‘Hayat-üs Sahabe’ olarak etiketlenmiş yazılar

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın doğduğu ev Mekke-i Mükerreme

Peygamber efendimiz (s.a.v.) doğduğu ev gece görünüşü (Mekke-i Mükerreme)

Bilâli Habeşi (Radiyallah-u anh)- 11

Bilâl-i Habeşî bir gün Mescid-i Nebîde iken büyük bir neş’e ile coşuyor, yerinde duramıyordu. Hz. Ömer bu halini görüp ne yapıyorsun Yâ Bilâl, Mescidde böyle yapılır mı? dedi. Bu sırada Peygamberimiz de (s.a.v.) Mescidde oturuyordu. Bilâl-i Habeşî Resûlullaha (s.a.v.) soralım Yâ Ömer, dedi. İkisi birlikte Peygamberimizin (s.a.v.) yanına varıp oturdular. Durumu arz ettikten sonra Peygamberimiz Bilâl-i Habeşî’ye bu halinin sebebini sordu. Bilâl-i Habeşî nasıl sevinip, neşelenmeyeyim Yâ Resûlallah (s.a.v.) Allahü teâlâ bana hidâyet nasib etti. Halbuki Kureyşin ileri gelenlerinden niceleri inadları sebebiyle bu hidâyetten ve ebedî se’âdetten mahrum kaldılar. Onlara da hidâyet nasib olmadı, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz ona dokunulmamasını ve sevinip neşelenmesinde serbest olduğunu tasdik buyurdu.

Bilâl-i Habeşî Peygamber efendimize (s.a.v.) müezzin olduktan sonra, öyle güzel ezan okuyordu ki, işiten her insan dinliyordu. Bu durum müslüman olmayanları kahrediyor, müslümanları ise çok sevindiriyordu. Medine’deki zengin Yahudilerden biri Bilâl-i Habeşî ne zaman ezan okusa durup dinlerdi. Dinlememek için kendini zorlar fakat kendini alamazdı. Dinledikçe de kahrolurdu. Buna engel olmak için çareler arardı. Bir gün Bilâl-i Habeşî’nin son derece maddî sıkıntı içinde olduğunu görerek sana istediğin kadar borç vereyim dedi. Bilâl-i Habeşî de kabul etti. Yahudi borç parayı verirken de eğer bunu ödeyemezsen seni borca karşılık köle olarak tutarım dedi. Aradan bir müddet geçmişti.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Bilâli Habeşi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Revda-i Şerif (Ba’b-ül Baki’ kapısı)

Bilâli Habeşi (Radiyallah-u anh)- 12

Bilâl-i Habeşî Yahudinin borcunu ödemek için ne kadar uğraştı ise de ödeyecek parayı bir türlü temin edememişti. Bir gün Yahudi gelip eğer bir ay sonra borcunu ödeyemezsen kölem olacaksın dedi. Yahudinin verdiği müddetin dolmasına çok az bir zaman kalmıştı. Yahudi borcunu ödeyemediğini görerek, onu köle yapacağım deyip kendi kendine seviniyordu. Bilâl-i Habeşî’yi de gördükçe unutma ödeyemezsen kölem olacaksın diyordu. Zamanın bitmesine dört gün kalmıştı ve Yahudi yine gelmişti. Bilâl-i Habeşî çaresizlik içinde Peygamberimize (s.a.v.) gidip, durumu arz etti. Peygamberimiz başını eğip, biraz düşündü ve bir şey buyurmadı. Bilâl-i Habeşî bir müddet sonra kalkıp evine gitti. O gece uyuyamam. Kölelik bana geri mi dönecek, artık ezan okuyamayacak mıyım diye derin derin düşünüyordu. Bu düşüncelere daldığı arada kapısı çalındı. Heyecanla koşup, kapıyı açtı. Gelen kimse, seni Resûlullah (s.a.v.) çağırıyor dedi. Hemen toparlanıp, Resûlullah’ın huzuruna koştu. Yanına varınca edeble beklemeye başladı. Peygamberimiz (s.a.v.) “Yâ Bilâl ticâretten dönen bir kervan var, kervana git onların arasında üzerindeki yükleriyle birlikte bana hediye edilmiş olan üç deve var, onları al senin olsun. Borcunu öde!” buyurdu. Bilâl-i Habeşî hemen gidip onları teslim aldı. Yükleri indirdi. Develere yem verip, sabah ezanını okumak üzere mescide gitti. Yine o tatlı sesiyle ezanı okudu. Namazı kıldıktan sonra da dışarı çıkıp, bende borcu olan gelsin alsın diye bağırdı. Yahudi gelince o mallardan bütün borcunu ödedi. Yahudi şaşkın şaşkın dönüp gitti. O yine hoş sesiyle ezan okuyarak Medine semalarını çınlatmaya devam etti.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Bilâli Habeşi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Revda-i Şerif -Sallallahu aleyhi ve sellem-(Ba’b-ül Baki’ kapısı)

Bilâli Habeşi (Radiyallah-u anh)- 13

Hz. Bilâl-i Habeşî bizzat Peygamberimizden, (s.a.v.) işiterek hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Rivâyet ettiği bu hadîs-i şerîflerden 44 tanesi Sahih-i Buhârî’de ve Sahih-i Müslim’de ve dört Sünen kitabında yer almıştır. Eshâb-ı kirâmdan Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah İbn-i Mes’ûd, İbn-i Amr, Üsâme bin Zeyd, Ka’b bin Ucre, Câbir bin Abdullah, Bera bin Âzib (r.anhüm) ve diğer eshâb, ayrıca tabiînin büyük hadîs âlimleri Bilâl-i Habeşî’den hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.

 Hz. Bilâl-i Habeşî’nin Peygamber efendimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bir kısmı şunlardır.

 “Ezan ve gözümün nuru olan namaz ile bizi ferahlandır Yâ Bilâl”

 “Cennette Bilâli gördüm. (O’na cennete ne ile girdin!) diye sordum. Sebebini bilemiyorum, ancak her abdest tazeledikçe iki rekât namaz kılardım diye cevap verdi”

 “Gece kıyamına (ibadetine) devam edin; zira bu, sizden önceki sâlihlerin ibadetidir. Çünkü, gece ibadeti, Allah’a yakınlık ve günahlara keffaret olup, insanın bedenini hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.” 

KAYNAKLAR

1) Tehzîb-ül-esmâ vel’luga cild-1, sh-136

2) El-A’lâm cild-2, sh-73

3) Tehzîb-üt-tehzîb cild-1, eh.-502

4) Hilyet-ül-evliyâ cild-1, sh-147

5) El-İsâbe cild-1, sh-165

6) El-İstiâb (el-İsâbe kenarından) cild-1, sh-141

7) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-2, sh-232

8) El-Menhel-ül-azb-ül-mevrud cild-2, sh-117

9) Sîret-i İbn-i Hişâm sh-204, 347, 414, 448

10) Ensâb-ül-eşrâf cild-2, sh-455

11) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-991

  Cild 1

Sh;235-240

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Bilâli Habeşi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Dünyanın en uzun ikinci surlar (Diyarbakır)

Abdullah bin Zeyd (Radiyallah-u anhu);

Ezân-ı Muhammediyye’nin okunuşunu rüyasında görüp haber vermesinden dolayı “Sâhibü’l-ezân” adı ile meşhûr olan sahâbî. Adı, Abdullah bin Zeyd bin Abd-i Rabbih bin Sa’lebe bin Zeyd bin Hâris bin Hazrec el-Ensârî’dir. Ebû Muhammed el-Medenî adı ile künyelenmiştir. Medîneli müslümanların Hazrec koluna mensûbtur. Akabe bî’atinde bulunarak Resûlullah’a (s.a.v.) îmân edip müslüman olmakla şereflenmiştir. Hicretin ikinci yılında (m. 624) yapılan Bedir muharebesine iştirak etmiş ve diğer bütün harplere katılarak, büyük kahramanlıklar göstermiştir. Mekke’nin fethinde müslümanlar Mekke’ye girdikleri zaman, Hazrec kabilesinin Hârisoğulları kolunun bayrağını Hz. Abdullah bin Zeyd taşıyordu.

 Hicretin dokuzuncu (m. 631) senesinde, Resûlullah (s.a.v.) ile beraber Veda Haccı’nda bulundu. Bu hac esnasında elinde bulunan bütün mallarını, hayvanlarını, fakirlere sadaka olarak dağıttı. Kendisine sadece bir kısrak alıkoymuştu. Cömertliği o kadar çoktu ki, kendisi, sıkıntı ve zaruret içinde yaşamayı tercih eder, mallarını Allah yolunda harcardı. Hz. Abdullah’ın arazisi pek azdı. Orada hayvanlarını besliyordu. Fakat çok kerre, beslediği hayvanlarını da fakirlere dağıtır, sadaka verirdi.

 Hz. Abdullah bin Zeyd’in Muhammed adında bir oğlu olup, Peygamberimiz zamanında doğdu. Kendisinin, Uhud harbinde şehîd olduğunu bildiren raviler var ise de, bu haber kat’î değildir. O, hicretin 22 nci (m. 644) yılında 64 yaşında iken vefât etti. Cenaze namazını halife Hz. Osman kıldırdı.

Hz. Abdullah bin Zeyd, Resûlullah (s.a.v.) efendimizden “Ezan” ile ilgili hadîs-i şerîfi rivâyet etmekle meşhûrdur. İmâm-ı Buhârî ve İmam-ı Tirmizî’ye göre kendisinden yalnız bir ezan hadîs-i şerîfi rivâyet edilmiştir. Fakat hadîs imamı İbn-i Hacer-i Askalanî, 6 veya 7 hadîs-i şerîfin kendisinden rivâyet edildiğini bildirmiştir. Ezan ile ilgili hadîs-i şerîf hakkında bildirilen rivâyetler değişik olmakla beraber hepsinde bildirilen hüküm aynı olmuştur.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Zeyd (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Revda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Abdullah bin Zeyd (Radiyallah-u anhu)- 2

Ezan okumak, hicretin birinci senesinde (m. 623) Medine’de başladı. Bundan önce, namaz vakitlerinde yalnız (Essalâtü Cami’a) denilirdi. Hicretin birinci senesinde, Resûlullah (s.a.v.), Eshâb-ı kirâma sordu. Kimisi, namaz vakitlerini bildirmek için, Nasârâ gibi Nâkûs, yani çan çalalım dedi. Kimisi, Yahudiler gibi boru çalınsın dedi. Kimisi de namaz vakti ateş yakıp yukarı kaldıralım dedi. Resûlullah, bunları kabul etmedi.

 Abdullah bin Zeyd bin Sa’lebe (r.a.) ve Hz. Ömer rüyada ezan okunmasını gördüler. Abdullah bin Zeyd (r.a.) Resûlullah’a (s.a.v.) gelip rüyasını anlattı:

 Yeşil bir şal ve peştamal bağlamış, eline çan almış bir kişi gördüm. Ona sordum: “Elindeki çanı satar mısın?” “Ne yapacaksın?” dedi. Namaz vakitlerini bildirmek için çalacağım” deyince o zat dedi. ki “Ben sana daha hayırlısını tarifedeyim.”

 Kıbleye karşı durdu ve yüksek sesle “Ezân”ın mübârek kelimelerini okudu. Biraz durduktan sonra, aynı kelimeleri tekrar ederek sonuna doğru “Kad Kâmetis salâtü” cümlesini ilâve etti”

 Bunun üzerine, Resûlullah efendimiz buyurdular ki: “Rüya haktır. O kelimeleri Bilâl’e öğret okusun!”

 Hz. Bilâl de, mescid-i şerîfin yakınında bulunan yüksek bir dama çıkarak, ilk ezanı öğretilen kelimelerle okudu.

 Hz. Ömer, ezan sesini işitince koşa koşa Resûlullah efendimizin huzuruna geldi. Hz. Bilâl’ın söylediği kelimeleri aynen rüyasında gördüğünü arz etti. O gece, Eshâb-ı kirâmdan bir kısmı da aynı rüyayı görmüşlerdi. İşte bu sırada Cuma sûresi 9.ncu Âyet-i kerîmesi nazil olmuş, böylece ezan, vahiy ile de bildirilmiş oldu. İşte o günden itibaren, her namaz vakti ezan okunması sünnet oldu.

 Buyurdular ki: “Dünyada olup ta âhıret hayatı yaşıyan insan se’âdet içindedir. Bir insan yaşadığı müddetçe Allahı hatırından çıkarmayıp, O’na hep yalvarırsa ahirette merhametine sebeb olur. Böylece âhıret hayatı yaşamış olur.”

KAYNAKLAR

 1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1, sh-247

 2) El-İsâbe cild-2, sh-312

 3) El-İstiâb cild-2, sh-311

 4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4, sh-43

 5) Sünen-i Dârimî cild-1, sh-268

6) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5, sh-223

 7) Nasb-ür-râye cild-1, sh-266 vd.

 8) Medâric-ün-nübüvve cild-2, sh-99

 9) Sahîh-i Buhârî cild-1, sh-150

 10) Sahîh-i Müslim cild-2, sh-3

 11) Sünen-i Ebû Dâvud cild-1, sh-116

 12) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-173   

CİLD. 1

SH; 214-215

 

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Zeyd (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Magammes vadisi

Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu);

İkinci Akabe bîatında müslüman olmakla şereflenen Eshâb-ı kirâmdan. Medineli olup Hazrec kabilesine mensûbtu. İsmi Abbas, nesebi; Ubade bin Nadle bin Mâlik bin Aclan bin Zeyd bin Ganem bin Sâlim bin Avf bin Amr bin Avf bin Hazrec’dir. Doğum tarihi ve kaç yaşında vefât ettiği bilinmeyen Abbas bin Ubâde (r.a.) Uhud gazasında şehîd olmuştur. Peygamber efendimizin sevgisini kazanmakla şereflenmiş, cesur ve kahramanlığıyla meşhûr olmuştur.

 Medine’den, Peygamber efendimizin Peygamberliğini duyunca müslüman olmak için koşarak gelen ilk 12 kişiden biri olmakla şereflendi. Birinci Akabe bîatında müslüman olan altı Medineli, ikinci sene yanlarına altı arkadaş daha alıp, oniki kişi olarak Mekke’ye geldiler. O zamanlar, Mekke’de müslüman olanlara müşrikler, (puta tapanlar) çok eza ve cefâ ediyorlardı. Peygamber efendimizi devamlı takip ediyorlar, kim O’nunla konuşursa, O’na işkence yapmak için fırsat kolluyorlardı. Bunu öğrenen Medineliler, Peygamberimizle gece Akabe’de görüşmek üzere söz aldılar. Gece olunca buluştular ve aralarında anlaştılar. Hz. Abbas bin Ubâde, Peygamber efendimizle yapılan anlaşmayı pekiştirmek için arkadaşlarına “Ey Hazrecliler! Peygamber efendimizi niçin kabul ettiğinizi biliyor musunuz?” deyince onlar da: “Evet”‘ cevabını verdiler.

 »

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mina’da cemerat köprüsü (Akaba şaytan’ın taşlaması)

Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu)- 2

Bunun üzerine “Siz Onu, hem sulh, hem de savaş zamanları için kabul edip O’na tâbi oluyorsunuz. Eğer, mallarınıza bir zarar gelince, akraba ve yakınlarınız helâk olunca Peygamberimizi yalnız ve yardımsız bırakacaksanız, bunu şimdiden yapınız. Vallahi, eğer böyle birşey yaparsanız dünyâda ve ahirette helâk olursunuz. Eğer da’vet ettiği şeyde, mallarınızın gitmesine ve yakın akrabalarınızın öldürülmesine rağmen Peygamberimize vefâ etmeyi aklınız kesiyorsa, O’nu tutunuz. Vallahi bu, dünyânız ve ahiretiniz için hayırdır” deyince arkadaşları da: “Biz Peygamberimizi, mallarımız ziyan olsa da, yakınlarımız öldürülse de yine tutarız. Ondan hiçbir zaman ayrılmayız. Ölmek var, dönmek yok.” dediler. Sonra Peygamber efendimize dönerek “Yâ Resûlallah, biz bu ahdimizi yerine getirirsek bize ne vardır?” diye sual ettiler. Hz. Peygamberimiz ise; “Cennet” buyurdular. Bundan sonra sıra ile müsâfeha ederek bîat ettiler (Müslüman olarak itaat ettiler).

 Peygamberimiz (s.a.v.) şu hususlarda bizden söz aldı. “Allahü teâlâ’ya hiç buseyi ortak tutmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarımızı öldürmemek, yalan söylememek, iftira etmemek, hayırlı işlere muhalefet etmemek …” Biz de hepsini kabul etti.

Medinelilerin Peygamber efendimize bîat ettiği sırada Akabe tepesinden bir ses: “Ey Mina’da konaklayanlar! Peygamber ile müslüman olan Medineliler sizlerle savaşmak üzere anlaştılar” diye bağırdı. Peygamberimiz, bu ses için: “Bu Akabe’nin Şeytanıdır” dedikten sonra, seslenene de “Ey Allahü teâlânın düşmanı! İşimi bitirince senin hakkından gelirim.” buyurdular.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kâ’be-i Muazzama ve çevresi

Hazret-i Abbas bin Ubâde (r.a.)- 3

Biat eden Medinelilere de “Siz hemen konak yerlerinize dönün” buyurdu. Hz. Abbas bin Ubâde: “Yâ Resûlallah, yemin ederim ki, istediğin takdirde, yarın sabah, Mina’da bulunan kâfirlerin üzerine kılıçlarımızla eğilir, onların hepsini kılıçtan geçiririz” dedi. Peygamber efendimiz memnun oldular, fakat “Bize, henüz bu şekilde hareket etmemiz emrolunmadı. Şimdilik siz yerlerinize dönünüz” buyurdu. Abbas bin Ubâde (r.a.) Akabe’de bîat ettikten sonra Peygamberimizden (s.a.v.) ayrılmamış, Mekke’de kalmıştır. Peygamberimize Hicret izni gelince O da Medine’ye hicret etmiştir. Bu sebeple kendisine “Ensârın Muhaciri” denilmiştir. Peygamber efendimiz (s.a.v.) Mekkeden Hz. Ebû Bekir(r.a.) ile Medineye hareket ettiler. Binbir meşakkat ile Medine yakınlarında Kuba’ya geldiler. Kuba’da Cuma namazını kıldıktan sonra Kusva ismindeki devesine binerek Medine’ye doğru yola çıktılar. Devenin yularını başına dolayarak serbest bıraktılar. Peygamberimiz önde, Hz. Ebû Bekir arkasında ve dedesi Hz. Abdülmuttalib’in dayısı Neccâroğullarının yiğitleri de çevresinde olduğu halde Medine’ye girdiler. Bütün Medine halkı, karşılamaya çıktılar. Medineliler Peygamberimizin (s.a.v.) mübârek yüzünü görebilmek heyecanıyla, yolları kaplamış ve bayram sevinci yaşıyorlardı. Peygamberimiz de çok sevinçliydi. Kadınlar ve çocuklar hep bir ağızdan:

 “Bizim üzerimize Veda yokuşundan bir ay doğdu. Allaha her duâ’da şükretmek bize vâcib oldu”, diyerek kasideler söylüyorlardı. Medine halkı, Peygamberimize görülmemiş bir tezahüratta bulunuyor, herkes: “Bize buyurun, Yâ Resûlallah diyerek evlerine davet ediyorlardı.” Kusvâ adındaki develeri sağa sola baka baka ilerlerken, Abbas bin Ubâde hazretleri ve Sâlim bin Avfoğulları Kusvâ’ın önüne gerilerek: “Yâ Resûlallah! Bizim yanımızda kal! Sayıca çokluk, mal ve silahça hazırlık, düşmanlarına karşı seni koruyup savunacak kuvvet ve kudret bizde var.” dediler. Peygamberimiz (s.a.v.) onlara gülümsediler “Allahü teâlâ, onları size hayırlı ve mübârek kılsın! Devenin yolunu açınız! Nereye çökeceği Ona bildirilmiştir” buyurdular.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Uhud şehidliği ve uhud dağı

Hazret-i Abbas bin Ubâde (r.a.)- 4

Peygamber efendimiz, Mekke’den gelen Muhacirlerle, Medineli müslümanları birbirlerine kardeş yaptılar. Hz. Abbas bin Ubâde’yi de Hz. Osman bin Maz’ûn ile din kardeşi yaptılar.

 Abbas bin Ubâde hazretleri, Uhud gazasında Hz. Peygamberimizin mübârek dişinin şehîd olduğunu ve Eshâb-ı kirâmın (r.anhüm) dağılmakta olduğunu görünce yanına Hz. Hazrec ile Hz. Evs’i alarak dağılan Eshâb-ı kirâma şöyle bağırdı: “Ey kardeşlerim! Bu uğradığımız musîbet, Peygamberimize karşı isyanımızın neticesidir. Dağılmayınız! Peygamberimizin etrafına geliniz! Eğer bizler, koruyucuların yanında yer almaz da, Resûlullaha bir zarar gelmesine sebep olursak artık Rabbimizin katında bizim için ileri sürülecek bir mazeret bulunmaz!” diyerek iki arkadaşıyla ileri atıldılar. “Allah Allah” nidalarıyla önlerine gelenle döğüşmeye başladılar. Peygamber efendimizin uğrunda, O’nu korumak için şehîd oluncaya kadar kahramanca çarpıştılar. Akşam üzeri onu, kanlar içinde şehîd olmuş buldular.

 Peygamberimiz (s.a.v.) Uhud’da şehîd olan Eshâb-ı kirâm için “Vallahi, Eshâbımla birlikte ben de şehîd olup Uhud dağının bağrında gecelemeyi ne kadar isterdim.” “Ben, bunların, Allahü teâlânın yolunda hakîki şehîd olduklarına kıyâmet gününde şahidlik edeceğim” buyurdular.

KAYNAKLAR

1) Kâmûs-ul-A’lâm cild-4, sh-3060

2) El-İstiâb cild-3, sh-100

3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1, sh-220, 223, cild-2, sh-43, cild-3, sh-551           

CİLD 1

Sh;181-182

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in doğduğu ev

Osman bin Maz’ûn (Radiyallah-u anhu);

İlk Müslümanlardan. Künyesi, Ebû Sâib’dir. Doğum tarihi bilinmemektedir. Vefatında ihtilaf vardır. Hicretin ikinci yılında vefât ettiği de rivâyet edilir. Babası Maz’ûn bin Habîb, annesi Sahile binti el-Anbes’dir. Zevcesi Havle binti Hakim’dir. Abdurrahman ve Sâib isimlerinde iki oğlu vardır.

 Osman bin Maz’ûn (r.a.) temiz bir yaratılışa sahipti. İslâmdan önce de düzenli ve ağırbaşlı bir yaşayışı vardı. Müslüman olmadan önce hiç içki içmemiş “Aklı giderip, benden aşağıdakileri bana güldüren bir şeyi içmem” demiştir. Böyle bir insanın her türlü kemâli, iyiliği ve güzelliği emreden İslâmiyeti kabul etmemesi düşünülemezdi. İslâmın ilk günleriydi. Daha gizlilik devriydi. Resûlullah (s.a.v.) henüz Erkam’ın evine teşrif buyurup, orada İslâma davete başlamamışlardı. Bir gün, Osman bin Maz’ûn, Ubeyde bin Hâris, Abdurrahman bin Avf, Ebû Seleme bin Abd-il-Esed Ebû Ubeyde bin el-Cerrah (r.anhüm) Peygamber efendimizin (s.a.v.) yanına gittiler. Resûlullah (s.a.v.) onlara İslâm’ın ne olduğunu anlatınca, hepsi orada müslüman oldular.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Osman bin Maz’ûn (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu