‘Ehl-i Beyt’ olarak etiketlenmiş yazılar

Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 11

Süfyan-i Servi (r.a.);

-“Bana bir hadis-i şerif nakletmedikçe buradan ayrılmıyacağım, Ey İmâm! Senden nasihat alacak bir hadis-i şerif işitip gideyim.” Dedi.

İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.);

-“ÇÜNKÜ SÖZÜN SANA FAYDASI YOKTUR. Ben babamdan, o da babasından, dedem de babasından rivayet ederek CEDDİM Resulullah (a.s.v.) dan bildirilen üç şey’i anlattı.”

-“Allah-u Teâlâ’nın ni’metine kavuşan ve bu ni’metin devamlı olmasını isteyen kimse, Allah’a HAMD VE ŞÜKRÜNÜ ÇOĞALTSIN! Zira Allah-u Teâlâ Kur’an-i Kerim’de İbrahim Suresi onuncu ayetinde;”Nimetlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onarlı artırırım. Kıymetini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli azap ederim.” Buyurdu

-“Bir kimse, rızkı azaldığı zaman çok tevbe ve istiğfar etsin! Zira Allah-u Teâlâ Nuh suresinde tevbe ve istiğfar edenlerin, günahlarını bağışlayacağını ve rızıklarını artıracağını va’dediyor.”

-“Bir kimse Sultandan veya herhangi şeyden bir sıkıntı görürse ve bir belaya düçar olursa;-“La havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil-azim” desin!”

Bunun üzerine Süfyan-i Servi (r.a.) İmâm-i ca’fer-i Sadık (r.a.) in elini tuttu

Ve O’na dedi ki;

-“Hepsi bu üçü müdür?”

İmâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.);

-“Ey Süfyan! Bunları iyi anla! Allah-u Teâlâ’ya yemin ederek söyliyorum ki, bunları yaparsan çok ihsanlara, iyiliklere kavuşursun.” Buyurdu.

Birgün Ca’fer-i Sadık (r.a.) a sordular;

-”Allah-u Teâlâ faizi niçin haram kılmıştır?”

Ca’fer-i Sadık (r.a.) Buyurdu ki;

-“İnsanların birbirlerine iyilik yapmaları, ihsanda bulunmaları için, Allah-u Teâlâ onu haram etti. Faiz haram olmasaydı, birbirine karşılıksız iyilik yapan kalmazdı. Yapılan her iyiliğin karşılığı olarak dünyada menfaat bekleyen çok olurdu.”

İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) hazretleri duâsı makbul olanlardandı. Allah-u Teâlâ’dan bir şey istediğinde daha sözü bitmeden isteği verilirdi.

Bir gün yalnız başına yolda gidiyordu.Kendisini sevenlerden biri de arkasından yürüyordu.

Bir ara Ca’fer-i Sadık (r.a.) hazretleri;

-“Ya Rabbi! Elbisem yoktur, bana elbise gönder.” Buyurdu.

Aniden bir paket içinde iblise geldi. Arkadan takib eden zat evlerine kadar geldi.

Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) a;

-“Ya efendim siz dua ederken ben de amin dedim. Eski elbiselerinizi bana verin” dedi.

Bu söz Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) ın hoşuna gitti ve elbiselerini ona verdi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 12

Bir şahıs, imâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.) den Allah-u Teâlâ’nın kendisine çok mal verip, çok hac yapması için dua buyurmasını istedi;

Ca’fer-i sadık (r.a.);

-“Ya Rabbi! Buna elli hac yapacak kadar mal ver!” diye dua etti.

O şahıs elli hac yaptı. Ellibirinci hac için Cüfe denilen yerde gusül edecekti. Sel geldi ve orada vefat etti.

Hakem bin Abbas-i kelbi (r.a.) Buyururyor ki;

-“Benim Zeyd isminde bir amcam var idi. O Ca’fer-i Sadık hazretleri (r.a.) ne çok itirazda bulunurdu.
Bir gün bir hurma mevzusu açıldı. O anda çok itirazda bulundu

Ve dedi ki;

-“Ca’fer-i sadık nerde, böyle işler nerde?”

Ca’fer-i sadık (r.a.) ın bu işden haberi oldu ve şöyle buyurdu;

-“Ya Zeyd-i Kelbi, eğer böyle bir şey varsa, Allah-u teâlâ sana, KELB BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR HAYVAN MUSALLET ETSİN Kİ O HAYVAN SENİ HELAK ETSİN.”

Birgün Zeyd-i Kelbi bir yere giderken, yolda köpek büyüklüğünde bir arslan saldırdı ve onu öldürüp çiğerlerini söktü. Bu olaydan sonra kimse Ca’feri Sadık (r.a.) a itirazda bulunmadı.

İmâm-i Ca’fer-i Sadık hazretleri (r.a.), Ehl-i Beyt’in en büyüklerindendir. Nurlu kalbine akıp gelen ilmin ve feyzin çokluğu akıl ve dil ile anlatılamaz. İnce ma’rifetleri bildiren sözler, nükte ve latifeleri çok meşhurdur. Sayılmayacak kadar hikmetli sözleri vardır.

Ca’fer-i sadık (r.a.) Buyurdu lar ki;

-”Beş kimsenin sohbetinden, yani beş kimse ile beraber bulunmaktan sakın;”

-“1-Yalan söylayanden sakın. Çünkü ona daima aldanırsın. Çünkü sana iyilik yapayım derken, kötülük yapar.”
-“2-Cimriden sakın.”
-“3-Ahmaktan ya’ni aklı az olandan sakın. Çünkü en çok işine yarıyacağı zaman, seni bırakır.”
-“4-Kötü kalbli kimseden sakın. Çünkü işin bozulunca (düşünce) seni harcar.”
-“5-Fasıktan Ya’ni günah işlemekten utanmayan kimseden sakın! Çünkü, seni bir lokma ekmeye satar.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-çağ Barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 13

Ca’fer-i sadık Hazretleri (r.a.) buyurdular ki;

-“Bir mü’min kardeşine ait hoş olmayan bir iş duyarsan, birden yetmişe kadar özür kapısını araştır. Bulamazsan belki benim anlamadığım bir özür kapısı vardır de ve kapa.”

Yine Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“Müslüman kardeşinizden ma’nasını anlamadığınız bir söz duyarsanız, iyiye yorunuz. Daha iyisi kâbil olmayacak kadar iyiye yorumlayınız. Anlayamamaktan dolayı kendinizi ayıplayın.”

Yine Buyurdu ki;

-“Bir hata işlediğiniz zaman istiğfar edin, hatada ısrar helak olmaya sebeptir. Bir kimse geçim darlığı çekiyorsa istiğfare devam etsin.”

Ca’fer-i Sadık (r.a.) anlatıyor;

-“Allah-u Teâlâ, dünyaya emretti ki; Ey dünya, bana hizmet edene, sen hizmetçi ol! Senin peşinde koşana da zahmet, sıkıntı ver!”

Ca’fer-i sadık (r.a.) yine buyurdu;

-“Bu dört şey’i, her şerefli kimsenin yapması gerekir. Yapmaması ona yakışmaz;

-“1-Bulunduğu meclise babası gelirse ayağa kalkmak,”
-“2-Misafire hizmet etmek.”
-“3-Yüz tane hizmetçi olsa, muhtaç olmadığı zaman bineğine yardım istemeden binmek.”
-“4-İlim eğrendiği hocasına hizmet etmek.”

Ca’fer-i sadık (r.a.) buyuruyor ki;

-“Bir kimse, sevdiği bir malının elinde devamlı kalmasını isterse, ona baktıkça, “Maşallah, la havle vela kuvvete illa billah (Ya’ni, Allah’ın dilediği olur, kuvvet O’nundur.) desin.

Yine Buyurdu;

-“Malı ve evladı çok olmasını isteyen nebati (sebze) yemek çok yesin.”

Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“Din âlimleri (fakıhler) sultanların devlet adamlarının kapısına gidip, onlara yaltaklanmadıkça Peygamberlerin vekilleridi.”

Ca’fer-i Sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“Namaz, her takva sahibi için yakınlıktır. Hac, her güçsüzün cihadıdır. Bedenin zekati oruçtur. Amel (İbadet, hayırlı iş) yapmadan karşılık bekleyen, yaysız ok atana benzer.”

Ca’feri sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“Sadaka vererek rızkınızı çoğaltınız. Zekat vererek mallarınızı koruyunuz. İktisat eden, tasarrufa riayet eden aldanmaz. Tedbirli, düzenli yaşamak, geçimin yarısıdır. İnsanlarla iyi geçinmek, aklın yarısıdır.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-çağ barajı (sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 14

Ca’fer-i Sadık (r.a.) in hikmetli sözleri;

Buyurdu ki;

-“Ana-babasını üzen, onlara isyan etmiş olur. Musibet zamanında dizini döven, sevabından mahrum olur. Allah-u Teâlâ sabrı, musibet miktarınca indirir.”

-“Takvadan (Allah-u Teâlâ’dan korkup, haramlardan, sakınmaktan) daha üstün azık yoktur. Susmaktan güzel şey yoktur. Bilgisizlikten zararlı düşman yoktur. Yalandan büyük hastalık yoktur.”

Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“İyilik üç şeyle tamam olur.”

-“1-O iyiliği yapmakta acele etmek.”
-“2-Yaptığı iyiliği gözünde büyütmemek, daima küçük görmek.”
-“3-İyiliği yaparken, gizlice yapmak.”

Yine Buyurdu ki;

-“Günahlara tevbe etmeyi geciktirmek. Allah-u teâlâ’ya karşı mağrur olmak, kibirli olmaktır.”

-“Kız evletlar, ana-babası için hayır ve hasanettirlar. Oğlanlar ise, Ni’mettirler. Hasenat sahibi olanlar sevap kazanır. Ni’metlerden ise hesaba çekilir, sual sorulur.”

-“Bir kimse, kusur, günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmezse ve tenha bir yerde olduğu zaman Allah-u teâlâ’dan korkmazsa, onda hayır yoktur.”

Yine Buyurdu ki;

-“Üç şey vardır ki, Müslümanları çok aziz eder;”
-“1-Kendisine zulüm edeni afv etmek,”
-“2-Kendisine bir şey vermeyene, iyilikte bulunmak.”
-“3-Kendisni aramayanları, arayıp hallerini sormak.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

çağ-çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 15

Hazret-i Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh) ın oğlu Musa Kazım için olan nasihati pek meşhurdur;

Oğluna buyurdu ki;

-“EY OĞLUM!”

-“Kendi rızkına razı ol! Kendi rızkına razı olan, kimseye muhtaç olmaz. Gözü başkasının malında olan, fakir olarak ölür. Allah-u Teâlâ’nın taksim ettiği rızka razı olmayan, O’nu kazâ ve kaderinde, dilediğini yaratmakta töhmet altında tutmuştur. Kendi kusurlarını küçük gören, başkasınınkilerini büyütmüş olur. Her zaman kendi kusurlarını büyük gör.”

-”EY OĞLUM!”

-“Başkasının gizli bir şeyini açığa vuranın, evindeki gizli şeyler herkesçe bilinir. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya kendisi düşer. Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunan hürmet görür.”

-“EY OĞLUM!”

-“İnsanlara kızmaktan sakın. Yoksa sana da kızarlar. Boş iş ve söze karışmaktan sakın, sonra aşağılanırsın.”

-“EY OĞLUM!”

-“Lehinde veya aleyhinde de olsa, hakkı, doğruyu söyle! Böyle yaparsan herkes seninle istişare eder (danışır, fikrini alır).”

-“EY OĞLUM!”

-“Arkadaşlık yaptığın, ziyaretine gittiğin kimse, iyi ahlak sahibi olsun. Kötü ahlaklı olanlarla arkadaşlık etme, onlarla görüşme! Çünkü onlar, suyu olmayan çöl, dalları yeşermiyen ağaç, ot bitmeyen topraktırlar.”

-“EY OĞLUM!”

-“Allah-u Teâlâ’nın kitabını okuyucu, iyilikleri emredici, kötülüğü nehyedici, sana gelmeyene sen gidici, seninle konuşmayanla konuşucu ol! İsteyene ver, Gıybet’ten, koğuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, insanların kalbinde düşmanlığı artırır. İnsanların ayıplarını gören, onların hedefi olur.”

Ca’fer-i sadık Hazretleri (r.a.) nin rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır.

Peygamber Efendimiz (Sallallah-u Aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Allah-u Teâlâ’nın ni’metlerine kavuşan, bu ni’mete hamd ve şükür etsin! Rızkı azalan kimse, çok tevbe ve istiğfar yapsın. Sıkıntıya düşen, bir musibete yakalanan kimse de ”La havle vela kuvvet illâ billah” desin.

-“Allah-u Teâlâ’nın hidayete kavuşturduğu kimse saptıramaz. Allah-u Teâlâ’nın hidayet vermediğini, kimse hidayete erdiremez. Sözlerin en iyisi, Allah-u teâlâ’nın kitabıdır. YOLARIN EN İYİSİ, Muhammed Aleyhis selam’ın gösterdiği yoldur. İşlerin en kötüsü, bu yolda yapılan değişikliklerdir. Bid’atların hepsi, delalettir, sapıklıktır.”

-“İlim hazinedir. Anahtarı, sorup üğrenmektir. İlmi isteyiniz ki, Allah-u Teâlâ size merhamet etsin. İlim öğrenmekte dört kişiye sevab vardır. Talebeye, Hocaya, Dinlayenlere ve onlara icabet edenlere.”

-“Rivayet ettiği hadis-i kudsi’de;-“La ilâhe İllallah Kal’amdır. Bunu okuyan Kal’aya girmiş olur. KAL’AMA GİREN DE, AZABIMDAN KURTULUR.” Buyurdu.

İmâm-i Ahmed bin Hanbel hazretleri (r.a.) Müsned’inde buyuryor ki; CEBRAİL (a.s.) Allah-u Teâlâ’dan naklen, Peygamber efendimiz (s.a.v.) e; -“La ilahe illallah hısnı, men dehale hısnı, emine min azabi.” Şeklindeki dua’yı her kim rivayet edenlerin isimleriyle, inanarak ihlasla bir deliye veya hastaya okursa şifa bulur.


İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bore Beşire Mecido (İlk bahar mevsimi) Nusaybin

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)

Eshab-i Kiram (r.anhum) in büyüklerinden. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in damadı ve dördüncü halifesidir. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) in amcası ebû talib’ın oğludur. Künyesi Eb’ül Hüseyin’dir. Bir künyesi de Peygamberimiz (s.a.v.) in iltifat buyurarak söylediği “Ebû Turab” dır.

Hiç puta tapmadan Müslüman olduğu için “Keremallahü vechehü”, kahramanlığı ve cesür olmasından dolayı “Kerrar” ve Esedullah-il galib” lakabları verilmiştir.

Ayrica takdiri İlahiyeye gösterdiği tam rızadan dolayı da Mürteza” denilmiştir.

Hazret-i Ali (r.a.), Hicret’ten yirmi üç sene önce (M. 579) senesinde Mekke’de doğdu 40 (M. 660) da şehid edildi. Hazret-i Ali (Keremallah-u vechehu) Cennetle müjdelenen on sahabiden ‘dördüncüsü’ ve ehl-i beytin ‘birincisidir.’

Hazret-i Ali (r.a.) nin babası Ebû Talib’ın, geliri az, ailesi kalabalıktı. O sıralarda Mekke’de kıtlık hüküm sürdüğünden

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) amcası Abbas (r.a.) a;

-“Ey Amca, kardeşinin çoluk çocuğu çok olmakla masrafı da çoktur. Buna mukabil, geliri azdır. Ona yardımcı olmak lazımdır. Aile geçimindeki yükünü hafifletelim. Her birimiz bir oğluınu alalım.” Teklifinde bulundu.

Bu teklifin, amcası Ebû Talib tarafından kabulü ile Hazret-i Ali beş yaşından itibaren, Resulullah (s.a.v.) ile yaşamış, Resul-i Ekrem (s.a.v.) in talim ve terbiyesinde yetişmiş, O yüce irfan hazinesinin feyzinden kana kana içmiştir.

Çocuklar arasında ilk defa Muhammed (s.a.v.) ın Peygamberliğini tasdik edenlerdendir. Güzel ahlakın canlı timsali idi. “Allah’ın arslanı” diye tanınmıştı. Şecâati, metaneti, cesareti eşsizdi, hiçbir vakit haddi aşmazdı.

Hayatının sonuna kadar Hareti Resûl (s.a.v.) ün yanından hiçbir suretle ayrılmamış, Onu can kulağıyla dinlemiştir. Küçük yaşta Müslüman olmuş ve nebiyy-i zi-Şan (s.a.v.) ın yüksek nazarlarında, muhabbetlerine mazhar olduğundan dolayı kendisinde harikulade meziyetler tecelli edip durmuş, Resul-i Ekrem (s.a.v.) inilmen, ahlaken varisi olmuştur.

Müslüman olması şöyle olmuştur;

Daha on yaşında iken, birgün Resulullah (s.a.v.) ile Hazret-i Hadice (r.anha) nin beraber namaz kıldığını gördü.

Namzdan sonra;

-“Bu nedir?” diye sordu.

Resul-i Ekrem (s.a.v.);

-“Bu Allah-u Teâlâ’nın dinidir. Seni bu dine davet ederim. Allah-u Teâlâ birdir, ortağı yoktur. Lat ile Uzza isimli putları terk etmeni emrediyorum.” Diye cevap verdi.

Ali (r.a.);

-“Önce bir babama danışayım.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ona;

-“İslam’a gelmezsen bu sırrı kimseye söyleme.” Buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

İlk bahar mevsimi (kalehi köyü mevki-i) Nusaybin

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 2

Hazret-i Ali (Keremallahu vechehü) ertesi sabah, Resulullah (s.a.v.) in huzuruna gelerek gelerek;

-“Ya Resulullah (s.a.v.), bana islâmi arz eyle.” Diyerek Müslüman oldu.

Hazret-i Ali (Keremallahu vechehü) Müslüman olanların üçüncüsüdür. Hazret-i Ali (r.a.) çok fedakar idi. Onun Resul-i Ekrem (s.a.v.) uğrunda gösterdiği fedakarlık ve O’nu kendine tercih etmesi her türlü takdirlerin üstündedir.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem), Hak Teâlâ’dan hicret emrini aldığı zaman, Hazret-i Ali (r.a.) nin de Resul-i Ekrem (s.a.v.) in yatağında yatacağı, Allah-u Teâlâ tarafından emredilmişti.

Böylece Hazret-i Ali (r.a.), Resul-i Ekrem (s.a.v.) in evlerindeki emanetleri yerine ulaştırmak için ve Mekke’de kalan Eshab-i Kiram (r.anhum) üzerine vekil oluyordu. Resul-i Ekrem (s.a.v.) bunların hepsini Hazret-i Ali (r.a.) ye emanet etmişti.

Hicret gecesi kafirler, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) in saâdethanelerinin etrafını sarmışlardı. Şeytan (Aleyhil’lanet) da aralarında idi. Hak Teâlâ, şeytan dahil bütün kafirlere bir uyku verdi. Bunlar uykuda iken Resul-i Ekrem (s.a.v.), Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) ile beraber evden çıktılar.

Hak Teâlâ, Mikail aleyhis selam ve İsrafil Aleyhis selam’a;

-“Kafirler belki bir anda Ali’ye bir hatada bulunurlar. Sizler behemehal Ali’nin yanına yetişin!” buyurdu.

Bu iki büyük melek, Hazret-i Ali (r.a.) nin yanına geldiler. Mikail aleyhis selam hazret-i Ali (r.a.) nin başucunda, İsrafil Aleyhis selam da ayak ucunda oturup dua ederlerdi.

Bir zaman sonra (mel’un) şeytan uyandı. Yüksek sesle;

-“Vay’ Muhammed (s.a.v.) kaçtı.” Dedi.

Şeytan kafirlere insan suretinde görünürdü. Kafirler mel’una;

-“Ne biliyorsun?” dediler.

Mel’un Şeytan;

-“Binlerce senedir uyku gözüme girmemişken, bu gece Muhammed (s.a.v.) in yaptığı (haşa) sihirle uyuyakalmışım.” Dedi.

Bunun üzerine bütün kafirler Resul-i Ekrem (s.a.v.) in evine hücum ettiler. Hazret-i Ali (r.a.) yi, Resulullah (s.a.v.) in yatağında gördüler.

Resul-i Ekrem (s.a.v.) in nerede olduğunu sordular;

Hazret-i Ali (r.a.);

-“Bilmem.” Dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bore beşire Mecido (İlk bahar mevsimi) Nusaybin

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 3

Kafirler aramak için dışarıya çıktılar.

Ertesi gün o kadar kafirin arasında, Resulullah (s.a.v.) in Kâ’be-i Şerifte devamlı oturdukları makama Hazret-i Ali (r.a.) oturdu.

-“Resul-i Ekrem (s.a.v.) de kimin hakkı var ise, gelsin benden alsın!” diye nida ettirdi.

Herkes gelip nişanını söyleyerek emantini aldı. Bütün emanetlerini sahiplerine teslim etti.

Mekke-i Mükerreme’de kalan Eshab-i Güzin (r.anhum), Hazret-i Ali (r.a.) nin kanadı altına sığındılar. Hiçbir kafir, Hazret-i Ali (r.a.) nin korkusundan Eshab-i Kiram (r.anhum) in hiçbirine eziyet edemedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) in saâdethaneleri Mekke’de olduğu müddetçe Hazret-i Ali (r.a.) de orada kaldı. Bir zaman sonra Resul-i Ekrem (s.a.v.) evinin,Medine-i Münevvere’ye getirilmesini emir buyurdu.

Allah’ın arslanı, Hazret-i Ali (r.a.), Kureyş kafirlerinin toplandıkları yere gitti.

-“İnşallah-u Teâlâ yarın Medine-i Münevvere’ye gidiyorum. Bir diyeceğiniz var mı? Ben burada iken söyleyin.” Buyurdu.

Hepsi başlarını eğip hiçbir şey söylemediler.

Hazret-i Ali (r.a.) oradan ayrılınca, Ebû Cehil kalktı;

-“Ey Kureyş’in büyükleri! Muhammed, evi burada olduğu müddetçe bize düşmanlık etmez. Buna mani olmaliyiz.” Dedi.

Kafirlerin her biri şöyle yaparız, böyle yaparız, dediler. Sonra Hazret-i Abbas (r.a.) a yalvardılar.

-“Kardeşinin oğluna söyle Muhammed (s.a.v.) in evini kaldırmasın, yoksa aramız açılır.” Dediler.

Hazret-i Abbas (r.a.) bu sözleri Hazret-i Ali (r.a.) ye söyledi.

Hazret-i Ali (keremallahu vechehü);

-“Amcacığım, yarın eşyayı götüreceğim kararım kat’idir. Yoluma çıkan olursa cenk ederim.” Buyurdu.

Hazret-i Abas (r.a.), Hazret-i Ali (r.a.) nin sözlerini Kureyş kafirlerine söyleyince canları sıkıldı. Hazret-i Ali (r.a.), Resul-i Ekrem (s.a.v.) in saâdethanesindeki eşyaları toplayıp yola koyuldu.

Kureyş’ten dört beş kişi atlı olarak Hazret-i Ali (r.a.) nin yolunu kestiler.

-“Geri dön, yoksa seninle cenk ederiz.” Dediler.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bore Beşire Mecido (İlkbahar mevsimi) Nusaybin

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 4

Hazret-i Ali (r.a.) yükleri indirip bunların üzerine yürüdü. Hak Teâlâ’nın izniyle onlara galip geldi. Tekrar Hane-i Saâdetin mübarek yüklerini kaldırıp yola koyuldu.

Yolda, o zaman henüz iman etmemiş olan Mikdad bin Esved (r.a.) Hazret-i Ali (r.a.) nin karşısına çıktı. Hazret-i Ali (r.a.) hiçbir söz söyletmeden bir vuruşta onu yere yıktı.

Göğsüne çıkıp İmân’a davet buyurdu. Derhal can-ı gönülden kabul edip Müslüman oldu.

Mikdad bin Esved (r.a.) in bir oğlu, Hazret-i Hüseyin uğrunda, Kerbela’da canını feda edip şehid olmuştur. Mikdad bin Esved (r.a.) hazretleri, Eshab-i Kiramın büyüklerinden ve bahadırlarındandır.

Hazret-i Ali (Keremallahu vechehü), Resulullah (s.a.v.) a şişmiş olan ayakalarından kanlar akar vaziyette, Kubâ’ da yetişmişti.

Gündüzleri saklanıp, geceleri yaya olarak yürüdüğü bu yolculuğun sonunda Peygamber efendimiz (s.a.v.) in huzuruna gidemiyecek bir halde idi.

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve selem) efendimiz bunu haber alınca, bizzat kendisi teşrif etmiş, Hazret-i Ali (r.a.) yi görünce haline acımış, sevgili, fedakar amca-zadesini kucaklamış, mübarek iki eliyle, o hak yolunda binlerce meşakkete katlanmış olan narin, nazik ayakları okşamış, kendisine afiyeti için dua buyurmuştu.

Hatta Hazret-i Ali (r.a.) nin bu fedakarlığı üzerine;

-“İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’ın rızası için nefsini feda eder.” Ayet-i Celilesinin nazıl olduğu rivayet edilir.

Hazret-i Ali (r.a.), Medine-i Münevvere’de Mescid-i Nebevi’nin inşasında çok çalışmış, bizzat sırtına taş ve toprak taşımıştır. Başta Bedir, Uhud ve Hendek harbleri olmak üzere, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ın bütün gazvelerinde bulunarak, fevkalade gayret ve kahramanlıklar göstermişir.

Hazret-i Ali (Keremallahu vechehü) bedir savaşında bir çok azılı müşriki öldürmüştür. Daha savaşın başlarında Mubarezede Velid bin Ukbe’yi bir kılış darbesiyle öldürdü. Akşama doğru, iki taraf da birbirine karışmıştı.

Kum tepesinin üzerinde zırhlara bürünmüş müşriklerden birisi Sa’d bin Hayseme (r.a.) yi şehid etmişti. Hazret-i Ali (r.a.) O’na yaklaştı. Müşrik atından indi ve Hazret-i Ali (r.a.) ile vuruşmaya başladı.

Hazret-i Ali (r.a.), müşrikin kılıcı kalkana saplanıp kaldı. Hamle sırası Hzret-i Ali (r.a) ye gelmişti. Hazret-i Ali (r.a.) kılıcı ile müşrikin göğsüne doğru çaldı. Zırhını enlemesine biçince müşrik titredi ve sarsıldı.

Hazret-i Ali (r.a.) o esnada arkasında bir kılıcın parladığını ve şakıdığını görünce başını eğdi.

Kılıcı parlatan;

-“Al buda ben Abdülmuttalib’in oğlundan!” derken müşrikin kellesi, miğferiyle birlikte yere yuvarlandı. Hazret-i Ali (r.a.) dönüp arkasına baktığı zaman, Hazret-i Hamza (r.a.) yı gördü.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas (Cin tepesi) Şelalesi sonbahar mevsimi

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 5

Yine bu savaşta Nefvel bin Huveylid ile karşılaştı.

Nefvel hakkında Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Ya Rabbi! Nefvel bin Huveylide karşı bana yardımcı ol! O’nun hakkından gel!” diye dua etmişti.

Hazret-i Ali (Keremallahu vechehü), Nefvel bin Huveylide kafiri bu savaşta kılıcıyla önce bacaklarını sonra kafasını kopardı. Sonra Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) e Nefvel’i öldürdüğünü haber verdi.

Bunun üzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Allah-u Ekber.” Diye tekbir getirdi

Ve;

–“Allah-u Teâlâ O’nun hakkında duamı kabul etti.” Buyurdu.

Hazret-i Ali (r.a.), Bedir’de ayrıca As bin Sa’idi de katlederek, Müslümanlara büyük hizmet etti.

İbn-i Esir’in rivayetine göre Hazret-i Ali (r.a.), Bedir savaşında müşriklerin başlarını ağaçlardan meyve düşürür gibi düşüryordu. Bedir savaşına katıldığında 25 yaşında idi.

Hazret-i Ali (r.a.) sadece Uhud gazvesinde onaltı kılıç darbesi almıştı. Hendek savaşında da müşrilerin en azlıları ile savaştı.

Muharebenin iyice şiddetlendiği yirmiikinci gün, Amr bin Abdud adlı müşriklerin en azlılarından biri, hendek, kenarlarına gelip meydana er istedi.

Müslümanlar’dan kimse Amr’ın davetini kabul etmedi. Bir daha meydan okudu. Yine hiçbir Müslüman çıkmadı. Yedi kere böyle oldu.

Yedincisinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) Efendimiz, Hazret-i Ali (r.a.) yi çağırdı, huzurunda oturttu;

-“Ya Ali! Benim atıma bin, kılıcımı al, Amr bin Abdud’un önüne yiğitçe, cesaretle var. Onun heybetinden, uzun boyundan endişe etme, Ben, Hak teâlâ’dan sana yardım etmesi için, senin elinle Müslümanların, bunun şerrinden kurtulmaları için dua ediyorum.” Buyurdu.

Hazret-i Ali (r.a.) atına bindi. Kılıcını kuşandı. Avını gözetliyerek giden bir arslan gibi, Amr’in önüne vardı.

-“Ya Amr! Duydum ki sen Kâ’be’nin karşısında ahd etmişsin ki Kureyş’den bir kişi senden iki şey istese birini yaparmışsın.”Buyurdu.

Amr;

-“Evet öyle söz verdim.” Dedi.

Hazret-i Ali (r.a.);

-“Biliyorsun ben Kureyşdenim. Senden iki şey isteyeceğim. Hiç olmazsa birini kabul et.” Buyurdu.

Hazret-i Ali (r.a.) sözlerine devam etti.

-“Birinci isteğim, Allah’ın birliğine ve Resulu (s.a.v.) nun Hazret-i Muhammed (s.a.v.) olduğunu ikrar ve tasdik etmendir.” Buyurdu.

Amr;

-“Bunu kabul etmiyorum, başka ne istiyorsun?” dedi.

Hazret-i Ali (keremallahu vechehü);

-“İkinci isteğim bu iki kuvveti hallerine bırakıp, Mekke-i Mükerrem’ye gitmendir. Buyurdu.

Amr;

-“Bunu kabul ettim, yalnız Ebû Bekir, Ömer ve Osman (r.anhum) ın başlarını keserim.” Dedi.

Hazret-i Ali (r.a.);

-“Ey Ahmak! Benim başımı kesmeden onların başını nasıl kesersin?” Buyurdu.

Amr;

-“Ya Ali! Sen henüz gençsin, dünyanın tadını almamışsın, ben senin başını kesmek istemem.” Dedi.

Ali (r.a.);

-“Ben Allah-u Teâlâ’nın yardımı ve Resulu (s.a.v.) nun duası ile senin başını kesmek isterim.” Buyurdu.

Hazret-i Ali (r.a.) nın bu sözü üzerine Amr, atından inip Hazret-i Ali (r.a.) ye doğru yürüdü. Hazret-i Ali (r.a.) de atından indi. Birbirlerine hamle ettiler.

Hazret-i Ali (r.a.) bir fırsatını bulup, Amr’ın uyluğunu bir kılıç darbesiyle kopardı. Artık işi bitti, diyerek geriye dönmüş gelirken, Amr, kendi kopmuş bacağını Hazret-i Ali (r.a.) ye fırlattı. Hazret-i Ali (r.a.) hemen geri dönüp Amr’ın başını kesti.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) tekbir getirip;

-“Ali’nin Amr bin Abdud ile bir kere karşılaşması, ümmetimin kıyamete kadar olan ibadetinden hayırlıdır.” Buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu