‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar

Girnavas Civarı (Nusaybin)

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 15

Kabir Hazreti Ömer (r.a.) şöyle dedi;

-“ÖYLEYSE, EY YARIN BU KABİRLERİN SÂKİNİ OLACAK İNSAN! Seni şu fani dünyada aldatan nedir? Sen dünyada kalacağını biliyor musun? ELİNDE BİR SENEDİN VAR MI? Görmüyor musun, ölüm her gün birisine geliyor. Yoksa susuzluktan, terlere boğan o korkudan sana rahatlık ve teselli veren bir şey mi var? Keşke sen o sert toprak üzerindeki halini bilseydim.”

-“Ey insan! Rü’yada çeşit çeşit lezzetlere ve zvklere kavuşan bir insan gibi, dünyanın şu geçici faideleriyle seviniyor, küçük ve basit işlerle uğraşıyorsun. EY ALDANMA İÇERİSİNDE BULUNAN İNSAN! Gündüzün yanılma ve gaflet, gecen uyku içinde geçiyor. Sonunda pişman olacağın işleri yapıyorsun. HAYVANLAR DA DÜNYADA BÖYLE YAŞAR.”

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) oradan ayrılıp gitti. Aradan bir Cum’a geçti ve vefat etti.

SON CUM’A HUTBESİ ŞÖYLE İDİ;

-“Ey Muhterem Müslümanlar!”

-“Şunu iyi biliniz ki, lüzümsüz bir hiç olarak yaratılmadığınız gibi, yaptığınız işlerden de sorgu ve sorumsuz kalacak değilsiniz. Gelmiş ve nihayete kadar gelecek insanların toplanacağı BİR MAHŞER VE ORADA ADÂLET TERÂZİLERİNİN KURULACAĞI BİR MAHKEME VARDIR Kİ, ONUN TEK HÂKİMİ, AZAMET VE KİBRİYE SÂHİBİ YÜCE ALLAH’TIR. Ahiret korkunç bir gündür. Yürekleri parçalayan, çocukları ihtiyar yapan, kişiyi kardeş, evlâd ve ıyâlinden kaçıran, Peygamberleri, melekleri titreten bir gündür. Cenab-i Hakkın celâl ve azametiyle tecelli edeceği o günde, kimde kuvvet ve tahammül kalır. Bununla beraber Allah’ın rahmetinden de ümid keserek hüsrâna düşmeyiniz.”

-“Ey muhterem cemaat!”

-“Muhakkak biliniz ki; mahşer gününde emniyet ve korkusuzluk, bugünden o günü düşünüp de Allah’tan korkan, küfür ve günahtan sakınan ve bu fani âlemi bekâ âlemi olan ahirete üstün tutarak, şehvani hislerinin esiri olmayanlar içindir. Bunun aksi harakette bulunanlar muhakkak aldanır. Hayat ve ömür sermayesini haksızlık ve yolsuzluk arkasında tüketen eli boş ve nedamet (pişmanlık) içinde kalır.”

-“BUGÜN SİZ, SİZDEN ÖNCEKİLERİN YERİNİ TUTUYORSUNUZ. FAKAT ELBETTE SİZİN DE YERİNİZİ TUTACAKLAR VAR. GÖRÜYORSUNUZ Kİ, GELENLER DURMUYOR, GİDENLER GERİ DÖNMÜYOR. İster istemez gideceğimiz bu mahal, her şeye sâhib olan Cenab-i Hakkın huzûrudur.”

-“Ahret âlemine gidenleri her gün uğurluyor ve götürdüğünüz kabirlerde kara toprak altında yataksız, yastıksız tek ve tenha bırakıp dönüyorsunuz. Ölümün acısını duyan o fânilerin hâli ne kadar merhameti çeker ve ibrete değer. TANIMADIKLARI BİR ÂLEME SEFER ETMİŞTİR. Sevdiklerinden ayrılmışlar. Gelip geçici emanet bir hayatın gaflet uykusundan uyanmışlar, ama iş işten geçmiş, telâfi imkanı elden çıkmış, naz ve ni’met içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuş, terk ettikleri dünya malından istifadeleri yok. Yaptıkları incir çekirdeği kadar da olsa, bir hayrın imdadını bekliyorlar. Düşünmeye değer bu hallerden ibret almaz mısınız?”

-“Ey muhterem Cemaat!”

-“Zanetmeyin ki, kendimde bir büyüklük gördüğüm için size böyle nasihat ediyorum, İçinizde belki benden daha ziyade Allah-u Teâlâ’nın rahmet ve mağfiretine muhtaç kimse yoktur. Ben hem kendim, hem de sizin için rahmet ve mağfiret diliyorm. Yüce Allah’ın kitabını, Peygamber (a.s.v.) nin güzel ahlakını kendinize örnek yapınız, ancak selamet bundadır.” Buyurduktan sonra gözyaşlarını tutamadı. Bu O’nun son hutbesiydi. Aynı zamanda evine de son gidişiydi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Beşire Mecido (Girnavas mevki-i) Nusaybin

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 16

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) sulh, sükün idaresini çekemiyenler vardı. Bunlar Ehl-i bid’attan HARİCİLER VE MENFAATI ZEDELENENLERDİ. Halifenin hayatına kıymak için çareler aradılar. Nihayet hizmetçi kölesini BİN ALTINLA kandırarak, bu mubarek zatı zehirlettiler.

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) zehirlendiğini anlayınca kölesini çağırdı;

-“Ben sana bir fenalık yapmadığım halde bu ihaneti bana niçin yaptın? Doğru söyle, seni affedeyim.” Deyince,

Köle yaptığı bu çirkin harakete pek pişman olup, üzüldü. Köle ağlayarak yerlere kapandı, yalvararak;

-“Ya Emir-el-mü’minin! Bana BİN ALTIN vermek suretiyle bu ihaneti yaptırdılar.” Dedi.

Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.) altınları getirterek, devlet hazinesine gönderdi. KÖLEYİ AFFETİ.

Hasta halındeyken, kayın biraderi Mesleme bin Abdülmelik ziyaretine geldi. Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) in üzerinde bir gömlek vardı.

Kızkardeşi fatima (r.anha) ya;

-“Emir-ül-mümininin elbisesini yıkayınız.” Dedi.

Tekrar geldiğinde gömleyin yıkanmamış olduğunu görerek kardeşi Fatima (r.anha) ya;

-“Ben size gömleği yıkayınız, diye emretmedim mi?” deyince (Bütün teb’asının hayat seviyesini yükseltip, İKİBÜÇÜK YIL bile sürmeyen hilafetinin sonunda yirmi beş yıl zekat verilecek kimse bulanamamış olmasına rağmen) aldığı cevab hayret vericidir.

Fatima (r.anha);

-“VALLAHİ BAŞKA GÖMLEĞİ YOK Kİ, ONU GİYDİRELİM DE, BUNU YIKAYALIM.”

Yine yakınları dediler ki;

-“Beyt-ül mal’dan âilene bir şeyler vasiyet et, senden sonra onlar sıkıntıya düşmemeli.”

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) nın cevabı akıllara durgunluk, tüyleri ürpertecek kadar müthiştir.

-“ÇOCUKLARIM ŞU İKİ TİP İNSANLARDAN BİRİSİ OLACAKTIR. İYİ, SALİH İNSAN VEYA KÖTÜ ŞERİR İNSAN. SALİH İNSAN OLURLARSA, KUR’AN-İ KERİM’İN A’RAF SURESİ, YÜZDOKSANALTINCI (196) ÂYET-İ KERİMESİNDE BUYURULAN;

(-“Ey Resulum! Müşriklere de ki; size karşı benim yardımcım, Kur’an-i kerim’i indiren Allah’tır ve O bütün Salihlere de yardımcıdır.” AYETİ YETİŞİR. KÖTÜ İNSAN OLURLARSA, O TAKDİRDE BEN ONLARI, GÜNAH İŞLEMELERİ İÇİN GÜÇLENDİREMEM.”

Çocuklarına dönerek;

-“Evlatlarım! İki ihtimal var. Ya sizi zengin edeceğim; o takdirde babanız Cehennemi boylayacak. Yahut da fakir kalacaksınız; babanız Cennete gidecek. Babanızın Cennete girmesi şartıyla fakir kalmanızı, O’nun Cehennemi boylaması şartıyla zengin olmayı tercih edin. Şimdi yanımdan ayrılın ve benden sonra SAKIN BEYT-ÜL MAL MES’ULLERİNİ TA’CİZ ETMEYİN. ŞUNU İYİ BİLİN Kİ, SİZE VERİLMESİNİ VASİYET ETTİĞİM PARA MİKTARI SADECE Yirmibir DİNÂRDIR.”

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) nin hastalığı ağırlaşınca tabib çağırdılar.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Girnavas Kış Manzarası (Nusyabin)

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 17

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) nın hastalığı ağırlaşınca tabib çağırdılar;

Tabib;

-“Bu zehir içimiştir. Ben bunun hayatı hakkında teminat veremem.” Dedi.

Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.);

-“Sâde bana değil, zehir içmemiş olanların hayatı hakkında da teminat verme.” Buyurdu.

Tabib;

-“Zehir içtiğin farkında mısın?” Dedi.

Halife ömer bin Abdülaziz (r.a.);

-“Evet mideme inince anladım.” Buyurdu.

Tabib;

-“Tedaviye hemen başlıyalım.” Dedi.

Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.);

-“Hayır. İlacı, kulağımın arkasında olsa uzanıp onu almam. Rabbime kavuşmam, benim için daha güzeldir.” Buyurdu.

Ölüm döşeğinde, bir ara ağlamağa başladı.

Kendisine;

-“Niçin ağlıyorsun. Allah-u Teâlâ’nın yardımı ile nice sünnetleri ihya ettin. Adaletin ise çok yüksek idi.” Dediler.

Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.) bunlara cevaben buyurdu ki;

-“Ben Allah-u Teâlâ’nın huzuruna bütün milletin hesabını vermek üzere çıkacak değil miyim? Herkese âdil olarak davranabildiğimden emin değilim. Yaptığım kusurlar da ayrı. Tabi ki ben bundan dolayı korkuyorum ve ağlıyorum.”

Bir ara;

-“Beni oturtun.” Buyurdu.

Oturttular.

-“Allahım! Ben o kimseyim ki bana emirlik verdin. Ben kusur ettim. Yanlış işleri yapmaktan beni nehyettin. Ben ise isyan ettim.” Diye üç defa söyledi.

Sonra da;

-“Lâ ilâhe illallah. İbadete layık olan ancak Allah-u Teâlâdır.” Dedi ve başını göklere çevirip dikkatla baktı

Ve;

-“BEN ÖYLE KİMSELERİ GÖRÜYORUM Kİ ONLAR NE İNSAN NE DE CİNDİR.” Dedi.

Ve biraz sonra rûhunu teslim etti.

101 senesinde Recep ayının sonuna beş gün kala ya’ni 9 şubat 720 de Şam yakınlarındaki Hunasi’den cenazesi alınıp, Humus yakınlarındeki Deyr es-Sim’an mevkiine defnedildi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas Şelalesi (KIŞ MANZARASI) Nusaybin

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 18

Ve;

-“BEN ÖYLE KİMSELERİ GÖRÜYORUM Kİ ONLAR NE İNSAN NE DE CİNDİR.” Dedi.

Ve biraz sonra rûhunu teslim etti.

101 senesinde Recep ayının sonuna beş gün kala ya’ni 9 şubat 720 de Şam yakınlarındaki Hunasi’den cenazesi alınıp, Humus yakınlarındeki Deyr es-Sim’an mevkiine defnedildi.

Vefatından önce şöyle vasiyet etti;

-“Ey Meymûn bin Mihran! Velid mezara konduğunda oradaydım. Yüzünü açıp baktım, yüzü simsiyahtı. Ben de mezara konduğum zaman yüzümü açık bakınız.”

Vefat edince vasiyeti gereği yüzünü açıp baktılar, YÜZÜ EN GENÇ GÜNLERİNDEN DAHA PARLAK, DAHA AYDINLIK İDİ.

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) beyaz, ince ve nâzik yüzlü, za’if, güzel sakallı, tatlı ve sevimli idi. Halife olmadan önce çok gürbüz iken, halifeliğinde çok zayıfladı.

Vefat edince zamanın âlimleri ta’ziyede bulunmak için hanımının yanına gittiler. Halifenin vefatiyle Müslümanların büyük kayba uğradığını ve bu sebeple üzüntülerinin çok fazla olduğunu bildirdiler.

Ve hanımına;

-“Ömer binAbdülaziz (r.a.) hakkında bize ma’lumat ver. Çünkü onu fazla tanıyan sizsiniz.” Dediler.

O mubarek hatun Fatima (r.a.) şöyle anlattı.;

-“O da sizin gibi ibadet ederdi. Lakin bir hususiyeti vardı ki, o da, Allah korkusunun çok fazla olması idi. Öyle ki, Allah korkusundan onun kadar titreyen birini daha görmedim. O her şeyini, insanlara hizmette harcadı. Halkın ihtiyaçlarını karşılamak, sıkıntılarını gidermek için bütün gün vazife başında kalırdı. Akşam olduğu halde, bazı kimselerin işleri bitmezse, gece de devam ederdi.”

-“Eve girince, kendini namazgahına atar, durmadan ağlardı. Gözleri şişerdi. Sonra baygın düşerdi. Her geceki hali buydu. Bir gece, halkın ihtiyaçlarını, işlerini bitirdi. Sonra kendi şahsı malından olan kandili istedi. Sonra iki rekat namaz kıldı. Namazdan sonra elini çenesine dayayıp tefekküre daldı. Göz yaşları yanaklarından akıyordu. Sabaha kadar bu şekilde ağladı. Şafak sökünce oruca niyet etti.”

Kendisine dedim ki;

-“Ey mü’minlerin emiri! Sizde bir hal var. SİZİ BU GECEKİ GİBİ HİÇ GÖRMEMİŞTİM.”

Bana cevab olarak dedi ki;

-“Ben düşünüyorum ki, bu milletin beyazına siyahına halife oldum. Fakir, garip, kanâatkar kendi halindeki biçareleri, muhtaçları, zorla tutulan esirleri, memleketin dört köşesindeki nice dertli ve kederlileri düşünmüyorum ve anlıyorum ki, Allah-u Teâlâ onların hepsinin hesabını benden soracak ve Muhammed aleyhis selam da onların lehine ve benim aleyhime şahidlik yapacak. Bu hâlde olan birinin sonunun ne olacağını düşünüyorum ve çok korkuyorum.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kaşe Akbe mevki-i (Midyat)

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 19

Hazreti ömer bin Abdülaziz (r.a.) in vefatından sonra Halife Zeyd ibn-i Melik, Fatima binti Abdülmelik (r.a.) in Beyt-ül-mal’deki ziynet ve mücevherlerini iâde etmek isteyince;

Fatima (r.a.) O’na sadakatini şöyle ifade eder;

-“Vallahi kabul etmem. Ben Ömer’e sağlığında itâat edip de, vefatından sonra isyan etmem.”

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) in vefatına bütün teb’ası üzüldü. Cenaza arkasında ağlayan bir rahibe sordular;

-“Bu kimse senin dininde değildi. Neden ağlıyorsun?”

Rahibin cevabı şu oldu;

-“BEN ŞUNUN İÇİN AĞLİYORUM; YERYÜZÜNDE BİR GÜNEŞ VARDI. ŞİMDİ BATTI…

Mus’ab bin A’yun (r.a.) anlatır;

-“Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) halife iken Kirman’da koyun güderdim. Koyunlar ile kurtlar birlikte dolaşırlardı. BİR GECE ANSIZIN KURTLAR KOYUNLARA SALDIRDI. İÇİMDEN; ‘ŞU ÂDİL HALİFE VEFAT ETMİŞ OLAMALI’ DEDİM.”

-“Araştırıldı;”

-“Hazreti ömer bin Abdülaziz (r.a.) ın o gece vefat ettiği anlaşıldı.”

VEFATINI CİNNİLER DE HABER VERDİ.

Yunus bin Ebû şebib (r.a.);

-“Ömer bin Abdülaziz (r.a.) halifeliğinden önce gördüm. Etli ve gürbüz bir kimse idi. Halife olduktan sonra da gördüm. Öyle zayıflamıştı ki uzaklardan kaburga kemiklerini saymak mümkün idi.”

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.), Ehl-i Beyt’e çok hürmet, izzet ve ikramda bulunduğundan, Hazreti Ali (r.a.) nin torunu Fatima binti Hüseyin (r.anha) buyurdu ki;

-“Ömer bin Abdülaziz (r.a.) kalsaydı biz bir şeye muhtaç olmazdık.”

Büyük evliye ve âlimlerden Süfyan-i Servi (r.a.) ve İmâm-i Şafi-i (r.a.) buyurdular;

-“HALİFELER BEŞTİR; EBU BEKİR (r.a.), ÖMER (r.a.), OSMAN (r.a.), ALİ (r.a.) İle ÖMER BİN ABDÜLAZİZ (r.a.) dir.”

Fıkıh âlimlerinden Meymun ibni Mihran (r.a.) buyurdu ki;

-“Âlimler, Ömer bin Abdülaziz (r.a.) ın yanında talabeydi.”

Hocası meşhur fıkıh âlimlerinden Mücahid (r.a.) buyurdu ki;

-“BİZ, ÖMER BİN ABDÜLAZİZ (r.a.) E ÖĞRETMEK İÇİN GELDİK. HALBUKİ DAİMA ONDAN ÖĞRENİR OLDUK.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kaşe Akbe Civarı (Midyat)

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 20

Mâlik bin Dinâr (r.a.) buyurdu ki;

-“Dili dönen, zahidim deyip duruyor. Zahid, Ömer bin Abdülaziz (r.a.) gibi olur ki, dünya ayağına geldiği halde onu rededer.”

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) den rivayet olunur ki;

Bir kimse;

-“Ya Rabbi! Bana, şeytanın insan vücudundeki yerini göster.” Diye yalvardı.

Ru’yasında bir insan cesedi gördü. O ceset öyle şefaf idi ki, insanın iç kısmı tamamen görünüyordu. Şeytanı o cesedin sol koltuğu üzerinde, omuz ile kulak arasında kurbağa şeklinde oturuyor gördü. İncecik bir hortumu vardı. Hortomu, o insanın kalbine sokmuş öylece VESVESE VERİYORDU. O insan Allah-u Teâlâ’yı hatırlayınca oradan uzaklaşıyordu.

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.), Ka’be’nin fazileti ile alakalı olarak, Allah-u Teâlâ’nın Musa (a.s.) ya vahyini şöyle anlatıyor;

Musa Alayhi selam, Allah-u Teâlâ’ya;

-“Ya Rabbi! Hac, Ka’be nadir?” diye sordu.

Allah-u teâlâ buyurdu ki;

-“Bir beytimdir ki (evimdir ki) onu bütün beytlere tercih ettim. O HÜRMET EDİLEN BİR YERDİR. Halilim (Dostum) İbrahim (a.s.) onu öyle yaptı. Yer yüzünün her tarafından onu ziyarete gelirler. Aynen kölelerin, hizmetçilerin efendisine LEBBEYK (Emrine geldim) dediği gibi TEHLİL ederek, Telbiye okurlar.”

Musa Aleyhis selam sordu ki;

-“Ya rabbi! Onlara verilecek sevab nedir?”

Allah-u Teâlâ buyurdu ki;

-“Onları affedeceğim. Hatta onların komşuları ve yakınları için ŞEFATÇİ KILACAĞIM.”

Musa Aleyhis selam sordu;

-“Ya Rabbi! Onların içinde Hac yaparken harcadığı malı şüpheli olanlar ve kalbi temiz olmayanlar varsa onların durumu ne olacak?”

Bunun üzerine Allah-u teâlâ buyurdu ki;

-“Onların İYİLERİ HURMETİNE KÖTÜLERİNİ BAĞIŞLAYACAĞIM.”

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) bir gece namaz kıldı.

Namazda;

-“Boyunlarında demirden la’leler ve zincirler bulunduğu zaman, bu vaziyette sıcak suyun içinde sürüklenecekler, sonra ateşte yakılacaklar.” El-Mü’min suresi Ayet 71-72 Mealındeki ayet-i kerime’yi okudu. Namazdan sonra bu ayet-i kerime’yi tekrar tekrar okudu ve çok ağladı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas tepesi (Nusaybin)

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 22

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) başka birisine ise mektubunda;

-“(Şöyle düşünün) Sanki kullar, Allah-u teâlâ’nın huzurundalar. Allah-u Teâlâ onlara yaptıkları amelleri haber veriyor. Kötülük yapanları, bu işlerinden dolayı cezalandırıyor. İyilik yapanları da mükafatlandırıyor. Öyleyse Allah-u Teâlâ’dan korkun.”

-“Allah-u teâlâ’nın verdiği iyilik ve ihsanlara karşı ŞÜKÜR VAZİFESİNİ YERİNE GETİRİN. Nİ’METLERE ŞÜKREDİN. Çünkü ni’metlere şükr etmek o ni’meti artırır. Kendisinden kaçmak mümkün olmıyan ve ne zaman geleceği belli olmıyan ÖLÜMÜ ÇOK HATIRLAYIN. KIYAMET GÜNÜNÜ VE O GÜNÜN ŞİDDET VE DEHŞETİNİ DE HATIRLAYIN. Bunları çok hatırlamak, dünyanın geçici ve aldatıcı güzellik ve lezzetlerine, aldanmaktan korur. DÜNYADA, KULLUK VAZİFESİ OLARAK EMREDİLDİĞİN İŞLERE DİKKAT ET. ONLARIN MUHASEBESİNİ YAP.”

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) şöyle buyurdu;

-“Sizden öncekilerin kabul ettikleri bilgileri alınız. Onların söylediklerine mıhalif, zıt olanları almayın. Çünkü; ÖNCE GEÇEN BÜYÜKLER SİZDEN DAHA HAYIRLIDIR.”

Ömer bin Abdülaziz hazretleri (r.a.), veliahd Yezid bin Abdülmelik’e şöyle yazdı;

-“Bismillahırrahmanırrahim. Mü’minlerin emiri Ömer bin Abdülaziz’den, Yezid bin Abdülmalik’e. Sana selam eder ve sana kandisinden başka ilah olmayan Allah-u Teâlâ’ya hamdimi bildiririm. Ben hastayım. Ağrı ve sızıya tutuldum. Buna rağmen üzerime aldığım işlerden mes’ülüm. Allah-u teâlâ yarın beni bunlardan hesaba çekecek, orada yaptıklarımı gizliyemiyeceğim. Eğer Rabbim, benden razı olursa, ancak orada zelil ve hakir olmaktan kurtulurum. Eğer benden razı olmazsa, yazık bana. O zaman benim halim nasıl olur. Allah-u Teâlâ bizi, yüce rahmetiyle CEHENNEMDEN MUHAFAZA BUYURUP, RIZASINA KAVUŞTURSUN. Bu bakımdan sana Allah-u Teâlâ’dan korkmanı, haram kıldığı şeylerden sakınmayı tavsiye ederim. İNSANLAR HAKKINDA ALLAH-U TEÂLÂ’DAN KORK, ZULÜM VE HAKSIZLIKTAN UZAK DUR.”

-“En güzel söz Allah-u Teâlâ’ya Hamdetmek (Elhamdülillah demek) ve O’nu anmaktır. KİM CENNETİ SEVİYORSA, CEHENNEMDEN KAÇAR. Şimdi ecel gelmedeni, ameller sona ermeden, Allah-u Teâlâ insanları ve cinleri hesaba çekmek için huzuruna getirmeden önce, tövbeyi fırsat bilmeli ve af ve mağfirete kavuşmayı kazanç bilmelidir.”

-“Kıyamette, hesab gününde, mazeret kabûl edilmez. O ZAMAN GİZLİ ŞEYLER ORTAYA ÇIKARILIR. HERKES BAŞININ ÇARESİNİ ARAR. İnsanlar, amelleriyle gelirler. Herkesin amellerine göre durumu ayrı ayrıdır o gün dünyada, Allah-u Teâlâ ve Resûlünün (Sallallahu aleyhi ve selem) emirlerine uyup, yasaklarından uzak kalmış olanlara ne mutlu. Dünyada Allah-u Teâlâ’ya isyan ederek ahrette göçenlere o gün çok yazık. Onların o gün çok acınacak halleri var. Allah-u Teâlâ seni, zenginliklerle imtihan ederse, ONDA ORTA YOLU TUT. Onu Allah-u Teâlâ’nın rızasına uygun, yerlere sarfet, ondan fakirleri de faydalandır. Allah-u Teâlâ’nın emri olan zekatını ver. SAKIN ÖVÜNME. KENDİNİ BEĞENME, KENDİNİ BAŞKALRINDAN ÜSTÜN GÖRME.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Veysike (Çağ-çağ) deresi Nusaybin

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 23

-“Ey insanlar! Allah’tan korkun. Çünkü Allah’tan korkmak (takva) her şeyin yerine geçer ve hiçbir şey onun yerine geçemez.

-“Bizden önce helak olanlar, hakkı engellemek ve zulüm yapmak yüzünden mahv oldular. Hak onlardan satın alınırdı ve zulümden korunmak için de fidye verilirdi.”

-“Şüphe halinde had cezalarının yerine getirmekten kaçının. Çünkü idarecilerin af ederek hataya düşmesi, zulüm ederek, ceza çektirerek hataya düşmesinden hayırlıdır.”

-“Müslümanlardan bir söz işittiğinde bir hayra yor, sakın şerre yorma”

Bir valisine yazdı:

-“Ellerini Müslümanların kanından, mideni malından, dilini ırzından uzak tut! Böyle yaparsan sana zeval yoktur.”

-“Namaz, senin yolun yarısına; oruç, tam Melik kapısına iletir. Sadaka ile Melik’in huzuruna çıkarır.”

-“Allah-u Teâlâ bir kuluna verdiği bir nimeti alıp da karşılığında sabrı nasib ederse, nimete mukabil verdiği o nimetin daha efaldir.

-“Ölümü çok hatırla. Eğer geçim rahatlığı içindeysen bu sana darlık, ürperti getirecek; geçim darlığı içindeysen genişilik, ferahlık kazandıracak.”

-“Siz seferdesiniz. Yüklerinizin bağlarını bu diyarın dışında bir yerde çözeceksiniz. Siz, üzerinden çağlar geçmiş bir kökün dallarısınız. Kökleri yok olup gitmiş bir dalın hayatından ne çıkar ki?”

-“Ey insanlar! Allah mahlukları yarattı ve onları uyuttu. Sonra onları uykularından uyandırıp, diriltecek. Her biri ya cennete, yada cehenneme sevk edilecek. Allah a yemin ederim ki, biz eğer bu hakikatı tasdik etmiş isek, buna uygun yaşamadığımız için ahmağız. Eğer bu gerçeği inkar eiyor isek, o takdirde hepimiz helaktayız.”

-“Her yolculuğun kendine has bir ağızı, hazırlığı vardır. Ahret yolculuğu için de takvayı azık edinin. Allah teâlâ’nın vereceği ni’metleri görmüş gibi sevenin ve vereceği cezayı, azabı da görmüş gibi korkunuz. TÛL-İ EMEL’E KAPILMAYIN, ZİRA TÛL-İ EMEL (Bitmeyen istek, hiç ölmiyecekmiş gibi dünyaya dalmak) KALBİNİZİ KATILAŞTIRIR. Düşmanınız olan dünyaya aldanmış nice insanlar gördük. Huzur ve saâdet, ancak Allah’ın azabından emin olanlar içindir. Neş’e ve sevinç de kıyametin zorluğunu anlatanlar içindir. KIYAMET GÜNÜ ZENGİN, FAKİR HERKESİN AMELİ MEYDANA ÇIKAR VE HESAB VERİRKEN ÖYLE BİR MÜŞKİLAT İLE KARŞILAŞIRSINIZ Kİ, EĞER YILDIZLAR BUNUNLA KARŞILAŞIRSA KARARIP DÖKÜLÜR, DAĞLAR DAYANMAZ ERİRDİ. Cennet ve Cehennemden başka bir yer bulunmadığını ve bunlardan birine mutlaka gideceğinizi de biliyorsunuz. O halde ona göre hazırlanın…”

-“Allah’tan korkun ve aşırı şakadan kaçının; ZIRA AŞIRI ŞAKA, KİN TUTMAĞA, KİN DE KÖTÜLÜKLERE SEBEP OLUR.”

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kalecik Köyü (Kelehi) civarı kış manzarası Nusaybin

Abdullah bin mübârek (Radiyallah-u anh);

Devrinin en büyük âlimlerinden. Horasan’da 181 (M. 796) da vefat etti. Babası türk, annesi Harzemlidir. Tebe-i tabiin’den olup, büyük âlim, şaşıranların yol göstericisi, dinin senedi, Hanefi mezhebinin reisi İmâm-i A’zam (r.a.) dan ilim tahsil etti.

Ayrıca zamanın meşhur âlimlerinin derslerine devam ederek hadis ve fıkıh ilimlerinde söz sahibi oldu. Kitabları, kerametleri ve yetiştirdiği talabeleri pek çoktur. Bu talabelerden birisi de mezheb reisi Ahmed bin Hambel (r.a.) dır.

Bir yıl ticaretle uğraşır, kazancının hepsini fakirlere dağıtırdı. İkinci yıl İslamiyeti yaymak için harplere giderdi. İlmi, fıkhı, edebi, zühdü, fesahatı ve vera’i çok idi.

Geceleri ibadet ile geçirirdi. Az konuşmayı kendine âdet edinmiş olup, emin ve sözleri hüccet (senet) idi. Kitablarında yirmi binden ziyade hadis-i şerif vardı. Duası makbul olanlardı.

Bir gün bir a’mâ gelip;

-“Bana dua buyurun da Allah-u Teâlâ gözlerime görme kuvveti versin.” Dedi.

Bunun üzerine Abdullah bin Mübârek (r.a.) Allah-u Teâlâ’ya yalvararak dua eyledi ve derhal a’mâ’nın gözleri eskisi gibi görmeye başladı.

Abdullah bin Mübarek hazretleri (r.a.) Tabiinden bazı kimselerle görüşmüştür. İmâmlardan da bir çoğunun zamanına yetişmiştir. Senelerce İmâm-i A’zam (r.a.) sohbetinde bulunmuş, çeşitli hocalardan fıkıh ve hadis-i şerif dersleri almıştır.

Din düşmanlarına karşı ve nefisle cihad edenlerin başında gelirdi. ÂLİMLERİN SULTANI ismini almıştır. İlim ve yiğitlikte zamanının bir tanesi idi. DİNİMİZİN BÜYÜKLERİNİ GÖRMÜŞ SOHBET ETMİŞ VE ONLARIN MAKBULÜ OLMUŞTUR.

Merv’de senelerce hadis ve fıkıh okuttu. Kötü huylu bir kimse, yanına gelir giderdi. Bu gelen kimse birgün bundan ayrıldı, gelmez oldu. Bunun ayrılmasına çok üzüldü.

Kendisine;

-“Niçin üzülüyorsun?” dediklerinde,

Abdullah bin Mübârek (r.a.);

-“O zavallı gitti. O kötü huylar kendinden ayrılmadı. ONUN BU HALİNE ÜZÜLÜYORUM. BİZİM YANIMIZDA BİR MÜDET DAHA KALSAYDI AHLAKI DÜZELEBİLİRDİ.”

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mübârek (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kalecik (kelehi) köyü civarı Nusaybin

Abdullah bin mübârek (Radiyallah-u anh)- 2

Takvası (haramlardan kaçması) çok fazla idi. Bir defasında yolda bir yerde konakladı. İyi bir atı vardı. Kendisi namazda iken atı başkasına ait otlaktan yedi. Namazı bitirince atı otlak sahibine hediye edip, yaya olarak yoluna devam etti.

Hakkında söylenenler;

İbn-i Hibban (r.a.);

-“O’nda kendi zamanında, ilim ehlinden hiç bir kimsede bir araya toplanmamış olan güzellikler vardır.”

İsmail İbn-i İyas (r.a.);

-Yeryüzünde Abdullah bin Mübarek gibisi yoktur. Allah-u Teâlâ yarattığı her güzel hasletten O’na da vermiştir.”

Abdullah bin Mübârek (r.a.) in talabelerinden el-Fedl İbn-i Musa (r.a.) ve Muhalled İbn-i Hüseyn (r.a.) ve başkaları bir araya geldiler;

-“Haydi İbn’ül-Mübârek (r.a.) in güzel sıfatlarını sayalım.” Dediler.

Sonra hepsi de;

-“O ilmi,edebi, fıkhı, nahvi, lügati, şiiri, fesahati, zühdü, vera’ı, insafı, gece kalkmayı, haccı, gazâyı, biniciliği, kahramanlığı ve faydasız konuşmayı terk etmeyi, arkadaşlarına muhalefet etmemeyi bir arada toplamıştır.” Dediler.

Abbas İbn-i Mus’ab (r.a.) da ilave ederek;

-“Hadis, fıkhı, Arapçayı, şecaati, ticareti, cömertlik ve yanlarında yokken, arkadaşlarına muhabbeti bir araya getirmiştir.” Demiştir.

Abdullah İbn-i Muhammed-Addafif (r.a.);

-“Ben İbn-ül Mübârek (r.a.) i dinledim. O BİZE GÖRE İNSANLARIN EN YÜCESİ VE ONLARIN İÇİNDE KENDİ ZAMANINDAKİ İHTİLAFLARI EN İYİ BİLENDİR.”

Şuayb İbn-i Harb (r.a.);

-“Abdullah İbn’ül-Mübârek (r.a.) le kim karşılaşırsa, şeref kazanır. Çünkü o, zamanındakilerin hepsinden üstün vasıflara sahib bir insandır.”

Süfyan-i Servi (r.a.);

-“Bütün ömründe, tek bir sene Abdullah bin Mübârek (r.a.) gibi olmayı arzu ederim. Maalesef, üç gün bile öylesine geçim yetmez.”

Yahya İbn-i Main (r.a.);

-“Abdullah bin Mübârek zeki, iyi tesbit edici, güvenilir (sika) hadisleri sahih olan bir âlimdir. Rivayet ettiği yazılı hadisleri yirmi veya yirmibir bindir.” Demişlerdir.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mübârek (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu