‘adaletle hüküm etmek’ olarak etiketlenmiş yazılar


dsc00140-beyaz-su-basi-fuadyusufoglu.JPG

Beyaz su Başı (Ava sipi)

Zahidlerden biri zamanın halifesinin yanına geldi.

Halife:

-“Bana nasihat et.”dedi.

Buyurdu ki:

-“Ben Çin’e bir yolculuğa çıkmıştım. O memleketin kral’ı sağır idi. Çok ağlıyor ve diyordu ki;

-’Kulağımın duymadığına değil, kapıma gelen ve feryad eden mazlumların sesini duyamadığıma ağlıyorum. Fakat gözüm görüyor. Gidiniz, ilân ediniz, zulme uğrayan kırmızı elbise giysin.”dedi.

Böylece her gün bir fil’e binip etrafı dolaşır, kırmızı elbiseli olanları çağırırdı.

-”Ey Emirel Müminin; bu dediğim kafir ülkesinde bulunan bir kral’ının Allah (c.c.) ın kullarına olan şefkat ve merhametidir. Sen ise Mü’minsin ve Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) in ehlibeytindensin. Senin şefkat ve merhametinin ne kadar icap ettiğini artık sen düşün.”Dedi.

Süleyman ibn Abdulmelik (r.a.) halife idi.

Birgün:

-“Bu dünyanın ni’metlerinden bu kadar istifade ettim. Kiyamette halim ne olur?” diye düşündü.

Zamanın alim ve zahidi olan Ebu Hazım (r.a.) a bir kimse gönderip

-“Orucun ne ile açıyorsun, bana ondan gönderin” dedi.

O da kızarmış buğday kepeği gönderdi

Ve Ebu hazım (r.a.) a:

-“Ben gece bundan yerim.”dedi.

Halife Süleyman ibn Abdülmelik, bunu görünce ağladı ve kalbine büyük hal zahir oldu. Üç gün hiçbir şey yemeden oruç tuttu. Üçüncü günün akşamı, gönderilen o şeyle iftar etti.

Derler ki;

O gece hanımı ile yattı ve oğlu Abdulaziz (r.a.) dünyaya geldi. Ondan da adalet ile cihanda bir tane olan ve Ömer ibn Hattab (r.a.) benzeyen Ömer ibn Abdülaziz (r.a.) dünyaya geldi.

Bunun ise, Ebu Hazım (r.a.) ın gönderdiği o yiyeceğin BEREKETİNDEN İSTİFADE etmek niyeti ile olduğunu bildirmiştir.

Devam edecek…

Kimya-yi Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala (c.c.) bizleri ve sizleri Kendi sevgili Veli Kulları yüzü suyu hürmetine AFV eylesin. AMİN….

Fuad Yusufoğlu

Girnavas şelalesi (Nusaybin)

Ömer bin Abdüaziz (Radiyallah-u anh)- 12

İnsanlara olduğu gibi hayvanlara da merhametliydi. Bir katırı vardı. Bunu pazarda çalıştırır, gelen parayla da ihtiyaçlarını temin ederdi.

Katırı çalıştıran işçisi, bir gün normaldan fazla para getirince;

-“Neden böyle fazla para geldi?” dedi.

İşçi;

-“Pazar kalabalık ve bereketliydi.” Cevaba karşılık,

Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.);

-“Hayır, böyle değil. Sen katırı çok çalıştırıp, yordun. Katırı, üç gün dinlendir.”emrini verdi.

Bir gece O’na misafir geldi. O bir şey yazıyordu. Misafiri da yanında oturuyordu. Lambanın yağı azaldı. Sönecek gibi oldu.

Misafir;

-“Ya Emir-ül-mü’minin! Kalkıp lambaya yağ koyayım mı?” deyince,

Halife Ömer bin Abdüzlaziz (r.a.);

-“Misafirine iş gördürmek, insanın mürüvvetine yakışmaz.” Buyurdu.

Misafir;

-“O halde hizmetçiği kaldırayım mı?”

Ömer bin Abdülaziz (r.a.);

-“O da olmaz, daha akşamın ilk uykusundadır.”

Ömer bin Abdülaiziz (r.a.) kalkıp, lambaya yağ doldurdu.

Misafir bu hali görünce hayretle;

-“Ama bu işi kendin yaptın, neden?” deyince

Halife ömer bin Abdülaziz (r.a.) Buyurdu ki;

-“Ömer’dim. Yaptım, bitirdim, yine Ömer’im. İNSANLARIN ALLAH KATINDA HAYIRLISI TEVAZU SAHİBİ OLANLARIDIR.”

Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.) bir gün hanımına;

-“Bir dirhemin var mı? Biraz üzüm alalım.” Dedi.

Hanımı;

-“Senin gibi bir Sultanın bir dirhemi olmazsa, benim olur mu?” deyince

Ömer (r.a.) hanımına;

-“Doğru söyliyorsun ey Fatima! Fakat böyle olması, Cehennemde kızgın zincirleri boğazımda taşımadan iyidir.” Dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas tepesinden bir görünüş (Nusaybin)

Ömer bin Abdüaziz (Radiyallah-u anh)- 13

Ömer bin Abdülaziz Hazretleri (r.a.), oğlunun BİN dirheme bir yüzük taşı satın aldığını haber aldı. Hemen oğluna mEktup yazarak, o yüzük taşını satmasını ve bin kişinin karnını doyurmasını emretti. Ayrıca iki dirhemlik bir yüzük kullanmasını,

Ve yüzüğün üzerine;

-“Allah-u Teâlâ haddını bilene merhamet eylesin.” Diye yazmasını istedi.

Bir gün etrafındakiler Ömer bin Abdülaziz (r.a.) e;

-“İnsanların en ahmak olanı kimdir? Diye sorunca,

Ömer bin Abdülaziz (r.a.);

-“ÂHİRETİNİ DÜNYA İÇİN SATAN, AHMAKTIR, ÂHİRETİNİ BAŞKASININ DÜNYASI İÇİN SATAN İSE DAHA AHMAKTIR.” Buyurdu.

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) hazretleri, hutbe okurken kalbine ucb (kendini beğenmek) hâli gelirse hutbeyi yarıda keser, yazı yazarken olursa o kağıdı yırtardı.

Ve;

-“Allah’ım nefsimin şerrinden sana sığınırım.” Derdi.

Halife’nin yer altında bir mahzeni vardı. Gece olunca oraya iner, boynuna demir bağlardı. Sabaha kadar böylece, Allah-u Teâlâ’nın korkusuyla göz yaşı döker ve O’na yalvarırdı.

Abdullah bin Iyaş (r.a.) basından şöyle nakleder;

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) yanındaki toplulukla beraber bir cenazeyi defn etmişlerdi. Herkes gitmiş, fakat Ömer bin Abdülaziz (r.a.) ba’zı yakınları ile beraber orada kalmıştı.

Yanındakiler O’na;

-“Ey mü’minlerin emiri! Sen bu cenazenin sahibi misin de, burada kaldın? Halbuki falanca cenazeleri için böyle beklememiştin” dediler.

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) onlara şöyle cevab verdi;

-“Kabir bana arkamdan şöyle seslendi;”

(-“Ey Ömer bin Abdülaziz! Dostlarını ne yaptığımı hiç sormuyorsun.)” Dedi.

Ben de;

-“Söyle ne yaptın.” Dedim

Bana;

(-“Kefenlerini yırtım, vucutarını parçaladım. Kanlarını emdim. Etlerini yedim.”) dedi

Tekrar şöyle seslendi;

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas şelalesi (Nusaybin)

Ömer bin Abdüaziz (Radiyallah-u anh)- 14

Tekrar şöyle seslendi;

(-“Ey Ömer bin Abdülaziz! Bana o dostlarının mafsallarını ne yaptığını hiç sormuyorsun.”) deyince

Ona;

-“Ne yaptın?” diye sordum.

Bana;

(-“Onların ellerini kollarından ayırdım. Kollarını pazularından, pazularını omuzlarından, kalçalarını uyluklarından, uyluklarını dizlerinden, dizlerini ökçelerinden, ökçelerini ayaklarından ayırdım.” Dedi.

Kabirden bu sözleri naklettikten sonra, Ömer bin Abdülaziz (r.a.), ağlamaya başladı ve şöyle buyurdu;

-“Dünya ne kadar aldatıcı. Dünyada üstün ve kıymetli makam ve mevki sahibi olmak, hiç faide vermiyor. GENÇ OLAN İHTİYARLIYOR. HER CANLI SONUNDA ÖLÜYOR. Geçici ve aldatıcı olduğunu bildiğiniz halde sakın dünya lezzetleri ve zevkleri sizi aldatmasın. Birkaç günlük dünya hayatındeki geçici lezzetlere sarılıp, ahireti unutan, aldanmıştır.”

-“Hani nerede bizden önce bu dünyada yaşayanlar. Hani onlar, büyük ve modern şehirler kurmuşlardı. Büyük ve derin kanallar kazmışlar ve barajlar yapmışlardı. Onlar, bir göz açıp kapama denecek kadar, az bir müddet dünyada kaldılar. Burada, sıhhatlerine güç ve kuvvetlerine aldandılar. Bu yüzden günahlar işlediler.”

-“Halbuki, herkes onlara mallarının çokluğundan dolayı, ‘keşke, onun serveti gibi bizim de olsa’ diyorlardı. Şimdi onların hali ne oldu. Toprak onların bedenlerini yedi. Kemikleri kurtlara azık oldu. Fakat onlar, dünyada iken, kuvvetli bir aile içerisinde idi. EVLERİ, GÜZEL EŞYALARLA DÖŞELİ VE HİZMETÇİLERİ VARDI. Herkes kendisine ikramda bulunuyor, aciz kaldığı işlerde kendisine yardımcı oluyorlardı.”

Kabir yine Ömer bin Abdülaziz (r.a.) şöyle dedi;

-“Sen kabirlere uğradığın zaman, dünyada iken zengin olanlara, ‘ZENGİNLİĞİNİZDEN NE KALDI’, Fakirlere de, ‘FAKİRLİĞİNİZDEN NE KALDI’ diye sor. Yine onlara, dünyada kendileriyle güzel güzel konuştukları dillerini sor. ‘NE OLDU KONUŞAN DİLLERE? NİÇİN SUSUYORLAR.’ O dünya güzelliklerini kendileriyle seyretikleri gözlerine de sor. NİÇİN ŞİMDİ BAKMIYORLAR? Hani nerede o nazik tenleri, nerede o güzel yüzleri. Bu çukurun kurtları onlara ne yaptı. Hani burada yatanların o güzelim renkleri, etlerine ne oldu. Niçin o yüzler toprak olmuş. Nerede o güzellikler. İşte onların uzuvları tamamen ortaya çıkmış, paramparça olmuş. Halbuki dünyada güzel bir hayatları vardı.

-“Dünyaya dalıp, Salih amel yapmadılar. Ahretti unuttular. Onun için hazırlık yapmadılar. FAKAT ÖLÜM KENDİLERİNİ YAKALAYIVERDİ. Dostlarından ayrıldılar. Burada şu sesiz sedasiz, yere geldiler. Vucutları çürüdü. Başları boyunlarından ayrıldı, a’zaları parça parça oldu. Gözbebekleri yanaklarına akıp gitti. Ağızları kan ve irinle doldu. Haşareler, kurtlar, böcekler, bedenleri üzerinde gezer oldu. Bir müddet sonra, kemikleri de çürüdü. Onlar, dünyadaki rahatlıklarını bırakıp, bu dar yere geldiler. Arkalarında bıraktıkları, hanımları başkalarıyla evlendi. Çocukları yetim kaldı. Yollarda, şurada, burada kimsesiz, sahipsiz dolaşır oldu.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Beşire Mecido (Girnavas mevki-i) Nusaybin

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 16

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) sulh, sükün idaresini çekemiyenler vardı. Bunlar Ehl-i bid’attan HARİCİLER VE MENFAATI ZEDELENENLERDİ. Halifenin hayatına kıymak için çareler aradılar. Nihayet hizmetçi kölesini BİN ALTINLA kandırarak, bu mubarek zatı zehirlettiler.

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) zehirlendiğini anlayınca kölesini çağırdı;

-“Ben sana bir fenalık yapmadığım halde bu ihaneti bana niçin yaptın? Doğru söyle, seni affedeyim.” Deyince,

Köle yaptığı bu çirkin harakete pek pişman olup, üzüldü. Köle ağlayarak yerlere kapandı, yalvararak;

-“Ya Emir-el-mü’minin! Bana BİN ALTIN vermek suretiyle bu ihaneti yaptırdılar.” Dedi.

Halife Ömer bin Abdülaziz (r.a.) altınları getirterek, devlet hazinesine gönderdi. KÖLEYİ AFFETİ.

Hasta halındeyken, kayın biraderi Mesleme bin Abdülmelik ziyaretine geldi. Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) in üzerinde bir gömlek vardı.

Kızkardeşi fatima (r.anha) ya;

-“Emir-ül-mümininin elbisesini yıkayınız.” Dedi.

Tekrar geldiğinde gömleyin yıkanmamış olduğunu görerek kardeşi Fatima (r.anha) ya;

-“Ben size gömleği yıkayınız, diye emretmedim mi?” deyince (Bütün teb’asının hayat seviyesini yükseltip, İKİBÜÇÜK YIL bile sürmeyen hilafetinin sonunda yirmi beş yıl zekat verilecek kimse bulanamamış olmasına rağmen) aldığı cevab hayret vericidir.

Fatima (r.anha);

-“VALLAHİ BAŞKA GÖMLEĞİ YOK Kİ, ONU GİYDİRELİM DE, BUNU YIKAYALIM.”

Yine yakınları dediler ki;

-“Beyt-ül mal’dan âilene bir şeyler vasiyet et, senden sonra onlar sıkıntıya düşmemeli.”

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) nın cevabı akıllara durgunluk, tüyleri ürpertecek kadar müthiştir.

-“ÇOCUKLARIM ŞU İKİ TİP İNSANLARDAN BİRİSİ OLACAKTIR. İYİ, SALİH İNSAN VEYA KÖTÜ ŞERİR İNSAN. SALİH İNSAN OLURLARSA, KUR’AN-İ KERİM’İN A’RAF SURESİ, YÜZDOKSANALTINCI (196) ÂYET-İ KERİMESİNDE BUYURULAN;

(-“Ey Resulum! Müşriklere de ki; size karşı benim yardımcım, Kur’an-i kerim’i indiren Allah’tır ve O bütün Salihlere de yardımcıdır.” AYETİ YETİŞİR. KÖTÜ İNSAN OLURLARSA, O TAKDİRDE BEN ONLARI, GÜNAH İŞLEMELERİ İÇİN GÜÇLENDİREMEM.”

Çocuklarına dönerek;

-“Evlatlarım! İki ihtimal var. Ya sizi zengin edeceğim; o takdirde babanız Cehennemi boylayacak. Yahut da fakir kalacaksınız; babanız Cennete gidecek. Babanızın Cennete girmesi şartıyla fakir kalmanızı, O’nun Cehennemi boylaması şartıyla zengin olmayı tercih edin. Şimdi yanımdan ayrılın ve benden sonra SAKIN BEYT-ÜL MAL MES’ULLERİNİ TA’CİZ ETMEYİN. ŞUNU İYİ BİLİN Kİ, SİZE VERİLMESİNİ VASİYET ETTİĞİM PARA MİKTARI SADECE Yirmibir DİNÂRDIR.”

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) nin hastalığı ağırlaşınca tabib çağırdılar.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaşe Akbe mevki-i (Midyat)

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 19

Hazreti ömer bin Abdülaziz (r.a.) in vefatından sonra Halife Zeyd ibn-i Melik, Fatima binti Abdülmelik (r.a.) in Beyt-ül-mal’deki ziynet ve mücevherlerini iâde etmek isteyince;

Fatima (r.a.) O’na sadakatini şöyle ifade eder;

-“Vallahi kabul etmem. Ben Ömer’e sağlığında itâat edip de, vefatından sonra isyan etmem.”

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) in vefatına bütün teb’ası üzüldü. Cenaza arkasında ağlayan bir rahibe sordular;

-“Bu kimse senin dininde değildi. Neden ağlıyorsun?”

Rahibin cevabı şu oldu;

-“BEN ŞUNUN İÇİN AĞLİYORUM; YERYÜZÜNDE BİR GÜNEŞ VARDI. ŞİMDİ BATTI…

Mus’ab bin A’yun (r.a.) anlatır;

-“Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) halife iken Kirman’da koyun güderdim. Koyunlar ile kurtlar birlikte dolaşırlardı. BİR GECE ANSIZIN KURTLAR KOYUNLARA SALDIRDI. İÇİMDEN; ‘ŞU ÂDİL HALİFE VEFAT ETMİŞ OLAMALI’ DEDİM.”

-“Araştırıldı;”

-“Hazreti ömer bin Abdülaziz (r.a.) ın o gece vefat ettiği anlaşıldı.”

VEFATINI CİNNİLER DE HABER VERDİ.

Yunus bin Ebû şebib (r.a.);

-“Ömer bin Abdülaziz (r.a.) halifeliğinden önce gördüm. Etli ve gürbüz bir kimse idi. Halife olduktan sonra da gördüm. Öyle zayıflamıştı ki uzaklardan kaburga kemiklerini saymak mümkün idi.”

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.), Ehl-i Beyt’e çok hürmet, izzet ve ikramda bulunduğundan, Hazreti Ali (r.a.) nin torunu Fatima binti Hüseyin (r.anha) buyurdu ki;

-“Ömer bin Abdülaziz (r.a.) kalsaydı biz bir şeye muhtaç olmazdık.”

Büyük evliye ve âlimlerden Süfyan-i Servi (r.a.) ve İmâm-i Şafi-i (r.a.) buyurdular;

-“HALİFELER BEŞTİR; EBU BEKİR (r.a.), ÖMER (r.a.), OSMAN (r.a.), ALİ (r.a.) İle ÖMER BİN ABDÜLAZİZ (r.a.) dir.”

Fıkıh âlimlerinden Meymun ibni Mihran (r.a.) buyurdu ki;

-“Âlimler, Ömer bin Abdülaziz (r.a.) ın yanında talabeydi.”

Hocası meşhur fıkıh âlimlerinden Mücahid (r.a.) buyurdu ki;

-“BİZ, ÖMER BİN ABDÜLAZİZ (r.a.) E ÖĞRETMEK İÇİN GELDİK. HALBUKİ DAİMA ONDAN ÖĞRENİR OLDUK.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kaşe Akbe Civarı (Midyat)

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 20

Mâlik bin Dinâr (r.a.) buyurdu ki;

-“Dili dönen, zahidim deyip duruyor. Zahid, Ömer bin Abdülaziz (r.a.) gibi olur ki, dünya ayağına geldiği halde onu rededer.”

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.) den rivayet olunur ki;

Bir kimse;

-“Ya Rabbi! Bana, şeytanın insan vücudundeki yerini göster.” Diye yalvardı.

Ru’yasında bir insan cesedi gördü. O ceset öyle şefaf idi ki, insanın iç kısmı tamamen görünüyordu. Şeytanı o cesedin sol koltuğu üzerinde, omuz ile kulak arasında kurbağa şeklinde oturuyor gördü. İncecik bir hortumu vardı. Hortomu, o insanın kalbine sokmuş öylece VESVESE VERİYORDU. O insan Allah-u Teâlâ’yı hatırlayınca oradan uzaklaşıyordu.

Hazreti Ömer bin Abdülaziz (r.a.), Ka’be’nin fazileti ile alakalı olarak, Allah-u Teâlâ’nın Musa (a.s.) ya vahyini şöyle anlatıyor;

Musa Alayhi selam, Allah-u Teâlâ’ya;

-“Ya Rabbi! Hac, Ka’be nadir?” diye sordu.

Allah-u teâlâ buyurdu ki;

-“Bir beytimdir ki (evimdir ki) onu bütün beytlere tercih ettim. O HÜRMET EDİLEN BİR YERDİR. Halilim (Dostum) İbrahim (a.s.) onu öyle yaptı. Yer yüzünün her tarafından onu ziyarete gelirler. Aynen kölelerin, hizmetçilerin efendisine LEBBEYK (Emrine geldim) dediği gibi TEHLİL ederek, Telbiye okurlar.”

Musa Aleyhis selam sordu ki;

-“Ya rabbi! Onlara verilecek sevab nedir?”

Allah-u Teâlâ buyurdu ki;

-“Onları affedeceğim. Hatta onları komşuları ve yakınları için ŞEFATÇİ KILACAĞIM.”

Musa Aleyhis selam sordu;

-“Ya Rabbi! Onların içinde Hac yaparken harcadığı malı şüpheli olanlar ve kalbi temiz olmayanlar varsa onların durumu ne olacak?”

Bunun üzerine Allah-u teâlâ buyurdu ki;

-“Onların İYİLERİ HURMETİNE KÖTÜLERİNİ BAĞIŞLAYACAĞIM.”

Ömer bin Abdülaziz (r.a.) bir gece namaz kıldı.

Namazda;

-“Boyunlarında demirden la’leler ve zincirler bulunduğu zaman, bu vaziyette sıcak suyun içinde sürüklenecekler, sonra ateşte yakılacaklar.” El-Mü’min suresi Ayet 71-72 Mealındeki ayet-i kerime’yi okudu. Namazdan sonra bu ayet-i kerime’yi tekrar tekrar okudu ve çok ağladı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Veysike (Çağ-çağ) deresi Nusaybin

Ömer bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 23

-“Ey insanlar! Allah’tan korkun. Çünkü Allah’tan korkmak (takva) her şeyin yerine geçer ve hiçbir şey onun yerine geçemez.

-“Bizden önce helak olanlar, hakkı engellemek ve zulüm yapmak yüzünden mahv oldular. Hak onlardan satın alınırdı ve zulümden korunmak için de fidye verilirdi.”

-“Şüphe halinde had cezalarının yerine getirmekten kaçının. Çünkü idarecilerin af ederek hataya düşmesi, zulüm ederek, ceza çektirerek hataya düşmesinden hayırlıdır.”

-“Müslümanlardan bir söz işittiğinde bir hayra yor, sakın şerre yorma”

Bir valisine yazdı:

-“Ellerini Müslümanların kanından, mideni malından, dilini ırzından uzak tut! Böyle yaparsan sana zeval yoktur.”

-“Namaz, senin yolun yarısına; oruç, tam Melik kapısına iletir. Sadaka ile Melik’in huzuruna çıkarır.”

-“Allah-u Teâlâ bir kuluna verdiği bir nimeti alıp da karşılığında sabrı nasib ederse, nimete mukabil verdiği o nimetin daha efaldir.

-“Ölümü çok hatırla. Eğer geçim rahatlığı içindeysen bu sana darlık, ürperti getirecek; geçim darlığı içindeysen genişilik, ferahlık kazandıracak.”

-“Siz seferdesiniz. Yüklerinizin bağlarını bu diyarın dışında bir yerde çözeceksiniz. Siz, üzerinden çağlar geçmiş bir kökün dallarısınız. Kökleri yok olup gitmiş bir dalın hayatından ne çıkar ki?”

-“Ey insanlar! Allah mahlukları yarattı ve onları uyuttu. Sonra onları uykularından uyandırıp, diriltecek. Her biri ya cennete, yada cehenneme sevk edilecek. Allah a yemin ederim ki, biz eğer bu hakikatı tasdik etmiş isek, buna uygun yaşamadığımız için ahmağız. Eğer bu gerçeği inkar eiyor isek, o takdirde hepimiz helaktayız.”

-“Her yolculuğun kendine has bir ağızı, hazırlığı vardır. Ahret yolculuğu için de takvayı azık edinin. Allah teâlâ’nın vereceği ni’metleri görmüş gibi sevenin ve vereceği cezayı, azabı da görmüş gibi korkunuz. TÛL-İ EMEL’E KAPILMAYIN, ZİRA TÛL-İ EMEL (Bitmeyen istek, hiç ölmiyecekmiş gibi dünyaya dalmak) KALBİNİZİ KATILAŞTIRIR. Düşmanınız olan dünyaya aldanmış nice insanlar gördük. Huzur ve saâdet, ancak Allah’ın azabından emin olanlar içindir. Neş’e ve sevinç de kıyametin zorluğunu anlatanlar içindir. KIYAMET GÜNÜ ZENGİN, FAKİR HERKESİN AMELİ MEYDANA ÇIKAR VE HESAB VERİRKEN ÖYLE BİR MÜŞKİLAT İLE KARŞILAŞIRSINIZ Kİ, EĞER YILDIZLAR BUNUNLA KARŞILAŞIRSA KARARIP DÖKÜLÜR, DAĞLAR DAYANMAZ ERİRDİ. Cennet ve Cehennemden başka bir yer bulunmadığını ve bunlardan birine mutlaka gideceğinizi de biliyorsunuz. O halde ona göre hazırlanın…”

-“Allah’tan korkun ve aşırı şakadan kaçının; ZIRA AŞIRI ŞAKA, KİN TUTMAĞA, KİN DE KÖTÜLÜKLERE SEBEP OLUR.”

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer Bin Abdülaziz (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Danyal aleyhis selam kabri-i şerif (Tarsus)

Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 12

Hazret-i Ömer (r.a.) çok âdil, âbid, çok merhametli, aşağı gönüllü olup, fakirlerle yaşar idi. Diğer bir hizmeti de Müslümanların artmasıyla küçük gelmeye başlayan Mescid-i Haram’ı ve Mescid-i Nebevi’yi genişletip tamir ettirmesidir. Mescid-i Haram etrafın ada duvar çektirdi.

Hazret-i Eslami (r.a.), Beyt-ül mala bakmağa memur etmişti. Eslemi (r.a.) den,

-“Hazret-i Ömer (r.a.) beyt-ül mal’dan bir şeyler alıyor mu?” diye sordular.

Hazret-i Eslami (r.a.),

-“İhtiyacı olduğu zaman borç alır, eline geçince öder.” Dedi.

Hazret-i Ömer (r.a.), kuru arpa ekmeği yer, kalın kumaşlardan elbise giyerdi. Zamanında çok fetihler oldu. O’nun zamanında sekiz bin cami’de Cuma namazı kılınıyordu. Her nereye asker gönderse, zafer bulup, sağ salim olarak ganimetle dönerdi.

Çünkü çok hazırlıklı, tedbirli ve adaletli haraket ederdi. Bu şanı, şöhreti O’nun yemesini içmesini değiştirmedi. Sonu üzüntü, pişmanlık olan iş yapmadı.

Kudus’a giderken deveye kölesi ile nöbetleşe biniyordu. Şehre girerken deveye binme sırası kölesine geldiği için devenin önünde yürüyordu. Kuvveti, adaleti, askerleri üç kıtayı titreten İslâm halifesini görmeye gelenleri hayrette bırakmıştı.

Kudus’a geldiğinde orada bir hutbe okudu ve buyurdu ki;

-“Hamd ve senâ Allah-u Teâlâ’ya mahsustur. O her şeye kadirdir, dilediğini yapar. Allah-u teâlâ, bizi İslâm dini ile şerefli kıldı. Muhammed (aleyhis selam) ile doğru yolu gösterdi. Bizden dalâleti, sapıklığı kaldırdı. Buğz ve adavetten, ayrılık ve tefrikadan uzaklaştırdı.”

-“Ey Müslümanlar! Bu büyük ni’mete hamd ediniz. Zira böyle yapmamız, ni’metin artmasına sebep olur. Allah-u Teâlâ, Kur’an-i kerim’de buyuruyor ki;

-“(Ni’metlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onları artırırım. Kıymetini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetle azab ederim.”)

Yine Buyurdu;

-“(Allah’ın hidayet ettiği kimse, o doğru yol üzeredir. Şaşırtığı kimse için de asla doğru yol gösterici bir yardımcı bulamazsın.”) Kehf suresi ayet 17

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Beyaz su başı -Ava sipi- (Nusaybin)

Hazreti Ömer-ül Faruk (Radiyallah-u anhu)- 14

Haret-i Ömer (r.a.) kendinden sonra halife olacak kimsenin tayını için Eshab-i Kiram (r.anhum) den, Cennet ile müjdelenenlerden altı kişiyi seçti.

Bunlar;

Hazret-i Osman, Hazret-i Ali, Zübeyr, Talha, Sa’d İbni Ebi Vakkas ve Abdurrahman bin Avf (Radiayallah-u Anhüm) idi.

Bundan sonra oğlu Abdullah (r.a.) a;

-“Mü’minlerin annesi Hazret-i Aişe (r.anha) ya git ve ona Ömer ibni Hattab’ın selamını söyle, mü’minlerin emiri deme, ben bugün mü’minlerin emiri değilim. Ona Ömer, sahibinin yanına defnedilmek için izin istiyor de!” Buyurdu.

Abdullah (r.a.) bunu Hazret-i Aişe (r.anha) ye söyleyince,

Hazret-i Aişe (r.anha);

-“O yeri kendim için ayırmıştım, fakat gönül hoşluğu ile orayı Ömer (r.a.) e veriyorum.” Dedi.

Hazret-i Ömer (r.a.) bu haberi duyunca;

-“Bu benim en büyük dileğimdi” Buyurarak çok memnun oldu.

Yaralandıktan yirmidört saat sonra vefat etti.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) yanına defn edildi. Şehid olduğunda 63 yaşında idi.

Her haliyle dost ve düşmanın hayran kaldığı adaleti dillere destan olan Hazret-i Ömer (r.a.) in vefatı Eshab-i Kiram (r.anhüm) ı ve diğer Müslümanları son derece üzdü, mahzun etti.

Hazret-i Ömer (r.a.) şehid olunca, Abdullah İbn-i Ömer (r.a.), sahabe-i Kiram (r.anhüm) e dedi ki;

-“İlmin onda dokuzu, ömer (r.a.) ile beraber öldü.”

Bazılarını bu sözü anlamayarak durakladıklarını görünce;

-“İlimden maksadım Allah-u teâlâ’yı bilmektir. Diğer bilgiler değildir.” Dedi.

Peygamberlerden sonra insanların en üstünü Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) dir. Ondan sonra Hazret-i Ömer (r.a.) dır

Hadis-i şerifte buyuruldu ki;

-“Cebrail aleyhis selam bana gelip dedi ki;”

-“Ömer’in ölümü üzerine bütün İslâm âlemi ağlayacatır.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ömer-ül-Faruk (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu