‘tevrat’ olarak etiketlenmiş yazılar

dsc00208-fuadyusufoglu-geliyi-same.JPG

Geliye Şami mevki-i (Nusaybin)

DOKUZUNCU KAAİDE:

Yalnız kendisinin zulm etmemesine kanaat etmeyip, me’murlerini, vekillerini ve hizmetçilerini de düzeltip zulümlerine rıza göstermemelidir. Zıra onların zulmü de kendinden sorulacaktır. Kendi zulmü ise onlardan sorulmayacaktır.

Ömer İbn Hattab, Ebu Musa El aşari’ye (Radiyallah-u anhuma) mektub yazdı.

Kendi memuru idi:

-“Emma ba’dü; amirlerin en iyisi, emri altında bulunanlara iyi olanıdır. En kötüsü de, Emri altında olanlarla fena olanıdır. Sen doğru olmazsan memurların de öyle olurlar. O zaman sen, yeşil çayır görüp, çok fazla otlayan ve çok yiyerek doyup, yemek sebebiyle ölen hayvan gibi olursun.”

Tevrat’ta yazılıdır ki;

-”Sultanın memurunun zulmüne ses çıkarmaması, bu zulmü işlemesi gibidir. Cezasını çeker.”

Sultanın bilmesi lazımdır ki, kendi din ve ahretini, diğerlerinin dünyasına satmasından daha büyük aldanma ve akılsızlık yoktur.

Zekat memurları ve hizmetçileri, kendilerinin dünyası için hizmet ediyorlar, zulümlerini valinin gözünde güzel gösterirler. Kendileri dünya maksatlarına kavuşurken, onu cehenneme gönderirler. Ele geçecek birkaç gümüş için senin HELAK olmana sebep olan kimseden daha büyük düşman olur mu?

Memurlarına ve devlet işinde çalışanlara ADALETLE İŞ YAPTIRMAYAN, EMRİ ALTINDA OLANLAR HAKKINDA ADALETİ GÖZETMEMİŞ OLUR. Bunu da, daha önce kendi beden ülkesinde adaleti gözetmeyen yapamaz.

Devam edecek…..

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâla Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Adalet’le hüküm eden kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Sila-i Rahim

09 Temmuz 2008

dsc06324-fuadyusufoglu-aske-kese.JPG

Eşke keşe (Bavarne köyü civarı)

Bezzar (r.a.) şu hadisi rivayet etmiştir:

-“Rahim (Sıla-i Rahim) Arşa bağlı bir demir kabzesidir. O, kendi dili ile şöyle konuşur:

-“Allah’ım, beni ifa edenden RAZI OL, beni kesenden UZAK OL,”

Bunun üzerine Allah(c.c.) şöyle buyurur:

-“Ben Rahmân ve Rahîmim. Ben Rahmi, kendi ismimden böldüm. Onu kim ifâ ederse ona yaklaşırım. Onu kim keserse ondan uzaklaşırım.

Gene Bezzar (r.a.) şöyle rivâyet eder:

-“Üç şey Arş’ta asılıdır:

1- Sıla-i Rahim,
2- Emanet,
3- Ni’met,

Sıla-i Rahim,

Der ki:

-“Ey Allahım, ben seninleyim, ayrılmam.”

Emânet;

Der ki:

-“Ey Allahım, ben seninleyim, ben ihânet olunmam.”

Ni’met;

Der ki:

-“Ey Allahım, ben seninleyim, bana nankörlük olunmam.”

Beyhâki (r.a.) rivayet ediyor:

-“Mühür, arşın direğinde asılıdır. Sıla-i Rahim şikayet ettiği zaman ve kişi, Allah Teâla’ya karşı cesaretli olup günahlarla iştigal ettiğinde, Allah, o mührü gönderip o kimsenin kalbini mühürler. Bundan sonra o bir şey anlamaz.”

Buhâri ve Müslim (radiyallahu anhuma) rivayet eder:

-“Kim Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsa misafirlerine ikram etsin. Kim Allah’a ve ahiret gününe imân ediyorsa sıla-i rahimde bulunsun. Ve âhiret gününe iman ediyorsa hayır söylesin, yoksa sukût etsin.”

Gene Buhâri ve Müslim (radiyallahu anhuma) rivayet ediyorlar:

-“Kim rızkının çoğalmasını ve ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahimse bulunsun.”

Buhâri ve Tirmizî (radiyallahu anhuma) de şöyle varid olmuştur:

-“Siz soyunuzdaki akrabalarınızı ziyâret etmeyi bilirsiniz. Çünkü akrabayı ziyâret etmek, aile arasındaki sevgiyi sağlar, malın çoğalmasına ve ecelin uzaklaşmasına vesiledir.”

Hâkim (r.a.) rivâyet ediyor:

-“Kim ki, ömrünün uzun olmasını rızkının geniş olmasını ve son nefesinde imansız gitmekten korunmasını isterse, Allah’tan korksun ve akrabalarını ziyâret etsin.”

Devam edecek…

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri sıla-i rahmı kesmeyen kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Sıla-i rahim- 2

09 Temmuz 2008

dsc06334-fuadyusufoglu-girnavas-selalesi.JPG

Girnavas şelalasi uzaktan görünüşü (Nusaybin)

Gene Hâkim (r.a.) Resulullah (s.a.v.) in şöyle buyurduğunu rivâyet eder:

-“Tevratta şöyle yazılıdır:

-“Kim ki, ömrünün uzun olmasını, malının çoğalmasını isterse akrabalarını ziyâret etsin.”

Ebû Ya’lâ (r.a.) der ki:

-“Sıla- i rahim ve sadaka. Allah bu ikisi ile ömrü ziyâdeleştirir ölüm ânında îmansız gitmeyi çirkin ve mahzurlu şeyleri def eder.”

Gene Ebû Ya’lâ (r.a.) Has’amlı (r.a.) a isnat ederek der ki:

Has’amlı (r.a.) der ki:

-“Peygamber (s.a.v.)’e geldim. O eshabından birkaç kişinin yanında bulunuyordu.

Dedim ki:

-“Sen Allahın Resûlu olduğunu iddia eder misin?

Resulullah (s.a.v.);

-“Evet.” Buyurdular.

Dedim;

-“Ey Allahın Resulu, amellerden hangisi, Allahın katında daha sevimlidir.

Resulullah (s.a.v.):

-“Allaha imâne etmek.” Buyurdu.

Dedim:

-“Sonra? Ya Resulullah (s.a.v.);

Resulullah (s.a.v.);

-“Sıla-i Rahim.” Buyurdu.

Dedim:

-“Ey Allahın Resulu (s.a.v.) ameller arasında hangisi, Allah katında daha kötüdür?”

Resulullah (s.a.v.):

-“Allah’a şirk koşmak.” Buyurdu.

Dedim:

-“Ya Resulullah (s.a.v.) sonra hangisi?”

Resulullah (s.a.v.):

-“Akrabalık bağlarını koparmak.” Buyurdu.

Dedim:

-“Sonra hangisi Ey Allahın elçisi?”

Resulullah (s.a.v.);

-“Kötülüğü işlemeyi emretmek, iyiliği işlemekten men etmek.” Buyurdu.

Buhari ve Müslim (radiyallahu anhuma) rivâyet eder:

-“Resulullah (s.a.v.) bir seferdeyken, karşısına bir Arabi (köylü arap) çıktı, Resulullah (s.a.v.) devesinin yularına tutunarak;

Dedi ki:

-“Ey Allahın Resulu (s.a.v.), beni cennete yaklaştırıp, cehennemden uzaklaştıracak şeyi bana bildir.”

Resulullah (s.a.v.) cevap vermedi, sonra ashabına baktı.

Daha sonra şöyle buyurdu:

-“Bu muvaffak olmuş, bu hidâyete ermiş.”

Arabi:

-“Nasıl?” Dedi.

Resulullah (s.a.v.) Tekrar buyurarak;

-”Bu muvafak oldu, bu hidayete ermiş.”

-“Allaha ibadet edersin. Ona hiçbir şey ortak koşmazsın. Namazı dosdoğru kılar, Zekâtı verirsin. Akrabalarını ziyâret edersin. Deveyi bırak.”

Ârabi ayrıldıktan sonra Resululla (s.a.v.) buyurdu ki:

-“Eğer emrettiklerime yapışırsa Cennete girer.”

Tabarâni rivâyet eder:

Devam edecek….

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri sıla-i rahmı kesmeyen kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Sıla-i rahim- 3

09 Temmuz 2008

dsc06335-fuadyusufoglu-girnavas-selalesi.JPG

Girnavas şelalesi bir başka görünüşü (Nusaybin)

Tabarânî (r.a.) rivâyet eder ki:

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki;

-“Şüphesiz, Allah (c.c.) bir kavmin ülkesini ma’mur kılar. Onların mallarını ziyadeleştirir. Onları yarattığından beri onlara öfkeli bakmış da değildir.”

Sahabe (radiyallahu teala anhuma) sordu:

-“Ey Allahın Resulu (s.a.v.) bu nasıl olur?”

Resulullah (s.a.v.) buyurdu:

-“Akrabalarını ziyaret ettikleri için.”

Ahmed (r.a.) rivayet eder:

-“ Kendisine rifk (yumuşak huyluluk) verilen kimseye dünya ve ahiret iyiliğinden nasibi verilmiştir. Sıla-i Rahim, güzel komşu ve güzel huy ise ülkeleri ma’mur kılar, ömürleri de ziyadeleşir.”

İbni Hıbban ve Behyaki (radiyallahu anhuma.) rivayet eder:

-“Ey Allahın Resulu (s.a.v.), insanların hayırlısı kimdir?”

Resulullah (s.a.v.) buyurur:

-“Allah (c.c.) dan en çok korkan, Sıla-i Rahimi en çok yapan, iyiliği en çok emreden, kötülükten en çok nehyeden.”

Tarebani, İbni Hıbban (radiyallahu anhuma) Ebu Zer’den (r.a.) rivayet ederler,

Ebu Zer (r.a.) der ki:

-“Bana dostum, Peygamber (s.a.v.) hayırdan güzel öğütledi:
“Kendimden üstte olana bakmamamı, kendimden aşağıda olana bakmamı bana öğütledi.”

(A.s.v.) Öğütledi ki:

-“Düşkünleri seveyim, onlara yakın olayım. Bana öğüt verdi ki, akrabalarımı ziyaret edeyim. Onlar benden uzaklaşsalar da. Allah (c.c.) yolunda bulunduğum için beni levm’edenlerin levm’inden korkmamamı öğütledi. Acı olsa da gerçeği söylemem hususunda bana öğüt verdi.“

(A.s.v.) Bana öğüt verdi ki:

“Lâ havle ve’lâ kuvvete illa Billahi” sözünü çok söyliyeyim.

Çünkü bu söz: Cennet hazinelerinden bir hazinedir.”

Buhari, Müslim ve onlardan başkaları, Peygamberin (s.a.v.) zavcelerinden Meymûne (r.a.) den rivâyet ederler:

-“Meymûne (r.a.) Resulullah’a (s.a.v.) danışmadan cariyesini azad eder. Kendilerine sıra geldiğinde Resulullah’ın (s.a.v.) yanlarına gelince;

Meymuna (r.a.) der ki:

-“Anladın mı, Ya Resulullah (a.s.v.) ben cariyemi azad ettim.”

Resulullah (s.a.v):

-“Sen mi yaptın?” buyurdular.

Meymûne (r.a.):

-“Evet.” Dedi.

Resulullah (s.a.v.):

-“Eğer sen onu dayılarına vereydin daha çok sevab alırdın.” Buyurdu.

İbni Hibban ve Hakim (radiyallahu anhuma) rivayet ederler:

Resulullah (s.a.v.) buyurdu:

Bir Adam gelip dedi ki:

-“Ben bir günah işledim. Tevbe edersem, Allah (c.c.) kabul edip beni bağışlar mı?”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu:

-“Annen var mı?

Adam:

-“Hayır” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Teyzen var mı?”

Adam:

-“Evet.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Ona iyilik yap.” Buyurdu.

Buhari (radiyallahu anhu) ve başkası rivâyet eder:

-“Akrabalarını ziyaret eden kimse, ziyaretine karşılık verilen değildir. Fakat sila-i rahim’i yapan kimse, AKRABALIK BAĞLARINI KOPARAN KİMSEYİ, ZİYARET EDEN KİMSEDİR.”

Tirmizi (r.a.) Rivayet eder:

Devam edecek…

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Sıla-i rahmi kesmeyen kullarından eylesin. AMİN……

Fuad Yusufoğlu

Sila-i Rahim- 4

09 Temmuz 2008

dsc06342-fuadyusufoglu-girnavas-selalesi.JPG

Girnavas Şelalesi.(Nusaybin)

Buhari (r.a.) ve başkası rivâyet eder:

Resulüllah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“Akrabalarını ziyaret eden kimse, ziyaretine karşılık verilen değildir. Fakat sila-i rahim’i yapan kimse, AKRABALIK BAĞLARINI KOPARAN KİMSEYİ ZİYARET EDEN KİMSEDİR.”

Tirmizi (r.a.) Rivayet eder:

Resulüllah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“Başkalarının fikriyle gezenler gibi olmayın. Onlar şöyle derler:

-“Eğer insanlar bize iyilik ederlerse, biz de onlara iyilik ederiz, insanlar bize zulmederlerse, biz de onlara zulmederiz.”

-”Fakat, siz insanlar iyilik yaparlarsa, onlara iyilik etmeye, eğer size kötülük yaparlarsa onlara zulmetmemeye kendinizi alıştırınız.”

Müslim (r.a.) rivayet eder:

Sahabelerden biri (r.a.) der ki;

-“Ya Resulullah (a.s.v.), ben onları ziyaret ediyorum, onlar akrabalık bağlarını koparıyorlar. Ben onlara iyilik yapıyorum, onlar ise bana kötülük ediyorlar. Ben onlara yumuşak davranıyorum, onlar bana cahilce kaba davranıyorlar.”

Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) buyurdu:

-“Eğer sen dediğin gibi isen, sen ancak onlara sıcak kül serpmişsin. Sen bunun üzerine devam ettikçe, Allahın yardımı daima seninle olur.”

Taberani,İbni Hüzeyme ve Hakim rivayet ederler:

Resulüllah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“Sadakanın en üstünü içinde düşmanlığını gizleyen akrabaya verilen sadakadır.”

Bu hadisi şerif,

-“Seninle akrabalık bağlarını kesen akrabalarını ziyaret et.” Hadisi şerifinin manasını ifade eder.

Taberani ve hakim (r.a.) rivayet ederler:

Resulüllah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“üç şey vardır ki, kimde bulunursa, Allah (c.c.) onu kolay bir hesabla hesabe çeker ve rahmetiyle CENNETİNE SOKAR.”

Eshab-i kiram (radiyallah-u anhuma) dediler.

-“Nedir onlar ? Ey Allah (c.c.) ın elçisi?”

Resulullah(a.s.v.) buyurur:

-“1-Akrabana sadaka vermen,
-“2-Akrabalık bağlarını kesenlere sıla-i Rahim yapman,
-“3-Sana zülmedeni afetmendir. İşte bunları yaptığın zaman, Allah (c.c.), seni CENNET’E SOKAR.”

Ukbe bin Amir (r.a.) den Ahmed (r.a.) rivayet eder ki,

-“Ben Resulüllah (a.s.v.) rastladım ve mübarek elinden tutarak şöyle dedim.

-“Ey Allah (c.c.) ın Resulü, bana amellerin en faziletlisini bildir.”

Resulüllah (a.s.v.) buyurdu:

-“Ey Ukbe, akrabalık bağlarını koparanı sen ziyaret et. Akrabana sadaka ver, sana zülm edeni affetmendir.”

Gene Taberani (r.a.) rivayet eder:

Resulüllah (a.s.v.) buyurdu:

-“Allah (c.c.) ın bünyeleri şereflendiren ve dereceleri yükselten şeyi size haber vereyim mi?”

Eshab (radiyallahu anhuma):

-“Evet ey Allah (c.c.) Resulü.” Dediler.

Resulüllah (a.s.v.) buyurdu:

-“Sana cahilane, kaba davranana yumuşak davranman, sana zülmedeni bağışlaman, akrabana sadaka vermen ve akrabalık bağlarını koparanı ziyaret etmendir.”

İbni Mace (r.a.) rivayet eder:

Resulullah (a.s.v.) buyurur ki:

-“Sevab bakımından en süratlı hayır, anaya babaya iyilik etmek ve sıla-i rahimde bulunmaktır. Azap bakımından şerin en süratlisi de zülmetmek ve akrabalık bağlarını koparmaktır.”

Taberani (r.a.) rivayet eder ki;

Resulüllah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“Allah (c.c.) ın sahibine dünyada – ahrette vereceği azabla beraber—azap vereceği günahdan, akrabalık bağlarını koparmak, yalan söylemek ve emanete ihanet etmekten, daha büyük günah yoktur. Sevab bakımından en evvel geleni de Sıla-i rahimdir. Hatta akrabalar birbirlerini ziyaret ettikleri vakit aile arasında kaynaşma olur. Malları ziyadeleşir, adedleri çoğalır.”

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazrteleri (c.c.) bizleri ve sizleri Akrabalık bağlarını kesmeyen ve sıla-i Rahime titizlikle riayet eden kullarından eylesin. AMİN….

Faud Yusufoğlu

dsc08279-girnavas-fuadyusufoglu.JPG

Girnavas Mevki-i (Nusaybin)

Sa’lebe onlara şöyle dedi:

-“Bu bir cizyeden, gayri müslimlerden alınan vergiden başka bir şey değildir. Bu cizyeden başka bir şey değildir. Bu cizyenin bir benzeridir. Siz gidin, işinizi bitirdiğinizde tekrar bana gelin.

Zekat memurleri yürüyüp gittiler. Süleym kabilesinde ki şahsa vardılar. Süleymi onları duyunca hemen kalktı, develerinin en iyisini zekat için ayırdı. Sonra onları deve ile karşıladı. Memurler deveyi görünce:

-“Sana bu vacip olmaz. Biz bunu senden almayız, istemeyiz.” Dediler.

Adam:

-“Alin ben bunu severek veriyorum bu malımın zekatıdır. Ve sizin almanız için ayrılmıştır.”dedi.

Me’murler oradaki zekat işini bitirip ayrıldıktan sonra, tekrar Sa’lebeye geldiler. Ve ondan zekati istediler.

Sa’lebe onlara:

-“Elinizdeki yazıyı bana gösteriniz.”dedi.

Yazıya baktı ve:

-“Bu cizyenin bir benzeridir. Siz gidin. Ben bir düşüneyim.”dedi.

Me’murler yürüyüp ayrıldılar. Resulüllah (a.s.v.) ın yanına geldiler. Resulüllah (a.s.v.) onları görünce, onlar konuşmadan önce:

-”Vah sa’lebe.”Buyurdu.

Ve süleym kabilesinden olan şahsa dua etti.

Memurler, Sa’lebe nin ve süleym kabilesinden olan zatın kendilerine ne yaptıklarını anlattılar. Bunun üzerine Cenabi Hak (c.c.) Sa’lebe hakkında şu ayeti gönderdi:

-“İçlerinden kimi de Allah (c.c.) a şöyle ahd etmişti:-“Eğer bize lütfü kereminden ihsan ederse, andolsun, zekatını vereceğiz, muhakkak salihlerden olacağız.” Allah (c.c.) kendilerine Fazl-u inayetinden verince de onunla cimrilik edip (taat-iilahiye) arka çevirdiler. Onlar öyle dönektirler. Nihayet, Allah (c.c.) a va’d ettiklerini tutmadıkları,yalan söyledikleri için O da (bu fiillerinin) akibetini kalblerinde, kendisinin huzuruna çıkacakları güne kadar (sürecek), bir nifak yaptı.” Et-Tevbe suresi ayet : 9/75-76-77

Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın yanında Sa’lebenin akrabalarınden biri vardı. Cenab-i Hakk (c.c.)ın Sa’lebe hakkında gönderdiği bu ayet-i kerimeyi işitti. Hemen kalkıp Sa’lebenin yanına gitti

Ve:

-“Ey Sa’lebe halin perişan oldu, yetim kaldın. Allah (c.c.) senin hakkında şöyl, şöyle ayet indirdi.” Dedi.

Sa’lebe derhal kalkıp Resulüllah (a.s.v.)ın yanına geldi ve Resulüllah (a.s.v.) ın kendisinden zekatı kabul buyurmasını istedi.

Fakat Resulüllah (a.s.v.) buyurdu ki:

-“Allah (c.c.) bana senin zekatını kabul etmemi yasakladı.”

Sa’lebe, bunun üzerine başına toprak serpmeye başladı. Resulullah (a.s.v.) kendisine:

-“Bu senin amelindir. Ben sana emrettim. Fakat sen bana itaat etmedin.”

Resulullah (a.s.v.) ondan zekatını kabul etmeyince, Sa’lebe abdallaştı ve kalkıp evine gitti. Resulüllah (a.s.v.) vefatından sonra, Halife Hz. Ebu Bekir (r.a.) e geldi. Zekatının kabul edilmesini istedi. Fakat Hz.Ebu Bekir (r.a.) de zekatını kabul etmedi. Sonra Hz.Ömer (r.a.) e geldi. Zekatının kabul edilmesini istedi. Hz.Ömer (r.a.) de onu redetti. Zekatınnı kabul etmedi. Sa’lebe Hz. Osman (r.a.) hilafetinden sonra öldü.

KalblerinKeşfi (İmam-i Ğazali)

Alllah (c.c.) bizleri ve sizleri Resulüllah (a.s.v.) emrinden çıkmayan kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Sıla-’i Rahim- 6

16 Temmuz 2008

dsc064991-kalecik-koyu-fuadyusufoglu.jpg

Kalecik Köyü (Nusaybin)

Ebu Hüreyre (r.a.) den rivayet edilmişti.

Der ki;

Resûlüllah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurmuştur:

-“Muhakkak Cenab-i Hak (c.c.) bütün mahlukâtı yarattıktan sonra Sıla-î Rahim kalkarak şöyle dedi;

-“Ey Allah’ım, bu akrabalık bağının kopmasından sana sığınanın makamıdır.”

Allah (c.c.) buyurdu:

-“Evet, akrabasını ziyaret edene, benim yaklaşmama, akrabayı ziyaret etmeyenlerden uzaklaşmama sen razı değil misin?”

Sıla-î Rahim;

-“Evet.”Der.

Allah (c.c.) buyurur;

-“İşte bu senin içindir.”

Allah Azze ve Celle buyurdu:

-“Ben Allah’ım. Ben Rahman’ım. Sıla-î Râhmi yarattım ve ona benim ismimden bir isim böldüm. (Verdim) Kim sıla-î Rahmi eda ederse ben ona yaklaşırım. Kim ki, onu keserse ben de ondan uzak olurum.”

İbni Hibban (r.a.) sahihinde rivayet eder;

-“Rahim, (sıla-î rahim) Rahman isminden alınmış, birbirlerine bağlı damarlar gibi bir şebekedir.”

Şöyle der;

-“Ey Rabbim, ben kesildim. Ey Rabbim bana kötülük yapıldı. Ey Rabbim bana kötülük yapıldı. Ey Rabbim bana zulüm olundu. Ey Rabbim, Ey Rabbim…”

Bunun üzerine Allah (c.c.) şöyle buyurur;

-“Sen razı olmaz mısın ki, ben seni ifâ edenlere yaklaşırım, seni kesenlerden de uzaklaşırım.”

Buharı (r.a.) ve Müslim (r.a.) şöyle derler;

-“Akrabalık bağlarını koparan cennete girmez.”

-“Âdem oğullarının amelleri her Perşembe ve Cuma gecesi Allah (c.c.) a arzedilir. Bunlardan akrabalık bağlarını koparanların amelleri kabul olunmaz.”

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâla Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Sıla-î Rahme riayet eden kullarından eylesin. AMİN….

Fuad Yusufoğlu

Bab-üs-selam kapisi (Medine-i-munevvere)

Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 6

Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) hakkında indiği bildirilen âyet-i kerim’e şudur;

-“Resulullah’ı inkâr edenlere de ki; (“Siz halinizi) düşündünüz mü? Eğer Kur’an Allah tarafından gönderilmiş olup da siz küfrettiyseniz (inanmayıp inkar ettiyseniz) ve İsrail oğullarından bir şahid Kur’an-i Kerim’i benzerine (Tevrat’a) göre (bu da Allah kelamıdır diye) Şehadet edip inandı da siz kibirlenerek istediyseniz (bu bir zulüm değil midir?) Allah ise zalimler topluluğuna asla hidayet etmez.”

Tefsir âlimlerine göre;

-“İsrail oğullarından bir şahit âyetinde Abdullah bin Selâm (r.a.) ın kastedildiği rivayet edilmektedir. Çünkü O kendi milletine; (-“Hazret-i Musa (a.s.) ya inen Tevrat’ı Allah Kelâmı olarak kabul edip de Hazret-i Muhammed (s.a.v.) i ve ona inen Kur’an-i Kerim’i İNKAR ETMEK zulümdür.) diyerek Müslüman olmuştur.

Abdullah bin Selâm (r.a.) Müslüman olunca, Kur’an-i Kerim’e dört elle sarıldı ve Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) i gölgesi gibi takip etmeye başladı.

Öyle oldu ki,

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun hakkında;

-“Cennetlik bir adama bakmak kimin hoşuna giderse, Abdullah bin Selâm’a baksın.” Buyurdu.

Hadis-i Şerif kitablarından Buhari (r.a.) ve Müslim (r.a.) de bildirildiğine göre de Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) ın Cennet’e gireceğini müjdelemiştir. Ancak Aşere-i mübeşşere (Cennetle müjdelenen ON KİŞİ) arasında sayılmamıştır.

Bu durumu bize Aşere-i mübeşşere’den olan Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) haber vermiştir.

Abdullah bin Selâm (r.a.) anlattı;

-“Hazret-i Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bir ruya görmüştüm ve Resulullah (s.a.v.) a arz etmiştim.”

Dedim ki;

-“Ey Allah’ın Resulü rüyam’da kendimi sanki bir bahçede gördüm. O bahçenin bir tarafında demirden bir direk vardı. Bu direğin bir ucu yerde, bir ucu gökte idi. Yukarısında da tutacak bir kulp, bir çember vardı.”

Bana;

-“Haydi bu direğe çık!” denildi.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu