‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Şakik-i Belhi (Radiayallah-u anh) 2
25 Ekim 2008Şehidilharameyn’de (Tel İrfan) güneşin batışı (Suriye)
Şakik-i Belhi (Radiayallah-u anh) 2
Hazreti Şakik (r.a.);
-“Kendi kusurlarım sebebiyle bu Mecusi Müslüman olmadı. Sözüm Te’sir etmedi.” Diyerek, tevbe ve istiğfar eyledi.
Hatta, kusur ve günahlarının affi için ağladı, çok göz yaşı döktü. Uzun yıllar ilim öğrendi. Büyük alimler arasına girdi. Allah-u Teâlâ(c.c.) nın katında sevilen kimselerden oldu.
Aradan uzun yıllar geçmişti. Bir gün talebeleriyle yine o Mecusilerin tapındığı yere geldiler.
Talebelerine,
-“Gelin Mecusileri görelim de onlar gibi olmadığımız için Allah-u Teâlâ (c.c.) ya şükr edelim.” Buyurdu.
İçeri girdiklerinde ihtiyar bir mecusinin ateşe tapınmakta olduğunu gördüler.
Şakik-i Belhi (r.a.) ona;
-“Niçin Müslüman olmuyorsun? Güzel simalı bir ihtiyarsın.” Deyince,
İhtiyar:
-“Bana İslami anlat.” Dedi.
Hazreti Şekik-i Belhi (r.a.) ona İslamiyeti anlattı, oda Müslüman oldu. Beraberca dışarı çıktılar.
Giderken Hazreti Şekik-i Belhi (r.a.) yeni Müslüman olan ihtiyara:
-“Filan tarihte, mecusilerin bu tapınağında bir genç vardı. Şimdi ne haldedir?” diye sordu.
İhtiyar:
-“İşte ben o gencim.” Dedi.
Hazreti Şakik –i Belhi (r.a.) çok hayret etti ve:
-“Sana o zaman Müslümanlığı anlattım, Müslüman olmanı teklif ettim, kabul etmedin. Şimdi Müslümanlığı anlattım, hemen Müslüman oldun. Hikmeti nedir?” diye sordu.
İhtiyar bunu şöyle cevablandırdı:
-“O zaman senin sözün bana te’sir etmedi. Şimdi ise o kadar nur’lusun ki, benim pislik ve zulmetimi giderip temizledin. Allah-u Teâlâ (c.c.) senin nurunu artırsın.” Dedi.
Oradakiler:
-“Amin.” Dediler.
Bir gün yolda bir gayri Müslim Şakik-i Belhi (r.a.) ye dedi ki;
-“Bir kimse, kendisine rızık verdiği için Allah-u teâlâ (c.c.) ya iman ve ibadet ederse, o kimsenin bu yaptığı yalancılıktır.”
Şakik-i Belhi (r.a.) bunu duyunca yanındekilere;
-“Bu kimsenin söylediği sözü bir yere yazınız.” Buyurdu.
O gayri Müslim dedi ki;
-“Nasıl olur, senin gibi yüksek bir zat, benim gibi birinin söylediği sözü kayd eder mi?”
Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdu ki:
-“Evet, biz kim olursa olsun doğruyu söyleyen kimsenin sözünü alır, kabûl ederiz. Peygamberimiz fenedimiz Sallallah-u Aleyhi ve selem buyuruyor ki;
‘Hikmet, mü’minin gayb ettiği malıdır. Nerede bulursa alsın.”
Bu sözleri karşısında hayrette kalan gayr-i Müslim:
-“Bana İslamiyeti anlat. Ben de Müslüman olacağım. Senin dinin hak dindir. Tevâzu ve hakkı kabul etmeyi emrtemektedir.” Dedi ve Müslüman oldu.
Zengin olan zatlardan birisi, Hazreti Şekik-i Belhi (r.a.) ye dedi ki;
-“Ben senin ihtiyaclarını kendi malımdan karşılayayım.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdu ki;
-“Kabul ediyorum, ama şu şartla, bana verdiklerinden dolayı hazinende nokanlaşma olursa, malların hırsızlar tarafından çalınıp telef olursa, -Olur ya – bir gün bu niyetinden ayrılıp bana nafaka vermekten vazgeçersen, bende bir kabahat görüp vermekte olduğun nafakayı kesersen ve ömrün bitip ölürsen ve ben da nafakasız kalırsam ne olacak? Bütün bunların olmıyacağına dair bana bir teminat verebilirsen teklifini kabul edeyim.”
-“Halbu ki, benim rızkımı öyle bir zat veriyor ki, bütün mahlukların rızklarını verdiği halde hazinelerine zarar verme durumu yoktur. Bu kadar günahlarımız olduğu ve en ince teferuatına kadar bütün yaptıklarımızı bildiği halde ihsan-i ve merhameti o kadar boldur ki, kimsenin rızkını kesmiyor. Sonra onun için ölüm diye bir şey yoktur. Böyle bir zât rızkıma kefil olmuş iken başkasından bir şey beklemekliğim kulluğuma yakışır mı?”
-“Her türlü ayıb ve kusurlardan uzak olan böyle bir zâtı bırakıp da, kendim gibi aciz olan bir kula el açarsam Rabbım gücenmez mi ve böyle yapan kimselerin ne kadar zavallı ve akılsız oldukları meydanda değil midir?”
Bunun üzerine o zengin kimse bir şey diyemedi.
Bir gün kendilerine nasihat kâr etemeyen bir gurub insanlara şöyle buyurdu:
-“Eğer çocuk iseniz mektebe…
Devam edecek…
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bu mubarek zatler hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin…
Fuad Yusufoglu
Şakik-i Balhi (Radiyallah-u anh)-3
26 Ekim 2008Bir asma yaprakları (Nusaybin)
Şakik-i Balhi (Radiyallah-u anh)-3
Şakik-i Belhi (r.a.):
Bir gün kendilerine nasihat kâr etemeyen bir gurub insanlara şöyle buyurdu:
-“Eğer çocuk iseniz mektebe, deli iseniz timarhaneye, ölü iseniz kabristane gidin. Ama müsliman iseniz Müslüman olmanın şartlarını yerine getiriniz.”
Şakik-i Belhi (r.a.) bir gün hocalarından Ebû Haşim er-Rummâni (r.a.) yi ziyaret etti. Hocası Hazreti Şakik’ın cebini kabarık görünce ne olduğunu sordu.
Hazreti Şakik (r.a.):
-“Dostlarımdan biri, orucunu bunlarla açmanı arzu ediyorum. Lütfen kabul et diye yiyecek bir şeyler verdi. Çok ısrar ettiği için ben de kabul ettim.” Dedi.
Bunun üzerine Hocası:
-“Demek sen akşama kadar yaşayabileceğini düşünüyorsun.” Diyerek sitem etti.
Bir sene Hacca gitmek üzere yola çıktı. Bağdad’a vardığında Halife Harun Reşid bunun geldiğini haber aldı ve yanına çağırttırdı. Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.) halifenin yanına geldi.
Halife Harun Reşid sordu:
-“Zâhid olan Şakik-i Belhi sen misin?”
Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.):
-“Şakik benim ama zâhid değilim.” Dedi.
Halife Harun Reşid nasihat isteğince
Şakik-i Belhi (r.a.) şöyle buyurdu:
-“Aklını başına topla ve çok dikkatli ol. Allah-u Teâlâ (c.c.) sana Hazreti Ebû Bekr-i Sıdık (r.a.) ın makamını verdi ki, senden, onda olduğu gibi doğruluk istiyor.”
-“Sana Hazreti Ömer-ül Faruk (r.a.) un makamını verdi ki, senden, onda olduğu gibi, hak ile batılı ayırmanı istiyor.”
-“Sana Hazreti Osman-ı Zınnureyn (r.a.) ın makamını verdi ki, senden , onda olduğu gibi haya ve kerem (çok lütuf ve ihsan) sahibi olmanı istiyor.”
-“Sana Hazreti Aliy-yül Mürtezâ (r.a.) nın makamını verdi ki, senden, onda olduğu gibi ilim ve adalet istiyor.”
Harun Reşid:
-“Biraz daha nasihat et.” Deyince,
Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdu ki;
-“Allahü Teâlâ (c.c.) nın cehennem diye bilinen bir yeri vardır ve seni oraya bekçi yaptı. Eline üç şey verdi ki bunlar: mal, kılınç ve kırbaçtır. İnsanları bu üç şeyle cehennemden uzaklaştır. Muhtaç biri gelirse ona mal ver. Allah-u Teâlâ (c.c.) nın emirlerine aykırı davrananları bu kırbaçla edeblendir, yola getir. Başkalarına haksızlık edenlerin, haksız yere adam öldürenlerin karşısına bu kılınçla sen çık. Eğer bunları yapmazsan Cehenneme ilk gidecek olan sen olursun.”
Halife Harun Reşid:
-“Biraz daha nasihat et.” Dedi:
Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdu ki;
-“Sen suyun menbai (kaynağı) gibisin. Senin vâlilerin, kumandanların da bu suyun kolları gibidirler. Suyun menbaı saf, temiz, berrak olursa, suyun kolları da berrak olur.”
-“Suyun Menbai temiz olup, kollarda hafif bulanıklık olursa da zararı olmaz. Ama Menbai bulanık olursa, artık suyun kollarının saf ve berrak olmasını ümid etmek mümkün olmaz.”
Harun Reşid :
-“Biraz daha anlat.” Dedi
Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdu ki:
-“Düşün ki çölün ortasında kaldın, susuzluktan ölmek üzeresin. Birisi getirip bir içim su satsa bu suyu kaça alırsın?”
Harun Reşid de:
-“Ne kadar…
Devam edecek…
Allah-u Teâlâ Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri bu evliyaların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin.Amin.
Fuad Yusufoğlu
Şakik-i Belhi (Radiyallah-u anh)- 4
26 Ekim 2008Bahçe başı (Baverne) köyü -Nusaybin-
Şakik-i Belhi (Radiyallah-u anh)- 4
Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdu ki:
-“Düşün ki çölün ortasında kaldın, susuzluktan ölmek üzeresin. Birisi getirip bir içim su satsa bu suyu kaça alırsın?”
Harun Reşid de:
-“Ne kadar istiyorsa ona verir, suyu satın alırım.” Dedi
Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdu ki:
-“Elinde su bulunan kimse, bu suya mukabil senden servetinin yarısını istese, yina razı olurmusun.”
Harun Reşid:
-“Evet Razı olurum.” Dedi.
Hazreti Şakik (r.a.) buyurdu ki:
Düşün ki servetinin yarısını verip satın aldığın suyu içtin. Bir zaman geçince bu suyu dışarı atmak ihtiyacını duydun, fakat idrar yapamadın Öyle ki ölecek hâle geldin. Birisi çıkıp dese ki, ben senin bu sıkıntından kurtulmana sebeb olurum, lakin bana mukabil olarak mülkünün öbür yarısını isterim, dese ne yaparsın?”
Harun Reşid :
-“Elbette razı olurum. Ben o sıkıntıda iken servetimin ne ma’nâsı var?” dedi.
Bunun üzerine Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdu ki;
-“O halde önce içtiğin sonra idrar yoluyla dışarıya attığın bir içim su kıymetinde bile olmayan şu servetine sakın güvenme. Bir kimseye karşı bununla öğünme.”
Bu nasıhatlardan sonra Harun Reşid çok ağladı. Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.) yi çok hürmet ve saygı ile uğurladı.
Şakik-i Belhi (r.a.), Mekkeye gitti. Orada çok kimseler etrafında toplanır, sohbetlerinden ve nasihatlerinden istifade ederlerdi.
Birisine dedi ki;
-“Geçimini nasıl temin ediyorsun? Bir şey bulamazsan ne yapıyorsun?”
O kimse dedi ki:
-“Bir şey bulursam şükrediyorum, bulamazsam sabrediyorum.”
Hazreti Şakik (r.a.):
-“Belh şehrinin köpekleri de böyledir. Buldukları zaman, sevinirler. Bulamazlara bekleyip sabrederler.” Buyurdu.
O kimse dedi ki;
-“Peki bu hususta sizin yaptığınız nedir?”
Cevabında Şakik (r.a.):
-“Elimize bir şey geçerse, başkalarını kendimize tercih eder, başkalarına veririz. Geçmezse şükrederiz.”
Bunun üzerine o kimse Şakik-i Belhi (r.a.) hazretlerine sarıldı ve:
-“Vallahi sen büyük bir zatsın.” Dedi.
Hacden dönüp Bağdad’a geldiğinde va’z vermeye başladı. Hep, Allah-u Teâlâ (c.c.) ya tevekkül etmenin lüzumunu anlatırdı.
Birisi gelip, kendinse;
-“Hacca gitmek istiyorum.” Deyince
Şakik (r.a.) o kimseye:
-“Yol harçlığın nedir?” diye sordu.
O kimse:
-“Allah-u Teâlâ (c.c.) nın benim için takdir ettiği rızkın mutlaka bana ulaşacağını, bu rızkı başkalarının alamıyacağını, Allah-u Teâlâ (c.c.) nın takdirinin her zaman benimle beraber olduğunu, hangi halde ve durumda bulunursam bulunayım, Allah-u Teâlâ’nın benim durumumu benden daha iyi bilmekte olduğunu bilirim.” Dedi.
Bunun üzerine Şakik-i Belhi (r.a.):
-“Çok güzel, ne güzel yol harçlığın var. Tevekkül böyle olmalı. Güle güle git kardeşim. Yolun açık olsun.” Buyurdu.
Şakik-i Belhi (r.a.) İmam-i A’zam Ebu Hanife (r.a.) yi çok medh eder şöyle buyuruyordu:
-“İmam-i A’zam Ebû Hanife bu zamanda..
Devam edecek..
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri dünya hayatından ibret alıp tevbe eden salıh kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Şakik-i Belhi (Radiyallah-u anh)- 5
27 Ekim 2008Kasyane (Navale sipi) -Nusaybin-
Şakik-i Belhi (Radiyallah-u anh)- 5
Şakik-i Belhi (r.a.) İmam-i A’zam Ebu Hanife (r.a.) yi çok medh eder şöyle buyuruyordu:
-“İmam-i A’zam Ebû Hanife bu zamanda insanların en ver’a sahibi (haram ve şübhelilerden) sakınanı, en alimi, en çok ibadet edeni, en cömerd olanı, dinin emirlerine uymakta en ihtiyatlı davrananı, Allah-u Teâlâ (c.c.) nın dininde kendi görüşü ile bir şey söylemekten en çok sakınanı idi. Bir mes’eleyi açıklayacağı zaman, bütün talabelerini toplar, hepsi bu mes’elenin dine uygun olduğunu ittifak edince;
-“Bu mes’eleyi filan bölüme yazınız.” Derdi.
Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.) nın bir gün yanına bir ihtiyar gelip, Allah (c.c.) a tevbe etmek istediğini bildirdi.
Şakik-i Blhi (r.a.) Ona buyurdu ki:
-“İyi ama, keşke tevbe etmek için bu zamana kadar beklemeseydin.”
O ihtiyar kimse:
-“Öyle ama, yina de ölmeden önce geldiğim için erken gelmiş sayılırım.” Dedi.
Hazreti Şakik-i Belhi (r.a.):
-“Hoş geldin ve ne iyi ettin.” Buyurdu.
Bunun üzerine o kimse tevbe etti ve tevbesinden vaz geçmedi.
Şakik-i Belhi (r.a.) Buyurdular ki;
-“Bir musibet geldiğinde feryad-ü figan eden kimse Allah-u Teâlâ’ya karşı gelmiş olur.Ağlayıp szılamak, belâ ve müsibeti geri çevirmediği gibi, insanın sabredenlere verilen sevab ve mükafattan da mahrum olmasına sebep olur.
Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdular ki;
-“Bir kimsenin yanında mübarek bir zâtın iyilik ve güzel halleri anlatılırda, o kimse bundan zevk duymaz ve o mubarek zâta karşı kalbinde muhabbet hasıl olmazsa, bilsin ki kendisi kötü kimsedir.”
Devam edecek…
Allah-u Teâlâ (c.c.) Hazretleri bizleri ve sizleri Bu veli kullar hürmetine Günahlarımızı afv eylesin. Amin…
Fuad Yusufoğlu
Şakik-i Belhi (Radiyallah-u anh)- 6
27 Ekim 2008Kasyane Navale sipi (Nusaybin)
Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdular ki;
-“Bir kimsenin yanında mübarek bir zâtın iyilik ve güzel halleri anlatılırda, o kimse bundan zevk duymaz ve o mubarek zâta karşı kalbinde muhabbet hasıl olmazsa, bilsin ki kendisi kötü kimsedir.”
Şakik-i Belhi(r.a.) buyuruyor ki;
-“Bir kusuru ayıbı var diye bir kimseyi kötüleğen, hakaret eden kimse, kendi kendini Helak etmiş demektir.”
-“İnsanlar, bir kimse hakkında: (-’Bundan bize zarar gelmez bu emin kimsedir’) derlerse, o kimse bütün insanların zarar ve kötülüklerinden emindir.”
-“Kim Müslümanların aleyhinde konuşur, onları giybet eder, onlara iftira ederse, aralarında söz taşıyıp koğuculuk yaparak müslümanları birbirine düşürürse, Müslümanların hakkını gözetmez,onların kalblerini kırar, incitirse ve onları kendinden aşağı görürse, o kimse şeytanın hizmetçisi olmuş olur, dünyada fakir olur, ahrette iflâs etmiş vaziyette HAKİR VE ZELİL olur.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“Rızkı hususunda Allah-u Teâlâ (c.c.) ya tevekkül eden kimsenin güzel huyları fazlalaşır, cömert olur ve ibadetlerinde vesvese bulunmaz.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“Allah-u Teâlâ’nın azabından korkmanın alameti HARAMLARI TERK ETMEKTİR. Allah-u Teâlâ’nın rahmetinden ümidli olmanın alameti de, ÇOK İBADET ETMEKTİR..”
Şakik-i belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“İleride tevbe ederim diye günaha devam edenler, daha yaşarız ümidiyle, tevbe’yi geciktirenler, hatta Allah-u Teâlâ’nın azabını düşünmeyip, rahmetini ümid ederek tevbe etmeyenler, çok büyük gaflet ve felaket içindedirler.”
Şakik-i belhi (r.a.) buyuruyorlar ki;
-“Kendisine bir şey ikram ettiğin kimse ile, sana ikramda bulunan iki kişinin senin kalbindeki YERLERİNE DİKKAT ET. Eğer kalbindeki muhabbet, kendisine ikramda bulunduğun kimseye karşı daha fazla ise, bu ikram ve muhabbettin Allah için olduğu anlaşılır. Ama kalbindeki muhabbet, sana ikramda bulunan kimseye karşı daha fazla ise, bu dostluk menfaat içindir.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“Misafiri çok severim. Çünkü rızkını Allah-u Teâlâ veriyor. Ben hiç bir şey yapmıyorum. Bununla beraber, Allah-u Teâlâ bana sevab yazıyor.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyuruyor ki;
-“Akıllı, zeki, derviş, zengin ve cimrinin kimlere denildiğini YEDİYÜZ TANE ÂLİM’DEN SORDUM: Hepsi de birbirine yakin cevablar verip şöyle dediler:’
-“Dünyayı sevmeyen kimse AKILLIDIR.”
-“Dünyanın aldatıcı ve yalan olan zevklerine aldanmayan kimse ZEKİDİR.”
-“Allah-u teâlâ’nın takdir ettiğine razı olan, KANAAT EDEN ZENGİNDİR.”
-“Dünyaya ait arzusu bulunmayan, Allah-u Teâlâ’nın rızasını isteyen kimse DERVİŞTİR.”
-“Allah-u Teâlâ’nın verdiği ni’metlerden, mahlukuna faydalı olanları vermekten kaçınan, CİMRİDİR.”
Şakik-i Belhi (r.a.) buyurdular ki;
-“Dört bin Hadis-i şerif içinden, Dört yüz tane, bundan da kırk tane ve nihayet bunların içinden de şu dört Hadis-i şerifi seçtim”
-“1-Kalbini kadına bağlama. Zira bugün senin ise yarın başkasınındır. Eğer kadına itaat edersen cehenneme atılırsın.”
-“2-Kalbini mala bağlama. Zira mal sana emanettir.Bugün senin ise de yarın başkasınındır. Başkasının malı için kendini yorma.Başkasına hoş gelir, fakat günahı sanadır. Eğer kalbini mal’a bağlarsan Allah-u Teâlâ’nın haklarını gözetmezsin. Kalbine fakirlik korkusu girer ve şeytana itaat edersin.”
-“3-Herhangi bir şey hususunda kalbinde bir sıkıntı olursa o şeyi terk et. Zira mü’minin kalbi, şahit yerindedir. Şüphelilerden sıkılır, Helâl’da ise sükünet bulur. (sakin olur.)
-“4-Bir işin makbul olacağı hükmüne varmadan o işi yapma.”
İslam alimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hikmet sahibi olan bu veli kullar’ın yüzü suyu hürmetine Günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 5
18 Kasım 2008Bor-e Gündük haci Latif bahçesi (Nusaybin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 5
Ebû Abdullah Kâdi;
-“Babamın şöyle anlattığını işittim; -”Bağdad’da bir tüccar arkadaşım vardı. Çok zengin idi. Bir gün baktım bütün malını mülkünü fâkirler dağıtmış, iyi bir Müslüman olmuştu.”
Bunun sebebini sorduğumda, bana şöyle anlattı.
-“Bir gün Bağdad’ın bir camisinde Cuma namazı kılmaya gittim. Namazı kıldıktan sonra gördüm ki, Bişr-i Hafi (r.a.) camiden çıktı.”
-“Acele acele bir yere gidiyordu. Ben kendi kendime, Zühd ve takva sahibi bir zât nereye böyle acele gidiyor diye.”
-“Merak ederek onu takib ettim. Gördüm ki, önce bir fırına gidip ekmek aldı, sonra kebab yapan bir yere gidip kebab aldı. Daha sonra helvacıdan helva aldı.”
-“Ben kendi kendime böyle bir zât’ın bunları alıp yiyeceğine kızdım. Fakat nasıl yiyeceğini merak ederek tâkibe devam ettim.”
-“Bir süre sonra bir köye vardı. Köyün camisine girdi. Baktım ki, Câmide yatalak bir hasta vardı. Bişr-i Hafi (r.a.) aldıklarını lokma lokma bu zâta yedirdi.”
-“Ben bu arada köyü merak edip, neresidir diye biraz dolaştım. Sonra hastanın yanına gittim. Bişr-i Hafi (r.a.) yi sorunca”
Bana ;
-“Bağdad’a gitti.” Dedi.
Ben;
-“Burası Bağdad’a ne kadar uzaklıktadır.”diye sordum.
Bana
-“40 fersahdır (240 km)” dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 7
19 Kasım 2008Bor-e Gündük (Haci Latif bahçesi) NUSAYBİN
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 7
Ebû Narsı et-Temmar şöyle anlatır.
Hacca gideceklerden biri, Bişr-i Hafi (r.a.) ye veda için geldi.
O’na;
-“Ben Hacca gidiyorum, bir emriniz var mı?” dedi.
Bişr-i Haf-i (r.a.);
-“Ne kadar harçlığın var? Diye sorunca,
Adam;
-“İki bin dirhem harçlığım var.” Diye cevab verdi.
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Hacca gitmekle zühdü mü, yoksa Ka’be’ye olan aşkın mı, yoksa Allah (c.c.) rızası mı kastediyorsun? Diye tekrar sorunca
Adam;
-“Allah (c.c.) rızasını kast ediyorum.” Dedi.
Bunun üzerine Bişr-i Hafi (r.a.);
-“O halde evinde dururken Allah’ın rızasını kazandıracak bir şey’i sana söylersem, yapar mısın? deyince,
Adam;
-“Evet. Yaparım.” Karşılığını verdi.
Bunun üserine Bişr-i Hafi (r.a.);
-“ O halde sen bu iki bin dirhemi borcunu ödeyemiyen bir fakire, yiyeceği olmayan bir yoksula, nüfusu kalbalık, geçimi dar olan bir aileye, yetimi sevindiren bir yetim bakıcısına ve bunlar gibi on kişiye yirmişer dirhem ve hatta istersen hepsini bunlardan birine ver.”
-“Zira müslümanı sevindirmek, düşkünlere el uzatmak, sıkıntıyı gidermek ve zayıflara yardım etmek, nafile olarak yapılan yüz hac’den daha sevebtır.”
-“Kalk da dediğim gibi yap. Şayet böyle yapmak istemiyorsan asıl kalbinde olanı bana söyle.” Dedi.
Veda ya gelen adam;
-“DOĞRUSU KALBİMDE HAC’CA GİTMEK TARAFI DAHA KUVVETLİDİR.” dedi.
Bunun üzrine Bişr-i hafi (r.a.) gülümseyerek adama döndü ve;
-“Evet, şübheli şeylerden kazanıldığı takdirde, nefs, kendi arzularından birinin yerine getirilmesini ve Salih ameller yaptığını göstermek ister. Halbuki Allah-u Teâlâ, yalnız muttakilerin amelini kabul eder.”
Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 8
20 Kasım 2008Dara harabeleri Su sarnıçı (Mardin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 8
Alimlerden ba’zıları Bişr-i Hafi (r.a.) hakkında şunları söylemişlerdir.
Abbas bin Dehkâm (r.a.) diyor ki;
-“Dünyaya geldiği gibi ölen tek insan bişr-i hafi dir. Dünyaya malsız geldi ve malsız gitti. Ölüm döşeğine yattığı sırada biri gelerek ondan bir şey istedi. Onun bir gömleği vardı. Onu da çıkardı, dilenciye verdi ve bir başka kimseden ödünç gömlek aldı ve o şekilde öldü. Yani ölünce bir gömleği bile yoktu. Gömleksiz geldi, gömleksiz gitti.
İbrahim Harbi (r.a.) şöyle der:
-“Ben üç büyük zat gördüm. Bu üç kişinin eşi benzeri yoktur,”
-“Birincisi Ahmet bin hanbel (r.a.) dir ki, anneler onun gibisini doğurmaktan aciz kalırlar.”
-“İkincisi bişr-i hafi (r.a.) dir ki, asrından eski devirlere kadar akıllı bir zattır.”
-”Üçüncüsü Ebu Ubeyd bin sellam (r.a.) ki, sanki o ilmi kendisinde toplamış bir dağ gibidir.”
Bişr-i hafi (r.a.) hiçbir Müslümana gıybette bulunmadı. Eğer onun aklı Bağdat halkına dağıtılsa, hepsi akıllı olurdu.
İmam-ı yafi-i (r.a.) buyurdu ki:
-“Bişr-i hafi helalden başka hiçbir şeye el uzatmamıştır. Haram olan bir şeyi yememiştir.”
Ebul Hüseyin el-hasan bin amr el- merzevi (r.a.) şöyle der:
-“Ben bir gün bişr-i hafi (r.a.) ın yanındayken, hadis ehli geldi. O, onlara şöyle buyurdu:
-“Size zahir olan şeyi görüyorum.”
Onlar da şöyle dediler:
-“Ey eba nasr ( bişri hafi ) bu ilimleri isteriz. Umulur ki, birgün fayda verir.”
Bişr-i hafi (r.a.) söyle buyurdu:
-“Sizin üzerinize zekat düştüğünü biliniz! Bir kimsenin 200 dirhemi olunca, 5 dirhem zekat vermesi gerekirse, sizde 200 hadisi şerifi öğrenince 5 hadisi şerif öğretiniz. Bundan sonra böyle yapınız.”
Bişr-i hafi (r.a) anlatır.
-“Rüyamda peygamber efendimiz (s.a.v..) gördüm. Bana,
“Ey bişr, Allah u Teala (c.c.) nın. Seni akranların arasında niçin yücelttiğini biliyor musun?” Buyurdu.
-“Bilmiyorum deyince,
“Sünnetime uyman, evliyaya hizmet etmen, din kardeşlerine nasihat etmen, eshabımı ve ahli beytimi sevmen, işte seni iyiler mertebesine bunlar eriştirdi.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 9
21 Kasım 2008Navale (Möjdank mevki-i) Nusaybin
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 9
Bişr-i Hafi (r.a.) şöyle anlatır;
-“Bağdad’da bir adam gördüm. Bin kırbaç yediği halde hiç sesini çıkarmadı. Sonra kendisini ceza evine götürdüler.
Peşini takib ettim ve;
-“ Niçin dövüldüğünü,” kendisinden sordum.
Kırbaç yiyen adam;
-“Aşık olduğu için dövüldüğünü söyledi.”
Ben;
-“Bu kadar dayak yediği halde neden ses çıkarmadığını sordum.”
Kırbaç yiyen adam;
-“Sevgilim bana bakıyordu.” Dedi.
Bunun üzerine kendisine.
-“Ya Allah-ü Teâlâ hazretleri (c.c.) ın seni devamlı gördüğünü idrak etseydin halın nice olurdu?” dediğimde
-“Hemen haykırarak yere düştü ve öldü.”
Bişr-i Hafi (r.a.) Yine şöyle anlatır;
-“Gençliğimde Abadan’a gitmiştim. Cüzamlı ve kör bir adamla karşılaştım. Sırtını tutmuş, karıncalar vucuduna üşüşmüş etini yiyiyorlardı.”
-“Başını kaldırdım, kucağıma aldım, ayılmasını ve kendisi ile konuşmamı bekledim.”
Ayıldığı vakit;
-“Benimle Rabbim arasına giren bu hoş adam kimdir? Rabbim beni parça parça yapsa, benim O’na ancak sevgim artar.” Dedi
Bundan sonra artık kul ile Allah arasında gördüğüm hiçbir hikmeti inkar etmedim. Niçin böyle oluyor demedim.”
Yine Bişr-i Hafi (r.a.) anlatır;
-“Bir gün evime girince bir zat ile karşılaştım.
-“Benden izinsiz, benim evime nasıl girersin, sen kimsin?” deyince
-“Ben kardeşin Hızırım.” Dedi.
Ben ona;
-“Bana dua et “ deyince
Hızır aleyhisselam;
-“Allah’ım! İbadette bulunmasını buna kolaylaştır.” Diye dua etti.
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Biraz daha dua et.” Dedim
Hızır Aleyhis-selam;
-“Allahım! İbadetinin gizli kalmasını buna nasib eyle.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 10
21 Kasım 2008Dara harabeleri (Mardin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 10
Feth bin Şuhruf (r.a.) anlatır;
-“Adamın biri elinde bıçak ile bir kadına musallat oldu. Güçlü olduğu için kimse adama engel olamiyordu.
Kadın çırpınıp duruyordu.”
Bu esnada Bişr-i Hafi (r.a.) oradan geçmekte idi. Adama iyice yaklaşıp bir şeyler söyledi. Adam birden yere düştü. Kadın kurtuldu.
Etrafındekiler adamın yanına gittiler. Gördüler ki adam zor nefes alıyordu.
-“Sana ne oldu ?” diye sorulunca
Adam;
-“Bilmiyorum, ihtiyar bir zat bana ‘Senin bu yaptığını Allah-u teâlâ görüyor.’ Deyince ayaklarımın bağı çözüldü ve gördüğünüz gibi yere düştüm.” Dedi
Adam şaşkın bakışlarla sordu;
-“Bu zat kimdir?” dedi
Oradakiler;
-“Bişr-i Hafi (r.a.) dır.” Dediler.
Bunun üzerine Adam;
-“EYVAH BEN ONU BİR DAHA NASIL GÖRECEĞİM.” Dedi ve kuvvetli bir sıtma hastalığına yakalanarak kısa bir zaman içinde öldü.
Bişr-i Hafi (r.a.), Esved binSalim’i (r.a.) yi, Mu’ruf-i Kerhi (r.a.) ye yolladı.
Esved bin Salim Ma’ruf-i kerhi (r.a.) ye;
-“Bişr-i Hafi (r.a.) seninle kardeşlik olmak istiyor. Bunu açıkça size söylemekten çekindiği için beni size gönderdi. Kendisini kardeşliğe kabul etmenizi diliyor, Fakat bazı şartları da vardır.”
O şartlar da;
-“Bu kardeşliğin duyulmaması ve karşılıklı ziyaret ve görüşme yapılmamasıdır; Zira o, fazla iltifatten hoşlanmaz.” Dedi.
Ma’ruf-i Kerhi (r.a.);
-“Fakat ben kardeş olduğum kimseden gece ve gündüz ayrılmak istemem.” Dedi ve Allah (c.c.) için sevginin faziletini anlatan bir çok hadis-i şerifler okudu.
Sonra;
-“Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hazreti Ali (r.a.) yi kendine kardeş yapmakla, onu ilimde kendisine ortak etti. En sevimli kzını ona verdi. Şimdi sen şahid ol, madenki seni gönderdi. Ben de onu Allah (c.c.) için kardeşliğe kabul ettim.”
-“O beni ziyarete gelmezse de, ben onu ziyarete giderim. Ona söyle sohbetlerde buluşalım. Halinden hiçbir şey’i benden saklamasın, her halini bana bildirsin.” Dedi
İbni Salim (r.a.), durumu Bişr-i Hafi (r.a.) ye anlatınca, razı oldu ve memnuniyetle kabul etti.
Bilal el-Havvas (r.a.) şöyle anlatır;
-“Bir gün “SİNA “ çölünde yürüryürdüm. Yanımda bir zat belirdi.”
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu









