‘Rasulullahın Zevceleri’ olarak etiketlenmiş yazılar
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha);
20 Temmuz 2009Kâ’be-i Şerif (Çok eski resim)
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha);
Peygamberimizin mübârek hanımlarından. İsmi Hind’dir. Künyesi Ümmü Seleme’dir. Künyesiyle meşhûrdur. Babası Ebû Umeyye Süheyl bin Mugîre bin Abdullah bin Ömer bin Mahzum, annesi Âtıke binti Âmir’dir. Mekke’de Bi’setten onbeş sene kadar önce doğduğu tahmin edilmektedir. Medine’de 57 (m. 667) senesinde vefât etti.
İlk önce, halasının oğlu Ebû Seleme bin Abdulesad ile evlendi. Kocasıyla beraber İslâmiyeti ilk kabul edenlerdendir. Mekke’deki kâfirlerin, müslümanlara eziyet ve zararları dayanılmayacak bir hâl alınca, Habeşistan’a hicret etti. Habeşistan’da Zeyneb, Seleme, Ömer ve Dürre isimlerinde dört çocuğu doğdu. Mekke’ye tekrar geldilerse de, kâfirlerin müslümanlara zulümleri neticesinde Bisetin onbirinci senesinde Medine’ye hicret etmek istediler. Medine yolunda da eziyet ile karşılaştılar. Yolları tutulup, kocasından ve çocuklarından ayırdılar. Ebû Seleme Medine’ye gidince, Ebtah’ta bir yıla yakın ağladı. Amcasıoğlu insafa gelip, akrabalarına Ümmü Seleme’nin acı hâlini anlattı. Medine’ye kocasının yanına gitmesine müsaade ettiler. Çocuğunu da yanına alıp, Kûba’da kocasıyla buluştu. Ebû Seleme ile Medine’ye geldi. Ümmü Seleme, Ebû Seleme’nin sevinçli geldiğin de “Resûlullahtan bir söz işittim. Ona sevindim; müslümanlardan, musîbete uğrayan bir kimse, musîbete uğradığı zaman “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun” der ve sonra da “Yâ Rabbi! Uğradığım bu musîbetimde bana ecir ihsan et. Uğranılan musîbetime karşılık daha hayırlısını bedel kıl! diye duâ edene, muhakkak, Allah, bunun mükafatını verir”, buyurduğunu rivâyet etti. Ebû Seleme, Uhud Gazvesine katılıp yara aldı. Ümmü Seleme kocasına; “İşittiğime göre; kocası vefât eden Cennetlik bir kadın, başkasıyla evlenmezse, Allahü teâlâ onu Cennette kocasıyla bir araya getirecek. Yine Cennetlik kadın vefât edince, Cennetlik kocası başkasıyla evlenmezse, Allahü teâlâ onu da Cennete hanımı ile beraber götürecek.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Ümmü Seleme (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 2
20 Temmuz 2009Medine-i Münevvere -Çok eski resim- (Mekke müzesinden alınmıştır)
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 2
O halde, gel seninle sözleşelim. Ne sen, benden sonra evlen; ne de ben, senden sonra evleneyim.” deyince; Ebû Seleme, hakikaten sözünü tutup, tutamayacağını sorunca: “Ben sana itaat etmek, sözünü dinlemek için danıştım.” Bu cevap üzerine Ebû Seleme; “Ben vefât edince, sen evlen”, buyurup, “Allahım! Ümmü Seleme’ye, benden sonra, benden daha hayırlı, onu hor görmiyecek, incitmiyecek bir koca nasip et!” diye duâ etti. Ebû Seleme, Uhud Gazvesi’nden sonra şehîd olunca, dul kaldı. Peygamber efendimize (s.a.v.) Hz. Ebû Seleme’nin şehîdliğini haber verip, nasıl duâ edeceğim, diye sual buyurunca; “Yâ Rabbi! Beni ve onu afv eyle! Bana onun ardından, ondan daha hayırlı, daha güzel, bir bedel ihsan et” duasını öğrenip, hayret etmesine rağmen emrini yerine getirdi. Hayreti ise, hayırlının kim olduğudur. İddet müddeti bitince; önce Hz. Ebû Bekir sonra da Hz. Ömer talip olup, istediyse de, kabul etmedi. Resûlullah (s.a.v.) isteyince de, dünürcü Hâtib bin Ebî Beltaa’ya; Resûlullah’a hürmetlerini arz ettikten sonra; kıskançlığını, çocuklarını ve şahid olarak velisinin bulunmadığını bildirdi. Resûlallah da, Allahü teâlânın kıskançlığı gidereceğini, kendisi çocuklarına bakacağını bildirince, nikâh kıyıldı. Mihr ve cehiz olarak; iki adet el değirmeni, birer adet de su testisi, çanak, deri yüzlü ve içi hurma lifi dolu bir yastık ile içi hurma lifi dolu bir döşek verdi. Ümmü Seleme “Yâ Rabbi! Beni ve Ebû Seleme’yi afv eyle! Bana O’nun ardından, ondan daha hayırlı, daha güzel bir bedel ihsan eyle!” diye ettiği duâ kabul olarak, Hz. Muhammed (s.a.v.) ile nikâhlanmak nasip oldu. Peygamber efendimiz ile 4 (m. 626) senesinde Şevval ayının sonunda evlendi. Hz. Ümmü Seleme, Peygamber efendimizin Veda Haccı dahil vefâtına kadar yanında kaldı. Pek çok hâdiseye şahit olup, hadîs-i şerîf dinlemekle şereflendi. Bunların da üçyüzyetmişsekizini rivâyetle müslümanlara intikâl ettirdi. Kendisinden çocukları Ömer, Zeyneb, kardeşi Âmir, yeğeni Mus’ab bin Abdullah, kölelerinden Benhan, Abdullah bin Râfi’, Safine, İbni Sefine, Ebû Kesir, azadlı cariyesi Hayre ve oğlu Hasan, Safiye binti Şeybe, Hind binti Hâris Feasiye, Kubeyse binti Durayb, Abdurrahman İbni Hâris, İbni Hişam, Ebû Osman Ahdî, Ebû Va’il, Sa’d bin Müseyyib, Ebû Seleme, Hamid bin Abdurrahman, Urve bin Zübeyr, Ebû Bekir bin Abdurrahman, Süleyman bin Yaser hadîs-i şerîf rivâyet etti.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Ümmü Seleme (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 3
20 Temmuz 2009
Medine-i Münevvere -çok eski resim- (Mekke müzesinden alınmıştır)
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 3
Hz. Ümmü Seleme, hadîs ilminde üstün olduğu gibi, Eshâb-ı kirâm kadınlarının içinde fıkhı en iyi bilenlerdendi. Hayatını zühd, takva ve ibâdetle geçirdi. Her ayın ilk Pazartesi, Perşembe ve Cuma günlerinde oruç tutardı. Namazın faziletlerine ve vaktine çok dikkat ederdi, öğle namazını geciktirenlere; “Zât-ı Se’âdetleri (Hz. Muhammed (s.a.v.) öğle namazını erken kılardı. Siz ise ikindiye bırakıyorsunuz” diyerek geç kılmamalarını tavsiye ederdi. İnsanlara merhametli, çocuklara çok şefkatliydi. Müşfik bir anne olup, ilk kocasından olan çocukları hakkında Resûlullaha; “Bunlara gösterdiğim şefkat karşılığı ben ne kadar sevab elde edeceğim” diye sorunca, çok sevab olduğu cevabını aldı. Kendisi cömerd olduğu gibi başkalarını da teşvik ederdi. Fakirlerin ihtiyacını karşılayıp, iki hurma da olsa boş göndermezdi. Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman bin Avf çok miktarda mal ve servetinin biriktiğini, dağılıp gideceğini söyleyince; harcayıp dağıtmasını tavsiye etti. Bu hususta Peygamberimizin (s.a.v.) bir hadîs-i şerîfini de rivâyet etti: “Benim sahâbîlerim içinde öyle kimseler vardır ki, benden sonra gözleri bir şey görmez.” Yine Peygamber efendimizin şöyle duâ ettiğini rivâyet etti: “Ey kalbleri hâlden hâle inkılâb ettiren! Kalbimizi senin dînin, üzerine sabit kıl.” Yine “Allahım! Kalbimi temizlemeni ve edeb yerimi korumanı senden dilerim.” Peygamber efendimize çok hürmetkâr olup, onun her şeyi ile bereketlenmek isterdi. Kendisi hizmetini yaptığı gibi, ömrünün sonuna kadar Resûlullah’a hizmet etmek şartıyla kölesini azat etti. Bereketlenmek niyyetiyle Peygamberimizin mübârek sakalından bir kaç teli gümüş kutuda saklardı. Eshâb-ı kirâm’dan birinin bir sıkıntısı olursa, bir kâse su getirip, sakal-ı şerîfi suya daldırır, o kimsenin yüzüne sürerdi. O kimsenin de sıkıntısı giderdi. Kadınların namahreme yani yabancılara görünmemesi hususunda da şu hadîs-i şerîfi nakletti: “İbn-i Ümmü Mektûm a’mâ (gözleri görmeyen) olup, bir gün Resûlullahın huzuruna girmek için müsaade istedi. Ümmü Seleme ve Hz. Meymûne de oradaydı. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) hanımlarına: “Çekilin ve saklanın” buyurunca hanımları “Bu gelenin iki, gözü de görmez. Niçin çekilelim?” diye sebebini sorunca: “O görmüyorsa siz de mi görmüyorsunuz?” cevabını aldıklarını nakletti.
Hz. Ümmü Seleme, Peygamber efendimizin en son vefât eden mübârek hanımıdır. Medine’de 57 (m. 667) senesinde vefât etti. Medine-i Münevvere’de Baki’ Kabristanlığına defn edildi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Ümmü Seleme (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 4
20 Temmuz 2009Eski Medine resmini tasvir eden gravür
Ümmü Seleme (Radiyallah-u anha) – 4
Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
“Namaz, (namaza devam edin). Eliniz altında bulunanlara güçlerinden fazla iş teklif etmeyin. Kadınlarınız hakkında Allah’tan korkun; onlar sizin elinizde (bir nevi) hürriyetlerini kaybetmişlerdir. Onları, Allah ile muahede ederek aldınız ve Allah adı ile onları kendinize helâl ettiniz. (Allahtan korkun onlara iyi muamelede bulunun).”
“Akşamın farzından sonra altı rekât namaz kılan kimse, tam bir sene nafile ibadet etmiş sevabını alır veya Kadir gecesini ihya etmiş sayılır.”
“İleride bir takım âmirler başınıza gelecektir ki, bazı emirlerini kabul edecek, bazılarını inkâr edeceksiniz. İnkâr edenler beraat edecek, sevmiyenler selâmete erecek; fakat kabul edip onlara uyanları Allah rahmetinden mahrum kılacaktır. Denildi ki (Yâ Resûlallah) Onlarla harp etmeyelim mi? Resûlullah (s.a.v.)
“Hayır!… Namaz kıldıkları sürece harb etmeyiniz.”
“Bir kimse, Mescid-i Aksa’dan hac veya umre niyetine ihrama girerse, anasından doğduğu gibi temiz olur.”
“İçinizde kim hilâl-i Zilhicceyi görüp de Kurban kesmek niyetinde bulunursa kurban kesinceye kadar vücudundaki saç ve kılları ile tırnakları kesmekten vazgeçsin.”
“Kuvvet ve bahadırlık güreşçilik değil, asıl kuvvet gadap ânında nefse hâkim olmaktır.”
“Bir kimsede üç şeyden biri bulunmazsa ameli kıymet ifade etmez ve hesaba değmez. Haramdan alıkoyacak takva; sefihe uymaktan menedecek hilm, halk arasında hüsnü muamele ile yaşayacağı bir ahlâk.”
“Kendisinde üç haslet veya bunlardan biri bulunmayanın hiç bir ameline kıymet vermeyiniz:
1- İsyandan kendisini alıkoyacak takva ve Allah korkusu,
2- Kötüye karşı susmasını bildirecek hilim, yumuşaklık,
3- İnsanlarla geçim sağlayacak güzel huy.”
“Bir kimse insanlar kendisine baksın diye. tefahur (öğünmek) için giymek üzere bir elbise alırsa, Allah, o elbiseyi çıkarıncaya. kadar onun yüzüne bakmaz.”
”Kendisinden kocası râzı olduğu halde ölen her (müslüman) kadın Cennet’e girer.”
“Kendinize beddua etmeyin, ancak hayırlı duâ edin. Zira Melâike dediğinize “âmin” der.”
“Bir kimse “Allahümmağfirli ve lil mü’minîne vel mü’minat” derse her mü’min adedince sevab alır.”
KAYNAKLAR
1) Kâmûs-ül-al’âm cild-1, sh-1069
2) Üsûd-ül-gâbe cild-5, sh-885
3) Sahîh-i Buhârî cild-2, sh-306, 308
4) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-6, sh-289
5) İbn-i Hişâm cild-3 sh-644
6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8, sh-86
7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1079, 1012, 371
8) Eshâb-ı Kirâm sh-403
9) Mevâhib-i Ledünniyye cild-1, sh-218
10) El-İsâbe cild-4, sh-458
11) El-İstiâb cild-4, sh-454
Cild; 1
Sh; 165-167
İslam âlimleri ansiklopedisi
Kaynaklar;
(1-Kâsmüs-ül-al’âm; cild-1, sahife; 1069)
(2-Üsüd-ül gâbe; cild- 5, sahife; 885)
(3-Sahihi Buhari; cild- 2, sahife 306, 308)
(4-Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild- 6, sahife; 289)
(5-İbn-i Hişam; cild- 3, sahife;644)
(6-Tabakat-ı İbn-i sa’d; cild- 8, sahife; 86)
(7-Tam ilmihal Saadtei ebediye sahife; 1079, 1012, 371)
(8-Eshab-i Kiram; sahife, 403)
(9-Mevahib-i Ledünniyye; cild – 1 sahife; 218)
(10-el-İsabe cild- 4 sahife 458)
(11-el-İstiab; cild- 4, sahife; 454)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Ümmü Seleme (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) ;
20 Temmuz 2009Kâ’be-i Şerif (çok eski resim)
Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) ;
Peygamber efendimizin mübârek hanımlarından. İsmi Zeyneb, Künyesi Ümmü Hakem’di. Beni Esad kabilesinden Burre’nin kızı olup, annesi Resûlullah’ın halası Ümeyme’dir. Burre Îmân etmediği için Cahş denildi. Mekke’de Bi’setten yirmi sene önce doğup, Medine’de 20 (m. 640) yılında vefât etti.
Hz. Zeyneb ilk îmân edenlerdendi. Mekke’den Medine’ye hicret etti. Bekârdı. Resûlullah (s.a.v.) azadlı kölesi olan Zeyd bin Hârise’ye 2 (m. 623) yılında nikâhlandı. Zeyd bin Hârise(r.a.) Hz. Zeyneb’in hakkını gözetemediğinden bir yıl sonra hicretin üçüncü senesinde ayrıldılar. Hz. Zeyneb, Zeyd’den (r.a.) ayrıldıktan sonra geçen bir kaç ay içinde, bir azadlı tarafından zevceliğe lâyık görülmemiş bir duruma düşmesini düşünüp, üzülüyordu. Resûl aleyhisselâm, halasının kızının durumuna üzülüp, onun şerefini iade etmek, aynı zamanda bir cahiliyye âdeti olan, evlâtlıkların zevceleriyle evlenme yasağını ortadan kaldırmak isteyerek, Hz. Zeyneb’i nikâh etmek istedi. Zeyneb (r.anha) bunu işitince, sevincinden iki rekât namaz kılıp, “Yâ Rabbi! Senin Resûlün beni istiyor. Eğer onun zevceliği ile şereflenmemi takdir buyurdun ise, beni ona sen ver” diye duâ etti. Duası kabul olup, Ahzâb sûresinin otuzyedinci âyet-i kerîmesi gelerek “Zeyd, onun hakkında istediğini yapdıktan sonra (yani Zeyneb’i boşadıktan sonra), biz, onu sana zevce eyledik” buyuruldu. Zeyneb’in nikâhını Allahü teâlâ yapdığı için, Resûlullah (s.a.v.) ayrıca nikâh yapmadı. Hz. Zeyneb bununla her an öğünür ve her kadını babası evlendirir. Beni ise, Allahü teâlâ nikâhladı, derdi. O zaman otuzsekiz yaşında idi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) -2
20 Temmuz 2009Kâ’be-i şerif (eski resim) Osmanlıların inşa ettikleri Ecyed kalesi
Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) -2
Hz. Zeyneb’in, Zeyd bin Hârise ile nikâhlanıp evlenmesi ile, Eshâb-ı kirâm arasında hâlâ devam eden bir çok örf ve âdetlerin (gelenek görenek) ortadan kalkması sağlanmıştır. Meselâ önceleri halk zannederdi ki, evlâd edinilmiş, bulunan kimse, kendi öz evlâdı hükmünü almaktadır. Cenâb-ı Hak, son Peygamberi vasıtasıyla amelen bu hususu değiştirmiş ve ortadan kaldırmıştır. Hür kimse ile köleyi aynı seviyede tutmuştur. Aradaki imtiyazı ortadan silip atmıştır. Hz. Zeyd gibi bir köleyi, Benî Hâşim ile aynı seviyeye getirmiştir. Fransız’ların edebsiz şâiri Volter, Resûlullahın (s.a.v.) Hz. Zeyneb’i zevceliğe kabul buyurmasını, tarihlere, vak’a ve haberlere taban tabana zıd ve uydurma, adî ve alçak iftiralarla, şiir düzerek bir tiyatro kitabı yazmıştır. Edebiyat ve fikir adamına yakışmayan bu çirkin, iğrenç yazısı, kendisini aforoz etmiş olan, büyük düşmanı papanın hoşuna gitmiş, kendisini okşayıcı mektub yazmıştır. Müslümanların halifesi, Sultan ikinci Ajbdülhamid Hân, bu piyesin sahnede oynatılacağını işitince, Fransa ve İngiltere husûmetlerine ültimatom vererek hemen önlemiş, bütün insanlığı, yüz kızartıcı, aşağılıklardan kurtarmışdır.
Hz. Zeyneb’in düğün gecesi Peygamber efendimizin bir mucizesi daha görüldü. Duasının bereketiyle az yemek çoğaldı. Bütün davetliler yediği halde, Enes bin Mâlik’in (r.a.) annesi Ümmü Süleym’in gönderdiği yemek hiç azalmadı. Enes bin Mâlik, (r.a.) “Üçyüz kişi kadar yediği halde Peygamberimiz yemeği kaldır buyurmasıyla kabtaki yemeğin ortaya koyduğum zamanda mı çoktu, yoksa kaldırdığım zamanda mı? anlıyamadım” buyurdular.
Hz. Zeyneb, ihsanı, sadakayı pekçok severdi. El işlerinde de mahir idi. İşlediği şeyleri ve eline geçen herşeyi akrabasına ve fakirlere verirdi. Hz. Resûlullah; Hz. Zeyneb’in vefâtını şu hadîs-i şerîf ile haber verdi: “Zevcelerim arasında, bana en önce kavuşacak olanı, eli uzun olanıdır” Peygamber efendimizin (s.a.v.) pek çok iltifatına kavuşarak, yüksek makamlara sahip oldu. Sadaka ve ihsanı o kadar çoktur ki; Hz. Resûlullah’ın vefâtından sonra, halife Ömer (r.a.) Ezvâc-ı Mutahherâtın her birine onikibin dirhem verirdi. Bunu alır almaz hepsini sadaka eder, dağıtırdı. Nesilden nesile intikal eden bir menkıbede Hz. Zeyneb, Hz. Ömer’den hediyye gelince, O’na duâ etti. “Buna benden daha fazla ihtiyaç sahipleri vardır. Onu şuraya koyun, üzerini örtün” sonra kendisinin bir peçesini parçalayarak onu kese yaptı ve bu keselerle parayı akrabalarından muhtaç olanlara ve yetimlere dağıttı. Sonra da elini kaldırarak, “Allahım, bundan sonra bana Ömer’in atiyyesini nasib etme” buyurdu. Hakikaten o sene vefât etti. Resûlullahdan sonra, Zevcât-ı tâhirât (r.anhünne) arasında, en önce vefât eden budur.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) -3
20 Temmuz 2009Cennet-ül Baki’ kabristanlığı (Medine-i Münevvere)
Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) -3
Hz. Zeyneb, Hicretin yirminci yılında elliüç yaşında Medine’de vefât etti. Na’şının, Peygamberimizin Serir’i üzerine konularak taşınmasını vasiyet ettiğinden, öyle yapıldı. Cenaze namazını Halife Hz. Ömer kıldırdı. Tabutu Baki’ Kabristanlığına getirilirken kardeşi Ahmed bin Cahş âmâ haliyle ağlıyordu. Hz. Ömer, Ahmed’in ağlamasını işitince “Ey Ahmed, tabuttan uzaklaş! Cemâat seni sıkıştırmasın. Zeyneb’in tabutunu taşımak için kalabalık fazlalaşıyor” buyurdu. Ahmed ise; “Yâ Ömer! Bu her türlü hayır ve bereketi sayesinde kazandığımız kız kardeşimizdir. Bu ağıt yüreğimdeki ateşi soğutuyor.” dedi. Defn edileceği esnada Hz. Ömer, Zevcâtı Tâhirâta, Hz. Zeyneb’i kimin kabre koyabileceğini sordu; Sağlığında O’nu görmek, kimlere helâl ise, kabrine de onlar girer, indirirler!” Cevâbı üzerine; Muhammed bin Abdullah bin Cahş, Üsâme bin Zeyd, Abdullah bin Ubey, Ahmed bin Cahş ve Muhammed bin Talha kabre indirdiler. Bunlar hep yakın akrabasıydı. Hz. Âişe, onun vefâtı üzerine, “O se’âdetli ve iyi hatun aramızdan gitti. Yetimler ve dullar hamisiz kaldılar.” buyurdu. Hz. Âişe, Hz. Zeyneb’i çok medh ve sena ederdi. O’nun hakkında “İster dînî muameleler olsun, ister takva ve sadâkat olsun, ister sıla-i rahm olsun, isterse cömertlik ve fedâkârlık olsun, Zeyneb’den daha iyi hiçbir hatun yoktur.” Yine “Resûlullahın (s.a.v.) zevceleri içinde Zeyneb’den başka kimse, zat-ı se’âdetlerine yakınlık bakımından benimle boy ölçüşemez.” ve tekrar “Allahü teâlâ, Zeyneb binti Cahş’a rahmet eyleye. Hakikaten dünyâda onun mertebesinde hiç bir hatun yoktu. Hak teâlâ, Nebîsini onunla evlenmeye sevk eyleyip, Kur’ânın bazı ahkâmını indirmiştir” buyurdu. Hz. Ümmü Seleme de, Hz. Zeyneb hakkında: “Zeyneb salih, oruç tutan ve ibâdetle vakit geçiren bir hatundu.” buyurdu. Çok hassastı. Kuvvetli bir edebiyatçıydı. Onbir hadîs-i şerîf nakil etti. Bunlardan biri;
“Allahü teâlâya ve âhiret gününe îmân eden bir kadının zevcinden başka bir ölü için üç günden fazla yas tutması helâl değildir. Lâkin kadını zevcine karşı dört ay on gün teessürünü ifâde eder.”
KAYNAKLAR
1) Tabakât İbn-i Sa’d cild-8, sh-101
2) Üsüd-ül-gâbe cild-5, sh-463, 464
3) El-İsâbe, cild-4, sh-313
4) El-İstiâb cild-4, sh-313
5) Târîh-i hamîs cild-1, sh-563, 564
6) Sahîh-i Buhârî cild-6, sh-122, 25, 26
7) Sahîh-i Müslim cild-4, sh-149, 152
8) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye 34. baskı, sh-334, 975, 1088, 1089
Cild; 1
Sh; 167-169
İslam âlimleri ansiklopedisi
Kaynaklar;
(1-Tabakat ibn-i Sa’d cild; 8 sahife; 101)
(2-Üsüdül-gâbe cild; 5 sahife 463-464)
(3-el-İsabe, cild; 4 sahife; 313)
(4-Tarihi Hamis cild; 1 sahife 563-564)
(5-Tarih-i hamis cild; 1 sahife 563- 564)
(6-Sahihi buhari cild; 6 sahife 1122-25-26)
(7-Sahihi Müslim cild; 4 sahife 149- 152)
(8-Tam ilmihal seadet-i Ebediye 34. baskı sahife; 334-975-1088-1089)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Zeyneb Binti Cahş (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha);
20 Temmuz 2009Kâ’be-i Şerif (Eski resim)
Hazret-i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha);
Peygamber efendimizin muhterem hanımlarından biri. Benî Mustalak kabilesi reisi Hâris bin Dırâr’ın kızıdır. Nesebi (silsilesi), Cüveyriyye binti Hâris bin Ebî Dırâr bir Hubeyd bin Cudeyme el-Mustalakî olduğu gibi bu silsilenin devamı olarak, bin Âmr İbni Rebîa bin Hârise bin Âmr el-Muzâiyye el-Mustalâkiyye’dir.
Hicretin beşinci yılında (m. 626) yapılan Benî Mustalak (veya Benî Müreysî) gazvesinde esir alınmıştı. Bu gazvede babası kaçarak canını kurtarmış, fakat, kızı ve kabilesinden 600 kişi esir düşmüştü. Esirlerin taksiminde Cüveyriyye (r.anha) Hz. Sâbit bin Kays’a düştü. Hz. Cüveyriye, Sâbit tarafından satılığa çıkarıldığında babası Hâris kızını almak için bir sürü deve getirdi. Bunların içinde çok iyi cins olan iki deveye kıyamayıp, şehir dışında sakladı. Hâris, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) huzuruna geldiğinde, Resûlullah efendimiz (s.a.v.) “Falan yerde sakladığın iki deveyi getir” buyurdu. Hâris, bu duruma çok şaşırdı. “Şehâdet ederim ki, Allah’tan başka tapılacak kulluk edilecek hak bir mabud, ilâh yoktur ve sen Onun elçisisin. Allahü teâlâya yemin ederim ki, Allahtan başka kimsenin bundan haberi yok idi” dedi. Böylece iki oğlu ve kabilesinden birçok insanla beraber müslüman oldu. Resûlullah (s.a.v.) develeri alıp, Hârise kızını geri verdi. Babası, ağabeyleri ve kabilesinden birçok insandan sonra, Cüveyriyye (r.anha) müslüman oldu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret- i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) – 2
20 Temmuz 2009
Medine-i Münevvere (Eski fotoğraf)
Hazret-i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) – 2
Yirmi yaşlarında müslüman olan Cüveyriyye’yi (r.anha) Resûlullah efendimiz babasından isteyip, kendilerine nikâhladılar ve 400 dirhem mehir takdir ettiler.
Resûlullah (s.a.v.) O’nunla evlendikten sonra, Berr olan ismini Cüveyriyye’ye çevirdi, İslâm tarihinde de, bu isimle anılmaya başlandı.
Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvan), Resûlullah’ın (s.a.v.) Cüveyriyye’yi (r.anha) nikâhladığını duyunca: “Biz Resûlullah’ın (s.a.v.) ailesinin, annemizin akrabalarını hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz” dediler. Bu hal yüzlerce esirin azâd olmasına vesile oldu. Cüveyriyye (r.anha) bu hali söyliyerek her zaman öğünürdü. Hatta denildi ki: “Cüveyriyye (r.anha)’nın mehri bütün Mustalak kabilesinin azâd edilmesi oldu.”
Bu ciheti takdir eden Âişe (r.anha) “Ben Cüveyriyye kadar kavmine hayrı dokunan kadın görmedim. Mustalakoğullarından yüzlerce kişi Cüveyriyye sayesinde esirlikten kurtulmuştur,” demiştir.
Peygamber efendimiz, evlenmelerinin hepsini Âişe (r.anha)’yı Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı. Bunlar dînî, siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. (Bkz. Muhammed aleyhisselâm). Nitekim Cüveyriyye (r.anha) ile olan evlenme de böyledir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem, hepsi Cebrâil (a.s.)’ın Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur.”
Hz. Cüveyriyye, Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte, diğer hanımları gibi, sırası geldiğinde zaman zaman muhtelif gazvelere iştirak etmiştir. Cüveyriyye (r.anha) izzet-i îmân sahibi metanetli bir hatun idi. Aynı zamanda çok ibâdet ederdi. Peygamber efendimiz O’nun yanına geldiklerinde O’nu çok zikir yapar, kelime-i tevhid söyler bulurdu.
Peygamberimiz (s.a.v.)’den bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler yedi tanedir. Kendisinden, İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Ubeyd İbn-i Sibik v.b. hadîs-i şerîf nakletmişlerdir.
İbn-i Abbas (r.a.), Cüveyriyye’den (r.anha) şöyle rivâyet etti:
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret- i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) – 3
20 Temmuz 2009
Cennet-ül Baki’ kabristanlığı (Çok eski fotoğraf)
Hazret-i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) – 3
“Bir sabah camide ibâdetle meşgul idim. Resûlullah (s.a.v.) uğradığında Sübhanallah zikrim yapıyordum. Resûlullah bir haceti (ihtiyacı) için dışarı çıktılar, öğle üzeri tekrar geldiler ve yine ben aynı zikir ile meşgul idim. Buyurdular ki “Sen hep böyle mi yaparsın?” “Evet” dedim. Tekrar “İstersen sana bir kaç kelime öğreteyim de bu kelimeleri söyleyesin ve hem senin nafile ibâdetlerin yerine geçe” buyurdular ve şu duayı öğrettiler. “Sübhanallahi adede halkıhî (3 defa) Sübhanallahi zînete Arşihî (3 defa), Sübhanallahi ridâ nefsihî (3 defa), Sübhanallahi midâde Kelimâtihî (3 defa).”
Hicrî 56 (m. 576) yılında Medine’de vefât etmiştir. Mervân bin Hakem tarafından namazı kılınıp, Bakî’ Kabristanlığına defn edilmiştir.
Ebû Eyyûb’ün Cüveyriyye (rsanha)’dan bildirdiği hadîs-i şerîfte “Bir Cuma günü, Peygamber efendimiz, Cüveyriyye (r.anha)’nın yanına gelmişlerdi. O gün Hz. Cüveyriyye oruçluydu. Peygamber efendimiz O’na “Yarın oruç tutacak mısın?” diye sordular. Cüveyriyye (r.anha) “Hayır” diye cevap verdi. Tekrar “Dün oruçlu mu idin?” diye sordular. Cüveyriyye, (r.anha) “Hayır yâ Resûlallah” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah “Öyle ise iftar et (orucunu boz)” buyurdular.
Ümmü Osman’ın Cüveyriyye (r.anha)’dan bildirdiği hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki: “Erkeklerden kim ipek elbise giyerse, Atlahü teâlâ kıyâmet günü O’na ateşten bir elbise giydirir.”
KAYNAKLAR
1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8, sh-116
2) El-İsâbe cild-4, sh-265
3) El-İstiâb cild-4, sh-358
4) Üsûd-ül-gâbe cild-5, sh-420
5) El-Â’Iâm cild-2, sh-148
6) Sıfat-us-Safve cild-2, sh-26
7) İbn-i Hişâm cild-4, sh-398
8) Kâmûs-ül-A’lâm cild-3, sh-1854
9) Mevahib-i Ledünniyye cild-1, sh 218
10) Envâr-ül-Muhammediyye sh-155
11) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4, sh-324, 429
12) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-995
Cild; 1
Sh; 169-170
İslam âlimleri ansiklopedisi
Kaynaklar
(1-Tabakat-ı İbn-i Sa’d cild 8, sahifa; 116)
(2-el-İsabe cild-4 sahife; 265)
(3-el-İstiâb cild; 4 sahife 358)
(4-Üsud-ül-gabe cild 5, sahife; 420)
(5-el-Â’lem cild; 2 sahife; 148)
(6-Sıfat-us-Safve cild; 2 sahife 26)
(7-İbn-i Hişam cild; 4 sahife; 398)
(8-Kamus-ül Â’lem cild; 3 sahife; 1854)
(9-Mevahib-i Ledünniyye cild 1 sahife; 218)
(10-Envar-ül Muhammediyye sahife; 155)
(11-Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild 4 sahife 324- 329)
(12-Tam ilmihal Se’âdeti Ebediyye sahife 995)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret- i Cüveyriyye bintü’l- Haris (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu









