‘Cömertlik’ olarak etiketlenmiş yazılar

Cömertlik

17 Mayıs 2008

Sera’mdan yetiştirdiğim GÜL (Nusaybin)

Malı olmayanın hali, hırs değil kanaat olmalıdır. Malı olanın ise cimrilik değil, cömertlik olmalıdır.

Resülullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki :

-”Cömertlik; Cennete bir ağaçtır. Cömert olan kimse onun dalına tutunur ve onu Cennete kadar götürür. Cimrilik; Cehennemde bir ağaçtır. Bahil olanı (cimriyi) Cehenneme kadar götürür. “

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu:

-”Allah’u teala (c.c) iki hasleti sever: Cömertlik ve güzel huy. İki hasleti ise sevmez: Cimrilik ve kötü huy.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu:

-”Allah’u teala (c.c) cimri ve kötü huylu bir veli yaratmamıştır.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu;

-”Cömertin günahını, kusurunu afvediniz. Çünkü onun bir sıkıntısı olursa, yardımcısı Allah’u Teala (c.c) olur.”

Arabistan da cömertliği ile meşhur bir adam ölmüştü. Yoldan aç dönen insanlar kabrinin başına gittiler. Aç olarak uyudular. İçlerinden birisinin bir devesi vardı. O Kimse ölüyü ru’yasında gördü:

Kendisine;

-”Senin bu deveni, benim en iyi deveme satar mısın?” dedi

Adam:

-”Satarım “dedi.

Diğer deve için kendi devesini verdi. Ölen ve ruyada görülen o zat deveyi kesti. Uykudan uyanınca deveyi kesmiş buldular. Tencereyi getirip pişirdiler ve yediler. Döndükleri zaman bir kervana rastladılar. Kervandan birisi o devenin sahibine seslendi ve ismini söyleyip,

-”Filan ölüden bir deve satın aldın mı? dedi.

Adam:

-”Aldım ama ruyada idi deyip başından geçenleri anlattı.”

Adam kendi develerden en iyisini gösterip;

-”O iyi deve budur. Buyurun “.

Ben de:

-”Ru’ya da gördüm” dedim.

Adam:

-”Bende ruyada babamı gördüm. “

Babam bana;

-” Eğer benim oğlum isen benim bu devemi filan kimseye ver buyurdu. ” .

Ebu Hamid Muhammed bin Muhammed Ğazali (Kimya-yi saadet.)

Allah’u teala hazretleri (c.c.) cennet kapısına Kendi kudret kalemiyle şöyle yazmış: (-”Ente haramın âla deyyüz ve âla Bahil.”) Allah-u Teala (c.c.) hazretleri bizleri ve sizleri cömert olan sevgili kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv edip ADN cennetine o mubarek veli kullarına komşu eylesin. AMİN

Fuad Yusufoğlu

Cömertlik- 2

17 Mayıs 2008

Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)

Ebul Hasan Medain (r.a.) i Buyuruyor :

Hasan, Hüseyin ve Abdullah bin Cafer (Ridvanıllahı aleyhim ecmain.) Hacca gittiler. Deveyi bir yere otlatmaya bıraktılar. Aç ve susuz oldukları halde ihtiyar bir kadının yanına gidip,

-“İçecek bir şeyin var mi ? “ dediler,

İhtiyar kadın;

-”Var.” dedi.

Bir koyun vardı, sağdı ve sütünü onlara verdi .

-”Yiyecek bir şeyin varmıdır?” dediler

İhtiyar kadın;

-”Yoktur, bu koyunu kesin yiyin.” dedi. Koyunu kestiler yediler .

Ve;

-“Biz Kureyşdeniz. Bu seferden dönünce yanımıza gel sana iyilik yapalım.” dediler. Ve gittiler.

Kadının Kocası eve dönünce kızdı ve

-“Koyunu tanımadığın insanlara verdin.” Dedi..

Bir zaman geçti

İhtiyar kadın ve kocası Fakirlik yüzünden Medine’ye düştüler. Yiyecek bir şey satın almak için deve gübresi toplayıp sattılar.

Günleri böyle geçiyordu. Bir gün ihtiyar kadın bir mahalleye gitti. Hazreti Hasan (r.a.) evinin kapısı önünde duruyordu. Onu tanıdı.

Ve;

-“Ey nine beni tanıyor musun? “ buyurdu.

İhtiyar kadın;

-”Hayır.” dedi

-”Ben senin filan zamandeki misafirinim.” Buyurdu.

Sonrada bin koyun ve bin altın vermelerini söyledi. Onu kendi kölesiyle Hazreti Hüseyin (r.a.) yanına gönderdi.

Hazreti Huseyin (r.a.)

-”Kardeşim sana ne verdi?” Buyurdu.

İhtiyar kadın;

-”Bin koyun ve bin altın verdi.” dedi.

Hazreti Hüseyin (r.a.) da o kadar vermelerini söyledi. Ve kölesiyle Abdullah Bin Cafer (r.a.) gönderdi.

Abdullah (r.a.);

-”Sana ne verdiler.” Dedi

İhtiyar kadın;

-”İki bin koyun ile iki bin altın.” dedi.

O da iki bin koyun ve iki bin altın verdi

-“Eğer önce bizim yanımıza gelseydin, onlara sıkıntı vermezdiniz.” Emr eti iki bin koyun ve iki bin altın verdiler.

Kadın bu nimetlerle kocasının yanına geldi…

Kab (r.a.) buyuruyor:

-”Her gün herkese iki Müvekel melek vardır, seslenir:

-”Ya Rabbi, malı korur gözetirse malını telef eyle, Hayra harcarsa karşılığını ver.” derler…

Ebu Hanıfe (r.a.) Buyuruyor :

-”Bahil adil bilmem ve şahidliğinı kabul etmem. Çünkü: Bahillik ona mani olur ve hakkından fazlasını alır.”

Yahya bin Zekeriye (a.s.) Şeytanı gördü:

-”Kime daha düşmansın, kimi daha çok seviyorsun?” dedi.

Şeytan (aleyhil’lanet);

-”Bahil olan zahidı de çok severim çünkü bütün canını dişine takarak çalışır, ve bahilliği, yaptıklarını yok eder. Cömert olan günahkari hiç sevmem. Çünkü: istediğini yer, istediği yere gider, ama korkarım ki cömertliği ona rahmet eder ve tövbe ede.”

Abdullah bin Cafer (r.a.) bir defe yolculıkta bir hurma bahçesine uğradı.

Bahçenin bekçisi siyahi bir köle idi. Köleye üç parça ekmek getirdiler. Bir köpek geldi, birini ona attı köpek onu yedi, öbürünü de attı onu de yedi, üçüncüsünü de attı, onu da yedi.

Abdullah bin Cafer (r.a.) buyurdu.

-”Senin ücrettin nedir” dedi.

Köle;

-”İşte bu gördüğün üç parça ekmek.” dedi.”

Abdullah bin Cafer (r.a.);

-”Niçin hepsini köpeye verdin?” Buyurdu.

Köle;

-”Burada köpek yok idi. Bu köpek uzak yerden gelmiş idi. Aç durmasını istemedim. Dedi.”

Abdullah bin Cafer (r.a.);

-”Sen bugün ne yiyeceksin? Buyurdu.

Köle;

-”Sabredeceğim, bir şey yemiyeceyim.”dedi.

Abdullah bin Cafer (r.a.);

-“Sübhanallah, aşırı cömerdim diye beni ayıpliyorlar, bu köle benden daha cömerttir.” Buyurdu.

Abdullah bin Cafer (r.a.) Bunun üzerine o köleyi satın aldı . O hurmalığı da satın aldı. O köleyi azad eyleyip hurmalığı ona bağışladı.

İmami Şafi’i (r.a.) Mekke ‘ye gitti, yanında on bin altın vardı. Mekke’nin dışında çadır kurdu. O altınları eteğine doldurup kendisine SELAM verene bir avuç altın verdi.Yatsı namazına kadar böyle yaptı. Eteğin de bir tane bile kalmamıştı…

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah’u Teala Hazrertleri (c.c.) bizleri ve sizleri bahilkten koruyup, Cömert kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Merhametin fazileti

17 Mayıs 2008

Kasyane (Nusaybin)

Rivayet edilir ki;

İsa (aleyhisselam) bir gün dışarı çıkar. Bir elinde bal, diğer elinde kül olduğu halde şeytana rastlar.

İsa (aleyhisselam) iblise sorar:

-“Ey Allah (c.c.) ın düşmanı, bu bal ile külü ile ne yapıyorsun?”

Şeytan (Aleyhilla’net ) cevab verir:

-“Balı, giybet edenlerin dudaklarına sürerim taki giybet etmelerinde tat bulup ileri gitsinler, külü ise yetimlerin yüzüne serperim, ta ki herkes onlara öfkelensin.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurmuştur ki;

-“Yetim dövüldüğü zaman, onun ağlamasından Allah (c.c.) ın arşı titrer.

Allah (c.c.) buyuruyor ki;

-“Ey Meleklerim, babasını toprakta kayıb ettiğim bu yetimi kim ağlattı?”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyuruyor:

-“Kim ki, yemesinden, içmesinden yetime yedirir, içirirse, Allah (c.c) ona CENNETİ VACİP KILAR.”

Revzat-ül Ulema’da şöyle zikredilir:

Bir gün Hazreti Ali (radiyallahu anhu- Kerremellahü vecheh) ağliyordu:

Kendisine:

-“Niçin ağliyorsun?”denildi.

Hazreti Ali (Keremelahü vecheh) şöyle cevab verdi:

-“Yedi günden beri bana misafir gelmedi. Allah (c.c.) katında, itibarımın düşmüş olmasından korkuyorum.”

Resulullah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“Allah (c.c.) ın rızasını istiyerek kim bir aç’ı doyurursa O’na Cennet vacip olur. Kim ki, aç olan kimseden yemeği menederse, Allah (c.c.) kıyamet günü ona rahmet etmez. onu cehennemde azablandırır.”

Resulullah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“Cömert olan kimse, Allah (c.c.) a yakındır. Cennete yakındır, İnsanlara yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri olan kişi ise, Allah (c.c.) tan uzaktır, cennetten uzaktır, insanlardan uzaktır, Cehenneme yakındır.”

Resulullah (a.s.v.) buyuruyor ki:

-“Allah (c.c.) katında, cömert olan cahil kişi, cimri olan ABİD’DEN DAHA SEVİMLİDİR.”

Resulullah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır, onun dalları yeryüzüne uzanmıştır. Kim onun dallarından birine yapışırsa, o dal onu cennet’e götürür.

Cabir (r.a.) rivayet edilmiştir ki; Resulullah (a.s.v.) soruldu:

-“Ey Allah (c.c.) ın Resulu, amellerin hangisi daha efdaldır?”

Resulullah (a.s.v.) buyurdular:

-“Sabır ve cömertliktir.”

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Yediklerinden, içtiklerinden yetime ikram eden CÖMERT kullarından eylesin. AMİN…..

Fuad Yusufoğlu

dsc00249-beyaz-su-basi-fuadyusufoglu.JPG

ONUNCU KAİDE:

Anlatırlar ki;

Ebu Cafer halife idi. Hiyanet eden bir kimsenin öldürülmesini emr etti. Mübarek ibn Faddale (r.a.) orada idi.

Dedi ki;

-“Ey Emirel- mü’minin, önce Resulullah (aleyhisselatu veselam)ın bir hadisi şerif’ini benden dinleyiniz.”

Halife Ebu Cafer:

-“Peki söyle.”dedi.

Mubarek ibn Faddale (r.a.) buyurdu ki;

Hasan-el Basri (r.a.) bildiriyor;

Resulullah (a.s.v.) buyurdu:

-“Bütün insanların bir meydanda toplandıkları kiyamet günü bir ses duyulur ki; ’Allah-u Teala (c.c.) ın in’dinde kudreti olan ayağa kalksın. İnsanlara afv ile muamale edenden başkası kalkamaz.”

Bunun üzerine halife:

-“Dokunmayın, onu afettim.”dedi. kızgınlığın çoğu kendilerine dil uzatmaktan gelirdi.

İsa (aleyhisselam) ın Yahya (aleyhisselam) a:

-“Sana bir kimse bir şeyi doğru söylerse şükr et. yalan söylerse daha da şükr et. Zira amel defterindeki sevab zahmet çekmeden artar.Yani o kimsenin ibadetlerini sen hiç zahmet çekmeden senin defterine aktarılır.”

Ali Bin Hüseyin (radiyallah-u anhuma) bir gün mescide gitti. Bir kimse kendisine sövdü. Hizmetçileri söveni dövmek istediler.

Ali bin Hüseyin (r.a.) Buyurdu;

-“Ona dokunmayın!”

O kimse’ye de:

-“Bizim hakkımızda bilmediğin şeyler çoktur. Sizin bizim yardımımızla görülecek bir işiniz var mıdır?” buyurdu.

Söven adam utandı. Ali Bin Hüseyin (radiyallah-u anhuma) ona bir elbise verdi. Ve yanındakilere, o kimseye bin dirhem gümüş vermelerini söyledi.

O adam olduğu yerde kaldı ve:

-“Bu kimsenin peygamber evladı olmasına şahidlik ederim.”dedi.

Yine ondan bildirilir ki;

İki defa kölesini çağırdı. Kölesi cevab vermedi

Ali Bin Hüseyin (Radiyallah-u anhuma):

-“Çağırdığımı duymadın mı?”

Köle:

-“Duydum.”dedi.

Ali bin Hüseyin (radiyallah-u anhuma):

-“Niçin cevab vermedin?” buyurdu:

Köle:

-“Senin güzel ahlakına güvenerek bana kızmayacağını bildiğim için.”dedi.

Ali Bin Hüseyin (Radiyallah-u Anhuma):

-“Allah-u Teala (c.c.) ya şükürler olsun ki, benim kölem benden emindir.”buyurdu.

Ebu zer (radiyallah-u anh) ın kölesi bir koyuınun ayağını kırdı.

EbuZer (radiyallahu anhu):

-“Niçin kırdın?”deyince

Kölesi:

-“Seni kızdırmak için, bile bile kırdım.”dedi.

Ebu Zer (radiyallahu anhu):

-“Ben de sana öğreteni, yani şeytan (aleyhil’lanet) ı kızdırayım.” Buyurdu. Ve o köleyi azad eyledi.

Bir kimse kendisine sövdü.

Buyurdu ki:

-“ Ey civanmerd! Benimle cehennem arasında tehlikeli bir geçit vardır. O geciti aşarsam senin bu sözüne kızmam. Aşamazsam, dediğinden de daha aşağıyım.”

Kmya-yi Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâla hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri her zaman için kendi nefsine hakim Olan kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Bore Beşire Mecido (Girnavas civarı) Nusaybin

Abdurrahman Bin Avf (Radiyallah-u Anhu)- 4

Hazreti Abdurrahman (r.a.) Dümet-ül cendel’e giden orduya Resulüllah (s.a.v.) ın emriyle kumandanlık yaptı. Birinci halife Hazreti Ebû Bekir (r.a.) devrinde Hazreti Abdurrahman (r.a.), onun en samimi müşavirlerinden idi. Hz Ebû Bekir (r.a.) onu son derece hürmet eder ve her işte istişare ederdi.

Hz Ömer (r.a.) in halifeliği zamanında bir ticaret kervanı gelip, gece Medine’nin dışına kondu. Yorgunluktan hemen uyudular. Halife Ömer (r.a.), şehri dolaşırken bunları gördü.

Abdurrahman avf (r.a.) ın evine gelip

-“Bu gece kervan gelmiş. Hepsi de kafirdir. Fakat bize sığınmışlardır. Eşyaları çoktur ve kıymetlidir. Yabancıların, yolcuların, bunları soymasından korkuyorum. Gel bunları koruyalım” dedi.

Sabaha kadar bekleyip, sabah namazında mescide gittiler. İçlerinden bir genç uyumamıştı. Arkalarından gitti. Soruşturup, kendilerine bekçilik edenin Ömer (r.a.) olduğunu öğrendi. Gelip arkadaşlarına anlattı.

Roma ve iran ordularını perişan eden, binlerce şehir almış olan, adaleti meşhur, yüce halifenin, bu merhamet ve şefkatini görerek, islamiyet’in hak din olduğunu anladılar. Hepsi seve seve Müslüman oldular.

Hazreti Ömer (r.a.) vefat ederken halifeliğe aday olan 6 kişiden bir abdurrahman bin avf (r.a.) dır. Fakat o hakkından feragat edip hakem oldu. Hz Osman (r.a.) halifeliğe seçildi ve önce kendisi biat etti.

Hazreti Abdurrahman bin Avf (r.a.), Hazret-i Osman (r.a.) devrinde son derece sakin bir hayat yaşadı. 31 (M. 651) senesinde 75 yaşında iken vefat etti.

İri yapılı, beyaz tenli, yakışıklı bir zat idi. 65 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Kendisinden Abdullah İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Cabir bin Abdullah, Enes bin Malik, Cübeyr bin Mut’im ve oğlları İbrahim, Hamid ve ebû Seleme, Kızkardeşinin oğlu Abdullah bin Amir, Malik bin Enes (r.anhüm) ve bir çok âlim hadis-i şerif rivayetinde bulunmuşlardır.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) O’nun hakkında;

-“Göktekiler ve yerdekiler katında, en eminsin.” Buyurdu.

Resulullah (s.a.v.) dan bizzat rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır;

-“Dikkat edin, Cennet için hazırlanan yok mudur? Kabe’nin rabine yemin olsun ki, Cennet’te tehlike diye bir şey yoktur. Cennet parlayan bir nur, etrafa yayılan bir kokudur. Binaları kuvvetlidir. Irmakları devamlı akar, bol bol kemale ermiş meyve yeridir. Orada Huriler vardır. Cennet’de üzüntü ve keder yoktur. Ni’metleri devamlıdır.”

Eshab-i Kiram (r.anhum);

-“Biz ona hazırlanmışız.” Dediler.

Bunun üzerine Resul-i Ekram (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“İnşallah deyiniz.” Buyurdu ve cihadı anlattı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdurrahman bin Avf (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bore Beşire Mecido (Girnavas Civarı) Nusaybin

Abdurrahman Bin Avf (Radiyallah-u Anhu)- 5

Abdurrahman Bin Avf (r.a.) nın bir başka rivayet ettiği Hadis-i Şerif;

-“Bir kadın beş vakit namazını kılar, ramazan Orucunu tutar, namusunu korur, zevcine itaat ederse, dilediği kapıdan Cennete girer.”

-“Serveti çoğalanlar helak oldu. Ancak Allah’ın fakir kullarına verip, bu servet ile hayırlı amel işleyenler müstesna. Ne yazık ki, bu gibiler azdır.”

Eshab-i Kiram’ın büyüklerinden Abdurrahman Bin Avf (r.a.) a;

-“Bu büyük serveti nasıl kazandın?” dediler.

Abdurrahman bin Avf (r.a.) buyurdu ki;

-“Çok az kâr’da razı oldum. Hiçbir müşteriyi boş çevirmedim. Hatta bir gün bir deveyi sermayesine satmıştım. Yalnız dizlerindeki ipler kâr kalmıştı. Bir ip bir dirhem gümüş değerinde idi. O gün develerin yem parasını ben vermiştim. Kazancım ise bin dirhem olmuştu.”

Hazret-i Abdurrahman (r.a.) yüksek ahlak, fazilet ve kemâl sahibi, çok iyi ve çok temiz seciyeli bir insandı. O’nun kalbi Allah korkusu ile Resul-i Ekrem (s.a.v.) e muhabbetle, doğruluk ve iffetle, rahmet ve şefkatle dolu idi. Âli cenaptı. (cömertti) Allah yolunda malını dağıtmaktan zevk alırdı.

Hazret-i Abdurrahman bin Avf (r.a.) ın kalbinde Allah korkusu o kadar yer etmişti ki, kendisi hiçbir vakit dünyasını dinine tercih etmemiş, hayatta servet ve mal sahibi olmaya ehimmiyet vermemiş, tam Müslüman olarak yaşamayı her şeyin üsütünde tutumuştu.

Nitekim aşağıdaki vak’a Hazret-i Abdurrahman bin Avf (r.a.) ın takvasını (haramlardan kaçışını) çok iyi göstermektedir.

Birgün Hazret-i Abdurrahmna bin Avf (r.a.) a bir yerde yemek ikram olunmuştu. Kendisi oruçlu idi. Tam iftar edeceği zaman, Hazret-i Abdurrahman bir hatırasını anlatmağa başladı;

-“Uhud günü, benden çok hayırlı olan Mus’ab bin Umeyr (r.a.) şehid düştü. Onu bir kumaş parçasına kefenledik. Başını örtüğümüz zaman ayakları çıplak kalıyor, ayaklarını örtersek başı açık kalıyordu. Sonra o gün Hazret-i Hamza (r.a.) da şehid oldu. O da benden hayırlı idi. Sonra dünya bize açıldı. Türlü türlü ni’metlere kavuştuk. Korkarım, bizim hayır ve hasanet devrimiz geçmiş olsun.” Demiş ve ağlamağa başlamıştı.

Hazret-i Abdurrahman bin Afv (r.a.), o kadar müteesir olmuştu ki, önündeki iftarını unutmuştu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdurrahman bin Avf (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas Şelalesi (İlk bahar) Nusaybin

Abdurrahman Bin Avf (Radiyallah-u Anhu)- 7

Hazret-i Ömer (r.a.);

-“Abdurrahman bin Avf (r.a.) Müslümanların büyüklerinden biridir.” Buyurdu.

Hazret-i Ali (Keremallahu vechehü) ise;

-“Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) den duydum. Abdurrahman bin Avf’a;”

-“Göktekiler ve yerdekiler katında sen eminsin.” Buyurdu.

Hazret-i Abdurrahman bin Avf (r.a.) son derece KERİM idi, Cömertti. Onun serveti artıkça, Cömertliği de o nisbette artmaya devam ediyordu. Berâe suresi nazil olup Eshab-i Kiram (r.anhüm) sadaka ve hayrata teşvik olundukları zaman, Hazret-i Abdurrahman bin Avf (r.a.) malının yarısı olan 4 bin dirhemi hemen dağıtmış ve binlerce altınını hayır işlerine vakfeylemişti.

Hazret-i Abdurrahman bin Avf (r.a.), servetiyle birçok köleleri azad ettirmiş, bunlar için binlerce dinar sarfetmişti. Hazret-i Abdurrahman bin Avf (r.a.) servet sahibi olmasının ona ahrette bir noksanlık vermemesini düşünüyordu.

Onun için bir gün, Hazret-i Ümmü Seleme (r.a.) ye şu sözleri söylemişti.;

-“Malın çokluğu helake sebep olur. Bundan endişe ediyorum.”

Hazret-i Ebû Seleme (r.a.) ise ona şu cevabı vermişti.

-“Fakat Allah yolunda sarf olunan mal böyle değildir.”

Nefvel bin İyas el-Hüzeli anlatır;

-“Abdurrahman bin Avf (r.a.) bizimle oturuyordu. Ne hoş sohbet eden bir zat idi. Bir gün bizi evine götürdü. Bize bir tepsi getirdi. İçinde ekmek ve et vardı.

Ağladı.

-“Ey Ebu Muhammed, seni ağlatan nedir?” dedik.

Abdurrahman bin Afv (r.a.) dedi ki;

-“Resulullah vefat etti, fakat kendisi ve ehli arpa ekmeğinden Bir defa olsun doyunca yemedi. Biz sonumuzun hayırlı olup olmiyacağını bilmiyoruz.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Abdurrahman bin Avf, Cennete emekliye emekliye girer.” Buyurdu.

Abdurrahman bin Avf (r.a.) bunu duyduktan sonra hep korkardı. Resulullah (s.a.v.) in huzuruna vardı,

Ve;

-“Allah’a karz-ı hasen (borç) ver! Bu sayede ayakların çözülür.” Emrini aldı.

Sonra Cebrail aleyhis Selam geldi. Resulullah (s.a.v.) şöyle dedi;

-“İbn-i Avf’a söyle, Misafir ağırlasın. Fakirleri doyursun! Kendisinden bir şey isteyen muhtaçları boş çevirmesin! Bunları yaparsa içinde bulunduğu durumunu (yani zenginliğinin hakkını vermeğe) kefaret olur.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdurrahman bin Avf (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas şelalesi (yukardan  görünüşü) Nusaybin

Abdullah bin Ömer (Radiyallah-u Anhu)- 3

Âdem bin Ali (r.a.) den rivayet edildiğine göre, bir sohbetinde;

-“Kıyamet gününde aksaklar diye çağırılacak kişiler vardır.” Dedi.

Cemaat;

-“Aksaklar kimlerdir?” diye sorduklarında,

Âdem bin Ali (r.a.);

-“Sağa sola bakmak ve haraketler yapmak suretiyle namazlarını eksilten ve aksatan kişilerdir.” Cevabını verdi.

Abdullah bin Ömer (r.a.) iyilik etmesini, hayrı, sadakayı, köle azad etmesini çok severdi. İyi ve güzel huylu olup, kötülükten uzaktı.Her işini ve her şeyini Allah için yapardı.

Yüzüğünün taşında “Abede’l-lâhe lillah (‘Allahü Teâlâ’ya Allah için, halis ibadet etti.’) yazılı idi.

Abdullah bin ömer (r.a.) buyurdu ki;

-“Müslümanlıkla şereflendikten sonra en büyük sevinç ve neş’em, gönlümün, herkesi peşinden koşturan bir takım istek ve arzulara meyletmemiş olmasıdır.” Dünya malına hiç gönül bağlamazdı.

Cabir bin Abdullah (r.a.) der ki;

-“Hazret-i Ömer (r.a.) ve Oğlu Abdullah (r.a.) dan başka içimizde dünyaya meyli olmıyan kimse yoktur.”

Hazret-i Nafi (r.a.) Hazret-i Abdullah (r.a.) ın azatlısıdır. O’nu onbin dirheme satın aldıktan sonra;

-“Seni Allah rızası için azad ettim.” Buyurdu.

İbn-i Ömer (r.a.) çok cömert, halim ve selim idi. Köle ve cariyelerden hangisini Allah-u Teâlâ’ya ibadet ederken görse, hemen onu azad etmek adeti idi.

Kölelerinin böyle göürünerek kendisini aldattıklarını söylediklerinde;

-“Hayır için aldanmaktan iyi şey var mıdır?” buyurduğu pek meşhurdur.

Azadlılardan olan İmâm-i Nafi (r.a.) efendisi ile ilgili olarak buyurdular ki;

-“Abdullah bin Ömer (r.a.),Bin kişi azâd etmeyince, ruhunu teslim etmedi. Bazen bir ay geçerdi de bir parça et yemezdi. Ancak misafiri bulunduğu veya Ramazan-i Şerif’te yerdi.”

-“Bir şeyi fazla sevmeye başladı mı, onu Allah rızası için, bir ihtiyacı olana verirdi. Bu meyanda Allah-u teâlâ’nın (-“Beğendiklerinizden çıkarıp vermedikçe zinhâr iyilik mertebesine erişemezsiniz!”) âyet-i celilesiyle amel ederdi.”

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Ömer (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas mevki-i Nusaybin

Abdullah bin Ömer (Radiyallah-u Anhu)- 4

Hazret-i Abdullah bin Ömer (r.a.) canı balık istemişti. Kızartıp önüne koydular. Tam bu sırada bir fakir geldi ve Hazret-i Abdullah bin ömer (r.a.), balığı o fakire verdi.

Abdullah İbn-i Ömer (r.a.) ın akşam yemeklerini yalnız yediği hiç vaki değildir. Mutlaka misafir arar, bulurdu.

Ka’kaa bin Hakim (r.a.) den rivayet edildiğine göre,

O zamanın zenginlerinden Abdülaziz bin Harun;

-“Her ne ihtiyacın varsa bana bildir.” Diye Abdullah İbn-i Ömer (r.a.) e mektub yazmıştı.

Abdullah İbn-i Ömer (r.a.) O’na şu cevabı mektubu gönderdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) den;

-“Önce geçindirmekle yükümlü olduğun kişilere ver; Yüksek el, alçak elden hayırlıdır!” buyurduklarını işittim.

-“Yüksek elin ancak veren el, alçak elin de ancak alan el olduğunu sanıyorum. Senden herhangi bir isteğim yoktur. Allah-u teâlâ’nın bana sevkettiği bir ni’meti de geri çeviremem…”

İbn-i Ömer (r.a.) e bir gün dört bin dirhem para ile kaftan getirilmişti. Dostlarından Eyyub bin Vâil, ertesi gün onun çarşıda binek hayvanına veresiye yem aldığını görünce şaşırdı.

Derhal evine gidip sordu;

-“Abdullah ibn-i Ömer (r.a.) e dün dörtbin dirhem para ile bir kaftan gelmemiş miydi?”

Ev halkı;

-“Evet gelmişti.” Dediler.

Eyyub bin Vâil (r.a.); Bugün O’nu gördüm. Binek hayvanı için yem satın alıyordu. Bedelini peşin ödeyecek parası yoktu.” Dedi.

Ev halkı;

-“Dünkü paradan yanında bir kuruş kalmadı. Kaftanı da dün omuzlarına alıp gitmişti. Eve döndüğü zaman sırtında yoktu. Kaftanı ne yaptığını sorduk. Bir fakire hediye ettiğini söyledi.” Dediler.

O’nun cömertliğine ve haline gıbta eden dostu, geri dönüp çarşı esnafına;

-“Ey Tacirler! Sizin haliniz nice olacaktır! İşte Hazret-i Ömer (r.a.) in oğlu Abdullah (r.a.) binlerce dirhemini fakir fukaranın ihtiyacına sarf ediyor da, kendi binek hayvanının yem ihtiyacını veresiye satın almak mecburiyetinde kalıyor.” Dedi.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Ömer (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bore Beşire Mecido Girnavas mevki-i Nuasaybin

Abdullah bin Amr bin Âs (Radiyallah-u Anhu);

Eshab-i Kiramın büyüklerinden Amr bin Âs (r.a.) ın oğlu babasından önce iman etmekle şereflendi.

Adı Abdullah bin Amr bin Âs bin Vail bin Haşim bin Said bin Sehm bin Amr bin Haris bin Ka’b bin Lüey el-Kureyşidir.

Müslüman olmadan önce adı Âs idi. Peygamberimiz (s.a.v.) Abdullah olarak değiştirdi. Künyesi, Ebû Muhammed ve Ebû Abdurrahman’dır.

Annesi, Râite binti Münebbih bin Haccac bin Âmir bin Huzeyfe bin Sa’d bin Zehm’dir. Hanımı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in amcası oğlu, Abdullah bin Abbas (r.a.) kızı Umre (r.anha) idi. O Salih hanımdan oğlu Muhammed dünyaya geldi.

Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.) babası Amr bin Âs (r.a.) dan 12 (oniki) yaş küçüktü. Yaklaşık 100 yaşında iken 65 (M. 684) yılında Şam’da vefat etmiştir.

Vefat tarihi ve yeri hakkında değişik rivayetler bulunup, Mekke, Tâif, Filistin ve Mısır’da da denilmiştir.

Eshab-i Kiram (r.anhüm) arasında büyük âlim, ibadet ve zühdü çok olan bir zatdı. Kur’an-i Kerim’in tamamını ezberleyen hafızlardandı.

Resulullah Efendimiz (s.a.v.) den çok hadis-i rivayet etmiştir. Ömrünün tamamını ibadet yapmakla geçitmiştir.

Gece sabahlara kadar namaz kılar, gündüzleri de oruç tutardı. Kur’an-i Kerim’i, çok okurdu. Hatta o kadar ki, geceleri lambayı söndürür, daima ağlardı. Ağlamaktan gözleri hastalanmış, ömrünün sonuna doğru görmez olmuştu.

Annesi, Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.) için göz ilacı ve sürme yapar, o’na verirdi.

Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.), Bedir ve Uhud harbinden başka bütün harplerde Hazret-i Peygamberimiz (s.a.v.) in yanında bulunmuştur.

İlk iki harbe, yaşının küçük olması sebebiyle katılmadı. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında bir çok gazâlara ve seriyyelere süvari olarak katıldı.

Son derece cömert olduğundan eline geçen her şeyi, hemen dağıtır ve herkesi memnun ederdi.

Katıldığı harplar hakkında, açıklayıcı geniş bilgi bulunmamakla beraber, bir çok Hadis-i Şerif’te, onun harbe katılacak askerleri ta’lim ile harbe hazırlamak gibi mühim vazifeleri ifâ ettiği anlaşılmaktadır.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Amr bin Âs (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu