‘Hayat-üs Sahabe’ olarak etiketlenmiş yazılar
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 4
03 Mayıs 2009Ravda-i Mutahhara
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 4
Ümmü Süleym (r.anha) akşam yemeğini hazırladı. Kocası oruçluydu. Ona yemeğini yedirdi, içirdi. O güne kadar hiç yapmadığı şekilde özenerek süslendi, ona karşı neşeli görünmeye çalıştı. Sonra yattılar. Gecenin sonuna doğru Ebû Talha (r.a.) mescide çıkmak isteyince, Hz. Ümmü Süleym! “Ey Ebû Talha! Şu komşumuzun yaptığına baksana’” dedi. O da: “Ne oldu?” diye sorunca: “Benden emanet bir şey aldılar. Onu geri aldım diye ağlamaya başladılar” dedi. Hz. Ebû Talha: “Hiç öyle şey olur mu?” deyince, hanımı: “İşte, Allahü teâlâ bize verdiği emanetini geri aldı” diyerek çocuğun öldüğünü kendisine bildirdi. O da bunun üzerine “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” dedi. Sonra sabah namazını kılmak için mescide gitti. Namazdan sonra çocuğunun öldüğünü ve hanımı ile arasında geçen durumu Resûlullah (s.a.v.) efendimize haber verince her ikisi için de: “Cenâb-ı Hak, bu gecenizi hakkınızda mübârek eylesin!” diye duâ etti. O gece, Ümmü Süleym (r.anha) oğlu Abdullah’a hamile kalmıştı. Bu çocuk, Ümmü Süleym’in, Resûlullah (s.a.v.) ile beraber katıldığı bir harpte dünyâya gelmiş, Peygamberimiz (s.a.v.) ona Abdullah ismini koyup, hakkında hayır duâ etmişti. Bu duanın bereketiyle Abdullah bin Talha’nın yedi veya dokuz oğlu olmuştu ki, hepsi de Kur’ân-ı kerîmi ezberleyip, hafız olmuşlardı. Eshâb-ı kirâmın hanımlarından Ümmü Atiyye (r.anha) diyor ki: “Resûlullah (s.a.v.) biz kadınlardan müslüman olduğumuzda, ölüye ağlayıp feryat figan etmeyeceğimize de söz almıştı. Beş kadından başka kimse bu sözünde duramadı. Resûlullah’a (s.a.v.) verdiği sözü aynen yerine getirenlerden biri de Ümmü Süleym’dir.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ümmü Süleym (Radiyallah-u anha) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 5
03 Mayıs 2009Mescid-i Nebevvi
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 5
Ümmü Süleym (r.anhâ) dinine son derece bağlı ve sabırlı bir kadındı. Resûlullahı (s.a.v.) çok severdi.Evinde pişirdiği yemekten, mutlaka ona ayırırdı. Daha Resûlullah efendimiz, Medine’ye yeni hicret etmişlerdi. O sırada Hz. Ebâ Eyyûb el-Ensârî’nin evinde, kalıyordu. Bir hizmetçisi de yoktu. Müslümanlardan her biri, gücü yettiği miktarda, Resûlullah’a (s.a.v.) hediyeler takdim etmişlerdi. Ümmü Süleym de (r.anhâ); o sırada elinde hediye edecek bir şey bulunmadığı için henüz 12 yaşlarında olan oğlu Enes’i (r.a.) Ebû Talha ile beraber elinden tutarak, Resûlullah’ın (s.a.v.) huzuruna getirdi ve: “Yâ Resûlallah! Enes, terbiyeli bir çocuktur, zekîdir. Müsaade ederseniz, size hizmet etsin! Haddim olmayarak size hediye ettim. Benim oğlanı ve Sizin de hizmetkârınızdır” dedi. Hz. Enes bin Mâlik buyurdu ki: “Peygamberimiz Medine’ye gelişlerinden vefâtlarına kadar, hazarda ve seferde kendilerine hizmet ettim. Yaptığım herhangi bir işten dolayı bana: (Bunu neden böyle yapmadın? veya yapmadığım bir iş için de, bunu böyle yapmasaydın!; demedi.” Hatta bir gün Enes bin Mâlik’i (r.a.), Resûlullah efendimiz bir yere gönderdiğinde eve geç gelmişti. Annesi Ümmü Süleym (r.anha) “Eve niçin geç geldin?” dedi. Hz. Enes de: “Peygamberimiz (s.a.v.) beni bir ise gönderdi” dedi. Annesi, “Nedir o iş?” deyince: “O, aramızda gizli ardır” diye cevap verdi. Bunun üzerine annesi: “Resûlullahın (s.a.v.) sırrını iyi muhafaza et!” dedi.
Hz. Ümmü Süleym, Eshâb-ı kirâmın diğer hanımları gibi harplerin çoğuna iştirak edip, icabında bizzat dövfişmüştür. Bu harplerin her birinde önemli hizmetler görmüştür. Uhud harbine katılıp, müşrik ordusuyla harb eden askerlere hizmet etti. Kocası Hz. Ebû Talha, iyi bir okçu ve cesur bir asker olduğundan hep Resûlullah’ı (s.a.v.) korumakla meşguldü. Oğlu Enes (r.a.), yaşı küçük olduğu halde, bu harbe o da gelmişti. Su tulumlarını doldurup annesi Ümmü Süleym’e (r.anha) ve Hz. Âişe’ye veriyordu. Bu harbin en şiddetli bir zamanıydı. Bir ara askerler arasında panik baş göstermiş, Resûlullahın (s.a.v.) yanından ayrılmışlardı. Resûlullah efendimiz, yanındaki 12 kişi ile hiç yerinden ayrılmamış, sebat göstermişti. Bu çok tehlikeli harp gününde, Hz. Âişe ile Hz. Ümmü Süleym, asker arasında, durmadan arkalarında kırbalarla su taşıyorlar ve yaralıların ağzına su veriyorlardı. Bu kaplan (kırbaları) boşalınca son derece bir çeviklikle geri dönüp gelerek kırbaları dolduruyorlar, sonra yine acele edip yaralılara su veriyorlar, onların yaralarını sarıyorlardı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ümmü Süleym (Radiyallah-u anha) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 7
03 Mayıs 2009Bab-üs Selam kapısı Mescid-i Nebevvi
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 7
Hz. Ümmü Süleym’in faziletleri çoktur. Peygamberimize ve Onun hanımlarına çok hizmet etmiştir. Peygamberimiz, Onun hakkında buyurdu ki: “Rüyamda Cennete girdim. Bir de baktım ki, Ebû Talha’nın hanımı Rumeysâ (Ümmü Süleym) de oradaydı.” O, Resûlullahı çok sevdiği gibi, Resûlullah (s.a.v.) da Onu ve bütün ailesini severdi. Hanımlarından başka kimsenin evine gidip istirahat etmediği halde, Hz. Ümmü Süleym’in evine giderdi. Orada âdetleri üzere kaylûle yaparlar, öğleden evvel biraz uyurlardı. Namaz vakti gelince, hasırdan seccadeleri serip, Onun çocukları ile beraber namaz kılardı.
Hz. Ümmü Süleym’in oğlu Enes bin Mâlik (r.a.) şöyle anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) Medine’ye geldiği zaman ben küçüktüm. Annem Hz. Ebû Talha ile evlenmişti. Ebû Talha çok fakir kalmıştı. Çünkü malının tamamını Resûlullaha (s.a.v.) hediye etmiş, O da fakirlere sadaka olarak dağıtmasını istemişti. Bir iki gün hiç yemek yemeden geçirdiğimiz zamanlar olurdu. Bir gün annemin eline biraz arpa geçmişti. Onu un yaptı ve iki ekmek pişirdi. Komşudan azıcık süt istedi. Ebû Talha’yı da çağır, beraber yiyelim dedi. Ben de sevinerek çık-üm. Resûlullah (s.a.v.) Eshâb-ı kirâm ile oturuyorlardı. Yâ Resûlallah annem sizi çağırıyor dedim. Kalktılar, Eshâb-ı kirâma da kalkınız buyurdular. Eve yaklaştık. Ebû Talha’ya (r.a.): “Hiç bir şey hazırladın mı ki, bizi davet ediyorsun?” buyurdular. “Yâ Resûlallah, dünden beri bir şey yememişim, evde bir şey olacağını zannetmiyorum”, dedi. “Peki, Ümmü Süleym bizi niçin davet etti, eve bir bak!” buyurdular. Ebû Talha içeri girdi. Ümmü Süleym (r.anha.), iki arpa ekmeği pişirdim, komşudan da biraz süt istedim. Enes’i seni çağırması için gönderdim, dedi. Ebû Talha dışarı çıkıp Ümmü Süleym’in (r.anha) dediklerini söyledi. Peygamberimiz (s.a.v.) “Zararı yok, içeri girelim” buyurdular. Kendileri, Ebû Talha ve ben içeri girdik. “Ekmekleri getirin” buyurdular. Mübârek ellerini ekmeklerin üzerine koydular, parmaklarını açtılar ve on kişi çağırın buyurdular. Çağırdım, “Oturunuz, bismillah deyip, parmaklarımın arasından yiyiniz!” buyurdular. Bu on kişi, bu şekilde yeyip doydular. “On kişi daha çağırın” buyurdular. Çağırdım. Onlar da aynı şekilde doydular. Böylece Eshâb-ı kirâm’dan yetmişüç kişi yeyip doydular. Sonra üçümüz yedik, doyduk. Sonra ekmekleri annem Ümmü Süleym’e (r.anha verdiler) “Al ve ve kime istersen yedir” buyurdular.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ümmü Süleym (Radiyallah-u anha) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 8
03 Mayıs 2009Bab-üs Selam kapısı Mescid-i Nebevvi
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 8
Resûlullah (s.a.v.) efendimiz, çok kerre Hz. Ümmü Süleym’in (r.anha) evine teşrif eder ve orada istirahat ederlerdi. Bir gün, istirahat için uyudukları bir sırada, mübârek alınları terlemişti. Ümmü Süleym (r.anha) mübârek alınlarının terini silmeye başladıkları zaman uyandılar ve Ona sordular: “Yâ Ümmü Süleym! Ne yapıyorsun?” Cevabında: “Yâ Resûlallah, bereket için alnınızın terini mendille alıyorum, bunu saklıyacağım” Hz. Ümmü Süleym (r.anha), Resûlullahın mübârek terini, böyle mendil ile toplar ve bunu bir şişe içinde saklardı.
Yine bir ara Resûl-i Ekrem efendimiz, Hz. Ümmü Süleym’in (r.anha) evinde busu tulumunun ağzından su içmişlerdi. Ümmü Süleym (r.anha) bu tuluma, Peygamberimizin (s.a.v.) mübârek ağızları dokundu diye bereketlenmek için sakladı ve bir daha kullanmadı.
Hz. Ümmü Süleym’in Resûlullah’a (s.a.v.) sevgisi, saygısı ve hizmeti çoktu. Resûlullah efendimiz (s.a.v.) de Ümmü Süleym’e (r.anha) iltifat gösterirlerdi. Ona çok duâ etmişlerdi. Kendisine, ailesine ve çocuklarına hayır ve bereket istemişlerdi. Nitekim Ümmü Süleym (r.anha.), Resûlullah’a (s.a.v.) hizmet etmesi için oğlu Enes bin Mâlik’i götürüp teslim ettiklerinde, Ona duâ etmelerini istedi. Peygamberimiz de (s.a.v.) Hz. Enes hakkında, ömrünün uzun ve hayırlı olması, mal ve evladının çok olması ve sahip olduğu her şeyin feyizli ve bereketli olması için duâ etmişti. Resûlullahın (s.a.v.) duası bereketiyle Enes bin Mâlik (r.a.), 103 yaşına kadar yaşayarak, 80 evlâdı, bunlardan; 78’i erkek, yalnızca ikisi kız olmuştur. Malı da sayılamıyacak kadar çoktu. Hz. Ömer’in halifeliğinde halka fıkıh ilmi öğretmek için Basra’ya gidip 91 (m. 710) tarihinde orada vefât etti.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ümmü Süleym (Radiyallah-u anha) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 9
03 Mayıs 2009Mescid-i Nebevvi
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 9
Hz. Ümmü Süleym’in erkek kardeşi Haram bin Milhan ve kız kardeşi Ümmü Hiram da, Resûlullahın (s.a.v.) iltifatına mazhar olmuştur. Hz. Ümmü Süleym’in evine sık sık gitmesi Resûlullaha soruldu ğunda, buyurdu ki: “Ben, Ümmü Süleym’e acıyorum. Çünkü O’nun erkek kardeşi (Haram bin Milhan) bana yardım ederken şehîd olmuştur.” Ümmü Süleym’in (r.anha) kızkardeşi Ümmü Hirâm’ın (r.anha) evi de Resûlullahın (s.a.v.) ziyâret ederek şereflendirdiği yerlerdendi. Bazen kaylûle için oraya gider, uyurlardı. Bir gün uykudan kalktıklarında tebessüm ederek Ümmü Hirâm’a buyurdular ki “Ümmetimden bir kısmını gemilere binip, kâfirlerle gazaya giderler gördüm.” Ümmü Hirâm (r.anha) bu müjdeyi duyunca, “Yâ Resûlallah! Dua et, ben de onlardan olayım” dedi. “Yâ Rabbi! Bunu da, onlardan eyle!” buyurdu. Hz. Mu’âviye (r.a.) zamanında Ümmü Hirâm (r.anha) kocası ile gemilere binip Kıbrıs’a cihad etmeye gitti. Orada attan düşüp şehîd oldu (Bkz. Ümmü Hirâm (r.anha).
Bir ara Resûlullah (s.a.v.) hac için Mekke’ye gidiyorlardı. Ümmü Süleym’e buyurdular ki: “Ey Ümmü Süleym! Bu sene bizimle hacca gelir misiniz?” O da: “Yâ Resûlallah! Kocamın iki bineceği vardı. Bunlardan birini kendisi, birini de oğlu için alıp, hacca gidiyor. Bana bir binecek kalmadı” dedi. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz (s.a.v.), Ümmü Süleym’i (r.anha) mübârek hanımlarının develerine bindirip hacca götürdüler. Yolda kadınların develeri, arkadan geliyordu. Bunların hizmetinde de, Resûlullahın (s.a.v.) kölesi Enceşe (r.a.) vardı. Hz. Enceşe develeri yürütmek için nağmeli sözler söylüyordu. Resûlullah (s.a.v.) bunu işitince: “Enceşe, Enceşe!. Yavaş söyle, yavaş söyle! Kadınlar rahatsız olmasınlar” buyurdu.
Hz. Ümmü Süleym, çocuk terbiyesi bakımından üstün bir bilgi sahibiydi. Çocukları çok güzel terbiye eder ve yetiştirirdi. Oğlu Hz. Enes, bu hususta şöyle bildiriyor: “Allahü teâlâ anneme iyi karşılıklar versin! Bana çok iyi bakıp, çok iyi yetiştirdi.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ümmü Süleym (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 10
03 Mayıs 2009Mescid-i Nebevvi
Ümmü Süleym (Rumeysâ) Radiyallah-u anha- 10
Hz. Ümmü Süleym, hadîs ilminde çok bilgi sahibiyi. O da, birçok dîni mes’eleleri halleder, Eshâb-ı kirâmın çözemediği birçok mahrem meselelere cevap verirdi. Kendisinden Hz. Ebû Hureyre, oğlu Enes bin Mâlik, Hz. Zeyd bin Sâbit, Hz. Ebû Seleme ve Hz. Amr bin Âs gibi bazı Eshâb-ı kirâm, hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Bir ara Eshâb-ı kirâmdan Hz. Zeyd bin Sâbit ve Hz. Abdullah İbn-i Abbâs, bir mes’ele hakkında ihtilâfa düşmüşlerdi. Gelip kendisine sordular. O da meseleyi halletti ve ikisinin de ikna olacağı cevaplar verdi. Ümmü Süleym (r.anha) mahrem meseleleri Resûlullah’a (s.a.v.) sormaktan çekinmezdi. Çünkü Peygamberimizin süt teyzesi idi
Resûl-i Ekrem efendimiz (s.a.v.) da’vetlere icâbet eder ve verilen ziyafetin sadaka olup olmadığını sormazdı. Çünkü âdet olarak ziyafetler sadaka olarak değil, hediye olarak verilirdi. Bunun gibi Hz. Enes’in annesi Ümmü Süleym ve yine Enes’in rivâyet ettiği üzere, bir terzi Resûl-i Ekrem’i da’vet etmiş ve Resûl-i Ekrem’e kabak yemeği ikram etmiştir. Ayrıca İranlı bir zât Resûl-i Ekrem’i da’vet etti. Resûl-i Ekrem: “Âişe de beraber mi?” diye sordu. O ise: “Hayır” deyince, Resûl-i Ekrem: “Ben de gelemem!” buyurduktan sonra, adamın tekrar daveti üzerine Hz. Âişe (r.anhâ) ile davete icâbet ettiler. Da’vet eden kendilerine, yemek olarak erimiş kuyruk yedirdi. Resûl-i Ekrem, hepsinin yemeğini yedi ve kendilerine bir şey sormadı.
KAYNAKLAR
1) El-İstiâb cild-4, sh-455
2) El-İsâbe cild-4, sh-461
3) Hilyet-ül-evliyâ cild-2, sh-57
4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8, sh-424
5) Müsned-i İbn-i Hanbel cild-3 sh-105
6) Sahîh-i Buhârî (Kitab-ül-Cenaiz) Bâb. 42
7) Sahîh-i Müslim (Kitâb-ül-Libâs) H. No: 23
8) Şevâhid-ün-Nübüvve Cüz-5, sh-12
İslam âlimleri ansiklopedisi cilt 2 sh; 64…68
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ümmü Süleym (Radiyallah-u anha) nın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu;
03 Mayıs 2009Ravda-i Mutahhara
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu;
Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından ve Ensâr’ın büyüklerinden. Adı, Zeyd bin Sehl bin Esved bin Haram bin Amr bin Zeyd-i Menât bin Adî bin Amr bin Mâlik en-Neccâr el-Ensârî’dir.
Eshâb-ı kirâmın meşhûr okçularındandır. Müslüman olmadan önce de okçuluğu ile meşhûrdu. Yiğitliği ve kahramanlığı ile birlikte bilhassa iyi ok atması ile tanınmıştı. Kendisinin okçuluğunu tanıtan bir şiiri vardır.
Zeyd’im ben, hem Ebû Talha’yım da.
Her gün bir av bulunur silâhımda.
Medine’de doğdu. Doğumu hakkında kesin bir tarih bildirilmemektedir. Esas adı Zeyd olup, “Ebû Talha” künyesi ile meşhûr olmuştur. Babası Sehl, annesi de Ebâde binti Mâlik’tir. Hanımı, Hz. Enes bin Mâlik’in annesi Ümmü Süleym binti Milhân’dır.
Hz. Ebû Talha’nın mensûb olduğu Amr bin Mâlik kabilesi, Peygamberimizin Mescidinin batı tarafında “Babür-rahme” civarında ikâmet ediyorlardı.
Hz. Ebû Talha, Peygamberimizin İslâmiyeti tebliğ etmeye başladığı sırada kabilesinin reisi (başkanı) bulunuyordu. Müslüman olduktan sonra, Resûlullahın çok sevdikleri ve itimad ettikleri Eshâbından oldu. Onunla beraber bütün harplere iştirak etti ve çok kahramanlıklar gösterdi. Hicretin otuzdördüncü (m. 655) senesinde 70 yaşında iken vefât etti. Daha sonraki bir tarihte de vefât ettiği bildirildi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha el-Ensari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 2
03 Mayıs 2009Mescid-i Nebevvi
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 2
Hz. Ebû Talha, İslâm güneşinin Mekke-i Mükerremede doğup cihanı aydınlatmaya başladığı sırada 20 yaşına erişmiş tam gençlik çağını yaşıyordu. Bu sırada Mâlik bin Nadr’dan dul kalan ve Hz. Enes bin Mâlik’in annesi olan Ümmü Süleym ile evlenmek istedi. Bu Ümmü Süleym, cahiliye devrinde Mâlik bin Nadr ile evliydi. İslâmiyeti kabul edince, kocası dininden ayrılması için çok uğraştı. Hz. Ümmü Süleym’in müslümanlığı terk etmemesi sebebiyle Kocası Mâlik buna darılıp Şam’a doğru yola çıkmış, yolda da eşkıyalar tarafından öldürülmüştü. Eşinden dul kalan Ümmü Süleym, kendisi ile evlenmek isteyen Ebû Talha’ya (r.a.): “Benim de seninle evlenmek arzum yok değil! Senin bu arzunu red etmek istemezdim. Fakat ben, İslâmiyeti kabul edip müslüman oldum. Sen ise, henüz müşriksin. Dînime göre, müslüman bir kadının, kâfir olan bir erkek ile evlenmesi caiz olmayıp, yasaktır. Eğer müslüman olursan, seninle evlenirim ve müslümanlığından başka bir şey de istemem.” dedi. Ebû Talha da, Onun bu talebini kabul edip, müslüman oldu ve onunla evlendi. (Bkz. Ümmü Süleym). Hz. Ümmü Süleym’den Abdullah ve Ebû Ümeyr adında iki oğlu olmuştur. Başka bir rivâyette de, Hz. Ebû Talha’nın, İslâmiyeti kabul edişi şöyle bildirilmektedir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) efendimiz, İslâmiyeti Medinelilere öğretip yaymak için Mus’ab bin Umeyr’i (r.a.) vazifelendirmişti. Hz. Mus’ab, Medine halkına İslâmiyeti anlatırken, bir gün Ebû Talha (r.a.) ile görüşüp, Onu da bu dîne girmeye davet etmişti. Hz. Ebû Talha İslâmiyeti kabul ettikten sonra, Mekke-i Mükerreme’ye giderek Resûlullah efendimiz ile görüşüp, Onunla konuşmak, sohbetinde bulunmak şerefine de kavuşmuştu. Mekke’de, Resûl-i Ekrem’e bîat ettikten sonra tekrar Peygamberimiz tarafından, Medineye gönderilmiş ve oradaki Ensâra İslâmiyeti tebliğ etmek, açıklayıp öğretmek için ta’yin olunan nakiblerden (temsilcilerden) biri olmuştu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha el-Ensari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 3
03 Mayıs 2009Uhud şehidliği
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 3
Hicretten sonra Peygamberimiz, Onun ile Muhacirlerden ve Cennet ile müjdelenenlerden Hz. Ebû Ubeyde bin Cerrah arasında kardeşlik akdi yaptı. Resûlullah’a teslimiyeti ve bağlılığı, tarifi zor olan bir aşk derecesinde idi. Hz. Ebû Talha, malı mülkü, çoluk ve çocuklarıyla birlikte hayatını Resûlullah’a hizmetle geçirmiştir. Resûlullah efendimiz kendisini çok severdi. Bedir’de ve diğer bütün muharebelerde Resûlullah’tan hiç ayrılmamıştı. Müşriklerle yapılan Uhud harbinde çok büyük fedâkârlıkları görülmüştür. Uhud’da, bir ara müslümanlar dağılmışlardı. Düşman askerleri tâ Resûlullah’ın yanına kadar yaklaşmışlardı. Bu durum, büyük bir tehlike arz ediyordu. Buna rağmen bir avuç fedâkâr müslüman, Resûlullah’ın etrafında halkalanıp, canlı bir duvar meydana getirdiler. Onu korumak için canlarını fedâ ettiler. Hz. Ebû Talha da, Resûlullah’ın yanından hiç ayrılmayanlardandı. Resûlullah’a saldıran ve O’na büyük sıkıntı veren müşriklere karşı eline geçirdiği bir kalkanı kullanıp vücudunu siper ederek, onlardan hiçbirisini Resûlullaha yaklaştırmamış ve bir yandan da son derece maharetle düşmana ok yağdırmaya devam etmiştir. O kadar ki, arkasında bulunan Resûlullah efendimiz arada bir mübârek başını kaldırır ve Ebû Talha’nın (r.a.) attığı okların isabet ettiği yerleri gözetirdi. Resûlullah’a bir okun isabet edeceğinden korkup: “Yâ Resûlallah! Anam babam, canım sana kurban olsun! Mübârek başınızı kaldırmayınız ki, size bir düşman oku isabet edip zarar vermesin! Beni boğazlamadıkça, bunlar sana ulaşamazlar. Ben ölmedikçe size bir şey olmaz” diyerek Resûlullah’ı kendi nefsine tercih ederdi. Yüksek sesi ile düşmana korku salardı. Bundan dolayı Peygamber efendimiz, “Asker içinde Ebû Talha’nın sesi, yüz kişiden hayırlıdır” buyurdu. Uhud harbinin bu dehşet veren safhası, Allaha ve O’nun Resûlü Muhammed aleyhisselâma îmân edip, canlarını fedâ etmekte bir an dahi olsun tereddüt etmeyen müslümanlara Allahü teâlânın yardımı ulaşarak son buldu. Dağılan müslümanların, Resûlullah’ın etrafında tekrar toplanması ile zafer kazanıldı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha el-Ensari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 4
03 Mayıs 2009Uhud şehidliği Okçular (Ayneyn) tepesi
Talha el-Ensari (Zeyd bin Sehl) Radiyallah-u anhu – 4
Hendek harbinde de, kendisine ayrılan bölgeyi, kabilesi ile birlikte en iyi şekilde savunup korumuştur. Hz. Ebû Talha, Hayber savaşında da, Resûlullahın maiyetinde muharebeye katılmış, hatta bu esnada Resûlullah’ın bir emrini müslümanlara tebliğ etmekle memur edilmişti. Şöyle ki, daha önce Arapların yediği ehli merkep eti, bu harp esnasında harâm edilmişti. Bir ara müslümanlardan bazıları merkep eti yemek için ateş yakmışlar, bu etleri pişirmeye başlamışlardı. Müslümanların bu halinden haberdâr olan Resûlullah efendimiz, Hz. Ebû Talha’yı gönderip, ehli eşek etini yemenin harâm edildiğini bildirmesini istedi. Askerlerin karargâhına varan Ebû Talha (r.a.), hepsine bu emri tebliğ etmiş, ocakların üstünde pişen tenceredeki etler hemen dökülmüştü.
Hz. Ebû Talha, Mekke’nin fethinde de, kendi kabilesi ile birlikte savaşa iştirak etmiştir. Huneyn harbinde ise çok büyük fedâkârlıklar göstermiştir. Bu harpte yalnız kendisi yirmi müşrik (puta tapan) askerini öldürmüş ve Resûlullah efendimizin “Her kim, kaç düşman askeri öldürürse, öldürdüğü kimselerin atı, silâhı ve diğer techizatı öldürene aittir. Ganimete dahil değildir.” emirleri gereğince, 20 askerin bütün techizatı kendisine kalmıştır.
Hz. Ebû Talha, Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte Veda Haccında bulunduktan sonra, Medine’ye geri döndü. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) vefât ettiği zaman, kabr-i şerîflerini, Medine halkının âdetine uygun olarak kazmak şerefine de nail olmuştur.
Hz. Ebû Talha, Resûlullah’ın vefâtından sonra Hz. Ebû Bekr-i Sıddîk ve Hz. Ömer’ül-Farûk’un halifelik zamanlarında yapılan harplerin de çoğuna katılmıştır. Bu muharebelerde de büyük kahramanlıkları görülmüş ve nice kâfirleri, dinden ayrılanları maharetle kullandığı oku ile yere sermiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Talha el-Ensari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









