‘Hayat-üs Sahabe’ olarak etiketlenmiş yazılar

Mescd-i Feth’in içten görünüşü

Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 3

Zeyd bin Sabit Hazretleri (r.a.) Sahabe devrinde bile Medine’nin BAŞ KADISI İDİ. Feraiz, Kıraat ve Tefsir ilminde de BAŞ İMÂM idi.

İmâm-i Şafi-i (r.a.), feraiz hususunda Zeyd (r.a.) in kavlini tercih ederdi. Zeyd bin Sabit (r.a.) kıraat ilminde Eshab-i Kiram (r.anhüm) in EN YÜKSEKLERİNDENDİ. Kur’an-i Kerim’in tamamını güzelce ezberlemiş, kendisinden İbn-i Abbas (r.a.) Ebû Abdurrahman es-Sülemi (r.a.) gibi Sahabe-i Kiram Kur’an-i Kerim okumuşlardır.

İslâm ilimleri içinde en yüksek olan kıraat ilmiydi. Bu ilim sayesinde, Kur’an-i Kerim bozulmaktan ve değişmekten korıunmuştur. Bu ilmin mütehassıs âlimleri, kelam-i ilahinin kıraat şekillerini ve tevatür halindeki ihtilafları zabt ve kaydetmişlerdir.

Böylece Kur’an-i Kerim’in okunması hususundaki tereddütleri bertaraf etmişlerdir. Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.) in bu ilmindeki üstünlüğü, Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın ve Tabiinin ileri gelenlerinin itirafı ve takdiri ile sabittir.

Eshab-i Kiram (r.anhüm) arasında kıraat ilminde İMÂMLIK DERECESİNE Yükselenler, Hazrte-i Ebû Bekr-i Sıdık (r.a.), Hazret-i Ömer bin Hattab (r.a.), Hazret-i Osman bin Affan (r.a.), Hazret-i Ali bin ebi Tâlib (r.a.), Übeyy bin Ka’b (r.a.), Zeyd bin Sâbit (r.a.), Abdullah bin Mes’ud (r.a.), Ebûdderdâ (r.a.), Ebu Musel-eş’ari (r.a.) dir.

Bu zatlar Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) tan BİZZAT KIRAAT EDEN SİKADIRLAR, Yani SAĞLAM VESİKALARDIR.

Zeyd bin Sabit (r.a.), Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in kâtibi ve VAHİY EMİNİ İDİ. Kendisi, Resulullah (s.a.v.) zamanında Kur’an-i Kerim’i toplayan Medineli Müslümanlardandı ve bunun la iftihar ediyordu.

Küçük yaşından itibaren Kur’an-i Kerim ile meşgül olmuş, henüz ONBİR YAŞINDA iken Kur’an-i Kerim’in 17 ve 18 suresini ezberlemiş bulunuyordu. Daha sonra bütün Kur’an-i Kerim!i ezberlemek şerefine nail olanlardan oldu.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) Kur’an-i Kerim’in toplanması vazifesini, işte bu hususiyetlerinden dolayı Hazret-i Zeyd (r.a.) e vermişti.

Hazret-i Ömer (r.a.), Hazret-i Zeyd (r.a.) in kıratı ile Ubeyy bin Ka’b (r.a.) ın kıratını karşılaştırır ve Hazret-i Zeyd (r.a.) in kıratını tercih ederdi. Çünkü O, Kureyş kıratına tam uygundu. Bu itibarla O’nun kıratını diğer kıraatlere tercih etmek icab ederdi.

Hazret-i Ubeyy bin Kâb (r.a.), hayatta bulunduğu müdetçe insanların kıraatda DANIŞMA MERCİİ OLMUŞSA DA, VEFATINDAN SONRA bütün Müslümanlar Medine-i Münevvere’de Hazret-i Zeyd (r.a.) in etrafında toplanmışlar ve kendisi bütün ilim ehlinin odağı olmuştur.

Şimdi O’nun zamanından bu zamana kadar ONDÖRT ASIR’DAN BERİ, HALEN O’NDAN RİVAYET EDİLDİĞİ ŞEKİLDE Kur’an-i Kerim okunmaktadır.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mescid-i Feth’ın dış görünüşü

Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu)- 2

Tebük gazvesinde Mâlik bin Neccar (r.a.) in sancağını Umâre bin Hazm taşıyorken Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem), sancağı alıp, Zeyd bin Sabit (r.a.) e vermiş Umâre (r.a.) nin;

-“Ya Resulullah yoksa aleyhimde bir şey mı duydun?” demesi üzerine de;

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Hayır! Kur’an-i Kerim ÖNCEDİR. Zeyd ise Kur’an-i Kerim’i SENDEN DAHA ÇOK BİLİR.” Buyurmuştur.

Hudeybiye antlaşmasında, Mekke’nin fethinde Huneyn gazvesinde ve Taif muhasarasında ve Vedâ’ haccında bulunmuştur.

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) in vefatından sonra Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) devrinde meydana gelen Yemâme harbine de katılmıştı. Bu harpta YALANCI PEYGAMBERLİK iddia edip ortaya çıkan MÜSEYLEMET-ÜL KEZZÂBA KARŞI savaşırken kendisine bir ok isabet edip yaralanmıştı.

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) in hayatı müddetince, vahiy katibliğinden başka yazışmalarını da o yazardı.

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem), bazı hükümdarlar tarafından gönderilen mektubların hatasız tercüme edilmesi için Zeyd (r.a.) e SÜRYANİ ve İBRANİ LİSANLARINI ÖĞRENMESİNİ EMİR BUYURMUŞLARDI.

Çok zeki olan bu zat, 15 gün gibi kısa bir zamanda, HER İKİ DİLİ DE ÖĞRENMEYE muvaffak olmuştu. Bundan sonra bu lisanlarla Medine’ye gönderilen hükümdarların mektublarını tercüme ediyordu.

Hazret-i Ömer (r.a.) in ve Hazret-i Osman (r.a.) in hilafetleri zamanında da onların yazı işlerini ifâ ediyordu.

Halife Hazret-i Osman, O’nu BEYTÜLMAL EMİNİ tayın etmişti. Bir Hadis-i Şerif’te buyurulduğu gibi, Eshab-i Kiram arasında FERAİZ İLMİNİ (Miras hukukunu) en iyi bilen o zat idi.

Hazret-i Ömer (r.a.), her zaman Hazret-i Ali (r.a.) ile beraber Zeyd bin Sabit (r.a.) i danışma meclisine davet ederdi.

Abdullah bin Abbas (r.a.) geniş bilgisiyle beraber Zeyd bin Sabit (r.a.) nin evine kadar gidip ONDAN İSTİFADE EDERDİ. Bir defa Zeyd bin Sabit (r.a.) hayvana bineceği zamanda üzengisini tutmuş, Zeyd bin Sabit (r.a.), kendisini men edince,

İbn-i Abbas (r.a.);

-“Biz âlimlerimize böyle hürmet ederiz.” Demiş,

Zeyd bin Sabit hazretleri (r.a.),de İbn-i Abbas (r.a.) ın elini tutarak öpmüş.

-“Biz de Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in ehl-i Beytine böyle HÜRMET ETMEKLE EMROLUNDUK.” Demiştir.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu

Sab-ül Mesacid (Hendek)

Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu);

Eshab-i Kiramın büyüklerinden. Yaklaşık 612 senesinde Medine’de doğdu. Hicri 45 veya 55 senesinde Medine’de vefat etti.

Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.) in nesebi;

Zeyd bin Sabit bin Dahhak bin Zeyd bin Lûzân bin Amr bin abdi avf bin Ganm bin Mâlik bin Neccâr, el Ensariyyi’l-Hazreci, Beni Neccar’dır.

Annesi; Nevvar binti Mâlik bin Muaviye bin Adı’dir.

Künyesi; Ebû Said veya Ebû Sâbit’tir. Ayrıca Ebû Hârice veya Ebû Abdurrahman da denilmektedir.

Lakabı ise el-Kari’ veya el-Mukri’ veya el-Farzi veyahut da Kâtibü’l-Vahy Hibrü’l Ümme’dir.

Babası Sâbit (r.a.) hicretten önce Evs ile Hazrec Kabileleri arasında (Yevmü’l Buâs) adıyla bilinen bir muharebede ölmüştü.

Babası öldüğünde Zeyd (r.a.) henüz altı yaşlarında bir çocuk idi. Annesİ tarafından büyütüldü, yetiştirildi.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), İslamiyet’i yaymak üzere Eshab-i Kiram (radiyallahu anhüm) den Mus’ab bin Umeyr (r.a.) i Medine’ye göndermişti.

Bu sırada henüz ONBİR YAŞLARINDA olan Zeyd bin Sabit (r.a.) de, Mus’ab bin Umeyr (r.a.) vasitası ile MÜSLÜMAN OLDU. Müslüman olunca hemen Kur’an-i Kerim’in vahyolunan ayetlerini ezberlemeye başladı. Bir taraftan Kur’an-i Kerim’i ezberliyor, bir taraftan da Beni Neccar kabilesinin çocuklarını öğretiyordu.

Kur’an-i Kkerim’e o kadar muhabbeti, sevgisi vardı ki, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke’den Medine’ye hicret etmeden önce, ONYEDİ SÛREYİ EZBERLEMİŞTİ.

Hicretten sonra Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), O’nun bu halini büyük bir memnuniyetle karşılamıştır.

Bedir savaşı yapldığında Zeyd bin Sabit (r.a.) onüç yaşında idi. İSLAM ORDUSU HAREKET ETMEK ÜZERE İKEN O da katılmak istedi.

Fakat yaşı küçük olduğu için Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) O’na İZİN VERMEDİ. Emre itaat edip Medine’de kaldı.

Uhud savaşına da, bu sebeple katılmadığı rivayet edilmiştir. Hendek harbine katılmıştır. Harbe hazırlık için önce HENDEK kazma işinde çalışmış sonra savaşa katılıp, büyük fedakarlıklar göstermişti.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Bu ne güzel bir genç.” Diyerek O’nu taltif buyurmuşlardır. Bu harb, Müslümanların TOPYEKÜN bir savunmasıydı.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Zeyd bin Sabit (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Usfan’daki Osmanlı kalesi (Suudi Arabistan)

Usâme bin Zeyd (Radiyallah u anhu- 8

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Bir ay va’de ile satın alan Usâme’ye şaşmıyor musunuz? Usâme, uzun emel sahibidir. Allah-u Teâlâ’ya yemin ederim ki, gözüm açıldığı zaman kapaklarını kapamadan, lokmayı yuttuğum vakit onu hazmedemeden öleceğimi düşünürüm. Ey Âdemoğulları, aklınız varsa, kendinizi ölülerden sayınız. Yemin ederim ki, size va’dedilen ölüm gelecek, ona engel olamıyacaksınız.”

Usâme bin Zeyd (r.a.) rivayetle, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Kıyamet günü, insanların Allah’a en yakın olanları, dünyada uzun müddet aç susuz ve mahzun kalanlardır. Hakiki âlim ve müttekiler, halk arasına girdikleri varlıkları, kayıboldukları zaman, yoklukları bilinmez. Çünkü aranmazlar. Yerin genişliği, onları bilir ve göklerin melekleri, onları kuşatır. İnsanlar hep dünya ni’metinden zevk alırken, onlar Allah’a itâaten zevk alırlar. İnsanlar, Peygamberin sünnet ve ahlakını kaybettikleri zaman, onlar onu muhafaza ederler. Onlardan biri öldüğü zaman, yeryüzü onlar için ağlar. Bunlardan bulunmayan bir BELDE HALKINA, Allah-u Teâlâ GAZAB EDER. Köpeklerin leşe hücumu gibi, onlar dünyaya hücum etmezler. Yemeğin azını yer, insanların rağbet ettiği şeylere kıymet vermezler. Bazıları bunların delirip, akıllarını kayıbettiklerini sanırlar, halbuki akılları başlarındadır. Onlar gözleri ile Allah’ın emirlerine bakıp, DÜNYA SEVGİSİNİ içlerinden attılar. Dünya adamaları nazarında onlar, akılsız olarak dünyada dolaşmakta iseler de, hakikat şu ki; İnsanlar akıllarını kayıbedip, hayretlere düşecekleri zaman, onların akılları başlarında olacaktır. Ahret şerefi onlar içindir. Yâ Usâme, onları hangi memlekette görürsen bil ki, onlar o belde halkının emanıdır.Onların bulundukları memlekete Allah-u Teâlâ azâb etmez. Yeryüzü onlarla ferahlanır. Cebbar olan Allah-u Teâlâ ONLARDAN RAZI OLUR. ONLARLA KARDEŞLİK EDİN Kİ, onların sayesinde kurtulmuş olasın. Şayet gücün yeterse, aç ve susuz ölmeğe gayret et. Açlık ve susuzluk sayesinde ŞEREFLİ MEVKİLERE ULAŞIR, Peygamberlerle birleşirsin. Bedeninden ayrılan ruhun ile Melekler sevinir ve Cebbar olan Allah-u Teâlâ sana rahmet eder.”

Usâme bin Zeyd (r.a.) rivayetle, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Dikkat edin, Cennet için hazırlanan yok mudur? Allah-u Teâlâ’ya yemin ederim ki, Cennette tehlike diye bir şey yoktur. Cennet, parlayan bir nur, etrafa yayılan bir kokudur. Binaları kuvvetlidir, ırmakları devamlı akar, bol ve olgunlaşmış meyve yeridir. Orada parlak ve güzel zevceler vardır. Onlar daima neş’elidirler. Ni’metleri devamlıdır. Orada AKLIN ERMİYECEĞİ fevkâlâde GÜZELLİKLER vardır.” Buyurdu.

Eshab-i kiram (r.anhüm);

-“Biz ona hazırlandık.” Dediler.

Bunun üzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“İnşallah deyiniz.” Buyrdu. Ve sonra cihad’ı anlatarak onu teşvik ettiler.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Usâme bin Zeyd (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın dişleri şehid olunca kaldığı mağara

Usâme bin Zeyd (Radiyallah u anhu- 7

Peygamberimiz (s.a.v.), ince meselelerde Hazret-i Usâme (r.a.) ile istişare ederlerdi. Hazret-i Ömer (r.a.) de bu sebepten Hazret-i Usâme (r.a.) ye danışır, fikrini alırdı. Eshab-i Kiram (r.amhüm) in hepsi gibi, Hazret-i Usâme bin Zeyd (r.a.) de fazilet ve güzel ahlakı kendinde toplamıştı.

Hazret-i Usâme (r.a.), babasının ve annesinin arzularını yerine getirmek için çok çalışırdı. Anne ve babası vefat edince onlar için kurban keserdi. Ağaçlarından elde ettiği mahsullari fakirlere dağıtır, sevabını anne ve babasına da gönderirdi.

Rivayet ettiği hadis-i Şeriflerin toplamının 128 olduğu bildirildi. Bunlardan bazıları şunlardır;

Usâme bin Zeyd (r.a.) buyuruyordu ki;

-”Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) i gördüm. Hazret-i Hasan ve Hazret-i Huseyin (r.anhüm) mübarek kucağında oturtuyorlardı.”

Resulullah (Sallallah-u aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Bu ikisi, benim oğullarımdır ve Kerimemin oğullarıdır. Ya Rabbi! Ben bunları seviyorum. Sen de sev ve bunları sevenleri sev!”

Hazret-i Aişe (r.anha) şöyle rivayet etti;

-“Usâme çocuk idi. Birgün yüzü kanamıştı.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bana;

-“Usâma (r.a.) nin yüzünü yıka.” Buyurdu. -”Ve yıkarken bana yardım etti

Ve

-“YÜZÜNÜ ÖPTÜ, sevdi.”

Yoksul bir kimse vefat etti. Yıkamak üzere Hazret-i Usâme (r.a.) ve Hazret-i Ali (r.a.) ye vazife verdiler. Cenaze yıkandı, kefenlendi ve defn edildi.

Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Bu kimse, kıyamet günü, yüzü ayın ondördü gibi parlak olarak mahşer yerine gelecektir. Bunun bir hasleti vardır. Eğer o hasleti de olmasa, KUŞLUK GÜNEŞİ GİBİ YÜZÜ PARLAK OLDUĞU halde mahşer yerine gelirdi.” Buyurdu.

Eshab-i Kiramam(r.anhüm) dan;

-“Bu haslet nedir?” diye soruldu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Bu kimse devamlı olarak gece namazı kılar, gündüz oruç tutar ve Allah-u Teâlâ’yı çok zikrederdi. Ancak kış geldiği vakit yaz elbisesini, yaz geldiği vakit de kış elbisesini saklardı. Size enaz verilen, yakın ve sabır azimetidir.” Buyurdular.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Allah’ın kulları, TEDAVİ OLUNUZ. Allah-u Teâlâ derdi yarattığı gibi dermanı da yaratmıştır.”

Hazret-i Ebû Said el Hudri (r.a.) rivayet etti.

-“Usâme bin Zeyd (r.a.) bir ay va’de ile yüz Dinar’a bir câriye satın aldı. Bunu Peygmanber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) işitince;

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Usâme bin Zeyd (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala Bünüsre (Nusaybin)

Halid bin Velid (Radiyallah-u Anhu)- 12

Hazret-i Halid bin Velid (r.a.) kısa bir süre sonra HARRAN taraflarına Vâli olarak tayin edildi. Bu vazifede bir sene kaldı.

Hazret-i Halid bin Velid (r.a.), 21 (M. 642) yılında Humus’ta hastalandı. Yanında silah arkadaşları vardı.

Vefat edeceği sırada kılıcını istedi. Kabzesini tutarak şefkatla okşadı,

Sonra;

-“Nice kılıçlar elimde parçalandı. İşte bu benim ölümümü görecek olan son kılıcımdır. Beni en çok üzen, hayatı hep savaş meydanlarından geçip, yatak yüzü görmemiş olan bu yatakta ölmesidir.”

Biraz durduktan sonra;

-“Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hiçbir Eshab-i, rahat yatağında ölmedi. Ya Savaş meydanlarında veya uzak beldelerde Din-i İslâm’ı yayarken garib olarak şehid oldu. Ah… Halid!…Şehid olamıyan Halid!…Harb, benim etimi çiğneyemedi. Şehidlik mertebesi hariç elde etmediğim makam kalmadı.”

Ağlamaklı bir sesle;

-“Vücudumda bir karış yer yoktur ki, ya kılıç yarası, ya bir ok yarası veya mızrak yarası olmasın. Ömrü, Din-i İslâmı yaymak için savaşlarda at koşturan kimsenin sonu, böyle yatak üzerinde mi olacak? Ölmümü, harb meydanında, atımın üzerinde, düşmana Allah için kılıç sallarken şehid olarak beklerdim.” Dedi.

Sonra YERMÜK SAVAŞINI hatırlayarak;

-“Ah…Yermük günü… İnsan kanlarının vadide sel gibi aktığı Yermük!… Şiddetli bir kırağının olduğu gece, gökten boşanan yağmura karşı kalkanımın altında gecelediğimi unutamıyorum. O gece Muhacirlerden kurulu akıncı birliğimle baskın yapmak için sabahı zor etmiştik. AH… YERMÜK HARBİ… “

Biraz daha durakladıktan sonra;

-“Ah…Yermüh harbi… Üç bin yiğitle, YÜZBİN KÜFFARA KARŞI ZAFER KAZANDIĞIMIZ Mute’yi bile unutturdun!… Ey yakınlarım! Cihada sarılın. BU TOPRAKLAR ANCAK CİHAD ETMEKLE KORUNABİLİR. Yermük Rumlarla yaptığımız ilk büyük muharebedir. Bundan sonra, daha nice savaşlar birbirini takip edecektir. SAKIN GAFLETE DÜŞMEYİN!… Şimdi kendimi at kişnemeleri arasında, Allah Allah nidalarıyla insanlara dar gelen Yermük vadisi’nde hisediyorum. Vallahi Rabbimden beni her gazâda diriltmesini ve o savaşın hakkını vermeyi isterim…” dedi.

Sonra;

-”Vasiyetimi bildiriyorum, beni ayağa kaldırın…” deyince

Ayağa kaldırdılar.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Halid bin Velid (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kelehe (Kalecik köyü) Nusaybin

Halid bin Velid (Radiyallah-u Anhu)- 11

Bu İslam ordusu Ecnadeyn de yapılan savaşta da galip geldikten sonra, Şam civarına geldiler. Şehir üç taraftan muhasara edildi. Üç ay süren muhasarada netice alınamadı.

Şehirde, bir gün, patriklerden birinin bir oğlu dünyaya geldi. Halk her şeyi unutup bayram yapmaya başladılar.

Hazret-i Halid bin velid (r.a.) geceleri uyumuyayıp vaziyeti araştırdı. Askeri dehası ve halkın bu zafından istifade edip, ordusuna hucüm emrini verdi, ve ordu şehre girdi.

Fahl mevkiinde Rumlarla yapılan savaşta, Rum orduları perişan ederek zafer kazanıldı. Şam’da yapılan ikinci karşılaşmada, Rumların bütün orduları yok edilinceye kadar savaş devam etti.

Ard arda yenilen Rumlar, Anadolu’da papazlar vasitasiyle köy köy dolaşarak asker topladılar. Büyük bir haçlı seferi düzenlediler.

240 bin Rum askeri Yermük’te toplandı. Buna karşılık, 46 bin kişilik Müslüman ordusu vardı. Başkumandan Hazret-i Halid bin Velid (r.a.) ordusunu BİNER KİŞİLİK BÖLÜKLERE AYIRDI. Her bölüğe kumandanlar tayın etti.

Askerin maneviyatını kuvvetlendiren nutuklar irad ettikten sonra, düşmana hucüm emr verdi.

Bu savaş tarihde eşine ender rastlanan kahramanlıklara sahne oldu. Rum Kumandanlarından Yorgi, Hazret-i Halid bin Velid (r.a.) e gelip Müslüman oldu. O da kafirlere karşı çarpışmaya başladı ve şehid oldu.

Harbin şiddetinden öğle ve ikindi namazlarını İMÂ İLE KILDILAR. Bu harpta İslâm kadınları bile fevkâlâde cenk ettiler.

Allah’ın kılıcı Hazret-i Halid bin Velid (r.a.), bütün gücü ile HAÇLI ORDUSUNUN merkezine yüklendi. Merkezdeki kuvvetlerini dağıtınca Rum ordusu kaçmaya başladı.

Bu savaşta kan gövdeyi götürdü. 100 binden ziyade Haçlı öldürüldü. Buna karşı 3000 Müslüman şehid oldu.

Bu savaşta da ZAFER, İSLÂMIN OLDU. İran, Irak, Şam, Suriye, Filistin Hazret-i Halid bin Velid (r.a.) in kumandanlığı ve fevkâlâde güzel idaresi ile fethedildi. Her gittiği yerde İslâmı tanıttı.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.), tarafından Suriye bölgesi valiliğine tayın olundu. Hazret-i Ömer (r.a.) devrinde Medine’ye çağırıldı. BÜTÜN HESABLARINI MUNTAZAM OLARAK VERDİĞİ İÇİN, halife Ömer (r.a.) den çok ihsan ve ikram gördü. Kısa bir süre sonra Harran taraflarına vâli olarak tayin edildi.

Bu vazifede bir sene kaldı.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Halid bin Velid (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Hazret-i Osman (r.a.) nın Kur’an-i kerimi

Halid bin Velid (Radiyallah-u Anhu)- 10

Hazret-i Halid binVelid (r.a.), Hirelilerle yaptığı sulhnameyi bitirince İran hükümdarına ve erkanına bir mektup yazdı.

Bu mektub aynen şöyledir;

-“Bismillahirrahmanirrahim.”
-“Halid bin Velid’den, Rüstem, Mihran ve Acem reislerine. Selâm, hidayete kavuşanlara olsun. Allah-u Teâlâ’ya Hamd ederim. O’nun kulu ve Resulü olan Muhammed Aleyhisselam’a salatü selâm olsun.”

-“Yaptığınız bütün çalışmalarınızı dağıtan, topluluğunuzu parçalayan, sözlerinizde sizi ihtilafa düşüren, gücünüzü kuvvetinizi zayıflatan, mülk ve hakimiyetinizi elinizden alan Allah-u Teâlâ’ya sonsuz şükürler olsun.”

Bu mektubu Hirelilere, İran’a gönderilmek üzere teslim etti. Hazret-i Halid bin Velid (r.a.) buraları emniyet altına aldıktan sonra, Anbar kalesini muhasara etti. Sulh yoluyla şehri ele geçirdi.

Bundan sonra, Mehran’ın, Müslümanlarla savaşmak üzere Aynüttemr’de hazırlık yaptığını haber aldı. Üzerine giderek bu kaleyi de fethetti.

Bu sırada Dumet-ül Cendel’de, Ekider ve etrafındaki kabile reisleri ayaklandılar. Bunlar için İyâd bin Ganem (r.a.) gönderilmişti. Bu zat Hazret-i Halid bin Velid (r.a.) den yardım istedi.

Hazret-i Halid bin Velid (r.a.) gelip, Dûmet-ül Cendel’i iki taraftan kuşattılar. Hazret-i Halid (r.a.) Dûmet-ül-Cendel’in reislerinden Cûdi’yi öldürdü. Az zaman sonra kale Müslümanların eline geçti.

Hazret-i Halid bin Velid (r.a.), bundan sonra Hire’ye geri döndü. Bu sırada, İranlılar Elcezire’yi (Irak) geri almak için hazırlanmışlardı.

Hazret-i Halid bin velid (r.a.), âni bir GECE BASKINI ile İran ordusunu dağıttı. Hazret-i Halid (r.a.) in üstün gayretleri neticesi bu mıntıkaya hakim oldu.

Hazret-i Halid bin Velid (r.a.), yavaş yavaş FIRAT TARAFINA İLERLEDİ. Burası, asker sevkiyatı için çok mühim bir mevki idi. Fırat nehri kenarında, gayri Müslim Arablar, Rumlar ve İran’lıların müşterek ordusu ile çetin muharebe oldu.

Bu büyük zaferin elde edilmesi ile Irak’ın her tarafı Müslümanların hakimiyetine girmiş oldu.

Bundan sonra, Halife Hazret-i Ebû Bekir (r.a.), hazret-i Halid bin Velid (r.a.) e Şam tarafına haraket etmesini emretti. Derhal yola çıktı. Bir çok yerleri eşle geçirerek Busra’ya ulaştı. Busra’ya İslam ordusu hücum etti. Müslüman ordusu karşısında aman dilediklrinden onlarla cizye ve haraç vermek şartıyla sulh yapıldı.

Böylece Busra’lılar can ve mallarını teminat altına ldılar.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Halid bin Velid (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu