‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 7
06 Mart 2009Eshab-i Kehf mağarası (Tarsus)
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 7
Hazreti Ömer (r.a.) bütün savaşlarda bulundu. Bedir ve Uhud savaşlarında devamlı Resulullah (s.a.v.) in yanında bulundu.
Bedir savaşına bütün kabileleri iştirak ettiği halde, beni Adiy kabilesi Hazreti Ömer (r.a.) in korkusundan savaşa iştirak etmemiştir. Bu savaşa Hazreti Ömer (r.a.) in kabilesinden sadece 12 lişi iştirak etmiştir. Hazreti Ömer (r.a.) bu savaşta kureyşin kumandanlarından olan dayısı As bin Haşim’i kendi eliyle öldürmüştür.
Uhud savaşında ise Resulullah (s.a.v.) in yanından bir an dahi ayrılmamıştır. Uhud’da Müslümanları arkadan çevirmek isteyen müşrikleri geri püskürtmüş idi.
Hendek savaşında hendeğin önemli bir yerini emrindeki askerler tutmuş, hücum eden düşmana mani olmuştur. Heyberin fethinden sonra askerler arasında taksim edilen araziden kendine düşen kısmı vakfetti. Bu ilk vakıflardan biri oldu.
Mekke’nin fethinde de bulundu. Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn savaşına katıldı. Tebük seferinde bütün malının yarısını orduya verdi.
Hendek savaşından sonra Peygamberimiz (s.a.v.) Hazreti Ömer (r.a.) in kızı hazreti Hafsa (r.anha) ile evlendi. Böylece Resulullah (a.s.v.) ın akrabası olmakla şereflendi.
Veda haccından da bulunan Hazreti Ömer (r.a.), Resulullah (s.a.v.) ın vefatından sonra Hazreti Ebû Bekir (r.a.) e devamlı yardımcı oldu.
Hazreti Ebû Bekir (r.a.) in halife seçilmesinde ilk biat eden Hazreti Ömer (r.a.) dir. Bundan sonra da her işinde halife’ye yardım edip, vefatına kadar O’nun hizmetinde bulundu.
Usame (r.a.) ordusunun Süriye’ye gönderilmesinde irtidat (dinden dönme) olaylarının önlenmesinde büyük hizmetler yaptı. Hazreti Eb’u Bekir (r.a.) devrinin beyt-ül mal emini, yani maliye vekili Hazreti ömer (r.a.) idi. Bu hususta da adaletle hizmet etmiştir.
O zaman henüz toplanmamış sahifeler halinde bulunan Kur’an-i kerim’in bir kitap haline getirilip iki kapak arasında toplanmasını ilk önce Hazreti Ömer (r.a.) istemiştir.
Bu hususta Hazreti Ebû Bekir (r.a.) ile görüştükten sonra, Hazreti Ebû Bekir (r.a.) Kur’an-i Kerim ayetlerini kitap halinde bir araya toplattı. Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) vefatına yakın, Eshab-i Kiram (r.anhum) ın ileri gelenlerini çağırıp görüştükten sonra Hazreti Ömer (r.a.) i halife tayın etti.
Hazreti Osman (r.a) ı çağırarak Yaz buyurdu; O da yazmağa başladı. Önce besmele yazıldı. Sonra;
-“Bu Allah’ın Resülunun (a.s.v.) halifesi Ebu Bekir’in dünyadaki son günü, ahretteki ilk gününün vasiyetidir.”
(-“Ben Ömer ibn-i Hattab (r.a.) ı halife seçtim. O’nu dinleyin. O’na itaat edin! Hayrı araştırmada kusur etmedim. Eğer sabır ve adalet eylerse beni tasdik etmiş olur… Yanılmışsan gaybı ancak Allah bilir. Ben hayrı istedim….”) yazdırdı.
Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) kendinden sonra, Hazreti ömer (r.a.) i halife seçtiğini Eshab-i Kiram (r.anhum) a bildirip yazdırdığı vasiyetini de okuyunca
Eshab-i Kiram (r.anhum);
-“Kabul ettik ve itaat ettik.” Dediler.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 8
07 Mart 2009Eshab-i Kehf mağarasından caminin görünüşü (Tarsus)
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 8
Hazret-i Ömer (r.a.) hicretin onüçüncü yılında halife oldu. Kendisine biât edildiği ilkgün hutbeye çıktı.
Allah-u teâlâ’ya hamd-u senâ’dan sonra buyurdu ki;
-“Hicaz size yerleşilecek bir yer değildir. Ancak hayvanlar için otlak arayacak bir yurttur. Hicaz’ı, Hicazliler; ancak bu şekilde tutabilirler. Yani Hicaz’ın korunması için seferler ederek kendilerine otlak aramaları gerekir. Allah’ın va’dini getireceği zamanlarda Muhacirler nerede? Allah’ın size miras bırakmak üzere va’dettiği yerlere yürüyünüz. Yüce Allah, Kur’an-i Kerim’de İslâm dinini öteki dinler üzerine üstün kılacağını va’dettiğinden dinini yükseltecek ve dine yardım edenleri sevinçli kılacktur. Allah’ın Salih kulları nerede?”
Hazreti Ömer (r.a.) hutbesini bitirince Eshab-i Kiram (r.anhum) hep birden Cihat arzusuyla yanmaya başladı ve Irak taraflarına Cihad’a gittiler.
Hazret-i Ömer-ül Faruk (r.a.) ilk defa Emir-ül-Mü’minin ismini aldı. On sene altı ay ve yedi gün Dünyada hiç görülmemiş bir adaletle Halifelik yaptı.
Halifeliği sırasında o zamanın iki büyük devleti olan Bizans ve Sa’sani İmparatorluklarının hakimiyeti altında bulunan Suriye, Mısır, Irak ve İran’ı İslâm Devleti’nin sınırları içine aldı.
Zamanında 1036 büyük şehir zapt edildi. Dörtbin Cami yapıldı. Dört bin kilise harap oldu. Kuzey Afrika’dan Türkistan’a, Azarbeycan’dan Yemen’e kadar uzanan ve iki milyon kilometre kareden büyük olan İslâm Devleti’ni kurduğu mükemmel müesseselerle gayet muntazam bir şekilde idare etti.
Yemen Nera’ındaki Yahudileri Irak Necran’ına yerleştirdi. Ve onlara emân verdi. Devleti idâre bölgelere ayırdı. Bu bölgelerin en başta gelenleri Hicaz, Suriye, El-Cezire, Basra, Küfe, Mısır, Filistin, İran, Horasan ve Kirman bölgeleri idi. Her bir İdâri bölgenin başına bir Vali tayin etti.
Tayin ettiği Vali’lere;
-“Sizi insanlara tahakküm etmek, Sultanat sürmek, zorbalık yapmak için tayin etmedim. Siz hidayet’e götüren rehber olacaksınız. Müslümanlar size uyacaktır. Binaenaleyh Müslümanların hukukunu gözetiniz. Müslümanları dövmeyiniz ki, zilete düçar olmasınlar. Onları haksız yere methetmeyiniz ki şimarmasınlar. Kapılarınızı yüzlerine kapatmayınız ki, kuvvetliler zayıfları ezmasinler. Kendinizi Müslümanlrdan üstün görmeyiniz ki, zulme düçar olmasınlar.” Diye nasihat ederdi.
Hazret-i Ömer (r.a.) valilerinden, kadılarından ve diğer istihdam ettiği me’murlerinden mal beyannamesi isterdi. Onlara dolgun maaş verirdi. Valilerin aylık maaşı 100 dinar idi.
Valiler hakkında yapılan şikayetleri tahkik ederdi. Bu tahkikatı Muhammed bin Melsem (r.a.) tarafından yaptırırdı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 9
08 Mart 2009Eshab-i Kehf mağarası cami-i (Tarsus)
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 9
Bölgeleri de vilayet, nahiye, kasaba merkezlerine ayırdı. Bunların idaresini verdiği vali’lerin, me’mur ve diğer görevlilerin seçiminde ve denetiminde son derece titiz davranırdı.
Davalara bakması için mahkemeler, adli teşkilatlar, suç ve zabıta işlerine bakan, satıcıları kontrol eden, halkın birbiriyle olan günlük mumasebetlerini düzenleyen telkilatlar kurdu.
Beyt-ül mal için ayrı bir yer ve yürütülmesini sağlayacak me’murler tayin edildi. İlk def’a para bastırdı.
Yollar, köprüler inşaa edilip, su kanalları açılmıştı. Mekke’de hacilar için yollar boyunca misafirhaneler, hanlar yapılıp, kuyular açılmıştı Yeni fethedilen bölgelerde yerleşim merkezleri kurulup buralar imâr edildi.
Yazılı muamelerde karışıklığı önlemek için Peygamberimiz (a.s.v.) in Hicret’i başlangıc olan takvim kararlaştırıldı.
Sevâd arazisi feth edilince Eshab-i Kiram (r.anhum) la istişare etti. Eshab-i Kiram (r.anhum) in bazıları arazinin 1/5’i Beyt-ül male ayrıldıktan sonra, geri kalanın gazilere taksim edilmesini istiyorlardı.
Hazreti Ömer (r.a.) ise, Haşr sure’si 7-8-9-10 ayetlerini delil getirerek;
-“Eğer araziyi taksim edersem, sizden sonra geleceklere bir şey kalmaz. Servet ve mal birkaç kişinin arasında kalır.”Dedi.
Bundan sonra araziyi eski sahiplerine bıraktı ve haraç vergisi koydu. Bu haraç vergisinin miktarlarını tesbit etti. Yine O’nun zamanında zımmılerden alınan‘cizye’vergisinin’ miktarı daha sonraki asırlarda aynen tatbik edilmiştir.
Yine Eshab-i Kiram (r.anhum) a maaş verilmesi için bir dereceleme yapıp her birinin derecesi ‘divan’denilen defterde tesbit edilmişti. Bunların saklandığı yere de ‘Divanı’adı verilmiştir.
Ayrıca miskinlere, fakir olanlara Beyt-ül-Mal’dan un ve yiyecek verilmesi şeklinde nafaka bağlamıştır.
Mısır valisi Amr İbn-ül As (r.a.), Akdenizi Kızıldenize bağlayacak bir kanal açmek için teşebbüse geçmek üzere izin istediğinde, Hazret-İ ömer (r.a.) ona gerekli izni vermiştir.
İslâm’ın adaletini bütün dünyaya tanıtan Hazreti Ömer (r.a.), ilmin yayılmasına, insanların eğitilmesine de büyük önem verir ve fethedilen yerlerde İslâmiyetin yayılması, yeni kitlelere anlatılması için çok gayret sarfederdi.
Kur’an-i Kerim ve Hadis-i Şeriflerin öğretilmesi için her tarafta okullar açılmış ve buralarda ders vermek üzere maaşlı muallimler tayin edilmişti. Herkes muhtaç olduğu dini, hukuki bilgileri müftülerden sorup öğrenerek, ona göre haraketini tanzim edebilirdi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 10
09 Mart 2009Eshab-i Kehf camisi (Tarsus)
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 10
Fetva ve insanları irşad vazifesi, pek mühim olup, bunun ehli olmayan kimseler tarafından yapılması, faide yerine zarar vereceğinden. Hazret-i Ömer (r.a.) müftüleri tayin eder, kendisinin muhasebesini kazanamiyanları fetvadan men ederdi.
Zamanında fetva verme vazifesini gören zatlar;
Hazret-i Ali, Hazreti Osman, Muaz bin Cebel, Abdurrahman bin Avf, Ubey ibn-i Kab, Zeyd bin Sabit, Abdullah ibn-i Mesud, Abdullah ibn-i Abbas, Cabir bin Abdullah, Ebû Hüreyre, Ebû Derda (Ridvanallahi Teâlâ aleyhüm ecmain) gibi Eshab-i Kiram’ın büyükleri bulunuyordu.
Hazret-i Ömer (r.a.), adli teşkilatın temellerini kurdu. Mahkeme usulünü tesbit etti.
Aşağıdeki mektup hukuk usülü bakımından şaheserdir;
-“Kazâ Da’vaları hal ve değiştirmesi ve bozulması caiz olmıyan bir farizedir ve uyulması icâbeden bir sünnettir. Bir hadise (olay, vak’a) hakında sana baş vurulunca, iki tarafın sözlerini güzelce dinle, anla, bir hak ikrar ve itiraf edilince, hükme rağbet et (bağla) tenfiz eyle, (hükmü yerine getir). Çünkü infaz edilmiyecek olan hak bir sözün sadece söylenmesi, fayda vermez. Karşında, meclisinde, adâlet huzurunda insanları eşit tut. Tâ ki, mevki’ sahipleri senden tarafgirlik ümidine düşmesinler, zaif olanlar da adâletinden me’yus, kalben kırık olmasınlar.”
-“Beyine (delil) ve şahit getirme da’vâcıya yemin etmek de da’vayı inkar edene aittir. Yani Da’vacı şahid bulamazsa, isteği üzere da’valıya yemin tevcih edilir. Müslümanların arasında sulh yapılması caizdir. Ancak haramı, helal, helali haram kılacak bir sulh caiz değildir. Dünkü gün vermiş olduğun bir hüküm, nefsine müracaatla, haklılığa, doğruluğa, yol bulduğun taktirde, seni hakka dönmekten men etmesin. Yani ictihadın değişerek evvelce vermiş olduğun bir hüküm de isabetsizliğene kani’ olursan, o hükmün, benzeri bir hadise hakkında yeni ictihadına göre hüküm vermekliğine mani’ olmasın. Çünkü hak kadimdir. Hakka dönmek, batılda sebat etmekten hayırlıdır.”
-“Kalbini çalıştırıp hükümlerini Kur’an’da, sünnette bulamadığın mes’eleler hakkında güzelce imâl-i fikr et (düşün), sonra bu gibi şeylerin benzerini bul, bunları birbirine kıyas et. Bunlardan Hak teâlâ’ya daha sevimli, daha yakın ve hakka, doğruya daha benzer olanı ihtiyar eyle (seç). Da’vaciya, (beyyinesini ikâme edecek kadar) bir müddet ver. Bu müddet içinde beyyinesini izhar ederse, hakkını alır; edemezse aleyhine hüküm verilmesi icab eder. Böyle bir müddet verilmesi, mazeret hususunda pek beliğ ve şübhenin izâlesi için de pek açık bir esastır.”
-“Bütün Müslümanlar birbiri hakkında âdildirler. Kazfden (Bir müslüman’ iftiradan dolayı) hakkında had cezası tatbik edilmiş olan, yahud velâ ve karâbet sebebiyle (velilik veya akrabalık) kendisinde menfeati celb, (çeken) mazarratı (zararları) def’ töhmeti bulunan veyahud yalan yere şâhidlikte bulundukları tecribe ile anlaşılan kimseler müstesna, bunlardan başkasının şehadetleri kabul olunur.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 11
10 Mart 2009Eshab-i Kehf mağarası içinde biten bir fidan (Tarsus)
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 11
-“Bütün Müslümanlar birbiri hakkında âdildirler. Kazfden (Bir müslüman’ iftiradan dolayı) hakkında had cezası tatbik edilmiş olan, yahud velâ ve karâbet sebebiyle (velilik veya akrabalık) kendisinde menfeati celb, (çeken) mazarratı (zararları) def’ töhmeti bulunan veyahud yalan yere şâhidlikte bulundukları tecribe ile anlaşılan kimseler müstesna, bunlardan başkasının şehadetleri kabul olunur.”
-“Çünkü Hak Teâlâ, sizin gizli işlerinizden (yüz çevirmiş) beyineler sebebi ile sizden mes’uliyeti kaldırmıştır. Ya’ni insanların gizli şeylerini araştırıp ona göre hüküm vermekle mükellef değilsiniz. Sizin yapacağınız şey beyyinelere göre hüküm vermektir. Dünyevi hükümler, zahire, görünene göredir. Bunlarda gizlilik açık olana tabidir. Uhrevi hükümlerde ise, gizliler asıldır, zevahir, seraire tabidir.”
-“Muhâkeme esnasında, Hak Teâlâ ve tekaddes hazretlerinin, kendisine sevab vereceği ebedi mükafat ihsan buyuracağı hak mevkilerinde kızmaktan, sabırsızlıktan, kalb ızdarıbından ve müteezzi (üzülmekten) olmaktan hazer et-kaçın! Ya’ni muhakemeyi sabır ile, teenni ile yürüt. Her kim niyetini kendisi ile Allah-u teâlâ arasında hâlis kılarsa, hak uğrunda kendi aleyhine de olsa, Hak Teâlâ onun, kendisiyle insanlar arasında işlerine kifayet eder, ya’ni onu korur, vereceği hükümden dolayı bir tehlikeye ma’ruz kalmaz.”
-“Herhangi bir kimse, meselâ hakim, hilafını Allah-uTeâlâ’nın bildiği bir sıfatla; ya’ni kendisinde gerçekten bulunmayan bir faziletle, bir husus ve samimiyetle insanlara karşı süslenecek olursa, Allah-u Teâlâ onu, insanlar arasında rüsvâ eder. Çünkü Allah-u Teâlâ, ibadetlerden, ancak hâlisâne olanları kabul eder. Diğerlerini etmez.”
-“Hak Teâlâ’nın dünyada vereceği rızık ve rahmetinden, hazinelereinden ihsan buyuracağı mükâfât hakkında ne düşünüyorsun? (Ya’ni bunun derecesi sonsuzdur.) Ona göre haraket et. Hükmünde hak’dan ayrılma, mükafatını Cenab-i Hak’dan bekle.”
Yine Kadı Şüreyh(r.a.) e yazdığı mektubda da şöyle buyurdu;
-“Hükümlerini Kur’an-i Kerim’e istinad ettir. Şayet orada istediğini bulamazsan hadis-i şeriflere muracaat et. Orada da bulamazan icma-i ümmet’e göre hüküm ver. Bu da seni tatmin etmezse ictihad et.”
Bu sözüyle ehl-i sünnetin temel delillerini ortaya koymuş oluyordu.
Hazret-i ömer (r.a.) bir defasında at satın almak istemişti. Atı tecrübe etmek için bir biniciye vermiş, at da binici tarafından kazaya uğratılmıştı. Hazret-i ömer (r.a.) atı almaktan vazgeçerek sahibine iade etmek istedi. Fakat atın sahibi razı olmadı.
Bu mes’ele Kadı Şüreyh (r.a.) e intikal etti. Kadı Şüreyh (r.a.) şu hükmü verdi.
-“Şayet at sahibinin rızası ile tecrübe edildiyse sahibine iade edilebilir. Aksi takdirde iâde edilemez.”
Hazret-i Ömer (r.a.);
-“Hak ve Adalet budur.” Buyurdu ve atın bedelini verdi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 13
12 Mart 2009Beyaz su Başı (Ava sipi) Nusaybin
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 13
-“Sizlere kendisinden başka bir şey fâni olan, kendisi Baki olan Allah-u Teâlâ’dan korkmanızı tavsiye ederim. O’na itaat eden evliyasından olur. O’na isyan eden’in ahreti ahreti yok olur.”
-“Ey insanlar, mallarınızın zekatını veriniz, böylece kalblerinizi ve nefislerinizi temizlersiniz Allah’tan başka hiçbir mahluktan karşılık ve teşekkür beklemeyiniz. Öğütlerimi iyi anlayaınız. Akıllı olan Dinini muhafaza eder. Said olan başkasının nasihat ve öğüdünü kabul eder. İslâmiyet’e, Resulullah (a.s.v.) in sünnetine yapışınız. Kur’an-i kerim’in emirlerine uyunuz. Zira O’nda dertlere deva ve sevâb vardır.”
Hazret-i Ömer (r.a.) öyle adaletli idi ki, kendi oğlu günah işleyince, Allah-u Teâlâ’nı n emri kadar had vurulmasını emretti. Ölünceye kadar bütün İslâm âleminin Resulullah (a.s.v.) in zamanındaki gibi huzur, safa ve rahatlık içinde yaşamasını temin etti.
Hazret-i Ömer (r.a.) zamnaında İlk defa Nüfus sayımı yapıldı.Çocuklara maaş verildi. Satıcıların, esnafın, tüccarların müşterileri aldatmalarına mâni olmak için hisbe denilen belediye teşkilatını kurdu. O’nun zamanında posta teşkilatı geliştirildi.
Geceleri bekçi koyup asayişin teminini ilk def’a Hazeri Ömer (r.a.) tatbik etti. Mısır’dan Medine’ye deniz yoluyla ilk def’a gıda maddeleri O’nun zamanında geldi. Makam-i İbrahim (aleyhis selam) i bugünkü yerine koydu.
Hazret-i Ömer (r.a.) Hicretin 23 (M. 645) yılının son ayında Ebû lü’lü Firuz adında Yahudi bir köle tarafından namaz kılarken şehid edildi.
Bu köle Hazret-i Ömer (r.a.) e gelip efendinsin kendinden aldığı verginin çok olduğunu iddia etti. Hazret-i Ömer (r.a.) ona ne kadar vergi ödediğini ve ne iş yaptığını sordu. Marangozluk ve demircilik yaptığını, günde iki dirhem vergi ödediğini söyleyince,
Hazreti Ömer (r.a.);
-“Bu kazançlı mesleklere göre, senden alınan miktar fazla değildir.” Dedi.
Adaletiyle de herkes tarafından takdir edilen Hazret-i Ömer (r.a.) in bu sözüne razı olmayıp, düşmanlık gösteren Firuz, Hazret-i Ömer (r.a.) e kastetmeyi planladı.
Hazret-i Ömer (r.a.) ile görüştüğü günden bir gün sonra elbisesi içine bir hançer saklayıp, sabah namazı vaktinde mescide girdi. Beklemeye başladı. Hazret-i Ömer (r.a.) safları düzeltip tekbir alarak namaza durur durmaz, Firuz yerinden fırlayıp Hazret-i Ömer (r.a.) e arka arkaya altı darbe vurdu. Darbelerden biri karnına isabet etti. Firuz bir kişiyi daha yaralayıp kaçtı ve yakalanmadan önce intihar etti.
Hazret-i Ömer (r.a.) evine kaldırıldıktan bir müdet sonra ayılıp;
-“Katilim kimdir?” dedi.
Sahabiler;
-“Ebü Lü’lü Firuz.” Olduğu söylenince;
Haret-i Ömer (r.a.);
-“Allah’a şükürler olsun ki bir Müslüman tarafından vurulmadım…” dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 14
13 Mart 2009Beyaz su başı -Ava sipi- (Nusaybin)
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 14
Haret-i Ömer (r.a.) kendinden sonra halife olacak kimsenin tayını için Eshab-i Kiram (r.anhum) den, Cennet ile müjdelenenlerden altı kişiyi seçti.
Bunlar;
Hazret-i Osman, Hazret-i Ali, Zübeyr, Talha, Sa’d İbni Ebi Vakkas ve Abdurrahman bin Avf (Radiayallah-u Anhüm) idi.
Bundan sonra oğlu Abdullah (r.a.) a;
-“Mü’minlerin annesi Hazret-i Aişe (r.anha) ya git ve ona Ömer ibni Hattab’ın selamını söyle, mü’minlerin emiri deme, ben bugün mü’minlerin emiri değilim. Ona Ömer, sahibinin yanına defnedilmek için izin istiyor de!” Buyurdu.
Abdullah (r.a.) bunu Hazret-i Aişe (r.anha) ye söyleyince,
Hazret-i Aişe (r.anha);
-“O yeri kendim için ayırmıştım, fakat gönül hoşluğu ile orayı Ömer (r.a.) e veriyorum.” Dedi.
Hazret-i Ömer (r.a.) bu haberi duyunca;
-“Bu benim en büyük dileğimdi” Buyurarak çok memnun oldu.
Yaralandıktan yirmidört saat sonra vefat etti.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) yanına defn edildi. Şehid olduğunda 63 yaşında idi.
Her haliyle dost ve düşmanın hayran kaldığı adaleti dillere destan olan Hazret-i Ömer (r.a.) in vefatı Eshab-i Kiram (r.anhüm) ı ve diğer Müslümanları son derece üzdü, mahzun etti.
Hazret-i Ömer (r.a.) şehid olunca, Abdullah İbn-i Ömer (r.a.), sahabe-i Kiram (r.anhüm) e dedi ki;
-“İlmin onda dokuzu, ömer (r.a.) ile beraber öldü.”
Bazılarını bu sözü anlamayarak durakladıklarını görünce;
-“İlimden maksadım Allah-u teâlâ’yı bilmektir. Diğer bilgiler değildir.” Dedi.
Peygamberlerden sonra insanların en üstünü Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) dir. Ondan sonra Hazret-i Ömer (r.a.) dır
Hadis-i şerifte buyuruldu ki;
-“Cebrail aleyhis selam bana gelip dedi ki;”
-“Ömer’in ölümü üzerine bütün İslâm âlemi ağlayacatır.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 15
14 Mart 2009Beyaz su’yun çıktığı dağ (Nusaybin)
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 15
Hazret-i Ömer (r.a.) çeşitli Hadis-i Şeriflerle methedildi;
-“Ben peygamberlerin sonuncusuyum. Benden sonra Peygamber gelmiyecektir. Eğer benden sonra Peygamber gelseydi, Ömer elbette Peygamber olurdu.”
Hadis-i Şerifi yüksekliğini anlatmaya yetişir. Faziletini, üstünlüğünü ve kıymetini bildirmek için hakkında din âlimleri ve Müslüman olmayan kimseler tarafından ciltlerle kitab yazıldı.
Hazret-i Ömer (r.a.) metheden hadis-i şeriflerin çoğunu Hazret-i Ali (r.a.) bildirmiştir.
Onu metheden hadis-i şeriflerden bir kısmı şunlardır;
Hazret-i ömer (r.a.) Umre için Resulullah (a.s.v.) tan izin isteyince;
Raulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);
-“Ya Ahi! (Ey kardeşim) duanda bizi de unutma!” buyurdu.
Hazret-i Ömer (r.a.) iman ettiği gün Cebrail aleyhis selam geldi ve;
-“Melekler birbirlerine Ömer’in Müslüman olduğunu müjdelediler.” Dedi.
Hazret-i Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu;
-“Ömer, Cennet ehlinin ışığı ve İslâm’ın nurudur.”
-“Allah-u Teâlâ hakkı Ömer’in dilinde ve kalbine yerleştirmiştir.”
-“Şeytan, Ömer ibn-i Hattab’ı gördüğü zaman, heybetinden yüz üstü yere düşer.”
-“Şu dört kişiyi ancak munafık olan kimse sevmez; Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali.”
Hazret-i Ömer (r.a.) halifeliği zamnaında Bizans İmparatorluğuna elçi gönderip dine davet etti. Bizans elçisi Medine-i Münevvere’ye geldi. Hazret-i Ömer (r.a.) ihtiyar bir kadının duvarını yaptırıyordu. Elçinin geldiğini haber verdiler.
Hazret-i Ömer (r.a.);
-“Buraya gelsin.” Buyurdu.
Eshab-i Kiram;
-“Efendim!, ellerinizi yıkayıp bir yere otursanız nasıl olur?” dediler.
Kabul buyurmadı. Elçiyi çağırdılar.
Elçi;
-“Arap padişahı bu mudur? Böyle olduğunu bilsem gelmezdim ve Bizans İmparatoru da beni göndermezdi.”dedi.
Hazret-i Ömer (r.a.) çamurlu mubarek iki parmağı ile işaret ederek;
-“Eğer İmparatorun elçi göndermeseydi, onun iki gözünü çıkarırdım.” Buyurdu.
Hazret-i Ömer (r.a.), parmağı ile işaret edince, iki çamurlu parmak, gelip Bizans İmparatorunun gözlerini kör eyledi. Parmakların çamuru gözlerinin üzerinde kaldı. Silmek mümkün olmadı. Bir zaman sonra elçi dönünce İmparatorun gözlerinin kör olduğunu gördü. Sebebini araştırdı. Hazret-i Ömer ile geçen hadiseyi de anlatınca hepsi hayret etiler.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 16
15 Mart 2009Beyaz su’yun çıktığı dağ (Nusaybin)
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 16
İran’a gönderdiği orduya kumandan tayin ettiği Hazret-i Sariye (r.a.) ordusu ile mağlup olmak üzere idi. Bu sırada Hazret-i Ömer (r.a.) Medine’de Cuma’ hutbesi okuyordu.
Hutbe arasında;
-“Dağa yaslan ya Sariye, dağa yaslan ya Sariye!” diye bağırdı.
Sariye (r.a.) Hazret-i Ömer (r.a.) in sesini işitip ordusunu dağa çekti. Arkasını dağa verip bir cepheden düşman ile karşılaşmak suretiyle zafere ulaştı. Hazret-i Ömer (r.a.) bu hadiseyi görmesi ve sesini duyurması onun kerametlerinden biridir.
Hazret-i Ömer (r.a.) in ordusunun İran’i fethettiği gece Hazret-i Osman (r.a.) huzuruna girip selam vermişti. Hazret-i Ömer (r.a.) acele mektub yazıyordu. Mektubu yazıp bitirince yanmakta olan lambayı söndürüp, başka bir lamda yaktı.
Hazret-i Osman (r.a.) nın selamına cevap verip konuşmaya başladıktan sonra, Hazret-i Osman lambayı söndürüp, başka bir lamba yakmasının sebbeini sorunca,
Hazret-i Ömer (r.a.);
-“Söndürdüğüm lamba Beyt-ül malındır. Bana ait değildir. Onu Müslümanların işini görmek için yakmıştım, onların işini görmek için yazdığım mektub bitti. Şimdi seninle şahsi işim için konuşuyoruz, bunun için de kendime ait lambayı yaktım.” Buyurdu.
Hazret-i Ömer (r.a.), birkaç bin askeri harbe göndermişti. Harbe gidenlerin evlerine adam gönderip, hallerini sorması ve geceleri kendisinin şehri gezmesi adeti idi.
Bir gece şehri dolaşıyordu. Bir evin önünden geçerken, ağlayan bir kadın sesi duydu.
Kulak verdi.
Kadın;
-“Halife Kocamı harbe gönderdi. Biz burada aç-susuz kaldık. Yarın çocukları götürüp halifenin kapısına bırakacağım.” Diyordu.
Hazret-i Ömer dayanamadı. Gidip bir miktar yağ ve bir çuval unu sırtına alıp, kadının evine getirdi. Ateş yakıp yemek pişirdi. Çocukları uyandırıp yedirdi.
Sonra kadından özür diledi;
-“Şimdiye kadar sizin halinizi bilmiyordum. İhtiyacınız olursa, hemen bize bildirin.” Diyerek ayrıldı.
Kadın, Hazret-i Ömer (r.a.) in akıllara hayret veren tavazu ve adaleti karşısında mahcup olup, hayır duâlar etti.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 17
16 Mart 2009Beyaz su başı (Nusaybin)
Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 17
Hazret-i Ömer (r.a.) Irak’a İslâm ordusunu gönderip, kısa zamanda Allah-u Teâlâ’nın yardımıyla zafer kazandılar. Kiliseleri cami, puthanaleri mescid yaptılar. Sağ salim ganimetle döndüler. Hazret-i Ömer (r.a.) in huzuruna vardıklarında Halife Ömer (r.a.), İslâm ordusuna hiç bakmadı.
-“Ne yaptınız?” diye sual bile sormadı.
Halife’nin bu muamelesi Eshab-i Kiram (r.anhum) a çok ağır geldi. Hazret-i Ömer (r.a.) in oğlu Abdullah (r.a.) mescidde görüp halife’nin onlara karşı alakasızlığından şikayet ettiler.
Hazreti Abdullah (r.a.);
-“Babamın huzuruna bu elbiselerle mi çıktınız?” dedi.
Meğer İslâm ordusu, İran’ın süslü elbiselerinden giymişlerdi. Eshab-i Kiram (r.anhum) Hazret-i Abdullah (r.a.) nin işaretiyle gidip elbiselerini değiştirdiler. Böylece Hazret-i Ömer (r.a.) in huzuruna vardılar.
Bu sefer Hazret-i Ömer (r.a.) bunları iyi karşılayıp her birinin ayrı ayrı halini, hatırını sordu.
Eshab-i Güzin (r.amhum) den birisi cesaret edip, kalktı.
-“Ya Emirel-Mü’minin ilk görüşmemizde bize hiç iltifat etmediniz. İkinci görüşmemeizde çok iyi karşıladınız. Bunun sebebi nedir?” diye sordu.
Hazret-i Ömer (r.a.);
-“Sizi elbiselerinizi değiştirmiş görünce kendi kendime;”
-“Eshab-i Güzin benim hayatımda elbiselerini değiştirdiler. Birkaç gün sonra Allah korusun kalblerini değiştirirler. Dünyayı sevmeleri artar. Yarın kıyamet gününde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) a kavuşunca,”
-“Ya Ömer! Senin halifeliğin zamanında benim Eshabim elbiselerini değiştirdiler sonra kalbleri değişti. Niçin mani olmadın?” diye hitab eder, azarlar diye korktum.”
Onun için İran’ın süslü elbiselerini giydiğiniz zaman her biriniz gözüme bir belâ gibi göründünüz. Fakat Elhamdülillah elbiselerinizi değiştirince, endişe ettiğim tehlike ortadan kalktı. Size iyi muamelede bulundum.
Hazret-i Ömer (r.a.) zamanında Şam şehri civarında bir kal’a muhasere edildi. Öğleye kadar kal’a feth edilmedi.
Hazret-i Ömer (r.a.) gadaba geldi İslam askerini huzura çağırdı.
-“Kal’a henüz fethedilmedi. Kafirler, İslam askeri karşısında bu kadar dayanamzadı. Aramızda birisi bir hata yapmış olmasın.” Buyurdu. İslam askeri hayret edip, Tevbe ve istiğfar etmeğe başladılar.
O sırada bir kişi ağlayark Hazret-i Ömer (r.a.) in huzuruna geldi.
-“Ya Emirel-Mü’minin! Dün gece teheccüde kalktığım zaman karanlık olduğu için misvakımı arayıp bulamadım. Misvaksiz namaz kıldım. Sizin aradığınız hata benim hatamdır.” Dedi.
Hazret-i Ömer (r.a.);
-“Tevbe ve istiğfar etmeğe devam et.” Buyurdu.
Bir saat sonra kal’a fetholundu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









