‘Asr-ı Seaadet devri’ olarak etiketlenmiş yazılar

Ğaris-Sevr (Sevr mağarası)

Ğaris-Sevr (Sevr mağarasından Mekke’nin görünüşü)

Muhammed (Aleyhis selam)- 62

Sabaha kadar evin çevresinde bekleyen müşrikler sabahleyin içerde Hazrtet-i Ali (r.a.) yi görünce şaşırdılar. Resulullah (s.a.v.) ı yatağında bulamayan müşrikler, her tarafı aramaya başladılar.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) in evine gittiler orada da bulamadılar. İz takip ederek Sevr dağındaki mağaranın önüne geldiklerinde, bir örümceğin mağaranın ağzına örmüş ve bir güvercinin de yuva yapmış olduğunu gördüler. İçeriye bakmadan geri döndüler.

Allah-u Teâlâ, bu mucize ile Peygamberini ve O’nun arkadaşı Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) i müşriklerin kötülüklerinden korudu. Ayaklarının ucuna baksalardı her ikisini de göreceklerdi.

Bu durum karşısında Resulullah (s.a.v.) için endişelenen Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) i Peygamberimiz teselli ediyor;

Ve O’na;

-“Sen üzülme, Allah bizimle beraberdir.” Buyurdu.

Mağarada Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) başını Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) in dizine koyarak bir miktar uyumuştu ki, bir yılan Hazret-i Ebû Bbekir (r.a.) in delik üzerine koyduğu ayağını ısırdı. Izdırapla gözlerinden yaşlar aktı.

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) uykudan uyanıp;

-“Ya Ebâ Bekir! Seni ağlatan şey nedir?” diye sorunca,

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) de;

-“Ayağımı bir şey ısırdı, canım yandı. Fakat anam, babam sana feda olsun, Yâ Resulallah!” dedi.

Hemen Peygamberimiz (s.a.v.) yılanın soktuğu yere mübarek tükürüğünü sürdü ve Allah-u Teâlâ’nın izniyle Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) iyileşti.

Peygambr efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) üç gün üç gece bu mğarada kaldılar.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) in oğlu Abdullah (r.a.), Mekke’de duyduklarını, geceleyin sevr mağarasına gelip haber veriyor, Ebû Bekir (r.a.) in azadlı kölesi ve sürülerinin çobanı Âmir bin Füheyre (r.a.) ise geceleri süt getiriyor ve izleri yok ediyordu.

Rebiülevvelin birinci pazartesi günü Sevr mağarasından ayrılarak Medine’ye doğru yola çıkan Resulullah (s.a.v.) ve Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) i her yerde aramalarına rağmen bulamayan müşrikler adete çılgına dönmüşlerdi.

En azılıları olan Ebû Cehil, Mekke civarında telâlar bağırtarak Peygamberimiz (s.a.v.) i ve Ebû Bekir (r.a.) i bulup getirenlere ve yerlerini bildirileceklere 100 deve vaad ediyordu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Ğaris-Sevr (Sevr mağarası) Mekke

Ğaris-Sevr’den Mekke’nin görünüşü

Muhammed (Aleyhis selam)- 61

Mühim işleri görüşmek için bir araya geldikleri “Darü’n-Nedve’de” toplandılar, ne yapacaklarını konuşmaya başladılar. Şeytan, Şeyhi Necdi kılığında, ihtiyar bir Necd’ili şeklinde müşriklerin yanına geldi. Konuşmalarını dinledi. Çeşitli teklifler öne sürüldü. Hiçbiri beğenilmedi.

Sonra şeytan da söze karışıp, onlara;

-“Sizin düşündüklerinizin hiçbiri O’na karşı çare değildir. Çünkü O’nun öyle güler yüzü tatlı dili vardır ki, her tedbiri bozar. Başka çare düşününüz.” Diyerek fikrini söyledi.

Kureyş’in Reisi ve en azılı İslam düşmanı olan Ebû Cehil;

-“En doğru fikir şudur ki, her kabileden bir kuvvetli kimse seçelim. Her biri ellerinde kılıçları ile Muhammed (s.a.v.) ın üzerine saldırsın. Kılıç vurup kanını döksünler. Böylece kimin öldürdüğü belli olmaz. Zaruri olarak diyete razı olurlar. Biz de O’nun diyetini verir, bu sıkıntıdan kurtuluruz.” Dedi.

Şeyhi Necdi kılığında aralarında katılan Şeytan da bu fikri beğendi ve hararetle tasdik etti.

Onlar bunun hazırlığı içindeyken Allah-u Teâlâ, Resulü (s.a.v.) ne Hicret emri verdi. Cebrail aleyhis selam gelerek müşriklerin kararını ve o gece yatağında yatmamasını bildirdi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hazret-i Ali (r.a.) yi kendi yatağında yatmasını ve bıraktığı emanetleri sahiplerine vermesini söyledi;

-“Bu gece yatağımda yat uyu, şu hırkamı da üzerine ört! Korkma sana hiçbir zarar gelmez.” Buyurdu.

Geceleyin Yâsin suresinin ilk sekiz ayetini okuyarak, kendisini öldürmek için evini sarmış kafirlerin üzerine bir avuç toprak saçtı ve evinden çıktı. Müşriklerin hiçbiri O’nu göremedi. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in saçtığı topraktan o gün kime isabet ettiyse daha sonra Bedir savaşında öldürüldü.

Safer ayının yirmiyedinci Perşembe günü, Peygamberimiz (s.a.v.) ve Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) yanlarına bir miktar yiyecek alarak, bir kılavuz ile birlikte yola çıktılar. Bir saatlık mesafedeki Sevr dağında bulunan mağaranın önüne geldiler.

Mağraya Resulullah (s.a.v.) tan izin alarak önce Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) girdi, içeriyi dikkatlice gözden geçirdi. Gördüğü çok sayıdaki delikleri, yılan ve akrep çıkmaması için, gömleğini parçalayarak kapattı. Açık kalan bir deliği de ayağı ile kapayıp Peygamber efendimiz (s.a.v.) i içeri davet etti.

Resulullah (s.a.v.) ın içeri girmesinden sonra Allah-u Teâlâ’nın emriyle bir örümcek kapıya ağını ördü ve bir çift güvercin yuva yaparak yumurtladı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Akabe biatı’nın yapıldığı yerde inşa edilen Bey’ a mescidin iç görünüşü

Muhammed (Aleyhis selam)- 60

Medine’ye ilk hicret’te bulunan; müşriklerden çok eziyet görmüş olan Ebû Seleme (r.a.) dir. Neden sonra işin farkına varan müşrikler, hicret etmek üzere yola çıkan Müslümanlardan görebildiklerini yoldan çevirmeye, kadınları kocalarından ayırmaya, gücü yetiklerini hapis etmeye ve çeşitli cefalar çektirmeye başladılar.

Onları dinlerinden döndürmek için her türlü eziyeti yaptılar. Fakat bir iç harbin patlak vermesinden korktukları için öldürmeye cesaret edemediler. Ancak Müslümanlar da her fırsattan istifade ederek Medine’ye hicret’e devam ettiler.

Bu sırada Hazret-i Ömer (r.a.) de bir gün kılıcını kuşandı, yanında oklarını ve mızrağını alıp Kâ’be’yi açıkça yedi defa Tavaf etti.

Orada bulunan müşriklere yüksek sesle şunları söyledi;

-“İşte ben de dinimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak, anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın.”

Böylece Hazret-i Ömer (r.a.) ve yanında yirmi kadar Müslüman güpe gündüz açıktan Medine’ye doğru yola çıktılar. O’nun korkusundan bu kafileye hiç kimse dokunmadı. Daha sonra Eshab-i Kiram (r.anhüm) dan diğerleri de hicret’e devam ettiler.

Bu sırada Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) de hicret için izin istedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Sabr eyle. Ümidim odur ki; Allah-u Teâlâ bana da izin verir. Beraber hicret ederiz.” Buyurdu.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.);

-“Anam babam sana feda olsun. Böyle ihtimal var mıdır?” diye sordu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) da;

-“Evet vardır.” Buyurunca.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) sevindi. Sekizyüz dirhem vererek hemen iki deve satın aldı.

Beklemeye başladı.

Nihayet Mekke’de Hazret-i Peygamber (s.a.v.), Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ali (r.anhüm), fakirler, hastalar, ihtiyarlar ve müşriklerin hapsettiği kimseler kaldı.

Diğer taraftan Medine’liler (Ensar), hicret eden Mekke’lileri (Muhacirler) çok iyi karşılayıp, misafir ettiler. Aralarında kuvvetli bir birlik meydana geldi. Resulullah (s.a.v.) ın da Hicret edip Müslümanların başına geçeceği ihtimaliyle Mekke’li müşrikler telâşe kapıldılar.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Akabe biat’ının yapıldığı yerde inşa edilen Bey’ mescidi

Muhammed (Aleyhis selam)- 59

-“Allah’dan başka İlah olmadığına benim O’nun Resulü olduğuma iman ederek dinin emirlerini yerine getireceğinize, bana itaat edeceğinize hiçbir şeyden çekinmeden Allah yolunda Allah için hakkı söyleyeceğinize, kendi nefsinizi ve namusunuzu koruduğunuz gibi bana yardımcı olacağınıza söz veriyor musunuz?” buyurdu.

Bunu seve seve kabul ettiklerini bildiren Medineliler;

-“Ya Resulallah, senin uğrunda ölürsek bize ne var?” diye sordular.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Cennet var.” Buyurunca,

Resulullah (s.a.v.) ın elini tutarak biat ettiler. Peygamberimiz (s.a.v.) bu biat edenler içinde okuma yazma bilen 12 kişiyi Temsilci olarak seçti. Bunlar Medine’nin ileri gelenlerinden idi.

Bu temsilciler;

-“Allah’a hamd olsun ki; bizi Muhammed Aleyhis selam’ın sevgisiyle ve O’na iman etmekle şereflendirdi. Allah’ın ve Resulünün davetini kabul ettik, dinledik ve boyun eğdik…” diyerek sevinçlerini ve teslimiyetlerini ifade ettiler.

Hicret;

Son Akabe biatıyla Medine Müslümanlar için rahat edecekleri ve sığınacakları bir yer olmuştu. İkinci Akabe biat’ını duyan Mekkeli müşriklerin Müslümanlara tutumları çok şiddetli ve pek tehlikeli bir hal almıştı. Müslümanlar için Mekke’de kalmak tahammül edilmeyecek derecede güçleşmişti.

Peygamberimiz (s.a.v.) e durumlarını arz ederek, Mekke’den hicret için müsaade istediler.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Sizin hicret edeceğiniz yurdun, iki kara taşlık arasında hurmalık bir şehir olduğu bana gösterildi.” Buyurdu.

Aradan bir müddet geçmişti. Bir gün Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sevinçli bir halde Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın yanına gelip;

-“Sizin hicret edeceğiniz yer bana bildirildi. Orası “Yesrib” (Medine) dir. Oraya hicret ediniz.”

Ve

–“Orada Müslüman kardeşlerinizle birleşin. Allah-u Teâlâ Onları size kardeş yaptı. Yesrib (Medine’yi) i size emniyet ve huzur bulacağınız bir yurt yaptı.” Buyurdu.

Resulullah (s.a.v.) ın izin vermesi ve tavsiye etmesi üzerine Müslümanlar Medine’ye peyderpey Hicret etmeye başladılar. Resulullah (s.a.v.), hicret edenlere son derece ihtiyatlı ve tedbirli davranmalarını sıkı sıkı tenbih ediyordu. Müslümanlar, müşriklerin dikkatini çekmemek için küçük guruplar halinde yola çıkıyor, mümkün olduğu kadar gizli hareket ediyorlardı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Akabe biat’ının yapıldığı yerde inşa edilen Bey’ mescidi (eski resim)

Muhammed (Aleyhis selam)- 58

Akabe Biatları;

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Tâif’ten Mekke’ye döndükten sonra da müşriklerin şiddetle karşı çıkmalarına rağmen bütün güçlüklere ve sıkıntılara katlanarak insanları İslam’a davet etti. Böylece İslamiyet günden güne yayılıyor, Müslüman olanlar çoğalıyordu.

Mekke her yıl Hac mevsiminde uzaktan, yakından gelenlerle dolup taşardı. Peygamberimiz (s.a.v.) bu mevsimde kurulan panayırlara gider, Mekke’ye gelen arap kabilelerine İslâm’i anlatır ve onları iman’a davet ederdi. Müşrikler ise hep mani olmak için uğraşırlardı.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Bi’setin onuncu yılında hac mevsiminde AKABE’de Medine’den gelen altı kişiyle karşılaştı. Onlarla görüştü.

Onlara Kur’an-i Kerim okudu ve İslam’a davet etti. Medine’deki Hazrec kabilesinden olan bu altı kişi Peygamberimiz (s.a.v.) i dinledikten sonra hemen İman ettiler. Bu altı kişi ilk Medine’li müslümanlardır.

Bundan bir sene sonra Bi’setin onbirinci yılında yine hac mevsiminde on iki Medine’li Peygamberimiz (s.a.v.) in davetini kabul ederek Müslüman oldular.

Allah’a şirk koşmayacaklarına, zinadan, hırsızlıktan, sakınacaklarına, kimseye İFTİRA etmeyeceklerine, kız çocuklarını öldürmeyeceklerine, Allah’a ve Resulüne itaat edeceklerine dair kesinlikle söz verdiler. Bu hadiselere İlk Akabe biatları denilmiştir.

Medinelilerin yaptıkları bu biat büyük bir önem taşıyordu. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu biatlerde bulunanlara İslam’i anlatmak ve Kur’an-i Kerim’i öğretmek üzere Eshabi Kiram’dan Mus’ab bin Umeyr (r.a.) ı Muallim (öğretmen) olarak onlarla birlikte Medine’ye gönderdi.

Bu sıralarda Medine’deki Müslümanların sayısı kırk’a ulaşmıştı. Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in üstün gayretleri ile Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabilelerinden hemen hemen Müslüman olmayan kalmamıştı.

Az zamanda İslamiyet Medine’ye yayıldı. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’de İslam’ın bu şekilde süratle yayıldığını haber alınca çok sevinip bu seneye “sevinç yılı” denildi. (Mi’raç ikinci Akabe biatından sonra vuku buldu.)

Bu seneden sonra sonra yine Hac mevsiminde Medine’den 73 erkek 2 kadın olmak üzere 75 kişi Akabe’de gece yarısı gizlice Peygamberimiz (s.a.v.) le görüştüler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) onlara;

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Hazret-i Süleyman Aleyhis selam tarafından inşa edilen ilk Mabed Mescid-i Aksa

Muhammed (Aleyhis selam)- 57

Ebû Bekir (r.a.) hemen giyinip, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın yanına gitti. Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle;

-“Yâ Resulallah! Mi’racınız mübarek olsun! Allah-u Teâlâ’ya sonsuz şükürler ederim ki, bizleri, senin gibi büyük Peygambere, hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Mübarek yüzünü görmekle, kalbleri alan, ruhları çeken tatlı szölerini işitmekle nimetlendirdi. Ya Resulallah! Senin her sözün doğrudur. İnandım. Canım sana feda olsun.” Dedi.

Ebû Bekir (r.a.) in sözleri kafirleri şaşırttı. Diyecek şey bulamayıp dağıldılar. Şüpheye düşen imanı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet verdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) o gün Ebû Bekir (r.a.) e “sıddık” dedi. Bu adı almakla derecesi bir kat daha yükseldi.

Kafirler bu hâle çok kızdı. Mü’minlerin kuvvetli imanına, Peygamber (s.a.v.) in her sözüne hemen inanmalarına, O’nun çevresinde pervane gibi toplanmalarına dayanamadılar.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ı mahcup, mağlup etmek için, imtihan etmeğe yeltendiler.

-“Yâ Muhammed (s.a.v.) Kudus’e gittim diyorsun. Söyle bakalım. Mescidi Aksa’nın kaç kapısı, kaç penceresi var,” gibi şeyler sordular.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hepsine cevap verirken, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.);

-“Öyledir Yâ Resulallah.” Derdi.

Halbuki, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) edebinden, hayasından karşındakinin yüzüne bile bakmazdı.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyururdu ki,

-“Mescid-i Aksa’da etrafıma bakmamıştım. Sorduklarını görmemiştim. O anda Cebrail Aleyhis selam Mescdid-i Aksa’yı gözümün önüne getirdi, pencerelerini görüyor, sayıyordum. Sorularına hemen cevap veriyordum.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) yolda, develi yolcular gördüğünü söyledi

-“İnşallah Çarşamba günü gelirler.” Buyurdu.

Çarşamba günü güneş batarken, kervan Mekke’ye geldi. Fırtına eser gibi olduğunu bir devenin yıkıldığını söyledi. Bu hal mü’minlerin imanını kuvvetlendirdi. Kafirlerin düşmanlığını arttırdı.

Hicretten bir yıl önce Receb ayının 27’sinde Cuma gecesi vuku bulan bu mucizeye Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in Mi’raci denir.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mi’raca ruh ve bedeni ile uyanık iken çıktı. Peygamberimiz (s.a.v.) e mi’rac gecesinde nice İlahi hakikatler gösterildi ve Beş vakit Namaz bu gecede farz kılındı. Mi’rac Kur’an-i Kerimde İsra suresinde ve Hadis-i şeriflerde bildirilmektedir.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Mescid-i Aksa (eski resim)

Muhammed (Aleyhis selam)- 56

Namazdan sonra, Mescid’den çıkıp bilinmeyen bir Mi’rac ile, bir anda, yedi kat gökleri geçtiler. Her gökte bir büyük Peygamber’i gördü.

Cebrail Aleyhis selam Sidre’de kaldı ve

-“Kıl kadar ilerlesem, yanar, yok olurum.” Dedi.

Sidretülmüntehâ, altıncı gökte bulunan büyük bir ağaçtır.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görüp, Refref adındeki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsi, Arş ve Ruh alemlerini geçip, bilinmeyen, anlaşılmayan, anlatılmıyan şekilde, Allah-u Teâlâ’nın dilediği yüksekliklere ulaştı.

Mekansız, zamansız, cihetsiz, mahlukun bilemiyeceği, anlayamiyacağı nimetlere kavuşup, bir anda, Kudus’a ve oradan Mekke-i Mükerreme’ye, Ümm-i Hâni (r.anha) nin evine geldi. Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi.

Dışarıda dolaşan Ümm-i Hâni (r.anha) uyuklamış, bir şeyden haberi olmamıştı. Kudüs’ten Mekke’ye gelirken Kureyş’in kervanına rastladı. Kervandaki bir deve ürktü, yıkıldı.

Sabah olunca, Kâ’be yanında gidip Miracını anlattı. İşiten kafirler alay etti.

-“Muhammed (s.a.v.) akılını kaçırmış, iyice sapıtmış.” Dediler.

Müslüman olmağa niyetli olanlar da vazgeçti. Kafirlerden bir kaçı sevinerek Ebû Bekir (r.a.) in evine geldi. Çünkü bunun akıllı, tecrübeli, hesaplı bir tüccar olduğunu biliyorlardı.

Ebû Bekir (r.a.) kapıya çıkınca hemen sordular;

-“Ey Ebû Bekir! Sen çok kere Kudus’e gidip geldin. İyi bilirsin, Mekke’den Kudüs’e gitmek gelmek, ne kadar zaman sürer.” Dediler.

Ebû Bekir (r.a.);

-“İyi bilirim. Bir aydan fazla,” dedi.

Kafirler bu söze sevindi.

-“Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur,” dediler.

Gülerek, alay ederek ve Ebû Bekir (r.a.) in de kendileri gibi düşüneceğini zanettiler.

-“Senin efendin, Muhammed (s.a.v.) Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söyliyor, artık iyice sapıttı,” diyerek, Ebû Bekir (r.a.) e sevgi, saygı ve güvence gösterdiler.

Ebû Bekir (r.a.) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in mübarek adını işitince;

-“Eğer O seyledi ise inandım. Bir anda gidip gelmiştir.” Deyip içeri girdi.

Kafirler neye uğradıklarını anlayamadı. Önlerine bakıp gidiyor ve;

-“Vay canına, Muhammed (s.a.v.) ne yaman büyücü imiş. Ebû Bekir (r.a.) e sihir yapmış.” Diyorlardı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Kudus şehri (Eski resim)

Muhammed (Aleyhis selam)- 55

Ümm-i Hani (r.anha) düşündü.

-“Bunun Mekke’de düşmanları çok. Hatta öldürmek isteyenler var. Şerefimi korumak için, sabaha kadar O’nu gözeteyim.” Dedi.

Ümm-i Hani (r.a.), babasının kılıcını alıp, evin etrafında dolaşmağa başladı.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), o gün çok incinmişti. Abdest alıp, Rabbine yalvarmağa, af dilemeğe, kulların iman’a gelmesi, saadete kavuşmaları için du’a’ya başladı. Çok yorgun, aç, üzüntülü idi. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.

O anda, Allah-u Teâlâ, Cebrail Aleyhis selam’a;

-“Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübarek bedenini, nazik kalbini çok incittim. Bu halde, yine bana yalvarıyor. Benden başka, hiçbirşey düşünmüyor. Git! Habibi’mi getir! Cennetimi, Cehenemimi göster. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım ni’metleri görsün. O’na inanmayanlara, sözleri, yazıları ve hareketleri ile O’nu incitenlere hazırladığım azapları görsün. O’nu ben teselli edeceğim. O’nun nazik kalbinin yaralarını ben gidereceğim.” Buyurdu.

Cebrail Aleyhis selam, bir anda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in yanına geldi. Mışıl mışıl uyuyor gördü. Uyandırmağa kıyamadı, insan şeklinde idi. Mübarek ayağının altını öptü. Kalbi, kanı olmadığı için, soğuk dudakları, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) i uyandırdı.

Cebrail Aleyhis selam’ı hemen tanıdı ve;

-“Ey Cebrail kardeşim. Böyle vakitsiz niçin geldin. Yoksa bir hata mı ettim, Rabbim’i gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin?” buyurdu. Ve Rabbinin darılacağından çok korktu.

Cebrail Aleyhis selam;

-“Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın sevgilisi; Ey Peygamberlerin efendisi, iyilikler menbaı, üstünlüklerin kaynağı olan Şerefli Peygamber! Rabbin sana selam ediyor. Seni kendine da’vet ediyor. Lütfen kalk. Buyur gidelim.” Dedi.

Kâ’be yanına geldiler. Orada, bir kimse geldi. Göğsünü yardı. Kalbini çıkardı. Zemzem suyu ile yıkadı. Yine yerine koydu. Sonra cennet’ten gelen Burak adındaki beyaz hayvan’a binip, bir anda Küdüs’de, Mescid-i Aksa’ya geldiler.

Cebrail Aleyhis selam kayayı parmağı ile deldi. Burak’ı oraya bağladı. Geçmiş Peygamberlerden bazısının ruhları insan şeklinde orada idi. Cemaatle namaz için Adem aleyhis selam, Nuh Aleyhis selam, İbrahim Aleyhis selam Peygamberlere, İmâm olmalarını sıra ile söyledi. Hiç biri kabul etmedi. Özür dilediler.

Cebrail Aleyhis selam, Habibullah (s.a.v.) ı ileri sürdü.;

-“Sen varken, başkası İmâm olamaz,” dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu