarını uygun görmem. Onlar yerleşinceye kadar, benim kıl çadırım bana yeter!” buyurdu.
Bu sözleri, insafı ve ahlakı büyüklüğünü ne güzel efade etmektedir.
Evine gitti. Azadlı kölesi, onun pek kederli ve düşünceli olduğunu görünce;
-“Bu halininizin sebebi nedir?” diye sordu.
Cevabında buyurdu ki;
-“Doğudan batıya kadar olan Ümmet-i Muhammed (s.a.v.) in hukukunu yerine getirme bana vazife oldu. Bundan büyük endişe edecek şey olur mu?”
Daha sonra hanımı ve amca kızı olan Fatima binti Abdülmelik’i yanına çağırıp,
Buyurdu ki;
-“Eğer benimle birlikte yaşamak istersen ZİYNET VE MÜCEVHERLERİNİ BEYT-ÜL-MAL’A BIRAK. ZİRA ONLAR SENİN YANINDA İKEN BEN SENİNLE BERABER OLAMAM.”
Fatima, bütün ziynet ve müceherlerini Bet-ül mal’a verdi. Fatima’nın bu davranışı, Peygamberimiz (s.a.v.) in kızı Hazreti Fatima (r.anha) gibi ma’navi süsler ve ruhi meziyetler ile yaşamaya karar verdiğini göstermekte idi.
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) de ellibin altınının hepsini dağıtı. Bir elbisesi kaldı.
Cariyelerine de;
-“Serbestsiniz. İsteyeniniz olursa, azad ederim. Benden bir talebte bulunmamak şarti ile kalmak isteyen varsa kalabilir. Çünkü bana verilen vazife beni sizinle meşgül olmaktan alıkoyuyor.” Buyurdu.
Hepsi ağladılar, üzüldüler. Hanımı Fatima’yı dahi serbest bıraktı. O da üzülüp ağladı. Efendisinden ayrılmadı.
<<<Ömer bin Abdülaziz (r.a.) ın başka bir yazısı>>>
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 6
14 Şubat 2009geliye Şam’e (Nusaybin)
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 6
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) halife olduğu sene Medine-i münevverede bulunan, oğlu Abdülmelik’e şöyle yazdı;
-“ŞAHSIMDAN SONRA KENDİSİNE NASİHATTE BULUNUP, GÖZETİP, MUHAFAZA ETMEK MECBÛRİYETİNDE OLDUĞUM İLK İNSAN SENSİN. Hamd Allah-u Teâlâ’ya mahsustur. Allah-u Teâlâ bize çok lütuf ve ihsanda bulundu. O’ndan ihsan ettiği ni’metlere, karşı şükür yapabilme kuvveti vermesini dileriz. Allah-u Teâlâ’nın babana ve sana olan lütfunu hatırla. Kendine, gençliğine ve sıhhatına DİKKAT ET. Eğer Hamd (Elhamdülillah), tesbih (Sübhanallah), tehlil (Lâ ilâhe illallah) diyerek, dilini zikirle meşgül edebilirsen bunu yap.”
Ömer bin Abdülaziz hazretleri (r.a.), hilafet makamına geçtiği gün, zamanının tanınmış fıkıh âlimlerinden Sâlim bin Abdullah (r.a.), Recâ bin Hayve (r.a.) ve Muhammed bin Ka’b Kurazi (r.a.) yi da’vet edip,
Onlara;
-“Halk beni ne kadar bir ni’met olarak görüyorsa da ben bu halifelik makamını; taşıyamiyacağım bir yük ve çok ağır bir mes’ûliyet olarak görüyorum. Ben bu yükün altına girdim. Benim için çâre ve tedbir olarak nasihatlarınız nedir?” diye sordu.
Onlardan bir tanesi dedi ki;
-“Yarın kıyamet günü kurtulmak istersen, Müslümanların İHTİYARLARINI BABAN, GENÇLERİNİ KARDEŞİN VE KÜÇÜKLERNİ EVLADİN BİL. O ZAMAN BÜTÜN MÜSLÜMANLARA, KENDİ EVİNDEKİ, ANA-BABA, KARDEŞ VE EVLADIN GİBİ MUAMELE ETMİŞ OLURSUN.”
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) halife olunca, üzerine aldığı mes’uliyetin ağırlığından dolayı iki ay müddetle üzüntü ve keder içinde kaldı. Millet ve memleket işlerini adâletle idare etmekte ve hak sahiblerine haklarını iâde etmekte çok hassas davranıyor, kendisini hiç düşünmüyordu.
Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.), yakın dostu Hazreti Sâlim (r.a.) e;
-“Kardeşim Sâlim! Allah-u Teâlâ beni halifelik ile imtihan ediyor. Yemin ederim ki, kurtalamiyacağımdan korkuyorum. BANA DEDEM HAZRET-İ ÖMER (r.a.) İN MEKTUPLARINI, HAYATI HAKKINDA BİLİNENLERİ, MÜSLÜMANLARA VE GAYRİ MÜSLİMLERE OLAN HÜKÜMLERİNİ BİLDİR. DEDEM HAZRETİ ÖMER (r.a.) İ KENDİME NÜMÛNE KABUL ETTİM. O’NA GÖRE HARAKET EDECEĞİM.”Dedi.
Halifeliği zamanında yaptığı bütün işlerde gözleri önünde kıyamet gününü getirirdi. Halkının haklarını lâyıkıyla yerine getirmemekten çok korkuyordu. Halifeliğini adâlet ile yürütüp, HULEFÂ-İ RAŞİDİN’İN (Dört halife) YOLUNDAN AYRILMADI.
Önemli memüriyetlere dirayetli ve âdil bildiklerini ta’yin etti. Horasan’a Cerrah bin Abdullah el-Hakim (r.a.) i Basra’ya Adiy bin Ertet el-Fazara (r.a.) yı, Kufe’ye Abdulhamid bin Abdurrahman el- Kureşi (r.a.) yi, Hindistan’a Amr İbni Müslim (r.a.) i Cezire’ye (Mezopotamya) Ömer bin Humeyre el Fezari (r.a.) yi İspanya’ya Semh bin Melik el- Haftani (r.a.) yi ve Afrika’ya İsmail bin Abdullah (r.a.) i ta’yin etti.
<<<Ömer bin Abdülaziz (r.a.) ın başka bir yazısı>>>
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 7
14 Şubat 2009Kelehke şeh Atman mağarasi (Nusaybin)
Ömer bin Abdülaziz (Radiayllah-u anh)- 7
Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.) devrin meşhûr âlimlerinden ve sofiye-i aliyye’den hasan-i Basri Hazretleri (r.a.), Amr el-Sahi (r.a.) yi de Küfe kadılığına ta’yin etti.
Vali’lerinin yanına fıkıh âlimi de verdiği olurdu. Kufe valisi Abdulhamid’in yanına , fıkıh âlimi Ebû Zinad (r.a.) katib olarak vazifeliydi.
Fakat, Hazreti Ömer bin Abdülaziz her yerde bizzat kendisini mes’ul hisediyordu. Kalbinde yer eden gâye; otoriterinin fazlalaştırılmasından ziyade, hak ve hukukun tesisi idi.
Müslim ve gayr-i Müslim teb’asına çok âdil davranıp, yaptığı işlerde adâleti yaygınlaştırdı. Ehl-i Beyt’e dil uzatanların çirkin haraket ve sözlerine mâni olup, son verdi.
Ehl-i Beyt’e çok saygı gösterir ve yardım ederdi. Peygamberimiz (a.s.v.) in vakıf ettiklerinden ‘FEDEK BAHÇESİNİ’ Tekrar Ehl-i Beyt’ten Muhammed bakır (r.a.) a iâde etti. TOPRAK HUKUKU VE MALİYE ALANLARINDA PEYGAMBER EFENDİMİZ (s.a.v.) İN EMİRLERİNİ YERİNE GETİRDİ.
Müslüman olan gayr-i Müslim’lerden cizye vergisini kaldırdı. Her tarafta Müslüman olanların sayısı arttı. Doğu’da ve Batı’da miyonlarca gayr-i Müslim Müslüman oldu.
İslam orduları doğu ve batıda fetihlere girişti. MALATYA ŞEHRİ, RUMLAR’DAN YÜZBİN ESİR KARŞILIĞI SATIN ALDI. Preneler aşılıp fransa’ya girildi. Narbonne ele geçirildi. Burada güçlü üsler kuruldu.
Afrika’da bütün BERBERİLER O’NUN ZAMANINDA MÜSLÜMAN OLDU. Müsevi, hiristiyan, ateşperestlere gösterdiği yapıcı siyaset karşısında, onların arasında İSLAMİYET GENİŞ ÖLÇÜDE YAYILDI.
Müslüman ve Gayr-i Müslim bütün teb’ası tarafından sevildi. Hak ve adâletin yayılmasında ve zulmün kalkmasında çok hizmet etti. ZAMANINDA KURT İLE KUZU BERABER YAŞADI.
Devrinin âlim ve velilerinden Mâlik bin Dinar hazretleri (r.a.) anlatır;
-“Ömer bin Abdülaziz halife olduğunda bir çobanın şöyle dediği işitildi”
(-“Acaba bu temiz, âdil halife kimdir?)
Çobana;
-“Böyle olduğunu nereden bildin?” diye sorulduğunda;
Vazifesi dağ bayır demeyip koyun otlatan, çeşitli yırtıcı hayvanların tehlikesini pek iyi bilen çoban, sâfiyetle bulduğu teşhisiyle şu cevabı verdi;
-“Âdil bir halife başa geçince ‘KURTLAR KUZULARA SALDIRMAZ.” Oradan anladım.
<<<Ömer bin Abdülaziz (r.a.) başka bir yazsı>>>
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 8
15 Şubat 2009Möjdank mevki-i (Nusaybin)
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 8
Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.) hergün âlimleri çağırır, onlarla ölüm ve kıyamet hallerinden konuşurlardı. Konuşmalar onlara o kadar te’sir ederdi ki, sanki içlerinden bir vefat etmiş gibi ağlarlardı.
Ömer bin Abdülaziz Hazretleri (r.a.), Allah-u Teâlâ’nın emir ve yasaklarını yerine getirmede ve halka bildirmede çok dikkatliydi.
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) in devrinde halk dahi ibadet ve taât yoluna girdi.
Meclislerinde;
-“Bu gece ne okudun? Kur’an-i kerim’den kaç ayet ezberledin? Bu ay kaç gün oruç tuttun?” gibi sözler söylenmeye başlandı.
Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) dine sokulan bid’atlari ortadan kaldırıp, unutulmuş sünnetleri meydana çıkarmaya çalıştı.
Hadis-i Şerifleri toplatıp, kitap haline getirdi.
Mezhepler hakkında,
-“Eshab-i kiram’ın (r.a.) ictihadlari farklı olmasaydı, dinde ruhsat, kolaylık olmazdı.” Buyurdu.
Hazreti Ali (r.a.) ile ictihad ayrılığından muharabe edenler için buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.), ellerimizi bu kanlara bulaşmaktan koruduğu gibi, biz de dilimizi tutup, bulaştırmayalım!”
İmâm-i Şafi-i hazretleri (r.a.) de böyle buyurmuştur.
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) Evzâi (r.a.) ye yazdığı bir mektubta;
-“Biliniz ki, ölümü çok hatırlayan kimse, az bir dünyalık ile iktifa eder, konuştuğu kelimelerin hesabını vereceğini düşünen kimse çok az konuşur, ancak lüzümlü sözleri söyler.” Buyurdu.
Yine Ömer bin Anbdülaziz (r.a.) buyurdu ki;
-“Kendimi överim korkusu ile bir çok sözleri söylemekten kaçınırım.”
Meymûn bin Mihran (r.a.) diyor ki;
-“Ömer bin Abdülaziz (r.a.) ile beraber bir kabristana uğradık.”
O kabirleri görünce ağladı;
-“Ey Meymûn! Şu gördüğün kabristanda yatanlar, babalarım Emevilerdir. Bunların hepsi gelip geçtiler. Lakin şimdi sanki dünyaya hiç gelmemişler, dünya lezzetlerini hiç tatmamışlardır. Şu anda toprak altında yatıyorlar ve cesedlerini kurtlar yemektedir.”
Meymûn (r.a.);
-“Ömer bin Abdülaziz (r.a.) hem böyle söyliyor, hemde ağlamağa devam ediyordu.”
Sonra buyurdu ki;
-“Vallahi burada, kimin azabda olduğunu, kimin Allah-u Teâlâ’nın azabından emin olduğunu bilemiyorum.”
>>>Ömer bin Abdülaziz (r.a.) nın bir başka yazısı>>>
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 9
15 Şubat 2009Dikke köprüsü (Nusaybin)
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 9
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) buyurdu ki;
Geçen gece ölüleri düşündüm. En samimi bir dostun ölse, onu üçgün sonra mezarında görsen, oradan kaçarsın. Orada dolaşan kurt ve böcekleri, akan irinleri, pis kokular arasında kurtların kendisini nasıl parçaladığını kefeninin bozulduğunu, vucudunun pis hale geldiğini görüp kendisinden nefret ederdin.” Bunları söyledikten sonra bayılıp düştü.
Âlimlerden birisi Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) i ziyaret etti. Çok ibadet etmekten dolayı yüzünde ve rengindeki değişikliği görerek;
-“Bu ne haldır?” dedi.
Ömer bin Abdülaziz (r.a.);
-“Sen beni ölümümden birkaç gün sonra mezarımda ziyaret etsen, gözlerimin çıkıp, yanaklarımın üzerine akdığını, dudaklarımın dişlerimi kapayamadığını, ağzımın açık kalıp oradan irin ve cerahatin akmakta olduğunu, karnımın şişip göğsümün üzerine geldiğini, bağırsaklarımın döküldüğünü, burun deliklerinden irin ve kurtların çıktığını görmekle şimdi gördüğünden çok daha feci bir manzara ile karşılaşırsın.” Dedi.
Halifeliğinde, yanına bir heyet gelmişti. Heyetten bir genç nutuk söylemeye başladı.
Bunun üzerine Ömer bin Abdülaziz (r.a.);
-“Sen dur, yaşlınız konuşsun.” Diyerek genci uyarmak istedi.
Genç;
-“Ey Emir-ül Mü’minin! İş yaşa göre ise, Müslümanların içinde senden daha yaşlı olanlar yok mu?” deyince
Ömer bin Abdülaziz (r.a.);
-“Konuş bakalım.” Diyerek gence söz verdi.
Genç;
-“Ey Emir-ül mü’minin! Biz senden bir şey isteyen ve senden korkan bir heyet değiliz. SENEN BİR ŞEY İSTEMİYORUZ. Çünkü lütüf ve ihsanınız o kadar çok ki, bu bize ulaşmıştır. SENDEN KORKMİYORUZ. Çünkü adaletin bizi korkmaktan emin kılmıştır.” Dedi.
Ömer Bin Abdülaziz (r.a.);
-“Siz kimsizniz?” deyince
Genç;
-“Teşekkür hey’etiyiz. TEŞEKKÜR EDİP GERİ DÖNMEK İÇİN GELDİK.”Dedi.
<<<Ömer bin Abdülaziz (r.a.) nın bir başka yazısı>>>
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 10
15 Şubat 2009Girnavas şelalesi (Nusaybin)
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 10
Yezid-i Rekkası (r.a.),Ömer bin Abdülaziz (r.a.) in huzuruna geldi.
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) yezid (r.a.) e;
-“Bana nasihat et.” Dedi.
Yezid-i Rekkasi (r.a.);
-“Ey Müslümanların emiri! Senden önceki halifeler öldüğü gibi sen de öleceksin.” Dedi.
Ömer (r.a.) bunu duyunca ağladı
Ve;
-“Devam et.” Dedi.
Yezid (r.a.);
-“Âdem (a.s.) den sana gelinceye hiçbir baban hayatta değildir. Hepsi vefat ettiler.” Dedi.
Ömer (r.a.) ağlayarak;
-“Yine devam et.” Dedi.
Yezid (r.a.);
-“Öldükten sonra Cennet ile Cehennemden başka gidileceke yer yoktur.”
Halife Ömer (r.a.) bunu duyunca düşüp bayıldı.
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) in câriyesi yanına geldi. Selam verdi ve namaz kılınan odaya geçti. İki rek’at namaz kıldı. Sonra uyuya kaldı. Biraz sonra kalktı,
Ve halife’ye;
-“Ey Emir-ül Mü’minin tuhaf bir rü’ya gördüm.” Dedi.
Halife ömer (r.a.),
-“Ne gördün anlat.” Dedi.
Cariye;
-“Rü’yamda cehennemi gördüm. Cehennemlik olanların üzerine kükreyip duruyordu. Sonra cehennem üzerinde SIRAT KÖPRÜSÜ Kuruldu. Abdülmelik bin Mervan geldi, köprüye girdi. Birkaç adım attı, sonra devam edemeyip Cehennem’e düştü. Sonra Süleyman bin Abdülmelik geldi. O da aynı şekilde Cehennem’e düştü.” Dedi.,
Halife Ömer (r.a.);
-“Devam et.” Dedi.
Cariye;
-“Sonra da seni getirdiler.” Der demez, Ömer bin Abdülaziz (r.a.), bir AH çekti, düştü ve kendinden geçti.
Cariye Yüksek sesle;
-“Vallahi senin selametle Sırat köprüsünü geçtiğini gördüm.” Dedi ise de Halife Ömer (r.a.) bunu duymuyor, yerde çırpınıp duruyordu.
<<<Ömer bin Abdülaziz (r.a.) nın bir başka yazısı>>>
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 11
15 Şubat 2009Aşke keşe (Baverne yolu) Nusaybin
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 11
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) yanına birisi gelerek;
-“Falanca kimse, sizin için şöyle şöyle söyliyor.” Dedi.
Ömer (r.a.);
-“İsresen bu işi araştıralım. Eğer yalancı isen, hucurât sûresinin 6. âyet-i kerimesinin hükmüne göre mes’ûl olursun. Söylediğin yanlış ise, Kalem sûresi 11. ayet-i kerimesinin hükmüne göre mes’ûl olursun. Her iki halde de Mes’ûl olursun. İSTERSEN ÜÇÜNCÜ HÂLİ TERCİH EDİP, SENİ AFFEDELİM. VE BU MES’ELEYİ KAPATALIM.” Dedi.
Bunun üzerine o kimse tövbe edip, bir daha böyle bir şey yapmam dedi.
Bir kimse, Ömer bin Abdülaziz hazretlerine gelip, birinin kendisine zulmettiğini söyledi.
Gelen kimseye;
-“O kimseden hakkını almış olarak, Allah-u Teâlâ’nın huzuruna gitmktense, O kimsede hakkın olarak Allah-u Teâl’nın huzuruna gitmen daha iyidir.” Buyurdu.
Ömer bin Abdülaziz (r.a.), bir Cum’a namazını kıldırtıktan sonra, insanların arasına oturdu. Sırtındaki elbisenin iki tarafı da yamalı idi.
Birisi kendinse dedi ki;
-“Ey Mü’minlerin emiri! İmkanlarınız var. Daha kıymetli elbise giyseniz olmaz mı?” dedi.
Ömr (r.a.) Bir müddet düşündü ve başını kaldırıp;
-“Varlıklı halde iken iktisad etmek ve hakkını almaya gücü yettiği halde affetmek, hakkını helâl etmek çok makbul ve çok faziletlidir.” Buyurdu.
Ömer bin Abdülaziz hazretleri (r.a.) bir sarhoşu gördü. Onu yakalayıp cezalandırmak istedi. Ama sarhoş, O’na hakaret etti. O da sarhoşu bıraktı. Cezalandırmaktan vaz geçti.
-“Niçin, size hakaret edince bıraktınız?” dediler.
Buna cevaben buyurdu ki;
-“O hakaret etmekle beni öfkelendirdi. Eğer ona ceza verseydim, kendim için ceza vermiş olurdum, kendi şahsım için bir müslümanı cezalandıramam.”
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) Buyurdu ki;
Allah-u Teâlâşu üç kimseyi çok sever.”
-“1-Gücü yettiği halde affedeni,”
-“2-Hiddetli anında öfkesine hâkim olanı,”
-“3-Allah-u Teâlâ’nın kullarına şefkatlı olanı.”
<<<Ömer bin Abdülaziz (r.a.) nın bir başka yazısı>>>
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 12
16 Şubat 2009Girnavas şelalesi (Nusaybin)
Ömer bin Abdüaziz (Radiyallah-u anh)- 12
İnsanlara olduğu gibi hayvanlara da merhametliydi. Bir katırı vardı. Bunu pazarda çalıştırır, gelen parayla da ihtiyaçlarını temin ederdi.
Katırı çalıştıran işçisi, bir gün normaldan fazla para getirince;
-“Neden böyle fazla para geldi?” dedi.
İşçi;
-“Pazar kalabalık ve bereketliydi.” Cevaba karşılık,
Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.);
-“Hayır, böyle değil. Sen katırı çok çalıştırıp, yordun. Katırı, üç gün dinlendir.”emrini verdi.
Bir gece O’na misafir geldi. O bir şey yazıyordu. Misafiri da yanında oturuyordu. Lambanın yağı azaldı. Sönecek gibi oldu.
Misafir;
-“Ya Emir-ül-mü’minin! Kalkıp lambaya yağ koyayım mı?” deyince,
Halife Ömer bin Abdüzlaziz (r.a.);
-“Misafirine iş gördürmek, insanın mürüvvetine yakışmaz.” Buyurdu.
Misafir;
-“O halde hizmetçiği kaldırayım mı?”
Ömer bin Abdülaziz (r.a.);
-“O da olmaz, daha akşamın ilk uykusundadır.”
Ömer bin Abdülaiziz (r.a.) kalkıp, lambaya yağ doldurdu.
Misafir bu hali görünce hayretle;
-“Ama bu işi kendin yaptın, neden?” deyince
Halife ömer bin Abdülaziz (r.a.) Buyurdu ki;
-“Ömer’dim. Yaptım, bitirdim, yine Ömer’im. İNSANLARIN ALLAH KATINDA HAYIRLISI TEVAZU SAHİBİ OLANLARIDIR.”
Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.) bir gün hanımına;
-“Bir dirhemin var mı? Biraz üzüm alalım.” Dedi.
Hanımı;
-“Senin gibi bir Sultanın bir dirhemi olmazsa, benim olur mu?” deyince
Ömer (r.a.) hanımına;
-“Doğru söyliyorsun ey Fatima! Fakat böyle olması, Cehennemde kızgın zincirleri boğazımda taşımadan iyidir.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 13
16 Şubat 2009Girnavas tepesinden bir görünüş (Nusaybin)
Ömer bin Abdüaziz (Radiyallah-u anh)- 13
Ömer bin Abdülaziz Hazretleri (r.a.), oğlunun BİN dirheme bir yüzük taşı satın aldığını haber aldı. Hemen oğluna mEktup yazarak, o yüzük taşını satmasını ve bin kişinin karnını doyurmasını emretti. Ayrıca iki dirhemlik bir yüzük kullanmasını,
Ve yüzüğün üzerine;
-“Allah-u Teâlâ haddını bilene merhamet eylesin.” Diye yazmasını istedi.
Bir gün etrafındakiler Ömer bin Abdülaziz (r.a.) e;
-“İnsanların en ahmak olanı kimdir? Diye sorunca,
Ömer bin Abdülaziz (r.a.);
-“ÂHİRETİNİ DÜNYA İÇİN SATAN, AHMAKTIR, ÂHİRETİNİ BAŞKASININ DÜNYASI İÇİN SATAN İSE DAHA AHMAKTIR.” Buyurdu.
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) hazretleri, hutbe okurken kalbine ucb (kendini beğenmek) hâli gelirse hutbeyi yarıda keser, yazı yazarken olursa o kağıdı yırtardı.
Ve;
-“Allah’ım nefsimin şerrinden sana sığınırım.” Derdi.
Halife’nin yer altında bir mahzeni vardı. Gece olunca oraya iner, boynuna demir bağlardı. Sabaha kadar böylece, Allah-u Teâlâ’nın korkusuyla göz yaşı döker ve O’na yalvarırdı.
Abdullah bin Iyaş (r.a.) basından şöyle nakleder;
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) yanındaki toplulukla beraber bir cenazeyi defn etmişlerdi. Herkes gitmiş, fakat Ömer bin Abdülaziz (r.a.) ba’zı yakınları ile beraber orada kalmıştı.
Yanındakiler O’na;
-“Ey mü’minlerin emiri! Sen bu cenazenin sahibi misin de, burada kaldın? Halbuki falanca cenazeleri için böyle beklememiştin” dediler.
Ömer bin Abdülaziz (r.a.) onlara şöyle cevab verdi;
-“Kabir bana arkamdan şöyle seslendi;”
(-“Ey Ömer bin Abdülaziz! Dostlarını ne yaptığımı hiç sormuyorsun.)” Dedi.
Ben de;
-“Söyle ne yaptın.” Dedim
Bana;
(-“Kefenlerini yırtım, vucutarını parçaladım. Kanlarını emdim. Etlerini yedim.”) dedi
Tekrar şöyle seslendi;
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 14
16 Şubat 2009Girnavas şelalesi (Nusaybin)
Ömer bin Abdüaziz (Radiyallah-u anh)- 14
Tekrar şöyle seslendi;
(-“Ey Ömer bin Abdülaziz! Bana o dostlarının mafsallarını ne yaptığını hiç sormuyorsun.”) deyince
Ona;
-“Ne yaptın?” diye sordum.
Bana;
(-“Onların ellerini kollarından ayırdım. Kollarını pazularından, pazularını omuzlarından, kalçalarını uyluklarından, uyluklarını dizlerinden, dizlerini ökçelerinden, ökçelerini ayaklarından ayırdım.” Dedi.
Kabirden bu sözleri naklettikten sonra, Ömer bin Abdülaziz (r.a.), ağlamaya başladı ve şöyle buyurdu;
-“Dünya ne kadar aldatıcı. Dünyada üstün ve kıymetli makam ve mevki sahibi olmak, hiç faide vermiyor. GENÇ OLAN İHTİYARLIYOR. HER CANLI SONUNDA ÖLÜYOR. Geçici ve aldatıcı olduğunu bildiğiniz halde sakın dünya lezzetleri ve zevkleri sizi aldatmasın. Birkaç günlük dünya hayatındeki geçici lezzetlere sarılıp, ahireti unutan, aldanmıştır.”
-“Hani nerede bizden önce bu dünyada yaşayanlar. Hani onlar, büyük ve modern şehirler kurmuşlardı. Büyük ve derin kanallar kazmışlar ve barajlar yapmışlardı. Onlar, bir göz açıp kapama denecek kadar, az bir müddet dünyada kaldılar. Burada, sıhhatlerine güç ve kuvvetlerine aldandılar. Bu yüzden günahlar işlediler.”
-“Halbuki, herkes onlara mallarının çokluğundan dolayı, ‘keşke, onun serveti gibi bizim de olsa’ diyorlardı. Şimdi onların hali ne oldu. Toprak onların bedenlerini yedi. Kemikleri kurtlara azık oldu. Fakat onlar, dünyada iken, kuvvetli bir aile içerisinde idi. EVLERİ, GÜZEL EŞYALARLA DÖŞELİ VE HİZMETÇİLERİ VARDI. Herkes kendisine ikramda bulunuyor, aciz kaldığı işlerde kendisine yardımcı oluyorlardı.”
Kabir yine Ömer bin Abdülaziz (r.a.) şöyle dedi;
-“Sen kabirlere uğradığın zaman, dünyada iken zengin olanlara, ‘ZENGİNLİĞİNİZDEN NE KALDI’, Fakirlere de, ‘FAKİRLİĞİNİZDEN NE KALDI’ diye sor. Yine onlara, dünyada kendileriyle güzel güzel konuştukları dillerini sor. ‘NE OLDU KONUŞAN DİLLERE? NİÇİN SUSUYORLAR.’ O dünya güzelliklerini kendileriyle seyretikleri gözlerine de sor. NİÇİN ŞİMDİ BAKMIYORLAR? Hani nerede o nazik tenleri, nerede o güzel yüzleri. Bu çukurun kurtları onlara ne yaptı. Hani burada yatanların o güzelim renkleri, etlerine ne oldu. Niçin o yüzler toprak olmuş. Nerede o güzellikler. İşte onların uzuvları tamamen ortaya çıkmış, paramparça olmuş. Halbuki dünyada güzel bir hayatları vardı.
-“Dünyaya dalıp, Salih amel yapmadılar. Ahretti unuttular. Onun için hazırlık yapmadılar. FAKAT ÖLÜM KENDİLERİNİ YAKALAYIVERDİ. Dostlarından ayrıldılar. Burada şu sesiz sedasiz, yere geldiler. Vucutları çürüdü. Başları boyunlarından ayrıldı, a’zaları parça parça oldu. Gözbebekleri yanaklarına akıp gitti. Ağızları kan ve irinle doldu. Haşareler, kurtlar, böcekler, bedenleri üzerinde gezer oldu. Bir müddet sonra, kemikleri de çürüdü. Onlar, dünyadaki rahatlıklarını bırakıp, bu dar yere geldiler. Arkalarında bıraktıkları, hanımları başkalarıyla evlendi. Çocukları yetim kaldı. Yollarda, şurada, burada kimsesiz, sahipsiz dolaşır oldu.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









