‘Haci Hüseyin-i Kinike (Radiyallah-u anhu)’ olarak etiketlenmiş yazılar


Haci Hüseyin-i Kinike (Radiyallah-u anhu);

İslâm âlimlerinin büyüklerinden Haci Hüseyin-i Şeyh lakabı olarak meşhur olan Haci Hüseyin-i Kinike Nakşibend-i tarikatına mensub, Şah lakabi ile tanınan Ahmed el-Haznevi hazretleri (r.a.) yol arkadaşı ile ilk halifesidir.

Haci Hüseyin-i Kinike hazretleri (r.a.) Rumi 1308 yılında Süriye topraklarında kalan Türkiye sınır bölgesine yakın “Latifiye” köyünde dünyaya gelmiştir.

Silsilesi;

Haci Hüseyin bin Muhammed, bin Ahmed, bin Şahin, bin Şemseddin, bin Hüseyin, bin Yusuf,  bin Gerdani veli (r.anhüm) dir

Seyyid olduğu bilinmektedir. Dedeleri Van iline bağlı Müküs (Bahçesaray) de medfun olup, mezarı sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir.

İlk olarak dedeleri Van’ın Gevaş ilçesinin bir köyüne gelirler daha sonra da Müküs (Bahçesaray) e yerleşirler. Dedeleri çok faziletli ilmiyle amel eden bir zat idi.

Dedeleri Mir Hasan (r.a.) vefat ettikten sonra, Batman ilinin Gercüş kazasına bağlı “Karkat” köyüne gelip yerleşirler. Bir müdet orada ikamet ettikten sonra da Süriyenin Türkiye sınıra yakın “Latifiye” köyüne yerleşirler.

Babaları o köyde ikamet eden müteddeyin, çok saliha bir hanım olan Fatima (r.anha) ile evlenirler.

Doğmadan babasını kayıp eden Haci Hüseyin (r.a.), doğduktan beş altı yıl sonra da anneleri de vefat eder ve böylece Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in sünnetine nail olup yetim kalır.  Muttaki, Salih ve âlim olan dayıları Molla Abdurrahman (r.a.) tarafından büyütülür.

Henüz çok küçük yaşta yetim kaldı, dayısı tarafından büyütülen Haci Hüseyin (r.a.)  ilk ilmini dayısı Molla Abdurrahman yanında okumaya başladı sırayla da Şeyh Said-i Dari (r.a.) daha sonra da Nurşin’de ikamet eden Hazret lakabi ile meşhur olan Muhammed Diyaaddin hazretleri (r.a.) nın yanında okur. Tasavvuf ilmini ile tarikat tövbesini Hazret (r.a.) den alır.

Daha sonra da hem yol hem de hac arkadaşı olan ondan 5- 6 yaş büyük olan Şah-i Hazna lakabi ile meşhur olan Ahmed el-Haznevi hazretleri (r.a.) in yanında okur ve tarikat amelini orada tamamlayıp İlk halifesi olur.

Tahsili boyunca Ahmed el-Haznevi hazretleri (radiyallah-u anhu) ile beraber gah yaya gah binek üzere Hazna köyünden Nurşina beraber gidip, orada altı yedi ay kalır sonra da tekrar beraber Hazna‘ya geri gelirlerdi.

Haci Hüseyin-i Kinike hazretleri (r.a.) Hazret (r.a.) tarafından Ahmed el-Haznevi (r.a.) ye halifelik verdiği zamanda da hazır bulunur.

İlminin geri kalan kısmını Murşidi ve yol arkadaşı olan Ahmed el-Haznevi hazretleri (radiyallah-u anhu) gibi bir Müceddid ile hac farizasını yerine getirme şerefine nail oldu.

Devam edecek…

(Kaynak); Fuad Yusufoğlu.com

Derleyen; Fuad Yusufoğlu

Allah-u teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Haci Hüseyin-i şeyh lakabi ile meşhur olan Hüseyin-i Kinike hazretleri (Radiyallah-u anhu) nın yüzü suyu hurmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Haci Hüseyin-i Kinike (r.a.) nin merkadi (Nusaybin)

 

Haci Hüseyin-i Kinike (Radiyallah-u anhu) – 2

 

Şah-i Hazna hazretleri (r.a.) Hazret (r.a.) tarafından halifelik verilince, kendisi de Nurşin’den Şah-i Hazna ile beraber dönmüş ve bir köyde imamlık yapmıştır.

Şah-i Hazna hazretleri (r.a.) nin, Devleti olan Suriye, Fransız işgali altında olduğu için sıkıntılı yıllar geçirdi ve Türkiye’ye gelerek “Kertven” de imamlık yaptı. O zaman da yol arkadaşı olan Haci Hüseyin (r.a.) “Kurke Metine” köyünde imamlık yapıyordu.

Haci Hüseyin (r.a.) anlatır;

-“Ben Kurka Metine köyünde imâmlık yaparken o yörenin meyveleri meşhur idi. Bu seçkin meyveler boğazımdan geçmediği için, sabah erkenden özenerek topladığım meyveleri bir sırt torbası (türük) na yüklenip tahminen elli kilometre uzaklıktaki murşidim olan Ahmed el Haznevi hazretleri (radiyallah-u anhu) nin köyün‘e yayan olarak getiriyordun.”

Bir seferinde Ma’sum’un annesi (radiyallah-u anha) Şah-i Hazna (radiyallah-u anhu) ya hitaben;

-”Bu fakir bu kadar yolu katederek bizlere meyveleri getirip yoruluyor en iyisi ben onun sırt çantası (türük) ni yırtayım da bir daha bu kadar yolu katedip gelip yorulmasın.” söyleyince

Ben hemen Şah-i Hazna (raidyallah-u anhu) ya;

-”Kurban! Ma’sum’un annesine lütfen söyleyiniz, ben fakir bir insanım inan ki bu sırt çantam (türük) den başka da sırt çantam yok bunu da Ma’sumun annesi yırtarsa ben nereden sırt çantası bulabilirim.“söyledim.

Dönüşte de bu meyveleri Murşidime getirdiğim için de ayrıca bir haz duyuyordum. Bundan dolayıda tahminen elli kilometrelik yolu yaya olarak kat ettiğim için de yorulmuyordum.

Ne zaman ki Süriye’deki Fransız zülümleri bitince de Şah-i hazna hazretleri (r.a.) “Kertven” köyünden tekrar Hazna köyüne gitmek istedi. Ama “Kertven” deki halk buna razı olmayıp gitmesini istemediler.

O günleri henüz genç yaşta olan Haci Halil-i Huso, şöyle anlatıyor;

-“Ahmed el Haznevi hazretleri (r.a.) köyümüzde imamlık yapıyordu. Bir gün Hasan-i Deyvanı geldi ve ona bir şeyler söyledi.”

Babam her ne zaman Hasan-i Deyvani’yi gördüğünde;

-“Tevekelli bu adam, korkarım bizi yalnız bırakacak “diye söyleniyordu.

-“Ben gayet iyi hatırlıyorum, Şah-i Hazna hazretleri (r.a.) babamı çağırarak”

-“Haci Hüseyin! Benim sürgün yıllarım bitti bana afv çıkarmışlar ben Hazna’ye gitrmek istiyorum sen ne diyorsun?” buyurdular.

(Şah-i Hazna hazretleri radiyallah-u anhu’nun en önemli adetlerindedi her zaman yanındaki insanlarla müşavere ederlerdi.)

Babam;

-“Kurban! Sen nasıl emredersen o olsun. “dedi.

Ama köylüler buna razı olmadılar;

-“Kurban! Bizleri bırakma sen gidersen bizler nasıl yapacağız.“ dediler.

Bazıları da;

-“Kurban! Sen gidiyorsun, bu güne kadar bizler senin vesilenle dinimizi diyanetimizi öğrenmeye çalışıyorduk sen gidersen bizlere kim dinimizi gösterecek.” Dediler.

Devam edecek…

(Kaynak) Fuad Yusufoğlu.com

Derleyen; Fuad Yusufoğlu

Allah-u teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Haci-yi şeyh lakabi ile meşhur olan Haci Hüseyin-i Kinike hazretleri (Radiyallah-u anhu) nın yüzü suyu hurmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Haci Hüseyin-i Kinike (radiyallah-u anhu) Markadının uzaktan görünüşü

Haci Hüseyin-i Kinike (Radiyallah-u anhu) – 3

Şah-i Hazna hazretleri (radiyallah-u anhu);

-“Hayra! Haklısınız ben Hazna’ye gideceğim, sizlere dininizi ve diyanetinizi öğretmek ve ilim yaymak için yerime bir molla’yı getirteceğim.” Dediler.

Babam;

-“Kurban! Bizler sana alışmışız senin yerini kim doldurabilir ki.”dedi

Şah-i Hazna hazretleri (radiyallah-u anhu); yanına babamı çağırarak;

-“Haci Hüseyin! Sizin köyünüze aynen benim gibi olan bir mollayı getirteceğim. Benim Hazret (r.a.) yanında ilim okuduğum ve Halifelik aldığım yılda benimle Hazret (r.a.) in talabesi olan Haci Hüseyin’i getirteceğim merak etmeyin bu kişi benim gibidir. Hem benim yol arkadaşım ve benim talabelik yıllarımda beraber olan sırdaşımdır, memnun kalacaksınız.” Dedi.

Babam;

-“Kurban! Madenki sen öyle buyuruyorsun öyle olsun, bu molla nerede ise onun evini köye getirtelim.”Dedi.

Şah-i Hazna hazretleri (radiyallah-u anhu);

-“Haci Hüseyin, Kürka Metine köyünde mollalık yapıyor, gidip selamımı söyleyin buraya gelsin.“buyurdu.

Babam ile birkaç köylü ile yanlarında aldıkları birkaç hayvanla “Kurka Metine” Köyine varınca köy muhtarı ile köy heyetine durumu anlattır.

Köy muhtarı ile ihtiyar heyeti bizlere izin vermedi

-“Ben hocamdan memnunum onu sizlere veremiyeceğim.” Dedi.

Ama gelen kafile çok ısrar edince köy muhtarı da ısrar etiti;

-“Ben mollamı sizlere vermiyeceğim, hem, benim onunla bir senelik mukavlem var, onunla bir seneliğine muamale yapmış ve hasılatını da peşin vermişim.”

Haci Hüseyin (r.a.) köy muhtarına seslenerek;

-“Benim şeyhim beni çağırıyor ben nasıl gitmiyeyim mecburen gideceğim kusura bakma” dedi.

Köy muhtarı;

-“O zaman benim sana verdiğim erzak olan iki çüval buğday ile bir çuval üzüm’ü geri ver, daha yeni birkaç ay olalı buraya gelmişsin senin müddetine daha çok var.” Dedi.

Devam edecek…

(Kaynak) Fuad Yusufoğlu.com

Derleyen; Fuad Yusufoğlu

Allah-u teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Haci-yi şeyh lakabi ile meşhur olan Haci Hüseyin-i Kinike hazretleri (Radiyallah-u anhu) nın yüzü suyu hurmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

 

 

Haci Hüseyin-i Şeyh (r.a.) markadının bir başka görünüşü

Haci Hüseyin-i Kinike (Radiyallah-u anhu) – 4

Haci Hüseyin (r.a.);

-“Hayra! Senin bana verdiğin erzaklardan ne varsa geri vereyim yalnız benim bir yorganımı ile döşeyimi verin ben razıyım. Evet erzaklar senin olabilir benim ailemi ve yorgan ile yatağımı bana ver yeter. Murşidim beni çağırıyor, kesin kes kararliyim gideceğim. dedi.

Haci Hüseyin-i Kinike (r.a.) O günleri şöyle anlatır;

-“Ben bir seneliğine muamele ile “Kurka Metine” köyüne imâmlık yapmak için gittim. Senede iki çuval buğday ile bir çuval üzüm verdiler. Ben de onlara dinlerini öğretiyor imâmlık yapıyor namaz kılıdırıyordum. Aradan birkaç ay geçmişti ki baktım Kertven köyünden Haci Hüseyin, önlerinde binek hayvanları olduğu halde birkaç kişi ile köyümüze geldiler.”

-“Haci Hüseyin! Şah-i Hazna hazretleri (r.a.) Haznaye gidiyor, sana selamları var, onun afvu Suriye devleti tarafından çıkmış, Hazna köyüne gidiyor, seni kendi yerine köyümüzde ikamet ettirmek istiyor sen ne diyorsun?” dediler

İşte ozaman ben ağladım. Bu ağlamam sevinç ve surur içindi.

-“Şah-i Hazna (r.a.) nasıl olurda benim gibi fakir, kimsesiz ve yetim birini kendi yerine getirtmeye kalkıyor, ben onun oturduğu köye layık olabilecek miyim?“dedim.

Kürka Metine Köylüleri beni onlara vermek istemediler işi yokuşa sürüklediler hata bana verdiği buğday ile üzümü geri vermemi istedler

Hemen köy muhtarı’nın yanına gittim;

-“Hayra! Beni çağıran zat mübarek bir zattır. Benim Nurşin köyünde Hazret (radiyallah-u anhu) nin yanında okurken beraber kaldığım hücre yol arkladaşımdır. Ben kesinlikle onun emrinden çıkmam. Bana verdiğin ne varsa geri vermeye hazırım.Yatacak yatağımı, yorganımı ile hanımımı alayım daha gayrı sizden de bir şey istemiyorum daha bana verdiğiniz erzakları yememişim,”dedim.

Köy muhtarı kararlığımı anlayınca;

-“Seyda! Ben işleri yokuşa sürüklemek için sana verdiğin malzemeleri ver dedim madenki gitmek te o kadar ısrarlısın sana verdiğimiz eşyalarını da al, güle güle git biz senden razıyız Allah da senden razı olsun. Seni kayıp etmemek için, gitme diyoruz.” Dedi.

Benim kalbimi hoşnut etti hemen o gün gelenler benim eşyalarımı hayvanlara yüklediler. Kertven’e geldik.

Haci Hüseyin-i Şeyh (r.a.) kertven’e geldikten sonraki günleri anlatıyor;

Kertven’e geldikten sonra da Şah-i Hazna (radiyallah-u anhu) da Hazna köyüne yerleşti. Ben “Kertven” köyünden, sınırı geçerek Hazna köyüne sıkı sık gider O’nun yanında tasavvuf ilmimi devam ettirdim. Kısa bir zaman sonra da Şah-i Hazna hazretleri (r.a.) Benim gibi yetim, fakir ve kimsesiz birisine halifelik verince de, Elhamdulillah; Şah-i Hazna hazretleri (r.a.) nin himmeti ve bereketi ile de müslümanlar uzak yerlerden “Kertven” köyüne gelmeye, dinlerini diyanetlerini öğrenmeye başladılar.

Devam edecek…

(Kaynak) Fuad Yusufoğlu.com

Derleyen; Fuad Yusufoğlu

Allah-u teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Haci-yi şeyh lakabi ile meşhur olan Haci Hüseyin-i Kinike hazretleri (Radiyallah-u anhu) nın yüzü suyu hurmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu