‘kul hakkı’ olarak etiketlenmiş yazılar
Site çökertmek
24 Haziran 2008Dara kalesi (Su sarnıcı)
Bu inter NET alemıne yeni katıldığım için, bilmediğim şeyler olduğu doğrudur.Yavaş yavaş öğreniyorum…Meşhur bir söz vardır
-”Bilmemek ayıp değil Öğrenmemek ayıptır” diye Bu sözü kim söylemişse doğru söylemiş güzel bir söz…
Bilmediğim ve daha henüz yenı öğrenmeye başladığım şeylerin bazılarını istersenız sizlerle paylaşmak istiyorum….Evet paylaşmak istiyorum…Gene bir söz var
-“İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlar.” Diye ; Bu da doğru bir söz kim söylemişse doğru söylemiştir…
Evet Allah (c.c.) yeryüzünde bulunan insanlara lütfettiği o yüce keremiyle bahşettiği ni’meti; bizleri yanı insanları en güzel şekilde yaratmiş. Allah (c.c.) yarattığı bu insanı kala alıyor…Yanı kendisiyle konuşuyor ve onun sözünü dinliyor hiç azarlamadan sonuna kadar dinliyor;
Kur’anı kerimde Çok yerlerde.”Ya ayyuhhellezine …Ya ayyuhhannas..” Mealen (Ya insan ey insan ey insanlar) insanlarla konuşuyor …Aslında bu insanoğlıu için büyük ve çok büyük bir şereftir…Ayrıca düşünenler için ibret vericidir. GÜZEL BİR ŞEYDİR…Allah (c.c.) bu büyük nimeti için secdelere gece gündüz kapansak ağlasak sızlasak azdır.. Gerçi bununla da bitmiyor;Allah (c.c.) insana bahşiettiği en büyük ni’met ne olduğunu biliyormususnuz…
Evet tahmin ettinğiniz gibi Bu çok çok büyük ni’met İSLAMİYETTİR…Gene Allah(c.c.) kur’anı kerimde işte bu insanlara hitaben “Ya ayühellezıne amanu” Mealen (Ey iman edenler.) Bu da büyük bir nimettir…
Allah (c.c.) Yeryüzünde İslamiyetten daha büyük bir ni’meti insanoğluna bahşetmemiş…Zaten bu garıban kardeşiniz eski yazılarında bahsetmiş …boş zamanlarınızda okumaya fırsatınız olursa tavsiye ediyorum… Evet…anlaşılan ya arkadaşlar okumamışlar veya kala almamışlar…neyse sağlık olsun…
Şimdi:
Ey insan ben sana soruyorum…
Yeryüzünden , ve içindekilerden de daha kiymetli bu kadar büyük ni’meti Allah(c.c.) sana bahşetmiş buna şükür edeceğine Gece gündüz secdeye varacakken. daime zikir edecekken.; Nankörlük edip, ufak tefek işe yaramaz şeylerle uğraşıyorsun…
Üstelik boş olmakla beraber bir de üstelik çok ama çok büyük vebal altına giriyorsun ama ne yazık ki; farkında değilsin…evet ne yazık…Ve de bu kadar büyük vebal altında nasıl olacağını düşünmüyorsun da kılın dahı kıpırdamiyor.; Sanki alnına bir sivrisinek konmuş gibi hisetmiyor ve hisedip elinin tersiyle kovuyorsun…Yazık hemde çok yazık…
Evet ben Kul hakkından bahsediyorum…
Bildiğiniz gibi bu fanı dünyada sorulacağımız iki türlü günah var…Bir Allah hakkı…Herkes bunları biliyor….ikincisi de Kul hakkı…İşte bu haklardan birincisi çeşitli vesilelerle tövbe-i Nasuh la afediliyor. Ama ya ikincisi Kesinlikle afedilmiyor…Ancak senin zülmüna uğrayan veya senin mağdurun olan şahıs afetmedikçe Allah (c.c.) af etmez…
Bu da böyle biline…
Şimdi sizlerle beraber olduğum; bu az zaman zarfında bazı şeyleri daha yeni yeni öğreniyorum…Başkasının sitesini imha etmek veya onun yazdığı yazıyı çalmak…evet kabaca buna çalmak yanı hırsızlık denir…kendı yazısı gibi algilayıp ve de ismini altına yazmak…. Bu ne çirkin bir iştir…
Eski zamanlarda hırsızlık yapan bazı kimseler; bir eve girmişler, alacakları bazı eşyaları toplarken gözleri bir çuvala ilişmiş o karanlıkta bir hırsız elliye biraz alıp tatmış ve
-Bu tuz dur..”
Arkadaşı;
-Nereden biliyorsun şeker de olabilir.”
Kendisi;
-Ben tadına baktım tuzluydu…”
Hemen arkadaşı acele olarak:
-Hemen bu eşyaları bırakalım..Maden ki bu evde bir şey tattık bizlere bu evden bir şey çalmak insafa aykırıdır. ..”
Ve aldıkları eşyaları tekrar yere koyup gerisin gerisi gittiler..Evet ey bu siteleri çökerten ve yazılarını silen ve ya çalan insanlara seslenmek istiyorum… SİZLERDE O HIRSIZLAR GİBİ BİRAZ İNSAFLI OLAMAZMISINIZ…Sizler onların bloguna giriyorsunuz, iyi kötü onların yazılarından istifade ediyorsunuz, buna karşılık; onları bu güzel yazıları yazdıkları için tebrik edeceğinize o yazıyı ya siliyorsunuz veya çalıyorsunuz…Bu dinimizde günahtır…Ve kul hakkına girer…
Mesleği hırsızlık olan bir haramı böyle insaflı davranırken sen bu kadar emek veren el emeği döken, göz nuru harcayan bir kimsenın sitesını bir tuşla çökertiyorsun…Bu insafa sığarmı üstelik de bu çökertiğin sitenın sahibini tanımıyorsun…
Ne kadar acı .
Şimdi ben bu işi yapan insanlara sesleniyorum…
Bu kadar emek sarf eden; bir insanın emeğini bir TUŞLA Mat ediyor ve çökertiyorsun…
Sen RAHAT MISIN…?
Sen Huzurlu musun.?
Sen artık kendıne sor ve cevabını kendınden al…
Pekı bu çökertiğin insan nsitesi için üzülmezmı ? Bu kul hakkı değilde nedir… Peki bu insanlığa Müslümanlığa, Arkadaşlığa sığarmı?
Aman ha …aman ha; bu çok büyük bir günahtır…Sakın bunlara alet olmayın…Evet inankı bir gün gelecek Dünyanın altındekiler ve üstündekiler sizin malınız olsa; onları bu mağdur ettiğiniz insanlara verirsenız gene de O haktan kurtulamzsınız…ALLAH(C.C.) AFETMEZ VE YERLERİ DE Cehennem ve be’sil masırdır…
Ama olur ya ya bazı kaçkın kişmseler olur.. Haşa…DİNİMİZE KİTABİMİZA PEYGAMBERİMİZE HAKARET EDERLER.İŞTE BUNLARA MUSALLAT OLMAK BELKİ SEVAPTIR…
Ama kendi halında bir insan; göz nuru dökmüş, alın teri harcamış; bir site yapıncaya kadar uğraşmiş ve işin önemli tarafı da Hiç kimseye ZARARI Dokunmamış.. sen gel bu site yi çökert olurmu..? bu hangi vijdana sığar…
Evet…
Bu da iyice anlaşıldığına göre şimdi; bir kısa söyliyeyim…ZAMANIN Çok zalım ı olan, onun ismiyle anılan Haccac-e Zalim bir gün bir Allah (c.c.) evliyasıne ;
-Bana dua et.”
Veli adam;
-Ya rabbi onun canını al..”
Hacac-e zalim;
-Bu ne biçim duadır..”
Veli adam;
-Bu senın ve bütün Müslümanlar için hayırlı bir duadır..İnsanlar senin şerinden kurtulup rahat edecekler…”buyurdu..
Şimdi Sevgili kardeşlerim…
Hakıkatten bu işi yapanlar inanki çok kötü bir iş yapıyorlar…Ve ileride telefisi mümkün olmayan bir hata yapıyorlar…Lütfen kendi yararınız için bu işlerden vazgeçin…İnsanlar arasına karışın …Dertleşin…Sırdaş olun… İnsanlara yararlı işlerle uğraşın…
Dünyada Allah (c.c.) yanın çok çok hayırlı iki şey vardır…Ondan büyük hayır yoktur…
Birincisi Allah (c.c.) a iman…
İkincisi İnsanlara iyilikler yapmak yanı insanlara hizmet etmek…
Buna mukabilde Allah (c.c.) ın katında çok iki büyük günah var ki onlardan daha büyük günah yoktur…
Birincisi Allah(c.c.) şerik koşmak…Naazallah…
İkincisi de İnsanlara zarar vermek yanı eziyet etmek…
Sevgiyle kalın…
Fuad Yusufoğlu
Komşu, akraba ile anne ve baba hakları
03 Temmuz 2008Bazne taka (navala sipi)
KOMŞU HAKKI:
Yalnız Müslüman olmakla lazım gelen hakları uzun anlattık. Komşu hakları ise daha fazladır.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Buyurdu ki;
-“Kafir olan komşunun bir hakkı vardır. Müslüman komşunun iki hakkı vardır. Müslüman ve akraba olan komşunun üç hakkı vardır.”
Yine (a.s.v.) Buyurdu;
-“Cebrail aleyhisselam bana daima komşu hakkını vasiyet ederdi. Hatta ben ölünce malımdan miras alacaklarını zan ettim.”
Yine (a.s.v.) Buyurdu;
-“Komşusunun, zararından emin olmadığı komşu Mu’min değildir.”
Yine (a.s.v.) Buyurdu;
-“Komşunun köpeğine taş atan, komşusunu incitmiş olur.”
Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi vesellem:
-“Komşu hakkının ne olduğunu biliyor musunuz? Yardım isterse yardım edin, borç iterse borç verin, fakir ise ihtiyacını görün, hasta
olursa ziyaretine gidin, ölürse cenazesinin arkasından gidin, sevinirse sevinin. Üzüntülü zamanında hal ve hatırını sorun, üzülmeyin deyin. Rüzgarına mani olmamak için ona bakan duvarı çok yüksek yapmayın. Yediğiniz meyveden ona gönderin, veremezseniz gizli yiyin. Çocuğunun eline yiyecek verip dışarı çıkarmayın. Komşunun çocuğu görüp de istemesin. Yemeyiniz kokusu ile komşuları üzmeyin. Pişirdiğiniz yemekten bir tabak da ona gönderin.”
Yine (a.s.v.) Buyurdu;
-“Komşu hakkı nedir bilir misin? Nefsim, yed-i kudretinde olan Allah (c.c.) a yemin ederim ki, komşu hakkına riayet edene, Allah-u Teala(c.c.) merhamet eder.”
AKRABA HAKKI:
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu;
-“Allah-u Teala buyuruyor ki; ben Rahmanım. Benim yakınım Rahm’dır. Onun ismini kendi ismimden çıkardım.Yakınları ile beraber olanlarla beraberim.Yakınlarından ilgiyi kesenlerden, ben de alakayı keserim.”
Yine (a.s.v.) buyurdu;
-“Ömrünün uzun, rızkının iyi olmasını isteğen, akrabasına iyi davransın. Sıla-i rahimden daha çok sevabı olan bir taat yoktur. Hatta bir evdekiler fısk ve fücur ile meşgül olsalar, sıla-i rahm edince, bunun bereketinden malları ve çocukları artar.”
ANNE VE BABA HAKKI:
Anne- baba hakkı hepsinden büyüktür. Çünkü yakınlıkları daha çoktur. Peygamber efendimiz (Sallallah-u aleyhi vesellem) buyurdu ki;
-“Huzurunda, alıcı- satıcı arasında duran köle gibi olmayan kimse , babasının hakkını ödeyemez.”
Yine (a.s.v.) Buyurdu;
-“Anaya- Babaya iyilik etmek,(Nafile) namazdan, oruçtan, hactan, umreden, cihad’tan daha üstündür.”
Allah-u Teala (c.c.) Musa aleyhisselam’a vahiy gönderdi;
-“Annesinin babasının sözünü dinlemeyip benim emirlerimi yapanları, emir dinlememişlerden yazarım. Benim emrimi yapmayıp, anasının- babasının sözünden çıkmayanları, emir dinleyenlerden yazarım.”
Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu;
-“Sadaka verip, sevabını anasına – babasına gönderen ne ziyan eder. Anasına – babasına da sevab yazılır ve kendi sevabı hiç azalmaz.”
Peygamber Efendimiz (Aleyhisselam) ın huzuruna bir kimse geldi. Ve;
-“Baban ve annem ölmüştür, onların üzerimde ödeyebileceğim bir hakkı kaldı mı?” dedi.
Peygamberimiz (a.s.v.) Buyurdu ki;
-“Onlar için namaz kıl (Namazın sevabını onlara gönder.), afv dile, ahd ve vasiyetlerini yerine getir, sevdiklerine iyi davran, izzet ve ikramda bulun, akrabasına iyi muamele eyle.”
Yine (a.s.v.) Buyurdu;
-“Anne hakkı, baba hakkının iki katıdır.”
Kimya-yi Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala (c.c.) Hazretleri; bizleri ve sizleri Ebeveynlerine saygılı olan ve onların haklarına riayet eden kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Tevbe-i nasuh- 5
05 Temmuz 2008Nevala Reş (Nusaybin)
Tevbe-i Nasuh:
Kulun içden, dıştan pışman olarak ve bir daha o günahı işlememeğe azmetmek suretiyle yapılan tevbedir. Allah (c.c.) ın kabul buyurduğu tevbede işte böyle olanıdır. Zahiren tevbe edip, içten pişman olmayanın hali şuna benzer:
Bir mezbele ki üzerine ATLAS örtülmüş, insanlar ona baktıklarında imrenirler. Fakat örtü mezbelenin üzerinden kaldırıldığında insanlar ondan tiksinirler ve yüz çevirirler, işte ihlassız, dıştan ibadet edenlerin halı de böyledir. İnsanlar onlara gıpta ederek bakarlar, fakat kıyamet günü perdeler kaldırıldığında melekler ondan kaçarlar.
Bunun içindir ki Resulullah (aleyhisselatu vesellem) bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur:
-“Şüphesiz, Allah (c.c.) sizin şeklinize, kiyafetinize bakmaz. Belki Allah (c.c.) sizin kalblerinize bakar.”
İbni Abbas (r.a.) ın şöyle dediği rivayet edilir:
-“Nice tevbe eden vardır ki, kiyamet günü tevbe ettiğini sanarak gelir, halbuki tevbe etmiş değildir. Çünkü o, pişmanlık, günahı tekrar işlememeğe azm etmek, hakkını yediği kimselere imkan dahilinde haklarını iade etmek, mümkün değilse HELALLAŞMAK, bu da mümkün değilse onun için dua yapmak suretiyle tevbe kapılarını kuvvetlendirmektir.
Günahları unutmak, musibetlerin en kötüsü ve çirkinidir. Akıllı olan kimse kendini daima hesabe çeker; Günahlarını unutmaz:
Nitekim denir ki:
-“Ey günahkar, suçları sayılan günahını unutma, geçmiş günahını hatırla, ölümden önce Allah (c.c.) a tevbe et, ey asi, itiraf ederek günahını afettir.
Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri; tevbe-i Nasuh eden ve tevbesine sadık olan kullarından eylesin. AMİN….
Fuad Yusufoğlu
Müslümanların haklarına riayet etmek- 2
07 Temmuz 2008Bore Veysike (Çağ-çağ deresi) Nusaybin
3- Büyüklere hürmet, küçüklere merhamet etmektir.
Resul’ü Ekrem (s.a.v.) buyurmuştur:
-“Küçüklerimize, merhamet etmeyen, büyüklerimize hürmet etmeyen bizden değildir.”(Tirmizi Enes’ten tivayet etmiştir)
Resulullah (a.s.v.) buyurmuştur:
-“Ak saçlı (ihtiyar) müslümana ikram etmek yüce Allah’ın ta’zimindendir.” (Ebu Davut rivayet etmiştir)
Resülullah (a.s.v.) buyurmuştur ki;
-“Genç olan, ihtiyara sırf yaşlılığından dolayı hürmet ederse, Allah ona yaşlılığında ona hürmet eden kişiler gönderecektir.”(Tirmizi)
Bu hadis-i şerif sevap ile beraber uzun ömrü de müjdeliyor.
4- Bütün insanlarla iyi ve güler yüzlü olmaktır.
Resûlallah (s.a.v.) buyurmuşlardır ki:
-“Siz Cehennemin kime haram kılındığını biliyor musunuz?”
Ashab (r.a.):
-“Allah ve peygamberi en iyisini bilir.” dediler.
Resûlallah (s.a.v.):
-“Kolaylaştıran, yumuşak olan, güler yüzlü ve cana yakın olun.” buyurdu:
Gene Resulallah (s.a.v.):
-“Allah, kolaylaştırıcı ve güler yüzlü olanı sever” buyurdular.
5 – Dargın olan Müslümanların aralarını bulmaktır. Bu hususta mübalağalı ve fazla konuşmak icab ederse de.
Resulallah (s.a.v.) buyuruyor ki:
-“İki kişi arasını islah eden ve bunun için yalan söylemiş olan kimse yalancı değildir.”
Resulallah (s.a.v.) buyuruyor ki:
-“Ben size oruç, namaz ve sadakanın derecelerinden daha üstün bir dereceyi haber vereyim mi?”
Sahabeler (r.a.):
-“Evet haber ver Ey Allahın Resulu (s.a.v.), dediler.
Resulallah (s.a.v.) buyurdular:
-“İki kişi nin arasını düzeltmek. İki kişinin arasını bozmak ise saçı yolmaktır.”
Resûlallah (s.a.v.) den rivayet edilen diğer bir hadisinde,
-“iki kişinin arasını bozmak saç kesmektir, fakat, ben onun saç kestiğini söylemiyorum dini kestiğini, yok ettiğini söylüyorum” buyurmuştur.)
6-Bir kısım insanların diğer kısım insanlar hakkında söylediklerine kulak verme mek, ve birinden işittiğini diğerine ulaştırmamaktır.
Resulallah (s.a.v.):
-“Koğucu olan cennete giremez” buyurmuştur.
Denilir ki:
Senin yanında başkasının aleyhinde konuşan kimse, başkasının yanında da senin aleyhine konuşur.
7- Müslüman kardeşinle üç günden fazla dargın durmamandır.
Resulallah (s.a.v.) buyurmuşlardır ki:
-“Bir Müslüman üç günden fazla Müslüman kardeşiyle küs durması helâl olmaz.”
Resülullah (a.s.v.) buyurdular ki:
-“Kim bir muslümanın kusurunu affederse Allah (c.c.) da kıyamet günü onun kusurunu affeder.” (Ebu Davud, İbni Mace, Hakim rivayet etmişlerdir.)
8- İyiliğe layık olsun olmasın herkese iyilik etmendir.
Resul-i Ekrem (s.a.v.) buyurmuştur ki:
-“ İyiliğe layık olana da, olmayana da iyilik et. Eğer iyilik layık olana isabet etmezse, sen ona layık olanlardansın.”
Devam edecek….
Dinde kırk esas (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Müslümanlık haklarına riayet eden ve tatbik eden kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Müslümanların haklarına riayet etmek- 3
08 Temmuz 2008Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
9- Her sınıfa, sahip olduğu ahlak anlayışı ile muamele etmen ve âlim, takva sahibi olan kimseden beklediği cahil ve kabih olandan beklememendir. (Davud rivayet etmiştir.)
Resulullah: (a.s.v.) Şöyle buyurmuşlardır:
-“Allahım, kendimi insanlara nasıl sevdireyim? Ve seninle benim aramda olan şeyde nasıl selâmet bulurum?”
Bunun üzerine Allah(c.c.) ona vahy buyurdu.
-“Dünya ehline dünya ahlakı ile, ahiret ehline ahiret ahlakı anlayışı ile muamele et.”
10- İnsanlara, toplum içinde ibraz ettiklerini seviyelerine göre muamelede bulunup, yüksek seviye sahibi olana fazla ikramda bulunmaktadır. Bu yüksek seviyesi dünya yönünden olsa da.
Çünkü:
Resulullah (s.a.v.) abasını onların bazısına sererek, şöyle buyurdu:
-“Size kavmin büyüğü geldiğinde ona ikram ediniz.”
11- Müslümanların ayıplarını örtmendir.
Resul-i Ekrem (s.a.v.) buyuruyor:
-“Müslüman kardeşinin kusurunu, ayıbını görüp onu örten kimse yoktur ki cennete girmesin.”(Taberani rivayet etmiştir.)
Resülullah (s.a.v.) buyurmuştur ki;
-“Ey, dili ile iman edip, kalbine iman getirmeyenler! Müslümanların arkasından konuşmayınız, onlar hakkında gıybet etmeyiniz, onların ayıp ve kusurlarını araştırmayınız.
Çünkü;
Müslüman kardeşinin aybını, kusurunu araştırıp ortaya dökerse, Allah (c.c) da onun ayıbını ortaya döker – evinin içinde olsa bile- rezil ve rüsvay eder.” (Ebu Davud, Tirmizi rivayet etmişlerdir.)
12- İnsanların dillerini gıybetten, kelblerini de su-i zandan şüpheler doğuracak yerlerden kendini de korumalıdır.
Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
-“Töhmetlere yol açacak olan yerlerden sakınınız.”
Resulullah (s.a.v.) zevcelerinden biri ile konuşurken bir adam ona uğrayıp selâm verdi, adam geçtiğinde Resulullah (s.a.v.) ona çağırdı ve:
“-Ey filan bu konuştuğum, zevcem Saffiye’dir buyurdu.
Adam dedi ki:
-“Ya Resulullah (s.a.v.) başkası hakkında zannettiğimi senin hakkında zan etmem.”
Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.):
-“Şeytan, Adem oğlunun kanının dolaştığı yerde dolaşır.” Buyurdu.
13- Şefaat ve vasıta ile de olsa Müslümanların ihtiyaçlarını gidermek için çalışmandır.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:
-“Benim katımda (ihtiyacı olan için) şefaat ediniz ki, sevap alasınız. Çünkü ben, işi yapmak istediğimde, benim nezdim de şefaat edip sevap alasınız diye o işi te’hir ederim.”
Gene Resulullah (s.a.v.) buyurmuşlardır:
-“Kim Müslüman kardeşinin hacetini yerine getirmek için geceden veya gündüzden bir saat yürürse hacetini yerine getirsin veya getirmesin onun için iki ay i’tikaftan hayırlıdır.”
Resulullah (a.s.v.) buyurmuşlardır ki;
-“Müslüman kardeşinin ihtiyacını gidermek için onunla bir saat kalman bir sene itikafta kalmandan hayırlıdır.”
14- Başlangıç fazileti senin olması için her müslumana selam verip onunla musafahada bulunmaya acele etmendir.
Resulullah (s.a.v.) buyurmuşlardır ki:
-“İki Müslüman karşılaşıp el sıkıştıkları vakit aralarında yetmiş rahmet taksim edilir, altmış dokuzu onların doğruluk bakımından en iyi olanındır.”
15- Din kardeşine bulunmadığı vakit yardım edip onun malına, namusuna ve şerefine gelecek zararı gidermek.
Resul-i Ekrem (s.a.v.) buyuruyor:
-“Hiç kimse yoktur ki, ırzı, namusu ve şerefine tecavüz edildiği yerde Müslüman kardeşine yardım etsin de, Allah (c.c.) ona, kendisinden yardım istediği yerde yerdım etmesin.
-“Ve hiçbir kimse yoktur ki, ırzı, namusu ayaklar altına aldığı yerde ona yardım etmeyip onu ümitsiz bıraksın, Allah (c.c.) da onu, Allah’ın yardımını istediği yerde ümitsiz bırakmasın.”
16- Kötü kimselerin şerrinden kurtulmak için onları idare etmendir.
Hazret-i Aişe (radiyallah-u anha.) demiştir ki:
-“ Bir adam Resulullah’ın (s.a.v.) yanına girmek için izin istedi. Resulullah (s.a.v.) “ona izin verin, o kabilenin adamıdır.” Buyurdu
Aişe (radiyallah-u anha.) devamla der ki:
-“ Bir adam Resulullah (s.a.v.);
Devam edecek…..
Dinde kırk esas (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri KUL HAKKINA RİAYET EDEN kullarından eylesin. AMİN….
Fuad Yusufoğlu
Muslümanların Haklarına riayet etmek- 4
08 Temmuz 2008Bazne taka mevki-i (Nusaybin)
16 – Kötü kimselerin şerrinden kurtulmak için onları idare etmendir.
Hazret-i Aişe (r.a.) demiştir ki:
-“Bir adam Resulullah (s.a.v.) ın yanına girmek için izin istedi.
Resulullah (s.a.v.):
-“Ona izin verin, o kabilenin kötü adamıdır.” Buyurdu.
Aişe (r.a.) devamla der ki:
-“Bir adam Resûlullah (s.a.s.) ın yanına girdiğinde, Resûlallah (s.a.v.) ona yumuşak bir dille konuştu hatta ben o adamın Resûlullah (s.a.v.)ın katında bir yeri bulunduğunu zan ettim.
Adam çıkıp gittiği vakit ben Resûlullah (a.s.v.) tan bu hususta malumat istedim, bunun üzerine;
Resulullah (a.s.v.):
-“Ey Aişe, kıyamet gününde Allah (c.c.) katında insanların en kötüsü, kötülüğünden korunmak için kendisine İKRAM EDİLEN KİŞİDİR. “buyurdu.
Resulullah (a.s.v.) buyurdu:
-“Kişinin şeref ve haysiyetini koruduğu şey onun için sadakadır.”
Resulullah (a.s.v.) gene buyurdu:
-“İnsanlara amelleriyle karışınız (onlarla ihtilat ediniz) kalplerle onlardan uzaklaşınız.”
17 - Zenginlerle oturmaktan kaçınman ve fakirlerle oturmağı çok kere tercih etmendir.
Resul-i Ekrem (Salallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurdu:
-“Ölülerle oturmaktan kaçınınız.”
Denildi ki:
-“O, ölüler kimdir?”
Resulullah (a.s.v.):
-“Zenginlerdir” buyurdular.
Resulullah (s.a.v.) şöyle duada bulunurlardı:
-“Allah’ım, beni FAKİR olarak yaşat, FAKİR olarak öldür ve beni FAKİRLER zümresinde haşr et.”
Süleyman (Aleyhis selam), mescitte fakir gördüğü zaman onun yanında oturur ve:
-“Fakir, Fakir olanın yanında oturuyor.”derdi
Musa (aleyhis selam) dedi ki;
-“EY Allah’ım ben seni nerede arayayım?”
Allah (c.c.) buyurdu:
-“Kalbleri benim için parçalananların yanında.”
18 – Kendisinden din hususlarında faydalandığı veya kendisinin fayda verdiği kimselerle oturmak ve hiçbir faydası olmayan gafil kimselerin meclisinde oturmaktan kaçınmaktır.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve selem) buyuryor ki:
-“Yalnız olmak, kötü arkadaşla oturmaktan HAYIRLIDIR,”
-“İyi arkadaşla oturmak yalnızlıktan HAYIRLIDIR.”
-“Sükut ertmek kötü konuşmaktan HAYIRLIDIR.”(Hakim rivayet etmiştir.)
Gafil olan kimselerle oturmayı çoğaltığı zaman her oturuşta onun dininden bir şey noksanlaşır.
FARZ EDİLSİN Kİ;
Onlardan her biri, her oturuşta, onun elbisesinden bir iplik veya sakalından bir kıl almış olsa yakın bir zamanda ÇIPLAK TÜYSÜZ kalmaktan korktuğu için o meclisten kaçınmaz mı idi? Öyle ise DİN için kaçınmak evladır.
Devam edecek…..
Dinde kırk esas (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Müslümanların hakkına riayet eden kullarından eylesin. AMİN…….
Fuad Yusufoğlu
Müslümanların haklarına riayet etmek- 5
08 Temmuz 2008Sinne diza Mevki-i (Navala sipi)
19 – Hastalarını ziyaret etmek, cenazelerine katılmak, kabirlerini ziyaret etmek, onlara arkalarında HAYIR DUA ETMEK, aksırana YERHAMUKUMULLAH (Hayır ve bereketle ) dua’da bulunmak.
Kısaca:
İhsanda bulunmak, ihtimam etmek, ezayı defetmek gibi iyi haraketlerden kendin için yapılmasını sevdiğin şeylerle insanlar hakkında yapman, sana muamele ettiklerinde hoşuna gidenlerle sen de muamelede bulun.
20 – Umum Müslümanlar dışında, komşu, akraba veya hükümdar gibi beraber bulunduğu kimselerle konuşmak ve onlarla muamelede bulunmak:
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurmuşlardır ki;
-“Komşunun köpeğine taş attığın vakit komşunu incitmiş olursun.”( İmami Ahmed ve taberani rivayet etmişlerdir.)
Gene Resulallah (a.s.v.) buyurdular ki;
-“Kiyamet günü ilk muhakeme edilecekler KOMŞULARDIR.” (Ahmed Taberani rivayet etmişlerdir.
Resulullah(a.s.v.) enildi ki;
-“Felan (kadın) gündüz oruç tutar, gece de namaz kılar, bununla beraber komşusuna eziyet eder.”
Resulallah (a.s.v.):
-“O cehennemdedir.” Buyurdu.
Resulullah(a.s.v.) gene buyrudular ki;
-“Komşunun hakkı nedir biliyor musunuz?
-“Senden yardım isterse ona yardım edersin. Senden borç isterse ona borç verirsin. Muhtaç olursa ona yardım elini uzatırsın. Hastalandığında onu ziyaret edersin. Ölürse cenazesinde bulunacaksın.”
-“Hayırlı bir şeye kavuştuğunda onu kutlar, bir musibete düştüğünde taziyede bulunursun, izni olmadıkça, evinin havasını engelliyecek şekilde, evini, evinden yüksek yapmazsın.”
-“Bir meyve aldığında ona da hediye edersin. Eğer vermiyorsan aldığını evine gizli olarak getirirsin. Çocuğunu meyve ile dışarı çıkarmayasın.”
-“Olur ki, komşunun çocuğu meyve alamadığından kindar olur. Evinde kaynayan tencerenin kokusu ile komşuna eziyet etme. Ancak kaynattığın şeyden ona vermekle eziyet etmemiş olursun.”
-“Komşunun hakkı nedir biliyor musunuz?
-“Nefsin yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Komşu hakkını ancak Allah (c.c.) ın rahmetine mazhar olmuş olanlar ödeyebilir.”
Akrabalığa gelince;
Bu Hususta Resulullah (Sallalah-u aleyhi ve selem) şöyle buyuruyor:
-“Hadisi kûdsi de Yüce Allah(c.c.) buyuruyor ki;
-“Ben rahmanım, bu sıla-i rahim (akrabalık) için ismimden bir isim ayırdım. Akrabasını ziyaret ederek, ona iyilik yapana ben de iyilik yaparım, kim akrabasını unutursa bende onu unuturum.”
Resulullah (sallallahu alyehi ve selem) bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:
-“Akrabayı ziyaret etmek ömrü ziyadeleştirir.”
Resulullah (a.s.v.) Şöyle buyuruyor:
-“Cennetin kokusu beş yüz senelik mesafede bulunur. Ana – Babasına asi olan ve akrabasının ziyaretini kesen kimse onun kokusunu duyamaz.” (Taberani rivayet etmiştir.)
Kadının hakları bunlar ve bunlardan daha fazla olarak sayılabilir. Çünkü kadına, bütün kendisine vacip olanları yerine getirmekle beraber, kocası ile iyi geçinmek ve onu hoş tutmak vaciptir.
Resul-i Ekrem (a.s.v.) şöyle buyuruyor:
-“Sizin en hayırlınız ailesine en hayırlı olanınızdır. Ben aileme en hayırlı olanınızım.”
Devam edecek…..
Dinde kırk esas (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Akrabalık hakkına riayet eden Salih kullarından eylesin. AMİN…..
Fuad Yusufoğlu
Giybet ve koğuculuk- 3
09 Temmuz 2008Navale (Nusaybin)
Ebu Hüreyre (r.a.) der ki;
-“Sizler bir Müslüman kardeşinin gözündeki çöpü görür de, kendi gözündeki merteği görmez.(Din kardeşinin ufak tefek ayıplarını görür, fakat kendinde bulunan büyük ayıpları görmez.)”
Rivayet edilir ki;
-“Selman-i Farisi (r.a.) Hz. Ebubekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) le yolculuk yapıyor, Onlara yemek pişiriyordu. Bir yerde konakladılar. Selman (r.a.) onlara yemek yapmak için bir şey bulamadı.
Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile Hz. Ömer (r.a.) Selman (r.a.) ı yanında yiyecek bir şey varsa alıp gelmesi için Peygamber (a.s.v.) gönderdiler. Selman (r.a.) peygamberin (a.s.v.) ın yanında bir şey bulamadı, geri dönüp yanlarına geldi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile Hz. Ömer (r.a.) şöyle dediler:
-“Selman (r.a.) falanca kuyunun başına gitse kuyu’nun suyu kurur.”
Bunun üzerine Şu ayeti, celile geldi:
-“Kiminiz de kiminizi arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.” El hucurat: Ayet- 49/12
Ebû Hüreyre (r.a.) den riyavet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur;
-”Kim dünyada Müslüman kardeşinin etini yerse (gıybet ederse) kıyamet günü o kişinin eti ona sunulur,”
Ve kendisine
-”Bunu ölü olarak ye, çünkü sen O’nu diri olarak yemiştin.” denir. O da Onun etini yer.
Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şu ayet-i Celileyi okudu;
-”Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” El-Hucûrat Sue 49 Ayet 12
Câbir bin Abdullah eı-Ensari (r.a.) den riveyet edildiğine göre; denilmiştir ki;
-”Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in zamanında gıybet eden az bulunduğu için gıybetin kokusu hemen yayılır, gıybet duyulurdu. Bu zamanda ise gıybet çoğaldı. Burunlar gıybet kokusundan doldu. GIYBETIN KOKUSU ANLAŞILMAZ OLDU. Bu hal dabağhaneye giren adamın haline benzer. Dbağhaneye giren adam orada pis ve kötü kokudan az bir zaman dahi duramaz. Halbuki, Dabağcılar orada bulunurlar, yerler, içerler de pis ve kötü koku onları rahatsız etmez. Çünkü PİS KOKU onların burunlarını iyice doldurmuştur, onlar bu hale alışmışlardır. İşte bu günümüzde gıybetin durumu da böyledir.
Kab (r.a.) der ki, ben bazı kitaplarda şöyle okudum:
-“Giybet’ten tevbe ederek ölen kimse, cennete en son giren kimse olacaktır. Giybet’ten tövbe etmeden ölen kimse ise, CEHENNEME İLK GİREN OLACAKTIR.”
Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:
-“Arkadan çekişmeyi, yüze karşı (el, kaş ve göz işaretleriyle) eğlenmeyi ve ayıplamayı adet edinen her kişinin vay halına.” El Humeze ayet: 104/1
Resulullah(a.s.v.) buyuruyor:
-“Siz Giybetten kaçınınız. Çünkü, Giybet Zinadan daha kötüdür.”
Ashabi kiram (r.a.) sordular?
-“Giybet zinadan nasıl daha kötü olur?”
Resulullah (a.s.v.) buyurdular:
-“Zina eden adam, tevbe ederse, Allah(c.c.) tevbesini kabul edip onu afveder .(Buradakı zinadan maksat bekar kadınla yapılan zinadır.’mütercim’) Halbuki, giybet edeni, arkasından çekiştirdiği kimse afv etmeden, Allah (c.c.) afv etmez.
Giybet eden kimsenin, pişman olması ve Allah(c.c.) ın hakkından kurtulabilmek için tevbe etmesi, aynı zamanda arkasından çekiştirdiği kimsenin hakkında da kurtulabilmesi için onu HELLALLIĞINI alması vaciptir.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyuryorlar ki;
-”Kim ki, müslüman kardeşini arkasından çekiştirirse, Allah, Kıyamet günü O’nun yüzünü mak’adına çevirir.
Gıybet eden kimsenin, gıybet ettiği meclisten kalkmadan önce ve arkadan çekiştirdiği kişinin kulağına varmadan önce TEVBE VE İSTİĞFAR ETMESİ GEREKİR. Çünkü gıybet eden kimse, arkasından çekiştirdiği kimsenin kulağına varmadan önce TEVBE EDERSE TEVBESİ KABUL OLUR. Fakatkulağına ulaştıktan sonra TEVBESİ KABUL OLMAZ, günahı bağışlanmaz. Ancak arkasından çekiştirdiği kişinin helallığını aldığında Allah Onu affeder. Keza, bir adam kocalı kadınla zina yaptığı zaman, kadının kocasından helallık almadıkça günahı bağışlanmaz. Namaz, zekat, oruç ve hac ise bunların terkinden verilecek günahlar tevbe ile bağışlanmaz. Onlardan geçirdikleri kazâ etmek suretiyle TEVBE EDERSE bağışlanması ümit edilir. Allah-u Teâlâ, her şeyin doğrusunu daha iyi bilir.
Mükaşefetil kulub (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Giybet denen bu kötü hastalıktan kurtulmayı nasıb eylesin. AMİN…….
Fuad Yusufoğlu
Zekât
09 Temmuz 2008Çağ-Çağ deresi (Nusaybin)
Yüce olan Allah (c.c.) buyuruyor ki;
-“(Öyle mü’minler) ki, onlar zekat (vazife) lerini yapanlardır.” El mu’minun suresi: ayet: – 23/4
Ebu Hureyre’den (r.a.) rivâyet edilmiştir, der ki:
-“Resulullah (s.a.v.) buyurdular:
-“Altın ve gümüş parası olup ta bunların zekat’ını vermeyen hiçbir kimse yoktur ki, kıyamet günü onun için ateşten saclar hazırlanıp sırtı ve böğrü dağlanmasın.”
Yani o kimsenin cesedi o saclar gibi genişleştirilir, sacların genişliği çoğaldıkça onun da cesedinin genişliği çoğalır. Saclar soğuduğu zaman saclara kızgınlığı iade edilir. Bunun müddedi ellibin sene devam eder. Ta ki, insanlar ehli Cennet, Cennet’e; ehli Cehennem de Cehenneme sevk edilir.
Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:
-“Altın ve gümüşü yığıp ve biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar, yok mu? İşte bunlara pek acıklı bir azabı müjdele.” Et- tevbe suresi: ayet – 9/34
Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:
-“O gün ki bunlar, üzerinde (yakılacak) Cehennem ateşinin içinde kızdırılacak da o kimselerin alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak, “İşte bu, (denilecek), nefisleriniz için toplayıp sakladıklarınız. Artık saklayıp istifcilik ettiğiniz bu nesneleri (n acısını haydi) tadın.”Et tevbe suresi: Ayet – 9/35
Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
-“Vay haline öyle zenginlerin ki, Kıyâmet günü fakirler onlar için şöyle der:
-“Bize zulmettiler de üzerlerine farz kılınan zekâtlarını vermediler.”
Bunun üzerine Allah Teâlâ (c.c.) şöyle buyurur:
-“İzzet ve celâlime yemin ederim ki, ey fakirler, size yakın olacağım, onlardan da uzaklaşacağım.”
Sonra Peygamber (s.a.v.) şu âyeti okudu:
-“Mallarda sâil ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar.” El mearic suresi :ayet – 70/24-25
Rivâyet edilir ki,
Resulullah (s.a.v.) Mi’rac gecesi yolculuk yaparken kızgın taşlar üzerinde, zakkum ve zehirli otlar yedirmek için zorla götürülen hayvanlar gibi sürülen, önleri ve arkaları yamalı bir çok insanlara uğradığında Cebrail’e (a.s.) bunların kim olduğunu sorar
Cebrail (a.s.) der ki:
-“Bunlar mallarının zekâtlarını vermeyenlerdir. Allah (c.c.) onlara zulmetmiş değildir. Çünkü Allah (c.c.) kullarına asla zulmedici değildir.
Rivayet edilir ki;
Tabi-in’den (Tabiin: Peygamberin (s.a.v.) sahabelerini görenler) bir topluluk Ebu Sinan (r.a.) ı ziyarete giderler.
Yanına girdikleri ve selâm verip oturdukları zaman
Ebu Sinan (r.a.) onlara der ki:
-“Bizim bir komşumuz vardır, kardeşi öldü, kalkın beraber onun ziyaretine gidelim, ona ta’ziyede bulunalım.”
Toplulukta bulunan Muhammed bin Yusuf el-Firbani şöyle der:
-“Biz kalkıp Ebu Sinan ile gittik. Adamın yanına girdiğimizde onu kardeşi için şiddetle ağlarken gördük. Ona ta’ziyede bulunup teselli verdik.
O bizim ne ta’ziyemizi ve ne de tesellimizi kabul ediyordu.”
Biz ona dedik ki;
-”Sen biliyor musun ki,
Devam edecek….
Mukaşefet-tül kulub (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Fakır ve fukaranın HAKKI olan zekatı, gönül hoşluğuyla BAŞA KAKMADAN hakkiyle veren kullarından eylesin. AMİN….
Fuad Yusufoğlu
Gıybet;
10 Temmuz 2008beyaz su başı (Nusaybin)
Gıybet;
Bu da ekseriye dil ile olur. Allahu- Teâlâ (c.c.) nın korudukları hariç bundan kimse kurtulamaz. Çok büyük günahtır.
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Kur’an-i kerim’de bunu, ölü kardeşinin etini yemeye benzetiyor.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Gıybetten sakınınız; zira gıybet, zinadan daha şiddetlidir. Çünkü zina eden kimse tevbekâr olur, Allah da kendisini afv eder. Fakat gıybet edilen, afv edinceye kadar, gıybet eden afv edilmez.”
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu;
-“Mi’raç gecesi bir gurup insanlar gördüm, tırnakları ile yüzlerinin etlerini kazırlardı. Bunlar kimdir? Dedim. İnsanları gıybet edenlerdir, dediler.”
Süleyman ibn Cabir (radiayallah-u Anh) anlatır;
Resulullah (Alayhis selam) a bana, beni koruyacak bir şey öğretiniz, dedim.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Kendi kovandan başkasının kabına su doldurmak olsa bile iyi işi küçük görme, Müslüman kardeşine doğru ol, yanından kalkınca gıybet etme.” Buyurdu.
Allah-u Teâlâ Musa Alayhis selam’a vahiy gönderdi;
-“Gıybet edip tevbe etmeyen Cehenneme girenlerin birincisi olur. Tevbe edip de ölen ise Cennete girenlerin sonuncusu olur.”
Cabir (Radiyallahu anh) anlatır Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile seferde idik. İki kabre uğradı ve;
-“İkisi de azabtadır. Biri gıybet ettiği için, diğeri de elbisesini bevilden (sidikten) korumadığı için.” Buyurdu.
Sonra yaş bir dalı ikiye böldü, mezarların üzerine koydu. Ve;
-“Bu dallar yaş kaldıkları müddetçe bunların azabı hafifler.” Buyurdu
Devam edecek…
Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden ve Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
