‘İbni Ömer (r.a.)’ olarak etiketlenmiş yazılar

Dinde Kırk Esas- Oruc

07 Temmuz 2008

dsc00076-fuadyusufoglu-cag-cag-baraji.JPG

Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)

Resulullah (Sallallah-u aleyhi ve selem) buyuruyor ki;

-“Allah (c.c.) Hadisi kudside buyuruyor ki;

-“Ademoğlunun her iyi amelinin mükafati, on mislinden yedi yüz misline kadar kat kat verilir. Ancak oruç böyle değildir. O’nun mükafatını bizzat ben vereceğim. (kulum) şehvetini ve yemeğini benim için terk eder. Oruç tutan için iki ferahlık vardır. Biri iftar ederken diğeri de Rabbine kavuştuğu zaman, Allah katında oruç tutanın ağız kokusu misk kokusundan daha hoştur.” Müslim.

Yine Resul-i Ekrem (sallallah-u aleyhi ve selem) buyuruyor ki;

-“Her şeyin kapısı vardır. İbadetin de kapısı oruçtur.”

Orucun bu hasletlere malik olmasının iki sebebi vardır:

1- Oruç nefsin havay-i arzularından men edilmesine dayanan gizli bir amledir ki, ona ancak Allah (c.c.) muttali olur, Allah (c.c.) dan başka hiç bir kimse muttali olamaz. O, Namaz, Zekat ve diğer ameller gibi değildir.

2- Oruç Allah (c.c.) ın düşmanını (şeytan) kahreder. Zira Şeytan Allah (c.c.) ın düşmanıdır. Bu düşman ancak şehvani arzular vasitesi ile kuvvetlenir. Açlık ise şeytanın aletlerinden olan bütün şehvanı istekleri yok eder.

Bunun içindir ki, Resul-i Ekrem (Sallallah-u aleyhi ve selem)

-“Şeytan ademoğlunun kan damarlarında dolaşır, şeytanın dolaştığı kanalları açlıkla tıkayınız.” Buyuruyor.

Bil ki,

Oruç, mikdarı itibari ile üç derecedir. Ve yine Oruç esrarı itibari ile üç derecedir.

Orucun mikdarı itibari ile derecelerinin en aşağı olanı, Ramazan ayında oruç tutmakla iktifa etmektir. En alâsı ise, Hazreti Davud (a.s.) orucudur.

Hazreti Davud (a.s.) un orucu ramazan dışında gün aşırı oruç tutmaktır. Hadis-i şerifte varid olduğuna göre, bu şekil oruc tutmak yılın hepsini oruçlu geçirmekten daha efdaldır. Ve yine o oruc, orucların en efdalıdır.

Onun sırrı da şudur. Senenin tümünü oruç tutan kimse ise oruç tutmak halını alır ve oruc tutmakla nefsinden bir kırıklık, şehvani isteklerinde bir eziklik ve kalbinde bir sevinçlik his etmez. Çünkü nefis ancak kendisini zaafa düşürecek şeyle müteessir olur. O şeyde nefis alışkanlık elde ederse ondan müteessir olmaz. Bu uzakta değildir.

Çünkü doktorlar ilaçların içiminde alışkanlıktan men ederler. Ve derler ki;

-“İlaç içmekte alışkanlık halına gelen kimse hastalandığı vakit, alıştığı o ilaçtan fayda bulamaz. Zira, onun vucudu o ilaca alışmış olduğundan ilacın tesirini bulamaz”

Bil ki, kalblerin tıbbı, bedenlerin tıbbına yakındır. O, Resulullah (Sallallah-u aleyhi ve selem) in Abdullah bin Ömer (r.a.) e kendisine oruç hakkında sorduğu vakit buyurduğu hadisin bir sırrıdır ki;

Resulullah (sallallah-u aleyhi ve selem) ibni Ömer (r.a.) e:

-“Bir gün oruç tut ve bir gün tutma.” Buyurdu.

İbni Ömer ( r.a.):

-“Ben ondan daha faziletlisini istiyorum.”dedi.

Bunun üzerine Resulullah (salllallah-u aleyhi ve selem)

-“Ondan efdalı yoktur.” Buyurdular.

Bunun içindir ki, Resulullah (s.a.v.) felan kişi bütün seneyi oruç tuttu denildiğinde,

Resulullah (a.s.v.):

-”O, ne oruç tuttu, ve ne de iftar etti.” buyurdular.

Hatalarla kur’an okuyan bir adam hakkında Hazreti Aişe (Radiyallah-u anha ) ya;

-”Şübhesiz bu ne kur’an okudu, ne de sustu.” buyurduğu gibi.

Devam edecek….

Dinde Kırk esas (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri günlerini oruçlu geçiren kullarından eylesin. AMİN……

Fuad Yusufoğlu

Emanet

17 Temmuz 2008

dsc00169fuadyusufolumanzarasiyahsu1.jpg

Siyah suyun sonu (Navale)

İbni mesud (r.a.) şöyle der:

-“Emanet, vedi’a ve bundan başka manalara şamildir.”

Gene İbni Me’sud (r.a.) den;

-“Emanettin bütün farzlara şamil olduğu ve bunun en kıymetlisi mal olduğu” rivayet eder.

Ebu Derdâ (r.a.) ise;

-“Gusletmek emanet’tir.” Der.

İbni Ömer (r.a.) ise şöyle der:

-“Allah-u Teâla (c.c.) nın insanda ilk yarttığı, cinsi organdır. Bunu yarattıktan sonra, Allah-u Teâla (c.c.) şöyle buyurdu;

-“Bu senin himayene bıraktığım emanettir. Onu ancak helâl yoldan kullan. Eğer onu korursan ben de seni korurum.”

O halde, cinsi organ emanettir. Kulak emanettir. Göz emanettir, dil emanet, mide emanet, el ve ayak emanettir. Emaneti korumayanın imanı yoktur.

Hasan El Basri (r.a.) şöyle der;

-“Emanet göklere, yere ve dağlara arz olundu. Onlar bunu yüklenmekten endişelenip çekindiler. Bunun üzerine Allah (c.c.) şöyle buyurdu;

-“Eğer bunu iyi korursanız sizi mükâfatlandırırım, korumazsanız cezalandırırım.”

Onlar da;

-“Hayır.” Dediler.

Mücahid (r.a.) şöyle der;

-“Allah-u Teâla (c.c.) Adem (Aleyhis selâm) ı yarattığı zaman ona göklere yere ve dağlara teklif ettiği gibi arz ve teklif etti.

Bunun üzerine Adem (Aleyhis selam) da;

-“Kabul ettim.” Diye cevap verdi.

Şu husus aşikardır ki, emanettin göklere, yere ve dağlara arz ve teklif edilmesi, ilzâmî değil ihtiyaridir. Eğer ilzâmî olsaydı bu emaneti kabullenmekten çekinmezlerdi.

Devam edecek…

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Emanete riayet eden kullardan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Emanet- 2

17 Temmuz 2008

dsc06506mesireyeri1-fuadyusufoglu.jpg

çağ-çağ Barajı (Nusaybin)

Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyuruyor ki;

-“Mü’min hiyanet ve yalan hariç her iyi huya itaat eder.”

-“Ümettim, emaneti ganimet, sadakayı mecburi kabul etmeyi güzel gördüğü müddetçe hayır içindedir.

-“Sana güvenip emanet bırakanın emanetini geri ver. Sana ihanet edene ihanet etme.”

Buhari (r.a.) ve Müslim (r.a.) de Ebu Hüreyre (r.a.) den şu hadis-i şerif rivayet edilmiştir.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurmuştur ki;

-“Munafığın alemeti üçtür;

-“1- Konuştuğunda yalan konuşur.”

-“2- Söz verdiğinde, sözünü yerine getirmez.”

-“3- Kendisine emanet bırakıldığında ona ihanet eder.”

Yani;

Biri kendisine bir söz söylediği zaman onu insanlara yayar, kendisine bir mal bırakıldığında, onu korumamak, inkâr veyahut sahibinin izni olmaksizin kullanmak suretiyle ona ihanet eder.

Emaneti muhafaza etmek, mukkarebîn meleklerin, peygamberlerin sıfatları ve ebrârdan olan muttakilerin ahlakıdır.

Yüce Allah (c.c.) buyurmuştur ki;

-“Şüphesiz, Allah size emanetleri ehli ve erbabına vermenizi, insanlar arsında hümettiğiniz zaman adaletle hükmeylemenizi emreder.” En Nisa Suresi ayet 4/58

Müfessirler diyorlar ki;

-“Bu ayet-i kerime şeriat esaslarının bir çoğuna şamildir. Ayete, muhatap olanlar ise idareciler ve onlarla beraber bütün mükelleflerdir.
Devam Edecek….

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Emanete hiyanet etmeyen kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Komşu hakkı

19 Temmuz 2008

dsc07071baraj11-fuadyusufoglu.jpg

Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)

Şunu iyi bil ki;

İslam kardeşliğinden başka, komşunun diğer komşusu üzerinde bazı hakları da vardır.

Evet;

Müslüman komşunun istihkak ettiği şeyleri şöyle izah edebiliriz.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurmuşlardır;

-“Komşu üç kısımdır; komşu vardır ki bir hakkı vardır, komşu vardır ki iki hakka sahibtir, komşu vardır ki üç hakka sahibtir.”

-“Üç hakka sahib komşuya gelince; akrabalığı bulunan Müslüman komşudur. Onun hem komşuluk hakkı, hem İslâmlık hakkı hem de akrabalık hakkı vardır. İki hak sahibi olan komşuya gelince, sadece Müslüman komşudur ki, onun hem İslâmlık hem de komşuluk hakkı vardır.”

-“Tek hak sahibi olan komşuya gelince, müşrik olan komşudur ki onun sadece komşuluk hakkı vardır.”

Görmüyor musun, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve selem) müşrike bile komşuluk hakkı tanımıştır.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurmuşlardır;

-“Yanındaki komşuna iyi davran ki (gerçek) Müslüman olasın.”

Bir adam İbni Mesud (r.a.) ya gelerek komşusunun kendisine eziyet ettiğini şikayet etti. İbni Mesud (r.a.) ona şöyle dedi:

-“Eğer komşun senin yüzünden Allah(c.c.) a asi geliyorsa, sen de onun yüzünden Allah (c.c.) a itaat et.”

Şunu iyi bil ki;

Komşu hakkı yalnız ona eziyet etmekten kaçınmak değil, ondan gelen eziyete de katlanmaktır. Çünkü komşu komşusuna kötülük yapmadığında, bunda yerine getirilmesi gereken bir hakkı eda etmiş olamaz. (Zira O, zaten onun vazifesidir.) Sonra yalnız eziyete tahammül etmek de kafi gelmez. Ona ayrıca iyilikte bulunması da gerekir.

Çünkü fakir komşu kiyamet gününde zengin komşusunun yakasına yapışıp;

-“Ya Rabbi, sor şuna, kapısını yüzüme neden kapadı, niçin bana iyilikte bulunmadı?” diyecektir.

İbnil- Mukaffa (r.a.) a borç yüzünden evini satmak zorunda kalan bir komşusundan bahs edilince;

-“Alın şu parayı da ona verin (Borcunu ödesin) ve evi satmıyoruz desin.” Dedi.

Mücahid (r.a.) der ki;

-“Abdullah bin Ömer (r.a.) nın yanındaydım, kölesi bir koyun yüzüyordu. Ona komşumuz yahidi’ye ikramla başla.” Dedi.

Aynı sözü tekrarlayınca köle dayanamadı:

-“Niçin bu kadar tekrar ediyorsunuz bunu? Diye sorunca,

İbni Ömer (r.a.);

-“Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve selem) komşuyu bize o derece tavsiye etti ki, onu bize varis kılacağından korktuk.”

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Komşu hakkına riayet eden kullarından eylesin. Amin…

Fuad Yusufoğlu