Bu sitedeki yazılardan "ALLAHIN VELİ KULLARI" kategorisine ait olanlarının tümü aşağıdaki alt guruplar altında toplanmıştır. Kırmızı başlıklar o alt gurupların etiketleridir. Altlarında ikişer tane en son yazılar bulunmaktadır. Bir etiket altındaki yazıların tümü için kırmızı başlıklara tıklamalısınız.
» Uveys el Karanî
Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 11
Üzerinde Allah yazılı olan bir pide (Şehidilharameyn)
Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 11
Veysel Karani hazretleri (r.a.) bir dafesında üç gün üç gece yemek yememişti. Dördüncü gün sabahı dışarı çıktı. Yolda bir altun para gördü.
-“Bir kimsen düşmüştür.” Deyip almadı.
Açlığını gidermeye çalışırken baktı ki, bir koyun kendisine doğru gelir ve ağzında o bir altınla önünde durur.
Veysel Karani (r.a.);
-“Bir kimsenin olabilir.” Deyip, yüzünü çevirdi.
Koyun dile gelip;
-“Ben de, Senin kulu olduğun zatın kuluyum. Allah’ın rızkını Allah’ın kulundan al.” Dedi.
Veysel Karani hazretleri (r.a.), altını almak için elini uzatınca onu eline bıraktı ve koyun kayıboldu.
Veysel Karani Hazretleri (r.a.) buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ’yı tanıyana hiçbir şey gizli kalmaz.”
Yine buyurdu ki;
-“Ey İnsan bu fani hayatta Allah korkusunu kalbinden çıkarma! Kurtuluş çaresi O’na itâattır.”
Veysel Karani hazretleri (r.a.) buyurdu;
-“Yüksekliği aradım, tevazu’da buldum.”
-“Başkanlık aradım, halka nasihat’ta buldum.”
-“Neseb aradım, takva’da buldum.”
-“Şeref aradım, kanaat’te buldum,”
-“Rahatlık aradım, zühd’de buldum,”
-“Zenginlik aradım, tevekkül’de buldum.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 10
Fırından pişirilmiş, üzerinde Allah yazılı olarak çıkan bir pide (Şehidilharameyn)
Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 12
Veysel Karani (r.a.);
-“Ey kişi, bu kabir ve kefen, seni otuz senedir, Allah’dan alıkoydu. Sen Allah’ı düşünecek, zikr edecek yerde, hep kefeni ve kabri düşündün.” Buyurdu.
O kişi Veysel Karani hazretlerinin nuruyla o tehlikeyi kendinde gördü. Feryad ederek o kabre düşüp can verdi.
Bir zat, Veysel Karani (r.a.) yi ziyarete gitti.
Ona hitaben;
-“Ey Allah-u teâlâ’nın sevgili kulu. Bana bir nasihatta bulun?” dedi.
Veysel Karani hazretleri (r.a.);
-“Allah-u teâlâ’yı bilir misin?” dedi
Adam;
-“Evet bilirim.”
Veysel Karani hazretleri (r.a.);
-“Öyle ise, Allah-u Teâlâ’dan gayri şeyleri bilme. Bu yetişir.” Dedi.
Adam;
-“Ya Üveys (r.a.) bir nasihat daha söyle!” dedi.
Üveys-ül Karani (r.a.);
-“Allah-u Teâlâ seni biliyor mi?”
Adam;
-“Evet bilir.” Dedi.
Üveys-ül Karani (r.a.);
-“Öyle ise, Allah’tan gayrisi seni bilmesin. Allah-u Teâlâ’nın bilmesi senin için kafidir.”
Veysel Karani hazretleri (r.a.) yi çocuklar bazen taşa tutardı.
O ise çocuklara;
-“Yavrucaklar mutlaka beni taşa tutmanız gerekiyorsa, hiç olmazsa küçük taş atın da ayaklarımı kanatıp da namaz kılmakta bana zorluk olmasın.” Derdi.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
» Tasavvuf ve Tarikat ilkleri
Cüneyd-i Bağdad’i (Radiyallah-u anh)- 12
Bore gündük şelaleri (Nusaybin)
Cüneyd-i Bağdad’i (Radiayallah-u anh)- 12
Gizliden bir ses duydu ki;
-“Kendini yorma! Cünayd’in gözü Allah-u Teâlâ’nın zikri ile kaplamıştır. O’nun didarını görmeden açılmaz.’” Diyordu.
Yıkayan kimse, parmaklarını da açmak için çalıştı.
Fakat;
-“Kendisi açmayınca açılmaz.” Diye bir nida geldi.
Mubarek vücûdu yıkandı, kefenlendi ve cenaza namazını oğlu kıldırdı. Cenaze namazında bulunanların sayısı sayılmayacak kadar çoktu.
Vefatindan sonra büyük zatlardan biri kendisini rü’yada görüp;
-“Münker ve Nekir’in suallarına nasıl cevab verdin?” diye sorunca.
CüneydiBağdad’i (r.a.);
-“O iki melek bana gelip. “Men Rabbüke (Rabbin kim?) dediler.
Ben;
-“Allah-u Teâlâ benim ruhumu yartıp “Elestü birabbiküm= Ben sizin Rabbimiz değil miyim?” diye sorduğu zaman ben,”Evet, Sen bizim Rabbimizsin.” Cevabını vermiştim. Sizin, şimdi tekrar sormanızın ma’nası nedir?” dedim.
Ondan sonra beni bırakıp gittiler.
Cüneyd-i Bağdad’i hazretleri (r.a.) ya sordular;
-“Hiç ibadet ve taat yapmadan karşılıksız olarak Allah-u Teâlâ’nın lütfuna kavuşmak mümkün müdür?”
Cevabında Cüdeyd-i Bağdad’i (r.a.) buyurdu ki;
-“Zaten gelen bütün ni’metler, bütün iyilikler, hep Allah-u Teâlâ’nın lütfudur. Bu kadar âciz ve zavallı olan insanların yaptıkları ibadet ve tâatlerin, O’nun lütfu olan ni’metlere karşılık olması ne mümkündür.”
Cünayd-i Bağdad’i hazretleri (r.a.); buyurdu ki;
-“İnsanları Allah-u Teâlâ’nın sevgisine kavuşturacak yol, Yalnız Muhammed Aleyhis selam’ın yoludur. Bundan başka olan dinler, inançlar, rü’yalar çıkmaz sokaktır. İnsanı saadete kavuşturmazlar. Kur’an-i Kerim’in ahkâmını öğrenmiyen ve Hadis-i şeriflere uymayan kimse cahil ve gafildir. Buna uymamalıdır.”
Cüneyd-i Bağdad’i hazretleri (r.a.) buyurdu lar ki;
-“İbadet etmek bakımından dünyanın bir saatı, Kıyamet’in bin senesinden daha iyidir. Zira bu bir saatte, salih faydalı amel işlenebilir. Halbuki kiyametin o bin senesinde bir şey yapılmaz. O halde Ey Mü’min kardeşim! Vaktini boş şeylerle geçirme! Zamanın kıymetini ve en iyi şeyler için kullan! Namazlarını vaktinde kıl ki, kıyamet günü pişman olmayasın! Çok büyük sevaba kavuşasın!”
Kendisine gelip “dua” taleb edenlere Cüneyd-i Bağdada’i hazretleri (r.a.) şöyle “Dua”’da bulunurdu;
-“Cenab-i Hak, kendisine kavuşturan şeylere kavuştursun! Cenab-i Hak zenginliğini kalbine koysun! Seni bütün kötülüklerden alıp, kendisiyle meşgül kılsın! Sana büyük edep ihsan etsin! Kalbinden razı olmıyacağı şeyi çıkarıp rızasını koysun. Seni kendine varan en güzel ve doğru yola iletsin.”
Cüneyd-i Bağdad’i hazretleri (r.a.) buyuruyor ki;
-“Allah-u teâlâ her şey’i kıymetli yaratmıştır, ama bir şey’i En kıymetli yaratmıştır. O da vakittir. Vakit zayi olursa tekrar elde edilmesi mümkün değildir. Bunun için en kıymetli şey Vakittir.”
Cüneyd-i Bağdad’i Hazretleri (r.a.) buyuruyor ki;
-“Müslüman temiz toprağa benzer. Temiz toprağa her şey atılır. Ezilip, hakaret görür. Lakin ondan hep güzel, temiz faydalı şeyler çıkar.”
Cüneyd-i Bağdad’i (r.a.) buyurdu ki;
-“Tasavvuf, kalbi temizlemek ve her zaman Allah-u teâlâ ile olmaktır.
-“Rıza, belayı Ni’met saymaktır.”
-“İhlas, ameli Allah-u teâlâ için olmıyan karışık düşünce ve niyetlerden arındırmaktır.”
-“Fakirlik, kimseden bir şey istememek ve kimseye itiraz etmemektir.”
-“İlim, kendi haddini bilmek, tasavvuf, kelbi temizlemektir.
İslam âlimleri Ansiklopedisi
Alla-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri tasavvuf ehli olan Kendi veli Kullarının yüzü suyu hürmetine Günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Cüneyd-i Bağdad’i (Radiyallah-u anh)- 11
Dara Harabeleri (Mardin)
Cüneyd-i Bağdad’i (Radiayallah-u anh)- 11
Cüneyd-i Bağdad’, hazretleri (r.a.) bir gece uyandı. Uyumak istiyor, uyuyamiyordu. Oturmak istiyor, oturamiyordu. Bir zaman sonra kapıyı açıp dışarı çıktı. Baktı ki birisi üzerine âba örtmüş, büzülmüş vaziyette bekliyor
Cünayd-i Bağdad’i (r.a.) yi görünce başını kaldırdı ve;
-“Ey Efendim! Bu kadar bekletilir mi?” dedi.
Cüneyd (r.a.);
-“Gece geç vakitte geldiniz.” Buyurdu.
O kimse;
-“Kalblere haraket veren Allah’u Teâlâ’den taleb ettim ki, sizin kalbiniz bana teveccüh etsin.” Dedi.
Cüneyd (r.a.);
-“Ne istiyorsunuz?” diye sordu.
O kimse;
-“Nefsin hastalığına ilaç yok mudur?” deyince
Cüneyd (r.a.);
-“Nefsin ilacı, isteklerine muhalefet etmektir.” Buyurdu.
Bunun üzerine o kimse kendi kendine;
-“Ey ahmak nefsim! Bunu ben sana kaç defa söyledim. Ama sen Cüneyd (r.a.) den duymayınca inanmam.” Dedin.
Bir gün Sırrı-ye Sekati (r.a.) ye sordular;
-“Derecesi hocasının derecesinden yüksek olan talebe var mıdır?”
Buyurdu ki;
-“Evet vardır. Cüneyd (r.a.) in derecesi benden yüksektir.”
Ebu Muhammed Ceriri (r.a.) şöyle anlatiyor;
-“Cüneyd-i Bağdad’i hazretleri (r.a.) hastalanmıştı. Vefatından önce, ben başucunda bulunuyordum Devamli Kur’an-i kerim okuyordu. Hatmi tamamlayıp tekrar başladı.”
Ben dedim ki;
-“Efendim zaten çok halsızsınız. Kendinizi fazla yormayınız…”
Bana;
-“Ey Ebû Muhammed! Şu anda bunlara benden daha çok ihtiyacı olan kim vardır? Bak vefatim çok yaklaştı.” Buyurdu.
Cüneyd-i bağdad’i hazretleri (r.a.) vefât edeceği zaman çok üzgündü. Talebeleri korkup,
-“Efendim! Bizim ümidimiz, sizin şefaatınız bereketi ile kurtulmaktır. Sizin ise ızdıraplı ve üzüntülü bir haliniz var. Bu haliniz bizim yüreğimizi parçalıyor.” Dediler.
Bunlara cevaben Cüneyd-i Bağdad’i hazretleri (r.a.);
-“Ey dostlarım! Ben yetmiş senelik ibadet ve tâatımdan ve sizlere üstad olmak ile kazandıklarımın hepsini, bir kıl’le asılmış olduğunu ve rüzgar esmesi ile bir tüy misali sallandığını hisediyorum. Biliyorum ki, bu esen rüzgar, red rüzgarı mı, yoksa kabul rüzgarı mıdır?” Buyurdu.
Biraz sonra “Allah” diyerek rûhunu teslim etti.
Cüneyd-i Bağdad’i hazretleri (r.a.) yi yıkayan kimse, mübarek gözlerinin içine su ulaştırabilmek için uğraştı ise de, mümkün olmadı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri veli kullar hürmetine Son nefeste kelime-i şehadet ile ahrete göç etmeyi ihsan eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Allahın Veli Kulları
Son Yazılar
» Nakşibendi Silsilesi
Seyyid Sibğatullah-i Arvâsi (Radiyallah-u anhu);

Seyyid Sibğatullah-i Arvâsi (Radiyallah-u anhu) mübarek kabirleri
Seyyid Sibğatullah-i Arvâsi (Radiyallah-u anhu);
Osmanlılar zamanında Anadolu’da yaşayan evliyanın en büyüklerinden.”Ğavs-ül a’zam” ve “Ğavs” lakabları ile meşhurdur. Seyyid olup, Abdurrahman kutb hazretlerinin torunudur.
İnsanları hakka da’vet eden, onlara doğru yolu gösterip hakiki saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i âliyye” denilen büyük âlim ve velilerin “otuzikincisidir.” Seyyid Tâhâ-yı nehri (r.a.) nin talabesidir. 1287 ( M. 1870) senesinde vefat etti. Kabri Ğayda’dadır.
Seyyid Sibğatullah (r.a.) ın babası Seyyid Lütfi (r.a.), onun da babası Seyyid Abdurrahman Kutb hazretleridir. Abdurrahman Kutb için, Seyyid Taha hazretleri “Abdurrahman nikûnâm” (ismi güzel, şânı yüce) yahut “Kutb-i Arvasi” buyuruyorlardı.
Mubarek babası Lütfi Efendi, Seyyid Sibğatullah (r.a.) a küçük yaştan itibaren ilim öğretmeye başladı. Çok zeki olan Seyyid Sibğatullah (r.a.), kısa zamanda zahiri ilimleri okuyup öğrendi. Zamanın fen bilgilerinde de mütehassıs oldu. Tefsir, hadis, fıkıh gibi ilimlerde âlim olan Sibğatullah Efendi, Tasavvuf’ta da yetişip veliy-yi kâmil bir insan olmak için, Derviş Muhammed (r.a.) in talebesi Seyyid Muhyedin (r.a.) e gitti. Seyyid Muhyeddin (r.a.) o zaman Van’da talebe yetiştiriyordu.
Seyyid Sibğatullah Avrası (r.a.), hocasının verdiği vazifeleri yapmak için canla başla çalıştı. Ağır riyazetler ve mücahedeler çekti. Ya’ni nefsinin istediklerini yapmayıp, istemediklerini yaparak nefsibi terbiye etti. Uzun yıllar hocasına hizmet ederek, sohbetiyle şereflendi.
Nihayet bir gün Hocası ona;
-“Vefat etmiş velilerden istifade edecek, faidelenecek makama geldin.” Buyurdu.
Seyyid Muhyedin vefat edince, Şeyh Halid-i Cezri’ye gitti. Bu mübarek zatın vefatına kadar sohbetlerine katıldı, verdiği vazifeleri yaptı.
Sonra Seyyid Tâhâ hazretleri (r.a.) nin, Molla Murad Hurusi’yle gönderdiği;
-“Kendi yuvana dön.” Haberiyle, Tâhâ-i Hakkari (r.a.) nin şerefli hizmetine koştu.
Hakiki ve esas yuvaya kavuştu. O’nun paha biçilmez sohbetlerini, çölde susuz kalmış kimseler gibi bir kelime kaçırmayacak şekilde dinledi. Verilen vazifeleri ânında yerine getirdi.
Seyyid Tâhâ hazretleri (r.a.), Resulullah efendimiz (s.a.v.) den hocaları vasıtası ile gelen feyz ve bereketleri onun kalbine akıttı. Kalb gözü açılan Seyyid Sibğatullah Arvası (r.a.), tasavvuf’ta yüksek makamlara kavuştu.
Öyle ki;
Hızır Aleyhis selam ile görüşür, onunla sohbet ederdi. 1269 (M. 1852) senesinde, hocası Tâhâ-i Hakkari hazretleri vefat edince, onun yerine geçen Seyyid Salih hazretlerinin sohbetine devam etti.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Seyyid Sibğatullah-i Arvasi (Radiyallah-u anhu) yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Seyyid Tâhâ-yı (Hakkâri) Nehri (Radiyallah-u anhu);
Seyyid Tâhâ-yi Nehri Radiyallah-u anhu’nun Mübarek kabirleri
Seyyid Tâhâ-yı (Hakkâri) Nehri (Radiyallah-u anhu);
Osmanlılar zamanında Anadolu’da yaşayan evliyânın en büyüklerinden. İnsanları hakka da’vet eden, onlara doğru yolu gösterip hakiki saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i âliyye” denilen büyük âlim ve velilerin “otuzbirincisidir”
Abdulkdır Geylani hazretleri (r.a.) nin “onbirinci torunudur.” Ya’ni Peygamber efendimiz (s.a.v.) in soyundan olup, seyyid’dir.
Mevlânâ Hâlid-i Bağdadı (r.a.) nın talebelerindendir. Ruh bilgilerinin mütehassısı, Rabbani ilimlerin hazinesidir. Mevlânâ Halid (r.a.) in talebesi olan Seyyid Abdullah’ın kardeşi Molla Ahmed’in oğludur.
Lakabı; Şihabüddin, İmâdüdin ve kutb-ül irşad vel-medâr’dır. Hocası tarafından Şemdinan’da Nehri kasabasında ders vermeye me’mur edildi. Bütün İslâm âlimleri gibi, gecelerini gündüzlerine katarak İslâm’ın güzel ahlakını yaymış, herkesi iyilik yapmağa teşvik eylemiştir. 1269 (M. 1853) senesinde Nehri’de vefat etmiştir.
Seyyid Tâhâ (r.a.), çocukluğundan itibaren büyük bir üstad, vekâr ve heybet sahibi idi. Onu her gören ilerde pek büyük bir zat olacağını söylerdi.
Küçük yaşta Kur’an-i kerim’i hatmetti ve ezberledi. Sonra ilim tahsiline başladı. Süleymaniye, Kerkük, Irak, Erbil, Bağdad gibi ilim merkezlerine giderek şöhretli âlimlerden; tefsir, hadis, fıkıh gibi zahiri ilimleri, zamanın fen ve edebiyat bilgilerini öğrendi.
Seyyid Tâhâ hazretleri (r.a.), daha ilim talebesi iken, birgün Bağdad’a yakın bir yerde, çok küçük bir akarsudan abdest alıyordu.
Arkadaşları;
-“Bu su çok azdır, bununla abdest olmaz.” deyince
Seyyid Tâhâ hazretleri (r.a.);
-“Bu mâ-i câridir, ya’ni akar sudur. Dinimizde bununla abdeste izin vardır. Siz ilim talebesisiniz, bunları bilirsiniz. Sonra bu suda balık bile yaşar.” Buyurdu
Ve elini orada biriken su birikintisine sokup çıkardı. Arkadaşlara uzatarak;
-“Bakın bu suda kocaman balıklar yaşamaktadır.” Deyip elindeki balığı gösterdi.
Bu büyük kerâmeti gören arkadaşları;
-“Bundan sonra sen ne uyaparsan yap, bir daha sana i’tiraz etmiyeceğiz.” Dediler.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Seyyid Tahâ-yı Nehri (Radiyallah-u anhu) yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
» Kadın Evliyalar
Amine-i Remiliyye (Radiyallah-u anha);
Kasyan göleti (Nusaybin)
Amine-i Remiliyye (Radiyallah-u anha);
Tabiin devrinde yetişen hanım evliyaların büyüklerinden. Hicri ikinci asrın sonlarında, Kudüs civarında Remle şehrinde yaşamıştır. Doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. 200 yılında vefat etmiştir.
Amine-i Remliyye (Radiyallah-u anha) ilmi seviyesinin yükseliği ile kadın evliyalar arasında bilinmektedir. Kalbinde, dünyanın şan, şöhret ve malına zerre değer vermezdi.
Nefsinin zevk ve arzularından tamamen uzak olarak yaşar devamlı Allah u Teâlâ ya ibadetle meşgul olurdu ve dua ederdi. Haramlardan ve şüphelilerden kaçması, her şeyi Allah rızası için yapması herkes tarafından bilinirdi.
Bu bakımdan onu tanıyanlar, devamlı duasını isterlerdi. Hatta zamanın büyük evliyalarından olan bişr bin haris el-hafi hazretleri (r.a.), devamlı ziyaretine gider, ondan dua isterdi.
Günlerden bir gün bişr bin haris el Hafi hazretleri (r.a.) hastalandı. Yaşlı bir ihtiyar olarak rivayet edilen, o büyük hanım evliya, Remle’den kalkıp, bişr bin Haris (r.a.) in ziyaretine gitti.
Bu sırada Hanbeli mezhebinin kurucusu imam Ahmed bin Hanbel (r.a.) de Bişr bin Haris (r.a.) in ziyaretine gelmişti.
Yanında bulunan yaşlı ve ihtiyar hanımın kim olduğunu sorduğu zaman;
-“Amine-i Remliyye (r.a.) “ diye cevap verdi.
İmam Ahmed bin Hanbel (r.a.) hemen kendisinin duasına ihtiyacı olduğunu belirtti ve dua istedi. Bunun üzerine Amine-i Remliyye (r.a.) şu şekilde dua edildiği rivayet edilmektedir.
“Ey Allahım! Bişr bin Haris ve Ahmed bin Hanbel, Cehennem azabından kurtulmak istiyorlarsa, kurtar ve bağışla. Ey! Merhameti ve bağışı bol Allahım. Sen merhamet edenlerin en merhametlisindensin.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Amin-e Remiliye (Radiyallah-u anha) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Rabi’a-tül Adaviyye (radiyallah-u anha)- 11
Bor-e Veysike Çağ-Çağ nehri (Nusaybin)
Rabi’a-tül Adaviyye (radiyallah-u anha)- 11
Nakledildiğine göre;
Muhammed bin Eslam Tusi (r.a.), Nu’man Tusi (r.a.) Rabi’a-tül Adaviyye (r.anha) nın kabri başına gelip;
-“Halin nasıldır?” diye sordular.
Allah-u Teâlâ’nın izniyle şöyle cevab verdi;
-“Allah-u Teâlâ bana çok şeyler ihsan etti. Ni’metler içindeyim elhamdulillah.”
Bessar bin Gâlip en-Necrani (r.a.) diyor ki;
-“Rabi’a (r.anha) ye için vefatından sonra hep dua ederdim. Bir defasında onu ru’yada gördüm.”
Bana dedi ki;
-“Hediyelerin nûr’dan mendil içinde ve nûrla kaplanmış tabaklarla bize sunulmaktadır..”
Ben;
-“Bu nasıl oluyor?” dedim.
Rabi’a (r.anha);
-“Hayatta olan MÜ’MİNLER ÖLÜLER İÇİN DUA ETTİKLERİNDE, İPEK MENDİLLER İÇİNDE NÛRDAN TABAKLARA KONUP, ÖLÜYE GÖTÜRÜRLER VE ; (-“Bu sana filan dostunun hediyesidir.”) denilir.” Buyurdu.
Rabi’a-tül Adaviyye (r.anha) mübarek sözlrinden bazıları;
-“Ya rabbi! Dünyada, bana neyi takdir etmiş isen, onların hepsini düşmanlarına ver. Ahrette benim için hangi ni’metleri ihsan etmeyi takdir etmiş isen onları da dostlarına ver. Ben sadece seni istiyorum.”
-”Ya rabbi! eğer sana ibadet etmem Cehennem korkusu ile ise beni Cehennem’e at. Eğer Cennet’e girmek ümidi ile ibadet ediyor isem, cennet’i bana yasak eyle. Eğer sırf, senin rızan için ibadet ediyor isem, o halde baki olan Cemalin ile müşerref eyle.”
Rabi’a (r.anha) çok defa şöyle derdi;
-“İstiğfar etmekle kurtulduk sanırız…Halbuki o istiğfarlerimiz da, bir başka istiğfara muhtaçtır.”
Kendisine sordular;
-“İnsanı Allah-u Teâlâ’ya yaklaştıran en üstün şey nedir?”
Rabi’a (r.anha);
-“Muhabbet sahibi olan kişi, muhabbetinden öyle sadık olmalı ki, gönlünde O’nun için olmıyan hiçbir sevgi bulunmamalı.” Buyurdu.
Rabi’a-tül adaviyye (r.anha) buyurdu ki;
-“Kul Allah-u Teâlâ’nın sevgisini tattığı zaman, Allah o kulunun kusurlarını kendisine gösterir. Böylece o, başkalarının kusurlarını görmez olur.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Rabi’a-tül Adaviyye (Radiyallah-u anha) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu




Peygamber efendimizden bugüne kadar kopmadan, elden ele geçen, silsile olarak devam eden manevi mirasın "Nakşibendi Tarikatı Halidî - Haznevî Silsilesi"ndeki sahiplerinin adlarını tek sayfada görmek için tıklayın. »
