‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Muhammed (Aleyhis selam)- 51
26 Kasım 2009Kâ’b-i Şerif
Muhammed (Aleyhis selam)- 51
Üç sene süren bu hadise üzerine ümitlenen müşrikler, İslamın hızla yayıldığını görerek iyice çıldırmışlardı. Allah-u Teâlâ, müşriklerin anlaşmalarını yazarak Kâ’be içine astıkları sahifeye bir güve kurdu musallat etti.
O sahifede;
-“Bismike Allahümme” ibaresi hariç diğer kısmını tamamen yiyip bitirdi. Bu husus Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) e vahiy’le bildirildi.
Muhammed Aleyhis selam bu durumu amcası Ebû Talib’e bildirince, Ebû Talib müşriklere gidip;
-“Kardeşimin oğlu bana haber verdiğine göre Allah sizin Kâ’be’de astığınız sahifeye bir kurt musallat etmiş ve ‘Allah’ lafzı hariç o sahifede zulüm, akrabalarla münasebeti kesme ve iftira olarak yazılı diğer kısmı yiyip bitirmiştir. Kâ’be’ye gidip bakınız. Bu zulüm ve kötü davranışınızdan vazgeçiniz…” dedi.
Müşrikler Kâ’be’ye gidip astıkları sahifeyi, gerçekten bir güve kurdunun yiyip bitirdiğini gördüler. Bu hadise karşısında şaşıran müşrikler bazı ileri gelen kimselerin de böyle bir uygulamadan vaz geçtiklerini bildirmeleri üzerine Bi’setin onun’cu yılında bundan tamamen vazgeçmek zorunda kaldılar.
Fakat düşmanlıklarını gün geçtikçe şiddetlendirip islamiyet’in yayılmasına mani olmak için her türlü yola başvurdular. Halbuki İslamiyet süratle yayılıyor, sevgili Peygamberimiz Muhammed Aleyhis selam cahiliye devrinin zulmetinde bunalan insanları kurtarmaya çalışıyor ve hakiki saadete kavuşturuyordu. Bu saadet ile şereflenen insanlar da kavuştukları büyük ni’mete şükrediyorlar, müşriklerin hakaretleri ve işkenceleri karşısında asla yılmıyorlardı.
Muhammed Aleyhis selam’ın mu’cizelerini ve Müslümanların dinlerindeki sebatını gören nice gönüller İslam nûru ile aydınlanıyordu.
Müşriklerin Müslümanlara uyguladıkları üç senelik ablukanın sona ermesinden sonra Habeşistan’dan yirmi kişi kadar hiristiyan Ruhban Mekke’ye gelmişti. Bunlar daha önce Habeşistan’a hicret eden Müslümanlardan İslamiyet ile ilgili duydukları şeyleri bizzat mahalinde görmek ve araştırmak üzere Mekke’ye gelmişlerdi.
Kâ’be yanında Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) le görüşen bu Hiristiyan kafilesi, Kur’an ayetlerini dinlediler ve o kadar ağlaştılar ki sakalları gözyaşları ile ıslandı.
Sordukları her soruya verilen cevaplar karşısında son derece memnun kalıp, Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in kendilerini İslam’a davet etmesi üzerine büyük bir şevkle sevinç gözyaşları dökerek Müslüman oldular.
Bu hallerini görerek kendilerine çeşitli hakarette bulunan Ebû Cehle ve diğer müşriklere asla aldırış etmediler;
-“Bize yaptığımız cahilliği biz size yapamayız ve bize nasip olan hak dinden asla dönmeyiz.” Dediler.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 9
31 Ekim 2009Mescid-i Kıbleteyn
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 9
Enes bin mâlik hazretlerin (r.a.) den rivayet olunur ki; Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Ümmetimin en merhametlisi Ebû Bekir, Allah’ın dini hususunda en şiddetlisi, yani sabit kadem olanı Ömer (r.a.), en ziyade hayâ’ya mâlik olan Osman (r.a.), Feraizi (ahkam-i diniyyeyi) en iyi bileni Zeyd bin Sabit’tir.” Buyurmuşlardır.
Eshab-i Kiram (r.anhüm) arasında fıkıh ilminde DÖRT SAHABE meşhurdur. Bunlar, Zeyd bin Sabit, Abdullah bin Mes’ûd, Abdullah bin Ömer ve Abdullah bin Abbas (r.anhüm) dır. Bütün dünyaya yayılan fıkıh ilminin kaynağı bu dört sahabidir.
Zeyd bin Sabit (r.a.) in Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır.
-“Kim İslâm dininden başka bir milletin (dinin) yemini üzerine yalan yere, bile bile yemin ederse, o dediği gibi olur. Kim kendini bir şeyle öldürürse, Kıyamet günün onıunla azâb olunur. Bir kişi üzerine, malik olmadığı şeyde nezretmek yoktur. Bir mü’mine lanet etmek, O’nu öldürmek gibidir.”
Zeyd bin Sabit (r.a.) rivayetle Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Kim Dünyalık peşinde olarak sabahlarsa, Allah-u Teâlâ O’nun işini zorlaştırır, malzemesini dağıtır. Kendisini aç gözlü kılar, yoksulluğu gözünün önünde canlandırır. Dünyadan da nasibinden fazla bir şey kendisine verilmez. Ama ahret düşüncesiyle sabahlayan kimsenin işini Allah-u Teâlâ kolaylaştırır, varlığını (servetini) korur, kalbini zenginleştirir, kendisi yüz çevirdiği halde dünya kendisine teveccüh eder. (yönelir).”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 7
31 Ekim 2009Zem-zem kuyusu
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 7
Eshab-i Kiram devrinde, fıkıh ilmindeki mütalalar, iki sahabenin meclisinde yapılıyordu. Biri Hazret-i Ömer (r.a.) in, diğeri de Hazret-i Ali (r.a.) nin meclisleri idi. Zeyd bin Sabit (r.a.), Hazret-i Ömer (r.a.) in ilim meclisine devam edenlerdendi.
Burada en zor ve halli güç fıkıh meselelerinin mütalaâsı yapılıp haledilirdi. Zeyd bin Sabit (r.a.), Mescid-i Nebevi’ye geldiği zaman her müşkülü olan O’na gelir, meselesini sorar, cevabını alırdı. O’nun namaz, hayvan kesimi ve av hayvanları, hibe (bağış), ziraat ortaklığı meselesine ait, fetvâları, fıkıh meselelerinin yazıldığı kitablarda yer almaktadır.
Ayrica feraiz pröblemlerinin çözülmesi bir hesap bilgisi istemekteydi. Bu ilimde yüksek bir bilgiye sahipti. En çetin pröblemleri en kısa zamanda çözme melekesine haizdi.
Rasih ilimli, yani ilmini nübüvvet kaynağından almış ve Kur’an-i Kerim’de “İlimde râsih olanlar” buyurularak methedilen âlimlerden olmuştur.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) vefat ettiği sırada Eshab-i Kiram (r.anhüm) dan Kur’an-i Kerim’i tamamen ezberlemiş olan çok hafız vardı. Fakat bunların çoğu Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) zamanında, dinden dönme olayları sebebiyle çıkan savaşlarda şehid edilmişti. (Yemâme savaşında yetmiş hafız şehid edilmişti.) Böylece hafızların sayıları bir haylı azalmaya başlamıştı.
Bu durum karşısında Hazret-i Ömer (r.a.), Halife Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) e müracaat edip, o zaman dağınık sahifelerde yazılı olan Kur’an-i Kerim ayetlerinin bir kitab halinde toplanmasını rica etti.
Hazret-i Ebû Bekir (r.a.), bu iş için Zeyd bin Sabit (r.a.) i çağırıp;
-“Ey Zeyd, sen genç ve akıllı birisin. Senin ayıplanacak ve seni töhmet altında bırakacak hiçbir halin yoktur. Resul-i Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in hayatında O’nun VAHİY KATİBİ idin. Sen Kur’an-i Kerim ayatlerini bir araya topla.” Buyurdu.
Bunun üzerine Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.), bu iş için bir heyet kurarak BÜYÜK BİR TİTİZLİK VE GAYRETLE Kur’an-i Kerim ayetlerini bir araya toplayıp MUSHAF HALİNE GETİRDİ. Bu mushafı Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) e teslim etti.
Zeyd bin Sabit (r.a.), Hazreti Osman (r.a.) ın halifeliği sırasında da, O’nun en başta gelen yardımcılarından olmuştur. Hazret-i Ebû Bekir devrinde bir kitap halinde bir araya getirilen Kur’an-i Kerim’in tek nüshası, Hazret-i Osman (r.a.) ın emri ile yine Zeyd bin Sabit (r.a.) BAŞKANLIĞINDA bir heyet tarafından çoğaltılıp ALTI TANE DAHA MUSHAF-I ŞERİF YAZILARAK, BELLİ MERKEZLERE GÖNDERİLMİŞTİR. Böylece bu şerefli vazifeyi de yapmak O’na nasib olmuştur.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 6
31 Ekim 2009Bi’r-i Tefle
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 6
Bu fariz ilmi, Resul-i Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in sözleri, fiilleri ve Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın ictihad ederek ortaya koydukları fetvalar ile gelişerek, müstakil ve geniş bir ilim dalı olmuştur.
Miras ve vasiyet hukukunun en ince meselelerini tedvin etmek şerefi Zeyd bin Sabit Hazretleri (r.a.) ne nasib olmuştur. Hazret-i Ömer (r.a.), bir çok miras davalarında Zeyd bin Sabit (r.a.) e müracaat ederdi.
Hazret-i Ebû Bekir (r.a.), Yemâme mürtedlerinin katli için ictihadında Hazret-i Zeyd (r.a.) in fetvası ile mutabık kalmıştı.
Amuse vebası esnasında Abdullah bin Abbas (r.a.), veba’ya karşı alınacak tedbirleri Hazret-i Zeyd (r.a.) den sormuş ve aldığı cevaplar O’nu tatmin etmişti.
Hazret-i İkrime (r.a.) de O’nun talebelerindendi. Kendisinden her taraftaki Müslümanlar, bizzat gelerek veya mektupla fetva sorarlardı, re’yine muracaat ederlerdi.
Hazret-i Muaviye (r.a.) nin yazdığı mektuba verdiği cevapta, mirasta dede ile kardeşlere verilecek hisseleri açıklamıştı.
Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.), daha Hazret-i Ömer (r.a.) devrinde iken feraiz ile ilgili meseleleri tertip ederek, bu ilmin esaslarını bizzat yazmış, tedvin etmiştir.
Zaten bu ilimdeki üstünlüğünü, Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Ümmetimin içinde Ferâz’i EN İYİ BİLEN Zeyd bin Sabit’tir.” Buyurarak tasdik ve taltif buyumuştur.
Zeyd bin Sabit (r.a.) Fıkıh ilminin her meselesinde Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın en yüksek müctehidlerindendi. Daha Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında fetva vermek şerefine kavuşmuştu.
Daha sonra kendisi Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ve Hazret-i Muaviye (r.anhüm) devirlerinde Medine’nin en büyük müftüsüydü.
Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın fakıhlarının ilk tabakasındandı. Fetvaları toplandığı zaman büyük cildler ortaya çıkar. O’nun fıkıha dair ictihad ve kavilleri, Said bin Müseyb (r.a.) vasıtasıyle, doğudaki ve batıdaki bütün Müslüman memleketlerinde yayılmış ve harkes bunlarla amel etmiştir.
Zaten Eshab-i Kiram (r.anhüm) arasında DÖRT KİŞİ FIKIH İLMİNDE ŞÖHRET BULMUŞTUR. Fıkıh ilminin kaynağı, bu dört büyük Sahabi ve onların ictihadlarını alıp rivayet eden talabeleri kabul edilmiştir.
İslam’ın ilk devirlerinde Medine-i Münevvere ilim merkezi olduğundan. Hazret-i Zeyd (r.a.) in buradaki ilim neşri bütün İslam memleketlerine yayılmıştı.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 5
31 Ekim 2009Mescid-i Feth
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 5
Nitekim bir gün Ebû Said-i Hudri (r.a.) şu hadis-i şerifi rivayet etmişti. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) (Nasr) suresi nazil olduğu zaman onu okumuş ve şöyle buyurmuştur.
-“İnsanlar bir tarafta, ben ve Eshabim bir taraftayız.”
Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz;
-“Fetihten sonra HİCRET OLMAZ, ancak cihad ve niyet vardır.” Buyurdu.
Orada hazır bulunan Mervan bin Hakem (r.a.), Ebû Said-i Hudri (r.a.) ye;
-“Yalan söyliyorsun.” Deyince,
Zeyd bin Sabit (r.a.) ve Râfi’ bin Hadic (r.a.);
-“Ebû Said-i Hudri (r.a.) doğru söyledi.” Diyerek Onun hakkında hüsn-i şehâdette bulunmuşlardı.
Hazret-i Zeyd (r.a.), Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın yaşayışına en çok vakıf olanlardandı. Ondan az Hadis-i şerif nakletmekle beraber, onların hepsi, en kuvvetli ve mevsûk olup ‘müttefekunaleyhtir.’
Bütün Hadis ravileri için en kat’i huccet, burhandır. Bildirdiği şu Hadis-i şerif bu cümledendir.
-“Namazın efdalı, farz namazlar müstesna olmak üzere, insanın hanesinde kıldığı namazdır.”
Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.) in, fıkıh ilminde ve onun bir şubesi olan Feraiz (Miras hukuku) ilminde de derin bir vukufiyeti vardı. Medine’de fetva mercii, o idi.
Tabiinden Said bin Müseyyib (r.a.) in bütün fetva ve hükümleri, O’nun nakil ve rivayetine dayanıyordu. Said bin Müseyyib (r.a.), yeni bir mesele ortaya çıktığında, bütün Eshab (r.a.nhüm) in Re’y ve ictihadını araştırdıktan, Hazret-i Zeyd (r.a.) in ne dediğini tahkik edip, O’nun hükmünü aldıktan sonra, FETVA VERİRDİ.
Yine o devirde Medine’de büyük bir İmâm olan Mâlik bin Enes (r.a.), fıkıh ve hadis’de yüzbinlerce insanın mutlak imâmiydi. İmâm-i Mâlik (r.a.), Hazret-i Ömer (r.a.) den sonra, Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.) i İMÂM TANIRDI. İmâm-i Şafi-i (r.a.) feraiz ilmine ait bütün meselelerde, Zeyd bin Sabit (r.a.) e tabi olmuştur.
Vefat eden kimsenin bıraktığı malın kimlere verileceğini ve nasıl dağıtılacağını öğreten ilme (İşlem-i Feraiz) denir. Allah-u Teâlâ’nın Kur’an-i Kerimde en açık ve en geniş bildirdiği şey, ölüden kalan mirasın nasıl dağıtılacağıdır.
Burada yapılacak işlerin çoğu farz olarak emr olunduğu için, hepsine (feraiz ilmi) denilmiştir.
Bir Hadis-i Şerifte Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Ferâiz ilmini öğrenmeğe çalışınız! Bu ilmi gençlere öğretiniz! Ferâiz ilmi, DİN BİLGİSİNİN YARISI DEMEKTİR. Ümmetimin en önce unutacağı, bırakacağı şey, bu ilim olacaktır.” Buyuruldu.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 4
30 Ekim 2009Resulullah (s.a.v.) dişleri şehid edildiği zaman kaldığı mağara (Uhud dağı)
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 4
Süleyman bin Yesâr (r.a.) der ki;
-“Hazret-i Ömer (r.a.) ile Osman (r.a.), fetva, ferâiz ve kıraat hususunda,
hiçbir kimseyi Zeyd (r.a.) üzerine takdim etmezlerdi.”
Zeyd bin Sâbit (r.a.) Tefsir ilminde de çok ilerde idi. Vahiy katibi olmak şerefine sahip, fevkalade zeki, Hulefa-ı Raşidin’e yakın olmasından dolayı, bir çok âyet-i kerime’nin nüzul sebebini bilir, hakikat ve hikmetlerine vâkıf bulunurdu.
Kendisinden tefsir’e dair bir kısım ma’lumat rivayet edilmiştir. Buna misal olanlardan biri şudur
Nisa Suresi 88.nci;-“Size ne oluyor ki, o münafıklar hakkında iki fıkraya ayrılmış bulunuyorsunuz.” Âyet-i Kerime’sinin nüzul sebebini şöyle açıklamıştı.
-“Eshab-i Kiram (r.anhüm) arasında bulunan bir takım kimseler, Uhud harbine giderken yolda geri dönmüşlerdi. Bunlar Abdullah bin Ubey bin Selûle tâbi üç yüz kadar münafıktı. İNSANLAR, BUNLARIN HAKKINDA İKİ FIRKAYA AYRILMIŞ, bir kısmı bunların öldürülmesini bir kısmı da öldürülmemesini Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) dan istiyorlardı. Bunun üzerine bu ayet-i kerime nazil oldu.
Hadis ilminde, fıkıh ilminde, Feraiz, kazâ (hüküm verme) ve fetva ilimlerinde de son derece bilgili idi. Resul-i Ekram (s.a.v.) in senelerce huzur-i saadetinde bulunmuş, O İLAHİ MENBA’DAN KALBİNE PEK ÇOK ŞEYLER AKMIŞTI.
Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) den 92 hadis rivayet etmiş, kendisinden de Ebû Hüreyre (r.a.), İbn-i Ömer (r.a.), Ebû Said (r.a.), Enes bin Mâlik (r.a.) Sehl bin Sa’d (r.a.), oğlu Harice (r.a.), Ebû Amr (r.a.) gibi eshab-i Kiram, ile Said bin Müseyyib (r.a.), Kasım ibn-i Muhammed (r.a.), Süleyman bin Yesar (r.a.) gibi Tabiin hadis rivayet etmişlerdir. Kendisi Hadis ilminin kurucularından sayılır.
Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.), rivayet ettiği Hadsis-i şerifleri DOĞRUDAN DOĞRUYA Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den işitmiş, O’nun vefatından sonra, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.), Hazret-i Ömer (r.a.) ve Hazreti Osman (r.a.) dan da Hadis-i şerif öğrenmiştir.
Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.), kendi bulunduğu bir mecliste bir sahih Hadis söylendiği zaman onu derhal TASDİK VE TEYİD ederdi.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 2
30 Ekim 2009Mescid-i Feth’ın dış görünüşü
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 2
Tebük gazvesinde Mâlik bin Neccar (r.a.) in sancağını Umâre bin Hazm taşıyorken Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem), sancağı alıp, Zeyd bin Sabit (r.a.) e vermiş Umâre (r.a.) nin;
-“Ya Resulullah yoksa aleyhimde bir şey mı duydun?” demesi üzerine de;
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Hayır! Kur’an-i Kerim ÖNCEDİR. Zeyd ise Kur’an-i Kerim’i SENDEN DAHA ÇOK BİLİR.” Buyurmuştur.
Hudeybiye antlaşmasında, Mekke’nin fethinde Huneyn gazvesinde ve Taif muhasarasında ve Vedâ’ haccında bulunmuştur.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) in vefatından sonra Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) devrinde meydana gelen Yemâme harbine de katılmıştı. Bu harpta YALANCI PEYGAMBERLİK iddia edip ortaya çıkan MÜSEYLEMET-ÜL KEZZÂBA KARŞI savaşırken kendisine bir ok isabet edip yaralanmıştı.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) in hayatı müddetince, vahiy katibliğinden başka yazışmalarını da o yazardı.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem), bazı hükümdarlar tarafından gönderilen mektubların hatasız tercüme edilmesi için Zeyd (r.a.) e SÜRYANİ ve İBRANİ LİSANLARINI ÖĞRENMESİNİ EMİR BUYURMUŞLARDI.
Çok zeki olan bu zat, 15 gün gibi kısa bir zamanda, HER İKİ DİLİ DE ÖĞRENMEYE muvaffak olmuştu. Bundan sonra bu lisanlarla Medine’ye gönderilen hükümdarların mektublarını tercüme ediyordu.
Hazret-i Ömer (r.a.) in ve Hazret-i Osman (r.a.) in hilafetleri zamanında da onların yazı işlerini ifâ ediyordu.
Halife Hazret-i Osman, O’nu BEYTÜLMAL EMİNİ tayın etmişti. Bir Hadis-i Şerif’te buyurulduğu gibi, Eshab-i Kiram arasında FERAİZ İLMİNİ (Miras hukukunu) en iyi bilen o zat idi.
Hazret-i Ömer (r.a.), her zaman Hazret-i Ali (r.a.) ile beraber Zeyd bin Sabit (r.a.) i danışma meclisine davet ederdi.
Abdullah bin Abbas (r.a.) geniş bilgisiyle beraber Zeyd bin Sabit (r.a.) nin evine kadar gidip ONDAN İSTİFADE EDERDİ. Bir defa Zeyd bin Sabit (r.a.) hayvana bineceği zamanda üzengisini tutmuş, Zeyd bin Sabit (r.a.), kendisini men edince,
İbn-i Abbas (r.a.);
-“Biz âlimlerimize böyle hürmet ederiz.” Demiş,
Zeyd bin Sabit hazretleri (r.a.),de İbn-i Abbas (r.a.) ın elini tutarak öpmüş.
-“Biz de Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in ehl-i Beytine böyle HÜRMET ETMEKLE EMROLUNDUK.” Demiştir.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu);
29 Ekim 2009Sab-ül Mesacid (Hendek)
Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu);
Eshab-i Kiramın büyüklerinden. Yaklaşık 612 senesinde Medine’de doğdu. Hicri 45 veya 55 senesinde Medine’de vefat etti.
Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.) in nesebi;
Zeyd bin Sabit bin Dahhak bin Zeyd bin Lûzân bin Amr bin abdi avf bin Ganm bin Mâlik bin Neccâr, el Ensariyyi’l-Hazreci, Beni Neccar’dır.
Annesi; Nevvar binti Mâlik bin Muaviye bin Adı’dir.
Künyesi; Ebû Said veya Ebû Sâbit’tir. Ayrıca Ebû Hârice veya Ebû Abdurrahman da denilmektedir.
Lakabı ise el-Kari’ veya el-Mukri’ veya el-Farzi veyahut da Kâtibü’l-Vahy Hibrü’l Ümme’dir.
Babası Sâbit (r.a.) hicretten önce Evs ile Hazrec Kabileleri arasında (Yevmü’l Buâs) adıyla bilinen bir muharebede ölmüştü.
Babası öldüğünde Zeyd (r.a.) henüz altı yaşlarında bir çocuk idi. Annesİ tarafından büyütüldü, yetiştirildi.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), İslamiyet’i yaymak üzere Eshab-i Kiram (radiyallahu anhüm) den Mus’ab bin Umeyr (r.a.) i Medine’ye göndermişti.
Bu sırada henüz ONBİR YAŞLARINDA olan Zeyd bin Sabit (r.a.) de, Mus’ab bin Umeyr (r.a.) vasitası ile MÜSLÜMAN OLDU. Müslüman olunca hemen Kur’an-i Kerim’in vahyolunan ayetlerini ezberlemeye başladı. Bir taraftan Kur’an-i Kerim’i ezberliyor, bir taraftan da Beni Neccar kabilesinin çocuklarını öğretiyordu.
Kur’an-i Kkerim’e o kadar muhabbeti, sevgisi vardı ki, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke’den Medine’ye hicret etmeden önce, ONYEDİ SÛREYİ EZBERLEMİŞTİ.
Hicretten sonra Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), O’nun bu halini büyük bir memnuniyetle karşılamıştır.
Bedir savaşı yapldığında Zeyd bin Sabit (r.a.) onüç yaşında idi. İSLAM ORDUSU HAREKET ETMEK ÜZERE İKEN O da katılmak istedi.
Fakat yaşı küçük olduğu için Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) O’na İZİN VERMEDİ. Emre itaat edip Medine’de kaldı.
Uhud savaşına da, bu sebeple katılmadığı rivayet edilmiştir. Hendek harbine katılmıştır. Harbe hazırlık için önce HENDEK kazma işinde çalışmış sonra savaşa katılıp, büyük fedakarlıklar göstermişti.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Bu ne güzel bir genç.” Diyerek O’nu taltif buyurmuşlardır. Bu harb, Müslümanların TOPYEKÜN bir savunmasıydı.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu







