‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar

Mescid-i Nebevvi

Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 10

Yolda kadınların develeri, arkadan geliyordu. Bunların hizmetinde de, Resulullah (s.a.v.) in kölesi Enceşe (r.a.) vardı.

Hazret-i Enceşe (r.a.) develeri yürütmek için nağmeli sözler söyliyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bunu işitince;

-“Enceşe, Enceşe! Yavaş söyle, yavaş söyle! Kadınlar rahatsız olmasınlar.” Buyurdu.

Hazret-i Ümm-ü Süleym (r.anha), çocuk terbiyesi bakımından üstün bir bilgi sahibiydi. Çocukları çok güzel terbiye eder ve yetiştirirdi. Oğlu Enes Bin Mâlik (r.a.) bu hususta şöyle bildiriyor;

-“Allah-u Teâlâ anneme iyi karşılıklar versin! Bana çok iyi bakıp, çok iyi yetiştirdi.”

Hazret-i Ümm-ü Süleym (r.anha), Hadis ilminde çok bilgi sahibiydi. O da, birçok meseleleri haleder, Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın çözemediği bir çok mahrem meselelere cevap verirdi.

Kendisinden Ebû Hüreyre (r.a.), Oğlu Enes bin Mâlik (r.a.), Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.), Hazret-i Ebû Seleme (r.a.) ve Hazret-i Amr bin As (r.a.) gibi bazı Eshab-i Kiram, Hadis-i şerif rivayet etmiştir.

Bir ara Eshab-i Kiram (r.anhüm) dan Hazret-i Zeyd bin Sabit (r.a.) ve Hazret-i Abdullah bin Abbas (r.a.) bir MESELE HAKKINDA İHTİLAFA DÜŞMÜŞLERDİ. Gelip kendisine sordular. O da meseleyi haletti ve ikisinin de ikna olacağı cevaplar verdi.

Ümm-ü Süleym (r.anha) mahrem meseleleri Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a sormaktan çekinmezdi. Çünkü PEYGAMBERİMİZ (s.a.v.) in SÜT TEYZESİ İDİ.

Resul-i Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) da’vetlere icabet eder ve verilen ziyafetin SADAKA olup olmadığını sormazdı. Çünkü âdet olarak ziyafetler SADAKA olarak değil, HEDİYE olarak verilirdi.

Bunun gibi Hazret-i Enes (r.a.) in annesi Ümmü Süleym (r.anha) ve yine Enes (r.a.) in rivayet ettiği üzere, bir terzi Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) i da’vet etmiş ve Resul-i Ekrem (s.a.v.) e kabak yemeği ikram etmiştir.

Ayrıca İran’lı bu zat Resul-i Ekrem (s.a.v.) i da’vet etti.

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Âişe de beraber mi?” diye sordu.

O ise;

-“Hayır.” Deyince,

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Ben de gelemem!” buyurduktan sonra,

Adamın tekrar da’veti üzerine Hazret-i Âişe (r.anha) ile da’vet’e icabet ettiler. Da’vet eden kendilerine, yemek olarak erimiş kuyruk yedirdi.

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem), hepsinin yemeğini yedi ve kendilerine bir şey sormadı.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ümmü Süleym (Radiyallah-u anha) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Ravda-i Mutahhara

Ümmü Hirâm (Radiyallah-u anha)- 2

Ümmü Hirâm (r.anha) bu sefer de;

-“Ya Resulallah! Dua et, ben de bir gazi olarak onların arasında bulunayım.” Deyince

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-Hayır, sen öncekilerdensin.” Buyurdu.

Böylece O’nun deniz seferinde bulunacağını önceden haber vermiş oldu. Resulullah (s.a.v.) ın vefatından sonra Ubade bin Samit (r.a.) Şam’a gönderilen ilmi heyet içinde olduğundan Humus’a yerleştiler.

Halife Hazret-i Osman (r.a.) in izniyle, hazret-i Mu’âviye (r.a.), Kıbrıs Adasındaki insanların da seâdete kavuşmaları, Cehennm’den kurtulmaları için 28 (M. 647) senesinde bir deniz seferi düzenledi.

Bu sefer Müslümanların İLK DENİZ SAVAŞIYDI. Bu sefere gönüllü seçilen kimseler arasında Eshab-i Kiram’ın ileri gelenleri da katıldı.

Bunlar;

Hazret-i Ebû Zer, Hazret-i Ebû’d Derda, Hazreti Ubade bin Samit (r.anhüm) ve hanımı Ümmü Hirâm (r.anha) idi.

Hazret-i Mu’âviye (r.a.), bu orduya Hazret-i Abdullah İbn-i Kays (r.a.) ı kumandan tayin etti. Deniz yoluyla yolculuk başladı.

Hazret-i Ümmü Hirâm (r.anha), seksen altı yaşında olmasına rağmen bu zahmetli yolculuğa katlanıyor, oradaki insanlara İslamiyet’i bildireceklerini, onların da kurtuluşa, seâdete kavuşacaklarını düşünerek, teselli buluyordu.

Bu uğurda şehid olmak en büyük arzusuydu. Çünkü şehidler hakkında Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Şehidleri yıkamayınız. Çünkü kıyamet gününde her yere miskü anber gibi gibi koku saçacaktır.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in;

-“Şehidin kul borcundan başka bütün günahlarını Allah-u Teâlâ afv eder.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in;

-“Kanının ilk damlasıyla şehidin bütün günahları bağışlanır.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in;

-“Şehid cennete makamını görür.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in;

-“Kabir azabından kurtulması için kendisine imdad ve yardım olunur.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in;

-“Şehidin başına, dünyadan ve dünyadakilerden daha hayırlı ve değerli olan Yakuttan Vakar Tacı konur.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) in;

-“Şehid, yakınlarından yetmiş kişiye şefaat eder.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Şehidler Cennetteki nimetleri görünce, Keşke, Allahın bize neler ikram ettiğini, kardeşlerimiz de bilselerdi de cıhadden çekinmeseler, çarpışmaktan korkup düşmandan yüz çevirmeselerdi. Derler.” Buyurmuşlardır.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ümmü Hirâm (Radiyallah-u anha) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Ravda-i Mutahhara

Ümmü Hirâm (Radiyallah-u anha)- 3

Bu müjdelerin yanında birkaç günlük zahmetin hiç kıymeti olmadığını, en iyi Peygamberimiz (s.a.v.) in arkadaşları biliyordu. Çektikleri eziyet ve sıkıntılar bunu çok güzel anlatıyordu.

Ümmü Hirâm (r.anha) da bu arzu ve istekle yaşının çok ileri olmasına rağmen ordunun içindeydi.

Mısır’dan gelen İslam askerleri de kendileriyle, birleşince Kıbrıs Rumlarına; Müslüman olmalarını, yoksa cizye vermelerini, bunu da kabul etmezlerse savaş yapacaklarını bildirdiler.

Kıbrıs’lılar teslim olmayacaklarını bildirince şiddetli çarpışmalar oldu. Kıbrıs Rum donanması İstanbul’a kaçtı.

Hazret-i Ümmü Hirâm (r.anha), çok yaşlı olmasına rağmen, yerinde duramıyor, bir an önce neticeye varmak istiyordu. Genç askerler, Hazret-i Ümmü Hirâm (r.anha) ın bu halına şaşıyorlardı. O’na bakarak gayrete geliyorlardı.

Rumların donanması kaçınca savaş sahilde devam etmeye başladı. İslam askeri bir çıkarma kareketiyle iç kısımlara daldılar. Askerle çıkarmaya katılan Hazret-i Ümmü Hirâm (r.anha), Larnaka yakınlarında atının ayağının sürçmesiyle düşerek çok özlediği şehidliğe kavuştu.

İslam askerlerinin karşısında tutunamayan Rumlar emân dilediler. Barış teklif edip, cizye vermeyi kabul ettiler.

Hazret-i Ümmü Hirâm (r.anha) ın kabri Kıbrıs’ta Larnaka şehrinin Tuz gölü kıyısındadır. Osmanlılar Kıbrıs Ada’sını 978 (M. 1570) senesinde feth edince Kabrini imâr ettiler. “Hala Sultan” deyip, kabri üzerine türbe, yanına tekke ve cami yaptırdılar.

Ümmü Hirâm (r.anha) alemlere rahmet olarak yaratılan, İKİ CİHAN SULTANI Hazret-i Muhammed (s.a.v.) ın akrabası, Eshab-i Kiram ve Ensar’dan mücahide ve şehid olması gibi pek çok üstünlükler sahibidir. Fazilet ve kemali çoktur.

Resulullah (s.a.v.) a hizmet edip, hürmet gördü. Müslumanlar O’na daime hürmet edip, duâsını alırlardı. Kabrinden dahi yüzyıllardır feyz ve bereket saçmaktadır. Kabri devamlı ziyaret edilir.

Kurak zamanlarda Müslümanlar O’nu araya koyarak (vesile ederek) Allah-u Teâlâ’dan yağmur isteğinde bulunurlar. Osmanlılar O’na “Hala Sultan” deyip çok hürmet eder onların zamanında ve sonrasında gemiler “Hala Sultan” türbesi istikametinde geçerken, toplarını çevirirler ve mübarek makamı ziyeret maksadiyle selamlarlardı.

Ümmü Hirâm (r.anha) cihad hakkında hadis-i şerif rivayet etti. Kendisinden Enes bin Mâlik (r.a.), Ubade bin Samit (r.a.), Amr bin Esved (r.a.), Atâ Yesâr (r.a.) Ya’lâ bin Şeddad bin Evs (r.a.), hadis-i şerif rivayet ettiler.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ümmü Hirâm (Radiyallah-u anha) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mina (Akabe cemaratı’ndan genel görünüş)

Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anu);

Eshab-i Kiramdan, Hazrec kabilesinin Hudeyle kolundan. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 35 (M. 656) senesinde Medine’de vefat etti. Cenaze namazını Hazret-i Osman (r.a.) kıldırdı. Baki kabristanında medfundur. Annesi Neccar hanedanından Süheyl’dir.

Hazret-i Ubeyy (r.a.) İslamiyetin Medine taraflarında yayıldığı sıralarda İkinci Akabe biatından önce Müslüman oldu; daha sonra yetmiş kişi ile Akabe’ye iştirak ederek, Müslümanlığını ve Resulullah (s.a.v.) a olan bağlılığını kuvvetlendirdi.

Hicretten sonra Resulullah (s.a.v.) kendisini Aşere-i mübeşşere’den (cennetle müjdelenen) Said bin Zeyd (r.a.) ile kardeş yaptı. Peygamberimiz (s.a.v.) ile birlikte bütün gazâlara iştirak etti. Yüce kitabımız Kur’an-i Kerim’in en güzel şekilde okunmasında ve toplanmasında büyük hizmetleri olmuştur.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Kur’an-i kerim’i en iyi okuyanınız Übeyy bin Ka’b’dır.” Buyurmuştur.

“Kur’an okuyanların efendisi” ve Ensar (r.anhüm) ın efendisi, lakabları da O’na aittir

Zekat emri geldikten sonra Resulullah (s.a.v.) kendisini Beni Huzeym, Beni Kudame, Beni sad ve Beni Uzre kabilelerinde zekat toplamakla vazifelendirdi. Bu vazifeyi hakkıyla yerine getirdi. Hicretten sonra İLK VAHİY KATİBİ OLMAK ŞEREFİNE NAİL OLDU. Resul-i Ekrem (s.a.v.) zamanında Kur’an-i Kerim’i tamamen ezberledi.

Katıldığı bütün gazvelerde büyük kahramanlıklar gösterdi. Uhud savaşında çarpışırken kendisine bir ok isabet etmiş, ok çıkarılıp yeri dağlanarak tedavi edilmişti.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), bir gün Hazret-i Ubeyy (r.a.) e;

-“Ya Ebe’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberlediğin ayetlerden hangisi büyüktür?” buyurdu.

Ubeyy (r.a.);

-“Allah-u Lâ ilahe illâ hüve’l-hayyül-kayyum” (Ayet-el-kürsi) dir cevabını verince

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), mübarek elini Ubeyy bin Ka’b (r.a.) ın göğsüne vurarak;

-“İlim sana mübarek olsun.” Buyurtmuştur.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anhu) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mina (Akabe cemaratınden genel görünüş)

Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anu)- 2

Ubeyy bin Ka’b (r.a.) Kur’an-i Kerim’i en güzel okuyanlardan biriydi.

Bir gün resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine;

-“Ya Ubeyy, Allah-u Teâlâ bana, senin üzerine Beyyine suresi’ni okumamı emreti.” Buyurunca

Ubeyy bin Ka’b (r.a.);

-“Ya Resulallah, Rabbim zat-ı âlinize bizzat, benim ismimi verdi mi?” diye sormuş

Resulullah (Sallallahu aleryhi ve sellem) den;

-“Evet.” Cevabını alınca,

Sevincinden gözleri yaşarmıştır.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem), kendisine “Ebû Münzir” künyesini vermiş, adına ilaveten de “Seyyidül-Ensar” lakabını koymuştur.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın vefatından sonra Hazret-i Ebû Bekir (r.a.), Kur’an-i Kerim’i toplama vazifesini üzerine almıştı. Bütün Eshab-i Kiram (r.anhüm) aynı vazifeye katılmış olup, Übeyy bin Ka’b (r.a.) da Kuran-ı Kerim’i toplama ve yazmaşınde görevlendirilmiştir.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) dönemimde önemli görevlerde bulunan Übeyy bin Ka’b (r.a.), Hazret-i Ömer (r.a.) devrinde de, Hazrec kabilesini, müşavere meclisinde temsil etmiştir. Ayrıca boş zamanlarında Müslümanlara dersler vermiş, ilim öğretmiştir.

Ayrıca bu devirde fetva vazifesini de üzerine almış, başka görevler verilmek istenince de kabul etmemiş, yalnız Ramazan ayında Mescid-i Nebevvi’de kılınan TERAVİH NAMAZLARINDA İMÂMLIK GÖREVİNİ KABUL ETMİŞTİR.

Hazret-i Ömer (r.a.) de kendisine;

-“Ebu’t-tufeyl, ve seyyidil müslümin” künyesini vermişlerdir.

Hazret-i Osman devrinde Kur’an-ı Kerim’in çoğaltılma işlerinde Übeyy bin Ka’b (r.a.) heyetin başkanı olmuş, başka önemli görevlerde de bulunmuştur.

Übeyy bin Ka’b (r.a.), hayatını İslami ilimlere adamış bir sahabi idi. Kur’an da, tefsirde, hadiste, büyük bir imâm olup, ünlü fakıhlerdendir. Medine-i Münevvere’de Übeyy bin Ka’b (r.a.), Peygamber efendimiz (s.a.v.) in meclisinden hiç ayrılmazlardı.

Bu sebeple Resulullah (s.a.v.) tan ilim öğrenme şerefine nail olmuştur. Bir çok defalar Peygamberimiz (s.a.v.) in mübarek iltifatlarına mazhar olan Übeyy (r.a.) in Tevrat’a incil’e ve diğer semavi kitablara ait bilgisi çok fazla idi.

İlmi yönden çok geniş bir kültüre sahip olması sebebiyle Hazret-i Ömer kendisine çok hürmet gösterir, danışılması gereken konularda O’nun salahiyetli (yetkili) olduğunu söylerdi.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Arafat bölgesi

Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anu)- 3

Übeyy bin Ka’b (r.a.), Kur’an-ı kerim’i bizzat Peygamber efendimiz (s.a.v.) den öğrenenler arasındadır. Her ayet-i kerime’nin manâsını iyi bilirdi.

Übeyy bin Ka’b (r.a.) talebelerine karşı çok edepli, nazik ve disiplinli bir sahabi idi. Derslerini ciddi ve düzenli olmasını ister, boş söz ve soruları dinlemez, lüzumlu sorulara titizlikle cevap verirdi. Talebelerinden ayrı bir yere oturmaz, onlarla aynı seviyede bulunur, öylece ders verirdi.

Übeyy bin Ka’b (r.a.) in başka bir özelliği de,Kur’an-i Kerim’i bizzat kendi el yazısıyla yazması idi.

Yazmış olduğu bu mushafa da; “Hazret-i Übeyy Mushafı” denilmektedir.

Übeyy bin Ka’b (r.a.), tefsir ilmine hizmet eden müfessirlerin başında gelmektedir. Kur’an-ı kerim’i bizzat kur’an-i kerim ile tefsir eder, Esbab-ı nüzul (inme sebepleri) hakkında geniş bilgiler verirdi.

Hadis ilminde de büyük bir muhaddis idi. Hadis nakil ve rivayet konusunda da çok ihtiyatlı haraket etmiş, toplam 164 hadis-i şerif rivayet etmiştir.

Übeyy bin Ka’b (r.a.), Esha-i Kiram (r.anhüm) in müctehidlerindendi. Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) devrinde fıkıh konusunda bir otoriteydi. Bu durumunu Hazret-i Ömer (r.a.) zamanında da muhafaza ederek ortaya çıkan bir çok meseleyi fetvalarıyla hal yoluna koymuştur.

Übeyy bin Ka’b (r.a.), mescide gelip gidenlerin temiz ve tertipli olmalarını çok isterdi. Aksi durum vaki olduğunda çok üzülürlerdi. İkinci bir husus olarak da bid’atten çok kaçınırlar, doğruyu açıklamaktan hiç çekinmezlerdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) den ne görmüşlerse aynısını harfi harfine yaparlar, O’nun gibi yaşamaya çok dikkat gösterirlerdi. Peygamber efendimiz (s.a.v.) e karşı sevgi ve hürmeti de sonsuzdu.

“Haninü’l-Ciz” (Kuru hurma diğerinin ağlaması) mucizenin şahidlerinden ve ravilerinden birisi de Hazret-i Übeyy bin Ka’b (r.a.) dır.

Mescid-i Nebevvi’de minber yapılmadan önce Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) orada bulunan kuru bir hurma direğine yaslanarak, hutbelerini verirlerdi.

Minber yapıldıktan sonra Resulullah (s.a.v.) ın o direği terk etmesi üzerine direk, kalabalık bir cemaatın huzurunda inleyerek ağlamıştı.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bunun üzerine;

-“O’nun ağlaması, yanında okunan zikir ve hutbedeki zikr-i ilahi’nin ayrılığındandır.” Buyurmuştur.

Sonra Resulullah (s.a.v.) direğin yanına gelerek onu kucakladı ve bir şeyler konuştu.

Hurma ağacı Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a;

-“Cennete beni dik ki, benim meyvelerimden Cenab-ı Hakkın sevgili kulları yesin. Hem bir mekan ki orada bekâ bulup, çürümek yoktur.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem);

-“Peki öyle yaparım.” Dedi

Ve ilave etti.

-“Ebedi âlemi, geçici âleme tercih etti.”

Daha sonra direk minberin altına konuldu. Mescid genişletilmek için minber yıkılıacağı sırada Übeyy bin Ka’b (r.a.) direği yanına aldı ve çürüyünceye kadar muhafaza etti.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mescid-i Kıbleteyn’de bir hurma fidanınım yemiş verme halı

Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anu)- 4

Bütün hayatını Kur’an-i kerim’in hizmetinde geçiren Hazret-i Übeyy (r.a.) buyurdular ki;

-“Mü’min dört vasfında belli olur. Belâ ve musibete maruz kaldığında sabreder. Ni’met ve ikrama mazhar olduğunda şükreder, konuştuğu zaman doğru konuşur. Hükmettiği zaman adalete riayet eder.”

Yine Hazret-i Übeyy (r.a.) buyurdular ki;

-“Mü’min beş nur içinde dönüp dolaşır. Cenab-ı Hakkın; “Nur üzerine nur” buyurması buna işarettir. O’nun sözü nur, ilmi nur, girdiği yer nur, çıktığı yer nur ve kıyamet günü gideceği yer nur’dur.”

Birgün Resulullah (s.a.v.) mübarek ellerini, Übeyy bin Ka’b (r.a.) ın göğsüne koydular ve buyurdular ki;

-“Ya Rabbi! Burayı şekden (şüphe) ve takzibden (yalanlamaktan) koru.”

Hazret-i Übeyy bin Ka’b (r.a.) buyuruyor ki;

-“O anda bana bir hal oldu ki gümüş gibi beyaz bir yer gözüme göründü ve ben de oradan Rabbim’e sanki nazar ediyorcasına korkudan ter içinde kaldım.”

Kays bin Ubade (r.a.) hazretleri buyuryor ki;

-“Ben Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) in görmek için Medine’ye geldim. Gördüklerim içinde en çok Übeyy bin Ka’b (r.a.) dan hoşlandım. Her zaman O’nun yanında kallmak isterdim. Hep ön safta namaz kılardı. Ben de O’na yakın yerde bulunurdum.”

Birgün namazdan sonra bana buyurdu ki;

-“Sen tüccar mısın?”

Ben de;

-“Evet” dedim.

Bana buyurdular ki;

-“Tüccarların çoğu helak olurlar (Sen onlardan olma.) Lakin ben Müslüman olan tüccarlara çok acırım.”

Übeyy bin Ka’b (r.a.), Enes bin Ali (r.a.) ye buyurdular ki;

-“Sizler iki şeyi yapınız: Birisi hak yoldur ki, O İslam dinidir. İkincisi de, Resulullah (s.a.v.) ın sünneti seniyyesidir. Kim ki bu iki şeye riayet eder ve onunla beraber Allah-u Teâlâ’yı zikr ederse, O’nun korkusundan gözlerinden yaş gelirse o kimsenin vücuduna ateş temes etmez. Kim ki İslam yolunun üzerinde olsa ve sünneti seniyyede yaşasa, Allah-u Teâlâ’yı çok zikretmezse ve O’ndan çok korksa bütün günahları dökülür. Sonbaharda ağaçların yaprakları sararıp solduğunda bir rüzgar vurduğu zaman o gevşemiş bütün yapraklar nasıl dökülürse, O’nun aşkı ve korkusuyla ağlayıp, bedeni titreyen kimsenin de o yapraklar gibi günahları dökülür.”

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Uhud dağı (Peygamber Aleyhis selam’ın dişleri şehid olunca kaldığı mağara)

Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anhu)- 5

Ebû Ali (r.a.) buyuruyor ki;

-“Bir şahıs Übeyy bin Ka’b (r.a.) in yanına geldi.”

Ve dedi ki;

-“Bana nasıhat et.”

Hazret-i Übeyy bin Ka’b (r.a.) de O’na buyurdular ki;

-“Allah-u Teâlâ’nın kitabını yani Kur’an-i kerim’i kendinize İmâm yapın; yine O’nu kendinize hâkem yapın. O size yeter. O’nun hükmüne razı ol. Bu kitab öyle bir kitabtır ki, Resul-i Ekrem (s.a.v.) bize bırakmıştır ve sizin üzerinize öyle bir şahit tir ki, sizden ve sizden evvel gelenlerden zikretmiştir. Aranızda olan hükmü de açıklanmıştır. Sizlere ve sizlerden sonrakilere de çok güzel hâkemdir.”

Übeyy bin Emir (r.a.) dedi ki;

Bir sohbette Übeyy bin Ka’b (r.a.) bana buyurdular ki;

-“Kim ki, Allah-u Teâlâ’nın rızası için elindekini verirse muhakkak Allah-u Teâlâ da ondan daha iyisini ona ihsan eder ve hesapsız şekilde sevap yazar. Kim ki bunun aksini yapar, Allah-u Teâlâ elindekini de alır ve ona günah yazar.”

Übeyy bin Ka’b (r.a.) buyurdu ki;

-“Bir gün Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve selam) den işittim;

-“Kim dünyada hayır amel işlerse, ona çok müjdeler de vardır. Allah-u Teâlâ ona ahrette çok ihsanlarda bulunacaktır. Lakin kim ki bu dünya için çalışırsa ona ahretten hiçbir nasip yoktur.”

Yine Übeyy bin Ka’b (r.a.) Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir.

-“Ya Rabbi! Bizim hatalarımızı affet. Amden (bilerek) ve sehven (bilmiyerek) yaptığımız bütün kusurlarımızı bağışla, Ya Rabbi, senin verdiğin bereketten bizi mahrum etme. Ya Rabbi, senin haram kıldığın şeylerle de beni helak etme.”

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Übeyy bin Kab (Radiyallah-u anhu) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Tomurcuk gül

Ebû Hureyre (Radiyallah-u anhu);

Meşhur Sahabi. Eshab-i Kiram (r.anhüm) arasında en çok hadis-i şerif bilen ve rivayet edenlerdendir.

İsmi hakkında değişik rivayetler olup, en doğru rivayete göre isminin Abdurrahman bin Sahr olduğu bildirilmiştir.

Yemen’in Devs kabilesindendir. Künyesi Ebû Hureyre’dır. Bu künyenin verilişi hakkında kendisi şöyle demiştir.

-“Ben çocukken koyunlarımızı güderdim. Küçük bir kedim vardı. Gündüz onu yanıma alır, onunla oynardım. Gece otların arasına bırakırdım. Bu sebeple baban bana Ebû Hureyre (kedicik babası)” dedi.

Bir rivayeti de şöyledir;

-“Bir gün kaftanımın içine küçük bir kedi taşıyordum.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) gördü;

-“Nedir bu?” buyurdu.

Ben de;

-“Kedicik.” Dedim.

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) bana;

-“Ey kedicik babası.” Buyurdu.

Ebû Hureyre (r.a.) 57 (M. 678) senesinde 78 yaşında iken Medine-i Münevvere’de vefat etti.

Ebû Hureyre (r.a.) hicretin 7. senesinde (M. 628) Hayber’de Müslüman oldu. Gençliğinde fakirlik ve sıkıntı içinde yaşamıştır.

Müslüman olduğunda 30 yaşını geçmişti. Yemen’deki Devs kabilesinin en ileri gelenlerden ve meşhur şair olan Tufeyl bin Amr (r.a.) vasıtasıyle Müslüman oldu.

Tufeyl bin Amr (r.a.) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in duâ’sı ve emri üzerine kabilesini İslam’a davet edince ilk kabul eden Ebû Hureyre (r.a.) oldu.

Hicretin 7. yılında Tufeyl bin Amr (r.a.) iman edenlerle birlikte Yemen’den ayrıldılar. Yetmiş kişiden fazla bir kafile halinde Medine’ye geldiler.

Ebû Hureyre (r.a.) biran önce Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve selem) i görmek, O’na kavuşmak aşkıyla yanıyordu. Yolculuğun uzun sürmesinden sıklıyor, sabırsızlanıyordu. Bu halini şu beyitle dile getirmiştir;

-“Yâ leyleten min tûlihâ ve anâihâ,
Âlâ enneha min daret-il küfri necceti.”

(-“Ey yolculuk gecesi! Bıktım yolun uzunluğundan ve sıkıntısından. Fakat bu yolculuktur, kurtaran beni küfür ve inkar yurdundan…)”

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Hureyre (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

D.S.İ. Piknik alanı (Çağ-Çağ barajı) Nusaybin

Ebû Hureyre (Radiyallah-u anhu)- 2

Ebû Hureyre (r.a.), Medine’ye geldiği sırada Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) Heyber’in fethine gitmişti.

Bu gelişini şöyle anlatmıştır;

-“Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) Heyber’de bulunduğu sırada Medine’ye muhacir olarak geldim. Sabah namazını Resulullah (s.a.v.) ın vekil bıraktığı Siba’ bin Urfuta (r.a.) nın arkasında kıldım. Birinci rek’atte Meryem suresini okudu. Namaz’dan sonra Siba bin Urfuta (r.a.) nın yanına vardık, bize bir miktar yiyecek ikram etti.”

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) Hayber’de olduğu için Medine’ye gelen bu kafile doğruca Hayber’e haraket etti. Oraya vardıklarında Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) Natat kalesini fethetmiş, Kâtibe kalesini de kuşatmıştı.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) in yanına vardıklarında Ebû hureyre (r.a.) ye bakıp;

-“Sen kimlerdensin?” buyurdu.

O da;

-“Devs kabilesindenim!” dedi.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Devs içinde kimi gördümse, Onda hayır gördüm.” Buyurdu.

Bundan sonra Ebû hureyre (r.a.) Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) e Müslüman olduğuna dair biat etti. Eliyle musafeha ederek, Müslüman olduğunu bildirdi.

Ebû Hureyre (r.a.) gelirken yolda kölesini kaybetmişti. Kendisi Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) le otururken kölesi çıkageldi.

Peygamber efendimiz (Sallallahua leyhi ve selem);

-“İşte kölen geldi.” Buyurdu.

Bunun üzerine Ebû Hureyre (r.a.);

-“Şahid ol ki O, hürdür. Ben onu Allah rızası için azâd ettim.” Dedi.

Hayber’in fethinden sonra Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) Ebû Hureyre (r.a.) ye ve Yemen’den gelen Devs’lilere Hayber’de alınan ganimetlerden hisse verdi. Sonra Medine’ye döndüler. Bundan sonra Ebû Hureyre (r.a.) Yemen’e dönmeyip Medine’de kaldı.

Ebû Hureyre (r.a.) Peygambermiz (s.a.v.) in yanına geldikten sonra artık O’ndan hiç ayrılmadı. Ticaret, mal, servet gibi hiçbir meşgâlesi yoktu. Bunlarla hiç uğraşmadı. Eshab-i Kiram’ın en fakiri olup, Eshab-i Suffa arasına katıldı.

Eshab-i Suffa kimlere denir;

Eshab-i Suffa, mescid-i nebi’de kalır hep ilimle meşgul olurlardı.

Ebû hureyre (r.a.) Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) in hep huzurunda bulundu. Bu hal Peygamberimiz (s.a.v.) in vefatına kadar dört sene sürdü. İşçilik yaparak geçimini temin etti. Yemen’den gelen annesi de yanında kalmakta idi.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Hureyre (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu