‘İbn-i Mesud’ olarak etiketlenmiş yazılar

Girnavas tepesi’nin uzaktan görünüşü (Nusaybin)

İsimleri aynı olan meşhur dört Sahabe-i Kiram (Radiyallah-u anhüm)

Eshab-i Kiram içerisinde isimleri Abdullah olan çok Sahabe-i Kiram (r.anhüm) vardır Ama bunların içerisinde en müşhurları olan sahabe-i Kiram (r.anhüm) in isimleri aşağıya çıkarılmıştır. Allah-u Teâlâ hazretleri İzin verirse Sırasıyla, hayatlarını ve menkıbelerini arz etmeye çalışacağım

Sevgilerimle

Fuad Yusufoğlu

ABÂDİLE;

Allah’ın kulu anlamına gelen ‘Abdullah’ kelimesinin çoğuludur. İlimleriyle ve özellikle verdiği fetvalarla meşhur olmuş Abdullah adlı dört sahâbî hakkında kullanılmaktadır. Bunlardan Abdullah ibn Abbas, Abdullah ibn Ömer, ve Abdullah ibn  Zübeyr’in abâdile’den olduğu konusunda alimler söz birliği etmişler. Ahmed ibn Hanbel ve bazı alimlere göre dördüncü isim Abdullah ibn Amr ibn As, Hanefilere göre ise Abdullah ibn Mes’ud’dur (M.C.) Diyanet İşeri Başkanlığı Yayınlar,  Dini kavramlar sözlüğü Sahife 3

‘Abadile-i Erbaa’ olarak da meşhur olan Sahabe-i Kiram (r.a.) in isimleri şunlardır;

1-Abdullah bin Abbas (r.a.)
2-Abdullah bin Ömer (r.a.)
3-Abdullah bin Zübeyr (r.a.)
4-Abdullah bin Amr bin As (r.a.)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri bu mubarek zatlar olan Sahabe-i Kiram (Radiyallah-u anhum) nun şefaatına nail eylesin. Onların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Devam edecek….

Fuad Yusufoğlu

Navala Reş yolu DÖNÜŞ (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 6

Abdullah bin Mes’ûd, Resûlullahın huzurunda, meclislerinde sık sık bulunurdu. O derece ki Resûl-i Ekrem’in Ehl-i Beyt’inden olduğu sanılırdı. Resûlullahın eşyalarını taşırdı. Onlara hürmetinden çok güzel giyinirdi. Resûlullah (s.a.v.)ın hususi hizmetinden ve O’na yakınlığından meclisine müsâdesiz girerdi. Her emrini yerine getirirdi. Ebû Musel Eş’arî (r.a.): “Medine’de Resûlullah’ın hizmetinde en çok gördüğüm zattan biri İbni Mes’ûd idi. Onu Resûlullah’ın yanında o kadar çok gördüm ki, Onu Resûlullan’ın ailesinden zannederdim.” buyurmuştur.

 Resûlullah (s.a.v.) Onun için, “Sen muallim olacak bir gençsin” buyurmuştur. 70 sûreyi Resûlullahın mübârek ağızlarından işiterek ezberlemiştir. Âsım, Hamza, Kısâi, Halef, A’meş gibi meşhûr kıraat imamlarının silsilesi İbni Mes’ûd’da son bulmaktadır. Peygamber efendimiz, Abdullah bin Mes’ûd’u Kur’ân-ı kerîm öğretenlerin başında sayardı. “Kur’ân-ı kerîm’i, İbni Mes’ûd, Sâlim, Ubey bin Ka’b ve Muâz bin Cebel’den öğrenin!” buyururdu. Resûl-i Ekrem Kur’ân-ı kerîm’i ondan dinlemeyi çok severdi. Sesi çok güzel idi. Birgün “Nisâ sûresini oku. Dinleyelim” buyurdu. İbni Mes’ûd, “Kur’ân-ı kerîm size indi. Biz onu sizden okuduk ve sizden öğrendik” dedi. Resûl-i Ekrem, “Evet öyledir. Fakat ben Kur’ân-ı kerîmi başkasından dinlemeyi severim” buyurdu, İbni Mes’ûd okumaya başladı. 41. âyet-i kerîme olan, “Halleri ne olacak! Her ümmetten şahid getireceğimiz, Seni de onların üzerine şâhid getireceğimiz zaman…” âyet-i kerîmesine gelince, Resûlullah’ın mübârek gözlerinden yaşlar boşandı.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala Reş yolu (DÖNÜŞ) Nusaybin

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 7

Haftada bir defa Kur’ân-ı kerîmi hatmederdi. Hadîs-i şerîfde, “Kur’ân-ı kerîmi üç günden önce hatm eden, ma’nâsını anlıyamaz” buyuruldu. Hadîs-i şerîf, bir namazı hatm ile kılmağı yasaklamamaktadır. Resûlullah (s.a.v.) sual edenlerin, hâline ve işine uygun bir zamanda hatm etmesini emr buyururdu.

 İbni Mes’ûd Kur’ân-ı kerîmi, Resûlullah (s.a.v.) zamanında ezberliyen bahtiyarlardandı. Ebül-Ahves demiştir ki: “Bir gün Ebû Mûsel Eş’âri’nin evinde bulunuyorduk. Mecliste İbni Mes’ûd’un (r.a.) arkadaşlarından bazıları da bulunuyordu. Bunlar bir Mushafa bakıyorlardı. Abdullah (r.a.) “Resûlullah’ın (s.a.v.) İbni Mes’ûd’dan fazla vahyi bilen bir kimse bırakmadığına inanıyor musun?” dedi. Bunun üzerine Ebû Mûsel Eş’âri: “Biz bulunmadığımız zaman o Resûlullah’ın yanında bulunur, biz kabul olunmadığımız zaman o huzuruna kabul olunurdu” buyurmuştur.

 Abdullah, bin Mes’ûd hadîs ilminde en büyük âlimlerdendi. Hadîs rivâyetinde çok büyük hassasiyet gösterirdi. Bildirdiği hadîslerin tamamı Ahmed bin Hanbel’in Müsned adlı kitabında 82 sahifede toplanmıştır. Abdullah bin Mes’ûd, fıkıh ve tefsîr ilimlerinde de Eshâb-ı kirâm’ın ileri gelenlerindendi. Bizzat kendisi diyor ki “Kendisinden başka hak ma’bûd olmayan Zât’a yemin ederim ki, Kitâbullah’dan bir âyet yoktur ki, ben onun, kim hakkında ve nerede nazil olduğunu bilmiyeyim. Eğer Kitâbullah’ı benden daha iyi bilen bir kimsenin bulunduğu yeri haber alsam ve beni oraya rahibeler götürecek olsa, mutlaka oraya çıkar giderim.”

 Kûfe’de yaptığı vazifelerden biri de herkese dinini öğretmekti. Hanefî mezhebinin temeli İbni Mes’ûd’a dayanır.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala Reş yolu (Dönüş) Nusaybin

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 8

Abdullah bin Mes’ûd, Resûlullahın sünnetine tamamen uyardı. Son derece misafirperverdi. Çok namaz kılardı. “Ben nafile oruç tutunca namaza zayıf kalıyorum. Halbuki namaz benim için nafile oruçtan daha kıymetlidir.” derdi. Adalete çok dikkat ederdi. Buyururdu ki: “Zâlimi seven kimse, Kâ’be’de 70 yıl ibâdet etse, yine de kıyâmet günü Allahü teâlâ onu o zâlim ile beraber bulunduracaktır.”

 Peygamber efendimizden bizzat işiterek bildirdiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır:

 “İktisâda riâyet eden fakir olmaz.”

 “Said olan kimse başkalarından nasihat alandır.”

 “Allahü teâlâ doğruyu Hazret-i Ömer’in dili ve kalbi üzerine indirdi. Ümmetimden Hazret-ı Ömer’in râzı olduğundan ben de razıyım.”

 “Günâhlardan tevbe eden hiç günâh işlememiş gibidir.”

 “Dünyayı âhirete tercih eden kimseye Allahü teâlâ üç tane belâ verir Kalbinden hiç çıkmayan sıkıntı, hiç kurtulamayacağı fakirlik ve doymak bilmeyen hırs.”

 “Her derdin bir dermanı vardır. Yalnız ölümün çaresi yoktur.”

 “Kişi sevdiği ile beraberdir.”

 “Allahü teâlâ güzeldir, güzeli sever.”

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala Reş sonu (DÖNÜŞ) Nusaybin

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 9

“Allahü teâlâ dünyâyı, sevdiğine de sevmediğine de verir. Âhireti ise ancak sevdiğine verir.”

“Siz üç kişi olunca içinizden ikisi, öbür arkadaşları yanında gizlice konuşmamalıdır. Çünkü bu konuşma onu mahzun eder.”

“Sen Cennet’te kuşlara bakarsın. Birini canın arzu edince hemen pişmiş ve kızarmış olarak önüne gelir.”

“İki şeyden birine kavuşan insana gıbta etmek, buna imrenmek yerinde olur. Allahü teâlâ bir kimseye İslâm ilimlerini ihsan eder ve bu da her hareketini, bilgisine uygun yapar, ikincisi, Allahü teâlâ, birine çok mal verir. Bu kimse de malını Allahü teâlânın râzı olduğu, beğendiği yerlerde harcar.”

Şeyh Muhyid-în en-Nevevî hazretlerinin rivâyetlerine göre Abdullah İbn-i Mes’ûd 848 hadîs-i şerîf rivâyet eylemiştir. Başka bir rivâyette: Resûl-i Ekrem’den 840 hadîs rivâyet etmiştir. 120’sini Buhârî ile Müslim müştereken naklederler. Bundan başka bunların 21’i yalnız Buhârî, 35’i de Sahîh-i Müslim’dedir.

Eshâb-ı kirâmın (r.a.) en fakihi olup, yüksek ictihad makamını elde etmiştir. Bir-gün İbni Mes’ûd’a “Sizce hangi ilim makbuldür?” diye sual ettiler. “Kur’ân ilmi ile Sünnet ilmini çok severim.” diye cevap verdi. Kendisi fevkalâde hâfiza kuvvetine ve aklî melekelere sahib idi. Buyurdular ki:

“Hâmil-i Kur’ân-ı kerîm olanlar (hâfizlar) halim ve cesur olmalı ve daima mahzun bir halde bulunmalıdırlar.”

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala reş sonu (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 10

“İnsana helaldan olan fakirlik hali, harâmdan gelen zenginlikten hayırlı olmadıkça, imânın hakikatına vâsıl olamaz.”

 “Kâmil insan, medh ve zemm, yanında müsavi olandır.”

 “Hayır eken büyük mahsul alır. Şer eken nedamet biçer.”

 Bir gün, bir Bedevî gelerek “Ey İbn-i Mes’ûd! Bana bir şey öğret ki bütün menfaatlar onda toplanmış olsun. Dünyâda ve âhirette necat (kurtuluş) bulayım” dedi. İbn-i Mes’ûd Bedevîye “Allahü teâlâya asla şirk (ortak) koşma, Kur’ân-ı kerîme Peygamberimizin Sünnetine uy. Bunlara uygun olmıyanı kabul etme.” buyurdular. Birgün hitab ederlerken “Dünyâda büyük fenalık şirret-i lisandır (kötü dilli olmak).

 Kalb vardır ki ikbâl şehvetine sahiptir. Siz kalbleri şehvet zamanında iğtinâm eyleyin” buyurmuşlardır.

 Bir gün kendisine: “Ey İbn-i Mes’ûd! Emr bil-mâ’rûf ve nehy ani’l-münker’e riâyet etmeyenler helâk olur” demişlerdi. O da “Hayır, kalbini ma’rûf ile doldurmayanlar helâk olur” cevabını vermişlerdir.

 “Şerâb içen kimse, tevbesiz ölürse, mezarını açınız! Yüzünü kıbleye karşı görürseniz, beni öldürünüz!”

 “Bir kimse sabah ve akşam, Bekara sûresini başından dört âyet ve âyetel-kürsî ile sonraki iki âyeti ve bu sûrenin sonundaki üç âyeti okursa, evine şeytân girmez. Mecnûn üzerine okunursa, iyi olur.” “Sıkıntısı olan kimse, çok istiğfâr okusun.”

 “Cehennemde azâb yapan ondokuz melekten kurtulmak isteyen, Besmele okusun! Besmele, ondokuz harftir.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Aslanlı kaya(Navala reş’in sonu) Nusaybin

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 11

İbn-i Abidin birinci cildin otuzbeşinci sahifesinde buyuruyor ki;

“Bir gün Peygamber (s.a.v.) bize bir doğru çizgi çizdi ve “Bu insanı Allahü teâlânın rızâsına kavuşturan doğru yoldur” buyurdu. Sonra, bu hattın iki tarafına, balık kılçığı gibi, eğik çizgiler çizip, “Bunlar da, şeytanların saptırdığı yollardır” buyurdu. O halde, bir kimse Peygamberlere tabi’ olmadan, doğru yolda yürümek isterse, muhakkak eğri yola sapar. Eğer eline bir şeyler geçerse istidracdır. Ya’ni, sonu zarar ve ziyandır.

 İbni Âbidin birinci cildin otuzbeşinci sahifesinde buyuruyor ki, “Fıkıh bilgisi, ekmek gibi, herkese lâzımdır. Bu bilginin tohumunu eken, Abdullah İbni Mes’ûd “radıyallahü anh” olup, Eshâb-ı kirâmın yükseklerinden ve en âlimlerinden idi. Bunun talebesi Alkame bin Kays bu tohumu sulayarak, ekin hâline getirmiş ve bunun talebesinden olan İbrâhim Nehai, bu ekini biçmiş, yani bu bilgileri bir araya toplamıştır. Hammâd-ı Kufî bin Süleyman, bunu harman yapmış ve bunun talebesi olan İmam-ı A’zam Ebû Hanife öğütmüş, ya’nî bu bilgileri kısımlara ayırmıştır. Ebû Yûsuf, hamur yapmış ve İmâm-ı Muhammed pişirmişdir. Böylece hazırlanan lokmaları insanlar yemektedir. Ya’ni bu bilgileri öğrenip dünyâ ve âhiret se’âdetine kavuşmaktadırlar.”

 Hanefî mezhebindeki ahkâm-ı şer’iyye, Eshâb-ı kirâmdan Abdullah İbni Mes’ûd’dan (r.a.) başlayan yol ile meydana çıkarılmıştır. Yani mezhebin reisi olan İmâm-ı A’zam Ebû Hanife, fıkıh ilmini, Hammâd’dan, Hammâd da İbrâhim Nehâî’den, bu da Alkama’dan, Alkama da Abdullah bin Mes’ûd’dan, bu da Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’den almıştır.

 Câbir ve Abdullah İbni Mes’ûd “radıyallahü anhümâ” buyuruyorlar ki “Bir oğlan Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimize gelip, ba’zı lüzumlu şeyleri saydı ve “Annem beni sana gönderip, bunları istedi,” dedi. “Bugün bende bunların hiçbiri yok” buyuruldukda, gömleğini bana ver dedi. Hemen, mübârek arkasından gömleğini çıkarıp çocuğa verdi ve evinde gömleksiz kaldı. Bilâl-i Habeşî ezan okuyunca, cemaat her zaman olduğu gibi Resûlullahı beklediler. Gelmeyince merak ettiler. Birkaçı evine bakıp gömleksiz olduğundan gelemediğini anladı. O zaman İsrâ sûresi yirmidokuzuncu âyetinde, “Ey Habîbim! Malını, kendine kalmıyacak şekilde dağıtma!” buyuruldu.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Nvala Reş sonu (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 12

Cüssece küçük, ilim ve faziletçe büyük olmak münasebetiyle Hazret-i Ömer (r.a.) İbn-i Mes’ûd (r.a.) hakkında: “İbn-i Mes’ûd, ilim doldurulmuş bir dağarcıktır” buyurmuştur.

 Eshâb-ı kirâm’dan Ebû Musel-Eş’arî’nin (r.a.): “İbni Mes’ûd, içinizde iken bana sormayın” dediğini Buhârî zikretmektedir.

 Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde: “İbn-i Mes’ûd’un sözüne, bilgisine sarılınız!” buyurmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîflerinde ise, “Eğer ben bir kimseyi meşveret etmeksizin âmir tayin edecek olsa idim, elbette İbn-i Mes’ûd’u tayin ederdim” buyurmuşlardır.

 Arafat’ta dururken, Hazret-i Ömer’in yanına gelen bir kimse ona şöyle dedi.

 “Ey mü’minlerin emiri! Ben Kûfe’den geldim. Orada mushafları ezbere yazdıran birisi var.

 Hz. Ömer, benzeri az görülen bir şekilde öfkelendi ve sordu:

 “Yazıklar olsun sana! Kim o?” O kimse:

 “Abdullah İbn-i Mes’ûd” diye cevap verdi. Hz. Ömer’in kızgınlığı geçip eski haline dönünce:

 “Vallahi, böyle birşeye ondan daha lâyık birinin kaldığını zannetmiyorum. Şimdi sana ondan bahsedeceğim” deyip konuşmaya başladı.

 “Resûlullah (s.a.v.) bir gece Hz. Ebû Bekir’le müslümanların durumunu konuşuyordu. Ben de onların yanındaydım. Sonra hep birlikte dışarı çıkdık. Bir de baktık ki tanımadığımız birisi mescidde Kur’ân-ı kerîm okuyordu. Resûlullah (s.a.v.) onu dinlemeye başladı. Daha sonra bize dönüp şöyle dedi:

 “Kim Kur’ân indiği andaki tazeliğiyle okumaktan hoşlanıyorsa, İbn-i Ümmü Abd (İbn-i Mes’ûd) gibi okusun.”

 Abdullah İbn-i Mes’ûd duâ etmek için oturunca, Resûlullah da şöyle demeye başladı:

 “İste, istediğin sana verilecektir!”

 Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretlerine Resûlullah sorulduğu zaman tir tir titrer ve ter içinde kalırdı. Çünkü O’nun hakkında yanlış bir şey söylemekten korkardı. Konuşurken gayet yavaş, ihtiyatlı, ağır ağır ve sözlerini düşünüp tartarak konuşurdu.

 Vücudları çok zayıf, bacakları ince idi. Resûl-i Ekrem, birgün eshaba hitaben: “Siz İbn-i Mes’ûd’un vücutça zayıf olduğuna bakmayın, mizanda hepinizden ağırdır” buyurdular.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Navala reş sonu (Nusaybin)

Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u Anhu)- 13

Hastalandıkları zaman Hazret-i Osman (r.a.) hususî olarak yanına gelip, Allahü teâlâya kavuşma halin yakın iken neden şikâyet ediyorsunuz ve ne isteğiniz vardır?” dedi. Cevaben: “Günahımdan şikâyet ediyorum, rahmet-i ilâhiyyeyi isterim” buyurdular. “Bir tabib getirelim mi?” deyince “Hacet yok, beni hasta eden Tabîbdir” cevâbında bulunmuştur. Abdullah İbn-i Mes’ûd hazretlerinin kız evlâdı çoktu. Hazret-i Osman’ın; “Kızlarınıza ne bıraktınız? Onların maişetleri (geçimleri) dardır.” Demesiyle “Ben onlara Vâkıa’ sûresini öğrettim. Ben Cenâb-ı Peygamber (s.a.v.) den işittim ki: “Her kim, geceleri, akşamdan sonra, Vâkıa’ sûresini tilâvet ederse fakirliğe, darlığa düçar olmaz.” cevabını vermiştir.

 

Seher vaktinde şu duayı okurlardı:

 

“Ya Rabbi! Beni davet eyledin, icâbet ettim. Bana emreyledin, ben de itaat ettim. Bu, vakt-i minnettir. Yâ erhamerrâhimîn! Beni afv ve mağfiret et”

 

İbn-i Mes’ûd (r.a.) Hazret-i Osman’ın hilâfetine kadar Kûfe’de kalıp, O’nun da’veti üzerine Medine-i Münevvere’ye dönmüş, 32 (m. 652) tarihinde, 60 yaşını geçmiş olduğu halde ebedi hayata kavuşmuştur. Baki’ mezarlığına defn olunmuştur.

 KAYNAKLAR

 1) Müsned-i Ahmed İbn-i Hanbel cild-1, sh-374-466

 2) El-İsâbe, cild-2, sh-360

 3) Târîh-i Bağdat, cild-1, sh-31

 4) Hulâsat u Tezhîb-il Kemâl, sh-181

 5) Şezerât-üz-zeheb, cild-1, sh-38

 6) Tabakât-i İbn Sa’d, cild-3, sh-159

 7) Tabakât-ül-Kurrâ (İbni’l-Cezerî) cild-1, sh- -458.

 8) Tabakât-üf-Şirâzî, sh-43

 9) Tabakât-ül-Kurrâ liz-Zehebî, cild-1, sh-33

 10) En-Nücûm-üz-Zâhire, cild-1 sh-89

 11) Tabakât-ül-huffâz, sh-5

 12) Meşâhir-i Eshâb-ı Güzîn ve Terecim-i Ahvâl-i Fakahâ, sh-10-13

 13) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye, sh-975

 14) Eshâb-ı Kirâm, sh-303

 16) Fâideli Bilgiler, sh-49

 Cild; 1 sh; 193…198

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Mes’ud (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu