‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar

Kâ’be-i şerif (eski resim) Osmanlıların inşa ettikleri Ecyed kalesi

Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) -2

Hazret-i Zeyneb (r.anha) in düğün gecesi Peygamber efendimiz (s.a.v.) in bir mucizesi daha görüldü. Duasının bereketiyle az yemek çoğaldı. Bütün davetliler yediği halde, Enes (r.a.) in annesi Ümm-ü Süleym (r.anha) in gönderdiği yemek hiç azalmadı.

Enes bin Mâlik (r.a.);

-“Yemeği üçyüz kişi kadar yediği halde Peygameberimiz (s.a.v.) yemeği (-“kaldır”) buyurmasıyla tabaktaki yemeğin ortaya koyduğum zamanda mı çoktu, yoksa kaldırdığım zamanda mı? Çoktu anlayamadım.” buyurdular.

Hazret-i Zeyneb (r.anha), ihsanı, sadakayı pek çok severdi. El işlerinde de mahir idi. İşlediği şeyleri ve eline geçen şeyleri akrabasına ve fakirlere verirdi.

Hazret-i Resulullah (s.a.v.); Hazret-i Zeyneb (r.anha) in vefatını şu hadisi şerif ile haber verdi.

-“Zevcelerim arasında, bana en önce kavuşacak olanı, eli uzun olanıdır.” Peygamber efendimiz (s.a.v.) in pek çok iltifatına kavuşarak, yüksek makamlara sahip oldu. Sadaka ve ihsanı o kadar çoktu ki; Hazret-i Resulullah (s.a.v.) ın vefatından sonra, halife Ömer (r.a.) Ezvaci mutahheratın her birine onikibin dirhem veriridi. Bunu alır almaz hepsini sadaka eder, dağıtırdı.

Nesilden nesile intikal eden menkıbede Hazret-i Zeyneb (r.anha),, Hazret-i Ömer (r.a.) hediye gelince, O’na dua etti;

-“Buna benden daha fazla ihtiyaç sahipleri vardır. Onu şuraya koyun, üzerini örtün.”

Sonra kendisinin bir peçesini parçalayarak onu kese yapar ve bu keselerle parayı akrabalarından muhtaç olanlara ve yetimlere dağıtır, sonra da elini kaldırarak;

-“Allahım, bundan sonra bana Ömer’in atiyyesini nasib etme.” Buyurur.

Hakikaten o sene vefat etti.

Resulullah (s.a.v.) dan sonra zevcat-ı tahirat radiyallahu anhünne) arasında, en önce vefat eden budur. Hazret-i Zeyneb (r.anha) Hicretin yirminci yılında elli üç yaşında Medine’de vefat etti. Na’şının, Peygamberimiz (s.a.v.) in Serir’i üzerine konularak taşınmasını vasiyet ettiğimnde, öyle yapıldı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Cennet-ül Baki’ kabristanlığı (Medine-i Münevvere)

Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) -3

Cenaze namazını Halife Ömer (r.a.) kıldırdı. Tabutı Baki’ kabristanlığına getirirlirken kardeşi Ahmed bin Cahş (r.a.) âma haliyle ağlıyordu. Hazret-i Ömer (r.a.) Ahmed (r.a.) in ağlamasını işitince;

-“Ey Ahmed, tabuttan uzaklaş! Cemaat seni sıkıştırmasın, Zeyneb (r.anha) in tabutunu taşımak için kalabalık fazlalaşıyor.” Buyurdu.

Ahmed (r.a.) ise;

-“Yâ Ömer! Bu her türlü hayır ve bereketi sayesinde kazandığım kızkardeşimdir. Bu ağıt yüreyimdeki ateşi soğutuyor.” Dedi.

Defn edildiği esnada Hazret-i Ömer (r.a.), Zevcat-ı Tahirata, Hazret-i Zeyneb (r.anha) i kimin kabre koyabileceğini sordu.

-“Sağlığında O’nu görmek, kimlere helâl ise, kabrine de onlar girer, indirirler!”

Cevabı üzerine Muhammed bin Abdullah bin Cahş, Usame bin Zeyd, Abdullah bin Talha (radiyallahu teâlâ aleyhim ecmain) kabre indirdiler.

Bunlar hep yakın akrabasıydı.

Hazret-i Âişe-i Sıddıka (r.anha), onun vefatı üzerine;

-“O saadetli ve iyi hatun aramızdan gitti. Yetimler ve dullar hamisiz kaldılar.” Buyurdu.

Hazret-i Âişe-i Sıddıka (r.anha), Hazret-i Zeyneb (r.anha) i çok medh ve senâ ederdi.

O’nun hakkında;

-“İster sıla-i rahim olsun, isterse cömertlik ve fedakarlık olsun. Zeyneb (r.anha) den daha iyi hiçbir hatun yoktur.”

Yine;

-“Resulullah (s.a.v.) ın zevceleri içinde Zeyneb’den başka kimse zatı saadetlerine yakınlık bakımından benimle boy ölçüşemez.”

Ve tekrar;

-“Allah-u Teâlâ, Zeyneb binti Cahş (r.anha) a rahmet eyleye. Hakikaten dünyada onun mertebesinde hiçbir hatun yoktu. Hâk Teâlâ, Nebisini onunla evlenmeye sevk eyleyip, Kur’anın bazı ahkamını indrmiştir.” Buyurdu.

Hazret-i Ümmü Seleme (r.anha), Hazret-i Zeyneb (r.anha) hakkında;

-“Zeyneb (r.anha) salih, oruç tutan ve ibadetle vakit geçiren bir hatundu.” Buyurdu. Çok hassastı. Kuvvetli bir edebiyatçıydı. Onbir hadis-i şerif nakil etti.

Bunlardan biri;

Allah-u Teâlâ’ya ve ahret gününe iman eden bir kadının zevcinden başka bir ölü için üç günden fazla yas tutması helâl değildir. Lakin kadını zevcine karşı dört ay on gün teesüfünü ifade eder.”

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(1-Tabakat ibn-i Sa’d cild; 8 sahife; 101)
(2-Üsüdül-gâbe cild; 5 sahife 463-464)
(3-el-İsabe, cild; 4 sahife; 313)
(4-Tarihi Hamis cild; 1 sahife 563-564)
(5-Tarih-i hamis cild; 1 sahife 563- 564)
(6-Sahihi buhari cild; 6 sahife 1122-25-26)
(7-Sahihi Müslim cild; 4 sahife 149- 152)
(8-Tam ilmihal seadet-i Ebediye 34. baskı sahife; 334-975-1088-1089)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Kâ’be-i Şerif (Eski resim)

Hazret-i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha);

Peygamber efendimizin muhterem hanımlarından biri. Beni Mustalak kabilesi reisi Hâris bin Dirar’ın kızıdır. Nesebi (silsilesi), Cüveyriyye binti Haris bin Ebi Dırar bir Hubeyd bin Cudeyme el-Mustalakı olduğu gibi bu silsilenin devamı olarak, bin Âmr ibni Rebiâ bin Harise bin Âmr el-Muzaiyye el-Mustalikiyye’dir.

Hicretin beşinci yılında (m. 626) yapılan Beni Mustalak veya (Beni Mureysi) gazvesinde esir alınmıştı. Bu gazvede babası kaçarak canını kurtarmış, fakat kızı ve kabilesinden 600 kişi esir düşmüştü. Esirlerin taksiminde Cüveyriyye (r.anha) Hazret-i Sabit bin Kays’a düştü.

Hazret-i Cüveyriyye (r.anha), Sabit bin kays (r.a.) tarafından satılığa çıkarıldığında babası Haris kızını almak için bir sürü deve getirdi. Bunların içinde çok iyi cins olan iki deveye kıyamayıp, şehir dışında sakladı. Haris, Resul-i Ekrem (s.a.v.) in huzuruna geldiğinde,

Resulullah efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Falan yerde sakladığın iki deveyi getir.” Buyurdu.

Haris bu durumda çok şaşırdı.

-“Şehadet ederim ki, Allah’tan başka tapılacak kulluk edecek hak bir mabud, ilah yoktur ve sen O’nun elçisisin. Allah-u Teâlâ’ya yemin ederim ki, Allah’tan başka kimsenin bundan haberi yok idi.” Dedi.

Böylece ve kabilesinden birçok insanla beraber Müslüman oldu. Resulullah (s.a.v.) develeri alip, Harise kızını geri verdi. Babası, ağabeyleri ve kabilesinden birçok insandan sonra Cüveyriyye (r.anha) Müslüman oldu.

Yirmi yaşlarında Müslüman olan Cüveyriyye (r.anha) Resulullah efendimiz (s.a.v.) babasından isteyip, kandilerine nikahladılar ve dörtyüz dirhem mehir takdir ettiler.

Resulullah (s.a.v.) O’nunla evlendikten sonra, Berr olan ismini Cüveyriyye’ye çevirdi. İslâm tarihinde de, bu isimle anılmaya başlandı.

Eshab-i kiram (aleyhimürrıdvan), Resulullah (s.a.v.) ın Cüveyriyye (r.anha) yi nikaladığını duyunca;

-“Biz Resulullah (s.a.v.) ın ailesinin, anamızın akrabalarını hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz.” Dediler
Bu hal yüzlerce esirin azâd olmasına vesile oldu. Cüveyriyye (r.anha) bu hali söyliyerek her zaman öğünürdü.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret- i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

 

Medine-i Münevvere (Eski fotoğraf)

 

Hazret-i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) – 2

Hatta denildi ki;

-“Cüveyriyye (r.anha) nin mehri bütün müstalak kabilesinin azâd edilmesi oldu.”

Bu ciheti takdir eden Âişe-İ Sıddıka (r.anha);

-“Ben Cüveyriyye (r.anha) kadar kavmına hayrı dokunan kadın görmedim. Mustalak oğullarından yüzlerce kişi Cüveyriyye sayesinde esirlikten kurtulmuştur.

Peygamber efendimiz (s.a.v.), evlenmelerinin hepsini Âişe (r.anha) yı Allah-u Teâlâ’nın emri ile nikahladıktan sonra yaptı. Bunlar dini, siyasi veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. (Bakınız Muhammed aleyhisselam). Nitekim Cüveyriyye (r.anha) ile olan evlenme de böyledir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki;

-“Bütüm zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem, hepsi Cebrail aleyhisselam’ın Allah-u Teâlâ’dan getirdiği izinle olmuştur.”

Hazret-i Cüveyriyye (r.anha), Resulullah (s.a.v.) ile birlikte, diğer hanımları gibi, sırası geldiğinde zaman zaman muhtelif gazvelere iştirak etmiştir. Cüveyriyye (r.anha) izzet-i iman sahibi metanetli bir hatun idi. Aynı zamnada çok ibadet ederdi. Peygamber efendimiz (s.a.v.) O’nun yanına geldiklerinde O’nu çok zikir yapar, kelime-i tevhid söyler bulurdu.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) den bizaat işiterek rivayet ettiği hadis-i şerifler “yedi” tanedir.

Kendisinden İbni Abbas, İbn-i Ömer, Ubeyd İbn-i Sibik (aleyhimirridvan) v.b. hadis-i şerif nakletmişlerdir.

İbn-i Abbas (r.a.) Cüveyriyye (r.anha) dan şöyle rivayet etti,

-“Bir sabah camide ibadetle meşgül idim. Resulullah (s.a.v.) uğradığında Sübhanallah zikrini yapıyordum. Resulullah bir haceti (ihtiyacı) için dışarı çıktılar. Öğle üzeri tekrar geldiler ve yine ben aynı zikir ile meşgül idim.”

Buyurdular ki;

-“Sen hep böyle mi yaparsın?”

-“Evet.” Dedim.

Tekrar;

-“İstersen sana birkaç kelime öğreteyim de bu kelimeleri söyleyesin ve hem senin nafile ibadetlerin yerine geçe.” Buyurdular.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret- i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

 

Cennet-ül Baki’ kabristanlığı (Çok eski fotoğraf)

 

Hazret-i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) – 3

 

Ve şu duayı öğrettiler;

-“Subhanallahi adede halkıhı (3 defa)

Subhanalahi  zinete Arşihi (3 defa)

Subhanallahi rida nefsihi (3 defa)

Sübhanallahi midade kelimatihi (3 defa)”

Hicri 56 (m. 576) yılında Medine’de vefat etmiştir. Mervan bin Hakem tarafından namazı kılınıp, Baki’ kabristanlığına defn edilmiştir.

Ebû Eyyüb (r.a.) ün Cüveyriyye (r.anha) dan bildirdiği hadfis-i şerifte;

-“Bir Cuma günü Peygamber efendimiz (s.a.v.) Cüveyriyye (r.anha) nın yanına gelmişlerdi. O gün Hazret-i Cüveyriyye (r.anha) oruçluydu.”

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) O’na;

-“Yarın oruç tutacak mısın?”

Diye sordular.

Cüveyriyye (r.anha);

-“Hayır.” Diye cevap verdiler

Tekrar Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Dün oruçlu mu idin?” diye sordular.

Cüveyriyye (r.anha);

-“Hayir Yâ Resulallah.” Diye cevap verdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Öyle ise iftar et (orucunu boz) buyurdular.

Ümmü Osman (r.a.) nın Cüveyriyye (r.anha) dan bildirdiği hadis-i şerfite Peygamber (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki;

-“Erkeklerden kim ipek elbise giyerse, Allah-u Teâlâ kıyamet günü O’na ateşten bir elbise giydirir.”

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar

(1-Tabakat-ı İbn-i Sa’d cild 8, sahifa; 116)

(2-el-İsabe cild-4 sahife; 265)

(3-el-İstiâb cild; 4 sahife 358)

(4-Üsud-ül-gabe cild 5, sahife; 420)

(5-el-Â’lem cild; 2 sahife; 148)

(6-Sıfat-us-Safve cild; 2 sahife 26)

(7-İbn-i Hişam cild; 4 sahife; 398)

(8-Kamus-ül Â’lem cild; 3 sahife; 1854)

(9-Mevahib-i Ledünniyye cild 1 sahife; 218)

(10-Envar-ül Muhammediyye sahife; 155)

(11-Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild 4 sahife 324- 329)

(12-Tam ilmihal Se’âdeti Ebediyye sahife 995)

 

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret- i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

 

 

DSC06860   Fuad Yusufoğlu Fatimet-üz-Zehra Radiyallah-u Anha'nın hırkaları

Fatimat-üz-Zehra Radiyallah-u anha’nın hırkaları

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha);

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın Hazret-i Hadice-Tül Kübra (r.anha) dan olan dört kızından en çok sevdiği.

Hicretten 13 yıl evvel Mekke’de doğdu. Hicretin ikinci yılında Hazret-i Ali (r.a.) ile evlendirildi. O zaman Hazret-i Ali (r.a.) yirmibeş , Hazret-i Fatima (r.anha) da onsekiz yaşına gelmiş idi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın soyu YALNIZ Hazreti Fatima (r.anha) dan olan Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin (r.a.) le devam etti.

Hazret-i Fatima (r.anha) nın Hasan ve Hüseyin, Muhsin (r.anhüm) isminde üç oğlu ile iki kızı oldu. Muhsin (r.a.) küçük yaşta vefat etti.

Hazret-i Ali (Keremallahu vecheh), Hazret-i Fatima (r.anha), Hasan ve Hüseyin (r.anhüm)e EHL-İ BEYT veya (Âl-i Âbâ) denir.

Hazret-i Meryem (r.anha) den sonra, bütün kadınların EN ÜSTÜNÜDÜR. Aklı, zekası, hüsnü cemalı (güzelliği) zühdü (dünyaya düşkün olmaması), takvası (haramlardan kaçınması) ve güzel ahlakı ile BÜTÜN İNSANLARA ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEKTİR.

Yüzü pek beyaz ve parlak olduğundan (ZEHRA) denildi. Zühd ve dünyadan kesilmekte EN İLERİ OLDUĞU içindir ki; (Betül), çok temiz demişlerdir. Ayet-i Kerim’e ve hadis-i şerifler ile MEDH OLUNDU.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın vefatından sonra güldüğü hiç görülmemiştir.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den sonra altı ay daha yaşayıp, onbirinci yılda Ramazan-ı şerif’in 3. günü vefat etti.

Hazret-i Fatima (r.anha) Resul-i Ekrem (s.a.v.) e Peygamberlik geldiği sene dünyaya teşrif etmişlerdir. En küçük kızları idi. Annesi Hadice (r.anha) Resulullah (s.a.v.) ın ilk zevcesidir. (hanımıdır)

Hazret-i Hadice (r.anha) çok zengin ve âlim, akıllı idi. Bütün malını Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a bağışladı. Yirmidört sene çok iyi hizmet etti. Hicretten üç yıl önce, altmışbeş yaşında Mekke’de vefat etti. İlk iman’a gelen HÜR KADINDIR.

Hazret-i Fatima (r.anha) annesi vefat ettiği zaman 10 yaşlarında idi. Allah-u Teâlâ Kur’an-i kerim’de Ehl-i beyt’e buyuruyor ki;

-“Allah-ü Teâlâ sizlerden ricsi yani her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor.”

Eshab-i Kiram (r.anhüm) sordular.

-“Ya Resulullah! Ehl-i beyt kimlerdir?”

O esnada, İmâm-i Ali (r.a.) geldi

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kâ’be-i Şerif

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 2

Eshab-i Kiram (r.anhüm) sordular.

-“Ya Resulullah! Ehl-i beyt kimlerdir?”

O esnada, İmâm-i Ali (r.a.) geldi. Mubarek Âbâ’sı altına aldılar. Fatima-tüz Zehra (r.anha) da geldi. O’nu da yanına aldılar. İmâm-i Hasan geldi. O’nu da bir yanına, İmâm-i Hüseyin geldi. O’nu da öbür tarafına alarak;

-“İşte bunlar, benim Ehl-i Beyt’imdir.” Buyurdu.

Bu mübarek insanlara Âl-i Âbâ ve Âl-i-Resûl denir.

İmâm-i Hasan ve İmâm-i Hüseyin (r.anhüm) küçük iken hastalanmışlardı. Pederleri ve valideleri Fatima-tüz Zehra (r.anha) ve hizmetçileri Fıdda, çocuklar iyi olunca, üçü de hasta iken adadıkları orucu tuttular.

Birinci gün, iftar için hazırladıkları yemeği, o esnada kapılarına gelen yetimlere vererek yemek yemeden ikinci günün orucuna başladılar. O akşam iftarlığını da, yine o saatta kapıya gelen;

-“Allah için bir şey verin!”

Diyen fakir ve miskinlere verdiler.

O gece de yemek yemeden, üçüncü günün orucuna başladılar.

Bunun üzerine Ayet-i Kerime geldi ve;

-“Bunlar, adaklarını yerine getirdiler. Uzun ve sürekli olan kıyamet gününden korktukları için, çok sevdikleri ve canlarının istediği yemekleri miskin, yetim ve esirlere verdiler. ‘Biz bunları, Allah-u Teâlâ’nın rızası için yedirdik. Sizden karşılık olarak bir teşekkür, bir şey beklemedik, bir şey istemeyiz’ dediler. Bunun için Cenab-ı Hak, onlara şerab-ı tahû içirdi.”

Ehl-i Beyt’i Nebeviyi sevmek, ahrete İman ile gitmeğe, son nefeste selâmetle kavuşmağa sebep olur.

Server-i Âlem (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerif’te buyurdu ki;

-“Ehl-i Beytim, Nuh aleyhis selam’ın gemisi gibidir. Onlara tabi olan, selâmet bulur. Geri kalan helâk olur.”

Bir Hadis-i şerifte de Buyuruldu ki;

-“Kızım Fâtima (r.anha) yı, Ali (r.a.) ye vermeği Rabbim bana emr eyledi. Allah-u Teâlâ her Peygamberin sülalesini kendinden, benim sülalemi ise, Ali (r.a.) den halk buyurdu.

Abdullah bin Mes’ud (r.a.) der ki;

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Hatim (İsmail Aleyhis Selam hücresi)

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 4

Nikahlanmaları;

Fatima-tüz Zehra (r.anha) nın küçük yaşta iken, annesi Hadice-tül Kübra (r.anha) vefat ettiği için, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buluğ yaşına kadar yanında ayırmadı. O’nu en iyi şekilde yetiştirip terbiye etti.

Birgün Hazret-i Fatima (r.anha) bir hizmet için Resul-i Ekrem (s.a.v.) in huzuruna girmişti.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın mübarek nazarları kerimelerine ilişti. Evlenme çağına eriştiğini müşahade ettiler. Nikahları hicretin İKİNCİ SENESİNE vaki oldu.

Ümmü Selem ve Selman (r.a.) dan rivayet olunmuştur ki;

-“Fatima bülüğ çağına erdikte Kureyş’ten çok kimseler istedi.”

Resul (Sallallahu aleyhi ve sellem) kimsenin sözünü iltifat etmeyip;

-“O’nun işi, Hak Teâlâ’nın buyruğuna bağlıdır.” Buyurdu.

Birgün Ebû Bekir, Ömer ve Sa’d İbni Muaz (r.anhüm) mescid’de otururp dediler ki;

-“Hazret-i Fatima (r.anha) yı, Hazret-i Ali (r.a.) den gayrı herkes istediler. Kimseye iltifat olunmadı.”

Hazret-i Sıddık (r.a.) dedi ki;

-“Zanederim ki İmâm-i Ali (r.a.) ye nasıp olur. Talep etmediği küçük olduğundandır. Gelin varalım, İmâm-i Ali (r.a.) yi ziyaret edelim. Bu meseleyi açalım.”

Sa’d (r.a.);

-“Yâ Ebâ Bekir, sen hep hayır yaparsın. Sen kalk, biz sana ARAKADAŞ OLALIM.” Dedi.

Üçü Mescid’den çıkıp, İmâm-i Ali (r.a.) nin evine gittiler. İmâm-i Ali (r.a.) devesini alıp hurmalığa gitmiş, Ensâr (r.anhüm) dan bir kimse’nin hurmalığına su verir idi. Onları gördü. Karşılayıp hallerini sual etti.

Ebû Bekir (r.a.);

-“Ya Ali! Her hayırlı işte sen öndersin ve Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) katında bir mertebedesin ki, hiç kimseye nasib olmamıştır. Fatima (r.anha) yı herkes taleb etti. Hiç kimseye iltifat olunmadı. Öyle zanediyorum ki, sana nasib olur. Niçin talep etmezsin?”

Hazret-i Ali (r.a.) bunu işitince mübarek gözleri yaşla doldu.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Revda-i Mutahhara (Medine-i Münevvere)

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 5

Hazret-i Ali (r.a.) bunu işitince mübarek gözleri yaşla doldu;

-“Ya Ebû Bekir Ateşimi ziyade ettin. O’na benden başka rağbet eden yoktur. Lâkin ELİMİN DARLIĞI buna mânidir.” Dedi.

Ebû Bekir (r.a.);

-“Böyle söyleme Allah-u Teâlâ ve Resulü (s.a.v.) nün yanında DÜNYA BİR ŞEY DEĞİLDİR. Buna fakirlik mâni olamaz. İmâm-i Ali (Kerememallah-u vechü) devesini çözdü hanesine geldi.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Ümmü Seleme (r.anha) nin evinde idi. Nalini giyip kapıyı çaldı.

Ümmü Seleme (r.anha) ye Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Kapıyı aç, gelen o kimsedir ki, Allah’ı ve Resulü (s.a.v.) nü sever. Onlar da O’nu severler.”

Ümmü Seleme (r.anha);

-“Yâ Resulullah (s.a.v.) kimdir ki hakkında böyle şehadet edersin?” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Kardeşim Ali’dir.” Buyurdu.

Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor;

-“Süratle kapıya gittim. Az kaldı, yüzüm üzere düşecektim. Kapıyı açtım. Ben hareme girmeyince içeri girmedi.”

Sonra girip;

-“Esselamü aleyke yâ Resulullah ve berekâtüh” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Ve aleykesselam ve rahmetullahi ve berekâtüh” diye cevap buyurdu.

Resulullah (s.a.v.) yanında yer gösterdi. İmâm-i Ali (r.a.) mahcup vaziyette başını aşağı eğip oturdu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;

-“Yâ Ali! Öyle zanederim ki bir muradın var. Lâkin söylemeğe hicab edersin. Hicab etme. Her ne dilersen söyle Maksûdun hâsıl olur.”

İmâm-i Ali (r.a.);

-“Ya Resulullah! (s.a.v.) anam ve babam sana feda olsun…

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bab-üs-Selam kapısı (Revda-i Mutahara) Sallallahu aleyhi ve Sellem

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 6

İmâm-i Ali (r.a.);

-“Ya Resulullah! (s.a.v.) anam ve babam sana feda olsun. Hazretine malumdur ki, babam Ebû Talib ve annem Fatima binti Essed beni senin hizmetine verip, sana teslim eyledi. Senin hizmetinle şeref bulduk. Beni zahiren ve batınen terbiye ettin. Hazretinden gördüğüm ihsanı, babamdan ve anamdan görmedim. Senin bereketinle, âbâ ve ecdadımın tuttukları bâtıl yoldan halasla sırat-ı müstakim üzere olmama sebep oldun. Benim hayatımın sermayesi sensin. Şimdi ricam odur ki, hiçbir munisim ve dert ortağım yoktur. Bir nice müddetten beri hatırımdadır ki, küstahlığa cüret edip, Fatima (r.anha) taleb edeyim.”

Ümmü Seleme (r.anha) der ki;

-“Resulullah (sallallahu aleyhi ve Sellem) a baktım. İmâm-i Ali (r.a.) böyle deyince tebessüm etti.

Ve buyurdu ki;

-“Hiç evlenmeğe lazım olan nesnen var mıdır?”

İmâm-i Ali (r.a.);

-“Yâ Resulullah! (s.a.v.) Benim halimi senden gayri kimse bilmez. Bir kılıcım bir de devem vardır. Gayri nesnem yoktur.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;

-“Kılıcın gazâya lazımdır, deven bineğindir. Seninle cübbeye anlaşalım ve sana müjdeler olsun ki, Hak Teâlâ Semavatta, senin ile Fatima (r.anha) arasındaki akdi nikah etti. Senden önce melek gelip, bana bu hali haber verdi.”

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın;

-“Annesi hayatta olsa idi. Şimdi çeyizini hazırlamış idi. Kızı Fatima hazretleri (r.anha) ne muhabbeti fazla idi. Çünkü zahide idi. (Yani dünyaya düşkün değildi) Ayrıca, annesi Hadice-tül Kübra (r.a.) ya çok benzerdi.” Düşüncesi geldi.

Derhal Cebrail Aleyhis selam gelerek Hak Teâlâ’nın;

-“Habibime selamımı söyle, hiç merak etmesin. Kerimesi Fatima’nın bütün ihtiyaçlarını, elbiseleri Cennet’ten temin edip, yakında mü’min ve sadık bir kuluma vereceğim.” Buyurduğunu haber verdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu sözleri duyunca ŞÜKÜR SECDESİ etti.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu