Kâdi Muhammed Zâhid; (Radiyallah-u anhu) – 4

23 Haziran 2008 Pazartesi

Bahçe Başı köyünün yakından görünüşü

Kâdi Muhammed Zâhid; (Radiyallah-u anhu) – 4

Sonra binek hayvanımı ve eşyalarımı alıp Semerkand’a Ubeydüllah-i Ahrâr (r.a.) ın yanına gittim. Huzuruna varınca bana bakıp tebessüm ederek;

-“Hoş geldin.” Dedi.

Bundan sonra sohbetine ve hizmetine devâm edip, yanından ayrılmadım.

Kâdı Muhammed Zâhıd Hazretleri (r.a.) asrının âlimlerinin en büyüklerinden olup, tasavvuf ilminde ve hâllerinde mütehassıs ve ilâhi sırların gizliliklerine vakıf idi. Kendinden sonra Kız kardeşinin oğlu Derviş Muhammed, yetiştirdiği veliler arasında en büyüğüdür.

Muhammed Zahıd (r.a.) ın “Mesmûât-ı Mevlânâ Kâdı Muhammed Zâhıd” ve “Silsilet-ül-ârifin” adlı eserleri meşhurdur.
“Mesmûât” adlı eserinde, hocası Ubeydüllah-i Ahrâr hazretleri (r.a.) nin sohbetlerinde dinlediklerini toplamıştır. Fârisi lisânda yazdığı bu eseri 155 varak olup, Süleymâniye kütüphânesi’nde vardır.

Bu eserinden bazı bölümler;

-“İnsanın yaratılmasından maksad, kulluk yapmasıdır. Kulluğun aslı ve özü ise, her hâlukârda Allah-u teâlâ’yı unutmamak, gâfil olmamak, tazarru (yalvarma) ve huşu’ (korku) içinde bulmaktır.

-“İbâdet ile ubûdiyet (kulluk) arasındaki fark; İbâdet, dinin emrettiği vazifeleri yapmak, ubûdiyet ise, kalbin gâfletten uzak ve dâimâ, Rabbini ta’zim eder hâlde olmasıdır.”

-“Temkin makamına kavuşmak için, zarûratsız söz söylememek lazımdır. Çok gülmek ve çok konuşmak kalbi öldürür. Temkin makâmı, huzur ve âgâhi (gafletten uzak) olmaktan ibarettir ki, bu hâl, gözdeki görme, kulaktaki işitme vasfı gibi hiç kayıbolmamalıdır. Kendisini Allah-ü teâlâ’nın her ân gördüğünü bilmelidir. Böyle bir hâle gelen kimsenin konuşması gerekir. Bu hâle kavuştuktan sonra, (insanları irşâd için) konuşmaması gaflettir. Gaflet ise, kalbin ölmesi demektir. Kalbin gafletten uzak olamsı, huzur ve âgâhi olmasıyladır. Bu nisbetin sahibi çok çalışmalı, ihtimam göstermeli ve bu nisbet zamanını iyi muhafaza etmelidir.”

Ubeydullah-i Ahrâr hazretleri (r.a.) buyurdu ki;

-“”Emr-i ma’rufu ve nehyi münkeri öyle yapmalı ki, ondan netice alınsın. Bunu yaparken insanların anlıyacağı şekilde yapmak lazımdır.

Hadis-i şerif’te;

-“İnsanlara akılları derecesinde konuş.” Buyuruldu.

Bir defasında Moğol Hânlarından biri Ubeydüllah-i Ahrâr hazretleri (r.a.) in huzuruna gelmişti. Müslüman olmayan bu Hân, domuz eti yerdi. Ona domuz eti İslâmiyette haramdır dese, yemekten vazgeçmeyecekti.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri “Silsile-i âliyye” denilen büyük âlim ve velilerin Ondukuzuncu’su Kâdı Muhammed Zâhıd (Radiyallah-u anhu) yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

“Kâdi Muhammed Zâhid; (Radiyallah-u anhu) – 4” için 1 Yorum

  1. Kâdi Muhammed Zâhid; (Radiyallah-u anhu) – 3 « بسم الله الرحمن الرحيم diyor ki:

    [...] 2Dinde Kırk Esas "Namaz" – 3 « Kâdi Muhammed Zâhid; (Radiyallah-u anhu) – 2 Kâdi Muhammed Zâhid; (Radiyallah-u anhu) – 4 [...]

Yorum Yapın