‘dua’nın önemi’ olarak etiketlenmiş yazılar

dsc00009-fuadyusufoglu-cag-cag-baraji.JPG

Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)

Nefse ceza vermek;

Tamim’i Dari (r.a.) bir defa uykuya dalıp yatsı namazını kaçırmıştı. Nefsine ceza olarak bir sene uyumamaya ahd etti.

Talha (r.a.) anlatır:

-“Birisi soyunmuş kızgın kumlar üzerinde dönüyor ve “Ey murdar sabaha kadar geceyi boş geçirdin senin elinden ne zaman kurtulacağım.” Diyordu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) oradan geçiyordu:

-“Niçin böyle yapıyorsun?” buyurunca:

Adam:

-“Nefsim bana hakim olmak istiyor.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Gök kapıları senin için açıldı. Allahu Teâlâ, melekler seninle övünüyor.”

Sonra eshabına:

-“Gidin nasibinizi ondan alın.” Buyurdu.

Hepsi gidip;

-“Bize dua edin efendim.” Dediler.

Adam hepsine tek tek dua eyledi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem):

-“Hepsine birden dua eyle.” Buyurdu.

Adam:

-“Yarabbi onların azığını Takva eyle ve hepsini doğru yolda bulundur.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) da :

-“Ya Rabbi onu tasdik eyle, yanı diline daha iyi dua ihsan et.” Diye dua edince,

Adam:

-“Ya Rabbi hepsinin yerini cennet eyle.” Dedi.

Ahnef bin Kays (r.a.) gece kandili eline alır parmağını aleve tutar ve;

-“Falan gün niçin öyle yaptın, filan şeyi niçin yedin.” Derdi.

Dinini kayıran büyükler böyle yapmışlar.

Mucahede:

Bazıları nefisleri gevşeklik ve kabahat yapınca ceza olarak çok ibadet ederlerdi.

Abdullah bin Ömer (r.a.) bir namazda cemaata yetişmesydi o gece uyumazdı.

Abdullah bin Ömer (r.a.) bir gün hava kararıp iki yıldız görününceye kadar akşam namazını geciktirmişti. Namazı bu kadar gecıktirdiği için iki köle azad eyledi.

Böyle yapanlar çoktur.

Nefsine ibadetleri seve seve yaptırmayan kimseye en iyi ilaç çok ve seve seve ibadet eden kimsenin yanında bulunmaktır. Onun ibadetleri zevkle yaptığını görünce kendi de alışır.

Birisi diyor ki;

-“İbadet yapmak için nefsime tembellik gördüğüm zaman Muhammed bin Vasi (r.a.) in zevkle ibadetine bakıyor. Bu sebeple nefsimin bir hafta içinde, ibadetleri seve seve yaptığını görüyorum

Bilgili, akıllı ve ihlaslı böyle bir Allah adamını bulamiyanlar Allah adamlarının, Salih insanların hayatını okumalıdırler.

Bir kimse Davud-İ Tai (r.a.) hazretlerine:

-“Evinizin çatısının direği kırılmış.” Deyince

Davud-i Tai (r.a.);

-“Yirmi senedir buradayım bir kere ona bakmış değilim.” Dedi.

Ahmed bin Zerrin (r.a.) sabahtan ikindi namazına kadar oturur bir tarafa bakmazdı.

Sebebini sorduklarında:

-“Allah-u Teala gözleri dünyadaki intizama, zerreden göklere kadar her şeydeki inceliklere, ve onun kudret ve azamatine, ibret ile bakmak için yarattı. İbret almadan bakana bir hata yazılır .” dedi.

Ebu Derda (r.a.) diyor ki;

-“DÜNYADA ÜÇ ŞEY İÇİN YAŞAMAK İSTERİM.

-“Uzun gecelerde namaz kılmak için,
-“Uzun günlerde oruç tutmak için,
-“Sözleri kalblere deva olan Salih kimselerin yanında oturmak için.”

Aklama bin Kays (r.a.) a ;

-“Nefsine neden bu kadar azap ediyordun ?” diye sorduklarında;

Aklama bin Kays (r.a.);

-“Onu çok sevdiğim için, onu cehennemden korumak için.” Derdi.

-“Sana bu kadar sıkıntı emrlolunmadı? Dediklerinde;

Aklama bin Kays (r.a.);

-“Yarın başını dövüp, niçin yapmadın dememek için. Elimden geldiği kadar yapıyorum.” Cevabını verirdi.

Cüneyd-i  Bağdadi (r.a.) buyurdu ki;

-“Sırrı el sakatı (r.a.) den acayip kimse görmedim. Doksan sekiz sene yaşadı, ölüm zamanı hariç hiç kimse sırtını yere koyduğunu görmedi.

Süfyan-i Servi (r.a.) diyor ki;

-“Bir gece Rabia-tül Adaviye (r.a.) da misafir kaldım. Namaza durup sabaha kadar namaz kıldı. Bende bir odada sabaha kadar namaz kıldım.”

Kendisine:

-“Sabaha kadar namaz kılmamızın şükrünü ne ile yapalım deyince.”

Rabia-tül Adaviye (r.a.) da;

-“Yarın o’nun için oruc tutmak olacak.” Dedi.

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâla hazretleri; bizleri ve sizleri bu mubarek veli zatların yüzü suyu hurmetine, afv eylesin. İbadetlerimizi zevk ile yapmayı ihsan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Duâ’nın önemi- 3

12 Temmuz 2008

dsc00309-fuadyusufoglu-navale-resin-sonu.JPG

Navale reş’ın bittiği yer Beyaz suyun başı (Nusaybin)

Sahihi Buharı ve Müslim’de Ebu Hüreyre (radiyallah-u anhu) rivayet edilir:

Hazret-i Seyyid-il Mürselin (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Şiddetli Beladan, bedbaht olmaktan kötü iş işlemekten ve düşmanımı sevindirmekten sana sığınırım.”

O halde DUÂ Belaleri def eder. Bedbahtlığı giderir, kaza-i muallakı tebdil eder. Mu’minler daima Allah-u teala(c.c.) ya yalvararak ve hatta ağlayıp sızlıyarak DUÂ etmelidir.

Munacaat:

Ey vasıtasız yaratan Ey Ezelden var olan Ey Kalblerdeki zulmeti gideren Ey cesedlere RÜYET veren Gül bahçesinin bülbülleri sana hamd ve sena nameleri eder. Gülistanın gülleri, senin ni’met ve ihsanlarını söyler.
İlahi:
Olgun ve saf kalbler hürmetine; Cennetteki kusursuz huriler hürmetine; kuvvetli iman ve yakın sahıbleri hürmetine; kalbini dünya çer- çöplerine bağlamıyan Allah (c.c.) adamlarının hürmetine; beni şehvete esir olmaktan, nefsimin peşinde koşmaktan muhafeze eyle. DÜNYANIN TATLI GÖRÜNÜŞÜNE ALDANMAKTAN KORU.

Naklolunur ki;

Hasan-el Basri (r.a.) bir cenazenin arkasından kabristane gitti. Meyyit’i defn ettikten sonra bir köşeye oturup murakabeye daldı. Ferezdak adlı bir şair vardı ki, fısk ve fucuruyla meşhür idi. Uzaktan bakıyor ve çok ağliyordu.

Hasan-i Basri (r.a.) Ferezdak’a:

-“Niçin ağliyorsun?”

Ferezdak:

-“Ey İmam. Kendi perişan halıma ağliyorum. Halk bana bakıp, ne kötü kimsedir derler. Sana bakıp, ne iyi kimsedir derler. Eğer Hak teala (c.c.) nın muamelesi, halkın dedikleri gibi olursa, halim çok fena.”

Hasan-el Basri (r.a.):

-“Ey Ferezdak Güvendiğin hiçbir amelin varmı ki ona bağlansan bari.” dedi.

Ferezdak:

-“Üç şeyim var. Onlarla ümid varım.”

-“Birincisi: yetmiş yıl İslamda sakal ağartım.”

-“İkincisi: Allah-u Teala (c.c.)yı bir bilirim.”

-“Üçüncüsü: Günahkar olduğumu biliyorum.”

Bir zaman sonra Ferezdak vefat etti. Hasan-i Basri (r.a.) rü’yasında, Ferezdak’ı cennet de geziyor gördü:

-“Ey Ferezdak Hak Teâla (c.c.) sana neyledi.”

Ferezdak:

-“Ya İmam Hak Teala (c.c.) beni, yetmiş yıllık tevhidime bağışlayıp afv etti.”

İlahi;
Adem (Aleyhisselam) ı, topraktan yaratıp, hilafet makamına geçirdin. Bizlere, karşılıksız keramet tacını giydirdin. Lutfunu bizden eksik etme. Biz düşkünlerin elinden tutup kaldır.

İlahi;

Kullarının dünyada dört şeyi var. İkisi kötü, ikisi iyidir. Kötü olanların biri ahirette de kötüdür. Bunlardan biri küfr, diğeri günahlardır. Küfr, günahtan daha kötüdür.
İyi olanların biri ahirette de iyidir. Bunlardan biri İman, diğeri taattır. İman taattan üstündür.

Ya Rabbi

O İki kötünün daha kötüsü olan küfrü terk ettik. Ve iki iyinin en iyisi olan iman hürmetine günahlarımızı afvedip, kusurlu ibadetlerimizi kabul eyle.. AMİN…

Devam edecek…

Mearicün Nübüvve (Altiparmak)

Allah-u Teala haretleri (c.c.) bizleri ve sizleri günahlarımızı kendi rahmetiyle afv-u mağfiret eylesin….AMİN…

Fuad Yusufoğlu

dsc00321-fuadyusufoglu-navale-sipi-seri-ave.JPG
Beyaz su ile siyah suyun birleştiği yer (Nusaybin)

Abdullah Bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu) Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle dediğini rivayet etmiştir:

-“Cenabı Allah (c.c.) ın varlıkta 300 er’i var ki; Onların kalbleri Adem (a.s.) ın kalbine bağlıdır.”

-“Yine varlıkta Allah (c.c.) ın 7 Er’i var ki; Onların kalbleri İbrahim (a.s.) ın kalbine bağlıdır.”

-“Yine varlıkta Allah (c.c.) ın 40 Er’i var ki; Onların Kalbleri Musa (a.s.) ın kalbine bağlıdır.”

-“Yine Varlıkta Allah (c.c.) ın 5 Er’i var ki; Kalbleri Cebrail (a.s.) ın kalbine bağlıdır.”

-“Yine Varlıkta Allah (c.c.) ın 3 Er’i var ki; Onların Kalbleri Mikail (a.s.) ın kalbine bağlıdır.”

-“Yine Varlıkta Allah (c.c.) ın 1 Eri vardır ki; Onun kalbi İsrafil (a.s.) kalbina bağlıdır.”

-“Bu Bir Er ölürse, Allah-u Teâla (c.c.) yerine Üç’lerden birisini kor.”

-“Üç’lerden biri ölürse, Allah-u Teâla (c.c.) yerine Beşler’den birisini yerine kor.”

-“Beşler’den biri ölürse, Allah-u teâla (c.c.) yerine Yedi’lerden birisini yerine kor.”
-“Yedi’lerden birisi ölürse Allah-u Teâla (c.c.) yerine Kırk’lardan birisini yerine kor.”
-“Kırk’lardan birisi ölürse, Allah-u Teâla (c.c.) yerine Üçyüz’lerden birisini yerine kor.”
-“Üç yüz’lerden birisi ölürse, Allah-u Teâla (c.c.) yerine HALK’TAN BİRİSİNİ YERİNE KOR.”

-“Allah-u Teâla (c.c.) bunlarla canlandırır, öldürür, yağmur yağdırır, bitki yeşertir. Musibet ve belaları bu Ümmet’ten Def’eder.

Abdullah Bin Mes’ud (r.a.) denildi ki;

-“Allah (c.c.) nasıl bunlarla canlandırır. Ve öldürür.”

Abdullah (r.a.) Dedi ki;

-“Çünkü bunlar halkın çoğalmasını istiyorlar, (dua ediyorlar) bunun için çoğaliyor, zalimlere de Beddua ediyorlar bunun için kırılıp mahv oluyorlar. Yağmurun yağmasını isterler, bunun için yağmur yağar.
Bitkinin bitmesini isterler, bu sebeple yerden bitki biter.
Dua ederler. Allah(c.c.) da o sebeple bela ve musibeti def eder.“

Ebu Nuaym, İbni asakir ve muteber hadis imamlarından başka kimseler rivayet etmiştir.

Tenvir-ül Kulub

Allah-u Teâla hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri; Kendi sevgili kulları olan bu Er’ler hürmetine:
Kötü insanların şerrinden, Bu kötü dünyanın şerinden, kazalarından, Afet ve belalarından muhafaza eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Duâ

12 Temmuz 2008

bahcebasi-1-girnavas-fuadyusufoglu.JPG

Girnavas’tan etraftaki köylerin görüntüsü

Geçenlerde rahmetli babamın mezarını ziyarete gittim. Hemen yakınında bir mezar taşının üzerindeki yazı dikkat’imi çekti:

Mezar taşında şöyle yazıyordu:

-”ZİYARETİN MAKSADI DUÂ’DIR
BUGUN BANA, YARIN İSE SANADIR….”

Allah’ Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri öldükten sonra da dostlarımız, aile efradımız ve Müslümanlar tarafından hatırlatmeyi ve duâ etmeyi ihsan eylesin. AMİN….

Fuad Yusufoğlu

Dua’nın edebleri;

16 Kasım 2008

Bor-e Şeş ça’vi derresi başı (Nusaybin)

Dua’nın edebleri;

Yalvararak tazarrû ile yapılan “dua”, Allah-u Teâlâ’ya yaklaştıran amellerdendir.

Peygambere Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuryor ki;

-“Dua ibadetin özüdür.”

Bu şunun içindir ki, İbadetten maksat, kulluk etmektir. Kulluk ise, kendinin zavallı olduğunu ve Allah-u teâlâ’nın büyüklüğünü birlikte görmek ve bilmektir.

Dua’da bu ikisi de vardır. Dua ne kadar tazarrû ile olursa, o kadar iyi olur. Dua’da sekiz edebe dikkat etmelidir;

1-Kıymetli vakitlerde ‘dua’ etmeye gayret etmelidir. Arefe, Ramazan, Cum’a, sabah erken ve gece yarısı gibi.

2-Kıymetli hâlleri gözetmelidir. Askerlerin harbe gitmesi ve gelmesi, farz namazları gibi,

Hadisi şerifte bildirildi ki, gök kapıları böyle zamanda açılır. Bunun gibi ezanla ikamet arasında, oruçlu olduğu zaman ve kalbinde incelik hisettiği zamanlarda ‘dua’ etmelidir. Çünkü kalbdeki incelik rahmet kapısının açık olduğuna işarettir.

3-Bir kimsenin iki elini kaldırıp, başkasına ‘dua’ etmesidir. Hadisi şerifte buyuruldu ki, Resulullah (sallalahu aleyhi ve sellem);

-“Duâ eden üç şeyden boş kalmaz; Ya günahı afv edilir, ya o anda ona bir hayır gelir. Yahud ilerde bir hayır gelir.”

4-Dua’da tereddüt etmemelidir. Kalbinde, dua’sının hemen kabûl edildiğini tutmalıdır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor;

-“ALLAH-U TEÂLÂ’YA ÖYLE BİR HALDE DUA EDİNİZ Kİ, DUANIZIN KABÛL EDİLDİĞİNİ YAKİNEN BİLESİNİZ.”

Devam edecek…

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri ve kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden her zaman “İstiğfar” eden Salih kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bir çınar ağacı (İlkbahar) Kalecik köyü

Enes Bin Mâlik (Radiyallah-u anhu)- 9

Enes bin Mâlik (r.a.) anlatıyor;

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu;

-“Allah-u Teâlâ buyuruyor ki; “Ey Ademoğlu! Sen bana duâ edip, benden istediğin müddetçe, sende bulunan günahları bağışlarım. Onların çokluğuna ve ağırlığına bakmam. Ey Ademoğlu! Günahların yerle gök arasını dolduracak kadar bile olsa, fakat benden günahlarının bağışlanmasını istesen (istiğfar etsen) senin bu günahlarını bağışlarım. Ey Ademoğlu! Yeryüzünü dolduracak günahlarla huzuruma gelsen, ŞİRK KOŞMADAN BANA KAVUŞSAN, yeryüzünü dolduracak bir mağfiret ve af ile seni bağışlarım.”

Yine Enes bin Mâlik (r.a.) anlatıyor;

-“Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) in yanında iki kişi aksırdı.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) birisine;

-“Allah sana merhamet eylesin.” Buyurduğu halde, diğerine bu mukabelde bulunmadı.

Eshab (r.anhüm.) birisi;

-“Ya Resulullah (s.a.v.), Allah’dan, buna rahmet diledin, niçin öbürüne dilemedin.” Denilince;

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Bu Allah-u Teâlâ’ya Hamd etti (Elhamdulillah dedi) Öbürü ise hamd etmedi.” Buyurdu.

Enes bin Mâlik (r.a.) anlatıyor;

-“Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) duâ ederken mübarek ellerini bazen öyle kaldırırdı ki, mübarek koltuk altının beyazlığı görünürdü.”

Hazret-i Enes bin Mâlik (r.a.) buyurdu ki;

-“Üç sınıf insan, hesap gününde Allah-u Teâlâ’nın rahmetine kavuşur.”

-“1-Akrabasını ziyaret eden,”
-“2-Kocası ölüp yetimleri kalan ve ölünceye kadar onlara bakan kadın,”
-“3-Ziyafet sofrası kurulup, yetimleri ve kimsesizleri davet eden kimse.”

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Enes bin Mâlik (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu