‘Ebû Said-i Hudri’ olarak etiketlenmiş yazılar

Resulullah (s.a.v.) dişleri şehid olduğu zaman kaldığı mağara (Uhud dağı)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu);

Eshâb-ı kirâmdan. İsmi Sa’d, nesebi Sa’d bin Mâlik bin Sinan bin Ubeyd bin Sa’lebe bin Elcebr bin Af bin Hâris bin Hazrec’dir. Kendisi ve babası sahabedendir. Babası Uhud gazâsında şehîd oldu. Uhud’da onüç yaşında idi. Diğer gazâlarda bulundu, 64 (m. 683) de vefât etti. Kabrinin İstanbul’da Kariyye Camiî yanında olduğu bildirilmektedir.

 Peygamberimizin (s.a.v.) hicretinden on sene önce doğdu. Peygamber efendimiz Medine’ye hicret edince annesi Hz. Enise ve babası Hz. Mâlik bin Sinan müslüman oldular. Ebû Said-i Hudrî (r.a.) müslüman anne ve babanın bulunduğu bir evde büyüdü. Bu sebeple İslâmiyeti çocukluğundan itibaren kabul etmiş, İslâm terbiyesiyle yetişmişti.

 Ebû Said-i Hudrî (r.a.) Peygamberimizin hicretinden sonra yapılan Medine’deki Mescid-i Nebevî’nin inşasında çalışmıştı. Yaşı küçük olması sebebiyle Bedir ve Uhud gazâlarına katılamadı. Bedir gazâsına babası Mâlik bin Sinan (r.a.) katıldı. Şehid olmak için ön saflarda kahramanca çarpıştı. Ebû Said-i Hudrî (r.a.) Uhud harbine katılmak için babasıyla Peygamber efendimize müracaat ettiler. Bu hadîseyi Ebû Said (r.a.) şöyle anlattı: “Uhud günü Peygamber efendimize arz olunduğum zaman onüç yaşında idim. Babam beni Resûlullahın (s.a.v.) yanına götürüp “Yâ Resûlallah! Bu yavrumun yaşı her ne kadar küçükse de iri kemiklidir. Vücudu gelişkindir. İzin verirseniz, bizimle gelsin!” dedi. Peygamber efendimiz beni yukarıdan aşağıya kadar süzdükten sonra: “Onu geri çeviriniz” buyurdular. Benim gibi yaşı küçük olanlar Medine’de kadınları ve çocukları korumakta vazifelendirildiler.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Resulullah (s.a.v.) ın mübarek dişleri sehid olunca kaldığı mağara (Medine)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 2

Babası Hz. Mâlik bin Sinan Uhud gazasında, Resûlullah efendimiz yaralanınca, mübârek yanaklarından akan kanı emmekle şereflenmiştir. Bunun üzerine Peygamberimiz, Hz. Mâlik için: “Kanım, kanına dokunan, karışan kişiye Cehennem, ateşi dokunmaz.” buyurdu. Babası Mâlik bin Sinan bu gazada şehîd oldu.

Uhud gazâsından dönüşte Peygamberimizi (s.a.v.) nasıl karşıladıklarını Ebû Said-i Hudrî (r.a.) şöyle anlatmıştır: “Annem ile birlikte Peygamber efendimizi karşılamağa, O’nun mübârek cemâlini görmeğe gittiğimizde, babamın şehîd olmakla şereflendiğini öğrenmiştik. Peygamberimize bakarken O da bizi gördü. Bana buyurdu ki: “Sen, Sa’d bin Mâlik misin?” Ben de “Evet babam, anam sana fedâ olsun Yâ Resûlallah” dedim. At üzerinde idi. yanına yaklaştım, mübârek dizlerinden öpmekle şereflendim. Bana: “Allahü teâlâ, babana ecrini versin” buyurdular.

 Babasının şehâdetiyle evin bütün yükü Hz. Ebû Said’in omuzlarına yüklendi. Evin geçimini sağlıyacak kimse olmadığı için, ailesi bir hayli sıkıntıya düştü. Annesi ile çok sabırlı olduklarından dertlerini sıkıntılarını kimseye söylemezlerdi. Aç kaldıkları zaman karınlarına taş bağlayarak, açlıklarını gidermeye çalışırlardı. Bir gün annesi dayanamamış: “Evlâdım, Resûlullah efendimiz (s.a.v.) kendisine başvuranları hiç geri çevirmiyor, onlara yiyecek birşey bulup veriyor. Sen de git, belki hakkımızda hayırlı olur” diyerek Ebû Said’i, Resûlullaha gönderdi.” O’nu, Eshâbına nasihat verirken buldu. Oturup dinlemeğe başladı.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Henek (Medine-i Münevvere)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 3

Bir ara Resûlullah efendimiz (s.a.v.), “Kim Allahü teâlâdan başka her şeyden yüz çevirir ve her şeyi Allahü teâlâdan beklerse, Allahü teâlâ onu ganî eyler, zengin kılar. Sabırdan üstün bir rızık yoktur. Eğer sabra râzı değilseniz, isteyiniz vereyim” buyurdu. Bu mübârek sözleri işiten Hz. Ebû Said-i Hudrî, Peygamber efendimizden bir şey isteyemedi. Eve gelip durumu annesine olduğu gibi anlattı. Ebû Said-i Hudrî’nin (r.a.) bu hareketinden sonra işleri yolunda gitti. Medine’nin en zenginlerinden oldular.

 Ebû Said-i Hudrî (r.a.) Beni Mustalak gazasına, sonra da Hendek gazasına katılıp, gösterdiği kahramanlıkları Peygamberimiz pek beğenmişti. Ebû Said-i Hudrî (r.a.) Hendek savaşının hafiflediği bir öğle üzeri, Resûlullah efendimizden evine kadar gitmek için izin istedi. Peygamberimiz (s.a.v.) izin verip buyurdu ki: “Yanına silahını al. Benî Kureyza yahudilerinin sana zarar vermelerinden korkarım.” buyurdu.

 Hz. Ebû Said-i Hudrî de emir gereğince silahlarını alarak evine gitti. Hanımı kapıda duruyordu. Kıskançlık gayretiyle, hanımının içeride durması gerekirken niçin dışarıda beklediğini sorunca hanımı: “Niçin bana kızıyorsun? içeriye gir de gör.” dedi. Eve girdiklerinde yatağın üzerinde kocaman siyah bir yılan yatıyor gördüler, Hz. Ebû Said-i Hudrî mızrağını çekip yılana batırdı. Sonra yılanı yataktan kaldırınca, yatak üzerinde yılanın yerinde bir gencin yatmakta olduğu görüldü. Mızrağın ucundaki yılanı bahçeye çıkarıp astılar. Yılan titreyerek öldü. îçerde yataktaki genç de can çekişerek öldü. Yılanın mı, yoksa o gencin mi önce öldüğünü tesbit edemediler. Hz. Ebû Said-i Hudrî hemen gelip, Peygamber efendimize hâdiseyi bildirdi ve “Yâ Resûlallah, onun dirilmesi için Allahü teâlâya yalvarır mısınız?” dedi. Peygamber efendimiz de: “O Medine’deki müslüman olan cinnilerdendir. Onlardan bir şey görürseniz, onlara oradan gitmesi için üç gün müsâde ediniz. Bundan sonra, size tekrar görünecek olursa, onu öldürünüz. Çûnki, o, şeytandır.” buyurdu.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Okçular tepesinden bir başka görünüş (Medine-i Münevvere)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 4

Hendek gazasında müşrikler çok şiddetli saldırıyorlardı. Hz. Ebû Said-i Hudrî bir ara Peygamberimize yaklaşarak “Yâ Resûlallah, yüreğimiz ağzımıza gelmiş bulunuyor, okuyacağımız bir duâ var mıdır?” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.), “Evet! Var. Ey Allah’ım, açık ve korkulu yerlerimizi kapa, bizi, bütün korktuklarımızdan emin eyle, diyerek duâ ediniz.” buyurdular. Hepimiz duâ ettik, yalvardık. Çok geçmeden şiddetli bir fırtına esdi, düşman karargâhını alt üst ederek düşman hezimete uğradı, dağılıp gitti.

 9 (m. 630) senesinde Alkame bin Muhrez’in (r.a.) emri altında küçük bir sefere çıktılar. Bu seferi Hz. Ebû Said-i Hudrî şöyle anlattı: “Resûlullah (s.a.v.) Alkame’yi bir sefere göndermişti. Ben de seferde bulundum. Hedefe yaklaştığımız sırada, kumandanımız askeri ikiye ayırdı. Bir kısmını Abdullah bin Huzafe’ye (r.a.) verdi. Ben de onunla birlikte idim. Abdullah bin Huzafe (r.a.) Bedir gazasına katılmış kahramanlardan olup, çok şakacı bir kimseydi. Yolda bir yerde, dinlenme molası verildi. Ateş yakıldı. Kimimiz ateşle ısınıyor, kimimiz de ateşte bazı işlerimizi görüyorduk. Bir ara Hz. Abdullah askerlere dedi ki: “Sizler bana itaat etmekle vazifelisiniz, öyle değil mi?” Onlar da: “Evet” dediler. Hz. Abdullah: “Öyleyse her dediğimi yapmalısınız,” deyince, onlar da: “Elbette yaparız” dediler. Hz. Abdullah: “Şimdi size emrediyorum. Hepiniz bu yanan ateşe giriniz” dedi. Bunun üzerine, askerlerin çoğu hemen yerlerinden kalkıp ateşe atılmaya hazırlandılar.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bab-üs-Selam kapısının görünüşü (Medine-i Münevvere)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 5

Hz. Abdullah, yerlerinden kalkan bu askerlerin emre itaatteki gayretlerini görüp çok sevindi ve buyurdu ki: “Durunuz! Ben sizin itaatinizi denemek için böyle söyledim,” dedi. Bu seferden dönüşte, bu ateş hadîsesini Peygamber efendimize anlattık.

 Buyurdular ki: “Size bir günahı emredene itaat etmeyiniz.” Hz. Ebû Said-i Hudrî, 30 kişilik bir seriyye kumandanlığına getirildi. Bu seriyye Medine’den hareket etti. Yolda müslüman olmayan bir Bedevî grubuna rastladılar ve onlara misafir olmak istedilerse de kabul etmediler. Müslümanlar orada istirahat ederlerken bu Bedevîlerin reislerini bir akrep soktu. Oradakiler reislerini kurtarmak için bir çok çarelere baş vurdularsa da şifa hasıl olmadı. Bedevîlerden bazıları: “Şu karşıda istirahat eden kafileye gidip, akrep sokmasına karşı yapılacak tedaviyi soralım. Belki bilen vardır” dediler. Birkaç kimse Eshâb-ı kirâma (r.anhüm) gelip: “Ey insanlar! Reisimizi biraz önce akrep soktu. Bildiğimiz çarelere başvurduk, fakat şifa hasıl olmadı, içinizde bu işi bilen var mı?” dediler.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mescid-i Nebevvi (s.a.v.) Babüs-Selam kapısının görünüşü

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 6

 Ebû Said-i Hudrî (r.a.); “Evet ben bu işi halledebilirim. Fakat önce siz bizim talebimizi red ettiniz, bizi misafir kabul etmediniz. Buna karşılık olarak sizden bir sürü koyun alırız” dedi. Reisin yanına vardılar. Ebû Said-i Hudrî (r.a.), reisin yarasına yedi defa Fatiha sûresini okudu. Okuma biter bitmez, reis hemen ayağa kalkıp ileri-geri yürümeğe başladı. Artık üzerinde hiçbir hastalık eseri kalmadı. Bedevîler, Eshâb-ı kirâma (r.anhüm) anlaştıkları sürüyü verdiler. Sonra da bu sürüyü aramızda paylaşalım diyen Eshâba (r.anhüm), Hz. Ebû Said-i Hudrî: “Hayır! Peygamber efendimize bu hadîseyi anlatırız, koyunları da kendilerine arz ederiz. Nasıl emir buyururlarsa öyle hareket ederiz” dedi. Sefer dönüşünde, bu hadîseyi anlattılar. Peygamberimiz (s.a.v.): “Fatihanın bu kadar tesirli bir duâ olduğunu sana kim öğretti?” buyurarak taltif ettiler. Sonra iyi hareket ettiklerini açıkladılar.

 Hz. Ebû Said-i Hudrî bu gazalardan başka Hudeybiye, Hayber, Mekke, Huneyn, Tebük gazalarına da iştirak etti. Peygamberimizle birlikte 12 gazaya katılmakla şereflendiği açıklanmıştı.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mescid-i Nebevvi (s.a.v.) uvlusu (Medine-i Münevvere)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 7

Peygamber efendimizin âhirete irtihâlinden sonra Ebû Said-i Hudrî (r.a.), Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman’ın halifelikleri zamanlarında Medine’de fetva ile meşgul oldu. 36 (m. 656) senesi Hz. Ali’nin zamanında her türlü fitneden uzak olmaya çalıştıysa da bozuk fırkalardan Haricîlerle yapılan Nehrevan harbine katıldı. Bu savaştan sonra Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) ile beraber olduğu günlerdeki bir hadîseyi hatırladı. Bir gün, Peygamberimiz (s.a.v.) Eshâbına (r.a.) bir şeyler taksim ediyorlardı. Bir adam gelip: “Yâ Resûlallah! Adalet üzere hareket et” dedi. Peygamber efendimiz de: “Ben adalet etmezsem, kim eder?” buyurdu. Bu hadîse esnasında Hz. Ömer de orada idi. Bu adama çok kızdı ve Resûlullaha (s.a.v.) dönerek “Yâ Resûlallah! Müsâde buyurursanız, şu adamın kellesini uçurayım” dedi. Resûl-i ekrem (s.a.v.) ona dönerek “Hayır, bırak. Onun bir takım arkadaşları olacak ki, onlar sizin namazlarınızı, oruçlarınızı beğenmiyecek. Fakat onlar, bir ok, yayından nasıl çıkarsa, dinden öyle çıkacaklardır. Bunların içinde öyle bir adam bulunacak ki, memelerinden biri kadın memesi gibidir. Bunlar, insanlar fetret devrinde iken zuhur edeceklerdir (meydana çıkacaklardır).” buyurdukları sırada, “İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, sen zekâtı dağıtırken seni kaşla gözle muaheze ederler” âyet-i kerîmesi nâzil oldu. Hz. Ebû Said-i Hudrî, “Ben, Peygamberimizin işaret buyurduğu bu adamı, Hz. Ali’nin (r.a.) öldürdüğünü gördüm. Bu adam aynen Peygamberimizin tarif ettiği gibiydi.” buyurdu.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mescid-i Nebevvi avlusu (Bab-üs Selam kapısı)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 8

 Bir rivâyete göre; Hz. Ebû Said-i Hudrî, İstanbul’un fethi için gelen asker arasında idi. Düşmanlarla çarpışırken Edirnekapı civarında şehîd oldu. Kabrini, Fatih Sultan Mehmed Han’ın hocası Akşemseddin hazretleri keşfetti. Kabri, eskiden kilise olup, camiye çevrilen Kariye Camiinin bahçesindedir. Bir rivâyete göre de; 74 (m. 693) senesinde bir Cuma günü vefât etti. Medine’de Baki kabristanına defn edildi.

 Hz. Ebû Said-i Hudrî hadîs-i şerîf ve fıkıh ilimlerinde çok üstün derecelere sahipti. 1170 adet hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Hz. Ebû Said-i Hudrî ders verirken çevresinde büyük bir kalabalık hasıl olur, sorulan bütün suallere cevap verirdi. Talebelerinden Kuz’a şöyle anlattı: “Hocamın huzuruna gitmiştim. Çok kalabalıktı, herkesin dağılmasını bekledim. Sonra huzuruna yaklaştım. Peygamber efendimiz nasıl namaz kılardı diye sordum. Buyurdular ki: “Resûlullah (s.a.v.) öğle namazına durdukları zaman birimiz kalkar evine gelir, abdestini tazeledikten sonra mescide döner, Peygamber efendimizi daha birinci rek’atte bulurdu.”

 Hak ve hakikati müdafaa etmek hakkında duymuş olduğu bir hadîs-i şerîfi hemen her yerde rivâyet ederdi. Fakat, “Hak ve hakikate hizmette kusur ederim” endişesiyle ağlardı. Rivâyet ettiği, herkes tarafından tanınmış olan bir hadîs-i şerîfde Peygamberimiz buyurdular ki: “İçinizden biri, bir münkeri (yasak edileni) görürse ve ona eliyle mani olabilirse, hemen ona mani olsun. Eliyle mani olamazsa diliyle, dili ile de mani olamazsa onu kalbiyle yapsın. Bu da imânın en zayıfıdır.”

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bab-üs Selam kapısı (Mescid-i Nebevvi)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 9

Hz. Ebû Said-i Hudrî, doğru bildiği bir hususu söylemekten çekinmezdi. Çok cesur, fedâkâr ve sabırlı bir zât idi. Temiz ve sade bir yaşayışı vardı. Böyle olmayı severdi. Muhtaç olanlara yardım eder, onları evine alıp terbiye ederdi.

 Buyurdular ki: “Hz. Peygamberimize bir kimse geldi. (Kardeşim ishal oldu. Ne yapayım) diye sordu. Peygamber efendimiz “Bal şerbeti içir” buyurdu. Soran kimse gidip, kardeşine bal şerbeti içirdi. Ertesi gün geri gelip, kardeşine bal şerbeti içirdiğini ama ishalinin arttığını söyledi. Resûlullah efendimiz yine “Git ve ona bal şerbeti içir” buyurdu. O kimse gitti ve ertesi gün tekrar gelip, kardeşine bal şerbeti içirdigini ve ishalinin daha da arttığını söyleyince bu defa Peygamber efendimiz: “Allahü teâlânın kelâmında yanlışlık olamaz. Kusur kardeşinin karnındadır. Git ve ona bal serveti içir,” buyurdu. O kimse bu defa da bal şerbetini içirince kardeşi iyi oldu.”

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bab-üs-Selam kapısı (Mescid-i Nebevvi)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 10

Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:

 “Yatağına girdiğinde üç kerre (Estağfirullah’el azîm, ellezi lâ ilâhe illâ hüvel hayyel kayyûm ve etûbü, ileyhi) diyen kimsenin günahları deniz köpükleri veya Temim diyarının kumları veya ağaç yapraklarının sayısı veya dünyânın günleri kadar çok olsa da, Allahü teâlâ onun günahlarını bağışlar.”

 “İnsanların yaptıklarını yazan meleklerden başka melekler de vardır. Yollarda, sokak başlarında dolaşırlar. Allahü teâlâyı zikredenleri ararlar. Zikredenleri bulunca, birbirlerine seslenirler: “Buraya geliniz, buraya geliniz derler.” Kanadları ile, onları sararlar. O kadar çokdurlar ki, göke varırlar. Kullarının her işini bilici olan Allahü teâlâ, meleklere sorarak: (Kullarımı nasıl buldunuz?) (buyurur. (Yâ Rabbî! Sana hamd ve sena ediyorlar ve senin büyüklüğünü söylüyorlar) derler. (Onlar beni gördüler mi?) buyurur. (Hayır görmediler) derler. (Görselerdi nasıl olurlardı?) buyurur. (Daha çok hamd ederlerdi ve daha çok tesbih ederlerdi ve daha çok tekbir söylerlerdi) derler. (Onlar benden ne istiyorlar?) buyurur. (Yâ Rabbî! Cennetini istiyorlar) derler. (Onlar Cenneti gördüler mi?) buyurur. (Görmediler) derler. (Görselerdi nasıl olurlardı?) buyurur. (Daha çok yalvarırlardı, daha çok isterlerdi. Yâ Rabbî! Bu kulların Cehennemden korkuyorlar. Sana sığınıyorlar) derler. Allahü teâlâ; (Onlar Cehennemi gördüler mi?) buyurur. (Hayır görmediler) derler.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu