‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar

Çağ-Çağ barajı (İlkbahar mevsimi) Nusaybin

Abdullah bin Amr bin Âs (Radiyallah-u Anhu)- 6

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) O’na;

-“Ey Abdullah! Her gün Oruç tuttuğunu, bütün gece namaz kıldığın bana haber verilmedi mi sanırsın!” buyurdu.

O’da;

-“Evet Ya Resulullah! Öyledir.” Dedi.

Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem);

-“Böyle yapma! Bazı günlerde oruç tut, bazı günlerde iftar et, oruç tutma! Gecenin bir kısmında uyu, bir kısmında da namaz kıl! Çünkü şu bedeninin senin üzerinde hakkı vardır; gözünün de bir hakkı vardır, hanımının bir hakkı vardır, komşunun da bir hakkı vardır. Binâenaleyh, bu hakların hepsini yerine getirerek, her ayda üç gün oruç tutmak sana kafidir. Her yapılan iyiliğe ve hayır ve ibadete karşılık olarak on misli sevap ve mükafat verileceğine göre, her ayın üç gün orucu, bütün sene orucu demektir.” Buyurdu.

Hazret-i Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.);

-“Ya Resulallah! Ben bundan daha fazla ibadet etmek için kendimde kuvvet buluyorum.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Öğle ise Davud Aleyhisselam’ın orucu gibi oruç tut , fazla tutma!” buyurdu.

İbn-i Amr bin Âs (r.a.);

-“Davud Aleyhisselamın orucu ne kadardır?” diye sordu.

Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki;

-“En makbul oruç, Kardeşim Davud Aleyhisselam’ın orucudur. Bir gün yer, bir gün oruç tutardı.”

Bu konuda birkaç rivayet bildirilmektedir.

Allah-u teâlâ’ya yemin ederek adak verdiği için ömrünün sonuna kadar böyle ibadet yapmıştır.

Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.) ihtiyarlayıp da, eskisi gibi ibadet yapmaya vucudunda kudret kalmayınca;

-“Keşke, Resulullah (s.a.v.) ın bahşettiği müsaade’yi kabul etmiş olsaydım,” Demiştir.

Resul-i Ekrem efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) evlilik hayatında hanımına karşı vazifelerini eksiksiz yerine getirmesini emretti. Hazret-i Abdullah (r.a.) da, yaşadığı müdeetçe, Resul-i Ekrem (s.a.v.) in emrine uygun haraket etmiştir.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Amr bin Âs (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ Barajı (İlkbahar mevsimi) Nusaybin

Abdullah bin Amr bin Âs (Radiyallah-u Anhu)- 7

Hazret-i Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.) ın hikmetli sözleri çoktur;

Buyurdular ki;

-“Bir kadının varlıklı zamanında kocasının yüzüne gülmesi, fakat yokluğu zamanında ona hiyanette bulunması, cehennemlik olduğunun alametidir.”

Kendisine;

-“Ölünce mü’minlerin ruhları nerededir?” diye sorulduğunda,

Buyurdu ki;

-“Arşın gölgesinde, beyaz kuşların kursağında asılıdır. Kafirlerin ruhları da yedi kat yer’in dibindedir.”

Bir gün kendisine;

-“Şerrin en fenası ve hayrın en iyisi hangisidir?” dediler.

Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.) buyurdular ki;

-“Hayrın en iyisi doğru söz, kötülüğü düşünmeyen kalb ve itaat eden hanımdır. Şerlerin de en fenası yalan söz, Fena kalb ve itaat etmeyen hanımdır.”

Hazret-i Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.), Resulullah (s.a.v.) ın mübarek ağızlarından işiterek topladığı hadis-i şerif mecmuasına, son derece titizlik gösterirdi.

İmâm-i Mücahid (r.a.) diyor ki;

-“Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.) ın elinde bulunan kitaplarından herhangi birine bakmak istesek, Mani olmazdı. Fakat bu Hadis-i şerif mecmualarından birini okumak istediğimiz zaman, O’na son derece itina gösterir.”

Ve bize;

-“Ben, bunu Bizzat Resul-i Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) mübarek ağzından işiterek topladım. O’nu bütün dünyaya değişmem.”Derdi.

Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.) ın rivayet ettiği hadis-i Şerif’lerin sayısı 700 civarındadır. Bunlardan 17 tanesi, Sahih-i Buhari (r.a.) ve Sahih-i Müslim (r.a.) de müşterek olarak nakledilmektedir.

Ayrıca İmâm-i Buhari (r.a.) bunlardan 8 tanesini, İmâm-i Müslim (r.a.) de 20 tanesini ayrı ayrı nakletmektedirler. İmâm-i Ahmed bin Hanbel (r.a.) “Müsned’inde” O’ndan çok Hadis-i Şerif rivayet etmektedir.

Kendisinden ilim öğrenmek için çok uzak yerlerden gelirlerdi. Ders halkaları son derece genişti. Hadis-i Şerif tahsili için, uzak ve yakın yerlerden gelenler, derslerine devam ederler ve O’ndan ayrılmazlardı.

O’nun etrafında kurulan ilim meclisinde, ilimde ve fazilette yüksek kimseler toplanıyordu.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Amr bin Âs (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Naval reş yolu  GİDİŞ  (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu);

Eshab-ı Kiram meşhurlarından. İslam’a gelenlerin altıncısıdır. Genç iken İman etti. Kur’an-i Kerim ve Hadis-i şerif ezberledi. İki kere Habeşistan’a ve Medine’ye hicret etti. Bütün gazâlarda ve Yermük muharebesinde bulundu. Cennetle müjdelendi.

Babası Mes’ud, annesi Ümmü Abdullah olup, Sahabeiyye (r.anha) dir. ‘İbn-i Mes’ud ve İbni Ümmi Abd’ isimleriyle meşhurdur.

Künyesi Ebû Abdurrahman veya (Ebû Abdullah) dır. Kısa boylu, hafif esmer, ince ve zayıf bir bünyeye sahipti.

Abdullah İbn-i Mes’ud (r.a.), Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) in has müşaviri, ve hizmetçisi olup, her zaman Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) in huzurunda hatta evine girmeye izin verilmiş, Eshabın seçilmişlerinden idi. Her zaman Resulullah (s.a.v.) in yanında bulunarak Kur’an-i Kerimi iyi öğrendiği gibi pek çok Hadis-i Şerif de dinlemiş ve ezberlemiştir.

İbn-i Mes’ud (r.a.) gençliğinde fakir idi. Bundan dolayı Ukbe bin Ebi Huayf’ın koyunlarını güderdi. Bir gün koyun güderken Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) ve Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) ile karşılaştı.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Ey genç, içmemiz için sütün var mı?” diye sordular.

Olmadığı cevabını alınca;

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) hiç yavrulamamış bir koyunun memesini mübarek elleri ile sıvazladı ve bir duâ okudu. Koyunun memeleri derhal süt ile doldu.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) derince bir toprak çanak getirdi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) onun içerisine süt sağdı. Kendisi içti, sonra Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) içti, sonra İbn-i Mes’ud (r.a.) içti.

Sonra Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Çekil, büzül. Buyurdular.

Koyunun memeleri büzüldü, eski halini aldı.

Bundan sonra Abdullah bin Mes’ud (r.a.) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) in yanına geldi;

-“Ya Muhammed o söylediğin sözden bana da öğretir misin?” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) İbn-i Mes’ud (r.a.) un başını sıvazladı

Ve;

-“Allah-u teâlâ sana rahmet eylesin. Sen (hakkı) öğrenebilecek bir çocuksun.” Buyurdu.

Abdullah bin Mes’ud (r.a.) hemen orada Müslüman oldu. Böylece altıncı müslüman olarak iman etmiş ve ‘Sâbikûn-el evvelin’ (ilk Müslüman olanlardan) olmuştur.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala reş yolu GİDİŞ (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 2

Mekke’de ilk defa ve açıkça herkesin önünde Kur’an-i Kerim okuyan Sahabi Abdullah bin Mes’ud (r.a.) dur.

Eshab-i Kiram (r.anhüm) bir gün tenha bir yerde toplanmıştı;

-“Vallahi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) den başka şu Kureyş’e Kur’an-i Kerimi açıktan dinletebilen bir kimse olmadı. Sizden kim gider de onlara açıktan Kur’an-i Kerim okuyup dinletebilir.” Dediler.

Abdullah bin Mes’ud (r.a.);

-“Ben dinletirim!” buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.anhüm);

-“Biz onların sana zarar vermelerinden korkarız. Biz öyle bir kimse istiyoruz ki icab ettiği (gerektiği) zaman kendini müşriklerden koruyabilecek bir kavmi ve kabilesi bulunsun.” Dediler.

İbn-i Mes’ud (r.a.);

-“Bırakın gideyim; Allah-u Teâlâ beni onlardan muhafaza eder.” Buyurdu.

Ertesi gün kuşluk vakti Makam-ı İbrahim’e vardı. Müşrikler de orada toplanmış bulunuyorlardı. İbn-i Mes’ud (r.a.) ayakta besmele-i Şerife çekti ve;

-“Errahmânü allemel Kur’ane…” diyerek Rahman suresini okumaya başladı.

Müşrikler birbirlerine;

-“Ümmü abd’in oğlu ne söyliyor. Herhalde Muhammed (Sallallahu aleyhi ve selem) in getirdiği şeyleri okuyor.” Diyerek üzerine yürüdüler.

Yumruk, tekme ve tokatlarla yüzünü, gözünü her taraflarını morartarak beliriz hale getirdiler.

Fakat o tokat ve yumruklar altında okumaya devam etti. Yüzü, gözü, yara bere içerisinde eshab (r.anhüm) ın yanına döndü.

Eshab-i Kiram (R.amhüm) buna çok üzüldüler.

-“Zaten biz senin bu akibete uğrayacağından korkmuştuk. Nihayet korktuğumuz başına geldi.” Dediler.

Fakat Abdullah bin Mes’ud (r.a.) hiç üzgün değildi;

-“Allah düşanlarını ben bugünkü kadar zayıf görmedim. İsterseniz yarın sabah onlara bir o kadar daha dinletebilirim.” Buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.anhüm);

-“Hayır, sana bu kadar yeter. O azılı kafirlere hoşlanmadıkları şeyi dinlettin.” Dediler.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala reş yolu DÖNÜŞ (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 3

İbn-i Mes’ud (r.a.) bundan sonra da defalarca Kur’an-i Kerim okumuş, müşriklere dinletmiştir. Kalem sûresini ilk defa sesli olarak okuyan yine İbn-i Mes’ud (r.a.) dur.

Müşrikler O’nu kızgın kumlara yatırmışlar, işkenceler yapmışlardır. Fakat o bundan vazgeçmedi.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in izni ile ilk defa Habeşistan’a hicret etti. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in Medine-i Münevvere’ye hicret etmesiyle O da Habeşistan’dan Medine-i Münevvere’ye hicret etmiştir.

Medine’de Önce Muaz bin Cebel (r.a.) e misfair olmuş, daha sonra Mescid-i Nebevi’nın yanında kendisi için küçük bir ev yapılmış, orada ikamet etmiştir.

Kendisini Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a adayan Hazret-i Abdullah bin Mes’ud (r.a.) evinin Mescid-i nebi’ye çok yakın olması sebebiyle sık sık Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ın hizmetlerine ve sohbetine koşardı.

İbn-i Mes’ud (r.a.) u tanımayan O’nu Resulullah (s.a.v.) ın ailesinin bir ferdi zanederlerdi.

Abdullah bin Mes’ud (r.a.) kendi cüssesinden umulmayacak kahramanlıklar göstermiş ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ın katıldığı bütün gazâlara katılmıştır. Bedir gazâsında küfrü ve İmansızlığı Firavun’dan daha şiddetli olan Ebû Cehil’i öldürmüştür.

Muaz bin Afra ile Muaz bin Amr bin Cemûh (r.anhüm) yaralanmış olan Ebû Cehil’i kımıldamayacak bir hale gelinceye kadar kılıç vurdular.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) e gelip Ebû Cehil’i öldürdüklerini söylediler.

Biraz sonra Peygambrimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Acaba Ebû Cehil ne yaptı, ne oldu? Kim gidip bir bakar.” Buyurarak ölüler arasında onun araştırılmasını emretti.

Aradılar bulamadılar.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Arayınız, O’nun hakkında sözüm var. Eğer onu tanıyamazsanız dizindeki yara izine bakınız. Bir gün ben ve o Abdullah bin Cûda’nın ziyafetinde idik. İkimiz de gençtik. Ben ondan biraz büyükçe idim. Sıkışınca onu itim. Dizleri üzerine düştü. Dizlerinin birisi yaralandı ve bu yaranın izi dizinden kayıbolmadı.” Buyurdu.

Bunun üzerine Abdullah bin Mes’ud (r.a.) Ebû Cehil’i aramağa gitti. O’nu yaralı olarak buldu ve tanıdı

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala reş yolu DÖNÜŞ (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 4

-“Ebû Cehil sen misin?” dedi.

Boynuna ayağını bastı. Sakalından tutup çekti ve;

-“Ey Allah’ın düşmanı Allah-u Teâlâ nihayet seni hor ve hakir etti mi?” dedi.

Ebû Cehil;

Ne diye beni hor ve hakir edecek. Ey koyun çobanı. Allah seni hor ve hakir etsin. Sen çıkılması pek sarp bir yere çıkmışsın. Sen bana bugün zafer ve galebenin hangi tarafta olduğunu haber ver.” Dedi.

İbn-i Mes’ud (r.a.);

-“Zafer Allah ve Resulu (s.a.v.) nün tarafındadır.” Dedi.

Ebû Cehil’in miğferini kafasından çıkarırken;

-“Ey Ebû Cehil seni öldüreceğim.” Dedi.

Ebû Cehil;

-“Sen kavminin ulusunu öldürenlerin ilki değilsin. Fakat doğrusu senin beni öldürmen bana çok ağır geldi. Hiç olmasa boynumu göğsüme yakın kes de başım heybetli görünsün.” Diyerek

Küfrünün, gurur ve kibirinin ne dereceye çıkmış olduğunu gösterdi.

İbn-i Mes’ud (r.a.) Ebû cehil’in başını kendi kılıcıyla kesemeyince, Ebu Cehil’in kılıcıyla, kesti ve silahını, zırhını, miğferini, başını getirip Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) önüne koydu.

-“Ya Resulallah! Bu Allah-ü Teâlâ’nın düşmanı Ebû Cehil’in başıdır.” Dedi.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“O Allah ki O’ndan başka ilah yoktur.” Buyurdu.

Sonra kalkıp İbn-i Mes’ud (r.a.) ile birlikte Ebû cehil’in ölüsünün yanına kadar gitti.

Onun üzerine dikildi ve;

-“Allah-u Teâlâ’ya Hamd olsun ki seni zelil ve hakir kıldı. Ey Allah’ın düşmanı. Bu, bu ümettimin Firavun’u idi.” Buyurdu.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala Reş yolu DÖNÜŞ (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 6

Bu cevap karşısında Ebû Zer (r.a.) üzülmemesini, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in kendisinin yalnız öleceğini ve bir kısım mü’minlerin gelip cenazesini kaldıracaklarını haber verdiğini söyleyip,

Hanımına;

-“Sen kalk, yola bak dediğimin doğru olduğunu göreceksin.” Dedi.

Ebû Zer (r.a.) in hanımı buna pek inanmadı. Çünkü bulundukları yer pek ıssız idi. Hac mevsimi ise zaten değildi. Fakat kalkıp yola baktığında bir cemaat’ın geldiğini gördü.

Ebû Zer Hazretleri (r.a.) nin hanımının yanına gelip;

-“Burada yalnız yaşayan bir zat tanıyor musun?” diye sordular.

Hanımı; Kimi aradaıkları sorulunca da;

-“Ebû Zer (r.a.);” dediler.

Ebû Zer (r.a.) ın hanımı da gelenleri Ebû Zer (r.a.) e götürdü. O gün vefat etti. Teçhiz ve tekfin işleri yapıldı. Bunları yapan Abdullah ibn-i Mes’ud (r.a.) idi.

Abdullah bin Mes’ud (r.a.) altmış yaşları civarında hastalandı. Ru’yasında Peygambr Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) i görmüş, Resulullah (s.a.v.) onu kendi tarafına davet etmiş, o da bu daveti büyük bir şevkle kabul etmişti.

Bundan çok az bir zaman sonra 32 (M. 652) de vefat etti. Abdullah bin Zübeyr (r.a.) ve oğlu Abdullah techiz ve tekfin etmişler ve bütün vasiyetlerini yerine getirmişlerdir. Cenaza namazını Hazret-i Osman bin Mazun (r.a.) da kabre koymuştur.

Abdullah bin Mes’ud (r.a.), Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın huzurunda, meclislerinde sık sık bulunurdu. O derece ki, Resul-i Ekrem (s.a.v.) in Ehl-i Beytin’den olduğu sanılırdı.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) in eşyalarını taşırdı. Onlara hürmetinden çok güzel giyinirdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in hususi hizmetinde ve O’na yakınlığından meclisine musâdesiz gireredi. Her emrini yerine getirirdi.

Ebû Musel Eş’ari (r.a.);

-“Medine’de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ın hizmetinde en çok gördüğüm zattan biri İbn-i Mes’ud (r.a.) idi. Onu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın yanında o kadar çok gördüm ki, O’nu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve seilem) ailesinden zanederdim.” Buyurmuştur.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala Reş sonu (DÖNÜŞ) Nusaybin

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 9

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den bizzat işiterek bildirdiği Hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır;

-“İktisada riayet eden fakir olmaz.”

-“Said olan kimse başkalarından nasihat alandır.”

-“Günahlardan tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir.”

-“Dünyayı ahrette tercih eden kimseye, Allah-u Teâlâ üç tane belâ verir;

-“1-Kalbinde hiç çıkmayan sıkıntı,
-“2-Hiç kurtulmayacağı fakirlik,
-“3-Doymak bilmeyen hırs.”

-“Her derdin bir dermanı vardır. Yalnız ölümün çaresi yoktur.”

-“Kişi sevdiği ile beraberdır.”

-“Allah-u Teâlâ dünyayı sevdiğine de sevmediğine de verir. ahreti ise ancak sevdiğine verir.”

-“Siz üç kişi olunca içinizden ikisi, öbür arkadaşları yanında gizlice konuşmamalıdır. Çünkü bu konuşma onu mahzun eder.”

Şeyh Muhyid-din en Nevevi hazretleri (r.a.) nin rivayetlerine göre Abdullah bin Mes’ud (r.a.) 848 hadis-i şerif rivayet eylemiştir. Başka bir rivayette; Resul-i Ekrm (Sallallahu aleyhi ve selem) den 840 hadis rivayet etmiştir. 120’sini Buhari ile Müslim müştereken naklederler. Bundan başka bunların 21’i yalnız Buhari, 35’i de Sahihi Müslimdedir.

Eshab-i Kiram (r.anhüm) in en fakihi olup, yüksek ictihad makamını elde etmiştir.

Birgün İbn-i Mes’ud (r.a.) a;

-“Sizce hangi ilim makbuldur?” diye sual ettiler.

İbn-i Mes’ud (r.a.);

-“Kur’an ilmi ile Sünnet ilmini çok severim.” Diye cevap verdi.

Kendisi fevkalade hafıza kuvvetine ve akli melekelere sahib idi.

İbn-i Mes’ud (r.a.) buyurdular ki;

-“Hamil-i Kur’an-i Kerim olanlar (hafızlar) halim ve cesur olmalı ve daima mahzun bir halde bulunmalıdırlar.”

Yine İbn-i Mes’ud (r.a.) buyurdular ki;

-“İnsana helaldan olan fakirlik hali, haramdan gelen zenginlikten hayırlı olmadıkça, imanın hakikatına vâsıl olamaz.”

Yine İbn-i Mes’ud (r.a.) buyurdular ki;

-“Hayır eken büyük mahsul alır. Şer eken Nedamet biçer.”

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala reş sonu (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 10

Bir gün bir bedevi gelerek;

-“Ey İbn-i Mes’ud! Bana bir şey öğret ki bütün menfaatlar onda toplanmış olsun. Dünyada ve ahrette necat (kurtuluş) bulayım.” Dedi.

İbn-i Mes’ud (r.a.) bedeviye;

-“Allah-u Teâlâ’ya asla şerik (ortak) koşma, Kur’an-i Kerim’e Peygamberimizn sünnetine uy. Bunlara uygun olmıyanı kabul etme.” Buyurdular.

İbn-i Mes’ud (r.a.) Bir gün hitab ederlerken;

-“Dünyada büyük fenalık şirret-i lisandır (Kötü dilli olmak). Kalb vardır ki ikbal ihtirasına sahiptir. Siz kalbleri şehvet zamanında iğtinam eyleyin.” Buyurmuşlardır.

Bir gün kendisine;

-“Ey İbn-i Mes’ud! Emr bil-mârûf ve nahyi ani’l-münker’e riayet etmeyenler helak olur.” Demişlerdi.

İbn-i Mes’ud (r.a.) da;

-“Hayır, kalbini mâ’ruf ile doldurmayanlar helâk olur.” Cevabını vermişlerdir.

Yine İbn-i Mes’ud (r.a.) buyurdular ki;

-“Şarap içen kimse, tevbesiz ölürse, mezarını açınız! Yüzünü kıblaya karşı görürseniz, beni öldürünüz.”

Yine İbn-i Mes’ud (r.a.) buyurdular ki;

-“Bir kimse sabah ve akşam, Bakara suresini başından dört ayet ve ayet-el kürsi ile sonraki iki ayeti ve bu surenin sonundaki üç ayeti okursa, evine şeytan girmez. Mecnun üzerine okunursa, iyi olur.”

Yine İbn-i Mes’ud (r.a.) buyurdular ki;

-“Sıkıntısı olan kimse, çok istğfar okusun.”

Yine İbn-i Mes’ud (r.a.) buyurdular ki;

-“Cehennemde azab yapan ondokuz melekten kurtulmak isteyen, Besmele okusun! Besmele, ondokuz harftır.”

Bir gün Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) bize bir doğru çizgi çizdi ve;

-“Bu insanı Allah-u Teâlâ’nın rızasına kavuşturan doğru yoldur.” Buyurdu.

Sonra, bu hattın iki tarafına, balık kılçığı gibi, eğik çizgiler çizip,

-“Bunlar da, şeytanların saptırdığı yollardır.” Buyurdu.

O halde, bir kimse Peygamberlere tabi olmadan, doğru yolda yürümek isterse, muhakkak eğri yola sapar. Eğer eline bir şeyler geçerse istidracdır. Ya’ni, sonu zarar ve ziyandır.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Aslanlı kaya(Navala reş’in sonu) Nusaybin

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 11

İbn-i Abidin birinci cildin otuzbeşinci sahifesinde buyuruyor ki;

-“Fıkıh bilgisi, ekmek gibi, herkese lazımdır. Bu bilginin tohumunu eken, Abdullah ibn-i Mes’ud ‘radiyallahü anh’ olup, Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın yükseklerinden ve alimlerinden idi.”

-“Bunun talebesi Aklama bin Kays (r.a.) bu tohumu sulayarak, ekin haline getirmiş ve bunun talebesinden olan İbrahim Nehai (r.a.), bu ekini biçmiş, yani bu bilgileri bir araya toplamıştır.”

-“Hammad-ı Kûfi bin Süleyman (r.a.), bunu harman yapmış ve bunun talebesi olan İmâm-i Â’zam Ebu Hanife (r.a.) öğütmüş, Ya’ni bu bilgileri kısımlara ayırmıştır.”

-“Ebû Yusuf (r.a.), hamur yapmış ve İmâm-i Muhammed (r.a.) pişirmiştir. Böylece hazırlanan lokmaları insanlar yemektedir. Ya’ni bu bilgileri öğrenip dünya ve âhiret saadetine kavuşmaktadırlar.”

Hanefi mezhebindeki ahkam-ı şer’iyye, Eshab-i Kiram (r.anhüm) dan Abdullah ibn-i Mes’ud (r.a.) dan başlayan yol ile meydana çıkarılmıştır. Yani mezhebin reisi olan İmâm-i Â’zâm Ebû Hanife (r.a.), fıkıh ilmini, Hammad (r.a.) dan, Hammad (r.a.) da, İbrahim Nehâi (r.a.) den Bu da Aklama (r.a.) da Abdullah ibn-i Mes’ud (r.a.) dan, Bu da Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Selem) den almıştır.

Câbir ve Abdullah İbn-i Mes’ud (Radiayallah- anhümâ) buyuruyorlar ki;

-“Bir oğlan Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) Efendimize gelip bazı lüzumlu şeyleri saydı.”

Ve;

-“Annem beni sana gönderip, bunları istedi.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Bugün bende bunların hiçbiri yok.” Buyuruldukda,

Çocuk;

-“Gömleğini bana ver.” Dedi.

Hemen Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Selem) hemen gömleğini çıkarıp çocuğa verdi ve evinde gömleksiz kaldı.

Bilâl-i Habeşi (r.a.) ezan okuyunca, Cemaat her zaman olduğu gibi Resulullh (s.a.v.) ı beklediler. Gelemeyince merak ettiler. Birkaçı evine bakıp gömleksiz olduğundan gelemediğini anladılar.

O zaman İsra Suresi yirmidokuzuncu ayetinde;

-“Ey Habibim! Malını, kendine kalmıyacak şekilde dağıtma!” buyuruldu.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu