‘Hadis’ olarak etiketlenmiş yazılar
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 8 Biat-i Rıdvan
14 Ağustos 2009Biat-i Rıdvan’ın yapıldığı yer (Hudeybiye)
Muhammed bin Mesleme (Radiyallah-u anhu)- 8 Biat-i Rıdvan
Biât haberi Kureyş müşrikleri tarafından duyulunca üç gün yanlarına alıkoydukları Hazret-i Osman (r.a.) ı SERBEST BIRAKTILAR.
Hazret-i Osman (r.a.) derhal Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın huzuruna çıkıp geldi. Böylece Şahadeti ile haberlerin asılsız olduğu anlaşıldı.
Fakat biât yapılmış ve tamamlanmıştı.
Sahabe-i Kiram (r.anhüm) Hazret-i Osman (r.a.) a;
-“Herhalde Kâb’yi tavaf etmişsindir?” dediler.
Hazret-i Osman (r.a.) şu karşılığı verdi;
-“Vallahi! Mekke’de bir yıl kalsaydım ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) da Hueybiye’de otursaydı, O kâbe’yi TAVAF ETMEDİKÇE, BEN YİNE TEK BAŞIMA KÂ’BE’Yİ TAVAF ETMEZDİM.” (İbn-i Kayyum. Zâdü’l-Mead 2;137)
Hudeybiye andlaşmasında şahit olarak imza atan Sahabe (r.anhüm) den biri de Muhammed bin Mesleme (r.a.) dir.
Hudeybiye andlaşması;
İslâm ve Asr-i Sadet tarihinin bir ‘dönüm noktası’ olan bu musallahanın adını, Lugat, hadis ve fıkıh âlimleri şeddeli olarak Hudeybbiye ve Şecdesiz Hudeybiye şeklinde iki türlü okumuşlardır.
Hudeybiye, küçük bir köyün adıdır. Köyün bu ismi alması da orada “Şecere mescidi” yanında bir kuyu’dan dolayıdır.
Hudeybiye köyü ile Medine arasında dokuz konak, Mekke arasında da bir günlük mesafe vardır. (tercid tercemesi; 4; 240)
Hicretin 6. senesi, Zilkâde ayı (Milâdi 628) Rıdvan biâtı, Kureyşlileri fazlasıyla korkutmuştu. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in üzerlerine yürüyeceği endişesine kapılarak, alelacele sulh teklifinde bulunmak gayesiyle bir hey’et gönderdiler.
Hey’ette şu isimler vardı;
Süheyl bin Amr (başkan), Huveytip bin Abdu’l-Uzzâ ve Mikrez bin Hafs.
Kureyş müşrikleri üç kişilik bu heyette şu direktifi vermişlerdi.
-“Gidin Muhammed’le (a.s.v.) sulh anlaşmasında bulunun. Fakat buradan dönüp gitmek şartıyla. Eğer bu şartı kabul etmezse anlaşmaya yanaşmayın. (Sire; 3; 331, müsned; 4; 325)
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Süheylin gelişini, isminin ‘kolaylık’ manasını ifade etmesinden dolayı hayra yorarak Sahabelerine;
-“Artık, işiniz bir derece kolaylaştı! Kureyşliler, sulh yapmak istedikleri zaman hep bu adamı gönderirler.” Buyurdu. (Sire; 3; 331, müsned; 4; 325)
Devam edecek….
Kainatın Efendisi (Peygamberimizin Hayatı)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Biat-i Rıdvan Sahabeleri (Radiyallah-u anhüm) nın şefaatına nail eylesin. Onların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha);
20 Temmuz 2009Fatimat-üz-Zehra Radiyallah-u anha’nın hırkaları
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha);
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın Hazret-i Hadice-Tül Kübra (r.anha) dan olan dört kızından en çok sevdiği.
Hicretten 13 yıl evvel Mekke’de doğdu. Hicretin ikinci yılında Hazret-i Ali (r.a.) ile evlendirildi. O zaman Hazret-i Ali (r.a.) yirmibeş , Hazret-i Fatima (r.anha) da onsekiz yaşına gelmiş idi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın soyu YALNIZ Hazreti Fatima (r.anha) dan olan Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin (r.a.) le devam etti.
Hazret-i Fatima (r.anha) nın Hasan ve Hüseyin, Muhsin (r.anhüm) isminde üç oğlu ile iki kızı oldu. Muhsin (r.a.) küçük yaşta vefat etti.
Hazret-i Ali (Keremallahu vecheh), Hazret-i Fatima (r.anha), Hasan ve Hüseyin (r.anhüm)e EHL-İ BEYT veya (Âl-i Âbâ) denir.
Hazret-i Meryem (r.anha) den sonra, bütün kadınların EN ÜSTÜNÜDÜR. Aklı, zekası, hüsnü cemalı (güzelliği) zühdü (dünyaya düşkün olmaması), takvası (haramlardan kaçınması) ve güzel ahlakı ile BÜTÜN İNSANLARA ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEKTİR.
Yüzü pek beyaz ve parlak olduğundan (ZEHRA) denildi. Zühd ve dünyadan kesilmekte EN İLERİ OLDUĞU içindir ki; (Betül), çok temiz demişlerdir. Ayet-i Kerim’e ve hadis-i şerifler ile MEDH OLUNDU.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın vefatından sonra güldüğü hiç görülmemiştir.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den sonra altı ay daha yaşayıp, onbirinci yılda Ramazan-ı şerif’in 3. günü vefat etti.
Hazret-i Fatima (r.anha) Resul-i Ekrem (s.a.v.) e Peygamberlik geldiği sene dünyaya teşrif etmişlerdir. En küçük kızları idi. Annesi Hadice (r.anha) Resulullah (s.a.v.) ın ilk zevcesidir. (hanımıdır)
Hazret-i Hadice (r.anha) çok zengin ve âlim, akıllı idi. Bütün malını Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a bağışladı. Yirmidört sene çok iyi hizmet etti. Hicretten üç yıl önce, altmışbeş yaşında Mekke’de vefat etti. İlk iman’a gelen HÜR KADINDIR.
Hazret-i Fatima (r.anha) annesi vefat ettiği zaman 10 yaşlarında idi. Allah-u Teâlâ Kur’an-i kerim’de Ehl-i beyt’e buyuruyor ki;
-“Allah-ü Teâlâ sizlerden ricsi yani her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor.”
Eshab-i Kiram (r.anhüm) sordular.
-“Ya Resulullah! Ehl-i beyt kimlerdir?”
O esnada, İmâm-i Ali (r.a.) geldi
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 12
19 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Ka’be-i Şerif)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 12
Hazret-i Abdullah (r.a.) Hazret-i Osman (r.a.) a;
-“Sakin ol, sakin ol! Bu, senin haklı olduğunu gösterir, isbat eder!” cevabını verdi.
Sonra Hazret-i Osman (r.a.);
-“Niçin geldi, ey Abdullah bin Selâm?” diye sordu.
Abdullah bin Selâm (r.a.);
-“Burada şehid oluncaya kadar veya Allah-u Teâlâ seni kurtarıncaya kadar durmak için geldim. Bana kalırsa bunlar seni mutlaka şehid edecekler. Eğer şehid ederlerse bu senin için hayırlı, onlar için fenâ olur.” Dedi.
Hazret-i Osman (r.a.) O’na;
-“Benim senden istediğim, dışarı, onların karşısına çıktığın zaman Allah-u Teâlâ’nın senin sebebinle onları iyiliğe sevkedip, kötülüklerine mani olmasıdır.” Buyurdu.
Bundan sonra Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) Mısır’lı asilere karşı ikna edici bir konuşma yaptı.
Konuşmanın sonunda şunları söyledi;
-“Tarihte, öldürülen her peygamber için yetmişbin asker, savaşçı öldürülmüştür. Öldürülen her halife için de otuzbeşbin savaşçı öldürülmüştür. Onun için bu ihtiyarı (Hazret-i Osman –r.a.-) öldürmekte acele etmeyiniz. Allah’a yemin ederim ki, O’nu kim öldürürse, Kıyamet günü Allah-u Teâlâ, kendisini eli kesik ve felçli olarak huzuruna çıkarır. Şunu iyi bilin ki, çocukların babalarında hakları olduğu gibi, bu ihtiyarın da size hakkı vardır.” Dedi.
Bu söz üzerine âsiler ayağa kalkarak;
-“Yalan söyliyorsun, Yahudi” diye iki defa bağırdılar,
Kendisni dinlemediler.
Hazret-i Osman (r.a.) ruyasında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ı gördüğü gün şehid oldu.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.), O’nun şehadeti esnasında yanında bulunanlara;
-“Hazret-i Osman (r.a.) son olarak o esnada ne söyledi?” diye sordu.
Onlar da;
-“Hazret-i Osman (r.a.), (-“Allahım, Ümmet-i Muhammed (s.a.v.) in fitnesini kaldır ve kendilerini birleştir.” Diye üç kere duâ etti.)” dediler.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) da;
-“Eğer Hazret-i Osman (r.a.) böyle duâ etmeseydi, Müslümanlar kıyamete kadar bir araya gelemezlerdi.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 11
18 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Ka’be-i Şerif)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 11
Nitekim başka bir hadis-i şerifte de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Meyve veya herhangi bir şeyi kendi eliyle evine götüren, kibirden uzaklaşmıştır.” Buyurmuştur.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in Vedâ Haccında bulunmuş, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) devrinde mürtedlerle yapılan savaşlara katılmıştır. Hazret-i Ömer (r.a.), devrinde ise O’nun yanından ayrılmamıştır.
Hazret-i Osman (r.a.) zamanında Medine’de kalmış, O’nun müşavere heyeti (danışma kurulu) arasına girmişti. Hazret-i Osman (r.a.), kemndisine isyan edenler evini kuşattıkları zaman,Hazret-i Abdullah (r.a.) a haber göndererek durumu bildirdi.
-“Bu halde benim ne yapmamaı tavsiye edersin, senin fikrin nedir?” diye sordu.
Abdullah bin Selâm (r.a.) da Hazreti Osman (r.a.) ın yanına gidip selâm verdi Hazret-i Osman (r.a.), o gece gördüğü ruyayı anlattı;
-“Kardeşim bu gece ruyamda şu pencereden Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) i gördüm.”
Sallallahu aleyhi ve sellem bana;
-“Yâ Osman seni sardılar, öyle mi? Diye sordu.”
Ben de;
-“Evet, öyle Ya Resulallah.” Dedim.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Seni susuz bıraktılar öyle mi?” diye sordu.
Ben de;
-“Evet öyle Ya Resulallah.” Dedim.
Bunun üzerine bana bir bardak su verdi ve içtim.
-”Hatta soğukluğunu göğsümde duyarcasına suya kandım.”
Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bana;
-“İstersen seni onlara galip getirelim, istersen iftarı bizim yanımızda yap (Yani istersen şehid olarak yanıma gel) buyurdu.”
Ben de;
-“İftarı Resulullah (s.a.v.) ın yanında yapmayı tercih ettim.” Dedi.
Hazret-i Abdullah (r.a.) Hazret-i Osman (r.a.) a;
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 10
18 Temmuz 2009Kabe’nin Gül suyuyla yıkanması
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 10
Birgün Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.), Ka’b (r.a.) a şöyle bir soru sordu;
-“Âlimler ilmi öğrenip zihinlerine yerleştirdikten sonra onu oradan söküp atan nedir?”
Hazret-i Ka’b (r.a.);
-“Tama’ hırs ve ihtiyaç peşinden koşmaktır.” Dedi.
Bir kimse de Fudayl (r.a.) e;
-“Ka’b (r.a.) bu sözünü bana izah eder misin?” deyince
Fuadyl (r.a.);
-“Tama’ insanın bir şeyi araması ve MUKADDES DEĞERLERİNİ BU UĞRUDA FEDA ETMESİ DEMEKTİR.”
-“Hırs ise nefsinin her şeyi istemesi, SENİN DE BU İSTEKLERİNİ YERİNE GETİRMENDİR.”
-“Bunun için de ona buna (kötü insanlara v.s….) ihtiyacın olur. İhtiyacını yerine getirenler de seni burnundan yakalamış olurlar. (Yani seni emirleri altına alırlar.) İstedikleri yerlere sürüklerler, sen de onlara boyun eğersin. Onlar hasta oldukları zaman, dünya sevgisinden dolayı onların ziyaretine gider, tesadüf ettiğin zaman kandilerine selam verirsin. Bu verdiğin selâmı, yaptığın ziyareti Allah rızası için yapmazsın. Eğer bu kimselere ihtiyaç göstermezsen senin için çok daha hayırlı olurdu.”
Sonra Fudayl (r.a.) sözlerine devam ederek;
-“Bu benim sana anlattığım, filan ve falandan yüz hadis-i şerif rivayet etmekten senin için daha hayırlıdır.” Dedi.
Abdullah bin Selâm (r.a.), nefsini kötü huylardan ve isteklerden tamamen temizleyip terbiye etmek için çalışırdı.
Kendisi zengin olduğu halde bazen Medine çarşısında sırtında bir yük odunla dolaştığı görülürdü.
Yine bir gün, O’nu bu halde görenler kendisine;
-“Çocukların ve hizmetçilerin var, onlar senin bu kadar işini göremiyorlar mı?” diye sorduklarında
Hazret-i Abdullah (r.a.);
-“Evet var ve bu işimi yaparlar, fakat ben kendimi tecrübe etmek istedim. Acaba bu işi yapmak negsime ağır gelecek mi? diye düşündüm. Eğer ben de KİBİR VARSA ONDAN KURTULMAK İSTİYORUM.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın şöyle buyurduğunu işittim;
-“Kalbinde HARDAL TANESİ KADAR KİBİR (büyüklenme) bulunan kimse CENNETE GİREMİYECEKTİR.” Cevabını verdi.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 9
18 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Mekke-i Mükerreme)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 9
Bir defasında Yahuıdiler Tevrat’taki recm âyetini Resulullah (s.a.v.) tan saklamaya çalıştılar. Fakat Abdullah bin Selâm (r.a.) bu ayeti bizzat Resulullah (s.a.v.) a bildirerek onların yalanlarını ortaya çıkardı.
Abdullah bin Selâm (r.a.) buyuruyor ki;
-“Medine’de bir takım Yahudi topluluğu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a gelerek, içlerinden bir erkek ile bir kadının zınâ ettiğini anlattılar.”
Ve;
-“Bunlara hangi hükmü ve cezayı verirsiniz?” dediler.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) de;
-“Siz recm cezası hakkında Tevrat’ta ne yazılmış olduğunu görüyorsunuz.” Diye sordu.
Onlar;
-“Biz zinâ edenleri herkese teşhir ederiz ve bunlar bir değnek ile de dövülürler.” Dediler.
Abdullah bin Selâm (r.a.) Yahudilere;
-“Siz yalan söyliyorsunuz! Tevrat’ta recm ayet-i vardır.” Dedi.
Bunun üzerine Tevratı getirip açtılar. Yahudilerden birisi elini recm ayetinin üzerine koyarak bundan önceki ve sonraki ayetleri okumağa başladı.
Abdullah bin Selâm (r.a.) ona;
-“Elini kaldır.” Dedi.
O da elini kaldırınca recm ayet-i göründü.
O zaman Yahudiler;
-“Ey Muhammed! (s.a.v.) Abdullah bin Selâm doğru söyledi, Tevrat’ta hakikatten recm ayet-i vardır.” Dediler.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) da bunların (zina yapanların) recmedilmeleri (taşlanarak öldürülmeleri) hükmünü verdi.
Birgün Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.), Ka’b (r.a.) a şöyle bir soru sordu;
-“Âlimler ilmi öğrenip zihinlerine yerleştirdikten sonra onu oradan söküp atan nedir?”
Hazret-i Ka’b (r.a.);
-“Tama’ hırs ve ihtiyaç peşinden koşmaktır.” Dedi.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 8
18 Temmuz 2009Arafat meydanı (Cebel’ür-Rahme) Mekke-i Mükerreme
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 8
-“……Melekler dediler ki;
-“Ya Rabbi, Arşten büyük bir şey yarattın mı?”
Allah-u Teâlâ (c.c.);
-“Evet Aklı yarattım.” Buyurdu.
Melekler;
-“Ya Rabbi! O NE KADAR BÜYÜKTÜR?” Diye sordular.
Allah-u Teâlâ (c.c.);
-“Kumların sayısını bilir misiniz?”
Melekler;
-“Hayır Ya Rabbi bilemeyiz.” Dediler.
Allah-u Teâlâ (c.c.);
-“İşte aklın büyüklüğünü bilemezsiniz. Ben aklı kum taneleri gibi sınıflara ayırdım. Kimine bir tane, kimine üç-dört tane, bazısına bir ferak, bazısına bir vesk (bunlar eskiden kullanılan ölçülerdir) bazılarına da daha fazla verilmiştir.”Buyurdu.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) hakikatten, ahlak ve ilim ile kendini süsleyen Cennetlik insanlardan idi. 18 (M. 639) da Suriye taraflarında ortaya çıkan veba hastalığına yakalanan Eshab-i Kiram (r.anhüm) den Muaz bin Cebel (r.a.) vefat edeceği sıralarda, başucunda ağlayan bir talebesine;
-“Niye ağlıyorsun?” diye sormuştu.
Karşılığında;
-“Ben dünya için ağlamiyorum. İlmi senden öğrenmekteydim, bunu kaybedeceğime üzülüyorum!” cevabını verince,
Muaz bin Cebel (r.a.);
-“İlim benim vefatımla kayıbolmaz. Benden sonra ilimi şu kişilerden öğren; İlmi Hazret-i Ömer (r.a.) den, Hazreti Osman (r.a.) den, Hazret-i Osman (r.a.) den ve Hzret-i Ali (r.a.) den alınız! Eğer onları da kayıbederseniz, Ebü’d-Derdâ (r.a.) dan, Abdullah bin Mes’ûd (r.a.), Selman-i Farisi (r.a.) den ve Abdullah bin Selâm (r.a.) den alınız!” buyurdu.
Hazret-i Muâz bin Cebel (r.a.) in böyle söylemesinin sebebi; Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) ın Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayattayken, kendisinin yanından ayrılmayıp sık sık sorular sorarak ilmini derinleşmesidir.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 7
17 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Kabe-i Şerif)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 7
Ben de;
-“Gücüm yetmez.” Dedim.
Bunun üzerine;
-“Yanıma bir hizmetçi gelerek sırtımdaki elbisemi çıkardı. Bunun üzerine direğin ta tepesine kadar çıktım. Kulpu tuttum”
Bana;
-“Halkayı iyi tut, bırakma.” Diye tenbih edildi.
Böylece ben;
-“Direğin kulpu elimde olarak uyandım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a rüyayı anlattım.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) beni dinledikten sonra buyurdular ki;
-“Gördüğün bahçe İslâm dinidir. Direk de İslâm direği (tevhid) dir. O kulp da çok sağlam olan (iman) dır. Sen ölünceye kadar İslâm dini üzerine olacaksın (Cennetlik olacaksın)”
Yine başka bir rivayette Muhammed bin Ka’b (r.a.) diyor ki;
Resul-ü Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir defa;
-“Şu kapıdan ilk girecek olan, Cennet ehlinden (cennetliklerden) biridir.” Buyurdu.
Biraz sonra;
-“Abdullah bin Selâm (r.a.) içeri girdi. Eshab-i Kiram (r.anhüm) Resulullah (s.a.v.) in bu müjdeli haberini kendisine bildirdiler ve hangi ameli ile bu dereceye kovuştuğunu sordular.”
Hazret-i Abdullah (r.a.);
-“Ben zayıf bir kimseyim. Benim en kuvvetli ümidim, kalb selâmeti, yani kimseye karşı içimde kötülük beslememem ve boş sözleri terk etmemdir. Bundan başka (beni kurtacağından ümitli olduğum) bir amelim (işim) yoktur.” Dedi.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den 25 adet Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Bunlardan arş ve akıl hakkındaki uzun hadis-i şerifin son kısmı şöyledir;
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu






