‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Said Bin Zeyd (Radiyallah-u anhu);
11 Nisan 2009Cahiliye devrinde kızların diri diri gömüldüğü ‘Arabistan çölü’
Said Bin Zeyd (Radiyallah-u anhu);
Aşare-i mübeşşereden, yani’ dünyâda iken Cennetle müjdelenen on sahâbî’den biri. Künyesi Ebû Aver ve Ebû Sevir idi. Nesebi Said bin Zeyd bin Amr bin Nüfeyl bin Rezâh bin Adivy bin Kâ’b bin Lüeyd idi. Kâ’b bin Lüey de Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.) ile nesebi birleşir. Annesi Fâtıma binti Ba’ce İbni Halef el-Huzariyyedir. Dedesi Amr Hz. Ömer İbni Hattab’ın amcasıdır. Hz. Ömer’in hem eniştesi hem de kayınbiraderidir. Kızkardeşi Âtike binti Amr, Hz. Ömer’in, onun kızkardeşi Fâtıma binti Hattab da kendisinin hanımı idi. Saîd bin Zeyd, 51 (m. 671) senesinde Medine’ye yakın yeşilliği bol ve güzel bir yer olan Akîk’te yetmiş yaşlarında vefât etti. Cenazesini Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.) yıkayıp, techiz etti. Abdullah bin Ömer (r.a.) namazını kıldırdı. Medine’de Baki Kabristanlığına Eshâb-ı kirâmın omuzları üstünde getirilip, Sa’d bin Vakkas (r.a.) ile Abdullah bin Ömer kabre indirerek defn edildi.
Saîd bin Zeyd hazretlerinin babası Zeyd bin Amr, İslâmiyetten önce Peygamberimizle görüşürdü, Allahü teâlâ’nın kendine verdiği ilham’ile putlara tapan insanların haline şaşar, putperestliğin şirk olduğunu, onlara kesilen kurbanların etinin yenemiyeceğini düşünürdü. Bu sebeple kendine yeni bir din bulmak için Suriye taraflarına gidip Hz. İbrâhim (a.s.) dinine girerek Haniflerden oldu. Mekke’ye döndüğünde cahiliyye âdetlerinden olan kız çocuklarını diri diri toprağa gömenlerle mücadele etti. Kız çocuklarının çoğunun ölümden kurtulmalarına sebep oldu. Oğlu Sa’îde de sık sık “Bir Allah’a mı, yoksa bin ilâha (putlara) mı inanayım.” der, onu Allah’a inanmaya teşvik ederdi. Bu sebepledir ki, Saîd’e Peygamber efendimiz (s.a.v.) kendisine Müslüman olmasını söyleyince, Saîd bin Zeyd hanımı Fâtıma ile birlikte hemen Müslüman oldu. Muhammed (s.a.v.) İslâm Dîni’ni tebliğe başladığında ilk katılanlardan olup, ilk inananların arasına girdi. Habbab bin Eret evlerine gelip, Fâtıma binti Hattab’a, Kur’ân-ı kerîm okurdu. Hz. Ömer bin Hattab da Saîd bin Zeyd’in evinde okunan Kur’ân-ı kerîm’den kalbi yumuşayıp, tesiri altında kaldı. Kur’ân-ı erim’i okuyup, fesahati, belagatı, mânâları ve üstünlüklerine hayran kalıp, düşmanlığı silindi. Bunun üzerine Ömer (r.a.) Muhahammed’in (s.a.v.) yanına gidip îmân etmekle şereflendi.
Saîd bin Zeyd (r.a.) müslüman olunca Mekke’de, diğer Eshâb-ı kirâm gibi müşriklerden çok eziyet çekip, işkence gördüler. Mekke’de su-i kast, işkence, zulüm ve tazyikler artınca Peygamber efendimizin (s.a.v.) müsaadesi ile Habeşistan’a hicret etti. Sonra Medine’ye geldi. Hicret-i Nebevî’den sonra, Resûlullah’ın (s.a.v.) emriyle Hz. Talha bin Ubeydullah ile beraber Suriye tarafında araştırma ve oralardakilerin hâllerini inceleme vazifesiyle gönderildi. Bu vazifedeyken, Ebû Süfyân’ın başkanlığındaki kervanın durumunu araştırdı. Bedir Gazâ’sında bulunmadıysa da, Peygamber efendimiz (s.a.v.) O’nun oklarını attılar. Ganimetten pay ayrıldı. Peygamber efendimizin (s.a.v.) bütün gazvelerine katıldı. Cennetle müjdelendiği hâdise ve hadîs-i şerîf “On kişi Cennettedir. Ebû Bekir cennettedir. Ömer, cennettedir. Osman cennettedir ve Ali, Zübeyr, Talha, Abdurrahman bin Avf, Ubeyde bin Cerrah, Sa’d bin Ebî Vakkas Cennettedirler” (r.anhüm). Peygamberimiz bu dokuz kişiyi zikr edip, sustu.
Sahâbe-i kirâm: “Yâ Resûlallah onuncusu kimdir?” diye sorunca Resûlullah (s.a.v.), “Saîd bin Zeyd Cennettedir.” cevabını verdi.
Sâid bin Habîb der ki: Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Sa’d, Saîd, Talha, Zübeyr ve Abdurrahman bin Avf (r.anhüm)’ın Resûlullah katındaki yeri bir idi. Muharebede onun önünde, namazda arkasında idiler. Hadîs kitablarının en kıymetlisi olan Buharî ve Müslim bunu böylece bildirmektedir.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Said bin Zeyd (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Said Bin Zeyd (Radiyallah-u anhu)- 2
12 Nisan 2009Aşe Bihike (Baverne köyü) Nusaybin
Said Bin Zeyd (Radiyallah-u anhu)- 2
Hz. Ebû Bekir halife olunca, O’na bîat etti. Hz. Ömer hilâfeti (13/m. 634-23/m. 644) zamanında 13 (m. 634)’de Ecnâdeyn muharebelerinde süvari kuvvetlerine, Fih! Muharebesi’nde piyade birliklerine kumanda etti. Şam’ın muhasarasına katılıp, şehrin fethinde bulundu. 15 (m. 636)’da Yermük Muharebesine katıldı. Hz. Osman halîfe seçildiğinde O’na bîat etti. Hz. Osman, O’na Kûfe’de iktâ olarak.bîr miktar arazi verdi. Hz. Osman’ın şehâdetine çok üzüldü.
Saîd bin Zeyd hazretleri zamanını devamlı ibadetle geçirirdi. Dünya ve dünyâ nimetlerinden daha çok âhireti düşünürdü. Makam ve mevki’yi hiç düşünmez, ancak kendisine bir vazife verilirse, bunu en iyi şekilde yerine getirirdi. Cihadı çok sever, gösterişi hiç sevmezdi. Duası kabul olanlardan idi. Bunun için kendisini kırmaktan herkes çekinirdi. Eshâb-ı kirâm’dan Abdullah bin Ömer, Amr İbni Hâris, Ebûttufeyl, tabiînin büyüklerinden Ebû Osman Hindi, Saîd İbni Müseyyeb, Kays bin Ebû Hazım ve başkaları hâl ve sözlerinden rivâyet etmiştir. Peygamber efendimizden kırksekiz hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
“Kim malının yanında, kanını, dinini, ehlini, korumak uğrunda öldürülürse o şehîddir.”
“Kim başkasına ait olan bir karış yeri haksız olarak, kendi mülküne dahil ederse kıyâmet gününde arzın yedi katı halka gibi boynuna geçirilir.”
“Kırmızı beyaz mantar (Kem’e) kudret helvası, nevindendir. Suyu gözlere şifâdır.”
KAYNAKLAR
1) El-A’lâm, cild-3, sh-94
2) Hilyet-ül-evliyâ, cild-1, sh-95
3) Târîh-ul-ümem-i ve’l-mülûk, cild-2, sh-15, 131
4) Üsüd-ül-gâbe, cild-2, sh-306
5) Tabakât-ı İbn-i Sa’d, cild-3, sh-379
6) Tam İlmihâl, 1060
7) Eshâb-ı Kirâm, 390
8) El-İstiâb, cild-2, sh-2
9) El-İsâbe, cild-2, sh-46
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Said bin Zeyd (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu);
13 Nisan 2009Girnavas köprüsü (İLKBAHAR) Nuasybin
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu);
İlk îmâna gelenlerden ve aşere-i mübeşşereden. Dedesi, Ebû Bekr-i Sıddîkın dedesinin kardeşidir. Bedir gazasında, Şam tarafında vazifeli idi. Diğer gazalarda bulundu. “Talha, ile Zübeyr, Cennette komşularımdır” hadîs-i şerîfi” ile medh edildi; Çok zengin olup bütün malını Allah yolunda dağıttı. Deve Harbinde Hz. Ali tarafında değil idi. Orada, ok ile şehîd oldu. Hz. Ali buna çok üzüldü. Ağlıyarak mübârek eli ile yüzünden toprağı sildi; namazını kendi kıldırdı.
Hz. Talha; Humne binti Cahş, Hz. Ebû Bekir’in kızı Ümmü Gülsüm ve Ûmmü Ebbân binti Utbe ile evlenmiş ve onu erkek, dördü kız ondört çocuğu olmuştur. Oğulları Muhammed, İmrân, İsâ, Yahya, İsmail, İshak, Yakub, Musa, Zekeriyyâ, SâIih olup, kızları ise Ümmü İshâk, Aişe, Şu’be ve Meryem’dir.
Hz. Talha’nın ismi Talha bin Ubeydullah bin Osman bin Amr bin Kâ’b olup, Künyesi Ebû Muhammed, lâkabı Feyyaz ve Hayyir (Çok hayır işleyen) dir. Hicretten yirmidört yıl önce Mekke’de dünyâya geldi. Soyu. altıncı babada Hz. Ebû Bekir onuncu babada ise Resûlullah (s.a.v.) ile birleşir: Babası Ubeydullah, Resûlullah (s.a.v.) peygamberliğini ilân ettiği zaman hayatta idi. Talha (r.a.) babasının vefâtından evvel Hz. Ebû Bekirin tavsiyesine uyarak, İslâmiyeti kabul etmiş müslüman olmuştur. İlk îmân edenlerin sekizincisidir. Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla îmân edenlerin beşincisidir.
Hz. Talha, İslâmı tanımadan önce de ticâretle uğraştığı için sık sık Mekke dışına çıkardı. Bu seyahatlerinden birinde Şam yakınlarında Busra kasabaşında bir panayıra gelmişti. Bir rahip: “Panayıra gelenlere sorun; içlerinde Mekke’den gelen var mı?” diye seslendi. Bunun üzerine Hz. Talha: “Evet, ben Mekkeliyim” dedi. Bunun üzerine rahib; “Ahmed (a.s.) zuhur etti mi!” diye sordu. Talha “Ahmed kimdir?” diye sordu. Rahip: “Abdullah bin Abdülmuttalibin oğludur. Orası O’nun zuhûr edeceği şehirdir. O peygamberlerin sonuncusudur. Kendisi Harem-i şerîften çıkarılacak, hurmalık, taşlık ve çorak bir yere hicret edecektir.” dedi.Rahibiasözleri Hz. Talha’nın kalbine yer etti. Oradan acele ayrılıp Mekkeye geldi ve “olan biten bir şey var mı?” diye sordu. “Evet var. Abdullahın oğlu Muhammed-ül-Emin peygamber olduğunu iddia etti. Ebû Kuhafe’nin oğlu da “Hz. Ebû Bekir, ona uydu.” dediler. Bunun üzerine doğruca Hz. Ebû Bekir’in yanına gitti. Ondan müslüman olduğu cevabını alınca, Hz. Ebû Bekire rahibin söylediklerini anlattı. Sonra birlikte Resûlullah’a gidip, müslüman oldu. Rahibin sözlerini Peygamber efendimize (s.a.v.) de anlattı ve Resûlullah tebessüm ettiler. Talha bin Ubeydullah (r.a.) müslüman olduğu zaman Mekkeli müşriklerden pek çok eza ve cefa gördü. Rivâyet olunur ki, Nevfel bin Huveylid bin Adeviyye adamları ile birlikte Hz. Ebû Bekir ile Hz. Talha’yı yakalayarak onları iple bağladılar ve işkence yaptılar. Temimoğulları da onlara sahip çıkmadı: Bu hâdiseden dolayı Hz. Ebû Bekir ve Talha’ya (r.a) bitişikler mânâsına gelen “karînân” dendi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 2
13 Nisan 2009Çağ-çağ deresi Bore Veysike (Nusaybin)
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 2
Hz. Talha en yakın akrabaları dahil olmak üzere Mekke. müşriklerinden de işkence gördü. Evlerine hapsedilmiş, İslâmdan dönmesi için günlerce aç ve susuz bırakılmıştır. Kardeşi Osman da Hz. Talha vasıtasıyla îmân etmiş, bu işkencelere o da tabi tutulmuştur. Hele namazlarını eda edecekleri zaman çektikleri sıkıntı ve kendilerine reva görülen işkence tahammülü mümkün olmayan cinstendi. Hz. Mes’ûd bin Hıraş, gördüğü bir hâdiseyi şöyle nakleder: Safa ile Merve arasında dolaşırken; elleri boynuna bağlı ve kalabalık bir gurup tarafından takib edilen bir delikanlı gördüm. Etrafındakilere bu gencin suçunun ne olduğunu sorduğumda bana: Bu Talha bin Ubeydullah’tır. Atalarının yolundan saptı, diye cevap verdiler. Gencin peşi sıra çirkin sözler söyleyerek onu takib eden bir de kadın vardı. Onun Kim olduğunu sordum. Bu gencin annesidir dediler. Fakat Talha (r.a.) bütün bu akıl almaz işkencelere göğüs geriyor. Beni öldürseniz de dînimden dönmem diye karşılık veriyordu.
Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Ebû Bekir’le Medîne-i münevvereye hicret buyurduğu zaman Hz. Talha ticâret için Şam’a gitmişti. Dönerken Medine’ye uğramıştı. Hz. Peygamberin orada olduğunu öğrenince keryandaki mallarından vazgeçip Mekke’ye gitmedi Ve Medine’de kaldı. Es’ad bin Zürare’nin (r.a.) misafiri oldu. Bir müddet sonra Es’âd bin Zürare’yi (r.a.) Mekke’ye gönderip ailesini Medine’ye getirtti. Medine’de Muhacîrin ile Ensâr arasında kardeşlik tesis olunduğunda Peygamber efendimiz (s.a.v.), Hz. Talha’yı Hz. Übeyy bin Kâ’b ile kardeş yapmıştı. Hz. Talha, Bedir’den başka bütün gazalarda Peygamberimiz (s.a.v.) ile beraber bulunmuştur. Çok cesur idi. Bütün gazalarda Allahü teâlâ’nın dînine hizmet ve şehîdlik mertebesine ulaşmak için kahramanca savaşmış, pek çok defalar Peygamberimizin medhine kavuşmuş ve Cennet ile müjdelenmiştir. Kureyş müşrikleri Resûlullah ve müslümanları ortadan kaldırmak için güçlenmek ve para temin etmek maksadıyla Ebû Süfyân başkanlığında Suriye’ye (Şam’a) büyük bir kervan çıkardılar. Yanlarında otuz kırk kadar muhâfızları da vardı. Hz. Peygamber (s.a.v.) önce keşif ve araştırma yapmak üzere Talha ve Saîd bin Zeyd (r.a.)’ı Medine dışına göndermişti. Bu sebeple onlar Medine’den uzak kalıp Bedir gazâsından haberdar olmayıp, Bedir’e katılmadılar. Fakat gazâ ile vazifeli olarak Resûlullah (s.a.v.) tarafından gönderildikleri için Bedir ehlinden sayılmışlar, ganimetlerden de kendilerine hisse verilmiştir. Bedir’de bulananlar gibi kendilerine sevab verildiği Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilmiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 3
13 Nisan 2009Girnavas tepesinden Bir görünüş (Nusaybin)
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 3
Hz. Talha, Bedir’den sonra İslâmın en büyük gazası, ölüm kalım Savaşı olan Uhud’da kahramanlık destanları yazmıştır. Canını Peygamber efendimizi korumak için tehlikeden tehlikeye attı. Eshâb-ı kirâm, Resûlullahın yanında çarpışmak için dizildikleri zaman, Resûlullah (s.a.v.) Mus’ab bin Umeyr’ın taşıdığı sancağın altında idi. Gaza başlamış müşriklerin sancaktarları öldürülünce müşrik ordusu bozulmuş idi. Hatta müslümanlar, müşriklerin ordugâhına girip ganimet toplamağa başlamışlardı. Peygamberimiz (s.a.v.) Uhud geçidine koyduğu ve hiç bir surette ayrılmamalarını emir buyurdukları, Eshâbın en iyi okçularından elli kişinin büyük kısmı, müşrikler yenildi, diyerek bulundukları yerleri terk ettiler. Müşrik ordusu bunu fark edince Uhud Dağını dolaşarak geçide geldiler. Burda bulunan on kadar sahâbîyi şehîd ettiler ve müslümanları arkadan vurdular. O müthiş günde müslümanlar ne olduğunu anlayamamışlar, hatta bazıları birbirlerine kılıç vurmuşlardı. Hele harp meydanında Resûlullahın (s.a.v.) öldürüldü haberi Eshâb-ı kirâmı kalblerinden hançerlemişti. Ne olduğu, anlaşılmasıış herkes yeise düşmüştü. Eshâb-ı kirâmın bazıları geri dönmek icâb ettiğini, bazıları Resûlullah madem ki öldü, biz de ölünceye kadar kâfirlerle harb edip O’na hemen kavuşuruz diyorlardı. Bir kısım Eshâb da Peygamberimizin (s.a.v.) etrafında toplanmışlar canlarını siper edip Resûlullahı muhafaza etmeye çalışıyorlardı. İşte Hz. Talha bin Ubeydullah bir an bile geri çekilmemiş, Resûlullahın yanından ayrılmamıştı. Her fazilet ve üstünlükleri kendisinde toplayan her bakımdan Hz. Âdem (a.s.)’dan kıyâmetin kopmasına kadar gelmiş geçmiş ve gelecek olan insanların en üstünü, en güzeli, en yumuşak huylusu, en tatlı sözlüsü olan Peygamberimiz (s.a.v.) burada şecaat ve kahramanlığın eh güzel ve en üstün misalini gösteriyorlardı. Mikdâd (r.a.) Uhud gazasında bulunmuştu. Peygamber efendimizi (s.a.v.) görmüş ve O’nun halini şöyle haber vermişti: “Hz. Mus’ab bin Umeyr şehîd olmuş sancak düşüyorken, Hz. Mus’ab suretinde bir melek sancağı almış, daha sonra Resûlullah (s.a.v.) bu sancağa Hz. Ali’ye vermişti. Kendisini, hak din ve hak bir kitapla peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, düşmanın en şiddetli saldırıları karşısında Resûlullah’ın bir karış bile gerilediğini görmedim. Resûlullah tıpkı, askerî bir birlik gibi, sebat etmekte yerinden ayrılmamakta idi.” İşte bu şiddetli günde yedisi muhacirlerden, yedisi ensardan olmak üzere on dört Sahâbî de onunla birlikte sabır ve sebat gösterdiler. Burda bulunan muhacirlerden birisi Talha bin Ubeydullah (r.a.)’dır. Müslümanların şaşkınlık içinde bulunup dağıldıkları zaman Peygamberimiz (s.a.v.) “Ey Allahın kulları, Bana. doğru geliniz, Ey Allahın kulları, Bana doğru geliniz!” diyerek seslene seslene ancak otuz sahâbî toplayabilmişti. Peygamberimiz (s.a.v.) müşrikler tarafından kuşatılmıştı. Resûlullah (s.a.v.) “Kim Allah yolunda vücûdunu bize verir, fedâ eder” buyurduğu sırada ensardan beş sahâbî sıçrayıp ayağa kalktılar. Peygamberimizin (s.a.v.) örtünde çarpışa çarpışa can verdiler, şehîd oldular. Bunların son şehîd olanı ondört yerinden yaralanmış yere düşünce Peygamberimiz “Onu bana yaklaştırınız.” buyurmuşlardı. Bu mübârek şehîd, Resûlullahın (s.a.v.) ellerinde şehâdet şerbetini içdi. Peygamberimiz (s.a.v.), Talha bin Ubeydullah hazretlerinin de içlerinde bulunduğu onüç sahâbî ile bir köşeye çekildiler.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 4
14 Nisan 2009Girnavas’tan Genel bir görünüş (Nusyabin)
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 4
Müşrikler Peygamberimiz (s.a.v.) ve onüç Sahâbîyi yok etmek için üzerlerine yürüdüler. Peygamberimiz (s.a.v.) “Şunları kim karşılar, kim durdurur” buyurdular. Hz. Talha, “Ben” buyurdu. Peygamberimiz “Senin gibi daha kim var” diye sordular. Ensârdan bir zât “Ben” dedi. Peygamberimiz ona “Haydi sen karşıla” buyurdu. O zât gitti müşriklerin üzerine bir aslan gibi atıldı. Gözleri yaşartan kahramanlıklar gösterdi. Birçok kâfiri Cehenneme gönderdi ise de sayıca çok olan müşrikler nihayet onu şehîd ettiler. Yine müşriklerden bir grup Peygamberimize doğru gelmeye başladı. Peygamberimiz “Şunlara kim karşı koyar” buyurdular. Hz. Talha yine atıldı. “Ben” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) “Senin gibi daha kim var” diye sordu. Yine Ensârdan bir zât “Ben” dedi. Resûlullah (s.a.v.) “Haydi onları sen karşıla” buyurdular. O zât da gitti. Aynı şekilde çarpışa çarpışa şehâdet şerbetini içti. Müşriklerden başka bir grup daha geldi. Resûlullah (s.a.v.) aynı şekilde sordu. Yine Hz. Talha ataklı ise de Peygamberimiz yine “Senin gibi daha kim var” diye sordu. Ensârdan bir zât “Ben” dedi, Resûlullah (s.a.v.) aynı şekilde onu da gönderdi. O da şehîd oldu. Peygamberimizin (s.a.v.) yanında bulunan ensardan oniki sahâbî bu şekilde şehâdet şerbetini içtiler, inandıkları, îmân ettikleri Allahü teâlâya ve kendilerine vâd olunan sonsuz Cennet nimetlerine kavuştular. Resûlullahın (s.a.v.) yanında Hz. Talha bin Ubeydullah’dan başka kimse kalmadı. Müşrikler Peygamberimizi (s.a.v.) kastederek yine hücum ettiler. Peygamberimiz “Gelen şu müşriklere kim karşı koyar” buyurdu, Hz.Talha “Ben” buyurdu ve gitti çarpışmaya başladı. Bir kısmını öldürdü. Bu sırada Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına bazı sahâbîler yetiştiler. Eshâb-ı kirâm burada afallara durgunluk verecek, gözlerin bir daha göremeyeceği kahramanlıklar gösteriyorlardı. Din-i İslâmda her türlü iyilik ve fazilette ümmetin en önünde olan Eshâb-ı kirâm cihad, şecaat ve kahramanlıkta da en önde olduklarını isbât eden canlı misaller ortaya koyuyorlardı.
Talha bin Ubeydullah (r.a.) buyurdu ki: “Gördüm ki, Eshâb-ı kirâm dağıldı. Müşrikler hücum ettiler ve Resûlullahı (s.a.v.) her taraftan kuşattılar. Resûlullahın (s.a.v.) önünden mi, arkasından mı, sağından mı, yoksa solundan mı gelen taarruzlara karşı duracağımı bilemiyordum. Bir önden gelenlere bir arkadan gelenlere koştum onları uzaklaştırdım. Nihayet dağıldılar.” Hz. Talha’nın, Uhud’un bu anında vücûdunun her yeri heyecandan ve Resûlullaha (s.a.v.) bir zarar gelir korkusundantir tir titriyordu. O Uhud günü Resûlullah’a (s.a.v.) bir zarar gelmemesi için en çok uğraşan en fazla canını hiçe sayanlardan idi. Eshâb-ı kirâmdan birçoğu bazı anlar Resûlullah (s.a.v.)’ın yanından ayrıldıkları halde Hz. Talha bir an ayrılmamış idi. Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.) bu hali haber verdikten sonra: “Biz Resûlullahın (s.a.v.) yanına döndüğümüz zamanlar Hz. Talha’yı hep O’nun etrafında dönerek çarpıştığını ve kendisini Resûlullaha (s.a.v.) kalkan yapıp koruduğunu gördüm.” buyurmuştur.
Müşriklerden çok keskin nişancı, attığını vuran bir okçu vardı. Bu Mâlik bin Zübeyr idi. Bu hain Peygamberimize (s.a.v.) nişan alıp bir ok attı. Resûlullahın (s.a.v.) başına doğru gelen bu oka başka hiç bir şekilde karşı koyamıyacağını anlayan Talha (r.a.) elini açarak oka karşı tuttu. Ok elini parçaladı. Parmaklarının bütün sinirleri kesildi. Elinin kemikleri kırıldı. Atılan oka elini tutması, candan çok ötelere yükselmiş bir aşkın, kemâle gelmiş bir imânın, muhabbet ile yanan, anlatılamayan hakiki bir sevginin fiili olarak ortaya çıkmasıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) “Eğer (Talha oka elini beni korumak için tutarken) Bismillah deseydi, insanların gözü önünde Cennete giderdi.” Başka bir rivâyette ise Talha’ya (r.a.) “Eğer Bismillah deseydin insanlar sana bakışırken, melekler seni göklere yükseltirdi.” buyurmuşlardır. Yine “Uhud günü yer yüzünde sağımda Cebrâil, solumda Talha bin Ubeydullah’dan başka bana yakın bir kimse bulunmadığını gördüm” buyurmuşlardır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 5
14 Nisan 2009Girnavas Şelalesi (Uzaktan görünüşü) Nusaybin
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 5
Talha bin Ubeydullah’ın (r.a.) her yeri kılıç ve ok darbeleriyle delik deşik olmuş, vücûdunda yaralanmayan ve kana bulunmayan bir yer kalmamış idi. O gün vücûdunda altmışaltı büyük yara açılmıştı. Küçükler ise vücûdunda sayılamıyacak kadar çokdu. Bu haliyle dahi cihâda devam ediyordu. Dirâr bin Hattab onun başına şiddetli iki kılıç darbesi indirmiş ve Hz. Talha kan kaybı sebebiyle de bayılmıştı. Bunu gören Peygamberimiz (s.a.v.) yanına gelen Hz. Ebû Bekir’e hemen Hz. Talha’ya yardıma koşmasını emrettiler. Hz. Ebû Bekir onu baygın bir vaziyette buldu. Hemen başını kaldırdı ve yüzüne su serpti. Hz. Talha ayıldı. Ayılır ayılmaz ilk sorduğu soru “Resûlullah ne yapıyor” olmuştur. Böylece sevgi ve bağlılığın en güzelini göstermiştir. Eshâb-ı kirâmda bu aşk, bu muhabbet, bu îmân olduğu için, Resûlullaha böyle gönül verdikleri için Peygamberlerden sonra insanların en üstünü olmuşlar, onun için onların verdiği bir avuç arpa sadaka, onlardan olmayanların verdiği Uhud Dağı kadar altın sadakadan daha kıymetli olmuştur.
Hz. Ebû Bekir, “Resûlullah iyidir. Beni sana O gönderdi.” deyince Talha (r.a.) “Allahü teâlâya sonsuz şükürler olsun. O sağ olduktan sonra her musîbet hiçtir.” Buyurdu. İşte bu sırada âlemlerin efendisi, iki cihanın sultanı Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) oraya teşrif ettiler. Talha (r.a.)’ın bütün vücûdunu mübârek elleriyle mesh ettiler ve ellerini açıp “Allahım ona şifâ ver, Ona kuvvet ver” diye duâ buyurdular. Talha (r.a.) biraz sonra sapa sağlam kalktı ve düşmanla yine harbetmeye başladı. Müşriklerden Ebû Zâtülyed, bir ata binmiş (Ben Ebû Zâtülyed’im. Bana Muhammed’i gösteriniz) diye bağırarak Resûlullah’a (s.a.v.) doğru geliyordu. Talha (r.a.) onun önünü kesti. Mızrağını atın arka bacaklarına vurunca; at kuyruğunu iki bacağına sokup çöktü. Talha (r.a.)’da mızrağını bu müşrikin göz bebeğine sapladı ve onu bağırtarak öldürdü. Hz. Talha bu halden sonra da bir hayli yara aldı. Yaraları yetmişbeşi aştı. Sadece başında dört büyük kılıç yarası vardı. Uylukları kılıçla parçalanmış, parmakları çolak olmuş idi. Talha (r.a.) şehîd olmayı bekliyen kimselerdendi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 6
14 Nisan 2009Girnavas tepesinin etrafında bir görünüş (Nusaybin)
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 6
Hz. Talha buyurdu ki: Eshâb-ı kirâm “Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki, Allah ile olan ahidlerine (harp meydanlarında sebat) gösterirler. Onların bir kısmı ahdini yerine getirdi (şehîd oldu), bir kısım ise şehîd olmayı bekliyor” (Ahzab 23) âyet-i kerîmesinde bekliyenlerin kim olduklarını merak ediyorlar fakat edeblerinden de bir türlü Resûlullaha (s.a.v.) soramıyorlardı. Bedevî birine; Resûlullaha (s.a.v.) şehîd olmayı bekleyenlerin kimler olduğunu sor, dediler. Bedevî de bunu Resûlullaha (s.a.v.) sordu. Resûlullah cevap vermedi. Bedevî tekrar sordu, Resûlullah yine cevap vermedi. Sonra ben, (Talha bin Ubeydullah (r.a.) mescidin kapısından çıktım. Üzerimde yeşil elbise vardı. Peygamberimiz (s.a.v.) beni görünce: “Şehid olmayı bekliyenlerin kimler olduğunu soran kimse`nerede” diye sordu. Bedevî “Benim yâ Resûlallah. Buradayım” dedi. Resûlullah (s.a.v.) beni göstererek “İşte bu şehîd olmayı bekliyen kişilerdendir.” buyurdu.
Uhud günü İbni Kâmia kâfiri Peygamberimizi (s.a.v.) öldürmeğe yemin etmiş idi, her yerde Onu (s.a.v.) arıyordu. Peygamberimizin (s.a.v.) üzerinde iki zırh vardı. Başında da miğfer bulunuyordu, İbni Kamia, Resûlullaha (s.a.v.) hücum etti ve kılıcını âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed (s.a.v.)’e çaldı. Kılıç darbesiyle mübârek omuzları yaralandı. Bu sırada müşriklerden Ebû Âmir tarafından müslümanları düşürmek için kazılmış çukura kadar gelinmişdi. Diğer bir kılıç darbesi ile Hz. Peygamber (s.a.v.) çukura düştü, miğferlerinin iki halkası mübârek yanaklarına battı. Resûlullaha (s.a.v.) ilk defa yetişen Hz. Ali oldu. Hemen Resûlullahın mübârek ellerinden tutarak Talha bin Ubeydullah da doğrultarak Peygamberimizi (s.a.v.) çukurdan çıkardılar. Uhud gazasının sonuna kadar da Resûlullah’dan (s.a.v.) ayrılmadı. Resûlullahı (s.a.v.) sırtına alarak Uhud kayalığına taşıdı. Hz. Talha işte bu Uhud günü Talhat-ül-Hayr (hayırlı Talha) lâkabı ile şereflendi ki ona bu lâkabı Resûlullah (s.a.v.) vermiştir. Kayalıklara gelince Peygamberimiz (s.a.v.) bir kayanın üzerine çıkmak istedi. Fakat gayet zayıflamış ve üst üste iki zırh giymiş ve kendisine yetmişten ziyade kılıç vurulmuş olduğundan takat getiremedi. Bunun üzerine Talha (r.a.) altına oturdu ve Resûlullah (s.a.v.) taşın üzerine çıktı. O zaman Resûlullah (s.a.v.) “Talha Resûlullaha yardım ettiği Zaman cennet ona vacib oldu” buyurdular.
Hz. Talha, Uhud Harbi’nden Mekke’nin fethine kadar geçen süre içinde yapılan bütün gazvelere katılmıştır. Bu arada Hudeybiye’de biât-ı Rıdvan’da da bulunmuştur. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn gazvesinde düşmanın okları karşısında gerileyen ordu içinde sebat edenlerdendir. Tebük gazvesinde herkes elinden gelen gayretle orduyu techiz etmek, (donatmak) için uğraşırken O da herkesle yarışırcasına bütün varını yoğunu sarf etmiştir. İşte bundan dolayı Feyyaz lâkabını almıştır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 7
15 Nisan 2009Girnavas’tan bir görünüş (Nusaybin)
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 7
Resûlullaha (s.a.v.) haber verildi ki; münafıklar, yahudi Saveylim’in evinde toplanmışlardı. Müslümanları Tebük seferinden geri çevirmek istiyorlardı. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) Talha bin Ubeydullah’ı bazı sahabîlerle Saveylim’in, Casum mevkiindeki evine gitmelerini ve evi, münafıklık eden bu hainlerin üzerine yıkıp yakmalarını emr buyurdu. Hz. Talha bu emri derhal yerine getirdi. Münafıklardan Dahhâk bin Halife evin arkasından atladı, ayağı kırıldı ve münafıkların, fitnesi söndürüldü.
Hz. Enes buyuruyor ki: “Huneyn savaşında Peygamber efendimiz (s.a.v.) “Kim bir düşman öldürürse düşmanın nesi varsa öldürene aiddir. Ganimete dahil değildir” buyurmuşlardı. Ebû Talha (r.a.) Huneyn savaşında tam yirmi düşman askeri öldürmüştür. Huneyn’deki gayret hizmet ve kahramanlıklarından ve bilhassa cömertliğinden dolayı da Talhat-ül-Cûd lâkabı Resûlullah (s.a.v.) tarafından verilmiştir.
Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte Mekke’ye giden Hz. Talha, Mekke’de haccı eda edip, Veda hutbesini dinledikten sonra Medine’ye dönmüş ve bir müddet orada kalmıştır. Resûlullah’ın (s.a.v.) vefâtından çok müteessir olup, tenha bir köşeye çekilip ağlamıştır. Sonra Hz. Ebû Bekir’in halife seçildiğini görüp, hemen ona bîat etmiştir, Hz. Ebû Bekir’in hilâfeti zamanında da bütün savaşlara katılmıştır. Hz. Ebû Bekir hastalandığında, yerine kimin halife olmasını Hz. Talha ile istişare etmiş ve Hz. Ömer’i uygun görmüş ve “Hz. Ömer bu makama en çok lâyık olan zâttır. (Cenâb-ı Hak sana müslümanların işini kime terk ettin) derse açık bir alınla ve müsterih olarak, (Hz. Ömer’e bıraktım dersin)” buyurmuşlardır.
Hz. Ömer zamanında şûra meclisi üyesi idi. Hz. Ömer her hususta Onun reyine müracaat ederdi. Bir defasında şûra meclisinde fetholunan arazinin mücâhidler arasında taksim olunması veya olunmaması durumu görüşülüyordu. Hz. Ömer dağıtılmamasını istiyor ve arazinin yalnız Onu fetheden mücâhidlere ait olmayıp ondan sonra gelecek nesillere de ait olduğunu beyan buyurmuştu. Hz. Ömer’in bu ictihâdından başka şekilde ictihad edenler oldu ise de Hz. Talha kuvvetli deliller ortaya koyunca; mes’ele Hz. Ömer’in teklif ettiği şekilde kabul olundu. İslâm Hukuku’nda bu ictihad esas kabul edildi. Hz. Ömer’in vefât etmeden önce halife seçilmek üzere namzet gösterdiği altı zattan birisi de Talha bin Ubeydullah (r.a.)’dır. Hz. Talha kendi namzetliğinden feragat etti, reyini Hz. Osman’a verdi. Hz. Osman halife seçilince, Hz. Talha da onu cânı gönülden destekledi
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 8
16 Nisan 2009Girnavas tepesinden farklı görüntüler (Nusaybin)
Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu)- 8
Hz. Osman devrinde, ilk 6yıl sakin geçti ve sessiz bir hayat yaşandı. Hz. Osman âsiler tarafından muhasara edildiğinde, Hz. Talha O’nu korumak amacıyla Hz. Ali ve Hz. Zübeyr gibi oğullarını gönderdi. Oğlu Muhammed şiddetli şekilde âsilere mukabelede bulundu. Hz. Osman şehîd edilince Hz. Talha çok üzüldü. Hz. Ali halife seçilince O’na bîat etti. Sonra Hz. Osman’ı şehîd edenlerin derhal cezalarının verilmesini ve kısas yapılmasını istedi. Hz. Ali de isyancıların Medine’ye hâkim olduklarını bir müddet sonra kendilerine bağlı bir ordu kurulduğu zaman isyancıların ve katillerin cezasının verileceğini beyan etti. Hz. Talha buna çok üzüldü. Mekke’ye Hz. Âişe validemizin yanına daha sonra Basra’ya gitti. Hz. Ali ile karşılarındaki müslümanlar arasında kan dökülmemesi için Hz. Âişe arabulucu olarak gelmişti. Her iki taraf anlaştılar. Fakat bunu öğrenen Abdullah bin Sebe yahudisi ve ona tabi olan isyancılar gece her iki orduya da hücum ederek, Hz. Ali ordusuna Âişe (r.anha) sözünde durmadı, Hz. Âişe, Talha ve Zübeyr’in bulunduğu tarafta da Hz. Ali “sözünde durmadı” diye bağırarak fitne çıkardılar ve çok müslüman kanının dökülmesine sebep oldular. Hz. Talha burada şehîd oldu. Hz. Âişe bu vaka esnasında bir deve üzerinde olduğundan bu vak’aya cemel vakası denildi. Hz. Ali harp meydanını gezerken Hz. Talha’yı maktuller (ölenler) arasında görünce çok üzüldü, çok, pek çok ağladı. Kucağına aldı. Yüzündeki toprakları sildi ve “Ey Ebû Muhammed (Talha) semânın yıldızları altında seni toprağın üzerinde serilmiş olarak görmek bana pek ağır geldi, beni kalbimden vurdu. Keşke yirmi yıl önce öleydim” buyurdu, Hz. Ali, Hz. Talha’nın namazını kendi kıldırdı. Vefatından yirmi yıl sonra kızı Âişe bir gece rüyasında Hz. Talha’yı gördü ve Ona “Yâ Aişe kabrimin bir tarafından sızan su bana eziyyet veriyor, beni buradan çıkar da başka yere defn et”, diye tenbih buyurdu. Bunun üzerine kızı Âişe çok üzüldü ve akrabalarından bazılarını alarak kabr-i şeriflerini açtılar. Sızan sudan dolayı vücûdunun bir tarafı hafif yeşillenmiş ise de, diğer yerleri yeni defn edilmiş ve bir kılına dahi zarar gelmemiş olduğu halde buldular. Başka bir kabre naklettiler.
Talha bin Ubeydullah hazretlerinin üstünlükleri ve faziletleri pek çoktur. Günyet-üt Talibin (1322 Mısır Baskısı) seksendördüncü sahifesinde Abdülkadir Geylânî (k.s.) buyuruyorlar ki:
(Ehl-i sünnete göre, Muhammed aleyhisselâmın ümmeti, başka Peygamberlerin ümmetlerinden daha üstündür. Bu. ümmetin de üstünü, Ona îmân ederek mübârek yüzünü görmekle şereflenen Eshâb-ı kirâmdır ki, hepsi Ona tâbi’ olmuş, Onun için harb etmiş, Onun uğruna canlarını, mallarını fedâ etmişdir. Onun emrini yapmak, birinci vazifeleri olmuş, herşeyde Onun yardımcısı olmuşlardır. Bu Eshâbın da en üstünü Hudeybiyede, Resûlullah (s.a.v.) ile bi’at edip Onun için ölmeğe hâzır olduklarını söz veren kahramanlardır. Bunlar, bindörtyüz kişi idi. Bunların da en üstünü, Bedr muharebesinde bulunanlardır ki, bunlar, Tâlûtun askeri gibi üçyüzonüç kişi idi. Bunların da üstünü, ilk müslüman olan kırk kişidir ki, kırkıncısı, Ömer “radıyallahü anh”dır. Bunların otuzdördü erkek, altısı kadındır. Bunların da üstünü, (Aşere-i mubesşere) ya’nî Cennete gidecekleri müjdelenen on kişidir. Bunlar, Ebû Bekr, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr bin Avvâm, Abdurrahman bin Avf, Sa’d İbni Ebî Vakkâs, Sa’îd bin Zeyd, Ebû Ubeyde bin Cerrâhdır. Bunların da üstünü, Hulefâ-i râşidîn, ya’nî dört halife olup, bunların da üstünü Ebû Bekr, sonra Ömer, ondan sonra Osman, ondan sonra Ali’dir).
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha bin Ubeydullah (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









