‘fakirlik’ olarak etiketlenmiş yazılar

Yetimi gözetmek

20 Haziran 2008

dsc00993-sinne-dize-mevkisifuadyusufoglu.JPG

Sinne dize Mevki-i (Nusaybin)

Kocası ölüp birkaç yetimi kalan bir kadın varmış. Çok yoksul bir duruma düşmüşlerdi. Onun – bunun azarlamasından korktukları için memleketlerinden göçerek başka bir yere gittiler.

Gittikleri yerde terk edilen bir mescide konakladılar. Bu kadın, kızlarını mescitte bırakarak onlara yiyecek bir şey bulmak için dışarı çıktı. Kasabanın ileri gelenlerinden birine uğradı, ona durumunu anlattı.

Adam kadının sözüne inanmadı. Müslüman olan bu adam kadına:

“-Fakir olduğunu bildirecek bir delil getirmen gerekir.”dedi…

Kadın:

“-Ben buranın yabancısıyım.”dedi…

Adam kadından yüzünü çevirdi, ihtiyacını gidermedi. Kadın sonra bir mecusinin evine gitti, durumunu anlattı. Ev sahibi onu doğruladı ve karılarından birini gönderip kadını ve kızlarını evine getirdi. Onlara çok ikramda bulundu.

Gece olduğu zaman o Müslüman, rüya’sında, kıyametin koptuğunu ve başının üstüne livaül Hamd çekilmiş olduğu halde Resulallah’ın (s.a.v.) durduğunu ve yanında büyük bir köşk bulunduğunu gördü. Bunun üzerine

Adam:

“-Ey Allah’ın Resulü bu kimin içindir?”dedi..

Resulallah (s.a.v.):

“-O Müslüman olan bir adam içindir.” buyurdu…

Adam:

“-Ben muvahhid, müslümanım.”dedi…

Resulallah (s.a.v.):

“-Bunun için bana delil getir.” buyurdu…

Adam hayret içinde kaldı. Resulallah (s.a.v.) kadının durumunu ve ona yapılanı haber verdi.

Adam gayet mahzun ve mukadder olarak uyandı. Çünkü kadını reddetmiş idi. Sonra kadını aramaya kalkıştı. Kadının bir mecusinin evinde bulunduğunu öğrendi. Mecusiden kadının ve kızlarının kendisine verilmesini istedi. Fakat Mecusi kabul etmedi.

“-Onlar bana rahmet ve bereket getirdi.” dedi.

Adam mecusiye:

“-Şu bin dinarı al onları bana teslim et.” dedi.

Mecusi bunu da kabullenmekten kaçındı. Adam mecusiyi zorlamak isteyince, Mecusi ona şöyle dedi:

“-Senin benden almak istediğin şey’e ben daha layıkım. Rü’yanda gördüğün o köşk benim için yaratıldı. İslamlığınla bana karşı iftihar ediyorsun. Allah (c.c.) yemin ederim ki, ben ve ailem bu kadının vasıtasiyle Müslüman olmadan evimizde uyumadık. Ben de rü’yamda senin gördüğünü gördüm.

Resulallah (s.a.v.) bana şöyle buyurdu:

“-Kadın ve kızları senin yanıda mı?”

Ben:

“-Evet.” diye cevap verdim..

Resulallah (s.a.v.) buyurdu:

“-O köşk ve ev halkınındır.”

Bunun üzerine adam mecusinin evinden müteessir ve kederli ayrılıp gitti.

Mukaşefetil Kulub (İmam-ı Gazali)

Allah (c.c.) bizleri ve sizleri yetim hakkını gözeterek riayet eden kullarından eylesin… AMİN…
Fuad Yusufoğlu…

Duâ’nın önemi- 4

12 Temmuz 2008

dsc00324-navale-resin-sonu-navale-sipinin-basi.JPG

Navale reş’ın sonu (Nusaybin)

Naklolunur ki;

Bir gün, bir fakir, eski elbise ile bir padişahın meclisine girdi. Padişah bu dervişin gelmesini beğenmedi.

Padişah yakınlarından birisi dedi ki;

-“Ey derviş Padişahların huzuruna eski elbise ile gelmenin ayıb olduğunu bilmez misin?”

Fakir:

-“Padişah huzuruna eski elbise ile girmek ayıb değildir. Fakat Padişah huzurundan eski elbise ile çıkmak ayıbtır.”

Padişah bu sözlerden hoşlanıp çok ihsan yaptı. Kiymetli elbiseler vererek gönderdi.

MUNACAAT:

İlahi;

Biz fakirleri de huzurundan çıplak gönderme. Kiyamet gününde, Enbiya ve Evliyalar, Taclar giydikleri vakit bizleride Habibi (sallallahu alaeyhi vesellem) hürmetine mahrum eyleme.

İlahi;

Doğru yolda giden kullarının hürmetine; fakirlik halında sıkıntı çekip, halını belli etmiyen mücahidler hürmetine; sinelerimizi Ma’rifet nurunla aydınlat ve kalblerimizi keramet ile fetheyle.
İlahi;
Eğer bizden hesab istersen halimiz malumdur. Kiyamet gününde bizi hesaba çekmeyip, lütfünle mu’amele eyle.

İlahi;

Fakir, müflis ve muhtaclara ihsan etmek, kerem sahiblerinin şanındandır. Sen Kerem sahiblerinin en cömerdisin. Biz fakir ve muhtaçları mahrum eyleme.

Rivayet olunur ki;

Büyüklerden biri, bir kimsenin eline hediyeyi verip;

Der ki;

-“Bunu mektebe götür, çocuklardan en güzel hangisi ise ona ver.”

O kimse mektebe geldi. Hediyeyi kendi oğluna verdi.

Dediler ki;

-“Niçin kendi oğluna verdin?”

Dedi ki;

-“Ondan daha güzel görmedim.”

Bunun gibi Kıyamet gününde Allah-u Teala (c.c.) rahmet hediyesini Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesellem) nın şefaat eline verir o da Ümmetinin asilerine teslim eder.

Allahu- Teala (c.c.) buyuruyor:

-“Ey Habibim Bu kadar müflisler arasında kendi ümmetini seçtin Öyle ise Ümmetin Cennetime girmedikçe Cennet bana hoş gelmez.”

Mearicün Nübüvve (Altiparmak)

Allah-u Teala Hazretleri(c.c.) bzileri ve sizleri Kendi rahmetiyle afv-u mağfiret eylesin…Amin….

Fuad Yusufoğlu

dsc06095-fuadyusufoglu-kasyane-navale.JPG

Kasyane Navale sipi (Nusaybin)

Fakirliğin dereceleri çok çeşitlidir.

Bişr-i Haf-i (r.a.) Buyuruyor ki;

-“Fakirler üç derecedir.”

-“Birincisi: -“İstemezler, verilirse almazlar, böyle fakirler meleklerle beraber illiyyinde bulunurlar.”

-“İkincisi: -”İstemezler, fakat verirlerse alırlar. Bunlar mukarrabalarla Cennet-i Firdevs’te olurlar.”

Üçüncüsü: -“Zaruret olunca isterler, bunlar eshab-i yemindendirler.”

İbrahim-i Edhem (r.a.) Şakik El Belhi (r.a.) ye

-“Şehrinizdeki fakirleri nasıl bıraktın?” diye sorunca

Şakik-i Belh-i (r.a.):

-“En iyi halde bıraktım. Bulurlarsa yerler, bulamazlarsa sabrederler.” Dedi.

İbrahim-i Edhem (r.a.):
,
-“Ben de Belh köpeklerini aynı halde bıraktım.” Dedi.

Şakik-i  Belh-i (r.a.):

-“Sizin Fakirleriniz nasıldırlar?” deyince,

İbrahim-i Edhem (r.a.):

-“Bulmazlarsa Hamd ederler, bulurlarsa başkalarına verirler.” Dedi.

Şakik-i Belhi (r.a.);

-“Hakikat budur.” Deyip, İbrahim bin Edhem (r.a.) in başından öptü.”

Bir kimse, Ebul Hasan Nuri (r.a.) yi elini açmış dilenirken gördü: Kendi kendine hayret etti. Gördüğünü Cüneyt El Bağdadı (r.a.) ya anlatı.

Cüneyd El Bğdadi (r.a.) buyurdu ki;

-“Zanetme ki insanlardan bir şey istemek için elini açmıştır. Belki insanlar için Allah-u Teâla (c.c.) den sevab ve iyilik için elini açmıştır. Onun bu haraketi ona zarar vermez.”

Sonra:

-“Bir terazi getir.”Dedi.

Terazıyı getirdim. Yüz dirhem gümüş tartı, ayrıca bir avuç gümüş daha ilave eti

Ve:

-“Bunu Nuri (r.a.) ye götür.” Buyurdu.

Ne için tartığına şaştım. Nuri (r.a.) ye götürdüm. Terazı istedi, yüz dirhem tartı,

-“Bunu ona ver.” Deyip fazlasını aldı. Ve:

-“Cüneyd (r.a.) hakim bir insandır. İpin her iki ucunu korumak istiyor.” Dedi.

-“Buna daha da şaştım.” Dedim. Cüneyd (r.a.) e götürdüm. Ve gördüklerimi anlattım.

Cüneyd El Bağdadi (r.a.) buyurdu ki:

-“Allah! Allah! kendisi için olanı aldı, bizim için olanı geri gönderdi.”

Ben:

-“Bu nasıl oldu?” dedim.

Cüneyd El Bağdad-i (r.a.) buyurdu ki;

-“O Yüz dirhem ahiret sevabı için idi. Fazlası da Allah (c.c.) rızası için idi. Allah (c.c.) için olanı kabul etti. Kendim için olanı geri gönderdi.”
O Zamanın fakirleri böyle idi.

Elbette kalbleri o kadar saf idi ki, dilleri konuşmadan birbirlerinin kalbinden geçenleri anlarlardı. Böyle olmayan kimse, hiç olmazsa böyle olmayı istesin. Bunu da yapamazsa bari doğruluğunu kabul etsin.

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Kanaat sahıbı olan Fakirlerin Yüzü suyu hürmetine Afv eylesin.AMİN…

Fuad Yusufoğlu