‘ana-baba hakları’ olarak etiketlenmiş yazılar

Anna ve babaya iyilik

09 Temmuz 2008

dsc06343-fuadyusufoglu-girnavas-selalesi.JPG

Girnavas şelalesinden başka bir kesit (Nusaybin)

Buhari (r.a.) ve Müslim (r.a.) İbni Mes’ud (r.a.) rivayet ederler

İbni Mes’ud (r.a.) der ki:

-“Ben Resulüllah (a.s.v.) e Allah (c.c.) katında hangi amelin daha sevimli olduğunu sordum.”

Resulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem):

-“Vaktinde kılınan namaz .” buyurdular.

Ben:

-“Sonra hangisi?” dedim.

Resulüllah (a.s.v.):

-“Anaya ve babaya iyilik.” buyurdular.

Ben:

-“Sonra hangisi?”dedim.

Resulüllah (a.s.v.):

-“Allah (c.c.) yolunda yapılan cihad.” Buyurdu.

Müslim (r.a.) ve başkası rivayet eder:

-“Evlad babasının hizmetinde hiçbir surette bulunamaz. Ancak onu köle olarak bulup, satın alıp azad ederse o zaman tam bir hizmette bulunabilir.”

Müslim (r.a.) rivayet eder:

Peygamber (a.s.v.) e bir adam gelerek şöyleder:

-“Ben Allah (c.c.) tan sevap dilemek için sana cihad ve hicret etmek üzere biat ediyorum.”

Bunun üzerine Resulüllah(a.s.v.) şöyle buyurdular:

-“Annene, babana dön, onlara iyi bak, hoş tut.”

Ebu Ya’la (r.a.) ve Taberani (r.a.), rivayet ederler:

-“Bir adam gelerek Resulüllah (a.s.v.) a dedi ki;

-“Ben cihad etmek istiyorum. Fakat buna gücüm yetmiyor.”

Resulüllah (a.s.v.):

-“Anan ve babandan hayata olan var mı? “ buyurdu.

Adam:

-“Anam hayatadır.”dedi.

Resulüllah (a.s.v.):

-“Allah (c.c.) tan ananın gönlünü hoş etmeyi iste. Bunu yaptığın vakit, hac, umre ve cihad yapmışça Sevab alırsın.”

Devam edecek…

Mukaşefetil Kulub (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri EBEVEYİN’LERİN Haklarına riayet eden kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Revda kapısı üzerindeki bir hadisi şerif

Anne ve babaya iyilik- 2

Taberani (r.a.) rivayet eder:

Adamın biri dedi ki:

-“Ey Allah (c.c.) Resulu (a.s.v.), ben Allah (c.c.) yolunda cihad yapmak istiyorum.”

Resulüllah (a.s.v.) sordu:

-“Annen sağmıdır?”

Adam:

-“Evet .”dedi.

Resulüllah (a.s.v.) buyurdu:

-“Annenin ayaklarına kapan. (ona iyi bak) Cennet oradadır.”

İbni Mace (r.a.) rivayet eder.

Biri Resulüllah (a.s.v.) sordu:

-“Ey Allah (c.c.) Resulü, ana ve babanın evlad üzerindeki hakkı nedir? ”

Resulüllah (a.s.v.):

-“Onlar senin, cennetin ve cehennemindir.” Buyurdu.

Nesai ve Hakim (r.a.) Tahric ederler:

Biri Resulüllah (a.s.v.) gelerek der ki;

-“Ey Allah (c.c.) ın Resulü, ben savaşmak istiyorum sana danışmaya geldim.”

Resulüllah (a.s.v.) buyurdu:

-“Anan var mıdır?”

Adam cevap verir.

-“Evet.”

Resulüllah (a.s.v.) buyurur.

-“Git ona iyi bak. Çünkü Cennet onun Ayaklarının altındadır.”

Diğer bir rivayette ise;

Resulüllah (a.s.v.):

-“Anan-baban varmı dır?”

Adam:

-“Evet .”der.

Resulüllah (a.s.v.):

-“Git onların gönlünü hoş tut. Zira Cennet onların ayaklarının altındadır.” Buyurur.

Tirmizi (r.a.) Ebu Derda (r.a.) dan rivayet eder.

Bir adam, Ebu Derda (r.a.) ya gelerek der ki;

-“Benim karım vardır. Annem bana karımı boşamamı emrediyor.”

Ebu Derda (r.a.) şöyle cevab verir.

-“Ben Resulüllah (a.s.v.) ın şöyle buyurduğunu işittim.

-“Anan, cennet kapılarının en ortada bulunanıdır. Dilersen o kapıya istediğini yap veyahud onu muhafaza et.”

Devam edecek…

Mukaşefetil Kulub (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri EBEVEYİN’LERİN Haklarına riayet eden kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Girnavas şelalsinin uzaktan görünüşü (Nusaybin)

Anna ve babaya iyilik- 3

Ahmed (r.a.) sahih bir senetle rivayet eder:

-“Kim ki, ömrünün uzun olmasını, rızkının ziyadeleşmesini isterse, ana ve babasına İYİLİK  yapsın. Ne mutlu ona ki Allah ömrünü uzun kıldı.”

Hakim (r.a.) rivayet eder:

-“İnsanların karılarının İffetini koruyunuz ki, sizin kadınlarınızın İffetti korunsun. Ana ve babalarınıza iyilik edin ki, çocuklarınız size iyilik etsin. Kim ki, Müslüman kardeşi kendinden Af taleb ederse, Haklı olsun, haksız olsun onu kabul etsin. Kim bunu yapmazsa Cennete giremez.”

Taberani (r.a.) rivayet eder:

-“Ana ve babalarına iyilik edin ki, Çocuklarınız da size iyilik etsin. Başkalarının karılarının İffetini Koruyun ki, Sizin karılarınızın İffeti korunsun.”

Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular:

-“Ana, babaya Dua etmek, vad edip yerine getiremedikleri şeyi öldüklerinden sonra yerine getirmek. Ancak ana baba ile sağlanan akrabalaık bağlarını koparmamak, onların dostlarına ikramda bulunmak.”

İbni hibban (r.a.) Ebu Bürde (r.a.) den rivayet eder.

Der ki;

Medineden gelmiştim. Abdullah bin Ömer (r.a.) bana geldi ve dedi ki:

-“Ben sana niçin geldim biliyormusun?”

Ben:

-“Hayır.”dedim.

Abdullah bin Ömer (r.a.) dedi ki;

-“Ben Resulüllah (a.s.v.) şöyle buyurduğunu işittim:

-”Kim babasının kabrini ziyaret etmek isterse, babası öldükten sonra babasının arkadaşlerını ziyaret etsin. Babam Ömer (r.a.) ile senin Babanın arasında kardeşlik ve dostluk vardi. Bunun için seni ziyaret etmek istedim.”

Mukaşefetil Kulub (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Ebeveyinlerin dualarına mazhar olan kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Eski Medine-i Münevvere resmi (Mekke müzesinden alınmıştır)

 

Ana baba haklarına riayet;

Ruhulbeyen tefsirinde  Isra suresi 23 ile 25 ayetlerinde ebeveynler hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Bu tefsirden kısa bölümleri sunacağım.

 -”Rabbin “her mükellefe” sadece kendisine ibadet etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “öf” bile deme. Onları azarlama. İkisine de güzel söz söyle. İsra suresi ayet 23;

açıklama;

-”Rabbin “her mükellefe” sadece kendisine ibadet etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti.

Çünkü ibadet, ta’zimin en son haddıdır. Sonsuz azamet ve ni’met sahibi olandan başkasına ta’zim yapılamaz, sonsuz ta’zima yalnız O layıktır. Ana-babanın da her ikisine, iyilik etmenizi kesin olarak emreder. Zira, onlar hayatımızın ve varlığımızın görünürdeki sebebi; Allah ise, hakiki sebebidir. Bu sebeple  bu ayette önce varlık ve hayatımızın hakiki sebebi olan Allah’a ta’zim etmemizin gereğini bildirdikten sonra zahiri sebebimize hürmeti emretti. Yani Allah, seni en muhtaç durumda iken büyütüp besleyen, eğitip terbiye eden ve varlığına zahiren sebep olan ana-baba hakkını, Rubûbiyeti nezdinde Vahdiniyeti Sübhaniyesine yaklaştırtarak önem verdiğini gösterdi.

-”Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “öf” bile deme.

Onlardan birine veya her ikisine usandığını ifade etmek için “öf” deme. Öf kelimesi, sıkıntı belirten bir ses ve sıkıntıyı, usanmayı anlatan bir isim fiildir. Yani onlarda gördüğün hoşlanılmayacak bir durumundan iğrendiğini veya yaptığın bir hizmetten bıkıp usandığını anlatmak için sakın “öf” bile deme.

-”Onları azarlama.”,

Onlarda gördüğün bir halden dolayı, hoşlanmadığın isteklerinden dolayı onlara bağırıp men etme.

-”İkisine de güzel söz söyle.”

Güzel bir eğitim almış olan insan nezaketinin gerektirdiği ikramı ifade eden güzel söz söyle.

-”Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger. Ve; -”Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi sen de onları esirge!” diye dua et. İsra suresi ayet 24

Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger.

Onlara karşı tevazu ve yumuşaklık göster. Kuş havadan yeni ineceği zaman kanatlarını indirerek kırıp katlar. Uçacağı zaman da kaldırır. İşte kuşun yere ineceği zaman kanatlarını indirmesi tevazu için misal kılınmıştır.

-”Ve; Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi sen de onları esirge!” diye dua et.”

Dua et ki, Allah (c.c.), ebedi rahmetiyle onlara merhamet etsin. kafir dahi olsalar, Çünkü onları İslâm dinine ulaştırması rahmeti cümlesindendir.

Devam edecek…

(Kaynak)

Ruhulbeyen tefsiri

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri ebeveynler haklarına riayet edip, onları kendilerinden hoşnut eden halis kullarından eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Revda-i şerif kapılarından bir tanesi

 

Ana baba haklarına riayet – 2

 -”Rabbiniz, sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız.Şunu bilin ki, Allah tövbeye yönenleri.Son derece bağışlayıcıdır.İsra suresi ayet; 25

-”Rabbiniz, sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir.

Kalbinizde gizli bulunan iyilik ve takvayı isteyip istemediğinizi bilir. Bu ayet-i kerimede, ana-babaya karşı insanın kalbinde bir yüksünme ve hoşnutsuzluğu gizlemesine karşılık sanki bir tehdid vardır.

-”Eğer siz iyi olursanız.”

İyilik ve takvayı kast ederseniz,

-”Şunu bilin ki, Allah tövbeye yönenleri.”

İnsanın yapması kaçınılmaz olan hatalardan Allah-u Teâlâ’ya dönenleri

-”Son derece bağışlayıcıdır.”

İnsan olarak işlemiş oldukları davranış veya sözleriyle eziyet ve benzeri kusurlarını affedicidir

İmâm-i Ğazali (r.a.);

-“Ulemanın çoğu, şüphli şeylerde  bile ana-babaya itaat etmek vaciptir, yalnız haramda itaat vacip değildir. Çünkü, şüpheyi terk etmek, takva gereğidir. Ana-babanın rızasını almak ise kesin olarak vaciptir.”

Yine denilmiştir ki;

Ana-babadan her ikisinin hakkına riayet etmek mümkün olmadığı takdirde, hürmet ve tazim bakımından baba’nın öncelik hakkı vardır. Çünkü, nesep baba yönünden gelir. Yardım ve hizmeti yönünden ana’nın önceliği vardır. Yanına girdiklerinde baba’sı için ayağa kalkar, bir şey isteseler, önce ana’nın, sonra baba’nın isteğini yerine getirir. (Menbeü’l-Âdab” adlı eserde böyle denilmiştir.)

Fıkıhçılar, şöyle demişler;

-“Kişinin yanında ana babasından yalnız birini yetecek kadar yiyecek varsa ana’ya takdim eder, çünkü ana, çocuğu için daha çok emek vermiştir. Şefkati, hizmeti babadan fazladır. Ana, evladını rahminde taşır, dünyaya getirir, emzirir, kirlerini yıkar, hastalığında tedavisi ve benzeri hizmetleriyle uğraşır. Bu yüzden çocuğuna babadan  çok fazla  hizmeti geçmiştir.

Bir kişi Resul-i Ekrem efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) e gelerek, malını aldığından dolayı baba’sını şikayet etti.

Onu çağırdığında, sopasına dayanarak yüryebilen bir ihtiyar olduğıunu gördü ve oğlunun kendisinden şikayetçi olduğunu söyledi.

Adam;

-“Ya Resulallah! Ben güçlü kuvvetli iken o çok zayıftı, ben zengin iken o hiçbir şeyi olmayan bir yoksul idi. Ben ondan hiçbir şeyimi esirgemedim. Şimdi ise ben zayıfım, o güçlü; ben fakirim,o zengin. Bana karşı cimrilik yapıyor, malını vermiyor.”. dedi.

Bunun üzerine Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ağladı ve;

-“Bu sözü işitince, bu duruma ağlamayacak canlı cansız hiçbir şey yoktur.” Buyurarak şikayetçi gence döndü ve;

-“Sen ve malın babana aitsiniz” buyurdu.

Not; Bu hadisi şerifi İbn-i Mace “Sen ve malın babana aitsiniz.” Kısmını almıştır. Taberani de aynı lafızla almıştır. (Bakınız el-Fethu’l-Kebir. 1/277)

(Kaynak)

Ruhulbeyen tefsiri

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri ebeveynler haklarına riayet edip, onları kendilerinden hoşnut eden halis kullarından eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

 

Peygamberimiz (s.a.v.) in dişleri şehid edildiği zaman kaldığı mağara  (Uhud dağı)

Allah (c.c.) izniyle Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in ve Sadatların bereketiyle Bu bölümde Kitablarda meşhur “Kırk Hadis” olarak geçen, hadislerine başlıyacağım. İnşaallah elimden geldiği kadar siz okuyucularıma yararlı olmaya çalışacağım.

Sevgilerimle…

Fuad Yusufoğlu

Hadis-i şerifler;

Söz, haber, yeni şey anlamlarına gelen hadis (çoğulu ehâdis), terim olarak, Hazret-i Peygamber (s.a.v.) in söz, fiil ve takrirleridir. Bu tanıma göre hadis, sünnetle eş anlamlıdır. Bazı hadisçiler, sahaba ve tabiun sözlerini de hadis kavramına dahil etmişlerdir. Bu tanıma göre hadis, “haber” ve “eser” ile anlamdaş olur.

 

Hadisler, delil değeri açısından; Sahih, hasen ve zayıf; kaynağı açısından merfû, mevkuf ve maktû; senet sayısı açısından, mütevatir, meşhur ve âhâd (aziz, garip); senedinin muttasıl olup olmaması açısından, müsned (mesul), muttasıl, munkatı, Mu’dal, mürsel, muallak, muanan, müennen, müdelles kısımlarına ayrılır.

Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları (Dini kavramlar sözlüğü)

رِ ضَي ا لرَّ بَّ فيِ رِ ضَي ا لْوَ ا لِدِ و سَخَطُ ا لرَّ بَّ فيِ سَخَط ا لْوَ ا لِدِ

Meal’i:

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

-“Allah’ın rızası, anne babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.”
Tirmizi

Devam edecek…

Rivayet olunduğuna göre Cenabı Hak (c.c.) Musa Aleyhisselam’a şöyle hitab etmiştir;

-“Ey Musa! Anne babasına iyilik yapıp da bana âsi gelen kimseyi, iyi olarak yazarım, fakat anne babasına karşı gelip de bana itaat eden kimseyi ise âsi olarakkayd ederim.”

<<<Ebeveynler hakkında yazımı okumak için tıklayın>>>

Kalblerin keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâla hazretleri bizleri ve sizleri ebeveynlerine karşı gelmeyen onların hakkını eda eden kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Veysike Çağ-Çağ nehri (Nusaybin)

Mâlik Bin Dinâr (Radiyallah-u anhu)- 2

Mâlik-i Dinâr (r.a.) bir yıl hacca gitti. Haccını tamamladığı gece rü’yasında bir ses işitti.

Şöyle deniyordu;

-“Ya Mâlik hacca gidenlerden Muhammed oğlu Abdurrahman afedilmedi.”

Sabahlayın çevresinde Muhammed oğlu Abdurrahman’ı aramaya başladı.

Sordukları kimse ona;

-“Aradığın kimse Kur’an ehlidir. Her yıl hacca gelir.” Dediler.

Araya araya onu bir köşede Kur’an okurken buldu.

Abdurrahman Mâlik (r.a.) i görünce bir AH ÇEKİP BAYILDI.

Daha sonra şöyle dedi;

-“Beni Rü’yada gördün. Bana Allah-u Teâlâ’nın beni affetmediğini söylemeye geldin değil mi?”

Mâlik Bin Dinâr (r.a.) çok şaşırdı.

O’na hayret edip sordu;

-“Salihlerden birine benziyorsun. Çok merak ettim. Acaba, Allah-u Teâlâ seni niçin afetmiyor. Ne günah işledin.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Malik bin Dinar (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-çağ deresi Bor-e Beşire Mecido (Nusaybin)

Mâlik Bin Dinâr (Radiyallah-u anhu)- 3

Adam;

-“Bir Ramazan ayının ilk gecesi idi. İÇKİ İÇİP SARHOŞ OLMUŞTUM. Babam beni aramış ve bir yerde yatar bulmuş. Beni çekince ben de sarhoşluktan ona vurup bir gözünü çıkarmıştım. O da bana bedduâ etmiş. Ertesi günü ayılınca neler yaptığımı büyük bir üzüntü ile öğrendim.”

-“Bütün içki küplerimi yok ettim. Kölelerimi AZAD ETTİM. Yaptıklarıma PİŞMAN OLUP, DOĞRU YOLA GİRDİM. Her yıl böyle hacca gelir DUA EDERİM. Fakat her seferinde sizin gibi birisi Ru’yam’da; “ALLAH SENİ AFETMEDİ.” Diye söyler.”

Tekrar ağlamağa başladı.

O’nun bu haline Mâlik bin Dinâr (r.a.) acıdı. Babasını sorup yerini öğrenerek onun yanına gitti.

Babası o büyük âlimi görünce şöyle karşıladı;

-“Hoş geldin Ya Mâlik!”

Mâlik bin Dinâr (r.a.);

-“Beni nasıl tanıdın?” buyurdu.

Adam;

-“Bugün Allah-u Teâlâ’ya dua edip seni görmeği dilemiştim.” Dedi.

Mâlik bin dinâr (r.a.);

-“Seni ziyaretimin bir sebebi var.” Buyurdu.

Adam;

-“Buyurun bir isteğiniz varsa hemen yerine getireyim.” Dedi.

Mâlik bin dinâr (r.a.);

-“Farzet ki kıyamet kopmuş, oğlun Abdurrahman’ı tutup Cehenneme götürüyorlar. Onu bu halde görsen üzülmez misin?” Buyurdu.

Bunu duyunca babası ağlamağa başladı.

Daha sonra kendine gelip dedi ki;

-“Sen Şahit ol ki, oğlumun kusurunu affettim ve ona hakkımı helal ettim.” Dedi.

Daha sonra Mâlik bin dinâr (r.a.) ondan izin alarak oğlunun yanına gidip müjdeyi verdi.

Mâlik bin dinâr (r.a.) Buyurdu ki;

-“Baban senin suçunu bağışladı. Biraz sonra seni görmeye gelecek.”

Bunu duyunca Abdurrahman ağlayarak tekrar bayıldı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Malik bin Dinar (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Beşire Mecido Çağ-Çağ deresi (Nusaybin)

Mâlik Bin Dinâr (Radiyallah-u anhu)- 4

Bu sırada babası geldi. Mâlik bin dinâr (r.a.) a rica etti;

-“Oğlum’u affettim. Öbür âlem’e göçeceği yakın zanediyorum. Şehadet getirip ruhunu teslim etsin.” Dedi.

Mâlik bin dinâr (r.a.) Şehadet kelimesini telkin etmeğe başladı. Fakat Abdurrahman cevap vermiyordu.

Nihayet gözlerini açıp, karşısında babasını görünce ona yalvaran bir sesle dedi ki;

-“Babacığım ne olur, gel sende benim gözümü çıkar ki, kıyamette kalmasın!”

Babası;

-“Ey gözümün nuru! Ben suçunu bağışladım. Senden razı oldum.” Dedi.

Bu sırada Abdurrahman iki defa şehadet getirdi.

Mâlik bin dinâr (r.a.) ona sordu;

-“Halin nasıldır?”

Abdurrahman;

-“Baygın halde iken başucumda elinde topuz olan bir melek durup bana;

(-“BABAN SENDEN RAZI DEĞİL! Bu topuzla senin başına vuracağım.”) dedi.

-“Az sonra, başka bir melek gelip yeşil bir mendille gözlerimin yaşını sildi ve dedi ki;”

(-“Şehadet getir! Baban ve ALLAH-U TEÂLÂ SENDEN RAZI OLDU.”) dedi.

Abdurrahman bunları söyler söylemez ruhunu teslim etti.

Bir gün Basra valisi Mâlik bin dinâr (r.a.) a der ki;

-“Ey Mâlik, bize karşı bu kadar konuşabilmen için sana cesaret veren ve bizi mukabele etmekten aciz bırakan şey nedir biliyor musun?”

Vali’nin sözlerine Mâlik Bin Dinâr (r.a.) şöyle cevap verdi;

-“Dünyaya hiç değer vermemem, siz ve sizim gibi insanlardan beklediğimin olmamasıdır.” Dedi.

Yanında bir köpek gelip oturduğu zaman ona bir şey yapmaz ve kovalamazdı.

Buyururdu ki;

-“Bu köpek, KÖTÜ ARKADAŞTAN DAHA İYİDİR, Kişinin iyi insanları yanında bulnup da doğru yola gitmemesi, şer (kötülük) olarak kendisine yetişir.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Malik bin Dinar (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu