‘Kadın Sahabeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Hazret-i Sevde binti Zem’a (Radiyallah-u anha);
20 Temmuz 2009Peygamber (s.a.v.) ın zevcelerinin bulunduğu Baki’ mezarlığı (Medine-i Münevvere)
Hazret-i Sevde binti Zem’a (Radiyallah-u anha);
Peygamber efendimizin muhterem hanımlarından biri. Nesebi (silsilesi), Sevde binti Zem’a bin Kays bin Abdişems bin Abdivüdd bin Nasr bin Mâlik bin Hasel bin Âmir, el-Kureyşi, el-Âmiridir. Annesinin ismi ise, Şemmûs bint-i Kays İbn-i Zeyd İbn-i Amr İbn-i Âmiriye’dir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen Hz. Sevde’nin vefâtı ise Hz. Ömer’in halifeliğinin son yıllarına rastlamaktadır.
Hz. Sevde, amcasının oğlu Sekran İbn-i Âmir ile ilk evliliğini yapmıştı. İslâmiyetin geldiği ilk yıllarda; kocası Sekran İbn-i Amr ile îmân ederek müslüman oldular. Bu sırada Mekkeli müşriklerin müslümanlara yaptıkları eza ve cefâlar dayanılmaz, akıllara durgunluk verecek halde idi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) müslümanların Habeşistan’a hicretine izin vermişlerdi. Hz. Sevde; kocası Sekran ile birlikte ikinci Habeşistan hicretine katılarak oraya gitmişlerdi. Daha sonra Habeşistan’dan Mekke’ye döndüler. Hz. Sekran Mekke’ye dönüşünden kısa bir müddet sonra vefât etti.
Hz. Sevde, kocası Hz. Sekran’ın vefâtından önce şöyle bir rüya görmüştü: Rüyada Peygamberimiz (s.a.v.), mübârek ayaklarını Sevde’nin omuzuna koymuşlardı. Hz. Sevde de gördüğü bu rüyasını, kocası Hz. Sekran’a anlatmıştı. Rüyayı dinleyen Sekran (r.a.) dedi ki: “Ey Sevde, sen gerçekten böyle bir rüya gördünse, bu benim mutlaka öleceğime, senin de Hz. Peygamber (s.a.v.) ile evleneceğine bir işarettir. Sevde (r.anha) birkaç gün sonra başka bir rüya daha gördü: Kendisini bir yastığa yaslanmış, gök yüzünden inen ay başının etrafında dönmüştü. Hz. Sevde; gördüğü bu güzel rüyasını da kocası Hz. Sekran’a anlattı. Sekran (r.a.) bu rüyayı da dinledi ve şöyle dedi:
“Ey Sevde (r.anha) bil ki, artık benim ölümüm yaklaşmıştır. Ben öyle inanıyorum ki; benim ölümümden sonra mutlaka evleneceksin” dedi. Gerçekten de Hz. Sekran bu rüyadan bir kaç gün sonra vefât etti.
Hz. Sevde, kocası Hz. Sekran’ın vefâtında 50 yaşlarında idi. O’nun imânındaki sadakati, bütün zorluklara rağmen İslâm Dîni’nden dönmemesi, bu yolda başını ortaya koyması, Peygamberimiz (s.a.v.) üzerinde çok derin bir tesir bırakmıştı. Fakat Hz. Sevde kocasının vefâtı ile çok üzüldü, sanki kolu kanadı kırılmış gibiydi. Hiçbir sahabenin üzülmesine ve kalbinin kırılmasına dayanamayan Peygamberimiz (s.a.v.) yaşlı ve dul olan Hz. Sevde’ye evlilik teklif etti. O ise bunu sevinerek kabul etti. Böylece üzüntüsü ve kederi gitmiş, yaradılmışların en şereflisine eş olma se’âdeti gelmişti.
Peygamber efendimiz evlenmelerinin hepsini; Hz. Âişe’yi Allahü teâlânın emri ile nikâhlandıktan sonra yaptı. Bunlar dinî, siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. Nitekim Sevde (r.anha) ile olan evlenme de böyledir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Sevde (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Sevde binti Zem’a (Radiyallah-u anha) -2
20 Temmuz 2009Peygamber (s.a.v.) ın zevcelerinin bulunduğu Baki’ mezarlığı (Medine-i Münevvere)
Hazret-i Sevde binti Zem’a (Radiyallah-u anha) -2
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem, hepsi Cebrâil (a.a)’ın Allahü teâlâ’dan getirdiği izinle olmuştur.”
Sevde (r.anha) îmân edip müslüman olduğu zaman, babası Zem’a ile kardeşi Abdullah henüz İslâm Dîni’ni kabul etmemişlerdi. O’nun İslâmiyetten aldığı güzel ahlâkı, edebi ve terbiyesi; çevresi üzerinde çok büyük tesir yapmıştı. Onlara devamlı hareket ve sözleriyle İslâmiyetin üstünlük ve büyüklüğünü anlatırdı. Hz. Sevde’nin, Peygamberimiz (s.a.v.) ile evlenmesini duyan kardeşi Abdullah bin Zem’a çok üzüldü. Saçını başını yolmaya başladı. Eline yüzüne üzüntüsünden toprak serpmişti. Daha sonra bu yaptıklarından pişman olduğunu şöyle anlatmıştır: “Zem’a’nın kızı Sevde’nin Resûlullah’a nikâhlandığını duyunca, saçımı yolduğum, başım ve yüzüme topraklar serptiğim zamanki kadar, gülünç ve aşağı duruma düştüğümü hiç hatırlamıyorum” demiştir.
Hz. Sevde’nin îmân bütünlüğü, çevresinde bulunan kardeşleri ve yeğenlerine çok tesir etmişti. Onların müslüman olmasına sebep olarak İslâmiyeti ilk kabul edenler safına sokmuştu. Yakınlarının hepsi Peygamberimizin (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce îmân ederek müslüman olmuşlardı.
Hz. Sevde, Peygamberimize (s.a.v.) karşı çok itaatkâr idi. O’na karşı edeb ve terbiyesinde hiç kusur etmez, emirlerini titizlikle yerine getirirdi. Her yerde O’nunla beraber olmayı ve O’na hizmetle şereflenmeyi canla başla isterdi. Çok şakacı ve latifeyi severdi. Birçok kerre Peygamberimizi (s.a.v.) şakalarıyla sevindirmiş ve duasını almıştır.
Hz. Sevde de, Peygamberimiz (s.a.v.) ile birlikte diğer hanımları gibi sırası geldiğinde savaşlara iştirak ederdi. Uhud Savaşına katılarak, oradaki birçok müslümanın yarasını sarmış, onlara su taşıyarak çok büyük hizmetler etmişti. Peygamberimizle (s.a.v.) son veda bacanda bulunmuş, O’nun vefâtından sonra bir daha hac ve umreye gitmemiştir.
Sevde (r.anha), alçak gönüllülüğü, eli açıklığı, bol sadaka dağıtmasıyla tanınırdı. Kendisine gelen bütün hediyeleri fakirlere verir, onların sevinmesinden çok zevk duyardı. Bir gün Peygamber efendimizin hanımları huzura toplanarak Ona sordular. “Yâ Resûlallah, bizim içimizden hangimiz size en önce kavuşacak dersiniz?” Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) de; “Vefatımdan sonra bana ilk kavuşacak olan kolu uzun olanınızdır” buyurduğunu Sevde (r.anha) rivâyet etmiştir. Peygamberimizin (s.a.v.) vefâtından sonra hanımlarının içinde en çok sadaka dağıtan ve cömert olan Hz. Zeyneb binti Cahş vefât etti. Peygamberimizin (s.a.v.) diğer hanımları ise yukarıdaki hadîs-i şerîfin mânâsını ancak o zaman anlayabilmişlerdi.
Peygamberimizden (s.a.v.) bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler dört-beş taneyi geçmemektedir. Sevde’nin (r.anha) Hz. Ömer’in halifeliğinin son zamanlarında vefât etmesi de, az hadîs rivâyetinde bulunduğunu doğrulamaktadır.
KAYNAKLAR
1) El-A’lâm cild-3, sh-145
2) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-8, sh-52
3) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6 sh-429
Cild; 1
Sh; 162-163
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Sevde (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Hafsa binti Ömer (Radiyallah-u anha);
20 Temmuz 2009Cennet-ül Baki’ (Çok eski resim)
Hazret-i Hafsa binti Ömer (Radiyallah-u anha);
Resûlullah’ın mübârek hanımlarından. Ömer bin Hattab’ın (r.a.) kızı olup, annesinin ismi Zeyneb binti Mad’un’dur. Kâ’be’nin Kureyş tarafından yapıldığında, Biset’ten beş sene önce doğdu. Hz. Ömer, İslâmiyeti kabul edince, Mekke’de müslüman oldu. Huneys bin Huzafe ile evlendi. Huneys ile ilk muhacirlerden olup, önce Habeşistan’a, sonra Medine’ye hicret etti. Huneys, Bedir ve Uhud gazvelerine katılıp, Uhud’da yaralanıp, Medine’de şehit oldu. Genç yaşta dul kaldı.
Hz. Hafsa, genç yaşında dul kalınca; babası Hz. Ömer hicretin üçüncü yılında, Hz. Ebû Bekir’e ve Hz. Osman’a kızımı alır mısın dedikde, düşüneyim, demişlerdi. Bir gün, Resûlullah (s.a.v.), her üçü ve başkaları yanında iken, “Yâ Ömer! Seni üzüntülü görüyorum, sebebi nedir?” diye sordu. Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi, Resûlullah da (s.a.v.) herkesin düşüncesini, bir bakışta, anlardı. Lüzum görürse sorardı. Ona, hattâ, herkese doğru söylememiz farz olduğundan, Ömer de, Yâ Resûlallah (s.a.v.) kızımı Ebû Bekir’e ve Osman’a (r.a.) teklif ettim, almadılar diye cevap verdi. Resûlullah (s.a.v.), en çok sevdiği üç Eshâbının üzülmesin hiç istemediğinden, onları sevindirmek için, hemen buyurdu ki: “Yâ, Ömer! Kızını, Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r.a.) daha iyi birisine versem ister misin?” Ömer şaşırdı. Çünkü Ebû Bekir’den ve Osman’dan (r.a.) daha yüksek ve daha iyi kimse olmadığını biliyordu. (Evet Yâ Resûlallah) dedi. “Yâ Ömer, kızını bana ver!” buyurdu. Bu suretle, Hafsa (r.anha), Ebû Bekir’in ve Osman’ın ve bütün mü’minlerin anneleri oldu. Bunlar, ona hizmetçi oldu. Ebû Bekir ve Osman (r.a.) birbirlerine daha yakın ve daha sevgili oldular.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Hafsa binti Ömer (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Hafsa binti Ömer (Radiyallah-u anha) – 2
20 Temmuz 2009Cennet-ül Baki’ mezarlığı (Osmanlılar zamanındaki hali)
Hazret-i Hafsa binti Ömer (Radiyallah-u anha) – 2
Peygamber efendimiz (s.a.v.) Hz. Hafsa’yı bir ara boşadıysa da, Cebrâil (a.s.)ın işaretiyle tekrar nikâhına aldı. Hz. Hafsa âyet-i kerîme içinde geçip, hakkında hâdîs-i şerîf söylendi. Peygamberimiz (s.a.v.) kendisine hitaben; “Ey Hafsa! Şakın çok konuşma! Allah’ı anmadan çok konuşmak, kalbi öldürür. Allah’ın zikri ile çok konuşmak ise kalbi diriltir” buyurdu. Yine Hz. Âişe ile ikisine “Allah’a tevbe ederseniz, kalbleriniz meyl eder” buyurdu. Altmış hadîs-i Şerîf bildirdi. Peygamber efendimizin (s.a.v.) sabah namazı için kalktığında abdest aldıktan sonra evinde sabahın sünnetini kıldığını haber vererek hadîs kitaplarına geçirdi “Peygamber efendimizin (s.a.v.) oturarak tesbih namazı (nafile) Çaldığım görmedim. Ancak, vefâtından bir sene önce tesbih namazlarını oturarak kılmaya başladı” buyurdu. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Hafsa’ya hususi olarak kendisinden sonra; Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in halife olacağını bildirdi.
Hz. Hafsa, bilgili, iradesi kuvvetli, özü sözü bir idi. Hz. Âişe, O’nun hakkında; “Hafsa tam mânâsıyle babasının kızıydı, buyurdu. Dîni vecibeleri hakkıyla yerine getirirdi. Geceleri ibâdetle geçirir, gündüzleri oruç tutardı. Senenin çoğunu oruçlu geçirirdi. Peygamber efendimizin (s.a.v.) nikâhıyla şereflendikten sonra dînî pek çok hususlara bizzat şâhid oldu. Çok bilgili idi. Abdullah bin Ömer, Safiye binti Ebû Ubeyde, Ümmü Mübeşşir, Hamza bin Abdullah, Hârise bin Vehb, Abdurrahman bin Hâris talebeleri olup, pek çok hususu rivâyet edip, haber verdi. Hz. Hafsa’ya, Pegamberimiz vefât edince, Beyt-ül-mal’dan tahsisat ayrıldı. Hz. Ömer’in hilâfetinde ise kendisine divandan onbin dirhem tahsisat bağlanarak geçindi. Babası şehit olurken, Hz. Ebû Bekir’in toplatmış olduğu Kur’ân-ı kerîm’i muhafaza etmekle vazifelendirildi. Osman’ın hilâfetinde Kur’ân-ı kerîm’in çoğaltılması esnasında muhafaza ettiği nüshayı halifeye teslim etti.
Hz. Hafsa, 45 (m. 665) senesi Şaban ayında Medine-i Münevvere’de vefât etti. Cenaze namazını Mervan Âmil kıldırdı. Ebû Hureyre (r.a.) de cenazeyi Bugayre’nin evinden kabristanlığa kadar sırtında taşıyıp, tabutunu bırakmadı. Bakî Kabristanlığı’nda Abdullah bin Ömer, Âsım bin Ömer, Sâlim bin Abdullah, Hamza bin Abdullah kabre koyup, defn ettiler.
Peygamberimizden (s.a.v.) 60 hadîs-i şerîf rivâyet etmiş, kendisinden de Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Tirmizî, Nesâî ve İbn-i Mâce hadîs nakletmişlerdir
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Hafsa binti Ömer (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Hafsa binti Ömer (Radiyallah-u anha) – 3
20 Temmuz 2009Cennet-ül Baki’ kabristanlığı şimdiki hali (yeni resim)
Hazret-i Hafsa binti Ömer (Radiyallah-u anha) – 3
Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
“Peygamber efendimiz (s.a.v.) Ramazan’da müezzin ezan okuyunca, yiyip içmeyi keser, iki rekât namaz kılardı.”
“Peygamber efendimiz (s.a.v.) yataklarına yattıkları zaman mübârek sağ ellerini başlarının altına koyar ve şöyle duâ ederdi: “Rabbi kınî azâbeke yevme teb’asü bâdeke” “Yâ Rabbi insanların ba’s olunacakları günde beni azabdan koru” (3 defa). Peygamber efendimiz sağ eliyle yer, sağ eliyle içer, abdeste, giyinmeye, almaya ve vermeye sağdan başlardı. Bundan başka işlere soldan başlardı.”
“Birgün Resûl-i ekrem (s.a.v.) elbisesini diz kapaklarının altına kadar sıvayıp istirahat ediyordu. Hz. Ebû Bekir (r.a.) gelip izin istedi. Habîb-i Ekrem izin verdiler. Hallerini değiştirmediler. Sonra Hz. Ömer (r.a) gelip izin istedi. Ona da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler. Bir grup Eshâb-ı kirâm da gelip izin istedi. Onlara da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler. Daha sonra Hz. Osman gelip izin isteyince Resûl-i Ekrem hemen toparlandı. Elbisesini düzelttiler. Hepsi gittikten sonra Resûlullah’a “Ey Allah’ın Resûlü, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve diğer Eshâb-ı kirâm geldiler. Durumunuzu değiştirmediniz. Sonra Hz. Osman (r.a.) geldi, elbisenizi düzelttiniz” deyince, Resûllah “Meleklerin bile haya ettiği Osman’dan haya etmeyeyim mi?” buyurdu.”
KAYNAKLAR
1) El-İstiâb sh-734
2) Üsûd-ül-gâbe cild-5, sh-421, 425
3) Sahîh-i Buhârî cild-2, sh-725, 768
4) Müsned, Ahmed bin Hanbel cild-6, sh-283
5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8, sh-81
6) El-İsâbe cild-6, sh-273
7) Hilyet-ül-evliyâ cild-2, sh-50
8) Sünen-i Ebû Dâvûd, Zihr-i Hafta
9) Zerkânî, Mevâhib-i ledünniyye şerhi cild-3, sh-721
10) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1009
11) Eshâb-ı Kirâm sh-342
Cdild; 1
Sh; 164-165
İslam âlimleri ansiklopedisi
Kaynaklar;
(1-et-İstiab; sahife, 734)
(2-Usud-el-gabe; cild, 5 sahife, 421, 425)
(3-Sahih-i Buhari; cild. 2 sahife, 725, 768)
(4-Müsned, Ahmed bin Hanbel; cild, 6 sahife, 283)
(5-Tabakat-ı İbn-i Sa’d; cild 8, ahife, 81)
(6-el-İsabe; cild 5, sahife, 273)
(7-Hilyet-ül-evliye; cildi 2, sahife, 50)
(8-Sünen-i Ebû Dâvûd, Zikri Hafsa)
(9-Zerkani, Mevehib-iledünniyr şerhi; cild 3, sahife, 721)
(10-Tam ilmihal Se’deti Enbiyye; sahife, 109)
(11-Eshab-i Kiram; sahife, 342)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Hafsa binti Ömer (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Zeyneb binti Huzeyme (radiyallah-u anha);
20 Temmuz 2009Cennet-ül Baki’ Kabristanı (çok eski resim) Osmanlılar zamanındaki hali
Hazret-i Zeyneb binti Huzeyme (radiyallah-u anha);
Resûlullahın mübârek hanımlarından. Nesebi, Zeynep binti Huzeyme bin Abdillah bin Amr bin Abdimenaf bin Hilâl bin Âmir bin Şa’saa el-Hilâliyye’dir. Lâkabı “Ümmül mesâkin”dir.
Mü’minlerin annesi Hz. Zeyneb önce Hz. Abdullah bin Cahş ile evli idi. Abdullah, Resûlullah’ın halası Ümeyme’nin oğlu idi. Uhud Savaşı’nda şehit oldu. Diğer rivâyete göre, ilk önce Tufeyl bin Hâris’in hanımı idi. Tufeyl boşayınca kardeşi Ubeyde bin Hâris ile evlendi. O da Bedir Savaşı’nda şehîd oldu.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) Hz. Hafsa’dan sonra hicretin üçüncü senesi Ramazan ayında Hz. Zeyneb ile evlendi. Kendisine dörtyüz dirhem mehr verdi.
Hz. Zeyneb, İslâmiyetten önceki devirde fakir, yoksul ve muhtaçlara çok merhamet ettiği ve şefkatli davrandığı, onlara daima yemekler yedirip sadakalar verdiği için “Ümmül mesâkin” (Fakirlerin annesi) lakabıyla tanınırdı. Çok ibadet yapar, çok sadaka verirdi. Eline geçen mal ve parayı bekletmeden hemen sadaka olarak dağıtır, bizzat fakir ve düşkünleri arar, bulur ve onlara yardım ederdi
Hz. Zeyneb binti Huzeyme, Peygamberimizin (s.a.v.) nikâhı ile şereflendikten sekiz ay kadar kısa bir zaman sonra 4 (m. 626) senesi Rebiulâhir ayında otuz yaşlarında vefât etti. Resûlullah (s.a.v.) namazını kıldırdıktan sonra Onu Medine’nin Baki Kabristanına defn etti. Peygamberimiz hayatta iken yalnız Hz. Hadîce ve Hz. Zeyneb vefât ettiler. Resûlullah’ın (s.a.v.) vefâtından sonra ise hanımları arasında ilk vefât eden Hz. Zeyneb binti Cahş’dır.
KAYNAKLAR
1) El-İsâbe cild-4, sh-315
2) El-İstiâb cild-4, sh-314
3) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8, sh-115
4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1089
Cild;
Sh; 165
İslam âlimleri ansiklopedisi
Kaynaklar;
(1-el-İsabe cild, 4 sahife, 315)
(2-el-İsabe cilt 4 sahife, 314)
(3-el-İsabe cilt 4, ashife, 312)
(4-Tam ilmihal Se’det-i Ebediye sahife, 1089)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Zeynep binti Huzeyme (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha);
20 Temmuz 2009Kâ’be-i Şerif (Çok eski resim)
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha);
Peygamberimizin mübârek hanımlarından. İsmi Hind’dir. Künyesi Ümmü Seleme’dir. Künyesiyle meşhûrdur. Babası Ebû Umeyye Süheyl bin Mugîre bin Abdullah bin Ömer bin Mahzum, annesi Âtıke binti Âmir’dir. Mekke’de Bi’setten onbeş sene kadar önce doğduğu tahmin edilmektedir. Medine’de 57 (m. 667) senesinde vefât etti.
İlk önce, halasının oğlu Ebû Seleme bin Abdulesad ile evlendi. Kocasıyla beraber İslâmiyeti ilk kabul edenlerdendir. Mekke’deki kâfirlerin, müslümanlara eziyet ve zararları dayanılmayacak bir hâl alınca, Habeşistan’a hicret etti. Habeşistan’da Zeyneb, Seleme, Ömer ve Dürre isimlerinde dört çocuğu doğdu. Mekke’ye tekrar geldilerse de, kâfirlerin müslümanlara zulümleri neticesinde Bisetin onbirinci senesinde Medine’ye hicret etmek istediler. Medine yolunda da eziyet ile karşılaştılar. Yolları tutulup, kocasından ve çocuklarından ayırdılar. Ebû Seleme Medine’ye gidince, Ebtah’ta bir yıla yakın ağladı. Amcasıoğlu insafa gelip, akrabalarına Ümmü Seleme’nin acı hâlini anlattı. Medine’ye kocasının yanına gitmesine müsaade ettiler. Çocuğunu da yanına alıp, Kûba’da kocasıyla buluştu. Ebû Seleme ile Medine’ye geldi. Ümmü Seleme, Ebû Seleme’nin sevinçli geldiğin de “Resûlullahtan bir söz işittim. Ona sevindim; müslümanlardan, musîbete uğrayan bir kimse, musîbete uğradığı zaman “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun” der ve sonra da “Yâ Rabbi! Uğradığım bu musîbetimde bana ecir ihsan et. Uğranılan musîbetime karşılık daha hayırlısını bedel kıl! diye duâ edene, muhakkak, Allah, bunun mükafatını verir”, buyurduğunu rivâyet etti. Ebû Seleme, Uhud Gazvesine katılıp yara aldı. Ümmü Seleme kocasına; “İşittiğime göre; kocası vefât eden Cennetlik bir kadın, başkasıyla evlenmezse, Allahü teâlâ onu Cennette kocasıyla bir araya getirecek. Yine Cennetlik kadın vefât edince, Cennetlik kocası başkasıyla evlenmezse, Allahü teâlâ onu da Cennete hanımı ile beraber götürecek.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Ümmü Seleme (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 2
20 Temmuz 2009Medine-i Münevvere -Çok eski resim- (Mekke müzesinden alınmıştır)
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 2
O halde, gel seninle sözleşelim. Ne sen, benden sonra evlen; ne de ben, senden sonra evleneyim.” deyince; Ebû Seleme, hakikaten sözünü tutup, tutamayacağını sorunca: “Ben sana itaat etmek, sözünü dinlemek için danıştım.” Bu cevap üzerine Ebû Seleme; “Ben vefât edince, sen evlen”, buyurup, “Allahım! Ümmü Seleme’ye, benden sonra, benden daha hayırlı, onu hor görmiyecek, incitmiyecek bir koca nasip et!” diye duâ etti. Ebû Seleme, Uhud Gazvesi’nden sonra şehîd olunca, dul kaldı. Peygamber efendimize (s.a.v.) Hz. Ebû Seleme’nin şehîdliğini haber verip, nasıl duâ edeceğim, diye sual buyurunca; “Yâ Rabbi! Beni ve onu afv eyle! Bana onun ardından, ondan daha hayırlı, daha güzel, bir bedel ihsan et” duasını öğrenip, hayret etmesine rağmen emrini yerine getirdi. Hayreti ise, hayırlının kim olduğudur. İddet müddeti bitince; önce Hz. Ebû Bekir sonra da Hz. Ömer talip olup, istediyse de, kabul etmedi. Resûlullah (s.a.v.) isteyince de, dünürcü Hâtib bin Ebî Beltaa’ya; Resûlullah’a hürmetlerini arz ettikten sonra; kıskançlığını, çocuklarını ve şahid olarak velisinin bulunmadığını bildirdi. Resûlallah da, Allahü teâlânın kıskançlığı gidereceğini, kendisi çocuklarına bakacağını bildirince, nikâh kıyıldı. Mihr ve cehiz olarak; iki adet el değirmeni, birer adet de su testisi, çanak, deri yüzlü ve içi hurma lifi dolu bir yastık ile içi hurma lifi dolu bir döşek verdi. Ümmü Seleme “Yâ Rabbi! Beni ve Ebû Seleme’yi afv eyle! Bana O’nun ardından, ondan daha hayırlı, daha güzel bir bedel ihsan eyle!” diye ettiği duâ kabul olarak, Hz. Muhammed (s.a.v.) ile nikâhlanmak nasip oldu. Peygamber efendimiz ile 4 (m. 626) senesinde Şevval ayının sonunda evlendi. Hz. Ümmü Seleme, Peygamber efendimizin Veda Haccı dahil vefâtına kadar yanında kaldı. Pek çok hâdiseye şahit olup, hadîs-i şerîf dinlemekle şereflendi. Bunların da üçyüzyetmişsekizini rivâyetle müslümanlara intikâl ettirdi. Kendisinden çocukları Ömer, Zeyneb, kardeşi Âmir, yeğeni Mus’ab bin Abdullah, kölelerinden Benhan, Abdullah bin Râfi’, Safine, İbni Sefine, Ebû Kesir, azadlı cariyesi Hayre ve oğlu Hasan, Safiye binti Şeybe, Hind binti Hâris Feasiye, Kubeyse binti Durayb, Abdurrahman İbni Hâris, İbni Hişam, Ebû Osman Ahdî, Ebû Va’il, Sa’d bin Müseyyib, Ebû Seleme, Hamid bin Abdurrahman, Urve bin Zübeyr, Ebû Bekir bin Abdurrahman, Süleyman bin Yaser hadîs-i şerîf rivâyet etti.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Ümmü Seleme (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 3
20 Temmuz 2009
Medine-i Münevvere -çok eski resim- (Mekke müzesinden alınmıştır)
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 3
Hz. Ümmü Seleme, hadîs ilminde üstün olduğu gibi, Eshâb-ı kirâm kadınlarının içinde fıkhı en iyi bilenlerdendi. Hayatını zühd, takva ve ibâdetle geçirdi. Her ayın ilk Pazartesi, Perşembe ve Cuma günlerinde oruç tutardı. Namazın faziletlerine ve vaktine çok dikkat ederdi, öğle namazını geciktirenlere; “Zât-ı Se’âdetleri (Hz. Muhammed (s.a.v.) öğle namazını erken kılardı. Siz ise ikindiye bırakıyorsunuz” diyerek geç kılmamalarını tavsiye ederdi. İnsanlara merhametli, çocuklara çok şefkatliydi. Müşfik bir anne olup, ilk kocasından olan çocukları hakkında Resûlullaha; “Bunlara gösterdiğim şefkat karşılığı ben ne kadar sevab elde edeceğim” diye sorunca, çok sevab olduğu cevabını aldı. Kendisi cömerd olduğu gibi başkalarını da teşvik ederdi. Fakirlerin ihtiyacını karşılayıp, iki hurma da olsa boş göndermezdi. Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman bin Avf çok miktarda mal ve servetinin biriktiğini, dağılıp gideceğini söyleyince; harcayıp dağıtmasını tavsiye etti. Bu hususta Peygamberimizin (s.a.v.) bir hadîs-i şerîfini de rivâyet etti: “Benim sahâbîlerim içinde öyle kimseler vardır ki, benden sonra gözleri bir şey görmez.” Yine Peygamber efendimizin şöyle duâ ettiğini rivâyet etti: “Ey kalbleri hâlden hâle inkılâb ettiren! Kalbimizi senin dînin, üzerine sabit kıl.” Yine “Allahım! Kalbimi temizlemeni ve edeb yerimi korumanı senden dilerim.” Peygamber efendimize çok hürmetkâr olup, onun her şeyi ile bereketlenmek isterdi. Kendisi hizmetini yaptığı gibi, ömrünün sonuna kadar Resûlullah’a hizmet etmek şartıyla kölesini azat etti. Bereketlenmek niyyetiyle Peygamberimizin mübârek sakalından bir kaç teli gümüş kutuda saklardı. Eshâb-ı kirâm’dan birinin bir sıkıntısı olursa, bir kâse su getirip, sakal-ı şerîfi suya daldırır, o kimsenin yüzüne sürerdi. O kimsenin de sıkıntısı giderdi. Kadınların namahreme yani yabancılara görünmemesi hususunda da şu hadîs-i şerîfi nakletti: “İbn-i Ümmü Mektûm a’mâ (gözleri görmeyen) olup, bir gün Resûlullahın huzuruna girmek için müsaade istedi. Ümmü Seleme ve Hz. Meymûne de oradaydı. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) hanımlarına: “Çekilin ve saklanın” buyurunca hanımları “Bu gelenin iki, gözü de görmez. Niçin çekilelim?” diye sebebini sorunca: “O görmüyorsa siz de mi görmüyorsunuz?” cevabını aldıklarını nakletti.
Hz. Ümmü Seleme, Peygamber efendimizin en son vefât eden mübârek hanımıdır. Medine’de 57 (m. 667) senesinde vefât etti. Medine-i Münevvere’de Baki’ Kabristanlığına defn edildi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Ümmü Seleme (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) ;
20 Temmuz 2009Kâ’be-i Şerif (çok eski resim)
Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) ;
Peygamber efendimizin mübârek hanımlarından. İsmi Zeyneb, Künyesi Ümmü Hakem’di. Beni Esad kabilesinden Burre’nin kızı olup, annesi Resûlullah’ın halası Ümeyme’dir. Burre Îmân etmediği için Cahş denildi. Mekke’de Bi’setten yirmi sene önce doğup, Medine’de 20 (m. 640) yılında vefât etti.
Hz. Zeyneb ilk îmân edenlerdendi. Mekke’den Medine’ye hicret etti. Bekârdı. Resûlullah (s.a.v.) azadlı kölesi olan Zeyd bin Hârise’ye 2 (m. 623) yılında nikâhlandı. Zeyd bin Hârise(r.a.) Hz. Zeyneb’in hakkını gözetemediğinden bir yıl sonra hicretin üçüncü senesinde ayrıldılar. Hz. Zeyneb, Zeyd’den (r.a.) ayrıldıktan sonra geçen bir kaç ay içinde, bir azadlı tarafından zevceliğe lâyık görülmemiş bir duruma düşmesini düşünüp, üzülüyordu. Resûl aleyhisselâm, halasının kızının durumuna üzülüp, onun şerefini iade etmek, aynı zamanda bir cahiliyye âdeti olan, evlâtlıkların zevceleriyle evlenme yasağını ortadan kaldırmak isteyerek, Hz. Zeyneb’i nikâh etmek istedi. Zeyneb (r.anha) bunu işitince, sevincinden iki rekât namaz kılıp, “Yâ Rabbi! Senin Resûlün beni istiyor. Eğer onun zevceliği ile şereflenmemi takdir buyurdun ise, beni ona sen ver” diye duâ etti. Duası kabul olup, Ahzâb sûresinin otuzyedinci âyet-i kerîmesi gelerek “Zeyd, onun hakkında istediğini yapdıktan sonra (yani Zeyneb’i boşadıktan sonra), biz, onu sana zevce eyledik” buyuruldu. Zeyneb’in nikâhını Allahü teâlâ yapdığı için, Resûlullah (s.a.v.) ayrıca nikâh yapmadı. Hz. Zeyneb bununla her an öğünür ve her kadını babası evlendirir. Beni ise, Allahü teâlâ nikâhladı, derdi. O zaman otuzsekiz yaşında idi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu









