‘İbrahim bin Edhem (r.a.)’ olarak etiketlenmiş yazılar

dsc02153-su-11.jpg

Girnavas Şelalesi (Nusaybin)

BEŞİNCİ İHTİYAT:

Dünya işlerine çok düşkün olmamalıdır. Mesela, çarşıya herkesten önce gidip, herkesten sonra dönmemelidir. Tehlikeli ve uzun yollara gitmemelidir. Mal kazanmak için deniz ve diğer yolculuklara dalmamalıdır.

Muaz ibn Cebel (Radiyallah-u Anhu) buyuruyor ki;

-“İblis’in Zelnebur isminde bir oğlu vardır. Onun vekilidir. Pazarlarda dolaşır (Allah(c.c.) ona la’net eylesin.

- Ve ‘Pazara git, yalan söyle, yemin et.’ Deyip insanların kalbine hile ve hiyanet sokar. Önce gidip, geç dönenlerden ol, diye çok takılır.’

O halde, ilim meclisinde bulunmadan, sabah zikir ve tesbihlerini yapmadan ve kuşluk namazını kılmadan gitmemek lazım geliyor. Kendine bir gün yetecek kadar kar edince dönmeli ve cami’de bulunmalıdır.

Ahreti kazanmakla meşgül olmalıdır. Çünkü ahiret hayatı SONSUZDUR ve ona ihtiyaç çoktur. Ve ahiret ticaretinde iflas etmek üzeredir.

İmam-i A’zem Ebu hanife’nin hocası Hammad ibn seleme (Rahmetullah-i aleyhime) baş örtüsü satardı. Her gün iki habbe kazanınca eşyayı toplar pazardan çıkardı.

Hadisi şerifte buyuruldu ki;

-“En fena yer pazardır. Pazardekilerin, esnafın en fenası da erken gidip geç çıkandır.”

İbrahim ibn beşar, İbrahim ibn Edhem (r.a.) e dedi ki;

-“ Bü gun erken gideyim.”

İbrahim ibn Edhem (r.a.) Dedi ki;

-“Ya ibn Beşar, sen arıyorsun ve seni de arıyorlar. Seni arayan seni bırakamaz. Senin aradığın ise senden ayrılamaz. Aradığın yetecek miktar olsun, fazlasını boş ver. Nice harislerin mahrum ve nice zayıfların merzuk (rızıklanmış) olduklarını görmüyor musun?”

Dedi ki;

-“Benim bir bakkalda olan bir danktan ( bir ölçü) ziyade hiçbir şeyim yoktur.”

Buyurdu ki;

-“Öyleyse daha ne istiyorsun?”

Büyüklerden bazısı, dükkana haftada iki gün giderdi. Bir kısmı da Cuma’dan başka her gün gider, öğle namazında geri dönerdi. Bir kısmı nihayet ikindiye kadar alişveriş ederdi. Hepsi günlük ihtiyacı kadar kazanınca camiye giderdi.

ALTINCI İHTİYAT: Şüpheli şeylerden kaçınmaktır.

Devam edecek….

Kimya-yi Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala (c.c.) bizleri ve sizleri Şeytana uymayan, Kimseyi aldatmayan, kimse de aldanmayan ve HELAL rızık peşinden SA’Y eden kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Kanaat etmek

11 Temmuz 2008

dsc00295-fuadyusufoglu-navale-res.JPG

Navale reş-DİVANA- (Nusaybin)

Rivayet edilir ki;

İbrahim Bin Edhem (r.a) Horasan zenginlerinde idi. Kendi köşküne bolluk içinde yaşarken, bir gün köşkün penceresinden dışarı baktı.

Köşkün avlusunda bir adamın, elindeki pideyi yediğini, sonra uyuduğunu görür.

Hizmetçilerinden birisine:

-“Uykudan kalktığı vakit onu bana getir.” Diye tembihledi.

Adam uykudan uyandığı vakit, hizmetçisi onu alıp İbrahim Bin Edhem (r.a.) e götürdü.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) ona şöyle dedi:

-“Ey Adam pideyi yedin. Sen açtın değil mi?”

Adam:

-“Evet.” Der.

İbrahim Bin Edhem (r.a.):

-“Doydun mu?”

Adam:

-“Evet .”der.

İbrahim Bin Edhem (r.a.):

-“Sonra iyice uyudun öyle mi?”

Adam:

-“Evet.”der.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) kendi kendine şöyle der:

-“Kişi bu kadar ile kanaat edince, ben dünyayı ne yapayım.”

Mükaşefetil kulub (İmam-i Gazali)

Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Kanaat eden kullarından eylesin. AMİN……

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Beşire Mecido Girnavas mevki-i (Nusaybin)

İbrahim Bin Edhem (Radiyallah-u Anhu)- 2

Başka bir rivayette;

Bir gün sarayda umûmi bir ziyafet verildi. Devlet adamları yerlerini almış, hizmetçiler beklerken, gayet heybetli bir zat çıkageldi. Ne askerlerden ne de hizmetçilerden hiçbir kimse ona sen kimsin, burada ne işin var? Deme cesaretini bulamadı.

Bu heybetli zat’a İbrahim Bin Edhem (r.a.) sordu;

-“Ne istiyorsun?”

O zat;

-“Bu handa konaklamak istiyorum.” Dedi.

İbrahim Bin Edhem (r.a.);

-“Burası han değil, benim sarayımdır.” Diye cevab verdi.

O zat;

-“O halde bu saray bundan evvel kimin idi?” diye sorunca

İbrahim Bin Edhem (r.a.);

-“Pederiminindir.” Dedi.

Gelen zat;

-“Ondan evvel kimin idi?” diye tekrar sordu.

İbrahin Bin Edhem (r.a.);

-“Filan zat’ın.” Dedi.

O zat;

-“Ondan evvel kimin idi?”

İbrahim Bin Edhem (r.a.);

-“Filan oğlu Filanın.” Cevabına,

O zat’ın;

-“Bunlara ne oldu?” sualina de;

İbrahin Bin Edhem (r.a.);

-“Öldüler.” Cevabını verdiğinde,

Gelen heybetli kimse;

-“Bu nasıl senin sarayın ki, biri gelmeden biri gitmede?” diyerek geldiği gibi geri çıktı.

İbrahim Bin Edhem (r.a.); o zatın peşine düştü ve sordu;

-“Sen kimsin?”

O zat da;

-“Ben Hızırım.” Dedi.

Bundan sonra İbrahim Bin Edhem (r.a.) in DERDİ ÇOĞALDI. KALBİNDEKİ AŞK-I İLAHİ ATEŞİ FAZLALAŞTI.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İbrâhim Bin Edhem (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Termik santralı (Nusaybin)

İbrahim Bin Edhem (Radiyallah-u Anhu)- 3

Başından geçen bir başka hadise de şöyledir;

Bir gün atının hazırlanmasını istedi ve av köpeğini de yanına alıp ava çıktı. Karşısına bir hayvan çıktı. Onu yakalamak için atını sürdü,

Gaibden;

-“Ya İbrahim sen bunun için yaratılmadın ve bununla emir olunmadın!” diye bir ses işitti.

Durdu, sağına ve soluna baktı hiçbir kimseyi göremedi;

-“Allah La’net etsin! Bu iblis’tir.” Dedi.

Atını tekrar sürdü. Biraz öncekiden daha kuvvetli ve daha açık;

-“Ey İbrahim! Sen bunun için yarartılmadın ve bununla emir olunmadın!” denildi.

İbrahim Bin Edhem (r.a.), durup, sağına soluna baktı. Kimseyi göremedi;

-“Allah-u teâlâ La’net etsin! Bu iblistir.” Dedi.

Atını tekrar sürdü ve aynı sözleri atının eğeri tarafından işitti ve durdu;

-“Âlemlerin Rabbından bana ikaz geldi. Allah-u Teâlâ’ya yemin ederim ki bu günden sonra ALLAH’A İSYAN ETMİYECEĞİM. RABBIM, SALİH İNSAN OLMAMI İSTİYOR.” Dedi.

Bu hadise üzerine o kadar ağladı ki, elbiseleri gözyaşlarıyla ıslandı. Sonra geri döndü. Bir çobana rastladı. Dikkat edince bunun babasının çobanlarından birisi olduğunu anladı. Onun abasını ve başlığını alıp kendi elbiselerini ona verdi. Her şeyi bırakıp ALLAH-U TEÂLÂ’NIN YOLUNA GİRDİ.

Merv şehrine doğru giderken yolda â’mâ bir adamcağız bir köprüden geçiyordu. Gözleri görmediği için nehire tam düşerken, İbrahim Bin Edhem (r.a.) bunu gördü.

Adamcağıza çok acıdı ve;

(-“Allahummahfezhu) “Allahım! Onu muhafaza et. Koru!” diye dua etti.

Bunu söyleyince köprüden düşmekte olan â’mâ, köprü ile nehir arasında boşlukta kaldı, düşmedi. Etrafta bulunanlar, â’mâ’yı tutup yukarı çektiler ve İbrahim Bin Edhem (r.a.) in büyüklüğünü tasdik ettiler.

Bundan sonra Nişabur’a gitti. Hep kendi ile meşgül olmak, her an Allah-u Teâlâ’ya ibadet ve tâatde bulunmak için, kendisine dünya meşgalelerden uzak, sâkin bir yer aradı.

Burada bulunan bir mağarada dokuz sene ikamet etti (kaldı). Bu mağarada bulunduğu bir gece yıkanması icab etti. Zemherir günleriydi ve çok şiddetli soğuk vardı. Buzu kırmak suretiyle gusül abdesti aldı ve seher vaktine kadar ibadet etti.

Soğuktan donmak üzere olduğunu hissetti. Isınmak için biraz ateş olsa veya üşümemek için sırtımda bir kürk olsa diye hatırından geçti.

Birden sırtında bir kürk bulunduğunu ve bedenini ısıtmakta olduğunu hissetti. Böylece biraz istirahat edip, uyumak imkanı hasıl oldu. Az zaman sonra uyandı. Bu kürkün, çok heybetli bir hayvan derisinden yapılmış olduüunu anladı. Allah-u Teâlâ’ya Hamd etti.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İbrâhim Bin Edhem (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e beşire Mecido Girnavas civarı (Nusaybin)

İbrahim Bin Edhem (Radiyallah-u Anhu)- 4

İbrahim Bin Edhem hazretleri (r.a.), bu mağarada kalırken, insanlar onun halini anlamaya başladılar. Bu durumu anlayınca, derhal mağarayı terk etti ve Mekke-i Mükerreme’ye doğru yola çıktı.

Sahrada giderken bir zat ile karşılaştı. O zat kendisine (İSM-İ A’ZAM= Allah-u Teâlâ’nın en büyük ismini) öğretti. Bu isimle Allah-u Teâlâ’ya dua etti.

Hızır Aleyhis selam ile görüştü,

Hızır Aleyuhis selam kendisine;

-“Sana İsm-i A’zam-l öğreten kimse, İlyas (Aleyhis selam) idi.” Dedi.

Ve beraber çok sohbet ettiler.

Daha sonra, İbrahim Bin Edhem (r.a.) in Nişabur’da ikamet ettiği mağarayı ziyaret eden Şeyh Ebû Said isminde bir zat, hayret edip;

-“Sübhanallah! O ne mubarek bir zat imiş. Burada bulunması bereketiyle burası öyle güzel kokuyor ki, eğer mağarayı MİSK İLE DOLDURSALAR ÖYLE GÜZEL KOKU KOKMAZ.” Dedi.

Nakledildiğine göre;

İbrahim Bin Edhem (r.a.) Mekke-i Mükerreme’ye ulaşabilmek için sahrayı ONDÖRT SENE’DE kat edebildi. Bir müddet gidiyor, iki rek’at namaz kılıyordu. Bu şekilde ON DÖRT SENE sonra Mekke’ye ulaştı.

Böyle mubarek bir zatın gelmekte olduğunu, Harem-i şerifte bulunan âlimler haber aldılar ve kendisini karşılamak üzere yola çıktılar. Böyle büyük zatları karşılamak âdetleri idi.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) ise, kimse beni tanımasın diye, bir kafilenin önüne düşmüş geliyordu. Başka kimseler de kendisini karşılamak ve görmek istiyorlardı.

Kafilenin önünde bulunan İbrahim Bin Edhem (r.a.) e yaklaşıp;

-“Acaba İbrahim Bin Edhem (r.a.) yaklaştı mı? Harem-i Şerifin âlimleri kendisini karşılamaya geliyorlar da…”

İbrahim Bin Edhem (r.a.) ise;

-“Bırakın o kötü kimseyi! Ondan ne istiyorsunuz=” buyurdu.

O kimseler, İbrahim Bin Edhem (r.a.) in ensesine bir tokat vurdular ve;

-“Sen öyle yüksek bir zata nasıl kötü diyebilirsin. Böyle söylemekle asıl sen kötü oluyorsun.” Dediler.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) de;

-“İşte ben de aynı şey’i söyliyorum ya;” Buyurdu.

Onlar ayrılıp gittikten sonra kendi nefsine şöyle diyordu;

-“Sen ne kadar ahmaksın ve cür’etlisin. Mekke âlimlerinin seni karşılamalarını mı arzu ediyorsun? Halbuki onlar mübarek zatlardır. Böyle bir şeyi istemeye sen nasıl cesaret edebiliyorsun? Ama sen, ‘Tokat vurulmakla’ sana asıl layık olana kavuştun.”

Nitekim kendisini tanıyıp özür dilediler. Burada kısa zamanda kendisine eş-dost buldu. Çalışıp-kazanarak, alın teri ile nafakasını temin ederdi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İbrâhim Bin Edhem (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e veysike Çağ-çağ deresi (Nusaybin)

İbrahim Bin Edhem (Radiyallah-u Anhu)- 5

Nakledildiğine göre;

Memleketinden (belh’den) ayrıldığında süt emen bir oğlu kalmıştı. Çocuk büyüdü. Zengin oldu. Validesine, babasına sordu.

O da,

-“Baban kayboldu. Mekkede olduğuna dair bazı haberler var” dedi.

Oğlu;

-“Anneciğim, ben gidip, babamı bulmaya çalışacağım ve hizmetinde bulunacağım” dedi.

Her tarafa haber gönderip, bu sene hacca gitmek isteyenlerin kendisine gelmelerini, masraflarını kendisinin karşılacağını söyledi.

Bunun üzerine kendisine dörtbin kişi geldi. Hepsinin masraflarını karşılayıp, hem haccetme, hemde babasına kavuşmak arzusuyla yola çıktı.

Kabe-i muazzamaya varınca, orada hırka giymiş, yamalı elbiseli kimseler gördü ve onlara babasını sordu.

Onlar

-“O bizim hocamızdır. Mekke dışından, sırtında odun getirip satar, parası ile ekmek alıp bize verir” dediler.

Genç sahraya çıktı. Bir ihtiyarın sırtında odun getirdiğini gördü. Kendisini takip etti. O pazara gidip odunları sattı. Parasıyla ekmek alıp dostlarına ikram etti. Onlar ekmek yerken, o da namaz kılıyordu.

Dostlarıyla birlikte tavaf yaparlarken, güzel yüzlü bir genç karşısına gelip durdu. İbrahim bin Edhem ona bakıyordu.

Tavafı bitirdikten sonra,

-“O gence bu kadar bakmanızın hikmeti nedir.” Dediler.

Buyurdu ki:

-“Ben Belh’den ayrılırken süt emme çağında bir çocuğum kalmıştı. Bu genç odur.”

O genç,

-“Babam benden kaçar.” Endişesi ile, kendisini belli etmiyor,

Fakat hergün gelip babasını seyrediyordu. İbrahim bin Edhem (r.a.) bir gün dostlarından birini alıp, Belhden gelen hacı kafilesinin yanına gitti. Atlastan bir çadır ortasında bir kürsüde oturup kuranı kerim okumakta olduğunu gördü.

Genç,

-“Her halde, mallarınız ve çocuklarınız bir bela ve imtihandır.” Mealindeki ayet-i kerimeyi okuyordu.

Bunu duyunca geri dönüp gitti. Yanındaki dostu, gencin yanına gitti. Kuranı kerim okumasını bittikten sonra gence

-“Nerelisin?”

O da Belh’liyim.” Deyince

Gelen zat;

-“Kimin oğlusun.” Dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İbrâhim Bin Edhem (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Veysike Çağ-Çağ nehri (Nusaybin)

İbrahim Bin Edhem (Radiyallah-u Anhu)- 6

Gelen zat;

-“Kimin oğlusun.” Dedi.

O da

-“İbrahim bin Edhem in oğluyum onu ilk defa dün gördüm. Ama o muydu, değil miydi? İyice bilemiyorum. Benden uzaklaşır korkusuyla kendisinede soramadım” dedi.

Gelen zat

-“Gelin sizi onun yanına götüreyim.” Dedi.

Bundan sonra beraberce İbrahim bin Edhem (r.a.) in yanına gittiler. Genç, babasını görünce kendisinden geçecek şekilde ağladı. Kendisine geldiğinde babasını selam verdi.

Babası selamını alıp bağrına bastı ve

-“Hangi dindensin?” diye sordu.

Genç;

-“İslam dinindenim” dedi.

İbrahim bin Edhem (r.a.);

-“Elhamdülillah! Kuranı kerimi de biliyorsun. Peki ilham ve tahsil ettin mi?” Diye sordu.

Oğlu;

-“Evet”

Deyince o yine hamd etti. Oğlunu yanına alıp yüzünü semaya çevirdi.

-“Ya Rabbi! İmdadıma yetiş!” diye yalvarmağa başladı.

Bunu gören yakınları;

-“Ya İbrahim, ne oldu, niçin yalvarıyorsun?” diye sordular.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) onlara;

-“Oğlumu bağrıma basınca şefkati ve sevgisi kabimde kaynadı. Bunun üzerine bir nida geldi ki;

(-“Ya İbrahim! Beni sevdiğini iddia ediyorsun. Fakat benimle beraber başkalarını da seviyorsun. Dostluğumuza ortak katıyorsun. Bir kalbde iki sevgi olur mu? BU DOSTLUĞA SIĞAR MI?”).

Bunu işitince dua edip;

-“İzzet, İkram sahibi olan Allahım! İmdadıma yetiş! Eğer oğlumun muhabbeti, beni senin sevginden alıkoyacaksa, ya benim, yahut oğlumun canını al”, diye dua ettim.
Duam hemen kabul oldu. Oğlum kucağımda can verdi.” Dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İbrâhim Bin Edhem (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Dara Harabeleri (Mardin)

İbrahim Bin Edhem (Radiyallah-u Anhu)- 8

Bir defa Halife Mu’tasım, o’na;

-“Mesleğin nedir?” diye sordu.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) cevabında buyurdu ki;

-“Bu dünyayı, dünyaya talib olanlara bıraktım. Bu dünyada Allah-u Teâlâ’nın zikrini, ahrette de didârını (cemâli ile müşerref olmayı), tercih edip, bunlar için çalışmayı kendime meslek edindim.” Buyurdu.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) buyurdu ki;

-“Bir gece ru’yamda, elinde bir defter olduğu halde ‘Cebrail (a.s.)’ yer yüzüne inmekte olduğunu gördüm.”

-“Burada ne yapacaksın?” diye sordum.

Cebrail (a.s.);

(-“Bu deftere Allah-u Teâlâ’nın dostları kim ise onların isimlerini yazacağım.”) buyurdu

-“Peki beni de yazacak mısınız?” diye sordum.

Cebrail (a.s.);

(-“Sen, o dostlardan birisi değilsin ki”) buyurdu.

Ben;

-“İyi ama ben o dostların dostuyum.” Dedim.

Bundan sonra Cebrail (a.s.) biraz düşündü.

ve;

(-“Şimdi İlk önce İbrahim’ın ismini kaydet.” Diye bir ferman geldi.” Buyurdu.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) buyurdu ki;

-“Bir gece Mescid-i Aksa’da kalmak istedim. Cami vazifelilerinin beni görmemeleri için içeride bulunan hasırların arasına gizlendim. Çünkü görürlerse içeride kalmama musaade etmezlerdi.”

-“Gece, geç vakit olunca kapı açıldı ve içeriye tanımadığım bir zat içeri girdi. Yanında derviş kıyafetli kırk kişi daha bulunuyordu.”

-“O yaşlı zat mihrabe geçti. İki rek’at namaz kıldıktan sonra öbürlerine döndü.”

İçlerinden biri;

(-“Bu gece, burada tanımadığımız, bizden olmayan biri var.”) dedi.

Mihrabda bulunan zat tebessüm etti ve;

(-“Evet İbrahim Bin Edhem var. Kırk gündür kalb huzuru ile ibadet yapamamaktadır.” Dedi.

Bunları duyunca ben açığa çıktım. Mıhrabda bulunan zat;

-“Evet doğru söyliyorsunuz, Lütfen bunun sebebini de bildiriniz.” Dedim.

O zat şöyle anlattı;

(-“Filan zaman Basra’da hurma satın almıştın. Bu sırada yere bir hurma tanesi düştü. Sen o hurmayı kendi hurmalarının içine atmıştın. Onu yediğin için kırk gündür ibadetlerinden tad alamiyorsun.”) deyince

Hurmayı satın aldığım zatın yanına gittim ve bu olanları anlatıp kendisinden HELALLIK DİLEDİM. O DA HAKKINI HELAL ETTİ.

Ve hurma satan adam;

-“Madem ki bu iş bu kadar hassastır. O halde ben şimdiden hurma satmayı bıraktım.” Dedi.

Sonra dükkanını kapattı. Vakitlerini ibadetle geçirmeye başladı nihayet o da Allah-u Teâlâ’nın sevgili kullarından oldu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İbrâhim Bin Edhem (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Dara Harabeleri (Mardin)

İbrahim Bin Edhem (Radiyallah-u Anhu)- 11

İbrahim-i Edhem (r.a.) Dünya malına ehemmiyet vermez, mubarek kalbi hep Allah-u Teâlâ ile meşgül idi.

Zenginlerden birisi, kendisine 1000 (bin) altın getirdi ve;

-“Efendim! Bunu kabul buyurunuz.” Dedi.

İbrahim Bin Edhem hazretleri (r.a.);

-“Ben fakirlerden bir şey almam.” Buyurdu.

O zat;

-“Efendim! Ben fakir değilim.”Deyince

İbrahim Bin Edhem hazretleri (r.a.);

-“Bu sahip olduğun maldan daha ziyadesini ister misin?” diye sordu.

O zat;

-“Evet.” Deyince

İbrahim Bin Edhem (r.a.);

-“Bu altınları al götür, zira fakirler içinde en fakir sensin. Bu halin fakirlik değil midir?” Cevabını verdi.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) bir gün deniz kenarında oturmuş, elbisesini dikiyordu. Memleketin valisi yanındakilerle birlikte oradan geçerken İbrahim Bin Edhem hazretlerinin başında durdu.

Vali onu seyrederken içinden şöyle düşündü.

-“Bak şu dünün hükümdarına! Böyle yapmakla eline ne geçti?”

İbrahim Bin Edhem (r.a.) vali’nin aklından geçenleri anlamıştı. Başını kaldırıp iğnesini DENİZE FIRLATTI.

Sonra;

-“BALIKLAR İĞNEMİ GETİRİN.” Deyince,

Aradan uzun bir süre geçti;

Bir balık, ağzında İbrahim Bin Edhem (r.a.) in denize attığı iğneyi getirdi.

Allah’ın izniyle balık dile gelip;

-“Bütün denizdeki balıklar senin mübarek iğneyi teberrük için ziyaret ettiklerinden ancak gelebildim.” Dedi.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) iğneyi balığın ağzından aldıktan sonra valiye döndü;

-“ELİME BU İĞNE GEÇTİ.” Buyurdu.

Ya’ni;

-“Ben Allah-u Teâlâ’dan gayrı olanları bırakıp, bütün varlığımla O’na döndüğüm için, bu balıkları bana hizmetçi (müsehhar) etti. Ve bana bu kerameti verdi.” Demek istedi.

Evliye Çelebi (r.a.) Meşhür seyahetnamesinde şöyle bir rivayet geçer…

Bir gün İbrahim bin Edhem Hazretleri (r.a.) ın validesi gelip;

-“Ey Oğul, kül oldun, bu riyazet nedir? Gel terk eyle.” Deyince

İbrahim bin Edhem (r.a.), hırkasından iğnesini çıkarıp denize atar ve balıklara hitaben;

-“Benim iğnemi getirin.” Der.

Bir müddet sonra bir balık iğne ağzında olarak gelir

-“Niçin geç getirdin?” Diye sorar.

Balık Allahın izniyle dile gelip;

-“Ya İbrahim teberrüken ağızdan ağza ziyaret için geç getirdik.” Der.

O vakit İbrahim bin Edhem hazretleri (r.a.,);

-“İlahi balık, sen benim iğnemi ağzınla getirdin ve aziz döndün. Allah seni avcılar elinden kurtara. Senin neslini yiyenler hasta olsun.” Diye dua ederler.

Bu menkıbeyi nakl eden Evliya Çelebi hazretleri (r.a.)  buyururyor ki;

-“ Ben o balıkları gördüm. Ağızlarında iğne gibi püskülleri vardı. Kimse avlamaz, ağa gelirse denize bırakılır. Validesi bu hali görünce oğlunu bırakıp gider. (Seyahetname Sayfa 552)

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İbrâhim Bin Edhem (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ barajı (Sonbahar mevsimi)

İbrahim Bin Edhem (Radiyallah-u Anhu)- 12

Huzeyfe-i Mer’aşi, İbrahim bin Edhem (r.a.) hizmet ederdi.

Sebebini sorduklarında;

-“Mekke’ye giderken çok acıkmıştık. Küfe’ye gelince, açlıktan yürüyemez oldum.”

İbrahim Bin Edhem (r.a.);

-“Açlıktan kuvvetsiz mi kaldın?” buyurdu.

Ben;

-“Evet.” Dedim.

İbrahim Bin Edhem (r.a.); hokka, kalem istedi. Bulup getirdim.

İbrahim Bin Edhem (r.a.);

-“Bismillahirrahmanirrahim, Her şeyde, her yerde sana güvenilen Rabbim! Her şeyi veren sensin. Sana her an hamd ve şükür eder, Seni bir an unutmam. Aç, susuz ve çıplak kaldım. İlk üçü, benim vazifemdir. Elbette yaparım. Son üçünü sen söz verdin. Senden bekliyorum.” Yazıp, bana verdi

Ve;

-“Dışarı git ve Allah-u Teâlâ’dan başka kimseden bir şey umma ve ilk karşılaşdığın adama bu kağıdı ver.” Dedi.

Dışarı çıktım.

İlk olarak, deve üstünde biri ile karşılaşdım. Kağıdı ona verdim. Okudu, ağlamağa başladı.

-“Bunu kim yazdı?” dedi.

Ben;

-“Camide birisi.” Dedim.

Bana bir kese altın verdi. İÇİNDE ALTMIŞ DİNAR VARDI. Bunun kim olduğunu sonradan, etrafındakilere sordum.

Bana;

-“NASRANİDİR (Yani hiristiyandır)” dediler.

İbrahim Bin Edhem (r.a.) e bunları anlattım.

İbrahim Bin Edhem hazretleri (r.a.) bana;

-“Keseye elini sürme. Sahibi şimdi gelir.” Buyurdu.

Az zaman sonra Nasrani, İbrahim bin Edhem (r.a.) in huzuruna geldi.

-“Bu yazıyı yazan siz misiniz?” dedi.

İbrahim Bin Edhem (r.a.);

-“Evet.” Cevabını alınca

Nasrani;

-“Çok düşündüm, böyle bir yazıyı yazanın Allah’a tevekkülü, anck hak olan bir dinde olur. Bu parayı verdiğim kimseyi takib ederek huzurunuza geldim. Bana İSLAMİYET’i anlatır mısınız? diyerek

Kelime-i Şehadeti söyledi ve Müslüman oldu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İbrâhim Bin Edhem (Radiyallah-u anhu) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu