‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Şakik-i Belhi (Radiyallah-u anh)- 6
27 Ekim 2008Kasyane Navale sipi (Nusaybin)
Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdular ki;
-“Bir kimsenin yanında mübarek bir zâtın iyilik ve güzel halleri anlatılırda, o kimse bundan zevk duymaz ve o mubarek zâta karşı kalbinde muhabbet hasıl olmazsa, bilsin ki kendisi kötü kimsedir.”
Şakik-i Belhi(r.a.) buyuruyor ki;
-“Bir kusuru ayıbı var diye bir kimseyi kötüleğen, hakaret eden kimse, kendi kendini Helak etmiş demektir.”
-“İnsanlar, bir kimse hakkında: (-’Bundan bize zarar gelmez bu emin kimsedir’) derlerse, o kimse bütün insanların zarar ve kötülüklerinden emindir.”
-“Kim Müslümanların aleyhinde konuşur, onları giybet eder, onlara iftira ederse, aralarında söz taşıyıp koğuculuk yaparak müslümanları birbirine düşürürse, Müslümanların hakkını gözetmez,onların kalblerini kırar, incitirse ve onları kendinden aşağı görürse, o kimse şeytanın hizmetçisi olmuş olur, dünyada fakir olur, ahrette iflâs etmiş vaziyette HAKİR VE ZELİL olur.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“Rızkı hususunda Allah-u Teâlâ (c.c.) ya tevekkül eden kimsenin güzel huyları fazlalaşır, cömert olur ve ibadetlerinde vesvese bulunmaz.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“Allah-u Teâlâ’nın azabından korkmanın alameti HARAMLARI TERK ETMEKTİR. Allah-u Teâlâ’nın rahmetinden ümidli olmanın alameti de, ÇOK İBADET ETMEKTİR..”
Şakik-i belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“İleride tevbe ederim diye günaha devam edenler, daha yaşarız ümidiyle, tevbe’yi geciktirenler, hatta Allah-u Teâlâ’nın azabını düşünmeyip, rahmetini ümid ederek tevbe etmeyenler, çok büyük gaflet ve felaket içindedirler.”
Şakik-i belhi (r.a.) buyuruyorlar ki;
-“Kendisine bir şey ikram ettiğin kimse ile, sana ikramda bulunan iki kişinin senin kalbindeki YERLERİNE DİKKAT ET. Eğer kalbindeki muhabbet, kendisine ikramda bulunduğun kimseye karşı daha fazla ise, bu ikram ve muhabbettin Allah için olduğu anlaşılır. Ama kalbindeki muhabbet, sana ikramda bulunan kimseye karşı daha fazla ise, bu dostluk menfaat içindir.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“Misafiri çok severim. Çünkü rızkını Allah-u Teâlâ veriyor. Ben hiç bir şey yapmıyorum. Bununla beraber, Allah-u Teâlâ bana sevab yazıyor.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“Akıllı, zeki, derviş, zengin ve cimrinin kimlere denildiğini YEDİYÜZ TANE ÂLİM’DEN SORDUM: Hepsi de birbirine yakin cevablar verip şöyle dediler:’
-“Dünyayı sevmeyen kimse AKILLIDIR.”
-“Dünyanın aldatıcı ve yalan olan zevklerine aldanmayan kimse ZEKİDİR.”
-“Allah-u teâlâ’nın takdir ettiğine razı olan, KANAAT EDEN ZENGİNDİR.”
-“Dünyaya ait arzusu bulunmayan, Allah-u Teâlâ’nın rızasını isteyen kimse DERVİŞTİR.”
-“Allah-u Teâlâ’nın verdiği ni’metlerden, mahlukuna faydalı olanları vermekten kaçınan, CİMRİDİR.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdular ki;
-“Dört bin Hadis-i şerif içinden, Dört yüz tane, bundan da kırk tane ve nihayet bunların içinden de şu dört Hadis-i şerifi seçtim”
-“1-Kalbini kadına bağlama. Zira bugün senin ise yarın başkasınındır. Eğer kadına itaat edersen cehenneme atılırsın.”
-“2-Kalbini mala bağlama. Zira mal sana emanettir.Bugün senin ise de yarın başkasınındır. Başkasının malı için kendini yorma.Başkasına hoş gelir, fakat günahı sanadır. Eğer kalbini mal’a bağlarsan Allah-u Teâlâ’nın haklarını gözetmezsin. Kalbine fakirlik korkusu girer ve şeytana itaat edersin.”
-“3-Herhangi bir şey hususunda kalbinde bir sıkıntı olursa o şeyi terk et. Zira mü’minin kalbi, şahit yerindedir. Şüphelilerden sıkılır, Helâl’da ise sükünet bulur. (sakin olur.)
-“4-Bir işin makbul olacağı hükmüne varmadan o işi yapma.”
İslam alimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hikmet sahibi olan bu veli kullar’ın yüzü suyu hürmetine Günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 5
18 Kasım 2008Bor-e Gündük haci Latif bahçesi (Nusaybin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 5
Ebû Abdullah Kâdi;
-“Babamın şöyle anlattığını işittim; -”Bağdad’da bir tüccar arkadaşım vardı. Çok zengin idi. Bir gün baktım bütün malını mülkünü fâkirler dağıtmış, iyi bir Müslüman olmuştu.”
Bunun sebebini sorduğumda, bana şöyle anlattı.
-“Bir gün Bağdad’ın bir camisinde Cuma namazı kılmaya gittim. Namazı kıldıktan sonra gördüm ki, Bişr-i Hafi (r.a.) camiden çıktı.”
-“Acele acele bir yere gidiyordu. Ben kendi kendime, Zühd ve takva sahibi bir zât nereye böyle acele gidiyor diye.”
-“Merak ederek onu takib ettim. Gördüm ki, önce bir fırına gidip ekmek aldı, sonra kebab yapan bir yere gidip kebab aldı. Daha sonra helvacıdan helva aldı.”
-“Ben kendi kendime böyle bir zât’ın bunları alıp yiyeceğine kızdım. Fakat nasıl yiyeceğini merak ederek tâkibe devam ettim.”
-“Bir süre sonra bir köye vardı. Köyün camisine girdi. Baktım ki, Câmide yatalak bir hasta vardı. Bişr-i Hafi (r.a.) aldıklarını lokma lokma bu zâta yedirdi.”
-“Ben bu arada köyü merak edip, neresidir diye biraz dolaştım. Sonra hastanın yanına gittim. Bişr-i Hafi (r.a.) yi sorunca”
Bana ;
-“Bağdad’a gitti.” Dedi.
Ben;
-“Burası Bağdad’a ne kadar uzaklıktadır.”diye sordum.
Bana
-“40 fersahdır (240 km)” dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 7
19 Kasım 2008Bor-e Gündük (Haci Latif bahçesi) NUSAYBİN
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 7
Ebû Narsı et-Temmar şöyle anlatır.
Hacca gideceklerden biri, Bişr-i Hafi (r.a.) ye veda için geldi.
O’na;
-“Ben Hacca gidiyorum, bir emriniz var mı?” dedi.
Bişr-i Haf-i (r.a.);
-“Ne kadar harçlığın var? Diye sorunca,
Adam;
-“İki bin dirhem harçlığım var.” Diye cevab verdi.
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Hacca gitmekle zühdü mü, yoksa Ka’be’ye olan aşkın mı, yoksa Allah (c.c.) rızası mı kastediyorsun? Diye tekrar sorunca
Adam;
-“Allah (c.c.) rızasını kast ediyorum.” Dedi.
Bunun üzerine Bişr-i Hafi (r.a.);
-“O halde evinde dururken Allah’ın rızasını kazandıracak bir şey’i sana söylersem, yapar mısın? deyince,
Adam;
-“Evet. Yaparım.” Karşılığını verdi.
Bunun üserine Bişr-i Hafi (r.a.);
-“ O halde sen bu iki bin dirhemi borcunu ödeyemiyen bir fakire, yiyeceği olmayan bir yoksula, nüfusu kalbalık, geçimi dar olan bir aileye, yetimi sevindiren bir yetim bakıcısına ve bunlar gibi on kişiye yirmişer dirhem ve hatta istersen hepsini bunlardan birine ver.”
-“Zira müslümanı sevindirmek, düşkünlere el uzatmak, sıkıntıyı gidermek ve zayıflara yardım etmek, nafile olarak yapılan yüz hac’den daha sevebtır.”
-“Kalk da dediğim gibi yap. Şayet böyle yapmak istemiyorsan asıl kalbinde olanı bana söyle.” Dedi.
Veda ya gelen adam;
-“DOĞRUSU KALBİMDE HAC’CA GİTMEK TARAFI DAHA KUVVETLİDİR.” dedi.
Bunun üzrine Bişr-i hafi (r.a.) gülümseyerek adama döndü ve;
-“Evet, şübheli şeylerden kazanıldığı takdirde, nefs, kendi arzularından birinin yerine getirilmesini ve Salih ameller yaptığını göstermek ister. Halbuki Allah-u Teâlâ, yalnız muttakilerin amelini kabul eder.”
Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 8
20 Kasım 2008Dara harabeleri Su sarnıçı (Mardin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 8
Alimlerden ba’zıları Bişr-i Hafi (r.a.) hakkında şunları söylemişlerdir.
Abbas bin Dehkâm (r.a.) diyor ki;
-“Dünyaya geldiği gibi ölen tek insan bişr-i hafi dir. Dünyaya malsız geldi ve malsız gitti. Ölüm döşeğine yattığı sırada biri gelerek ondan bir şey istedi. Onun bir gömleği vardı. Onu da çıkardı, dilenciye verdi ve bir başka kimseden ödünç gömlek aldı ve o şekilde öldü. Yani ölünce bir gömleği bile yoktu. Gömleksiz geldi, gömleksiz gitti.
İbrahim Harbi (r.a.) şöyle der:
-“Ben üç büyük zat gördüm. Bu üç kişinin eşi benzeri yoktur,”
-“Birincisi Ahmet bin hanbel (r.a.) dir ki, anneler onun gibisini doğurmaktan aciz kalırlar.”
-“İkincisi bişr-i hafi (r.a.) dir ki, asrından eski devirlere kadar akıllı bir zattır.”
-”Üçüncüsü Ebu Ubeyd bin sellam (r.a.) ki, sanki o ilmi kendisinde toplamış bir dağ gibidir.”
Bişr-i hafi (r.a.) hiçbir Müslümana gıybette bulunmadı. Eğer onun aklı Bağdat halkına dağıtılsa, hepsi akıllı olurdu.
İmam-ı yafi-i (r.a.) buyurdu ki:
-“Bişr-i hafi helalden başka hiçbir şeye el uzatmamıştır. Haram olan bir şeyi yememiştir.”
Ebul Hüseyin el-hasan bin amr el- merzevi (r.a.) şöyle der:
-“Ben bir gün bişr-i hafi (r.a.) ın yanındayken, hadis ehli geldi. O, onlara şöyle buyurdu:
-“Size zahir olan şeyi görüyorum.”
Onlar da şöyle dediler:
-“Ey eba nasr ( bişri hafi ) bu ilimleri isteriz. Umulur ki, birgün fayda verir.”
Bişr-i hafi (r.a.) söyle buyurdu:
-“Sizin üzerinize zekat düştüğünü biliniz! Bir kimsenin 200 dirhemi olunca, 5 dirhem zekat vermesi gerekirse, sizde 200 hadisi şerifi öğrenince 5 hadisi şerif öğretiniz. Bundan sonra böyle yapınız.”
Bişr-i hafi (r.a) anlatır.
-“Rüyamda peygamber efendimiz (s.a.v..) gördüm. Bana,
“Ey bişr, Allah u Teala (c.c.) nın. Seni akranların arasında niçin yücelttiğini biliyor musun?” Buyurdu.
-“Bilmiyorum deyince,
“Sünnetime uyman, evliyaya hizmet etmen, din kardeşlerine nasihat etmen, eshabımı ve ahli beytimi sevmen, işte seni iyiler mertebesine bunlar eriştirdi.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 9
21 Kasım 2008Navale (Möjdank mevki-i) Nusaybin
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 9
Bişr-i Hafi (r.a.) şöyle anlatır;
-“Bağdad’da bir adam gördüm. Bin kırbaç yediği halde hiç sesini çıkarmadı. Sonra kendisini ceza evine götürdüler.
Peşini takib ettim ve;
-“ Niçin dövüldüğünü,” kendisinden sordum.
Kırbaç yiyen adam;
-“Aşık olduğu için dövüldüğünü söyledi.”
Ben;
-“Bu kadar dayak yediği halde neden ses çıkarmadığını sordum.”
Kırbaç yiyen adam;
-“Sevgilim bana bakıyordu.” Dedi.
Bunun üzerine kendisine.
-“Ya Allah-ü Teâlâ hazretleri (c.c.) ın seni devamlı gördüğünü idrak etseydin halın nice olurdu?” dediğimde
-“Hemen haykırarak yere düştü ve öldü.”
Bişr-i Hafi (r.a.) Yine şöyle anlatır;
-“Gençliğimde Abadan’a gitmiştim. Cüzamlı ve kör bir adamla karşılaştım. Sırtını tutmuş, karıncalar vucuduna üşüşmüş etini yiyiyorlardı.”
-“Başını kaldırdım, kucağıma aldım, ayılmasını ve kendisi ile konuşmamı bekledim.”
Ayıldığı vakit;
-“Benimle Rabbim arasına giren bu hoş adam kimdir? Rabbim beni parça parça yapsa, benim O’na ancak sevgim artar.” Dedi
Bundan sonra artık kul ile Allah arasında gördüğüm hiçbir hikmeti inkar etmedim. Niçin böyle oluyor demedim.”
Yine Bişr-i Hafi (r.a.) anlatır;
-“Bir gün evime girince bir zat ile karşılaştım.
-“Benden izinsiz, benim evime nasıl girersin, sen kimsin?” deyince
-“Ben kardeşin Hızırım.” Dedi.
Ben ona;
-“Bana dua et “ deyince
Hızır aleyhisselam;
-“Allah’ım! İbadette bulunmasını buna kolaylaştır.” Diye dua etti.
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Biraz daha dua et.” Dedim
Hızır Aleyhis-selam;
-“Allahım! İbadetinin gizli kalmasını buna nasib eyle.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 10
21 Kasım 2008Dara harabeleri (Mardin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 10
Feth bin Şuhruf (r.a.) anlatır;
-“Adamın biri elinde bıçak ile bir kadına musallat oldu. Güçlü olduğu için kimse adama engel olamiyordu.
Kadın çırpınıp duruyordu.”
Bu esnada Bişr-i Hafi (r.a.) oradan geçmekte idi. Adama iyice yaklaşıp bir şeyler söyledi. Adam birden yere düştü. Kadın kurtuldu.
Etrafındekiler adamın yanına gittiler. Gördüler ki adam zor nefes alıyordu.
-“Sana ne oldu ?” diye sorulunca
Adam;
-“Bilmiyorum, ihtiyar bir zat bana ‘Senin bu yaptığını Allah-u teâlâ görüyor.’ Deyince ayaklarımın bağı çözüldü ve gördüğünüz gibi yere düştüm.” Dedi
Adam şaşkın bakışlarla sordu;
-“Bu zat kimdir?” dedi
Oradakiler;
-“Bişr-i Hafi (r.a.) dır.” Dediler.
Bunun üzerine Adam;
-“EYVAH BEN ONU BİR DAHA NASIL GÖRECEĞİM.” Dedi ve kuvvetli bir sıtma hastalığına yakalanarak kısa bir zaman içinde öldü.
Bişr-i Hafi (r.a.), Esved binSalim’i (r.a.) yi, Mu’ruf-i Kerhi (r.a.) ye yolladı.
Esved bin Salim Ma’ruf-i kerhi (r.a.) ye;
-“Bişr-i Hafi (r.a.) seninle kardeşlik olmak istiyor. Bunu açıkça size söylemekten çekindiği için beni size gönderdi. Kendisini kardeşliğe kabul etmenizi diliyor, Fakat bazı şartları da vardır.”
O şartlar da;
-“Bu kardeşliğin duyulmaması ve karşılıklı ziyaret ve görüşme yapılmamasıdır; Zira o, fazla iltifatten hoşlanmaz.” Dedi.
Ma’ruf-i Kerhi (r.a.);
-“Fakat ben kardeş olduğum kimseden gece ve gündüz ayrılmak istemem.” Dedi ve Allah (c.c.) için sevginin faziletini anlatan bir çok hadis-i şerifler okudu.
Sonra;
-“Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hazreti Ali (r.a.) yi kendine kardeş yapmakla, onu ilimde kendisine ortak etti. En sevimli kzını ona verdi. Şimdi sen şahid ol, madenki seni gönderdi. Ben de onu Allah (c.c.) için kardeşliğe kabul ettim.”
-“O beni ziyarete gelmezse de, ben onu ziyarete giderim. Ona söyle sohbetlerde buluşalım. Halinden hiçbir şey’i benden saklamasın, her halini bana bildirsin.” Dedi
İbni Salim (r.a.), durumu Bişr-i Hafi (r.a.) ye anlatınca, razı oldu ve memnuniyetle kabul etti.
Bilal el-Havvas (r.a.) şöyle anlatır;
-“Bir gün “SİNA “ çölünde yürüryürdüm. Yanımda bir zat belirdi.”
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 11
21 Kasım 2008Dara harabeleri (mardin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 11
Bilal el-Havvas (r.a.) şöyle anlatır;
-“Bir gün “SİNA “ çölünde yürüryürdüm. Yanımda bir zat belirdi.”
Ona;
-“Kimsin? Deyince
-“Kardeşim Hızırım.” Dedi
Ben o’na;
-“Sana sual sormak istiyorum.” Deyince
Bana ;
-“Sor.” dedi.
Ben de;
-“İmam-i Şafi-i (r.a.) hakkında ne dersin? Diye sordum.
Hızır Aleyhis-selam bana;
-“Dünyadaki dört büyük alimden biridir.” Diye cevab verdi.
Ben;
-“Ahmed bin Hambel (r.a.) hakkında ne düşünürsün?” dedim.
Hızır Aleyhis-Selam;
-“Sıddık (doğru, samimi) bir zattır.” Dedi.
Ben;
-“Bişr-i Hafi (r.a.) hakkında ne söylersin?” deyince;
Hızır Aleyhis-selam;
-“Ondan sonra onun gibi bir zat gelmedi.” Dedi.
Bir gün Bişr-i Hafi (r.a.) nin eşyasını çaldılar. Ağlamağa başladı.
Fudeyl bin iyyad (r.a.);
-“Mal için ağlanır mı?” deyince
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Mal için değil hırsızın günah işlediğini, kıyamet gününde bunun azabını çekeceğini düşünüp ağlıyorum.” Dedi
Adamın biri Bişr-i Hafi (r.a.) ye gelip;
-“Bana vasiyet et.” Dedi.
Bişr-i Hafi (r.a.) ona;
-“Şöhretten sakın, helal lokma yemeğe gayret et.” Dedi.
Bişr-i Hafi (r.a.) bir gün kabristandan geçiyordu. Mezardakilerin, mezarları üzerinde bir şeyi paylaştıkları ona gösteridi;
-“Ya Rabbi! Bunların ne yaptıklarını bana bildir.” Dedi.
-“Git, kendilerine sor.” Diye bir ses duydu.
Gitti sordu;
-“Bir hafta önce bir kimse üç ihlas-i şerif okuyup bize gönderdi. O GÜNDEN BERİ ONUN SEVABINI TAKSİM ETMEĞE ÇALIŞIYORUZ, HENÜZ BİTEREMEDİK.” Dediler.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 12
21 Kasım 2008Dara harabeleri (zindan) MARDİN
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 12
Allah dostu olan Bişr-i Hafi (r.a.) den hikmetli sözler;
Bişr-i Hafi (r.a.) ya;
-“Tasavvuf nedir?” diye sorulunca;
Buyurdu ki;
-“Tasavvuf üç anlama gelir. İKİ MA’RİFET NURUNA ÂRİF OLMAK VE VER’A HALINI KAYIBETMEMEKTİR.”
-“İkincisi, dış görünüşünü bâtıl olan şey’lerden alıkoymaktır.”
-“Sonuncusu ise; kerametlerini gizlemektir.
Gene Bişr-i Hafi (r.a.) buyurdu ki;
-“Kötü insanlarla arkadaşlık yapmak, hayırlı insanlara su-i zanda (kötü düşünmek) bulunmaya sebep olur.”
-“Cimrinin yüzüne bakmak, insanın kalbını karartır.”
-“Sabır güzeldir, Bu ise insanlara şikayette bulunmamaktır.”
-“AKILLI KİMSE, HAYRI VE ŞERRİ BİLEN KİMSE DEĞİLDİR. Akıllı kimse hayrı gördüğünde ona tabi olan, şerri gördüğünde ondan kaçınan kimsedir.”
-“BİR KUL KUR’AN-İ KERİM HATMEDERSE, MELEKLER ONUN İKİ GÖZÜ ARASINI ÖPERLER.”
-“Ana ve babaların evlatlarına duaları, bir peygamberin ümmetine olan dua’sı gibidir.”
-“Makamların en yükseği, ölünceye kadar fakirliğe sabr etmektir.”
-“Kamil olan Allah yolcusu (Allahın veli kulu) ile sohbet etmek, Kur’an-i Kerim okuyan ile sohbet etmekten daha sevimlidir.”
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Feth-i Musuli (Radiyallah-u anh)- 2
28 Kasım 2008Bor-e Gündük (Nusaybin)
Feth-i Musuli (Radiyallah-u anh)- 2;
Ebu Abdullah bin Cella (r.a.) anlatır;
Sırrı-yi Sekati (r.a.) nin evinde idim. Gece yarısından sonra giyinip, ridasını (cübbesini) üzerine aldıktan sonra dışarı çıktı.;
-“Nereye gidiyorsun?” deyince
Sırrı-yi sekati (r.a.);
-”Feth-i Musuli (r.a.) yi ziyarete gidiyorum.” Dedi.
Evden dışarı çıkar çıkmaz zaptiye çavuşu kendisini yakalayıp hapse attı. Gece gündüz yakalanan bütün tutukluların kırbaçlanması emr edildi.
Sırrı-yi Sekati (r.a.) kırbaçlamak için elini kaldıran celadin eli havada kaldı.
-“Niçin vurmuyorsun?” diye sorduklarında,
Gardiyan;
-“Bir şahıs karşımda durup, ‘SAKIN VURMA’ diyor. Bu yüzden elime hakim değilim.” Dedi.
Baktıkları zaman bu şahsın Feth-i Musuli (r.a.) olduğunu gördüler. Sırrı-yi Sekati (r.a.) yi onun yanına götürürp salıverdiler.
Feth-i Musuli (r.a.) bir gün Kurban Bayramında mahalle arasında gidiyordu. İnsanların kurban kestiklrini görünce;
-“Ya Rabbi! Senin için kurban edecek bir şey’imin olmadığımı biliyorsun. Ancak bende bu vardır.” Deyip parmağını boğazına koydu ve düştü.
Gelip baktılar Vefat ettiğini gördüler. ‘BOĞAZINDA YEŞİL BİR ÇİZGİ VARDI.’
Vefatından sonra Feth-i Musul (r.a.) yi rü’yada görenler;
-“Allah-u Teâlâ sana ne yaptı.” Dediler.
Buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.), bana niçin o kadar ağladın?” buyurdu.
Ben de;
-“Günahlarımın ve kusurlarımın mahcubiyetinden ağlıyordum.” Dedim
-“Ey Feth! Bu çok ağlaman sebebiyle, GÜNAHINI YAZAN MELEĞE SANA GÜNAH YAZMAMASINI EMRETMİŞTİM” Buyurdu.
Feth-i Musuli (r.a.) buyuruyor;
-“Allah-u teâlâ’yı arzu eden, ondan gayri her şeyden yüzünü çevirir.”
Yine Feth-i Musuli (r.a.) buyuruyor;
-“Kalbine DİKKAT VE TEVECCÜH edenen kalbinde, Allah-u Teâlâ’nin SEVGİSİ MEYDANA GELİR.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Evliyaların büyüklerinden olan Feth-i Musuli hazretlerinin yüzü suyu hürmetine Dünyada sıhhat, afiyet ve huzur içinde imanla ahrete intikal etmeyi nasıb eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hâtim-i Esâm (Radiyallah-u anh)- 2
29 Kasım 2008Çağ-Çağ Baraji (Sonbahar mevsimi) Nusaybin
Hâtim-i Esâm (Radiyallah-u anh)- 2
Muhammed bin Mûsa (r.a.) anlatır;
Hâtim-i Esâm (r.a.) insanlardan uzak yaşıyordu. Onlardan dünyalık istemiyor, bazı meseleler haricinde kimseyle görüşmüyor ve kubbeli bir yerde bulunuyor diye Halife Harun Reşid’e bildirdiler.
Bunun üzerine halife Harun Reşid’de Hâtim-i Esâm (r.a.) a Muhammed bin Hasan, Kisaı, Ömer bin Bahr ve başka bir kişiden daha meydana gelen dört kişiyi gönderdi.
İçlerinden biri,
-“Ey Hâtim! Ey Hâtim!” diye çağırmaya başladı.
Hâtim-i Esâm (r.a.) onlara cevab vermedi.
-“Ma’budun hakkı için, bize cevab ver.” Diye Allah-u Teâlâ’nın ismini verince, o zaman başını çıkartıp şöyle dedi;
-“Hayret, bu Mü’minin kâfire, Kâfirin Mü’mine yeminidir. Benim İlâhımı sizin İlâhınız dışında hususileştirdiniz. Bunu iyi bilin ki, Allah-u Teâlâ’ya itaat etmek, Reşid’e hizmet etmekten daha iyidir.”
Buyurdu.
Gelenler;
-“Bizim Reşid’in adamları olduğumuzu nereden anladın.” Dediler.
Hâtim-i Esâm (r.a.);
-“Siz dünya halinden razı olanlardansınız. Dünya halinden razı olan kimseler ancak Reşid’in etrafında bulunur.” Dedi.
Birgün Şakik-i Belh-i (r.a.) Hâtim-i Esâm (r.a.) a sordu;
-“Ne kadar zamandır buraya geliyor, beni dinliyorsun?”
Hâtim-i Esâm (r.a.);
-“Otuz sene.”
Şakik-i Belhi (r.a.);
-“Bu kadar zaman içinde benden ne öğendin. Neler istifade ettin?”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hâtim-i Esâm Rahimahullah’ın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









