‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar

Termik Santralı (Nusaybin)

Süfyan-i Sevri (Radiyallah-u anh)- 9

Yine Süfyan-i Servi (r.a.) buyurdu;

-“Para, mal ve mülk, kişinin Zâhid olmasına mâni değildir. Dünyalığı bulunmayan de Zâhid sayılmaz. Dünyanın faydasız şeylerine aşırı düşkünlük olup olmadığı araştırılıp, ona göre hüküm verir. Bir kimsenin elinde dünyalığı vardır. Fakat zâhid’dir. Bir kimsenin de dünyalığı yoktur. Lâkin zâhid değildir. Mal, insanın silahı gibidir. Ya’ni, insan canını sıhhatını, dinini ve şerefini mal ile korur.”

Yine Süfyan-i Sevri (r.a.) Buyurdular ki;

-“Bir kimsenin, DUA ederken yalnız kendisine DUA edip, anne ve babasına ve diğer Müslümanlara DUA etmemesi, Kur’an-i kerim okumayı bildiği halde her gün en azından yüz ayet okumaması, camiye girdiği halde iki rek’at olsun namaz kılmadan çıkması, kabristandan geçtiği halde mevtalara selam vermemesi, bir yerde yalnız olarak yaşıyorsa, Cuma’ günü şehre geldiği halde Cuma’ namazını kılmaması, bulunduğu beldeye bir âlim geldiği halde, onun ilminden hiç istifade edememesi, bir kişi ile dost olduğu halde ismini öğrenmeden ayrılması, bir tanıdığı kendisini da’vet ettiği halde da’vateine gitmemesi, gençlik çağı büyük bir fırsat olduğu halde, o zamanını boşa geçirmesi, kendisi tok ve komşusunun aç olduğunu bildiği halde, ona bir şeyler vermemesi o kimsenin gafletindendir.”

Yine Süfyan-i Sevri (r.a.) buyurdular ki;

-“Kendini iyi tanı. O zaman hakkında söylenenler sana zarar vermez.”

Yine Süfyan-i Sevri (r.a.) buyurdular ki;

-“İlim öğrenmenin dört şartı vardır;”
-“1.İlk şartı; susmak ve edebli olmaktır.”
-“2.İkinci şartı; Dikkatle dinleyip ezberlemektir.”
-“3.Üçüncü şartı; Öğrendiği ile amel etmektir.”
-“4.Dördüncüsü ise; Öğrendiği ilmi başkalarına öğretmek, herkese yaymaktır.”

Yine Süfyan-i Sevri (r.a.) buyurdular ki;

-“İyi ve kötü amellerin kendilerine mahsus kokuları vardır. İyiliğin kokusu çok hoş, kötülüğün kokusu ise, rahatsız edicidir. Kalbde kötülük yapmak için bir meyil olduğu anda kokusu, insanın yanındaki meleklere gelir. İyilik durumunda da iyi kokuyu hemen alırlar. Nasıl ki o melekler, sizi hiç rahatsız etmiyorlarsa, siz de onları rahatsız etmeyin.”

Süfyan-i Sevri (r.a.) buyurdular ki;

-“Ey İnsan! Senin bütün sermayen, dünyadaki birkaç günlük ömründür. Bu günler mutlaka gelip geçecek, hatta bir çoğu geçti. O halde hiç olmazsa geride kalanların kıymetini bil.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Süfyan-i Sevri hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Barış Parkı (Nusaybin)

Süfyan-i Sevri (Radiyallah-u anh)- 10- Nasihatlar

Süfyan-i Sevri (radiyallah-u anh) nin Nasihatı;

-“Ey kardeşim! Her zaman ve her yerde, DOĞRU OL. Yalan, sözünde durmamak, emaneti yerine getirmemek gibi hötü huylardan çok sakın. Yalancı ve sözünde durmayanlarla düşüp kalkma. Çünkü böyle kimselerle beraber olmak, günaha sebep olur.”

-“Yine sözlerinde ve işlerinde RİYA’DAN sakın. Çünkü Riya (gizli) Şirktir. UCUB’DAN da kendini muhafaza et. Ucub, yaptığı ibadetleri, iyilikleri beğenerek bunlarla övünmektir. Ucub bulunan âmel, Allah-u teâlâ’nın katında makbul değildir. (Fakat bunların Allah-u Teâlâ’dan gelen ni’metler olduğunu düşünerek sevinmek, ucub olmaz.).”

-“Sen, dinini, dini üzerine titreyen (Sünnet-i seviye’ye bağlı, ilmiyle amel eden) âlimlerden öğren. Çünkü, dininde sağlam olmıyan, ilmiyle amel etmiyenlerin hâli, hasta olup, kendisini tedaviden ve kendine bir çare bulmaktan aciz olan tabibin haline benzer. Böyle bir tabib insanların hastalıklarını, nasıl teşhis edip, iyileştirir? Onlara nasıl ilaç tavsiye eder? Çünkü o kendisi hastadır, İşte dini üzerine titremeyen, ilmiyle amel etmiyen bir kimse senin dinine, imanına zarar gelir diye nasıl titrer? Ne derece titizlik gösterebilir?”

-“Aziz Kardeşim!”

-“Dinin, senin etin ve kanın yerindedir. Kendin için ağla. Kendine merhamet et. Sen kendine acımazsan başkası hiç acımaz. Senden dünya sevgisini giderip, AHİRETE HAZIRLIK İÇİN TEŞVİK EDEN KİMSELERLE OTURUP KALK. Dünya işine dalıp, AHİRETİ UNUTANLARLA DÜŞÜP KALKMA. Çünkü onlar senin dinini, itikadını ve kalbini bozarlar. Ölümü çok hatırla, Geçmiş günahlardan dolayı çok İSTİĞFAR ET. (Allah-u Teâlâ’dan af ve mağfiretini iste.) Kalan ömrün için, Allah-u Teâlâ’dan seni muhafaza etmesini iste.”

-“Aziz kardeşim!”

-“Güzel edep ve güzel ahlaka iyi sarıl. Cemaata muhalefet edip, onlardan ayrılma. ÇÜNKÜ HAYIR, CEMÂAT İLEDİR. Fakat, cemâat dünyaya dalıp, dünyalarını mâmur etmeğe çalışıyorlarsa, onlara uymazsın. Dini hakkında senden bir şey soran her mü’mine, yardımcı ol. Onlara yol göster. Onlara nasihatta bulun. Allah’u Teâlâ’nın beğendiği bir işte, seninle müşâvere eden (sana danışan) bir kimseden hiçbir şeyi gizleme. Bir mü’mine hiyanet etmekten çok sakın. KİM BİR MÜ’MİNE HİYANET EDERSE, ALLAH-U TEÂLÂ VE RESÛLÜ (Sallallahu aleyhi ve selem) NE HİYANET ETMİŞ OLUR. Mü’min bir kardeşini Allah-u Teâlâ’nın rızası için sevdiğin zaman, canını ve malını ondan esirgeme.”

-“Munakaşa ve mücadele de yapma. Haksızlık edip, günaha girebilirsin. Her yerde sabırlı ol. Sabır hayra ve iyiliğe, bunlar ise Cennete götürür. Hiddet ve gadaptan da kendini muhafaza et. Bunlar, insanı kötülüğe çeker. Kötülükler ise cehenneme götürür. ÂLİMLERLE MUNAKAŞA YAPMA. Kıymetini düşürürsün. Âlimlerin yanına gidip gelmek rahmettir. Âlimlerle irtibati kesmekten Allah-u Teâlâ razı olmaz. Âlimler Peygamberler (a.s.) varisleridirler. Zühd (Dünyaya rağbet etmemek) e sarıl ki, Allah-u Teâlâ sana çok şeyler ihsan etsin. Vera’ (şüphelilerden sakınmağa) ya yapış ki, hesabın kolay olsun.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Süfyan-i Sevri hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Veysike Çağ-Çağ deresi (Nusaybin)

Süfyan-i Sevri (Radiyallah-u anh)- 11- Nasihatlar

-“Aziz kardeşim!”

-“Seni şübheye düşüren şeyleri bırakıp, şüpheye düşürmiyen şeylere sarılırsan günaha düşmekten kurtulursun. İyiliği emret, kötülükten alıkoy, ALLAH-U TEÂLÂ’NIN SEVDİĞİ KUL OLURSUN. Fasıkları sevme. Böyle yaparsan, şeytanları kovmuş olursun.”

-“Dünyada, kavuştuğun şeylerden dolayı sevinci ve gülmeyi azalt, Allah-u Teâlâ’nın nezdinde kıymetin olur. Ahretin için çalış, dünya için Allah-u Teâlâ kâfi olur. İçini, kalbini güzelleştirirsen, Allah-u Teâlâ da dışını güzelleştirir. Hataların, günahların için ağla. Refik-i a’lâ ehlinden olursun.”

-“Allah-u Teâlâ’dan gafil olma. Çünkü Allah-u Teâlâ senden gafil değildir. Allah-u Teâlâ’nın senin üzerinde hakları vardır. Onları yerine getirmen gerekir. Bu vazifelerden gafil olma. Kıyamet gününde onlardan hesaba çekileceksin. Vekar ve i’tidâl sahibi ol. Bir işin ahretin için muvafık, uygun olduğunu görürsen, ona yapış. Eğer ahretin için muvafık değilse, dur, ona yapışanların ne yaptıklarını ve ondan nasıl kurtulduklarını gör. Hemen acele etme.”

-“Allah-u Teâlâ’dan afiyet (sıhhat) dile. Ahiretle alakalı bir işe yöneldiğin zaman, senin ile onun arasına şeytan girmeden önce, acele edip onu hemen yap, geciktirme!”

-“Çok yeme, yerken de niyetsiz ve isteğin olmadan yeme. (yemeği, sağlık, sıhhat ve afiyet sahibi olup, daha iyi ibadet ve tâat yapabilmek niyetiyle ye.) Karnını şişirme, Allah-u Teâlâ’yı zikredip, anmana mâni olur.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Süfyan-i Sevri hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)

Süfyan-i Sevri (Radiyallah-u anh)- 12- Nasihatlar

-“İnsanların elindekine düşkün olma. Çünkü bu insanın dinine zarar verir. İnsanların elindekine rağbet etme. Çünkü bu kalbi katılaştırır. DÜNYAYA DÜŞKÜN OLMA! Dünyaya düşkün olmak , kıyamet günü insanın ayıbını ortaya çıkarır. Kalbi ve cesedi günah ve hatalardan arınmış, eli zulümden uzak, kalbi kin, hile ve hiyanetten kurtulmuş, karnı haramdan boş olan kimselerden ol. Haram kazançla beslenen vucut cennete giremez.”

-“GÖZÜNÜ İNSANLARDAN ÇEVİR. İhtiyacın olmadan yürüme. Boş yere sebepsiz konuşma. Senin olmayan şeyi alma. KALAN ÖMRÜN İÇİN, ACABA DİNİME VE AHİRETİME BİR ZARAR GELİR Mİ DİYE KORK. Bunun hüzün ve endişesi içerisinde ol.”

-“Allah-u Teâlâ’ya tâatta (beğendiği işlerde) bulunan Salih bir müslümana buğz etme. Büyük, küçük herkese merhametli ol. AKRABAN İLE ALAKAYI KESME. SANA GELMEYENE, SEN GİT. Akraban, seninle alakayı kesseler de sen kesme. SANA ZULMEDENİ SEN AFFET. Peygamberler (a.s.) ve şehidlerle beraber olursun.”

-“Çarşıya fazla girme. Çünkü çarşıda (çoğunlukla) iyi olmiyan şeyler görülür. Çarşıda fazla kalma, ihtiyacını gör ve ayrıl.”

-“Oruca devam et. O, kötülük kapısını kapalı tutar. İbadet kapısını açar. AZ KONUŞ, KALBIN YUMUŞAK OLUR. KATILAŞMAZ. Ekseriyetle suskun ol, Vera’ sahibi olursun. Dünyaya hırslı olma, hasedci olma, anlayışın sür’atli olur.”

-“Herkesi kötüleyici ve suçlayıcı olma, insanların dilinden kurtulursun. ŞEFKATLİ VE MERHAMETLİ OL, HERKSE SENİ SEVER. Allah-u Teâlâ’nın yaptığı taksime razı ol, RIZKINDAN MEMNUN OLURSAN, GÖNLÜ ZENGİNLERDEN OLURSUN.”

-“Allah-u Teâlâ’ya tevekkül et. Kuvvetli olursun. Dünya ehli ile onların dünya menfaatlari üzerinde münakaşa etme, O ZAMAN SENİ, ALLAH-U TEÂLÂ VE İNSANLAR SEVER. Mütevazi (alçak gönüllü) ol, Salih amelleri tamamlamış olursun. Acırsan, her şey sana acır.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Süfyan-i Sevri hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-çağ barajı (Nusaybin)

Süfyan-i Sevri (Radiyallah-u anh)- 13- Nasihatlar

-“Kıymetli kardeşim!”

-“Günlerini gecelerini ve saatlarını boşa geçirme, AHİRETİNE HAZIRLIK YAP. Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmaya bak. Bu da, Allah-u Teâlâ’ya ibadet ve tâatla olur.”

-“Kıymetli kardeşim!”

-“Cömert ol. Bununla Allah-u Teâlâ, sana hesabını kolay yapar. Çok iyilik yap. Kabrinde sana arkadaş olurlar. HARAMLARDAN SAKIN, İMANIN TADINI DUYARSIN. Takva ve Vera’ ehli (haramlardan ve şübhelilerden uzak duran) ile oturup kalk. Allah-u Teâlâ ahretini iyi yapar.”

-“Dünya ve ahretin hususunda, Allah-u teâlâ’dan korkan kimselerle istişare et, onlara danış. Hayırlı işlerde acele et. Allah-u Teâlâ, seninle ma’siyet 8günah olan ve kötü şeyler) arasında perde yapar. Allah-u teâlâ’yı çok an, Allah-u Teâlâ seni dünyaya düşkün yapmaz.”

-“Ölümü çok hatırlarsan, Allah-u teâlâ sana dünya işini hafif kılar. Cennete kavuşmağa arzulu olursan, Allah-u teâlâ seni beğendiği işleri yapmağa muvaffak kılar. Cehennemden korkarsan, dünya musibetleri sana hafif ve kolay olur.”

-“CENNET EHLİNİ SEVERSEN, KIYAMET GÜNÜ ONLARLA BERABER OLURSUN. Günah işleyen ve kötülük yapanları sevmezsen, SENİ ALLAH-U TEÂLÂ SEVER.”

-“Müslümanlardan hiç kimseye kötü söz söyleme. Hiçbir iyiliği hor görme. Açıkta ve gizlide ilk işin Allah-u Teâlâ’dan korkup, yasakladığı şeylerden sakınmak olsun.”

-“Allah-u tâlâ’dan şöyle kork; Ölmüşsün, kabirde başına gelenleri görmüşsün, sonra kıyamet kopup diriltilmişsin, sonra haşr olup, Allah-u Teâlâ’nın huzurunda durmuş dünyada yaptıklarından hesaba çekiliyorsun. Bu sıradaki sıkıntılarla karşılaşıyorsun, sonra cennet ve cehenneme gidiyorsun. Eğer cennete gidiyorsan ebedi ni’metlere kavuşuyorsun, Cehenneme gidersen, çeşit çeşit azablar göreceksin ve orada olup, kurtulma da yok. İşte bütün bunları görüp, başına bir musibet gelmesinden nasıl korkuyorsan, Allah-u teâlâ’dan da öylece kork.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Süfyan-i Sevri hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Termik Santral (Nusaybin)

Rabi’a-tül Adaviyye (radiyallah-u anha)

Tabiinin büyük hanım evliyalarden. Babası İsmaildir. Dünyaya düşkün olmaması ve ibadetleri ile meşhur olan bir hatundur. 135 (M.752) de Kudüs civarında vefat etti.

Babası İsmail’in üç kızı vardı. Bir tane daha doğunca adını Rabi’a (Dördüncü) koydu. Babası İsmail efendi çok fakir olduğundan, Rabi’a (r.a.) doğduğu gece evde ihtiyaç olan şeylerden hiç biri yoktu. Bu duruma annesi çok ağlayıp mahzun oldu.

Efendisine;

-“Filan komşuya gidip, bir miktar kandil yağı isteyebilir misin?” dedi.

Hazreti Rabi’a nın babası, Allah-u Teâlâ’dan başka kimseden bir şey istememeğe söz vermişti. Bununla beraber hanımını üzmemek için o komşunun evine giti. Kapıya elini sürdü ve geri dönüp,

Hanımına;

-“Kapı açılmadı.” Deyince hanımı ağladı.

O da çok üzüldü. Babası, başını dizine dayadı ve öylece uyuya kaldı. RÜ’YASINDA Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) i gördü.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) kendisine buyurdu ki;

-“Hiç üzülme. Bu kızın öyle bir hanım olacak ki, ümmetimden YETMİŞBİN Kişiye şefaat edecek. Yarın bir kağıda şöyle yaz; (-“Sen her gece Pygamber efendimiz (a.s.v.) e yüz salavat-i şerife, Cuma’ geceleri de dört yüz salavat gönderirdin. Bu Cum’a gecesi unuttun. Bunun kefareti olarak, bu yazıyı sana getiren zatta dörtyüz altını HELAL PARANDAN ver.” Sonra; -“Basra valisi İsa Zadan’a git. O yazıyı ver.”)

Hazreti Rabi’a (r.a.) nın babası uyandığında, peygamber efendimiz (a.s.v.) i görmenin şevkiyle ağlıyordu.

Hemen kalktı, denileni yaptı. Vali mektubu alınca, Resulullah (a.s.v.) ın kendisini hatırlamanın şükrü için, binlerce altını fakirlere sadaka olarak verdi. Hazreti Rabi’a (r.a.) nın babası İsmail efendiye de mektubta yazılanı ve ona ilave olarak pek çok altını da sadaka verip, bir ihtiyacı olursa tekrar gelmesini tenbih etti.

Hazreti Rabi’a (r.a.) nın babası, altınları aldıktan sonra lüzümlü ihtiyaçlarını temin etti. Böylece geçimleri rahatlamış oldu, Ve kızlarına rahatça bakıp çok güzel edeb ve terbiye ile büyüttüler.

Rabia-tül Adaviyye (r.anha.) biraz büyümüştü ki, annesi ve babası vefat etti. Üstelik Basra’da kıtlık ve fevkalade pahalılık oldu. Bu hengamede Rabi’a-tül Adaviyye (r.a.) nın ablaları dağıldılar. KİMSESİZ KALAN RABİ’A’YI ZALİM BİR KİMSE YAKALADI VE HİZMETÇİ OLARAK İŞ GÖRDÜRDÜ. Daha sonra da köle olarak altı gümüş karşılığında bir ihtiyara sattı.

O ihtiyarın hizmetçisi olarak, gösterilen zor işleri dahi sabırla yapmağa çalışıyordu. Çok sıkıntılı günler geçirdi. Çok zahmetler çekti. Fakat isyan etmedi. ALLAH-U TEÂLÂ’NIN TAKDİRİNE RAZI OLDU.

Edebi fevkalade idi. Bir gün karşısına bir na mahrem (yabancı) çıktı. Ondan sakınayım diye hızla giderken düşüp kolu kırıldı.

Acz ve kırıklık içinde, mahzun olmuş bir kalb ile Allah-u Teâlâ’ya yalvardı.

-“Ya Rabbi!… Garib ve kimsesizim….

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Rabi’a-tül Adaviyye (Radiyallah-u anha) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kelehke şeyh Atman (Navale) Kara tajdin kalesi

Rabi’a-tül Adaviyye (radiyallah-u anha)- 2

Acz ve kırıklık içinde, mahzun olmuş bir kalb ile Allah-u Teâlâ’ya yalvardı.

-“Ya Rabbi! Garib ve kimsesizim. Yetim ve öksüzüm. Köle edindim. Bir de kolum kırıldı. Lakin ben bunların hiç birine üzülmüyor, yalnız senin rızanı istiyorum. Bilemiyoruım ki, acaba, sen benden razı mısın?”

Bu sırada bir ses duyuldu;

-“Üzülme, sen ahrette meleklerin bile imreneceği bir makamda bulunacaksın.” Diyordu.

Rabi’a (r.a.nha) tekrar efendisinin evine geldi. Günlük hizmetleri yerine getirir, akşama kadar ayakta dururdu. Bununla beraber hergün oruçlu olur, geceleri de Allah-u Teâlâ’ya ibadet ve tâatle geçirirdi.

Bir gece efendisi uyandığında Rabi’a (r.anha) nın odasından sesler geldiğini duydu. Pencereden baktı.
Gördü ki, Rabi’a (r.anha), secde halinde, Allah-u Teâlâ’ya şöyle niyaz ediyordu.

-“Ey Rabbim! Biliyorsun ki benim arzum senin emrine uymaktır. Benim saâdetim senin huzurunda bulunmaktır. Eğer elimden gelse, sana ibadetten, bir an geri kalmam. Fakat ev sahibinin hizmetinde bulunduğum için ona hizmet ediyorum ve sana gereği gibi ibadet edemiyorum…”

Ev sahibi, bunları duydu. Ayrıca Rabi’a (r.anha) nın başı üstünde bir kandil bulunduğunu, kandilin bir yere asılı olmayarak havada durduğunu, odanın o kandilin nur’u ile aydınlandığını görünce hayretten dona kaldı.

Bunun üzerine ev sahibi;

-“Artık Rabi’a (r.anha) köle olamaz.” Diyordu.

Sabaha kadar uyuyamadı. Sabah olunca hemen Rabi’a (r.anha) yi çağırdı ve dedi ki;

-“Artık serbestsin. Dilediğini yap. Ama burada kalırsan ben sana hizmet ederim.”

Rabi’a (r.anha);

-“Gideyim.” Dedi.

Oradan ayrılıp küçük bir eve yerleşti. Bütün vakitlerini ibadetle geçirir, bir gün ve gecesinde bin rek’at namaz Kılardı. Kefenini daima yanında taşır, namaz kılacağı zaman onu serer, üzerine secde ederdi. Kefeni yanında olmadan gezdiğini, kefenini beraberinde almadan konuştuğunu kimse görmedi.

Süfyan-i Servi (r.a.) ve Hasan-i Basri (r.a.), rabi’a hatundan feyz alırlardı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Rabi’a-tül Adaviyye (Radiyallah-u anha) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Hasan keyf (Batman)

Rabi’a-tül Adaviyye (radiyallah-u anha)- 3

Rabi’a-tül adaviye (r.anha) kimseden bir şey almazdı. Bir keresinde Hasan-i Basri hazretleri (r.a.), kendisini ziyarete gitmişti. Kulubesinin kapısında, zenginlerden birinin ağlamakta olduğunu gördü;

Hasan-i Basri (r.a.);

-“Niçin ağlıyorsunuz? Diye sordu.

O zengin;

-“Zühd ve kerem sahibi şu hatun olmazsa, halk mahv olur. O zamanın bereketidir. Allah-u Teâlâ bizi, bir çok belâ ve sıkıntılardan onun hürmetine muhafaza etmektedir. Ona bir miktar yardımım olsun diye şu altın dolu keseyi getirdim. Fakat kabul etmez diye korkuyorum. Onun için ağlıyorum. Siz bunu ona verseniz belki sizin hatırınız için kabul eder.”Dedi.

Hasan-i Basri (r.a.) içeri girip olanları bildirdi.

Rabi’a (r.anha) buyurdu ki;

-“Ben bu dünyalıkları hakiki sahibi olan Allah-u Teâlâ’dan istemeğe utanır iken başkasından nasıl alırım? Allah-u teâlâ bu dünyada, kendisini inkar edenlerin dahi rızkını vermekte iken, klabi O’nun muhabbetiyle yanan birinin rızkını vermez mi zanediyorsunuz? O kimseye selamımızı söyle. Kalbi mahzun olmasın. Biz Allah-u Teâlâ’dan başkasından bir şey almamaya ahd ettik. Hiçbir kimseden bir şey beklemiyoruz. Geleni kabul etmiyoruz. Bir def’asında devlete ait olan bir kandilin ışığından istifade ederek gömleğimi yamadım da kalbim öyle dağıldı ki, o diktiğimi sökünceye kadar kalbimi toparlayamadım.”

Malik bin Dinar (r.a.), şöyle anlattı;

Bir gün Rabi’a (r.anha) nın yanına gittim. Abdestini almış, kalan sudan birkaç yudum da içmiş idi. Dikkat ettim, testinin bir tarafı kırık idi. Ve çok eski bir hasirde oturuyordu. Kerpiçten yapılmış bir de yastığı vardı.

BUNLARI GÖRÜNCE ÇOK ÜZÜLDÜM, İÇİM YANDI VE;

-Ey Rabi’a! Zengin arkadaşlarım var. Kabul edersen sana onlardan bir şeyler alayım.” Dedim.

Rabi’a (r.anha) bana dönerek;

-“Ya malik! Bana da, onlara da rızkı veren Allah-u Teâlâ’dır. O fakirleri fakir olduğu için unutup, zenginleri de zengin olduğu için hatırlıyor ve yardım ediyor mu sanıyorsun?” dedi.

Ben de;

-“Hayır, hiç öyle olur mu?” dedim.

Bunun üzerine Rabi’a (r.anha);

-“Madem ki Rabbım benim halimi bliyor, benim hatırlamama lüzüm yok. O öyle istiyor, biz de o’nun istediğini yapıyoruz.” Diye cevab verdi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Rabi’a-tül Adaviyye (Radiyallah-u anha) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Veysike (Nusaybin)

Rabi’a-tül Adaviyye (radiyallah-u anha)- 4

Rabi’a-tül Adaviyye (r.anha), çok oruç tutardı. Bir defasında bir hafta hiç yiyecek bulamadı. Sekizinci gece açlığı iyice şiddetlendi. Nefsine eziyet ettiğini düşünürken birisi kapıyı çaldı. Bir tabak yemek getirdi. Rabi’a (r.anha) yemeği alıp, yere koydu. Mum getirmeğe gitti. Geri gelince bir kedinin yemeğini dökmüş olduğunu gördü. Su bardağını almaya gitti. Mum söndü. Su içmek isterken bardak düşüp kırıldı.

O da;

-“Ya Rabbi! Bu zavallı kulunu imtihan ediyorsun, fakat acizliğimden sabredemiyorum.” Diyerek bir ah çekti. Bu ah’tan neredeyse ev yanacaktı.

Bir ses duyuldu;

-“EY Rabi’a! İstersen, dünya ni’metlerini üstüne saçayım. İstersen, üzerindeki dert ve belalari kaldırayım. Fakat bu dertler, belâler ile dünya bir arada bulunmaz.”

Bu sözü işitince şöyle dua etti;

-“Yarabbi, beni kendinle meşgül eyle ve senden alıkoyacak işlere beni bulaştırma.”

Bundan sonra dünya zevklerinden öyle kesildi ki; kıldığı namazı;

-“Bu benim son namazımdır.”

Diye o huşu’ ile kılar, hep Allah-u Teâlâ ile meşgül olurdu. Hatta birisi gelip kendisini Allah-u Teâlâ ile meşgüliyetten alıkoyar korkusuyla;

-“Ya Rabbi! Beni kendinle meşgül eyle ki, beni kimse senden alıkoymasın.” Diye dua ederdi.

-“Niye evlenmiyorsun?” diye ısrar edenlere de

Şöyle söyledi;

-“Benim üç büyük derdim var. Benim, bunların sıkıntısından kolayca kurtulmamı garanti ederseniz, o zaman evlenirim.”

-“Birincisi; (Acaba son nefsimde imanını kurtarabilecek miyim?)”

-“İkincisi; (Kıyamet gününde amel defterimi sağ tarafımdan mı, yoksa sol tarafımdan mı verecekler?)”

-“Üçüncüsü; (herkesin hesabı görüldükten sonra bir gurup Cehenneme ve bir grup Cennete geiderken, acaba ben hangi gurupta bulunacağım?” dedi.

O kimseler;

-“Biz bu suallerin cevabı olarak size bir şey söylemekten aciziz.” Dediler.

Rabi’a (r.anha);

-“O halde önümde böyle dehşetli günler varken ve bu günlere hazırlanmak elbette lazım iken, evlenmeyi nasıl düşünebilirim?” buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Rabi’a-tül Adaviyye (Radiyallah-u anha) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e veysike (Nusaybin)

Rabi’a-tül Adaviyye (radiyallah-u anha)- 5

Bir gün ikindi vakti yanına bir misafir geldi. Tencerede bir parça et vardı. Eti pişirip misafira ikram edeyim diye düşündü.

Fakat, yemeği hazırlamak için de misafirin yanından ayrılmadı. Nihayet akşam vakti oldu. Namazlarını kıldılar. Kendisi de, misafiri de oruçlu idiler. Nihayet evde bulunan bir kuru ekmek ve bir miktar suyu misafira ikram için hazırladı.

Baktı ki, etin bulunduğu tencere Allah-u Teâlâ’nın izni ile kaynıyor ve et yemeği çok güzel pişmiş, yemeği misafire ikram etti. İftar ettiler.

Misafir olan kimse dedi ki;

-“Hayatımda bu kadar lezzetli bir yemek yemedim.”

Rabi’a-tül Adaviyye (r.anha);

-“Her halinde Allah-u Teâlâ’yı hatırlayan ve sadece O’nun rızasını istiyenlere işte böyle yemek pişirirler.” Buyurdu.

Rabi’a-tül Adaviye (r.anha) nın hacca gitmek arzusu çoğaldı. Bir kafileye katılarak yola çıktı.

Yolda merkebi ölünce kafiledekiler;

-“Eşyalarınızı bizim hayvana yükleyeylim.” Dediler.

Rabi’a (r.a.);

-“Ben Allah-u Teâlâ’ya tevekkül ederek yola çıktım. Siz yolunuza devam ediniz. Ben yavaş yavaş gelirim.” Dedi.

Ve kervan yoluna devam etti.

Rabiâ (r.anha);

-“Ya Rabbi! Çok aciz olduğumu görüyorsun, biliyorsun. Beni evine da’vet ettin ama bineğim yarı yolda öldü. Koca çölde yalnız kaldım. Durumu sana havale ettim.” Diyerek eşyalarını yükledi.

Rabi’a’nın bu yalvarışından sonra Allah-u Teâlâ merkebi diriltti. Rabi’a (r.anha) buna çok sevindi.

Bir gün, Rabi’a-tül Adaviyye (r.a.) ye yemek yapmak istediler, fakat soğan yoktu. Komşundan alalım dediler.

Rabi’a-tül adaviye (r.a.nha);

-“Kırk senedir Allah-u Teâlâ’dan başkasından bir şey istememek üzere söz verdim. Zararı yok, yemek soğansız olsun.” Buyrudu.

Rabi’a (r.a.) sözünü yeni bitirmişti ki, bir kuş ayaklarındaki soğanları oraya bırakıp gitti.

Bunu gören Rabi’a (r.anha);

-”Bu İlahi bir imtihandır. Allah-u Teâlâ’nın azabından emin değilim, korkuyorum.” Deyip yemeği değil kuru ekmeyi yedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Rabi’a-tül Adaviyye (Radiyallah-u anha) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu