‘Allahın veli kulları’ olarak etiketlenmiş yazılar
Muhammed Bâbâ Semmâsi (Radiyallah-u anhu)- 3
23 Haziran 2008Muhammed Bâbâ Semmâsi (r.a.) mübarek kabirleri
Muhammed Bâbâ Semmâsi (Radiyallah-u anhu)- 3
Ehl-i sünnet âlimlerinin ve evliya’nın en büyüklerinden olan Hâce Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri (r.a.) nin yetiştirdiği, tasavvuf’ta yüksek derecelere kavuşmalarına vesile olduğu yüzlerce evliyâ olup, bunlar içinde dört tanesini kendisine halife eçmiştir.
Bunlardan birincisi Hâce Sufi Suhari,
İkincisi kendi oğlu Hâce Muhammed Semmâsi,
Üçüncüsü Mevlânâ Dânışmend Ali,
Dördüncüsü ve en büyükleri Seyyid Emir Külâl hazretleri dir. (Radiyallah-u anhüm)
İslam âlimleri ansiklopedisi
(Kaynaklar;)
1-Makâmat-i Muhammed Behâeddin Nakşibend (Selâhüddin ibni Mübarek el-Buhâri)
2-Reşahât sah, 78
3-Hadikat-ül-evliya sahy, 44
4-Cami- kerâmat-il-evliya cild,1 sah,144
5-Tam ilmihal Seâdet-i Ebediyye sah; 990
6-Mu’cem-ül-müellifin sah; …
7-Kâmus-ul-a’lâm cild 2 sah, 1412
8-Hadâik-ül-verdiyye sah. 125
9-Mktubat (İmâm-i Rabbâni) cild 3, 123. Mektup
10-Nefât-ül-üns sah. 418
11-Rehber ansiklopedisi cild 16, sah, 33
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Silsile-i Âliye’nin onüçüncüsü olan Muhammed Bâbâ Semmâsi (Radiyallah-u anhu) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu);
23 Haziran 2008
Seyyid Emir Külâl Radiyallah-u anhu’nun mübarek kabirleri
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu);
Evliyanın büyüklerinden. İnsanları Hakka da’vet eden, doğru yolu göstererek saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i âliye” denilen büyük âlim ve velilerin “ondördüncüsüdür.”
Hazret-i Hüseyin (r.a.) soyundan olup, seyyid’dir. Evliyanın meşhurlerinden olan Muhammed Bâbâ Semmâsi (r.a.) nin talebesi ve Behâeddin-i Buhâri Nakşibend hazretleri (r.a.) nin hocasıdır.
Çömlekçilik yaptığı için “Külâl” ismiyle meşhur olmuştur.
Buhârâ’nın Sûhâri kasabasında doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 722 (M. 1370) senesinde Sûhâri’de vefat etti. Kabri oradadır.
Büyük bir âlim ve mürşid-i kâmil olup, her anını İslamiyete uygun olarak geçirirdi. Pek çok kimse onun sohbetlerinde ve derslerinde kemâle ulaşmıştır. Onun üstün hallerini gösteren çok menkıbeleri vardır.
Annesi şöyle anltmıştır;
-“Emir Külâl (r.a.) e hâmile iken, şüpheli bir lokma yesem, karın ağrısına tutulurdum. O lokmayı mi’demden geri çıkarmadıkça karın ağrısından kurtulamazdım. Bu hâl üç defa başıma gelince, çok temiz ve hayırlı bir çocuğa hâmile olduğumu anladım. Bunun üzerine yediğim lokmaların helâl’den olmasına çok dikkat edip, ihtiyatlı davrandım.”
Babası Seyyid Hamza (r.a.) Medine’den gelip, Buhârâ’nın Efşene köyüne yerleşmişti.
Salih bir zat idi.
Bir def’asında, zamanın en meşhur evliyası Seyyid Atâ (r.a.), yanında zamanın meşhur zatlarıyla büyük bir cemâat hâlinde, Emir Külâl hazretler (r.a.) nin babası Seyyid Hamza (r.a.) nın bulunduğu köyden geçiyordu. Bu yolculuğu sırasında tanışıp dost oldular.
Bundan sonra Seyyid Atâ (r.a.) nın her ne zaman oraya yolu düşse, önce doğruca Seyyid Hamza (r.a.) nın evine gider, başkalarıyla daha sonra görüşürdü.
Yine bir defasında Efşene köyüne uğramış ve Seyyid Hamza (r.a.) nin yalına gelmişti. Bu gelişinde ona bir müjde verip, şöyle demiştir.
-“Ey Kardeşim! Allah-u Teâlâ sana öyle bir evlat verecek ki, şanı pek yüce olacak. Cihan baştan başa onun hizmetine girecektir. Bu çocuğun doğduğu zaman, ismini Emir külâl koy.”
Aradan yıllar geçti. Seyyid Hamza (r.a.) nın bir oğlu oldu. Seyyid Atâ (r.a.) işareti üzerine, ismini “Emir” koydu. Sonradan çömlekçilik ile uğraştığı için de “külâl” ismi ile de meşhur olmuştur.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu) yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 2
23 Haziran 2008
Seyyid Emir Külâl hazretleri (r.a.) inşaat halindeki mübarek türbeleri
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 2
Seyyid Atâ (r.a.) yine Efşene köyüne gelmişti. Bu sırada Seyyid Emir Külâl (r.a.) dört-beş yaşlarına girmişti. Seyyid Atâ hazretleri (r.a.), Efşene köyüne geldiği sırada, çocuklardan bir kısmı sokakta oynuyor, Emir Külâl de oyuna karışmadan kenarda duruyordu.
Seyyid Atâ (r.a.) yi görünce, koşup yanına geldi. O da elinden tutup, beraberce eve gittiler. Evlerine varınca, Seyyid Atâ (r.a.) onu yanına oturtup, kendi sarığını ikiye bölüp, bir kısmını da Seyyid Emir Külâl’in başına sardı.
Ona teveccüh ve himmette bulunup, çok duâ etti. Duâ’sı ve himmeti bereketiyle, tasavvuf hallerinden ve mertebelerden çok ni’metlere kavuşturdu.
Sonra da;
-“Emir Külâl’ın öyle derecelere kavuşacağını müşahade ediyorum ki, onun derecesi, benim derecemden “üstün” olacak.” Buyurdu.
Böylece Emir Külâl (r.a.), henüz küçük yaşında büyük bir evliyanın teveccühüne ve duâsına kavuşmakla şereflendi ve bu saâdetle büyüdü.
Emir Külâl (r.a.) ilk gençlik yıllarında onbeş yaşlarında iken güreşmeye heves etmiş ve bu işle meşgül olmaya başlamıştı.
Birgün güreş meydanına çıkıp dönerken, seyircilerden birinin kalbine şöyle gelir;
-Bu Seyyid çocuk, güreş ile meşgül oluyor, halbuki böyle bir halde bulunmak, kendisinin yüksek değerine ve seyyidlik şerefine uygun değildir.”
Kalbine bu düşüncenin gelmesiyle, oturduğu yerde uyur; ruyada görür ki, kıyamet kopmuş ve kendisi göğsüne kadar bir bataklığa batmıştı. Çıkmaya gücü yoktu. Fakat öteden Emir Külâl hazretleri (r.a.) gelip, elleriyle onu pazusundan tutup, bataklıktan çıkarır. Sonra uykudan uyanınca, görür ki, güreş bitmiştir.
Seyyid Emir Külâl hazretleri (r.a.) Ona dönüp;
-“Senin ru’yanda gördüğün gün için “pehlivanlık” ediyorum. Senin gibi çamura ve bataklığa batmış olanları kuvvet ve himmetle kurtarırım.” Buyurmuştur.
O zat, Emir Külâl hazretleri (r.a.) in ellerine kapanıp tövbe ve istiğfar etmiştir.
Yine gençlik yıllarında birgün, er meydanında güreş tutmakta ve büyük bir kalabalık da onu seyretmekte idi. Zamanın büyük âlimi ve mürşid-i kâmili olan Muhammed Bâbâ Semmâsi (r.a.), o güreşirken tam oradan geçmekte idi. Orada durup, uzun müddet ayakta o’nu seyretti.
Yanında bulunan talabeleri onu seyretmesine şaşıp, kendi kendilerine;
-“Acaba bu işle meşgül olanları seyrtemesinin sebebi nedir?” diuye düşündüler.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Silsile-i Âliye’nin ondördüncüsü olan Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 3
23 Haziran 2008
Seyyid Emir Külâl hazretleri inşaat halindeki mübarek türbeleri
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 3
Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri (r.a.), yanında bulunan talabelerinin kalblerinden geçeni anlayıp buyurdu ki;
-”Çok kimse onun sohbetinin bereketiyle evliyalık konaklarının üstün mertebelerine kavuşacaktır. O’nu bulunduğumuz yola bağlamak istiyorum.”
Onlar böyle konuşurken, Emir Külâl (r.a.) in gözleri Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri (r.a.) ye takıldı. Onu görür görmez, birdenbire kalbı ona tutulup değişiverdi.
Hemen koşup yanına yaklaştı. Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri(r.a.) nin ellerine kapandı. O güne kadar yaptığı bütün hata ve günahlardan eövbe etti ve Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri (r.a.) ye ”sadık” bir talebe oldu.
Bundan sonra, hayatında yeni ve bambaşka bir safha başlamıştı. Hocasının sohbetinden ve hizmetinden hiç ayrılmadı. Yirmi sene sohbetine ve derslerine devam etti.
Her hafta Pazartesi ve Perşembe günleri, Sûhari’den beş fersah (30 km. kadar) uzakta bulunan ve hocasının ikâmet etmekte olduğu Semmâs’a gider gelirdi. Hocasına olan bağlılığı, temizliği, gayreti, ilme olan arzu ve isteği kısa zamanda olgunlaştırdı.
Hocasının derslerinde ve sohbetlerinde kemâle ulaştı. İnsanlara doğru yolu gösteren kıymetli bir rehber oldu. Hocası Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri (r.a.) nin vefatından sonra, onun yerine geçip, irşad vazifesi yaptı.
İnsanların İslâm ahlakı ile ahlaklanmasını, kalbin ve ruhun kötü huylardan kurtulmasını, Allah rızası için güzel iş ve ibadet yapmayı sağlıyan ve bu iş için lazım olan bilgileri öğreten tasavvuf ilminde çok talebe yetiştirdi.
Nakledilir ki;
-“Bir defasında Mekke-i mükerreme’den ve Medine-i Münevvere’den tasavvuf ehli olan kimseler, bir cemâat halinde Buhâra’ya geldiler. Buhâra’da Sühâri köyüne gitmek istediklerini söyleyerek, bu köyü sordular.”
Bunun üzerine kendilerine;
-“Siz nereden geliyorsunuz ve bu köyü niçin soruyorsunuz?” dediler.
Onlar da;
-“Mekke ve medine’den geldiklerini, Sûhari köyünü sormalarından maksadlarının orada ikamet etmekte olan Emir Külâl hazretleri (r.a.) ni ziyaret etmek ve onunla görüşmek olduğunu söylediler.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Silsile-i Âliye’nin ondördüncüsü olan Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 17
23 Haziran 2008
Seyyid Emir Külâl hazretleri (r.a.) nin mübarek markadı şerifleri
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 17
Bu talebesi şöyle anlatmıştır.
-“Gece vakti varıp hocamın odasına girdiğimde, kalabalık bir cemâat vardı. Hayret ettim. Bunlar hiç görmediğim ve tanımadığım kimseler idi. Kalabalıktan oturacak yer kalmamıştı. Herkes başını eğmiş, sesizce oturuyordu. Ben de başka bir yere oturarak başımı yere eğip beklemeğe başladım. Bir müddet böyle durdum. Sonra başımı kaldırıp baktım ki; odada hocam Seyyid Emir Külâl (r.a.) dan başka hiç kimse görünmüyordu.”
Hocam bana bakıp;
-“Sana müjdeler olsun, şimdi sen artık maksada kavuştun, ama bunu gizli tut.” Buyurdu.
Bundan sonra hocama;
-“Burada gördüğüm, sonra da birdenbire kayıbolup görünmez olan zatlar kimler idi?” diye sordum.
Buyurdu ki;
-“B u n l a r r i c â l – ü l – ğ a y b denilen evliya zatlar idi, Aralarında Hâce gülân ve Abdülhalık ğoncdüvani (r.anhüm) de var idi. Bunlar öyle zatlardır ki, vefatlarından önce ve sonra, Allah-u Teâlâ’nın dinine hizmet ederler. Bugün sen de onların sohbetinden (feyzlerinden) pay aldın.
Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri (r.a.) nin talebelerinden bir kısmı, Emir Külâl hazretlerine, evliyanın kerametınden sordular.
Buyurdu ki;
-“Evliyanın kerameti haktır. Aklen ve naklen caizdir. Bu hususta evliyadan çok nakiller vardır. Ma’lum ve meşhur olup, hiç şüphe yoktur. Kalbi imân nuruyla aydınlanmış olan herkes, evliyanın kerametine inanır ve bu hususta hiç şüphe etmez. Buna misal çoktur. Süleyman Aleyhis selam’ın veziri Âsaf’ın, Saba melikesi Belkis’ın tahtını bir anda Sana’dan Kudüs’e getirmesi gibi. Bir başka misal, Hazret-i Ömer (r.a.), bir defasında Medine-i Münevvere’de mescid’de, Peygamber efendimiz (s.a.v.) in minberi üzerinde hutbe okuyordu. Bu sırada çok uzaklarda düşmanla cihade çıkmış olan İslâm ordusunun tehlikeli bir durumda olduğunu görüp, ordu kumandanına; (-“Ya Sariye dağa dağa!”) buyurdu. Uzakta olan kumandan Sariyye ve ordusunun erleri, bu sesi duyup dağa çekildi. Düşmanın t e h l i k e l i h u c u m u n d a n korundu. Bu apaçık bir keramettir. Eğer bir kimse, bu keramet, mucizeden aşağı değil derse, bu yanlıştır. Çünkü hiçbir veli, Peygamber derecesinde olamaz.”
Evliyâ-i kiram buyurmuşlardır ki;
-“Evliyadan meydana gelen keramet, Peygamberlerimizin (s.a.v.) mucizesinden dolayıdır ve Peygamberin Peygamberliğini tasdik eder. Ona tabi olmayı gösterir. Eğer Peygamberler doğru sözlü olmasaydı, evliyanın kerameti de hasıl olmazdı. Çünkü evliya, Nebi’ye tabi olmuştur.”
Bayezid-i Bistami (r.a.) buyurdu ki;
-“Enbiya (Peygamberler), misk ve bal misalidir. Bunlardan bir damla evliyaya geliyor ve evliya’ya gelen bu damladan “misk” yayılıyor.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Silsile-i Âliye’nin ondördüncüsü olan Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 18 Vasiyeti;
23 Haziran 2008
Seyyid Emir Külâl hazretleri (r.a.) nin mübarek markadları
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 18 Vasiyeti;
Emir Külâl hazretleri (r.a.), maraz-ı mevtinde (ölüm hastalığında) bulunduğu sırada talabelerine şöyle vasiyet etti;
-“Ey kıymetli talabelerim! İlim öğrenmekten ve Muhammed Aleyhis selam’ın yoluna tabi olmaktan aslâ ayrılmayınız. Bu mü’min için bütün saâdetlerin ve ni’metlerin vasıtasıdır.”
Bunun için Resulullah Sallallahu aleyhi ve Sellem buyurdu ki;
-“İlim öğrenmek, her Müslüman erkek ve kadına farzdır.”
Yani;
-“Her Müslüman erkeğin ve kadının, kendine lazım olan din bilgilerini öğrenmesi farzdır.”
Bunlar;
-“Sırayla şu bilgilerdir.”
-“1-İman ve itikad bilgileri,”
-“2-Namazla ilgili bilgiler.”
-“3-Oruçla ilgili bilgiler,”
-“4-Zengin ise, zekat ile ilgili bilgiler.
-“5-Eğer zengin ise, hac ile ilgili bilgiler.”
-“6-Ana-baba hakkını öğrenmek. Allah-u Teâlâ’nın kendisinden razı olmasını isteyen, annesinin ve babasının rızasını kazanır.”
Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Allah-u Teâlâ’nın rızası, ana-baba’nın rızasını kazanmakla elde edilir.” Buyurdu.
-“Bu bakımdan, anne-baba’nın hakkını gözetmek mühimdir.”
-“7-Sıla-i rahm; (akrabayı ziyaret).”
-“8-Komşu hakkını gözetmek.”
-“9-Lazım olan aliş-veriş bilgilerini öğrenmek,”
-“10-Helâli ve haramları öğrenmek lazımdır. Çünkü; i n s a n l a r ı n çoğu, bilmediğinden v e b i l d i ğ i il e a m e l e t m e d i k l e r i n d e n helak olmuşlardır;”
Şiir;
-“Dünya talibleri, hep hırs ile mest oldular,
-”Para için, daim kendilerini bozdular,
-”Hüdaya yaptıkları ahidleri bozdular,
-”Hepsi Musa’ya (a.s.) düşman, Fir’van’a dost buldular.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Silsile-i Âliye’nin ondördüncüsü olan Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 18 Vasiyeti- 3
23 Haziran 2008
Seyyid Emir Külâl hazrteleri (r.a.) nin Mübarek markadları
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 18 Vasiyeti- 3
-“Allah-u Teâlâ’nın emirlerine itâat ediniz. Nerede olursanız olun, ilim öğrenmekten ve amel etmekten uzak kalmayınız. Her ne olursa olsun karşınıza her ne güçlük çıkarsa çıksın, ilmi ve ameli asla terk etmeyiniz.”
-“Emr-i ma’ruf ve nehy-i münker (iyilikleri emredip, kötülüklerden sakındırmak) vazifesini yerine getiriniz. Dinin yasak ettiği şeylerden, dine uygun olmayan işlerden ve bid’atlerden sakınınız.”
Ayet-i kerime’de meâlen buyuruldu ki;
-“Ey İmân edenler! Kendinizi ve evlerinizde ve emrinizde olanları ateşten (Cehennemden) koruyunuz ki, onun y a k a c a ğ ı insanlar ve taşlardır.” Tahrim suresi 6 ayet.” Ahirette bunlardan olmamak için çok korkup, sakınınız!”
-“Rivayet edilir ki; Fudayl bin İyâd (radiyallah-u anhu) şöyle anlatmıştır;”
-“Havanın çok sert ve soğuk olduğu bir gün, Şeyh Abdülallâm’i gördüm. Üzerinde ince bir elbise vardı. Soğuk olmasına rağmen, alnından buram buram ter damlıyordu.”
Dedi ki;
-“Birgün burada bir günah işleniyordu. Ben buna mani olmak istedim. Fakat mani olamadım. Bunun ızdırabından dolayı ve kıyamet günü bunun günahından nasıl kurtulurum diye düşünmekten böyle terliyorum.”
-“Ya sizi her gün hem kendiniz, hemde başkaları için nice emr-i ma’rufu kaçırıyorsunuz, halinize bir bakınız.”
-“İşlerinizi, dinimizin emirlerine uygun olarak yapınız. Bir iş yapacağınız zaman, bakınız, dinin emirlerine uygun ise, onu kabul edip yapınız. Uymuyorsa, o işden vazgeçiniz. Bütün işlerin başı, dinin emirlerine yapışmaktır ve Allah-u Teâlâ’nın koyduğu hudutları aşmamaktır.”
-“Akıllı kimse kendi halini düşünür. İnsanlar ile kendi arasındaki hududa, hakka riayet eder. Bunu gözetmeyenler için verilecek cezayı bildiren nice ayet-i kerimeler nazıl olmuştur.”
-“Her zaman ve her yerde, bakarken, konuşurken, dinlerken, gelirken yerken ve içerken, Allah-u Teâlâ’ya karşı ve insanlara karşı uyulması gereken bir hudut vardır. Fırsatı ganimet biliniz, yaptığınız işleri kurtuluşunuza vesile olacak şekilde yapınız.”
-“Helâl rızık kazanmak için çalışınız. Kafi miktarda kazanıp, ısraf ve cimrilik etmeyiniz. Nafakanızda dinimizin emrine uygun olarak ortalama davranınız.”
Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem;
-“İşlerin hayırlısı, vasat olanıdır.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Silsile-i Âliye’nin ondördüncüsü olan Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 18 Vasiyeti- 4
23 Haziran 2008Silötkin (Dara mirada) Nusaybin
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 18 Vasiyeti- 4
-“Helalından ve kendi kazancınızdan yiyiniz. Eğer uykunuz gelirse, biraz uyuyunuz ki, ibadet ve tâat yapmak için dinlenmiş olasınız. Fakat Allah-u Teâlâ’yı zikretmeden uyumayınız.”
Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem;
-“Âlimin uykusu, cahilin ibadetinden hayırlıdır.” Buyurdu.
-“Oruç ile ilgili hususa gelince, oruç, senede bir aydır. Şu şartla ki, imsak vaktinden, akşam güneşi batıncaya kadar orucu bozan şeylerden sakınmak, şartlarına uymaktır. Bunlardan başka, bir de oruçda uyulması gereken batını şartlar vardır.”
-“Bunlar ise;”
-“Gözü harama bakmaktan korumak, kulağı haram olan şeyleri dinlemekten, eli harama uzatmaktan, ayağı harama gitmekten korumaktır.”
-“Orucun hakikarı ise şunlardır;”
Kalbi hased, tama’, nifak, kin, ucbdan korumak, her zaman bunlardan uzak yaşamak ve bilhassa oruçlu iken bu kötü huylardan sakınmak lazımdır.”
-“Diğer bir husus da, z e k a t ı s e v e s e v e vermek ve şartlarına uymaktır. Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem), zekatını vermiyenin namazının, orucunun, haccının, cihadının ve hiçbir tâatının kabul edilmeyeceğini bildirmiştir.”
-“Cimri olan kimse, Allah-u Teâlâ’nın rahmetinden, insanların sevgisinden ve Cennetten uzak, Cehenneme yakındır. Cömerd olan kimse, Allah-u Teâlâ’nın rahmetine, kulların sevgisine ve Cennete yakın, Cehennemden uzaktır. Bizim yolumuz budur, dostlarımız bu vasiyete sarılsın. Bizim büyüklerimiz, talebelerine böyle buyurmuşlar ve maksada ulaşmışlardır. Ümid ediyorum ki; Allah-u Teâlâ’nın yardımı ile bizim dostlarımızda kavuşur.”
-“Ey talebelerim! İnsanların maksada, saâdete kavuşmaktan mahrum kalmalarının sebebi; ahret yolunu bırakıp, kötü olan dünyaya sarılmalarıdır. Ahret saâdetini isteyen kimsenin, doğru i’tikada sahip olup, bid’at ve dalalet olan şeylerden uzak durarak ve yaptığı her işten hesâba çekileceğini bilerek, ona göre hareket etmelidir.
-“Ey dostlarım! Gidaşıtınızdan habersiz olmak kadar kötü bir şey yoktur. Bu hâl, gaflet içinde olmanın delilidir. Başkalarının haberi olduğu şeyler, bu yolun büyüklerine açılmıştır. Onların maksadı Allah-u Teâlâ’nın rızasını aramaktır. Onlar buna kavuşmuşlardır. Allah-u Teâlâ, her asırda sevip seçtiği kullarından bir büyük zat yaratır Böylece herkesi belâlerden, felaketlerden korur.”
-“Ey Talebelerim! Böyle olan zat’a talebe olunuz. Böylece dünya ve ahret sâadetine kavuşursunuz. Ümmet-i Muhammed Aleyhis selam’ın aydınlatıcıları olan âlimlere yakın olunuz.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Silsile-i Âliye’nin ondördüncüsü olan Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 18 Vasiyeti- 5
23 Haziran 2008 Silitkin “dara mirada” (Uzaktan) görünüşü
Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu)- 18 Vasiyeti- 5
Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem;
-“Âlimler, Peygamberlerin varisleridir.” Buyurdu.
-“S a k ı n, ilmi ve âlimleri sevmekten uzak kalmayınız. Bu kurtuluş vesilesidir.”
Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem;
-“Kim âlimi ve ilmi severse, hata işlemez.” Buyurdu.
-“Cahiller ile görüşmek, insanı Allah-u Teâlâ’dan uzaklaştırır. Sima’ yapıyoruz diyerek hoplayıp, zıplayan kimselerin meclislerinden uzak durunuz. Onlarla oturmayınız. Onlarla sohbet, kalbi öldürür.Bunun için bu yolun büyükleri, bu işten uzak durmuşlardır. Gerçekten sima’ halinde olan kimsenin hali öyledir ki, o anda bıçak çalsan haberi olmaz. Eğer böyle olursa o kimse sima’ halinde olduğunu gösterir.”
-“Ruhsatlardan uzak durup, azimet ile amel ediniz. Ruhsatlar ile amel etmek zaıf kimselerin işidir. Eğer bundan daha çok nasıhat isterseniz, Abdulhalık Goncdüvani hazretleri (r.a.) nin nasıhat ve yazılarına bakınız. Bu kadar kifayet eder. Akıllı olana bir işaret yetişir.”
Emir Külâl hazretleri vasiyetini yaptığı sırada, oğulları; Emir Burhan, Emir Şâh, Emir Hamza, Emir Ömer ve talebelerin çoğu (r. Anhüm) huzurunda bulunuyordu.
Bu oğullarından Emir Burhan (r.a.) ın yetirştirilmesini, en başta gelen talebesi ve halifesi Behâeddin-i Buhâri (r.a.) ye havale etti. Diğer oğlu Emir Şâh (r.a.) i, Şeyh Yâdigâr (r.a.) a, Emir Hamza (r.a.) yı, Mevlânâ Ârif Dehdigerâni (r.a.) ye, Emir Ömer (r.a.) i de, Mevlânâ Cemâleddin Dehkesyâni (r.a.) e yetiştirmeleri için havale etmişti.
Oğullarına buyurdu ki;
-“Hanginiz, Allah-u Teâlâ’nın kullarına hizmet etmek için benim vekilim olur?”
Oğulları;
-“En yakın yolunun rehberi, biz buna nasıl güç Yetirebiliriz? Fakat kim bu işi kabul ederse biz onun hizmetine girelim.” dediler.
Oğulları böyle deyince, Seyyid Emir Külâl hazretleri (r.a.) başını eğip, murâkabeye daldı.
Bir müddet sonra başını kaldırdı.
-“Büyüklerin ruhaniyeti, Emir Hamza’nın bu işi kabul etmesini işaret buyurdular.” Dedi.
Emir Hamza (r.a.) kabûllenmiyeceğini arz etti ise de;
-“Bunu kabul etmekten başka bir çare göremiyorum. Kabul edeceksin. Bu iş bizim elimizde değildir. Sen ne biliyorsun.” Buyurdu.
Bundan sonra Seyyid Emir Külâl hazretleri (r.a.), talebelerinden ayrılıp, hususi odasına geçti. Üç gün üç gece dışarı çıkmadı. Sonra dışarı çıktı.
Meclisinde toplananlar;
-“Neden üç gündür dışarı çıkmadığını sordular.”
Seyyid Emir Külâl (r.a.) Buyurdu ki;
-“Üç geceden beri, benim ve talebelerimin hali nasıl olur? diye düşünüyordum.”
Gaybden kulağıma bir ses geldi. Şöyle deniliyordu;
-“Ey Emir Külâl! Kıyamet gününde seni, senin talabelerini, dostlarını, sizin mutfağınızdan uçan bir sineğin üzerine konduğu kimseleri bile affettim .” Allah-u Teâlâ, fadlından ve kereminden ihsan etti.” Dedi.
Bunları söylediği Perşembe günü sabaha doğru vefat etti.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Silsile-i Âliye’nin ondördüncüsü olan Seyyid Emir Külâl (Radiyallah-u anhu) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu

Şah-i Nakşibend (Kadasallah-u sirreh) kabri
Behâeddin Muhammed bin Muhammed Buhari (Şah-i Nakşibend Kaddasallahu sirreh);
Evliyanın büyüklerinden ve Müslümanların gözbebeği olan yüksek âlimlerden. İnsanları Hakka da’vet eden, doğru yolu göstererek saadete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i âliye” denilen büyük âlim ve velilerin onbeşincisidir. Muhammed Bâba Semmasi (k.s.) nin ve Emir Külâl (k.s.) in talebesidir.
İsmi Muhammed bin Muhammed’dir. Behâeddin ve Şâh-ı Nakşibend gibi lakabları vardır.
Allah-u teâlâ’nın sevgisini kalblere nakşettiği için “Nakşibend” denilmiştir. Seyyid olup, soyu şöyledir.
Babası Seyyid Muhammed Buhari, onun babası Seyyid Muhammed Celâl Burhaneddin, onun babası Seyyid Abdullah, onun babası Zeynel’abidin, onun babası, Seyyid Kasım, onun babası Seyyid Şa’ban, onun babası Seyyid Burhaneddin, onun babası Seyyid Tâki, onun babası İmâm-i Musa Kâzım, onun babası Ca’feri Sadık hazretleridir.
Behâeddin Şah-i Nakşibend hazretleri, 718 (M. 1318) senesinde Buhara’ya beş kilometre kadar uzakta bulunan Kasr-i Arifan’da doğdu. 791 (M. 1389) de Kasr-i ârifan’da Rebi’ul-evvel ayının üçüncü günü olan Pazartesi günü vefat etti. Kabri oradadır.
İslam âlimlerin en meşhurlarından olup, tasavvuf’da en yüksek derecelere ulaşmıştır. Hem zamanında, hem de kendinden sonraki asırlarda onun sebebi ile pek çok insan hidayete kavuşmuştur.
Zamanın büyük evliyası olan Muhammed Bâbâ Semmâsi (k.s.), henüz o doğmadan, doğduğu yer olan kasr-i ârifan’a gelmişti.
Bu gelişinde,
-“Burada bir büyük zatın kokusu geliyor. Bu beldede büyük bir evliya yetişecek,” diyerek işaret etmiş,
Tarikatın imâmı olacak emsalsız bir zatın buradan zuhûr edeceğini talebelerine ve sevenlerine müjdelemişti.
Babası şöyle anlatmıştır;
-“Oğlum Behâeddin’nin doğmasından üç gün sonra, Hâce Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri (k.s.) bütün talabeleri ile Kasr-i ârifin’a gelmişti. Ben onu çok sever ve muhabbet beslerdim.”
Kasr-i ârifin’a teşrif edince,
-“Yeni doğmuş olan oğlum Behâeddin’i alıp huzuruna götüreyim ve himmet isteyeyim, böylece feyze kavuşur.” Dedim.
Bu niyetle Behâeddin’i kucağınma alıp, Hâce Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri (k.s.) nin huzuruna götürdüm.
Hâce Muhammed Bâbâ Semmâsi (k.s.), Behâeddin’i elimden alıp, bağrına bastı,
Ve buyurdu ki;
-“Bu yavru, benim oğlumdur. Ben bunu, ma’nevi evlatlığa kabûl ettim.”
Sonra yüzünü talebelerine çevirip, talabeleri olan Seyyid Emir Külâl (k.s.) e şöyle dedi.
-“Size, bu yerde bir büyük zatın kokusu geliyor derdim. Bu defa bu tarafa gelirken de, buraya yaklaştığımızda size demiştim ki, daha önce duyduğum koku iyice arttı. Hakikat şudur ki, size bahsettiğim mübarek zat doğmuştur. İşte o mübarek koku bu melek yavrunun kokusudur. Bu yavru, büyük bir zat olsa gerektir” buyurdu.
Böylece henüz daha üç günlük çocuk iken, zamanın en büyük evliyası ve murşid-i kamil olan Hâce Muhammed Bâbâ Semmâsi hazretleri (k.s.) nin müjdesine, himmetine ve feyzine kavuştu.
Henuz daha küçük yaşta iken, evliyalığa ait yüksek nurlar ve eserler tamiz alnında açıkça görünür, hidayet ve irşad nişanları yüksek simasından belli olurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Allah-u teâlâ’nın sevgisini kalblere nakşettiği için “Nakşibend” de denilen Muhammed bin Muhammed Behâeddin Buıhâri hazretleri (k.s.) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
