‘kul hakkı’ olarak etiketlenmiş yazılar

dsc08405-8405-kasyan4.JPG

Sinne diza Mevki-i (Navala sipi)

19 – Hastalarını ziyaret etmek, cenazelerine katılmak, kabirlerini ziyaret etmek, onlara arkalarında HAYIR DUA ETMEK, aksırana YERHAMUKUMULLAH (Hayır ve bereketle ) dua’da bulunmak.

Kısaca:

İhsanda bulunmak, ihtimam etmek, ezayı defetmek gibi iyi haraketlerden kendin için yapılmasını sevdiğin şeylerle insanlar hakkında yapman, sana muamele ettiklerinde hoşuna gidenlerle sen de muamelede bulun.

20 – Umum Müslümanlar dışında, komşu, akraba veya hükümdar gibi beraber bulunduğu kimselerle konuşmak ve onlarla muamelede bulunmak:

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurmuşlardır ki;

-“Komşunun köpeğine taş attığın vakit komşunu incitmiş olursun.”( İmami Ahmed ve taberani rivayet etmişlerdir.)

Gene Resulallah (a.s.v.) buyurdular ki;

-“Kiyamet günü ilk muhakeme edilecekler KOMŞULARDIR.” (Ahmed Taberani rivayet etmişlerdir.

Resulullah(a.s.v.) enildi ki;

-“Felan (kadın) gündüz oruç tutar, gece de namaz kılar, bununla beraber komşusuna eziyet eder.”

Resulallah (a.s.v.):

-“O cehennemdedir.” Buyurdu.

Resulullah(a.s.v.) gene buyrudular ki;

-“Komşunun hakkı nedir biliyor musunuz?

-“Senden yardım isterse ona yardım edersin. Senden borç isterse ona borç verirsin. Muhtaç olursa ona yardım elini uzatırsın. Hastalandığında onu ziyaret edersin. Ölürse cenazesinde bulunacaksın.”

-“Hayırlı bir şeye kavuştuğunda onu kutlar, bir musibete düştüğünde taziyede bulunursun, izni olmadıkça, evinin havasını engelliyecek şekilde, evini, evinden yüksek yapmazsın.”

-“Bir meyve aldığında ona da hediye edersin. Eğer vermiyorsan aldığını evine gizli olarak getirirsin. Çocuğunu meyve ile dışarı çıkarmayasın.”

-“Olur ki, komşunun çocuğu meyve alamadığından kindar olur. Evinde kaynayan tencerenin kokusu ile komşuna eziyet etme. Ancak kaynattığın şeyden ona vermekle eziyet etmemiş olursun.”

-“Komşunun hakkı nedir biliyor musunuz?

-“Nefsin yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Komşu hakkını ancak Allah (c.c.) ın rahmetine mazhar olmuş olanlar ödeyebilir.”

Akrabalığa gelince;

Bu Hususta Resulullah (Sallalah-u aleyhi ve selem) şöyle buyuruyor:

-“Hadisi kûdsi de Yüce Allah(c.c.) buyuruyor ki;

-“Ben rahmanım, bu sıla-i rahim (akrabalık) için ismimden bir isim ayırdım. Akrabasını ziyaret ederek, ona iyilik yapana ben de iyilik yaparım, kim akrabasını unutursa bende onu unuturum.”

Resulullah (sallallahu alyehi ve selem) bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:

-“Akrabayı ziyaret etmek ömrü ziyadeleştirir.”

Resulullah (a.s.v.) Şöyle buyuruyor:

-“Cennetin kokusu beş yüz senelik mesafede bulunur. Ana – Babasına asi olan ve akrabasının ziyaretini kesen kimse onun kokusunu duyamaz.” (Taberani rivayet etmiştir.)

Kadının hakları bunlar ve bunlardan daha fazla olarak sayılabilir. Çünkü kadına, bütün kendisine vacip olanları yerine getirmekle beraber, kocası ile iyi geçinmek ve onu hoş tutmak vaciptir.

Resul-i Ekrem (a.s.v.) şöyle buyuruyor:

-“Sizin en hayırlınız ailesine en hayırlı olanınızdır. Ben aileme en hayırlı olanınızım.”
Devam edecek…..

Dinde kırk esas (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Akrabalık hakkına riayet eden Salih kullarından eylesin. AMİN…..

Fuad Yusufoğlu

dsc06257-fuadyusufoglu-nusaybin-bor.JPG

Şeşça’vi Deresinin başı (Nusaybin)

Allah (c.c) a asi olanları öğütle irşad etmenin iki temel prensibi vardır:

Birincisi:

Allah (c.c.) a asi olanları rifk ile ve güzel sözle irşad etmek ve va’za, karşısındekini hor görüp kendisini büyük görmek suretiyle haşin ve kırıcı sözlerle değil, mülayemetle ve tatlı sözlerle başlamıştır.

Çünkü:

Haşin ve kırıcı sözler daima aksı tesir uyandırır ve masiyeti te’kid eder. Bununla beraber, asi olanı inkara ve eza etmeye sevk eder.

Resulullah (a.s.v.) buyuruyorlar ki;

-“İyiliği emreden, kötülükten nehyeden, emrettiğini ancak mülayemetle emreder, menettiğini de mülayemetle meneder. Öğütüldüğü şeyi şefkatle öğütler, menettiğini şefkatle meneder. Emrettiği şeyi bilerek emreder, menettiği şeyi de bilerek meneder.”

Halife me’mun’e bir vaiz haşin bir ifade ile va’z etti.

Bunun üzerine Halife Me’mun şöyle dedi:

-“Ey adam: mülayım ol. Çünkü Allah (c.c.) senden daha HAYIRLI OLAN BİRİSİNİ, Benden daha KÖTÜ OLAN BİRİSİNE göndererek ona müleyametle hareket etmesini emretti,

Ve şöyle buyurdu:

-“(Ey Musa) sen, kardeşin de beraber olarak, mu’cizelerimle git. İkiniz de beni hatırlayıp anmakta gevşeklik göstermeyin. Fir’avna gidin. Çünkü o, Hakikatten azdı (Tanrılık idasına kalkıştı) (Gidin de) ona YUMUŞAK SÖZ SÖYLEYİN. Olur ki nasihat dinler yahud Allah’dan korkar.” Taha suresi Ayet: 43- 43- 44

İkinci temel prensip: Allah (c.c.) a asi olanları irşad etmek vazifesinde bulunmak isteyen kimsenin kendisinden başlaması ve nefsini İSLAH ETMESİ ve yasak kılınan şeyden ilk önce kendisinin kaçınmasıdır.

Hasan-e Basri (r.a.) der ki:

-“İyiliği emredenlerden isen ilk önce onu sen yerine getir, yoksa helak olursun. Evla olan budur.Ta ki sözü başkasına tesirli ola, yoksa kendisi ile istihza ederler. Bu şart değildir. Bilakis, asi olanın da başkasına öğüt vermesi, iyiliği tavsiye etmesi caizdir.”

Enes (r.a.) der ki;

-“Ey Allah (c.c.) ın Resulü, biz bütün iyiliği kendimiz yapmadıkça başkasına iyilik yapmalarını emretmeyelim mi? Ve gene bütün kötülüklerden kaçınmadıkça, başkalarını kötülükten kaçındırmayalım mı?”

Resulullah (a.s.v.) buyurdular ki;

-“Kendiniz bütün iyiliği yapmamış olsanız bile iyiliği başkalarına öğütleyiniz, iyiliği emrediniz. Bütün kötülüklerden sakındırınız, kötülüklerden menediniz.

Devam edecek….

Dinde kırk esas (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala (c.c.) Hazretleri bizleri ve sizleri iyiliği emreden ve kötülükten men eden salıh kulların hürmetine afv eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

dsc07153-fuad-yusufoglu-nusaybin.JPG

Navale (Nusaybin)

Ebu Hüreyre (r.a.) der ki;

-“Sizler bir Müslüman kardeşinin gözündeki çöpü görür de, kendi gözündeki merteği görmez.(Din kardeşinin ufak tefek ayıplarını görür, fakat kendinde bulunan büyük ayıpları görmez.)”

Rivayet edilir ki;

-“Selman-i Farisi (r.a.) Hz. Ebubekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) le yolculuk yapıyor, Onlara yemek pişiriyordu. Bir yerde konakladılar. Selman (r.a.) onlara yemek yapmak için bir şey bulamadı.

Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile Hz. Ömer (r.a.) Selman (r.a.) ı yanında yiyecek bir şey varsa alıp gelmesi için Peygamber (a.s.v.) gönderdiler. Selman (r.a.) peygamberin (a.s.v.) ın yanında bir şey bulamadı, geri dönüp yanlarına geldi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile Hz. Ömer (r.a.) şöyle dediler:

-“Selman (r.a.) falanca kuyunun başına gitse kuyu’nun suyu kurur.”

Bunun üzerine Şu ayeti, celile geldi:

-“Kiminiz de kiminizi arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.” El hucurat: Ayet- 49/12

Ebû Hüreyre (r.a.) den riyavet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur;

-”Kim dünyada Müslüman kardeşinin etini yerse (gıybet ederse) kıyamet günü o kişinin eti ona sunulur,”

Ve kendisine

-”Bunu ölü olarak ye, çünkü sen O’nu diri olarak yemiştin.” denir. O da Onun etini yer.

Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şu ayet-i Celileyi okudu;

-”Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” El-Hucûrat Sue 49 Ayet 12

Câbir bin Abdullah eı-Ensari (r.a.) den riveyet edildiğine göre; denilmiştir ki;

-”Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in zamanında gıybet eden az bulunduğu için gıybetin kokusu hemen yayılır, gıybet duyulurdu. Bu zamanda ise gıybet çoğaldı. Burunlar gıybet kokusundan doldu. GIYBETIN KOKUSU ANLAŞILMAZ OLDU. Bu hal dabağhaneye giren adamın haline benzer. Dbağhaneye giren adam orada pis ve kötü kokudan az bir zaman dahi duramaz. Halbuki, Dabağcılar orada bulunurlar, yerler, içerler de pis ve kötü koku onları rahatsız etmez. Çünkü PİS KOKU onların burunlarını iyice doldurmuştur, onlar bu hale alışmışlardır. İşte bu günümüzde gıybetin durumu da böyledir.

Kab (r.a.) der ki, ben bazı kitaplarda şöyle okudum:

-“Giybet’ten tevbe ederek ölen kimse, cennete en son giren kimse olacaktır. Giybet’ten tövbe etmeden ölen kimse ise, CEHENNEME İLK GİREN OLACAKTIR.”

Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:

-“Arkadan çekişmeyi, yüze karşı (el, kaş ve göz işaretleriyle) eğlenmeyi ve ayıplamayı adet edinen her kişinin vay halına.” El Humeze ayet: 104/1

Resulullah(a.s.v.) buyuruyor:

-“Siz Giybetten kaçınınız. Çünkü, Giybet Zinadan daha kötüdür.”

Ashabi kiram (r.a.) sordular?

-“Giybet zinadan nasıl daha kötü olur?”

Resulullah (a.s.v.) buyurdular:

-“Zina eden adam, tevbe ederse, Allah(c.c.) tevbesini kabul edip onu afveder .(Buradakı zinadan maksat bekar kadınla yapılan zinadır.’mütercim’) Halbuki, giybet edeni, arkasından çekiştirdiği kimse afv etmeden, Allah (c.c.) afv etmez.

Giybet eden kimsenin, pişman olması ve Allah(c.c.) ın hakkından kurtulabilmek için tevbe etmesi, aynı zamanda arkasından çekiştirdiği kimsenin hakkında da kurtulabilmesi için onu HELLALLIĞINI alması vaciptir.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyuryorlar ki;

-”Kim ki, müslüman kardeşini arkasından çekiştirirse, Allah, Kıyamet günü O’nun yüzünü mak’adına çevirir.

Gıybet eden kimsenin, gıybet ettiği meclisten kalkmadan önce ve arkadan çekiştirdiği kişinin kulağına varmadan önce TEVBE VE İSTİĞFAR ETMESİ GEREKİR. Çünkü gıybet eden kimse, arkasından çekiştirdiği kimsenin kulağına varmadan önce TEVBE EDERSE TEVBESİ KABUL OLUR. Fakatkulağına ulaştıktan sonra TEVBESİ KABUL OLMAZ, günahı bağışlanmaz. Ancak arkasından çekiştirdiği kişinin helallığını aldığında Allah Onu affeder. Keza, bir adam kocalı kadınla zina yaptığı zaman, kadının kocasından helallık almadıkça günahı bağışlanmaz. Namaz, zekat, oruç ve hac ise bunların terkinden verilecek günahlar tevbe ile bağışlanmaz. Onlardan geçirdikleri kazâ etmek suretiyle TEVBE EDERSE bağışlanması ümit edilir. Allah-u Teâlâ, her şeyin doğrusunu daha iyi bilir.

Mükaşefetil kulub (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Giybet denen bu kötü hastalıktan kurtulmayı nasıb eylesin. AMİN…….

Fuad Yusufoğlu

Zekât

09 Temmuz 2008

dsc06297-fuadyusufoglu-cag-cag-deresi.JPG

Çağ-Çağ deresi (Nusaybin)

Yüce olan Allah (c.c.) buyuruyor ki;

-“(Öyle mü’minler) ki, onlar zekat (vazife) lerini yapanlardır.” El mu’minun suresi: ayet: – 23/4

Ebu Hureyre’den (r.a.) rivâyet edilmiştir, der ki:

-“Resulullah (s.a.v.) buyurdular:

-“Altın ve gümüş parası olup ta bunların zekat’ını vermeyen hiçbir kimse yoktur ki, kıyamet günü onun için ateşten saclar hazırlanıp sırtı ve böğrü dağlanmasın.”

Yani o kimsenin cesedi o saclar gibi genişleştirilir, sacların genişliği çoğaldıkça onun da cesedinin genişliği çoğalır. Saclar soğuduğu zaman saclara kızgınlığı iade edilir. Bunun müddedi ellibin sene devam eder. Ta ki, insanlar ehli Cennet, Cennet’e; ehli Cehennem de Cehenneme sevk edilir.

Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:

-“Altın ve gümüşü yığıp ve biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar, yok mu? İşte bunlara pek acıklı bir azabı müjdele.” Et- tevbe suresi: ayet – 9/34

Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:

-“O gün ki bunlar, üzerinde (yakılacak) Cehennem ateşinin içinde kızdırılacak da o kimselerin alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak, “İşte bu, (denilecek), nefisleriniz için toplayıp sakladıklarınız. Artık saklayıp istifcilik ettiğiniz bu nesneleri (n acısını haydi) tadın.”Et tevbe suresi: Ayet – 9/35

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

-“Vay haline öyle zenginlerin ki, Kıyâmet günü fakirler onlar için şöyle der:

-“Bize zulmettiler de üzerlerine farz kılınan zekâtlarını vermediler.”

Bunun üzerine Allah Teâlâ (c.c.) şöyle buyurur:

-“İzzet ve celâlime yemin ederim ki, ey fakirler, size yakın olacağım, onlardan da uzaklaşacağım.”

Sonra Peygamber (s.a.v.) şu âyeti okudu:

-“Mallarda sâil ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar.” El mearic suresi :ayet – 70/24-25

Rivâyet edilir ki,

Resulullah (s.a.v.) Mi’rac gecesi yolculuk yaparken kızgın taşlar üzerinde, zakkum ve zehirli otlar yedirmek için zorla götürülen hayvanlar gibi sürülen, önleri ve arkaları yamalı bir çok insanlara uğradığında Cebrail’e (a.s.) bunların kim olduğunu sorar

Cebrail (a.s.) der ki:

-“Bunlar mallarının zekâtlarını vermeyenlerdir. Allah (c.c.) onlara zulmetmiş değildir. Çünkü Allah (c.c.) kullarına asla zulmedici değildir.

Rivayet edilir ki;

Tabi-in’den (Tabiin: Peygamberin (s.a.v.) sahabelerini görenler) bir topluluk Ebu Sinan (r.a.) ı ziyarete giderler.

Yanına girdikleri ve selâm verip oturdukları zaman

Ebu Sinan (r.a.) onlara der ki:

-“Bizim bir komşumuz vardır, kardeşi öldü, kalkın beraber onun ziyaretine gidelim, ona ta’ziyede bulunalım.”

Toplulukta bulunan Muhammed bin Yusuf el-Firbani şöyle der:

-“Biz kalkıp Ebu Sinan ile gittik. Adamın yanına girdiğimizde onu kardeşi için şiddetle ağlarken gördük. Ona ta’ziyede bulunup teselli verdik.

O bizim ne ta’ziyemizi ve ne de tesellimizi kabul ediyordu.”

Biz ona dedik ki;

-”Sen biliyor musun ki,

Devam edecek….

Mukaşefet-tül kulub (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Fakır ve fukaranın HAKKI olan zekatı, gönül hoşluğuyla BAŞA KAKMADAN hakkiyle veren kullarından eylesin. AMİN….

Fuad Yusufoğlu

Gıybet;

10 Temmuz 2008

beyaz su başı (Nusaybin)

Gıybet;

Bu da ekseriye dil ile olur. Allahu- Teâlâ (c.c.) nın korudukları hariç bundan kimse kurtulamaz. Çok büyük günahtır.

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Kur’an-i kerim’de bunu, ölü kardeşinin etini yemeye benzetiyor.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Gıybetten sakınınız; zira gıybet, zinadan daha şiddetlidir. Çünkü zina eden kimse tevbekâr olur, Allah da kendisini afv eder. Fakat gıybet edilen, afv edinceye kadar, gıybet eden afv edilmez.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu;

-“Mi’raç gecesi bir gurup insanlar gördüm, tırnakları ile yüzlerinin etlerini kazırlardı. Bunlar kimdir? Dedim. İnsanları gıybet edenlerdir, dediler.”

Süleyman ibn Cabir (radiayallah-u Anh) anlatır;

Resulullah (Alayhis selam) a bana, beni koruyacak bir şey öğretiniz, dedim.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Kendi kovandan başkasının kabına su doldurmak olsa bile iyi işi küçük görme, Müslüman kardeşine doğru ol, yanından kalkınca gıybet etme.” Buyurdu.

Allah-u Teâlâ Musa Alayhis selam’a vahiy gönderdi;

-“Gıybet edip tevbe etmeyen Cehenneme girenlerin birincisi olur. Tevbe edip de ölen ise Cennete girenlerin sonuncusu olur.”

Cabir (Radiyallahu anh) anlatır Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile seferde idik. İki kabre uğradı ve;

-“İkisi de azabtadır. Biri gıybet ettiği için, diğeri de elbisesini bevilden (sidikten) korumadığı için.” Buyurdu.

Sonra yaş bir dalı ikiye böldü, mezarların üzerine koydu. Ve;

-“Bu dallar yaş kaldıkları müddetçe bunların azabı hafifler.” Buyurdu

Devam edecek…

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden ve Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Gıybet- 2

10 Temmuz 2008

Beyaz su başı (Şu andaki halı) Nusaybin

Bir (Evli) kimse zina ettiğini kendi ağziyla söyleyince, taş ile recm edilmesini buyurdu.

Biri diğerine,

-“Onu köpeği taşlar gibi taşlasınlar.” Dedi

Sonra Resullullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir leşin yanında geçti.

-“Bu leşi yiyin.” Buyurdu.

-“Leştir nasıl yeriz,” dediklerinde

Resullullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Yediğiniz kardeşlrinizin eti bundan daha kötüdür. Günahı da bundan büyüktür.” Buyurdu.

Eshab-i Kiram birbirleriyle doğru görüşür ve gıybet etmezlerdi ve bunu en üst ibadetlerden bilirlerdi. Buna uymamayı ise munafıklık sayarlardı.

Katâde (radiyallah-u anh) buyuryor;

-“Kâbir azabı üç kısımdır; Üçte biri gıybet, üçte biri söz taşımak, üçte biri de elbisesini bevilden korumamaktır.”

İsa Aleyhis selam, havarileri ile ölü bir köpeğin yanından geçiyordu.

Havarileri;

-“Bu hayvan ne pis kokuyor.” Dediklerinde,

İsa Aleyhis Selam;

-“Onun o beyaz dişleri ne güzeldir.” Buyurdu.

Bununla onlara, neyi görürlerse, iyi taraflarını söylemelerini öğretti.

Bir domuz, İsa Aleyhis Selam’ın yanından geçti.

İsa Alayhis selam;

-“Salâmetle git.” Buyurdu.

Havarileri;

-“Ya Ruhullah! Domuza da böyle söylenir mi?” dediklerinde

İsa Aleyhis Sealam;

-“Dilimi iyilikten başka bir şeye alıştırmak istemiyorum.” Buyurdu.

Ali Bin Hüseyin (Radiyallah-u anh) gıybet eden birini gördüğünde,

-“Sus! Bu, Cehennem köpeklerinin yiyeceğidir.” Buyurdu.

Devam edecek…

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Gıybet- 3

10 Temmuz 2008

Beyaz su ile siyah suyun birleşmesi görüntüsü (Nusaybin)

Gıybetin çeşitleri;

Gıybet, doğru olsa bile bir kimsenin arkasında ondan bahsedip, duyudğu zaman üzeleceği şekilde konuşmasıdır. Yalan söylerse, iftira ve bühtan olur.

Bir kimsenin kusurunu, noksanlığını ifşa etmek gıybet’tir. Soyunda, elbisesinde, hayvanında, evinde, işinde de olsa aynıdır.

Şöyle ki;

Bedeni için söylenen; uzun boludur, siyahtır,

Soyda ise; Hindu’dır, hamamcı çocuğudur, dokumacı çocuğudur.

Ahlâkta ise; kötü huyludur, gururludur, uzun dillidir, kötü kalblidir, acizdir ve bunun gibi şeyler.

İşinde ise; Hırsızdır, haindir, namaz kılmaz, rükû ve secdeyi tam yapmaz, Kur’an-i Kerim’i yanlış okur, temiz elbise giymez, zekat vermez, haram yer, dilini korumaz, çok yer, çok uyur, yerinde oturmaz

Giydiği elbisede; Yenleri geniş, eteği uzun ve çirkin demek

Ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem);

-“Bir kimse hakkında bir şey söylendiğinde o kimse onu duyduğunda rendice olacaksa olacaksa o sözü doğru bile olsa gıybettir.” Buyurduğu şekilde olan her şey gıybettir.

Aişe (Radiyallah-u anha) buyuryor;

-“Bir kadın için, kısadır” dedim.

Resullullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Gıybet ettin, tükür bakayım.” Buyurdu.

-“Tükürdüm, bir parça kan geldi.”

Bazıları demişlerdir ki; Bir kimsenin günahını söylemek gıybet olmaz. Zira bu kötü işi bildirmek de dindendir.

Bu iş hatâdır, Fakat fasıktır,içki içer ve namaz kılmaz demeleri doğru değildir. Ancak bundan sonra anlatacağımız özürle olabilir.

Zira Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) gıybetin sınırını, o kimseye kerih gelmek şartıyle çizmiştir. Bunlar ise üzer ve kerih gelir. Söylemekte fayda yoksa söylememelidir.

Devam edecek…

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Gıybet- 4

10 Temmuz 2008

Siyah suyun Beyaz suyla birleştiği yer

Bil ki Gıybet;

Yalnız dil ile değil, göz, el, işaret ve yazmak ile de olur ve hepsi de haramdır.

Aişe Radiayallah-u anha) buyuruyor;

-“Bir kadına elimle, kısadır diye işaret ettim.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Gıybet ettin.” Buyurdu.

Bunun gibi, bir kimsenin hâlini bildirmek için, topal yürümek, gözünü şaşı yapmak gibi şey’ler de gıybettir.
Fakat ismini söylemeden, bir kimse böyle yaptı demek gıybet olmaz. Bundan da, orada olanlar kimi kasdettiğini anlarlarsa gıybet olur. Haram olur.

Gıybet edenin yanında;

-“Subhanallah, ne kadar şaşılır.” Gibi sözler söylememelidir. Zira anlatan daha çok sevinir. Yahut da dinlemiyenleri ikaz etmiş olur.

-“Filan kimsenin böyle bir işe veya hâle düşmesine çok üzüldüm. Allah iyi etsin.” Demelidir.

Bir gün Ebû Bekir ile Ömer (Radiyallah-u anhuma) beraber gidiyorlardı.

Birbirlerine;

-“Filan kimse çok uyuyor.” Dediler.

Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) den yiyecek istediler.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Siz yemişsiniz.” Buyurdu.

-“Ne yediğimizi bilmiyoruz.” Dediler

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Evet, karedşinizin etini yediniz. İkiniz de aynısınız. Biriniz söyledi, diğeri dinledi.” Buyurdu.

Hadis-i Şerif’te (sallallahu aleyhi vesellem);

-“Bir Müslüman kardeşini gıybet edene karşı onu himaye etmeyip bırakanı, allahu- Teâlâ da, en lüzümlu zamanda bırakır.” Buyuruldu.

Devam edecek…

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Gıybet- 5

10 Temmuz 2008

beyaz su dağları (Nusaybin)

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Hâk Teâlâ (c.c.) üç şey’i Müslümanlara haram kılmıştır; Müslümanların kanını, malını ve sû-i zan etmeyi.”

Açıkça bilinmeyen, duyulmayan ve insaf ve adalete uymayan şey’lerden kalbe gelenleri şeytan getirir.

Allah-u teâlâ;

-“Ey İman edenler, eğer bir fasık size haber getirirse onu tahkik edin. (yoksa) bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.” Hucûrat suresi Ayet; 6 Buyuruyor.

Şeytan gibi fasık yoktur. Haram olan, o şey’i öyle olduğuna karar kılmasıdır. Gayri ihtiyarı kalbe gelip, gelmemesine uğraştığın düşünceler günah değildir.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyuryor;

-“Mü’min sû-i zandan tamamen boş olamaz. Fakat onun selameti, kalbinde hakikat olarak yer etmemesindedir.”

Şüpheli olan şeyleri elden geldiği kadar iyiye yorumlamalıdır.

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

cimg6016cenetlmualka21.jpg

Cenne-tül Mualle (Hazreti Hadice Annemiz burada)

لاَ تُماَرِأَخاَكَ وَلاَ تُماَزِ حْهُ وَلاَتَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

Meali:

Resullullah(Sallallahu aleyhi ve sellem) Şöyle buyurmuştur:

(Mü’min) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

Tirmizi (r.a.)

Devam edecek…